Kişisel hırs, ideolojisizlik, ilkesizlik, siyasî ahlâktan yoksunluk... Bu tanımları, rejime bağlı yargı yoluyla yapılan operasyonlarla CHP'nin parçalanması ve muhalefetin zayıflatılmasında gönüllü siyasî aktörler olarak öne çıkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibiyle onları destekleyen her kademeden parti üyesi için kullanıyorum.

Bunlarla uzlaşma olmaz, zaten onların da uzlaşmak gibi bir dertleri yok! Siyasî ayrışmalarda ideolojik, politik ve parti yönetimine ilişkin ciddi görüş farklılıkları olması gerekir ama açıkçası, bunu şöyle madde madde sıralayabilen birine rastladınız mı bu güruhtan? Bildiğiniz üzere, bomboş, kişiselleştirilmiş, aslına bakarsanız, cehalet ve nefret kokan argümanlar dışında, bu butlancı güruhun herhangi bir beyanı da yok! Yok 'sırtlarından bıçaklanmışlar', yok 'partinin gerçek sahipleri onlarmış'!.. Siyasî söylem diye zırvaladıkları sadece bunlar.

BUTLANCILAR İLE AK PARTİ ARASINDA BİR FARK VAR MI?

Uzlaşma çağrısı yapanlara bakın, aynı içi boş söylemler... Şu hacıyatmazı bile geride bırakan bir yalpalamayla butlan ekibine katılıp, bir de paye kazanan Necdet Saraç, "CHP içindeki Erdoğan'a yönelik öfke Kemal Bey'e yöneldi. Bunun demokrasi güçlerine bir yararı yok. Taraflar arasında ideolojik ve sosyolojik bir fark yok. Özel ile Kılıçdaroğlu yan yana gelirse tablo değişir" diyor. E öyleyse rejimle el ele bu darbeye canı gönülden niye katıldılar? Darbeciyle uzlaşarak demokrasiye nasıl bir fayda sağlanır? Cevabı yok! Buram buram kokan ideolojisizlik ve ilkesizlik tam da böyle tarif edilir. Atanmış CHP ile bir araya gelinirse, AK Parti ile gelinir öyleyse!.. Ki bence Saraç ve benzerleri bunu da sorun etmez. Yeter ki, bir danışmanlık ya da başka ballı bir şeyler olsun!
Bu farklı kademelerdeki kendini tam açık etmeyen, rüzgârın yönüne göre konumlanacak bazı kurnazların da ağzına sakız ettiği bir argüman. 'Baba Ocağı' ile 'hepimiz yoldaşız' minvalinde bir manipülasyon... Doğru, siyaset bir uzlaşma sanatıdır, ancak uzlaşabilmek için her iki tarafın da asgarî bir ahlâka ve birazcık ideolojik formasyona sahip olması gerekir. Bu cümleyi kuran gazeteci başta olmak üzere, bu argümanla ortaya çıkanlarda ve butlan çetesinin baş aktörlerinde bu nitelikleri ara ki bulasın.

NEFRET KUSAN TGRT FİGÜRANI
CHP'yi darbeyle ele geçirenlerin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlamak için, Berhan Şimşek'in TGRT'deki açıklamalarını dinlemek yeterli. Ne kurucu değerler, ne kurucu parti, ne ülkenin geleceği umurlarında.. Nereden geldiği belli olmayan kibriyle nefret kusan, mümkün olsa düşman gördüğü tüm partililerin ömür boyu hapis yatmasını dileyen patolojik bir vaka... 'Arınmak' sözcüğünü sürekli kullanan Gürsel Tekin'in CV'sine son eklenen marifeti, Bodrum'da kiralayıp çöktüğü ev... Neyse ki sonunda evden atabilmişler! Bu iddiayı yalanlamak için söylediklerinin tümünün bir gün içinde yalan olduğunu da gördük zaten! Butlan çetesinin cengâveri, bir aralar pek çok parti ağasına pabucunu tersten giydirebilen bir 'gazeteci' ise sabah akşam iftira ve yalan üreten bir provokatör olma görevini üstlenmiş. Pek mutlu, sürekli sırıtıyor.

GÖREVLERİ KURUCU PARTİYİ YIKMAK VE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE PAYANDA OLMAK

Diyeceksiniz ki "Hepsi mi böyle?", vardır istisnaları ama çoğu böyle... Yani bu ekibin tepesinden tırnağına, hiçbiriyle herhangi bir uzlaşma olamaz. Eğer ki, seçilmiş CHP tabanına zeytin dalı uzatıyorlarsa, bunun tek bir sebebi vardır; o da oyalamak ve bir baskın seçim olursa, yeni partinin olabildiğince hazırlıksız yakalanmasını sağlamak. Görevlerinin biri bu, bir diğeri ise anayasanın değiştirilmesine payanda olmak!

Hele ki başarısızlık abidesi Kılıçdaroğlu'nun, "Gelin birlikte iktidara yürüyelim" çağrısı var ya, herhalde bundan kötü bir fıkra olamaz.
Bu gerici otoriter rejime sırtlarını dayadıkları için CHP'yi felç etmeye kararlılar. Kurultay toplamayacak, Parti Meclisi'ni (PM) kuşa çevrecek, Merkez Yürütme Kurulu'na (MYK) en bön ve beceriksizleri yığacaklar. Daha bu butlan kararının çıkmasının çok öncesinde zaten planları sızmıştı. Bir buçuk yıl partinin yönetimine çöreklenip Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) eliyle yüzlerce partiliyi partiden atmayı planlıyorlar.

