2010 yılı New York’tan bindiğim uçakta yeni aldığım ‘Sex Trafficking’ isimli kitabı okuyorum. Siddharth Kara’nın yazdığı kitap küresel kölelik, insan kaçakçılığı ve fuhuş üzerine kapsamlı bir araştırmayı ortaya koyuyor. Kitap 2007 rakamlarıyla kölelik piyasasının 152 milyar dolar, modern köle kaçakçılığının 57 milyar dolar ve seks köleleri pazarının ise 52 milyar dolar büyüklükte olduğunu anlatıyor. Yıllar sonra ‘çok satanlar’ arasına girecek olan yazar, özellikle bu tanımları kullanıyor. Ben kitabı dikkatle okurken yanımdaki koltukta oturan Amerikalı adam, neden bu kitaba böylesine ilgi duyduğumu soruyor.

Birkaç kez Tayland’da gittiğimi, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerde 2000’lerin başında tanık olduğum korkunç seks turizmi manzaralarının beni çok üzdüğünü anlatıyorum.

“O zaman sana bir bilgi vereyim” diyor adam, “Fuhuş hep küçük esnaf işidir. Evet toplayınca milyar dolarlık rakamlar bulursun ama yan sanayidir. Asıl büyük paralar uyuşturucu, kara para, silah kaçakçılığı gibi yasadışı büyük endüstrilerde döner. Kadın bu canilere sunulan çerezdir. Ya da şantaj yapmak için bir malzeme.”

Bana anlattıklarından sonra pek tabii ki mesleğini soruyorum ve eski bir Interpol çalışanı olduğunu öğreniyorum.

Yıllardır tüm dünyanın dehşete düşerek takip ettiği, epey bir süredir midemizi bulandıran ama son günlerde ortalığa saçılanlarla aklımızı yitirmemize neden olan bir zamanların muteber işinsanı, bütün büyük kapıları tutan, sapkın Jeffrey Epstein’i, 16 yıl önce yan koltukta oturmuş adamın söyledikleriyle düşünüyorum. Yıllardır dinlediğimiz komplo teorilerini anımsıyorum (Zaten herhangi bir konuyu itibarsız hâle getirmek istiyorsanız ya hakkında komplo teorileri üretin ya da ilgili ilgisiz her şeyi konu etrafında boca edin ki gerçek kalabalığın içinde boğulsun. İnsanlar başta çok ilgilenseler de kafaları karışınca hızla konudan uzaklaşırlar).

Bu adam ve çevresindekilerin çoğunun sapık ve sapkın olduğu kesin, net. Ama bu sapkınlıklarına dünyanın en etkili kişilerini neden dahil ettiler? En korkunç, en şeytani faaliyetlerini kendi küçük tarikatlarında dikkat çekmeden yapabilirlerdi. Aklıma sadece iki seçenek geliyor: Ya nüfuzlu insanları da aralarına alarak korunma kalkanı oluşturmaya çalıştılar ya da şantaj yapabilmek için özellikle bu insanları hedeflediler. Ya da ikisi birden. Peki Epstein neyin peşindeydi? Kraliyet ailelerine, finans ve teknoloji başta iş dünyasına, önemli devlet adamlarına şantaj yapmayı kim, neden ister? Bütün bunlarla ne elde edecektir? Bunlar cevapsız sorular da değil. Epstein’in gizli haber alma ajanslarına çalıştığını yıllardır söyleyenler var. İsrail için casusluk yapan Ari Ben Menashe, Esptein’in İsrail için çalıştığını itiraf etti.

Sızan bilgiler, sızdırılmak istenen bilgiler olduğu için Epstein’in neyin peşinde olduğunu, kime çalıştığını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Adama iş başvurusunda bulunanların CV’lerine varana dek sızdırma faaliyetine girenlerin, aslında insanları yıldırmayı amaçladığını bilmemizin imkânı var mı?

Hukukun, uluslararası hukukun sayılmadığı; insanlığın medeni değerler olarak oluşturduğu her ne varsa göz ardı edildiği bugünlerde, bu korkunçluk insanlığa duyulan/duyulabilecek güveni de tamamen yok ediyor.

***

Siddharth Kara’ya dönecek olursam, hâlâ akademik kariyerine devam ediyor ve yazdığı kitaplar çok satanlar arasında yer alıyor. Benim okuduğum kitapta sistemin işleyişini özetle şöyle anlatıyordu:

“Kurbanlar çoğu zaman kendilerine vadedilmiş bir aşkın peşinde koşanlardan çıkıyor. Kıdemli kurban çoğu zaman taze kurbanlar getirir. Pek çok kızın ve reşit olmayan çocukların aileleri tarafından satılması da söz konusudur. Sanılanın aksine sahte iş vaadiyle veya ailenin satışıyla köle olma vakaları, kaçırma vakalarından daha fazladır. Kaçırılanların transportları zordur ve hep kaçmaya çalışırlar. Bu yatırımı az, kârı yüksek bir iştir.”

Çocukları kaçırmak işte tam da bu noktada önemli hâle geliyor. Küçük yaşta ele geçirilmiş çocukları korkutmak, onları itaatkâr kölelere dönüştürmek daha kolaydır. Türkiye’de özellikle depremlerden sonra kaçırılan çocuklar bu korkunç adaya götürüldüyse, öncesinde tutuldukları bir insan çiftliği olmalı. Bakalım bunlar da ortaya çıkacak mı?

Dünyadaki fuhuş pazarının büyüklüğünün 190 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Elbette kayıtdışı bir alandan söz ettiğimiz için gerçek rakamları kimse bilmiyor. Ne yazık ki dünyada 20 milyondan fazla kadın bu korkunç pazarın mağduru ve kurbanı.

Küresel Fuhuş Raporu (GPT) https://www.globalprostitutionreport.org verilerine göre kurbanların yüzde 48’i reşit değil. GPT’nin son raporunda dikkat çeken bir ifadeyle bitireyim:

“Fuhuş ne meslektir ne de seks. İnsan varlığının emtia haline getirilmesidir.”