Merkez partilerin beceriksizlikleri ve yozlaşmış siyaset, küresel sistemde yaşanan değişim, emperyalist Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GAP), derin devletin kötüsünün de kötüsü müdahaleleri AK Parti'nin iktidara gelmesinde en önemli etkenlerdi. Tabii bir de buna neoliberal soslu İhvan propagandasını ve din istismarını eklemek gerek! Ve son olarak gerek merkez sağ gerekse merkez sol partilerin lider kadrolarının kendi siyasî ikbâlleri sebebiyle bölünmüşlüğünü!..

KONJONKTÜR FAZLA OLUMLUYDU BECERİKSİZLİK GÖZ ARDI EDİLDİ

Hatırlarsanız, AK Parti'nin ilk ve ikinci hükûmetleri döneminde, o zamanın ana medyası olarak geçinen yayın organlarındaki dandik köşe yazarları ve bir grup zekâsı kıt akademisyenin, 'iş bitirici', 'hizmet siyaseti', 'muhafazakâr demokrat' unvanlarını verip öve öve bitiremedikleri, sonradan adı FETÖ olacak Cemaat ile post-İhvancılar'ın koalisyonu, daha ilk gününden itibaren hata veriyordu. ABD'de kurulmuş bu koalisyon; Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu sağlayacak, Türkiye'yi küresel sistemin işleyişinde emperyalizmin aparatı haline getirecek, ülkeyi 'gelişmekte olan ekonomilerin yükselen yıldızı' yapacaktı. Bu vaatlerden sadece ikincisi bir ölçüde olabildi, o da GOP'un bölgesel taşeronu olmak! 'Arap Baharı'nın başlangıcında bölgeyi kana bulayan emperyalist komplonun emre amade maşası olarak verilen emirleri yerine getirmek!..
Yine hatırlamakta fayda var; AK Parti Genel Başkanı o dönemlerde, 'BOP'un (Büyük Ortadoğu Projesi) eşbaşkanı' olmakla böbürleniyordu. Neyse ki, ABD'nin Irak'ı işgalinde tüm çabalarına rağmen TBMM'den 'tezkere' onayı çıkmadı da, bu millet bir tarihsel utançtan kurtuldu. Ancak, Irak'ta yapamadıklarını Suriye'de fazlasıyla yaparak bunu telafi ettiler! İsrail'in bugünkü insanlık dışı saldırılara cüret edebilmesini sağlayan ortamın hazırlanmasında büyük katkı sundular. ABD Başkanı Donald Trump'ın bunları bol bol övmesinin bir sebebi de bu!

HAVADAN YAĞAN PARA BETONA HARÇ OLURSA...

Biraz önce sözünü ettiğim zekâsı ve ahlâkı kıt güruhun bir başka prropagandası da, 'AK Parti ekonomide çok başarılı' mavalıydı! Ali Babacan ve Mehmet Şimşek döneminde bu zihniyeti ve icraatlarını öve öve bitiremiyorlardı. Oysaki, olup biten kabaca şuydu: 2001 finansal krizinden sonra acı ilaç içilmiş, bankacılık sistemindeki sorunları çözmeye yönelik önlemler belli ölçüde başarılı olmuş, ekonomi dipten dönmeye başlamışken, küresel ekonomide milyarlarca dolar gelişmekte olan ekonomilere yönelmekteydi. Bu dolarların gelmesi için çiçeği burnundaki ilk AK Parti hükûmetinin yapması gereken tek şey küresel piyasalara ne kadar neoliberal ve demokrat olduklarını ispat etmekti. Zaten koalisyon ortağı Cemaat de gerekli lobi ve halkla ilişkiler faaliyetlerini üstlendiği için zorlanmadılar. Ancak, bu koşullarda bile 100 dolar gelebilecekken, 10 dolar ya geldi ya gelmedi!
Washington açısından 12 Eylül darbesini yapanlar nasıl 'bizim çocuklar' ise o günün koşullarında da bu ikili, 'ılımlı islamcı bizim çocuklar'dı. Batı basını bunları janjanlayıp durmaya başlamıştı. Yani Abdullah Gül, Ali Babacan gibi isimlerle birkaç da vitrinde batıya yaranacak tip kabinede oldu mu, işler yürürdü. Böyle böyle 2011'e kadar dış politikada batının emrinde, ekonomide ise neoliberal ezberlerle idare ettiler. Aynı süreçte, devletin hemen her kurumunu partizanlaştırmayı ve yolsuzluklarla elde edilen parayla geniş bir yandaş ağı örgütlemeyi becerdiler.
Sonra?.. Artık AB ile entegrasyon o kadar da önemli değlidi ve işler tersine döndü. Demokratmış gibi takiyye yapmaya gerek kalmadı ve asıllarına rücû ettiler. Bu kadar imkâna rağmen ne ideolojik hegemonya kurabilmişlerdi ne de Türkiye'nin yapısal sorunlarının tek birine çözüm üretebilmişlerdi! Hatta o yapısal sorunların daha da kangrenleşmesine sebep oldular. Daha da net söyleyeyim; seçimlerde bile galip çıkabilmek için seçim rüşvetlerine ve sandık operasyonlarına tevessül edecek kadar başarısızlardı.

