Silivri zindanında tutsak edilen gazeteci Dr. Merdan Yanardağ'ın, BirGün gazetesindeki köşe yazısı.

Yeni Parti’nin kuruluşu, diğer bir ifade ile Özgür Özel ve arkadaşlarının öncülük ettiği muhalefet hareketi iktidarın kurduğu oyunu bozdu. Özel’in "darbe" diye nitelendirdiği 19 Mart süreci hamle ve saldırılarının bozguna uğradığı bir döneme girdiğimiz açık. İslamcı iktidar bir türlü dikiş tutturamıyor. Ancak ısrarını sürdürüyor. Başka çaresi de bulunmuyor.

Yeni Parti’nin kurulması oyunu bozduğu gibi siyasal inisiyatifi de yeniden ele geçirdi. İktidarın, Cumhuriyet’ten geriye kalan tek kurum niteliğindeki CHP’yi paralize ve imha etme planı boşa çıktı. Dahası, ülke tarihsel yüklerinden ve sınırlılıklarından kurtulmuş, dinamik, kapsayıcı hem kendi soluna hem de sağına daha kolay uzanabilecek yeni bir ana muhalefet gücü kazandı. Bu yeni yapılanma yükselen toplumsal muhalefet dalgasının üzerinden gelişerek şekillendi.

Böylece, AKP ve İslamcı-muhafazakâr hareket, çoğu yalan, iftira ve çarpıtmaya dayalı önyargılardan beslenen ve fakat toplumun en geniş kesimlerinde hâlâ etkili olan bir propaganda malzemesini de girdiği bu siyasi kumarda kaybetti.

Butlancılar da ağır bir yenilgi aldı. Bir günde marjinal bir parti haline geldikleri gibi saray ile girilen örtülü ya da dolaylı ilişki de toplumun gözünde daha da somutlandı. Geride saray iktidarının küçülmüş bir parçası kaldı. Particilik oyununu sürdürebilirler.

Yeni Parti’nin zamanlaması da kuruluş biçimi de yerindeydi. Fazla gecikmedi, ben 15 Haziran’dan sonra yeni bir partinin kuruluş sürecini başlatmak gerekir demiştim, yaklaşık aynı takvimin işlediği anlaşılıyor. CHP’li kitlelere ve üyelere de bütün yolların denendiği gösterildi. Bu konuda bir samimiyetsizliğin olmadığı da yeterince anlaşıldı. Toplumun, muhalif kitlelerin yeni bir partiyi zorladıkları da sahada gözlendi. Bu önemlidir.

CAMİ AVLUSU VE PROGRAM
Sadece tarihsel anlamı olan bir ritüel olduğu belirtilse de, Hacı Bayram-ı Veli Cami avlusunda kuruluş açıklamasının, Cuma namazının ardından yapılması doğru olmadı. Cami avlusunda, Cuma namazı çıkışında siyaset yapma alışkanlığı AKP ve Erdoğan’a aittir. Camiye siyaset sokulmamasına ilişkin eleştiriyi zayıflatan bir tutum olduğu gibi, laik bir parti için de uygun değildi. Ancak, bu programın Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti kuran Meclis’i açma törenine bir gönderme olduğu söyleniyor. Eğer öyleyse, 1. Meclis’in önüne gelerek partinin kuruluşu, adı, amblemi orada ilan edilebilirdi. Cumaya, namaza itirazım yok, ama bir siyasal partinin kuruluş açıklaması için cami avlusu doğru yer değildi. Neyse, sebebini anlıyorum, "hayırlı olsun" diyelim.

Partinin kuruluş açıklamasının içeriği, hedef kitleye ilişkin yaklaşımı ve siyasal-ideolojik çizgisine yönelik ilk verilen bilgiler ise kendi içinde tutarlı, tarihsel görevi ve işlevi bakımından da son derece doğruydu. Pergelin sabit ayağının partinin üzerinde yükseleceği ideolojik-siyasal temelin, cumhuriyetçi, halkçı, laik, demokratik ve anti-emperyalist olacağı vurgulandı. Pergelin diğer ayağının ise alabildiğine geniş bir alanı tarayacağı da anlaşılıyor. Yerindedir.

