Türk sinema tarihinde Yeşilçam’ın önemli bir yeri vardır. Özellikle 1950-1980 dönemine damgasını vurur. Film yapımcılarının, sinemaların çevresinde yerleştiği sokak, Beyoğlu’ndaki Yeşilçam adını alır. Orada bir de Artistler Kahvesi vardır. İş beklenen kahve. Sabah gelecek film sorumlularının “Bize 10-15 kavgacı gerek” çağrısındadır kulakları. Bazıları belki de bir lokantada şarkıcıyı dinleyen kişiler olacaktır. Yani figüranlar.

Peki, ne kadar ücret alıyorlar? Yapımcı, yönetmen ve yazar Arif Keskiner, Çiçek Gibi kitabında bir anısını şöyle aktarıyor: “Yılmaz (Güney) bana, ‘Yarın Güven Film’in önünden kalkıyor minibüs. Sabah 7’de. Beş günlük işin var. 250 lira alıyorsun.’ Ne kadar sevindim anlatamam. Beş günde alacağım para, neredeyse maaşım kadardı.” Yıl 1961. Bu para zamanla oyuna ve süresine göre 300-350 liraya çıkabilir.

Figüranlar, istihdamdaki düzensizlik ve yasalar yüzünden sendikal haklarını kullanamamaları nedeniyle sorunlar yaşamaktadır. Yeşilçam dönemindeki filmlerde adlarını afişlerde ya da jeneriklerde rastlamadığımız figüranlardan bugüne bu sorunlar devam ediyor. Her ne kadar bu mesleğin emekçileri şimdilerde Beyoğlu yerine Mecidiyeköy’de bekleseler de.

İlk kalabalık figürasyon, Fritz Lang’ın yönettiği 1927 yapımı sessiz bilim kurgu filmi Metropolis’tedir. Figüran sayısının 36 bin olduğu belirtilir. Ancak Lang daha sonra çekim hileleri ile 300 kişinin bu derece kalabalık gösterildiğini itiraf eder. Lang’a bugün de ihtiyaç doğuyor ama ona sonra bakalım.

Türkiye’deki karakter ile karıştırılmasın, Gandhi (Richard Attenborough, 1982), 300 bin figüranla bu konuda rekoru elinde bulunduruyor. İkinci sırada Waterloo (Sergey Bondarçuk, 1970) filmi var. Sovyet ordusundan kiralanan 15 bin kostümlü asker, bir anlamda figüran kullanıldı. Askerlerin kullanıldığı filmlere Türkiye’de de rastlanıyor.

Ama burada askerler ne kiralanmış ne ücret almıştır. Yüzbaşı Tahsin (Orhon Murat Arıburnu, 1950), Erman Şener’e göre, o yıl çevrilen filmler içinde savaş sahneleriyle ordudan en büyük yardımı görür. Genelkurmay Başkanlığı, kendisinden büyük yardım alan yabancı film Hafif Süvari Alayı (Tony Richardson, 1968) ile ilgili Observer gazetesinden çıkan yazılardan sonra askeri yardımı yasaklar. Yasak bir süre devam eder.

Türkiye’de 15 bin kişi ile Fetih 1453 (Fatih Aksoy, 2012) en kalabalık oyuncu kadrosuna sahip olan filmdir. Filmde figüranlar dışında aksiyon sahneleri için Çek ve Slovak dublörler kullanılır. Çanakkale: Yolun Sonu (Serdar Akar-Kemal Uzun, 2013) kalabalık figürasyon kullanıldığı belirtilmekte ise de önemli noktalardan birinin o dönem kullanılan makineli tüfeklerin Genelkurmay’ın desteği ile yeniden çalışır hale getirilmesi gösterilir. Son dönem Türk filmlerinde dijital efektlerin yoğun olduğunu ve savaş sahnelerinde bu olanakların kullanıldığı da unutulmamalı.

