Karikatürist Morris ile yazar Goscinny’nin çizgi romanı Red Kit, 1946’da “Merhaba” dedi. Türkiye’de ise okuyucular 1956’da tanıştı. Yalnız kovboy, Amerika’da Vahşi Batı’da suçluların peşinde koşar. Adaletin gerçekleşmesini sağlar. 100’e yakın kitaplardan birinin adı 1962 doğumlu “Petrole Hücum”dur. Red Kit’in, 1857’de hücuma uğrayan kasabada düzeni kurmaya uğraştığı macera, diğer maceraları gibi Amerikan tarihinden esinlenir.
Amerika’ya sonraları toprakları yetmez. Arka bahçesine ve Ortadoğu’ya yönelir. İran’da 1979 yılındaki rejim değişikliğinin sonunda petrol arzında düşüş, fiyatların neredeyse iki katı artmasına yol açar. 1973’teki kriz tekrar eder sanki. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü, ABD’ye ham petrol ambargo başlatır. Akaryakıt teminindeki sorun, Amerika’da benzin satışlarının karneye bağlanmasını beraberinde getirir. Artan pompa fiyatlarının neden olduğu kuyruklar tüm dünyada görülür. Trump, o yıllarda 30’lu yaşlarındadır. Krizden onun da olumsuz etkilendiği belirtilir. Galiba petrol takıntısı, zamanının çoğunu benzin kuyruğunda geçirmesindendir.
Kuyruk mağduru Donald John, 1946’da Mary Anne MacLeod ve Fred Trump’ın dördüncü çocukları olarak dünyaya gelir. Askeri lisede okur ama topuk dikeni Vietnam’a giderek kahramanlık yapmasını engeller. İnşaat işine girer, babasının 200 milyon dolarlık servetinin etkisi vardır mutlaka, vergi vermemenin yolunu belediye ile anlaşarak bulur. Türkiye’de de İstanbul Mecidiyeköy’deki Trump Tower Mall diye bilinen rezidans ve alışveriş merkezi benzeri projeleri yapar. Federal hükümete 20 yıl vergi ödemediğini itiraf eder. Aklı başında tarihçiler ve akademisyenler faşist ve otoriter diye tanımlar onu. Boeing pazarlamacısı, emeğe ve çevreye düşmanlığı ile bilinir. Eşcinselliği bir sorun olarak görür. İdamı ve işkenceyi savunur. Göçmenlere düşmanlık yapar. Katil İsrail’in politikalarını destekler. Gazze’de, neredeyse cesetlerin üzerine, tatil köyü yapmak istediğini söyler. Uluslararası anlaşmalardan çekilir.
Son marifeti; imha etme, değiştirme ve boyun eğdirme politikası ile Türkiye’den koronavirüs salgınında tıbbi maske yardımı yapılan Venezuela petrollerine konmak oldu. Aslında ABD emperyalizminin çizdiği rotayı sağlamlaştırdı. Trump, uyuşturucu ticaretini ileri sürerek, kongresini hiçe sayıp savaş ilan etmeden önce uluslararası sularda teknelere saldırdı, ardından bence politikacıların ve ordunun ihanetine uğrayan Venezuela liderini kaçırdı. İyi ki BBC’de çalışmıyorum kaçırdı yerine yakalandı demem gerekirdi. Bana bu, zam yerine fiyat ayarlaması sözünü de aklıma getiriverdi nedense. Irak’ı hatırlayalım. Irak’ı, kitle imha silahları ürettiği ki daha sonra bunun bir Amerikan senaryosu olduğu ortaya çıktı, bahanesiyle işgal etti. Ordusunun ve halkının ihanetine uğradı. Amerika’nın da dâhil olduğu Batılı ülkeler, iktidar güçlerinin halka ateş açmasının ardından, ülkeyi bombaladı. Saddam gerçekten yakalandı. İdam edildi. İdam görüntüleri televizyonlarda yayınlandı. Tesadüfe bakın, Irak ve Libya da petrol zengini idi.
Dünyanın tek süper gücü olma amacındaki Trump için “haydut süper güç doktirini”ni rehber ettiği belirtiliyor. Ancak, başka ülkeleri haydut diye nitelemek bumerang etkisi gösterdi. Amerikalı tarihçi ve sosyal bilimci Noam Chomsky, yıllar önce Amerika’nın haydut devlet olduğunu söylemişti. Meseleyi sadece Trump özelinde ele almamak lâzım. Vahşi kapitalizmin ana vatanında izlenen politikanın seyridir aslında. Emperyalizmin yaşamak için her şeyi göze almasıdır. Dünya için tehlike saçmasıdır.
Amerikan emperyalizminin yeni kaynaklar araması sürüyor. İran, yıllardır olduğu gibi ilk hedef gibi gözüküyor. Uygulanan ambargonun yol açtığı rahatsızlık sonucu halkın sokaklara taşması faydalandığı alanı açıyor Trump’a. Adının bir sokağa verilmesi cabası. İranlıları düşünüyormuş gibi protesculara karşı güç uygulanması halinde devreye gireceği tehdidini savuruyor. Nasılsa yanında tetikçisi İsrail var.
Trump’ın hedefindeki diğer ülkeler, arka bahçesi gibi gördüğü Küba, Kolombiya, Meksika. Ayrıca Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki dünyanın en büyük adası, Çin ve Rusya’ya karşı ulusal tehdit diye zırvalanan özerk Grönland. Venezuela’nın komşusu Kolombiya için bahane hazır, uyuşturucu kaçakçılığı. Meksika için benzer bahane var, uyuşturucu kartelleri. Ülkesinin yol açtığı Suriye sorununu söz etmeye gerek yok. Yaşıyoruz. Maduro’nun kaçırılmasından sonra ekonomik desteğini kaybettiği belirtilen Küba için “çöküşe hazır” ifadelerini kullandı ABD Başkanı. Ona göre, hükümetin değişmesi için müdahale edilmeli.
Burada bazı şeyleri hatırlamak gerekir. Amerika, 1961’de Castro rejimini devirmek için Küba’ya işgal girişiminde bulundu. Türkiye’de bile suikastla öldürülmesi üzüntüyle karşılanan Kennedy başkanlığındaki Amerika’da, CIA’nın oluşturduğu Kübalı sürgün birlikleriyle bir işgal harekâtı başlar. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz. Tarihe Domuzlar Körfezi Çıkarması olarak geçen bu Amerikan harekâtı, Castro başkanlığındaki devrimci Küba güçleri tarafından akamete uğratılır. Trump’ın eğitim yaşamında, üniversite dâhil, okuduğunu varsaydığım Amerikan tarihini hatırlaması ve dünyanın en korkutucu ordusuna sahip olduklarını belirterek kendini kral ilan etmesini bir kez daha düşünmesi yanlış olmaz.
Peki, Trump’a bunları söylüyoruz ama hedefindeki ülkelerin çoğunda yöneticilerin de demokrasi havarisi olduklarını ileri süremeyiz. Yine de her kim olursa olsun, neo-faşist de olsa bir ülkenin devlet başkanının haydutça yöntemlerle kaçırılması kabul edilemez.
Not: Milletvekili maaşı kemiksiz 273 bin liraya yükseldi. Yetmez. Seyyanen zam yapılsın.