PARTİ VE İTTİFAKLAR
Siyasal partiler bütün eğilimleri içinde taşımaz. O takdirde ayrı bir parti olmanın anlamı kalmaz. Partilerin örgütsel, ideolojik ve politik yapılanması ile kurması gereken ittifakları birbirine karıştırmamak lazım. Bir sosyal-demokrat ya da bizim gibi ülkelerde benim tercih ettiğim kavram ile devrimci demokrat bir parti kendi sağındaki ve solundaki güçlerle ittifak yapabilir. Ancak, bu ittifak yapacağı güçleri içine alırsa kimliğini ve varlık gerekçesini yitirir.

Diğer taraftan, Yeni Parti CHP’nin tarihsel yüklerinden kurtulduğu için hem sosyalistlerle hem de Kürt demokratik çevreleriyle daha kolay ilişki kurabileceği gibi, söz konusu çevreler bakımından da aynı kolaylığı sağlayacaktır. Aynı durum dindar ve muhafazakâr kültürel-siyasal havzalar bakımından da geçerlidir.

Yeni Parti, ülkeyi İslamcı-faşist bir diktatörlük tehdidine karşı savunacak ve bu girişimi yenilgiye uğratmak için birleşik bir muhalefet hattının kurulmasını da kolaylaştıracaktır. Yeni Parti, kendini "devletin sahibi" zannedenlerin değil, bir anlamda devletin baskısına karşı mücadele içinden doğduğunu unutmamalıdır.

CUMHURİYETÇİ - SOSYALİST İTTİFAKI
Birleşik bir muhalefet hareketinin eksenini ise cumhuriyetçi-sosyalist ittifakı oluşturmalıdır. Böyle bir ittifak hem geniş cephenin güvencesini oluşturacak hem kalıcı olmasını sağlayacaktır. Dahası, sokağın kontrolünün sağlanması için de işlevsel olacaktır. İdeolojik-kültürel mücadelede büyük güç demektir.

Yeni Parti, çok açık ki, toplumun-ülkenin iyi yetişmiş kesimlerinin, kadrolarının her alanda desteğini sağlayacaktır. Türkiye’nin entelektüel gücü arkasında olacaktır. Bu büyük güçtür. Bu gücü içerecek bir örgütsel düzenek oluşturulamaz ve bir anlayış geliştirilemez ise bu dalga gelir, partiyi aşar ve gider. Bu kesimin önemli bir bölümü de yine hiç kuşku yok ki ideolojik ve kültürel bakımdan daha soldan gelecek ya da öyle olacaktır. Bu nedenle Yeni Parti’de bir "sol kanat" olması doğası gereğidir. ABD’de Demokrat Parti’nin bile "sosyalist" bir kanadı var ve New York’ta yerel seçimleri kazandılar.

Yeni Parti’nin kendisini "çağdaş sosyal demokrat" diye tanımladığı düşünülürse, kendi soluna açık olması gerektiği de kabul edilmelidir. Çünkü CHP çok uzun süre kendi sağına açık bir parti olmuştu. K.K. yönetimindeki CHP bir merkez partisiydi ve buna karşın başarılı olamadı.

BU KEZ KAZANALIM
Sonuç olarak Yeni Parti, ülkedeki siyasal dengeleri etkileyecek, kartların yeniden dağıtılmasına yol açacak bir gelişmeye yol açacaktır. Bu yanıyla hiç kuşkusuz iktidarın baskıları bu partiye ve liderliğine yönelecektir. Bu saldırıları göğüslemek, püskürtmek ve yenilgiye uğratmak için birleşik bir muhalefet blokunu kurmak acil bir görevdir. Kazanmak için şarttır.

Üç aşamalı bir süreç öngörebiliriz. Birincisi; sosyalist solun yan yana gelmesini sağlamaktır. İkincisi; sosyalist-cumhuriyetçi ittifakını kurmaktır. Bunun muhatabı Yeni Parti olacaktır. Üçüncüsü; geniş cephedir. Bu cephe, merkeze ve merkez sağdaki cumhuriyetçi sosyo-kültürel havzaya kadar uzanma yeteneğine sahip geniş demokratik bloktur.

Elbette; sendikalar, meslek örgütleri bir "emek cephesi" olarak bu oluşumun temelinde yer almalıdır.

Sol entelijansiya ve sosyalistler Yeni Parti ile kuracakları eleştirel dostluk ile bu hareketin rotasının tayininde etkili olabilirler. Yaratıcı ve geliştirici katkı sunabilirler.

Ülke ve toplum yakın ve vahim bir tehdit ile karşı karşıya. Bu nedenle "Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Geliyoruz" toplantıları ve bu yöndeki girişim büyük önem taşıyor.

Haydi, bu kez kazanmak için yola çıkalım.