KUMPAS, MANİPÜLASYON, KUTUPLAŞTIRMAYLA DEVAM

Kendi deyimleriyle, fıtratlarında gericilik, yolsuzluk, manipülasyon ve baskıcılık vardı, yetenekli ve becerikli oldukları alanlar bunlardı. Gezi Ayaklanması sürecinde yaşadıkları şok, daha da gerici ve otoriter olmalarını getirdi. Sonrasında siyasî ortaklarıyla yaşadıkları iktidar kavgası artık sorunları iyiden iyiye biriken Türkiye'yi, tarihte pek benzeri olmayan bir darbe girişimiyle karşı karşıya bıraktı. Darbe girişimini, 'Allah'ın bir lütfu' diye tanımlayan AK Parti militanlarına bakılırsa, demokrasi ve hukuk devletini iyice törpülemek için bir fırsat olarak gördükleri aşikâr.

Başkanlık sistemine geçiş iktidarlarını korumak için olmazsa olmazdı, darbe girişiminden fırsat çıkardılar. 16 Nisan 2017'deki başkanlık referandumunda mühürsüz oyların geçerli sayılması sivil bir darbeden başka bir şey değildi. Ona rağmen kıl payıyla kazanabildiler. Her şey çok daha beter olacaktı bu rejim değişikliğiyle...

DIŞ POLİTİKADA CELEP PAZARLIKLARI

Rejim değişikliğine gidildikten sonra, ABD'nin besleyip büyüttüğü ortağını tarihten silerken, batıyla arası açılır gibi olmuştu post-İhvancılar'ın... Ancak, hepsinin olmasa da bir grup AK Parti kurrmayıyla partinin genel başkanının bir yeteneği vardı. Bu sayede, ABD ve AB'yi dengelemek için Rusya ile ilişkileri geliştirebildiler. Tıpkı kullanışlı aptal sözde liberal aydınları daha önce kandırdıkları gibi, bu kez de Avrasyacılar ve Ulusalcılar oltaya geldi! Bir tahterevalli siyasetiyle dışarıdan gelen baskıları bertaraf ederken, içeride de baskıyı artırmaya devam ettiler. Söylemeden geçmemek lazım; bu süreç boyunca ana muhalefet partisi başta olmak üzere, tüm muhalefetin hata üzerine hata yapıyor olması da AK Parti'nin en büyük şansı oldu.

Ve bundan sonrası siyasî darbe üzerine siyasî darbe ve seçim pazarlıklarıyla sürüp gidiyor. Özellikle 2017'den sonra, yani şu ne idiğü belirsiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne (CHS) geçişle birlikte, kötü olan ne varsa katmerlenerek arttı! Hemen her sağ popülist, gerici otoriter rejimin dönüp dolaşıp karşılaştığı sorunlar, ülkeyi bir bataklığa sürükledi.

Bugün eğer enflasyon diye bir bela başımızdaysa, bunun baş sorumluları sadece hazine ve maliye bakanları değildir, rejimdir. Yine 'faiz sebep, enflasyon sonuçtur' şekersiz sakız tekerlemesi de liyâkatsızlık ve biat üzerine inşa edilmiş bu rejimin bir safsatasıdır. Pek çok safsata arasında kaynamasın!

