Silivri zindanında tutsak edilen gazeteci Dr. Merdan Yanardağ'ın BirGün gazetesindeki köşe yazısı.
Türkiye çok katlı ve çok boyutlu bir krizin içinden geçiyor. Çeyrek yüzyıla yaklaşan siyasal İslamcı iktidar tam anlamıyla bir iflas yaşamasına karşın, eline geçirdiği devleti bırakmamakta ısrar ediyor. Daha önemlisi, rejim ve düzen değişikliği sürecini tamamlamak için sürdürdüğü ısrarlı tutum, eğer durdurulamaz ise, herkesin önünde işlenen bir cinayete dönüşecek. Krizin kaynağı budur.
Ancak Türkiye'nin önünde büyük riskler, İslamcı bir faşist diktatörlüğe sürüklenmek gibi yakın ve vahim tehditler olmasına karşın, demokratik ve aydınlanmacı bir çıkış için fırsatlar da bulunuyor. Çünkü, toplumsal bir yıkıma yol açabilecek ölçekteki büyük krizler ve kaos ortamları, eğer iyi yönetilebilir ve doğru değerlendirilirse devrimci bir çıkışa ve bir kurtuluş fırsatına da dönüştürülebilir.
Bu hafta, kaçınılmaz olarak CHP bağlamında olsa da bütün toplumun geleceğini ilgilendiren söz konusu fırsatları tartışmakta yarar var.
Öncelikle, sıkça yaptığımız bir tespitin altını tekrar çizelim; iktidar yargısının "butlan" kararı, 19 Mart 2025'te başlayan "darbe" sürecinin zirvesidir. Asıl hedefi, CHP'yi paralize ederek etkisizleştirmek, böylece İslamcı faşist bir düzen ve rejim kurulmasının önündeki son engeli de aşmaktır. CHP, Cumhuriyet'ten geriye kalan tek kurum niteliğindedir. Bu nedenle Cumhuriyetin bütünlüğüyle imha edilip yeni rejimin kurulabilmesi için mutlaka aşılması gereklidir. Çünkü devletin ele geçirilmesi yetmedi, toplumun da teslim alınması gerekiyor. Bu amaçla, toplumun temsilcileri ve öncüleri tasfiye edilmeliydi.
OYUNU YENİDEN KURMAK
İşte öncelikle bu saldırıyı püskürtmek ve iktidarı bu alanda yenilgiye uğratmak şarttır. Oyun yeniden kurulmalıdır. Tarihin önümüze koyduğu fırsattan yararlanmanın öncelikli koşulu budur. Çünkü tarihsel ve siyasal ömrünü tüketen iktidarın, yeni düzeni kalıcılaştırmak için yaptığı bu hamleleri boşa çıkarılamaz ise başka koşullar lehte olsa da kaybedilir.
Siyasal ve toplumsal mücadeleler, ülkelerin kaderlerinin belirlendiği dönemlerde determinist değil, volontaristtir. Hiçbir iktidar salt yoksulluk ve sefalet var diye yıkılmaz. İradi bir çaba, bilinçli bir güç ve kararlı bir eylem gereklidir. Bu nedenle tarihsel karar anlarında toplumlara önderlik edenlerin bilgileri, sezgileri, refleksleri, tarihsel perspektifleri, donanımları ve siyasal cesaretleri belirleyici bir rol oynar.
Bu anlamda Cumhuriyet'in son 40 yıldır CHP'yi yönetenlerin basiretsizliği ve beceriksizlikleri nedeniyle kaybedildiğini söyleyebiliriz. Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetimlerinin bu ülkeye çıkardıkları tarihsel ve siyasal maliyet ağır oldu.
Şimdi bir fırsat var; CHP bütün tarihsel ağırlıklarından ve sınırlamalarından kurtularak, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını kuracak bir atılımı gerçekleştirebilir. Toplum, tarihte çok az görülecek şekilde yeni bir ilerici ve demokratik dönüşüme hazır görülüyor. İslamcı hareketin bütün tarihsel iddialarının çökmesi, yarattığı büyük hayal kırıklığı, kurduğu yağma ve talan düzeninin yol açtığı toplumsal yıkım, yeni bir değişimi zorluyor. Son yıllarda "Eski Türkiye" özleminin bu kadar yaygınlaşmasının nedeni budur. Sokakları çetelere terk edilen, eğitimi çöken bir ülke tablosu toplumun sabrını zorluyor. Türkiye artık çıplak açlıktan söz edilen bir ülke haline geldi. Bu sosyo-ekonomik ve siyasal kriz sürdürülebilir değil. Toplum kaynıyor.
ÇIKIŞIN OLASI HAMLELERİ
Peki, bu değişimi gerçekleştirecek güç kim? Daha önce, Özgür Özel'in yönetimindeki CHP söz konusu tarihsel-siyasal dönüşümün en önemli ve büyük potansiyel gücüydü. Bu nedenle saldırıya uğradı. Şimdi bu güç yerli yerinde olmasa bile, hâlâ var ve önemli. Ancak elinde artık bir parti yok, örgütsüz. O halde hızla bir örgüt oluşturmak ya da bulmak gerekiyor. Çünkü partiyi, CHP'yi ellerinden alarak değişimci ekibi etkisizleştiremeyeceklerini anladıkları için, şimdi Özgür Özel ve lider ekibe saldıracaklar. Hazır olmak, bu saldırıyı püskürtmek ve yenilgiye uğratmak şart.
Bir okuma ve anlatım kolaylığı sağlamak için, son yazılarımda yaptığım gibi tezlerimi yine maddeler halinde sıralayacağım.
