Batı Asya'nın ve Kuzey Afrika'nın, hatta biraz daha genişleteyim; Orta ve Güney Asya'nın siyasal şekillenişine baktığınızda, kolonyalizm ve sonrasında emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin hemen her zaman siyasal islamcı örgütler olduğunu görürsünüz. En rezili Bangladeş'in bağımsızlık savaşında kendi halkını katleden Cemaat-i İslami'dir. O vatan hainlerinin uzantıları 2024'de başlayan Batı Bloku destekli isyanda, yine Batılı gazeteciler tarafından 'devrimci' ilan edilmişti. Hatırlarsanız, bizim ülkemizde kalem oynatan bazı gazetecilerin IŞİD'i 'özgürlük savaşçıları' olarak ilan etmesine ne kadar benziyor değil mi?


İHVAN'IN TARİHİNİ EMPERYALİZM YAZDI

Söz konusu siyasal islam ise, birkaç istisna hariç, bu hep böyle olmuş! Hele ki söz konusu Müslüman Kardeşler, yani İhvan ise... Hangi emperyalist daha güçlüyse bir bakıyorsunuz, onun dümen suyuna giriyorlar. Mısır İhvanı'na şöyle bir bakmak yeter de artar bile... Önce Birleşik Krallık'ın emrinde olan bu örgüt, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Alman III. Reich'ının maşası olmakta hiçbir beis görmemişti. Savaş sonrasında, bu kez Mısır ulusunun bağımsızlığı ve kendi kaynaklarına sahip çıkması için mücadele veren Cemal Abdülnâsır ve ekibinin öncülüğündeki mücadaleye karşı Birleşik Krallık ve ABD'nin yanında yer alan vatan hainleri de bunlardı. İhvan tekerrürden ibarettir! Bakmayın, AK Partililerin ve diğer İhvan uzantılarının Arap Baharı'nda Batı Blokunun bir projesi olarak iktidara gelen, Özgürlük ve Adalet Partisi lideri Muhammed Mursi'nin ardından ağıt yakmalarına, adam iktidara gelir gelmez ne kadar mezhepçi ve demokrasi düşmanı olduğunu ilk yılında ortaya koyan bir siyasal islamcıydı. Emperyalistler Mursi ile işleri götüremeyeceğini kısa sürede anlayınca kullanım süresi doldu ve tepetaklak gitti. Öylesine mezhepçi ve gericiydi ki, Tunus'ta yine bir İhvan uzantısı olan ve çok daha sinsi ve demokrat bir görüntü çizmeye çalışan Nahda Hareketi'nden bile ders almayı beceremeyecek kadar gözü dönmüştü. Nahda iktidarında muhaliflere suikastları düzenleyenler de yine siyasal islamcı teröristlerdi ama Nahda yönetimi bundan çok 'üzüntü' duyacak kadar ikiyüzlüydü!

TÜM PİS İŞLERİN TAŞERONU TEKFİRCİ SELEFİ ÖRGÜTLER

İhvan böyle de, el Kaide, IŞİD ve bu iki tekfirci selefî terörist örgütün uzantıları farklı mı? Görüntü olarak öyleydi, ellerinde bıçakla insan boğazlarken, Türk askerlerini yakarken, eşcinselleri binaların çatılarından atarken, marifetmiş gibi bu eylemlerini belgeliyorlardı. Donanımlı stüdyolarda mizansenli video çekimlerini yapabilecek beyinleri olmasa da, onların yerine düşünecek MI6 vardı nasıl olsa! Kuruluşlarından itibaren emperyalizmin uşağı olan bu çeteler, hâlâ bu işlevlerini yerine getiriyor. Beyaz Miğferler gibi sözde insan hakları gözlemcisi, özde el Kaide kökenli Birleşik Krallık yönetiminde terör destekçisi organizasyonlar vardı bir de, bugün de var, ancak Reuters, BBC, Le Monde, Süddeutsche Zeitung, The New York Times, The Guardian gibi her çatışma ortamında zehirli yalan haberler yayan 'demokrat medya' varken, artık bu tip medya aparatlarına pek de gerek yok! Bu gazetelerdeki haberleri okuyup ezbere yorum yapan sol liberallere, sosyalistlere, radikal demokratlara ise ne demeli, bilemiyorum!

ARAP BAHARI 2.0

Tüm bu örnekleri vermemin tek bir sebebi var. AK Parti iktidarındaki Türkiye yalnız değil! Hele ki bu ülkede ekranlarda boy gösteren tetikçi gazeteciler, kara cahil kanaat önderleri, müptezel stratejistler ve okuma yazması olup olmadığı belli olmayan akademisyenlerin sadece bize özgü olduğunu sanmamanız için bu hatırlatmalar...
Arap Baharı'ndan bugüne kadar olup bitenlere şöyle bir bakın! Mesela Libya'da olup bitenlere, mesela Suriye'ye hâlâ olup bitenlere, mesela Filistin'deki kıyıma, mesela Yemen'deki insanlık dramına... Hangisine bakarsanız bakın; ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık'ın planlarına can-ı gönülden maşa olan mezhepçi, gerici siyasal islamcıları görürsünüz.

