Etkili bir toplumda görülen insan tiplerinin toplumsal sorumluluk ve paylaşma duygusu gelişmiştir. Davranışlarında kişisel ve ekonomik çıkardan çok topluma yararlı olma ve başarılı olma güdülerinin egemen olduğu görülmektedir. Bu kişilik tiplerinin, insana değer veren; onu küçümsemeyen, aşağılamayan hümanist yaklaşımıyla adalet ve hakkaniyet duyguları gelişmiştir.
İdeal insan tipinin yaratılabilmesi için toplumsal kurumların uyum içinde olması gereklidir. Ancak toplumsal kurumlar içinde eğitimin yeri ve önemi tartışılamaz.
Eğitimde algı dayanağı ve işlevi gören müfredat programının dinsel ve neoliberal çizgiden kurtarılması gerekir. Siyasi iktidarın açıklamalarına bakıldığında, bu çizginin yeterli bulunmadığı; eğitimin daha da küreselleşmeci ve neoliberal/İslami çizgiyi koruyacağı ve sürdüreceği görülmektedir.
Oysa müfredat programlarının toplumcu olması ve toplumsal sorunlara çözüm getirmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan paylaşımcı ve dayanışmacı bir insan tipinin, sadece sınav odaklı bir eğitimle ve grup sürecine ağırlık vermeyen bir iki öğretim yöntemiyle oluşturulabilmesi mümkün müdür?
Toplumun çıkarlarına duyarlılığın empatik bir anlayışla sağlanması ve insan haklarına saygılı insan tipinin yaratılması, çağcıl toplumun oluşumunda önem taşımaktadır. Bu oluşumu sağlamanın yolu da demokrasi eğitiminden geçmektedir.
Demokrasi eğitimi kâğıt üzerinde bırakılmaktadır. Oysa demokrasi ancak okullarda yaşanarak öğrenilebilir. AKP’nin atadığı yöneticilerle bu gerçeğin hayata geçmesi ise çok uzak bir ihtimaldir.