Mangal; kömür ateşinde et, sucuk, ciğer, sebze pişirmek için kullanılan araç. Fiyatı 800 lira civarında başlıyor. Çok binlere varan rakamlara çıkıyor. Ancak 2023’te Meclis bahçesinde bütçe görüşmeleri sırasında kurulan 15 metrelik mangalın fiyatını kestirmek zor. Pişirilenlerin fiyatı ayrı bir konu. Gerçi ondan önce, 2017 yılında köfte partisi Meclis’i dumana boğmuştu. 2024’teki partide eleştirenlere “leblebi mi dağıtalım” diye kızan Kayseri büyükşehir belediye başkanının sucuk partisi vardı.
Başkan, katıldığı bir “steak house” açılışında ise ikinci plana düşüverdi. Eski bakan Mehmet Özhaseki, kurdele kesmeden önce yaptığı konuşmada lokantanın sahibine “Et kokusunu alıp gelen fakir olursa geri çevirme, parasına da gel bizden al” deyiverdi. Dikkat, fakiri içeri al, masada ağırla anlamına gelmiyor bu istek. Ayrıca fakirliğin tanımı da yapılmıyor bu konuşmada.
Madem yemekten söz ettik, devam edelim. Yaz aylarının vazgeçilmez tadı dondurma. Bodrum’un ünlülerle bilinen semti Yalıkavak’taki dondurmanın bir topunun 400 lira olduğu haberi lahmacun tartışmasını geride bıraktı. Lahmacun tartışmasında “Herkesin bütçesine göre lahmacun var” sözleriyle fiyatı aklayan yetkililer ve esnaf, eleştirenleri de vatan haini diye değil ama en azından turizmi baltalayan Bodrum haini diye yaftaladılar. Dondurma için henüz böyle bir tepki yok.
Duyulunca ceza yazılan, sosyal medyada paylaşılana kadar denetim yapmayan yetkililer varken, yakında dondurmaya yedi kişi birden girilecek sanki. Gazeteci İbrahim Kahveci’nin hesaplarına göre, Türkiye’de gerçek anlamda refah artışı son yedi yılda sıfır seviyesinde. Asgari ücretlinin alım gücü de son yedi yılda yüzde 73,5'den yüzde 65,2’ye gerilemiş. Emekli, dul ve yetim için yıllık gelirin yaşam maliyetini karşılama oranı ise son yedi yılda yüzde 74,3’den yüzde 54,5’e gerilemiş. Yani, refahta fakirleşilmiş.
Fakirliğin uğramadığı kesimlerden biri vekiller. Hatta meslekleri avantaj da sağlıyor. Ancak son girişimlerini anlamış değilim. Kooperatif kuruyorlar. Hâlbuki böyle bir oluşuma ihtiyaçları yok bence. İstanbul’daki kooperatifte dairelerin fiyatı 1 milyon 860 bin liradan başlıyor, 4 milyon 100 bin liraya ulaşıyor. Tanıtım broşüründe “Enflasyon ve benzeri maliyet artışlarından üyelerimiz etkilenmeyecek, ilave bir mali yükümlülük doğmayacaktır” deniliyor. Deprem evleri kurasına bile girebilen bazı vekiller bu fırsatı kaçırır mı bilemeyiz.
Haftanın belki de diploma iptalinden bu yana en önemli gelişmelerinden biri yaşandı. Seçilmiş, mazbatalı Özgür Özel (resmi adıyla genel başkanı veya grup başkanı), grup toplantısında veda etti. Meclis’te ana muhalefet partisi olacaklarını söyledi. Belki de ilk kez bir lider geçmişle hesaplaşılacağını, telaffuz etmese de devr-i sâbık yaratılacağına işaret etti: “Her şey bittiğinde unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama birlikte hatırlayacağız.”
Hatırlanacak isimler arasında Zeydan Karalar, Cemil Tugay olacak mı önümüzdeki günlerde görülecek. Niye ellerini korkak alıştırıyorlar çözmek zor. Seçilmişlerin yeni parti konusundaki temkinli davranması, günlük siyasetin çok hızlı gelişmesi bir şey söylemeyi zorlaştırıyor. Demirel’in "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" sözünü hatırlatıyor.
