Yazılı tarihi de bir köşeye bırakın, insanlık tarihinin yeni baştan yazılmasını zorunlu kılan Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer höyüklerdeki buluntular incelendiğinde; gelişmenin, sosyal evrime eşlik eden bir 'karanlık tarih' ile birlikte yol aldığını fark ediyoruz. Bu, sanki sosyal evrimin genetik öğrenmeyle tekrar eden bir kuralı gibi... Bazı sosyalistlerin ve feministlerin 'asr-ı saadet' gibisinden allayıp pulladığı, genelgeçer bir tarihsel kuralmışçasına anlatılan anaerkil düzende bile bunun böyle olduğunu söylemek hiç de zor değil. Bizler, 'homo sapiens sapiens' denen memeli hayvanlar olarak, kuzenlerimiz neandertalleri pusu kurup katlederken de bu böyleydi, animist ilk dinlerden ibrahimî dinlere kadar bir ya da daha fazla tanrı yaratırken de... Kötülükle her zaman kol kola olmayı becermiş bir türüz.
KALKINIRKEN KÖTÜLÜKLERİ BESLEMEYE 'UYGARLIK' DEMİŞİZ
Sınıflı toplumlarla birlikte her şey biraz daha rezil olurken, Sanayi Devrimi ve ardından gelen tüm topyekûn kalkınma süreçlerinde, içimizdeki yamyam en yakın yol arkadaşımız olmuş. Böyleyiz işte ama geniş kitlelerle bu rezil düzenleri kuran 'sistem muhafızları' arasında nicel değil nitel bir fark var. Aynı türün özelliklerini taşıyor, ancak asla o sistem muhafızları kadar komplocu, hırsız, katil, tecavüzcü, insan eti yiyici olamıyoruz. Olmak için hırs yapan, onların uşağı olmaya teşne çok fazla insan var. Neyse ki düzen sınırlı sayıda hizmetkâra ve sistemin elitleri de oligarşiye sınırlı sayıda üye almaya ihtiyaç duyuyor.
PROMETHEUS, SPARTAKÜS BEKLEYENLERE MÜSTAHAK!
Bu 'karanlık doğamız'ı ayakta tutan, içimizdeki yamyamı sürekli besleyen bu sistem. Feodalizmin derebeyleri ne kadar aşağılıksa, hanedanlar ne kadar hastalıklıysa, diktatörler ne denli katilse, Batı demokrasisinin sermayedârları, siyasetçileri ve sözde entelektüellerinden generallerine tüm elitleri de öyle... Hatta sistem karşıtıymış gibi yapanları da, mesela şu ikiyüzlü Noam Chomsky buna en iyi örneklerden biri. Hepsi aynı derecede rezil ve aşağılık!..
Devlet mekanizmasını, dini ve parasal güçlerini öylesine organize kullanabiliyorlar ki, milyarlarca insana hükmedebiliyorlar. Geri kalan milyarlarca insan bir Prometheus, bir Spartaküs bekliyor, ki gelsin onları kurtarsın. O zaman isyan ediyor, sonra da o öncülerin katledilmesini izleyip tekrar iki dizlerinin üzerine çöküp biat ediyor. O iki dizleri üzerinde elitler için çok kullanışlı akıldışı kutsallarından medet umuyorlar.
'EPSTEIN ADASI' DEDİĞİNİZ BU DÜNYA DÜZENİNİN KENDİSİ
Demem o ki, ne Jeffrey Epstein ne de Epstein Adası'nın müdavimleri olan elitler rastlantı eseri sapkınlar değil, bire bir bu rezil düzenin ürünleri, sadece süper egolarının bilinçaltına püskürttüğü vahşeti bir hayat tarzına, bir ritüele çevirecek kadar pervasızlaşmış, ellerinde bulundurdukları erkin dejenere ettiği insanlar... Bir kadına tecavüz etttikten sonra, sübyancılığa, sonra çocuk eti yemeye, derken ceset suyu içmeye giden bu girdabın sonu yok. Binlerce yoksulu aç bırakan ekonomik kararları alanlar, binlerce insanın ölümüne sebep olan savaşları çıkaranlar için bir çocuğun canının ne önemi olabilir ki!
