AK Parti belki de üçüncü kez iktidarı kaybetme riskiyle karşı karşıya... O sebeple her yolu deniyor. Ne de olsa hep bir işbirlikçi buluyor bu kaygan zeminde! Rejime gelince... Bu rejim aslında normal koşullarda zaten olmayacaktı. 17 Haziran seçimleri sonrasında, hani Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) yüzde 13 oy aldığı ve AK Parti'nin bir koltuk değneğine muhtaç kaldığı dönemde, eğer Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dik durabilse ve akılcı bir strateji ortaya koymuş olsa, bugün ne AK Parti vardı ne de bu rejim. Hatırladınız mı o 'istikşafî görüşmeler' denilen saçmalığı; şu 35 saat süren beş oturum boyunca ana muhalefet partisinin enayi yerine koyulduğu o süreci!.. İşte bu seçimlerden sonra olmuştu! O dönemde CHP kurmaylarının bazıları ve parti ağaları AK Parti ile ortak hükûmet kurulabileceği ham hayaline kapılmışlardı. Siyasal islamcılarla sözde milliyetçi parti çoktan işi bitirmişken!.. İşte böyle bir gabiliği yapan, bugün butlancılar etrafında toparlanan gürûhtu!
Sonrasında iki siyasal islamcı grubun hesaplaşmasının ardından 'Yenikapı ruhu' diye dayatılan zokayı yutan ve rezil rüsva olan da yine bunlardı.
Hadi tüm bunları koydum bir kenara, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa değişikliği referandumu sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) yasadışı ve gayrimeşru kararıyla mühürsüz oyların geçerli sayılmasına karşı pısırık tavır alıp, rejimin değişmesine yol veren de bugünkü butlancılar değil miydi?
EKMEĞİ MURDAR EDEN DE BUNLAR AK PARTİ'YE CAN SUYU OLANLAR DA...
Farkındaysanız ne 'Ekmek için Ekmeleddin' fiyaskosundan söz ettim ne de Altılı Masa'daki 'al takke, ver külâh' pazarlıklarından... Sırf kendisinin cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için halkın oylarını murdar edip, süzme İhvancı Ahmet Davutoğlu'nun tırışkadan partisine on sandalye hediye eden de bu adam ve şürekâsı değil miydi? Ve bu adaylık ısrarı sebebiyle, bir kez daha AK Parti'ye ve rejime can suyu olmadılar mı?
Şimdi neye hizmet ettiklerini anlamak için sadece Menderes Belediyesi'nde yapılan belediye meclisindeki seçime bakmak yeterli değil mi? Menderes'te ne yaptılarsa yıllar boyu da Türkiye'de bunu yapmışlar işte! Bu nasıl bir ihanet ve bu nasıl bir yüzsüzlük!
YAĞLI BALLI BUTLAN MÜSAMERESİ
Şimdi zat-ı muhterem CHP genel başkanlığına aday olmayacağını açıklıyor ya, yan cebinize koyun. Her zamanki dandik müsamereyi geçen gün sahneye koydular bile! CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Deniz Demir, Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultayda yeniden genel başkan adayı olmasını canı gönülden istediğini belirtti. Hadi buraya kadar berbat bir oyunculuk diyelim. İyi de insanın bir freni olmaz mı? "Böyle devlet adamları kolay yetişmiyor" açıklaması, nasıl bir seviyesiz yağcılık örneğidir! Hem yerini sağlamlaştırmak için hem de artık ne koparmak istiyorsa onu koparmak için yağlı ballı bir açıklama!..
Gürsel Tekin'in mide bulandıran esprilerini, tekaüt artist Berhan Şimşek'in kin kusmalarını, Barış Yarkadaş'ın önüne gelene iftira atmasını, cehalet ve beceriksizlik kokan resmî açıklamaları zaten doğrudan çöpe atıyorum.
TOKSİK NE VARSA ÇÖPE ATMA ZAMANI
Tüm bunları sıralamamın tek bir sebebi var; bu CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün öngörüyle sıfatını tarif ettiği bedhahların partisidir artık. Hâlâ eğer iyi niyetle, 'ama biz kardeşiz' sakızı çiğneyenler varsa, bir zahmet akıllarını başlarına toplasınlar. Tavırlarını netleştirsinler... Dikkatli bakarsanız, uzun süredir sesi soluğu çıkmayan pusudaki ikbâl heveslileri yavaş yavaş rengini belli ediyor. Ya gidip butlancılara biat ediyor ya da yurtsever CHP'liler Yeni Parti'ye katılmasın diye rezil dedikodular yayıyor! Her tutuklanan belediye başkanının ardından en iğrenç yalanlarını söylemeyi de görev biliyorlar.
Bunlarla bırakın kardeş olmayı, düşman olmak bile ruhu kirletir. O sebeple kendi çöplüklerinde horoz olduklarını sansınlar bir süre daha. Bu millet onların ne olduğunu çoktan anladı bile!
MESELE ÜÇ-BEŞ SİVRİSİNEK DEĞİL BU SİYASET BATAKLIĞINI KURUTMAK!
"Her şerde bir hayır vardır" derler ya, bu sürece cuk oturuyor bu deyiş... Arınma fırsatı ele geçmişken, sadece bu çürümüş siyasetçilerden kurtulmak olmamalı hedef. Mesele bataklığı kurutmak... Bunun için ülkesinin geleceğini düşünen her yurttaşın bu seferberliğe katılması elzem. Ve aslına bakarsanız, hepimizin katılımcı siyasetin ve doğrudan demokrasi deneyiminin sürdürülebilir olmasını sağlamaya katkı verme imkânı var. Bu yolu Yeni Parti'nin aldığı kararlar açıyor.