Meramım, figürasyonun, arka plan oyuncusu ya da ekstra oyuncu da deniliyor, olması gerektiği yeri vurgulamak. Elbette dizi, tiyatro, opera ve müzikallerde de figürasyon var. Olmaması gereken yer, bir siyasi partinin toplantısıdır diye biliyordum, yanılmışım. İyi ki gazeteciler var. Aralarındaki bir kişi kıskandığım bir meslektaş, Birgün muhabiri Ebru Çelik. Habercilerle olayı yorumlayan üç gazeteci de ifadeye çağrılmış.

Başka kıskananlar da olmuş ama mesleki anlamda değil. Figürasyon ortaya çıkarıldığı için hemen fetö (katı laikliğin doğurduğunu öğrendik) suçlaması devreye girivermiş. Savcılığa şikâyet etmiş. Atanmış’ı İstanbul girişinde uzun araç konvoylarıyla karşılamayı iptal eden zatın prodüksiyonunda 950 lira ödenmiş adam başına. Arif Keskiner 250 lira almış. Döviz bazında 38 dolar. CHP figüranları ise cast ajanslarından ancak 20 dolar. Üstelik ünlülerin bindiği reklam edilen “castım”la değil 24 kişilik minibüsle taşınmışlar.

Neyse cast ajansı sahiplerinin başına Ayşe Barım’ın başına gelenler gelmedi. Bu yazı yazılırken daha ifadelerine başvurulmamıştı. Herhalde CHP’li mi yoksa YP’li mi demeli, başkanlara yoğunlaşıldığından. Yine bu yazı yazılana kadar bir ayda, yüzde 65,25 oy alan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, yüzde 49,06 oy alan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, yüzde 49,90 oy alan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, yüzde 56,61 oy alan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu alışılageldiği üzere sabah saatlerinde (iktidar temsilcisi tarafından “evinden alınma gereği duyulanlar var ki evinden alınıyorlar” buyuruldu) evlerinden gözaltına alındı, belediye çalışanları ile birlikte. Alışmamak gerek. Mutlaka Atanmış’ın belediye başkanlarından kuşkuları vardır.

Bir başka siyasal gelişme, en çok konuşulan “Hoca: Türk Dış Politikasında Davutoğlu Etkisi” ve “Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu” kitaplarıyla dikkati çeken ancak Suriye politikasının başarılı bulunmadığı Ahmet Davutoğlu’nun siyaseti bıraktığını ve başkanı olduğu Gelecek Partisi’nin yaşamının sona erdiğini açıklaması. Rus uçağının düşürülmesi talimatını verdiğini söylemesinden sekiz ay sonra fikrini değiştiren Davutoğlu, daha sonraki gerginliklerle başbakanlıktan istifa etti. Kurucuları arasında yer aldığı vakfın açtığı İstanbul Şehir Üniversitesi kapatıldı.

Bir parti tarihe karıştı ama bir parti tarihe adını yazdırdı: Yeni Parti. Genel Başkanı, işgal altında olduğu belirtilen CHP’nin seçilmiş başkanı Özgür Özel. Özel’in “Bu parti ne Ekrem İmamoğlu’nun partisi ne Özgür Özel’in partisi ne Mansur Yavaş’ın partisi. Herkesin yeni olduğu bir parti” açıklaması önemli. Hedef 2 milyon üye. Haftaya gelişmeleri göreceğiz. Bahçeli’nin destek gibi görülen açıklaması dikkate değer. Ama YP yine de AKP ve MHP’nin oylarıyla ilk önerisi reddedilen ilk muhalefet partisi.

Süreç çalışmaları sürüyor. İktidarın ve DEM dışında ayrıntıların bilinmediği iddia edilen, üzerinde çok ince tartışıldığı belirtilen çerçeve yasanın gelecek hafta Meclis’te olması, ilk tartışmaların Adalet Komisyonu’nda olması bekleniyor. 13-15 maddelik, süreli bir yasa bekleniyor. Zamana yayılması da mümkün görünüyor. Öcalan’ın aktif rol talebinin hangi noktada olduğu da öğrenilecek. Süreç tartışmaları, Anayasa değişikliği konusunu hep gündemde tutacak.

Not: Okuduğunuz bu yazı, figürasyon meselesi ile ilgili bir yorum değildir. Bu yazıdaki kişi ve kuruluşlarla ilgili benzerlikler tamamen tesadüfîdir.