Aslına bakarsanız, bu çağın ruhu da 'karanlık tarih'in yazımına öylesine uygun ki! Şu neoliberal düzenle postmodernizm denen insanın beynini iğfal eden ve ahmaklaştıran anlayışın hegemonyası, woke kültür denen her şeyin farkında olduğunu sanma hali, insanı düşünebilen bir memeliden kuyruksuz maymun düzeyine indirmiş gibi... Şimdilerde de sosyal medya ve yapay zekâyla birlikte evrim basamaklarında birer ikişer aşağıya doğru koşturmak üzereyiz!
HA URSULA, HA ZELENSKİY! YOK BİR FARKLARI ASLINDA
Boşuna değil, dünyanın dört bir yanına kök salmış 'kötülük ağı'nın 'demokrasi ihracı' adı altında vekalet savaşları çıkarması, Ukrayna'da Avrupa Birliği (AB) ve ABD eliyle Maydan Ayaklanmasının organize edilmesi, ardında yine bu ağın uşakları olan liderlerin ortaya çıkması... Aynı şekilde Kuzey Afrika'dan Suriye'ye kadar olan coğrafyada siyasal islamcılar eliyle yürütülen savaşlar... Tabii ki sömürü düzeninin sürebilmesi için pazarlara gereksinimleri var sermayeyi elinde tutanların! Bir de olmazsa olmaz uşaklara...
Bu kan gölünde 'zaferleri'ni kutlarken, çocuklara tecavüz etmelerinin de insan eti tatmalarının da şaşıralacak bir yanı yok. Değil mi ki kendi planları çerçevesinde, Suriye iç savaşında 800 bin, Ukrayna'daki savaşta belki de daha fazla insanın ölmesi umurlarında değil! O iki coğrafyadan kaçırılan çocuklarının sayısını bilemiyoruz ve büyük olasılıkla hiçbir zaman da kaçının Epstein Adası'nda katledildiğini bilebileceğiz! Ancak bildiğimiz bazı şeyler var; Suriye'de zaten çocuklara tecavüz edip boğazlarını kesen mezhepçi tekfirci selefî çetelerin kimin uşağı olduğunu da, Ukrayna'da insanları binalara hapsedip canlı canlı yakan Ukronazilerin de kimin beslemesi olduğunu da görmek için sadece gözünüzü açık tutmanız yeterli! Onları besleyip büyütenlerin, mesela Volodimir Zelenskiy denen eli kanlı soytarının en büyük destekçisi Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in dedesinin bir Nazi olduğunu da, Almanya'daki Yeşiller ve Sosyal Demokrat Parti'nin yöneticilerinin beyninde 'führer'lerinin o cırtlak sesinin yankılandığını da anlamak öyle zor değil!
'KERTENKELE İNSAN' DEĞİL, BİLDİĞİNİZ DÜPEDÜZ İNSAN
Bugüne kadar komplo teorisyenlerinin ağzında sakız olan bu ve benzeri komploların yaygınlaşmasını sağlayan da gariptir ki yine bu küresel çete... Zira gerçeği saklamanın en sinsice yolu, onu saçma sapan hale getirmekten başka bir şey değildir. İngiliz Kraliyet ailesine de, ABD'nin başkanlarına da 'reptilyan', yani 'kertenkele-insan' derse birkaç gerizekâlı, onların hırsız, katil, tecavüzcü olduğunu gizlemek için daha iyi bir fırsat mı olur?
Kraliyet ailesi dediğiniz kendi halkının kanını dökerek servete konmuş hırsızlar, ABD başkanları ve aileleri Amerikan yerlilerinden tutun kimi hedeflerine koymuşlarsa katleden seri katillerden başka bir şey değil ki! Bu İngiltere için ne kadar geçerliyse pek 'demokrat' geçinen Danimarka hanedanı ve siyasetçileri için de geçerli... Şimdi Grönland için ağlayan bu ahâksızların, İnuit çocuklarına neler yaptığını yakın tarih yazıyor.
KANADA KİLİSELERİNİN BAHÇELERİNDE TOPLU ÇOCUK MEZARLARI NE ARAR?
O gelişen ülkelerin Z kuşağının kapağı atma hayalleri kurduğu Kanada mı? Hemen söyleyeyim, o ülkenin köhne kilise binalarının bahçelerinde Amerikan yerli çocuklarının toplu mezarları bulunuyor! Bizzat rahipler ve rahibelerin aç bırakarak, döverek ve kim bilir daha ne işkenceler yaparak öldürdükleri çocukların mezarları!
