Bir şeyler ölçmek için cihazlar, aletler geliştirilmiş, ilk çağlardan itibaren. Hangisinin ilk ölçü aleti olduğu konusunda farklı görüşler var. Bunlardan biri, nippur denilen bakır alaşımlı bir çubuk. MÖ 2650 civarında Irak’ta doğmuş. Yunan tüccarlar kare şeklindeki, Çinliler de yeşim taşından yapılmış ağırlıkları kullanmış. Sonra uzaklıkları ölçebilmek için kumpaslar icat edilmiş. Dürbün falan derken, lazere kadar gelinmiş.

Ölçmede temel amaç ne? Basit. Uzunluğun, alanın, kapasitenin ya da bir olgunun belirli bir birim cinsinden hesaplanması. Mesela metrik sistemi ki Türkiye’de de kullanılıyor. Ayrıca İngiliz ölçüm sistemi de var. Türkiye’ye genelde belki sadece televizyon ekran ölçüsü olarak uğruyor. Neyse saniye, dakika ve saat ortak birimler.

Bir soru daha. Neler ölçülüyor? Bazılarını sayalım: Basınç, sıcaklık, ağırlık, zaman, nem, direnç, iletkenlik, gürültü, radyasyon ve akım. Seviye ölçümü de var ama mecazi değil. Müteahhitlerin binalarının yıkılmasına sebep olmakla suçladığı Richter ölçeği. Yabancı taraftarlara açılmayan taksimetreler. Sağlık açısından yapılan ölçümler de önemli. Diyabetik ölçüm, kan testi gibi. Bir takım ölçüler de vardır. Tehdit niyetinde. Boyunun ölçüsünü alırım, alnını karışlarım.

Peki, psikolojik durumu da ölçmek mümkün mü? Dürüstlük mesela. Uzmanlar şöyle belirtiyor: Dürüstlük, insan ahlakının temeli. Yalan söylememek, aldatmamak veya başkalarını kandırmamak dürüstlük için yeterli sayılmıyor. Dürüstlük kapsamlı bir karakter disiplini olarak kabul ediliyor. Doktorlara göre, dürüst olmamak sadece psikolojik veya ahlaki bir eylem değil, aynı zamanda nörolojik bir olay.

Hukuki açıdan da bakılabilir dürüstlüğe. Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” başlığının 2. maddesine işaret ediliyor. Hüküm şöyle: “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Maddedeki, borç ibaresi ödevi de ifade edecek şekilde geniş anlamda kullanılmış.

Siyasal açıdan da ölçüm yapılabilir. Ölçüm için en önemli kriter nedir? Siyasal ahlak ya da etik. Veya kamu etiği diyebilirsiniz. Siyaset ile etik iç içedir. Siyasetin Bu nedenle siyasetin temelindeki unsurlar, etik olmadan değerlendirilemez. Türkiye yurttaşlarının yaşamını etkileyen her siyasi hareket siyasi ahlak ya da etik açısından değerlendirilir. Siyaset, hırstan arınmalıdır. Yurttaşların gönencini öncelemelidir. Bir borcu yerine getirmektir. Siyasi ahlak iflas etmemelidir.

Buralara nereden geldik? Eski AKP’li, gazeteci Şamil Tayyar’ın mutlak butlan kararının cuma günü açıklanacağını söylemesinden ve tahmininin bir gün önce tutmasından. Sadece tahmini tutun Tayyar değil. Eski genel başkanın zamanı manidar, “Ben hazırım” minvalindeki video mesajı. Peki, buraya nereden gelindi? Kılıçdaroğlu ve şürekâsının yapılan kurultayları daha önemlisi sandalyelerini kaybetmeyi hazmedemeyip mahkemeye başvurması. Siyasi Partiler Yasası’na değil, Dernekler Yasası’na sığınması.

Demokrasiyi pekiştirdiği iddia edilen karar uyarınca, temyizden dönmezse, Kılıçdaroğlu ve parti organları sandalyelerine kavuşacak. Yorumsuz, bir iki isim iddialar doğruysa zikredelim: Barış Yarkadaş, Gürsel Tekin, Berhan Şimşek, Mahir Polat, Balıkesir BB Ahmet Akın, Deniz Demir. 23 milletvekili videoyu RT yapmış. Butlanla, 19’u iktidar partisine geçenlerin dışındaki belediye başkanlarının durumu tartışmaya açılacak. Hatta milletvekilleri. Muhalefet tepkilerini hemen koydu. İktidarın küçük ortağının davaya karşı çıkması ve CHP’nin zedelenmemesi gerektiği uyarısı ise pek ciddiye alınmamış sanki.

Ciddiye alınmayan sadece iktidar ortağı olsa yine iyi. Ciddiye alınmayan, kararlarının tartışılamayacağı Anayasa’da hükme bağlanan bir kurum. Yüksek Seçim Kurulu. Kurultay kararlarını onayan bu kurul, bir istinaf mahkemesince taca çıkarıldı. Diyeceksiniz ki Anayasa’yı uygulamayan bir ülkede kim takar başkanı yeni değişen YSK’yı? Kanarya sevenler derneği yönetiminin bile garantisi yok artık. Daha önceki yazılarımdan birinde belirtmiştim. Mutlak butlan kararı mutlak buhran doğurur diye. Mutlak buhran doğdu.

Darbeler geçirmiş bir partiye il başkanlığından sonra, ilk kez bir eski genel başkan kayyum olarak atanıyor. Tayinli başkan şu anda ne yapıyor bilemiyorum. Ancak bir ara mutfağında börek açıp, çay demliyordur eşiyle. Bayram şekeri hazırlıyor olabilir. Halaya durur mu onu da bilemem. Şöyle demiş: “CHP kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.” Keşke bu sözleri biri ona sesli okusa. Yoksa iktidar rozetini takmış “Beraber yürüdük bu yollarda” sözlerine eşlik ediyor demektir. Erken seçimden söz eder mi sanmıyorum. Kılıçdaroğlu, elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi, partiyi oyuncak saydığı aşikâr, “Bana ne, bana ne” diye mızmızlanıyor.

Beklediği telefonun Özgür Özel’den gelmeyeceği belli oldu. Özel, makbul muhalefet partisi olmayacaklarını vurguladı. Milletin kararına savaş açıldığına işaret ederek muhalefetin tarihe geçtiğini söyledi. Fotoğrafları bile il başkanlıklarından kaldırılan kişi Kılıçdaroğlu. Tarih gerçekleri yazar. Ama tarihi Bay Kemal için yormaya gerek yok.

Not: Klişe gibi ama gerçek. Demokrasi, hukuk ve adalet herkese lâzım.