Bu yazı hazırlanırken, yeni partinin iki grup toplantısından biri, neredeyse gece yarısındaki bugüne ertelendi. Yeni partinin kuruluşunun bugün açıklanabileceği söyleniyor. 24 Temmuz Lozan Sulh Muâhedenâmesi’nin yıldönümüne rastlıyor. Hani 100. yılında saklı maddelerinin ortaya çıkacağı palavrasının atanların midesine oturduğu tarih.
Atanmış, kendi partisinin taraftarlarına talimat vermiş: “Muhalefete muhalefet etmeyeceğiz. Ayrılanlara yönelik hiçbir olumsuz açıklama yapmayacağız. Onlar zamanında yol arkadaşımızdı." En azından yol arkadaşı olduklarını hatırlamış. Yine de Seçilmiş’i arayıp, davul zurnayla “Ben Kemal, geliyorum” demez. Hatta kendi talimatını unutabilir. Zaten umutlarını kısa mesajlara bağlamış.
Ancak dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda bu kadar kesin konuşmak mümkün değil. Gerçi Seçilmiş’in böyle bir derdi gözükmüyor. Yollarda “Dikkat iş makinesi çıkabilir”, “Kamyon çıkabilir” gibi uyarılara rastlamışsınızdır. Seçilmiş’in Saraçhane mitinginden bugüne yaptıklarına bakılınca “Dikkat Özel çıkabilir” uyarısını her yerde görmek mümkün.
Bu gelişmeler sırasında grup konuşmalarındaki çıkışlarıyla bilinen iktidarın küçük ortağı, yeni partiye hazine yardımı verilmesi gerektiğini söyleyiverdi. Bunu duyan Atanmış’ın elinde olsa Bahçeli’yi bile ihraç eder esprisi yapanlar var. Bu konuda yasal bir girişim olursa, elbette olursa hangi partilerin oylarıyla ret ya da kabul edilir acaba?
Ancak Bahçeli’nin aksine Seçilmiş ile destekleyen 90’ı aşkın milletvekilini ve onları destekleyen yurttaşları -aslında onlar istifalarla e-devlet’i çökertmekle meşgul- görmezden gelen Meclis Başkanı var. Atanmış’la görüşmeyi tercih etti süreçle ilgili olarak. Sonra diğer partilerle. İmralı’daki zatın görüşleri alındı. Yasal düzenlemelerle ittifakın kalıcı hukuki güvenceye kavuşturulmasından dem vurdu. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesinin gerekliliğinden bahsetti. Kulislerde iktidar ve İmralı arasındaki görüş ayrılıklarının bittiği çerçeve yasanın yakında çıkabileceği görüşü hâkim. Ama Kurtulmuş ile görüşen iki partinin genel başkanına göre, çerçevenin içinde ne var bilinmiyor.
İmralı’ya göre, demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkün. Ancak statü istenmesine rağmen yasada iddialara göre, Öcalan için bir düzenleme yer almayacak. Yasa sadece terör örgütü ve üyeleri için geçerli olacak. Bu düzenlemede Demirtaş ve içeridekiler olabilecek mi? AİHM kararları sadece örgüt üyeleri için mi geçerli olacak? Suçlu, suçsuz örgüt üyeleri nasıl belirlenecek? Sonuçta atılan adım bir noktaya varacak. Öğreneceğiz. Barış herkese lazım.
Barış kadar önemli olan demokrasi elbette. Demokrasi ne sağlıyor, düşünce ve ifade özgürlüğü. Ama Feti Yıldız yasası yürürlükte olduğu sürece bu özgürlük kadük kalıyor.90 gün tutuklu kaldıktan sonra 21 Mayıs’ta serbest bırakılan gazeteci Alican Uludağ tekrar gözaltına alındı. İmza ve yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Uludağ’ın paylaşımını alıntılayan gazeteci Ali Taş ise gözaltında. Neyse sevindirici haberler de var. Bir aydır tutuklu gazeteci Yıldız Tar’ın da aralarında olduğu TEMA gönüllüleri özgürlüklerine kavuştu. İfade özgürlüğü de herkese lazım.
Not: Butlan e-devlet’i görevden alacakmış.