Şu AB teknokratlarının cirit attığı 'uygarlığın ve demokrasi'nin beşiği Brüksel var ya... Çok eskilere gitmeyeceğim, bir asır kadar önce III.
Léopold isminde seri katil bir herif Belçika kralıydı ve bugün Demokratik Kongo Cumhuriyeti denen o topraklarda milyonlarca Afrikalı'yı katletti! Ve bugün orada hâlâ süren iç savaşta yaklaşık 10 milyon insan 30 yıl içinde öldüyse, bunun sebebi de Batı demokrasilerinin provokasyonları!..
İnsanlığın karanlık tarihini yazan tabii ki sadece Batı değil, devletin dinle kol kola girdiği neresi varsa, orada her türlü kötülük kol gezmiş bugüne kadar! Cengiz Han'a barbar diyenler var ya, işte onların ortak bir özelliği var; ister Germen elitleri olsun, ister Anglo-Sakson, ister Arap, ister Acem, ister Çinli ya da Hint elitleri... Hepsi de kendi halklarını iliğine kemiğine kadar sömürmüşler. Moğol ordularının yakıp yıktığı, katliam yaptığı doğru da, en azından gelip geçmiş, asırlar boyunca kendi halkının kanını emmemiş bu barbarlar! Kim daha barbar, kim vampir, bir daha düşünmekte fayda var galiba!..
BU REZİLLİĞİN İLACI HERHALDE GERİCİLİĞE ÖVGÜ OLMAMALI
Sorun şu ki, bu aşağılık kötülük ağına karşı olanların tepkiselliği yeni bir gericilik dalgasını tetikleyebilir. Bu rezil sistemi en azından ehlileştirmek ya da yerle bir etmek isteyenlerin söylediklerine bir bakınca, ne yazık ki insan pek de umutlu olamıyor! Mesela yıllardan bu yana ABD'nin, AB'nin yöneticileri hakkında 'yamyamlar, vampirler' sıfatlarını kullanan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in demeçleri buna iyi bir örnek olabilir. "Bu vampirler balosu pek yakında son bulacak" demesine diyor da, sonrası biraz vahim! Bu dejenerasyondan kurtulmak için değerlere sarılmak gerektiğini söylüyor. Ve önerdiği değerlerinden biri de din! Ortodoks kilisenin ne menem bir şey olduğunu bilmiyor mu? Vatikan'ın gelmiş geçmiş en büyük terör örgütü olduğundan bihaber mi? Kremlin'de ağırladığı Muhammed el Colani'nin azılı bir seri katil olduğunun da mı farkında değil? Niye 'seküler ahlâk'tan, türsel dayanışmadan dem vurmak yerine, dinsel değerleri referans gösterip, hedefe de LGBTQ'yu koyuyor? Zira bu rezil düzeni yıkıp çok kutuplu bir küresel düzen kurmak için yine bu düzenin silahlarını kullanması gerektiğini düşünüyor. Tıpkı Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping gibi... Nedir ortak noktaları? Her ikisi de koskoca iki devlet yönetiyorlar ve devletin binasında her zaman din harcı olacak, ki çarklar dönsün, insanlar biat etsin!
VAMPİRLERİN KALBİNE KAZIK ÇAKMAK İSTEYEN DE MATAH DEĞİL AMA...
Hayalperest olmaya gerek yok, bu düzen böyle sürüyor. Özgürlük, eşitlik hayalleri kurmak ne yazık ki safdillik olur ve her zaman bitaraf olmaya mahkûm eder. Yani sadece düzenin hayalperest kölesi olursunuz, ister en dejeneresi olsun, ister az dejeneresi... Bize bugünkü insanlığın doğası üç seçenek sunmuyor. 'Ya biri, ya öteki' diye iki seçenek var önümüzde! Birini tercih etmek zorundayız şimdilik. Baloyu basıp vampirlerin kalbine kazık çakmak isteyenlerin mi yanında olacağız, yoksa Ukraynalı çocukları kaçırıp Epstein Adası'na servis eden Marina Abromoviç gibi aşağılık çocuk kaçakçılarının efendilerinin mi? Ben bu iki seçenekli test sorusunda A şıkkını gözüm kapalı işaretlerim!