YDK KIYIMA HAZIRLANIYOR

Berhan Şimşek, "Salt çoğunluğu, PM'deki sayı kaybı gibi tartışmalar olsa da hepimizin bilgisi dâhilinde devam eden bir süreç var. O nedir? Yargıtay süreci... Hepimiz bunu yanlış konuşuyoruz. Tedbirden dolayı değil; Yargıtay'da dava sonuçlanmadığı için ne mahalle seçimi yapabiliriz, ne ilçe seçimi yapabiliriz ne de kurultay yapabiliriz" demiyor mu zaten... Danışıklı dövüşün özeti bu!.. Ancak YDK partinin içini boşaltmak için emre amade...

Göreceksiniz ki, partiden atacakları kişiler, en yetenekli ve donanımlılar olacak. Zaten harekete geçtiler. Atanmış CHP'nin Sözcüsü Müslim Sarı, Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya'nın tedbirli olarak disipline sevk edildiklerini ve görevden alındıklarını açıkladı. İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, eski Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçaslan ve eski Batman İl Başkanı Hüseyin Yaşar da tedbirli olarak disipline sevk edildi. Ve bu sadece başlangıç!

KURULTAY İÇİN TAM SAHA PRESE DEVAM AMA...

Şunu bilmek gerek, butlancılarla aynı partide siyaset yapmak, hele güçlü bir muhalefet hattı oluşturmak imkânsız. Şimdi bir yandan kurultay yapılması için tam saha pres uygulanacak, ancak kadroların bir bölümünün de yeni partide faaliyete başlaması gerek...

Seçilmiş CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel, parti içi krizin çözümünün kurultaydan geçtiğini vurguluyor, kurultay yapmama seçeneğine kapalı olduklarını söylüyor. Yerden göğe kadar haklı da... "Hak ettiğimizi yarıda bırakan hiçbir uzlaşmanın parçası olmayacağız" sözleri de ayrıca önemli...

Özel'in bu çıkışının ardından CHP il başkanları Ankara'da Genel Merkez önünde ortak açıklama yapması da öyle.

Krizin en kritik aşaması ise olağanüstü kurultay için toplanan imzaların CHP Genel Merkezi'ne teslim edilmesi oldu. Parti kaynaklarına göre bin 3 delege olağanüstü kurultay talebine destek verdi, bunların 800'den fazlasının noter onaylı... CHP tüzüğüne göre gerekli sayının aşılmasıyla birlikte, yönetimin kurultay çağrısı yapması yönündeki baskı arttı. Tabii ki bu mücadele sonuna kadar sürmeli...

ASIL FELAKET YENİ SALDIRILARA PARTİSİZ YAKALANMAK OLMAZ MI?

Ancak Özgür Özel'in yeni partiyi bir 'felaket senaryosu' olarak tarif etmesini anlamış değilim. Özel, şu aşamada önceliklerinin CHP'nin kurumsal bütünlüğünü koruyarak kurultay sürecini işletmek olduğunu söylüyor. Tabii ki sonuna kadar bu ısrar sürmeli, ki yeni partinin bir zorunluluk olduğu geniş kesimlerce anlaşılsın. Zira eğer bu mücadele verilmeden yeni partiye geçilirse, "Bunlar zaten partiden ayrılmak istiyorlardı. Yeni ANAP olacaklar" diye yandaş medya koro halinde ötmeye başlayacak. Bu da tamam, ancak bir yandan da hazır bir parti cepte dursa, en kısa sürede yurt sathında örgütlenmesi garanti altına alınsa fena mı olur?
Zira butlan çetesinin tek bir varoluş sebebi var, ana muhalefeti yok etmek. Bugünkü ekonomik koşullar olmasa, Cumhur İttifâkı'nın baskın bir seçime gideceğini tahmin etmek zor değil. Büyük olasılıkla seçim rüşveti dağıtmak için kaynak bulma derdindeler. Bulur bulmaz işe girişecekler. Ve bunun öncesinde Özgür Özel ve partinin diğer kurmaylarını hapse atma planları da var. Bunlar olurken, böylesi bir sürece partisiz yakalanmak asıl felaket olmaz mı?

YENİ PARTİ SEÇENEK DEĞİL ARTIK BİR ZORUNLULUK

Öyleyse yapılacak olan, hiç vakit kaybetmeden yeni partiyi mahallelerden ilçelere, ilçelerden ulusal düzeye hızla örgütlemek... Fırsat bu fırsat, geçmişten kalan çürük elmaları ayıklayarak! Benim aklıma ilk gelenler, şu sesi soluğu çıkmayan, gizli gizli butlancılarla görüşenler. Bunların yeni partiyi zehirlemesine asla izin verilmemeli... Kös kös gidip atanmış CHP'ye yamansınlar! Bu toksik gruplardan arınmış bir partinin, gerek poltika üretmekte, gerek saha çalışmalarında, gerek seçimlerde çok daha yüksek bir performans göstereceğinden eminim.

Bu demek değil ki, butlan çetesinden CHP'yi kurtarmaktan vaz geçilsin. Zaten halk nezdinde hepsi nefret nesnesi olmuş durumda... Parti üyelerinin çok büyük kısmı da kimin ne olduğunu çok iyi biliyor ve bu ihanete karşı kenetlenmiş. CHP öyle ya da böyle, bir gün tekrar kurucu değerlere sahip çıkanlar tarafından geri alınacaktır. Bunun için de seçilmiş CHP'nin kadrolarının bir bölümü, butlan çetesini yerin dibine batırmak ve eğer sandığa gidecek kadar partiyi ellerinde tutabilirlerse tarihsel bir hezimete mahkûm etmek için uğraşmalı... Yüzde 1 bile oy alamasınlar ki, tarihin çöplüğündeki yerleri garanti olsun! Bu çok zor bir şey değil, bunlar zaten ağızlarını açtıkları anda kendilerini rezil ediyorlar!