İnsanın günlük yaşam içinde geliştirdiği, bilim ile üretimsel etkenler arasındaki bağların gelişmesi, bilimin yaygınlaşması, dolayısıyla bilimsel bilgiye yaklaşma süreci içinde bulunan görüşlerin, alışkanlıkların ve düşünce biçimlerinin toplamına verilen isim olarak sağduyunun eğitim ile ilişkisi bulunmaktadır.

Maalesef Türk eğitim tarihinde bilimle örtüşmeyen uygulamalarla karşılaşıyoruz. Ülkemizin sosyo-ekonomik yapısına uygun olmasına rağmen Köy Enstitülerinin kaldırılması nasıl açıklanabilir?Peki, mektupla öğretime ne dersiniz?

Özellikle AKP iktidarında bilimle ilgisi olmayan politikalara sıkça tanık olduk. Bunların başında eğitimin ticarileştirilmesi çabaları yer almaktadır. Onlarca kalem ihtiyaç başlığı altında (fotokopi ve temizlik vb.) kişilerden harç alınmaktadır. Böyle bir eğitim düzeni ile toplumsal hareketlilik nasıl sağlanabilir?

Diğer taraftan bilimsel bir kuruluş olan TÜBİTAK'ta kadrolaşmaya gitmek, eğitim programının Neoliberal öğeler taşıması hangi sağduyu ile açıklanabilir? Neoliberalizmin ihtiyaç duyduğu bireyleri yetiştirmek hangi eğitim ilkesiyle açıklanabilir? Çağdaş gelişmelere uyum sağlamada hiçbir işlevi olmayan bir bilgi türünün varlığı hangi sağduyuyla gerekçelendirilebilir?

Sonuç olarak, sağduyudan yoksun bir eğitim sisteminin toplumsal, ekonomik ve bireysel amaçları tam anlamıyla gerçekleştirebilmesi son derece tartışmalıdır.