Yeni Parti’nin kurultay sürecine dair resmî kongre takvimi ve yol haritası Parti Sözcüsü Zeynel Emre tarafından açıklandı. Parti, ilk büyük olağan kurultayını, Ekim 2026 sonu ile Kasım 2026 başı arasında gerçekleştirmeyi planlıyor. Ancak beni heyecanlandıran kurultaydan çok kurultaya giden sürecin yol haritası...
YENİ BİR SİYASET ANLAYIŞINI HEP BİRLİKTE KURMAK MÜMKÜN
Yeni Parti'de mahalle, ilçe ve il örgütü seçimleri, delege sistemini büyük ölçüde devre dışı bırakarak doğrudan üyelerin katılımına dayanan yeni bir örgütlenme modeliyle yapılacak. İl, ilçe başkanları ve parti yönetiminin belirlenmesinde 'aday yoklaması' veya 'temayül yoklaması' uygulanacak. Bu yöntemle adaylar, delegeler yerine doğrudan parti üyelerinin oylarıyla seçilecek. Üyelerin partide söz sahibi olması açısından bir diğer önemli adım da mahalle meclisleri... Nüfusu ve üye sayısı uygun olan mahallelerde mahalle meclisleri kurulacak. Örgütlenmenin temelini ve siyaset organını, doğrudan üyelerden oluşan ilçe ve il meclisleri oluşturacak. Meclis demek, parti içi demokrasiyi kalıcı hale getirmenin garantisi demek.
Ve kotuklarına yapışıp fosilleşen siyasetçi figürünü tarihe gömmek için de bir karar alınmış. Partideki tüm yönetim makamlarına en fazla üç dönem sınırı uygulanacak.
Tüm bu saydıklarım; içine kapanmış, halkın gündeminden kopmuş, ayak oyunlarıyla yürütülen bir siyaset tarzına son verme imkânı sağlayacak kararlar, eğer ki halk sahip çıkarsa...
Burada hatırlatayım, partiye üyelik için başvurular sürüyor. Eğer il, ilçe ve mahallelerde sözünüzü söylemek ve oyunuzu kullanarak şu kokuşmuş carî siyasetten kurtulmaya bir nebze katkı sağlamak istiyorsanız, ya bizzat başvurarak ya da online başvuruyla Yeni Parti'ye üye olmanız için altı gününüz kaldı. Zira, 26 Ağustos'ta ilçe başkanlıklarında üye çizelgeleri askıya çıkacak. Bu tarihe kadar partiye üye olan kişiler, kongre süreçlerinde oy kullanma hakkına sahip olacak.
SİYASETTE AHLÂK VE AKLI EGEMEN KILMAK İÇİN...
Şunu unutmamak gerek, Yeni Parti CHP'nin içinden çıktı. Parti yöneticilerinden ilçedeki parti üyesine kadar geçmişin alışkanlıkları ve hastalıkları da Yeni Parti'de olacak. Değil mi ki pek çoğu, çok yakın zamana kadar şimdi butlan çetesinde yer alanlarla teşriki mesai yaptı. İşte o yüzden Yeni Parti'ye katılacak ve carî siyasetin kirini ve pasını taşımayan her yeni üye, aslında kirlenmeye karşı bağışıklığı olmayan bünyeye aşı gibi gelecek.
Bu yurdu seviyorsanız, cumhuriyetin kurucu değerlerini savunmak istiyorsanız, bu rejimin son bulması en büyük dileğinizse, işte size fırsat. Hem de partileri zehirleyen hırstan gözü dönmüş siyasetçilere, hemşehri mafyalarına, çıkar gruplarına karşı, siyasî etiği ve siyasî kültürü güçlendirmeye katkınız olacak. Eğer elinizi taşın altına koyarsanız, bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliklerden birinin parçası olabilirsiniz! Mesele artık sadece bir ideoloji meselesinin çok ötesinde, siyaseti çürümüşlükten kurtarma meselesi ve bunu en iyi yapabilecek olanlar bence bugüne kadarki berbat deneyimlerle kirlenmemiş yurtseverler...
EKRAN BAŞINDA AHKÂM KESMEKLE OLMUYOR
Bu başarılabilirse, Yeni Parti'nin yönetimi bu yolu açabilirse, gerçekten Türkiye siyasî tarihinde yepyeni bir sayfa açılabilir. Parti içinde katılımcılığı ve doğrudan demokrasiyi ne kadar yaygınlaştırabilirse Yeni Parti, o kadar 'yeni' olacaktır. İşte o zaman bugüne kadar bir göz boyamadan öteye geçmeyen kadın kotası da, gençlerin söz hakkı da gerçekten uygulanabilir. Yeni Parti bu sayede, başta işçi sınıfı olmak üzere, kent yoksullarından orta gelir grubuna, çiftçiden esnafa, parti tabanıyla yeniden barışacaktır.
Bu olursa, o zaman parti programı da birileri tarafından değil, partililer tarafından yazılabilir. Tüzükler, üç-beş köhnemiş siyasetçinin iktidarını koruyan ölü yazıtlar olmaktan çıkar, hayatın akışına göre şekillenir.
İşte hepimiz için bir fırsat, parti içi demokrasinin ötesinde bir doğrudan demokrasi denemesi... Bu deney için konforumuzdan feragât etmeye değmez mi?