1- Zaman yenilikçi ekibin aleyhine işliyor. Bu nedenle gecikmeden yeni parti kurulmalıdır. CHP'yi geri alma mücadelesi hiçbir zaman bırakılmamalı, ancak enerji parti içi mücadelede tüketilmemelidir. Zaman uzadıkça toplumu bıktıracak, umutları tüketecek ve toplumsal enerji / öfke sönümlenecektir. İkili iktidar partide sürdürülemez.
2- Yeni hedef Özgür Özel'dir, önce onu yalnızlaştırmak sonra da etkisizleştirmek istiyorlar. Bildikleri tek ve etkili yöntem ise tutuklamaktır. O nedenle Özel'i örgütlü bir gücün desteğinden ve bir partinin korumasından koparmak istediler. Dolayısıyla hem hareketin liderliğini korumak hem sürekliliğini sağlamak hem de topluma güven vermek için hızla yeni parti ortaya çıkarılmalıdır.
ÇİZGİSİ NET BİR PARTİ!
3- Partiyi geri almak için izlenecek yol ve yöntemlerin tükendiği topluma yeterince gösterildi. Daha fazla uzatılmamalı. Parti binalarından zorla atılma görüntülerinin yaygınlaşması her bakımdan "hoş" değil. Birincisi, iktidarın "kendi içinde kavgalı parti" propagandasını güçlendirecektir, ikincisi, kadrolarda bir güvensizlik ve moral kaybına yol açacaktır. Üçüncüsü, toplumun inancını sarsacaktır. Ayrıca halkımız, sürekli itilip kakılan, dayak yiyen bir ekibe / kişiye önce mağduriyeti nedeniyle sempati duysa da orta ve uzun vadede güvenmez. Kendi partisini koruyamayanlar, milleti hiç koruyamaz diye düşünür. Genel merkezin boşaltılması, bir darbe görüntüsüydü ve Özel'in gerek Tomaya çıkışı gerekse yürüyüş ve miting düzenlenmesi ahlaki, siyasal ve moral üstünlüğün korunmasını sağladı. Ancak, İzmir ve Bursa örneklerinin çoğalmaması lazım. Çünkü ters etki yapacaktır.
4- Kurulacak parti, net bir ideolojik ve politik tutuma sahip olmalı. Öyle her eğilimi birleştirmeyi hesaplayan bir merkez parti girişimi hüsranla sonuçlanır. İnandırıcı olmayacağı gibi, toplumda güven de yaratmaz. Merkez sağ ve muhafazakâr toplum havzalarından oy almak, bu alanlara ulaşarak örgütlenmek ayrı şey -ki mutlaka yapılmalıdır- abdestinden emin olmayan renksiz bir parti kurmaya kalkışmak başka şeydir. Kurulacak parti, halkçı-kamucu, laik, yurtsever (anti-emperyalist), demokrat, cumhuriyetçi ve bu bağlamda sol olmalıdır. Dolayısıyla emek eksenli bir karakter taşımalıdır.
5- Yeni parti, geleneksel CHP'nin uzanamadığı kesimlere (hem daha sağ toplumsal havzadan hem soldan hem de Kürt seçmenler nezdinde) ulaşabilecek bir yapıda olmalıdır. Bu nedenle, bir gün dönüp CHP'yi yeniden alma hedefi korunsa bile; göstermelik, geçici, derme çatma bir parti olmamalıdır. Öncü kadrolar sadece bir önceki CHP'lilerden oluşmamalıdır. Yukarıda tanımlanan kimliğe uygun yeni isimlere yer vermelidir. Federatif değil, organik ve dinamik olmalıdır. Topluma güven vermelidir.
6- Örgütsel deneyim ve mücadeleden gelmeyen ya da sol bir ideolojik-siyasal formasyona sahip olmayan, felsefi donanım bakımından yetersiz kadrolara yönetimlerde yer verilmemeli, liyakat partide de egemen olmalıdır. Ankette aday belirleme yöntemi mutlak şekilde terk edilmelidir. Savaşı kazanmak için küçük muharebelerin kaybedilmesi göze alınmalıdır. Transfer rezaleti ortadadır, tekrarına izin verilmemelidir.
BÜYÜK YOLLARDA YÜRÜMEK
Toplum ileriye doğru yapılacak demokratik ve toplumcu bir atılıma hazır görünüyor. Ülkenin İslamcı faşist bir diktatörlüğe sürüklenmesini önlemek, bu yakın ve vahim tehdidi püskürtmek ve yenilgiye uğratmak elbette öncelikli amaçtır. Ancak, toplumdaki beklenti bunu aşan bir adil ve demokratik düzen arayışıdır. Bu arayışa yanıt verecek bir yürüyüş gerekiyor.
Bu büyük bir yolculuktur. Vakit tamam görünüyor. Ekrem İmamoğlu'nun kendisiyle yaptığım ve Tele2'de yayınlanan söyleşide özetle yola çıktık diyor. Bu vesile ile Sayın İmamoğlu'na Silivri'de yaptığımız bu önemli söyleşi nedeniyle çok teşekkür ediyorum.
Büyük yollarda yürümek devrimci bir eylemdir. Böyle yollarda devrimcilerle yürünür. İhtiyacımız olan şey, cesaret ve kararlılıktır. Eğer tarihin çağrısına yüksek bir bilinç ve devrimci refleksle yanıt verilemez ise toplumlar tarihin cezasına ne yazık ki boyun eğer. Sokakta olanı iyi okumak ve alanlardan taşan beklentiye yanıt üretmek gereklidir. Bu kez olmalıdır!