Bazı kitaplar vardır, okunmak için alınır. Bazı kitaplar vardır, fikir edinmek için okunur. Bazı kitaplar vardır, intihal için iyidir. Bazı kitaplar vardır, pahalıdır, ikinci eli makbuldür. Bazı kitaplar vardır, masaların sallanmasını önler. Bazı kitaplar vardır, sizi demir parmaklıklar arkasına gönderir. Bazı kitaplar vardır, tanınmış biriyseniz kargoyla gelir size. Bazı kitaplar vardır, dekor olurlar sadece tozları alınır. Bazı kitaplar vardır, doğrudan ya da dolaylı mesaj vermek için kullanılır. Bazı kitaplar vardır, bu amaçla kameraya dönük yerleştirilir, seyircinin kafasını yemesi beklenir.

Kitap konusundaki bu derin bilgilerden sonra dilimize yerleşen bazı kelimeler üzerinde duralım. Mesela, darbe. Evlerden ırak. Basit olarak; darbe, ordu veya iktidar mensupları tarafından seçilmiş lideri görevden almak için girişilen yasa dışı ve/veya açık girişim. Kurum içi darbeler de anayasal ve yasal süreçleri devre dışı bırakarak içeriden haksız bir şekilde yönetimi ele geçirmesi diye tarif ediliyor.

Bir başka kelime: hazımsızlık, mecazi anlamda. Midedeki asitin artmasıyla, şişkinlikle uzaktan yakından ilgisi yok. Yapay zekânın, internetten topladığı bilginin yalancısıyım, bir durumu, bir başarıyı veya bir gerçeği kabullenememe, kıskançlık veya hazmedememe durumunu gösteren psikolojik ve sosyal bir kavrammış. Belirtileri, eleştirilere kapalı olmak, dedikodu yapmak ve sürekli rekabet halinde olmakmış. Mide sorununda olduğu gibi, 13-14 kere karbonatlı su içseniz de duygusal stresin bedene yansıması bireyde ego veya özgüven eksikliği yaparmış.

Bakalım, hırs ne anlama geliyormuş? Yapay zekâyı bırakıp TDK sözlüğüne bakalım. Şöyle tarif etmiş: Bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, şiddetli ve sonu gelmeyen istek, taşkın arzu, aç gözlülük. İslam Ansiklopedisi’ne göre, hırs genellikle mal, mevki, şöhret, ilim gibi maddî veya mânevî imkânları elde etme yahut daha genel olarak belli bir amacı gerçekleştirme hususunda kişinin bütün benliğini saran tutku.

Bir kelimeye daha bakalım. İşbirliği. Yanlış yazılışını kullanmak istedim. Ayrı yazınca heyecanı olmuyor. Yine TDK’ya göre, menfaatleri veya amaçları aynı olan kişilerin oluşturduğu ortaklık. Çalışma ortaklığır. Eş anlamlısı “teşrik-i mesai”. Amaç bir görevi tamamlamak, yerine getirmek, daha büyük kaynaklara sahip olmak. Birleştirici birlik olduğu kadar birleştirici ilhak da mümkün. Sonuçta menfaat.

Kendimi, sözlük gibi görmekten kurtarmak için son kez meşruiyet kelimesine bakalım. Kökeni Latinceden geliyor: legitimare. Basit anlamıyla, hukukilik. Ancak basit değil. Şöyle ki yönetime halkın rızasının olması şart. Yönetim, iktidara sadece geliş biçimiyle değil, iktidarda kalış biçimiyle, iktidar olarak yaptığı iş ve icraatlar ile de meşru olmak zorundadır. İktidar olmak şart değil. Bir kurumun yönetimi de aynı anlamda meşruiyet ister.

Eski, iktidar destekli atanmış ana muhalefet genel başkanının, neredeyse talimatıyla, oradan buradan toplanmış militanlar yeterli olmayınca, genel merkez polis tarafından basıldı. Yangın söndürme cihazlarına benzeyen gaz aparatları ve plastik mermilerle, barikattan başka çaresi olmayanların üzerine gidildi. Ama polise haksızlık edildi. Eski partililer, binayı teslim eden polise bir çikolatayı bile çok görüp, 12. katta hepsini gömdüler.

Polis dışında devlet kurumları, mesela eski kararlarına bakmayı unutan taze oluşturulmuş seçim kurulu, mutlak butlan başvurusunu reddetti. Hukuki konulara giremeyeceğim. Hukukçuların bile kafası allak bullak oldu. Hatta halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak yasasının mimarı, paylaştığı mesajı silmek zorunda kaldı. İktidarın ortağı feragatten arınmaya evrildi. Her zaman sureti haktan görünen iktidar partisinin abisi, mahkemenin mutlak butlan kararını yanlış bulduğunu açıkladı. Belli ki iktidar partisinin sözcüsü gibi bölündürülmüş ana muhalefet partisinin iç sorunu olduğunu içselleştirmemişler. Zaten onları iktidar kanadında dikkate alan da yok.

Atanmış genel başkan, 28 Mayıs’taki genel merkez ziyaretini biber gazı etkisinden tamamen arınmamış olacak ki iki gün sonraya erteledi. Parti Meclisi toplantısı da “uygun” zamana. Konuşmasında muhtemeldir ki yine örgüt kültürü, arınma gibi konulara değinecektir. Basın danışmanı ya da içlerinde bir zamanlar Taraf gazetesinin yazarı da olan ekiple metin üzerinde çalışacaktır. Tabii, kimleri partiden “temizleyeceği” konusuna kafa yorarken veya genel merkez çalışanlarını işten atmaktan vakti kalırsa. Henüz seçildiğinde tebrike gittiği İmamoğlu hakkında net bir sözü yok.

Başı işinden aşkın atanmış başkan, Meclis Başkanlığı’na, seçilmiş başkanın grup başkanlığına seçilmesinin iptali için başvuruda bulundu. TİP Hatay milletvekili Can Atalay’ın üç kere AYM tarafından kararı bozulan ama Yargıtay kararı işlerine geldiği için görmezden gelen meclis başkanlığına.

Kurultay meselesine gelince. Ne zaman çıkacağı belirsiz Yargıtay kararını bekleyecekmiş. Ne de olsa hesap uzmanı. Aylardır, defteri kebirini denk düşürmeye çalışıyordur. İktidar tarafından SSK’yı batırmakla suçlanan atanmış, şu anda çok gözde. Eş başkanlık talep ederse şaşırmamak gerekir ama cevap tahmin edilebilir. İç işlere iktidarı karıştırmasın. İlk etapta ana muhalefet partisinin iktidar amacına ket vurulmuş gözüküyor. Bölündürülmüş partinin atanmış başkanının ipe un sereceği, partisini güçsüz bir şekilde seçimlere götüreceği, anayasa değişikliğine evet diyerek tekrar adaylığa yol açacağı iddia ediliyor.

Atanmışın her açıklamasında hiçbir sorumluluk kabul etmediği, etmeyeceği görülüyor. Umarım geç olmadan uyarıları duyar. GORA’daki repliğe dikkat edeceği umuduyla: “Komutan Logar, bir cisim yaklaşıyor efendim.” Yaklaşanın ne olduğunu görmek için masasındaki kitapları hıfzetmek, bilge olmaya gerek yok.

Not: Büyükbaş 1/7 hisse 36 bin, bir kilo baklava 2 bin, 250 gram çikolata 250 lira. İyi bayramlar.