En pis işleri tekfirci selefîere yaptırırlar, manipülasyonu 'ılımlı' siyasal islamcılar yani İhvan ve türevleri üstlenir; milyonlar ölür, en büyük kazanan emperyalistler olur, kalanını da irili ufaklı birbirlerine diş bileyen bu siyasal islamcı örgütler bölüşür. Ne Batı Asya'ya ne de Kuzey Afrika'ya ne barış gelir ne de refah!

BUNLAR NE YAPARLARSA SİYONİSTLERİN HAYRINA

İşte neredeyse 13 yıldan beri süregelen Suriye iç savaşında olup biten de budur, Filistin'de de... Birbiriyle bağlantılı ve mezhepçiliğin nasıl kullanışlı bir hastlalık olduğunu gözler önüne sermesi açısından manidâr. Mesela Suriye'de Baas rejiminin İhvan uzantısı olduğu halde koruyup kolladığı Hamas'ın ne yaptığına bir bakın! İç savaş başlar başlamaz Şam yönetimini sırtından bıçaklayan onlar değil miydi? Yine sözde 'ılımlı islamcı" diye pazarlanan Suriye İhvanı, Suriye polislerinin ve askerlerinin boğazını keserek iç savaşın kıvılcımını ateşlememiş miydi? En büyük destekçisini sırtından bıçaklayan Hamas'ın yıllar sonra İsrail'e operasyonu sonucunda Filistin'de yaşananlara ne demeli? Bunu hesap edememişler miydi? Suriye iç savaşı, İsrail'in kuruluşundan bu yana en rahat ve saldırgan dönemini yaşamasını sağlamadı mı? Bir bahane gerekiyordu siyonistler için onu da 7 Ekim 2023'te Hamas gümüş tepsiyle sundu! Ve Gazze'de taş üstünde taş kalmadı.

Bugün Lübnan'da, Suriye'de ve Filistin'de siyonizm ve emperyalizm at koşturuyorsa, işte bu 'ılımlı islamcılar' ve tekfirci selefîler sayesinde değil de kimin sayesinde?
Yarın Irak'ta kalan son Şii güçleri, Haşdi Şabi'ye bir operasyon başlarsa, yine bunlar kullanılacak. İran'ın bölünmesinde de... Ülkenin güneyindeki Araplar, doğusundaki Belucîler mesela.
Şimdi Suudi Arabistan'dan Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) Türkiye'ye, herkes el Kaide artığı Hey'et-i Tahrir'üş Şâm (HTŞ) ve bağlaşıklarının arkasında... Ülkenin başında IŞİD, el Kaide, el Nusra geçmişi olan Ebu Muhammed Colani var, kravat takınca Ahmet el Şara oluveriyor! Aynı adam, siyasal islamcı hükûmetler, ABD, AB, Birleşik Krallık ve İsrail tarafından destekleniyor ve yine bu adam Batı Bloku'ndan aldığı emirle, İsrail ile bir anlaşma imzalıyor.

SURİYE'NİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ BUNLAR MI SAĞLAYACAK?

Suriye'nin birlik ve bütünlüğünü, devlet olamayan bir devlet, ordu olamayan bir ordu sağlayacakmış! Büyük olasılıkla şimdi bu şer koalisyonunun hedefinde, İran İslam Cumhuriyeti var, belki öncesinde belki sonrasında Haşdi Şabi... Yemen'i unutmamak gerekir; orada Suudi Arabistan ve BAE birbirini yemeyi bıraktıktan sonra aynı saldırılar olacak. Somaliland ile Yemen'i batıdan kuşatma girişimi halloldu bile!.. Bu üç hedefi de teslim aldılar mı, Batı Asya'nın yeniden kolonizasyonu tamamlanacak. Eğer ki bu ülkelerdeki yurtseverler bir araya gelemezse!

Şimdi ekranları açın ve o yandaş kanallardaki siyasal islamcı sözde kanaat önderlerinin Filistin, İran ve Yemen için döktükleri o timsah göz yaşlarına bakın. O yaşlı gözlere değil de suratlarına bakın; emperyalizmin has yandaşlarını göreceksiniz! Dikkat edin, Donald Trump'ın İran ile ticaretini sürdürenlere yönelik yüzde 25'lik tarife tehdidine bile bir cevap verecek cesaretleri yok! Büyük olasılıkla bol bol hamaset yapacak ama paşa paşa ABD'ye boyun eğecekler. O ateşin bölgedeki her ülkeyi yakacağını bilseler de, istiflerini bozmayacaklar. Hiç şaşırtıcı değil bu; siyasal islamın ulus bilinci yoktur ki, millî ve yerli olabilsin, nasıl yurtseverlikten nasibini alsın ki!