OPERASYONLARI YUTTURAMADILAR YENİ OPERASYONLAR HAZIRLIYORLAR

Yine eğer Kürt meselesinin çözümüne yönelik AK Parti'nin sorumsuz ortağı MHP'nin başlattığı 'terörsüz Türkiye' sürecinin fiilen durması da, MHP Genel Başkanı'nın yeni bir önerisiyle süre biraz daha ötelenip biraz zaman kazanılmış gibi yapılması da, bu rejimin 50+1 demokrasi vizyonsuzluğunun bir sonucudur. Tıpkı bir önceki barış sürecinde olduğu gibi... Şark kurnazlığını strateji olarak benimsemiş bir siyasî yapının, böylesine önemli meseleleri halkın yararına çözmesi de zaten mümkün değildir.

50+1 hesabı çoktan çöktüğü için, her tür hile hurdaya rağmen artık herhangi bir seçimi kazanmaları pek mümkün olmadığından, ellerinden gelebilecek tek şey; işgal edilmiş ve militanlaştırılımış kurumları kullanarak, hukuk devletini, demokrasiyi, ifade ögürlüğünü olabildiğince yok etmek. CHP'ye yapılan tüm operasyonların sebebi bu... Ve bunun bir yolsuzluk operasyonu olmadığını bu millete anlatmaları imkânsız! Milyarlarca lira döküp ayakta tutabildikleri çöp medyalarına rağmen bu böyle! Çünkü çevrelerine beceriksiz, liyâkatsız ve ahlâkî değeri olmayanlar dışında pek kimseyi toparlayamıyorlar.

Bir de temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirdikleri anayasa değişikliği var ki, ona şimdilik mecâlleri yetmiyor!

O KADAR BASKIYA RAĞMEN OMURGA EĞİLMEDİYSE!..

Muhalifleri hapislerde esir etmek, akıldışı ve yalanlarla dolu iddianamelerle algı operasyonu yapmak, kitlesel protestoları kolluk güçleriyle sertlikle bastırmak dışında seçenekleri bulunmuyor. Bir de muhalefetmiş gibi görünen, kişisel hırs ve siyasî ikbâl sebebiyle aklî melekeleri ve ahlâkî seviyeleri hiçleşmişleri kullanmak var ki, onları da pek sallayan yok zaten! Yani ya rakip bıramayarak ya da muhalefeti bölüp parçalamak için pek çok uyduruk rakibi devreye sokarak bir baskın seçimle bir beş yılı daha kurtarmayı hesaplıyorlar. O sebeple, bugün değilse de yarın mutlak butlan kartını oynayacaklar, son seçimdeki sözde muhalif Sinan Oğan yerine Anahtar Parti ve benzerlerini kullanacaklar. Ve tabii benzer pek çok kumpas daha kuracaklar. Çok iyi bildikleri seçim rüşvetleri ve sandık hileleriyle yola devam etmeye çalışacaklar da, o yol dediğin, Karadeniz Sahil Yolu gibi, bir fırtınada çöküyor, denizin altında kalıyor.
Yol bitti, denizde fırtına var. Enflasyon alevlenecek, carî açık artacak, dış denge daha da bozulacak... Yoksulluk yaygınlaşacak. Bunların hiçbir şeye ilaç olmadığını İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu'daki yurttaşlar da anlayacak. Taban desteği git gide zayıflayan siyasal islamcılar ve onların desteçisi sözde milliyetçilerin kalan son kozu dış güçlerin desteği ise pamuk ipliğine bağlı! Trump ara seçimde çuvallayacak, Avrupa'da ABD karşıtlığı güçlenecek gibi görünüyor. Hele şu ekonomik ve siyasî krizlerle biraz daha başları sıkışsın da!.. Rusya, daha doğrusu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise artık eskisine göre çok daha temkinli görünüyor.
Köşeye sıkıştıklarını çok iyi biliyorlar. Planlayarak ya da içgüdsel olarak daha da saldırganlaşacaklar. Anlayacağınız o ki, baskılar misliyle artacak. Muhalefeti ve yurtseverleri 2026 ve 2027'de çok eziyet bekliyor ama galiba artık bu konuda efsunluyuz! Bu da geçer, hatta güçlendirir de geçer!..