Hem merkez solda olduğunuzu iddia edeceksiniz, hem bugüne kadar muhalefette sadece hamasetle işi götürmeye çalışacaksınız, hem milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasının payandası olacaksınız ve de 'babanızın malı' olduğunu iddia ettiğiniz Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) bellki de Bülent Ecevit'in 'Karaoğlan' lakabını hak ettiği dönemden bu yana sokaklarda, meydanlarda en etkin olduğu dönemde, 'armudun sapı var, üzümün çöpü var' zevzekliğiyle CHP Genel Başkanı'nı topa tutacaksınız! Üstelik bunu pespaye, tetikçi kanallarda yapacaksınız! Bu Nuh nebiden kalma 'ağır toplar'ın ne kadar düşebileceğinin bir göstergesi değil de nedir? Mehmet Sevigen'den Gürsel Tekin'e bu siyasetin en berbat halinin temsilcilerinin ardında onbinlerce değil belki ama siyasetten beklediği ikbâli bulamamış bazı parti üyeleri de var ne yazık ki... Neyse ki oldukça azlar!

Eğer Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanken, parti böyle saldırılara maruz kalsaydı ne olurdu çok merak ediyorum. Mesela 'ara seçim' formülünü ortaya atabilir miydi genel başkan ya da parti kurmayları? Ya ardı ardına mitingler düzenleyebilirler miydi?.. Hiç sanmıyorum! Mutfakta stüdyo kurar, ofiste masaya yumruk atar ve bir de Avrupa Birliği'nden medet umarlardı!

SALDIRI ALTINDA OLANLARA BEL ALTINDAN VURANLAR

Belediyelere hukuk dışı saldırılar sadece belediye başkanlarının tutuklu yargılanmasının, pek çok belediye yöneticisinin hapse atılmasının ötesine geçmiş ve genel olarak yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları tırpanlanmaya başlamışken, yüzün üzerinde miting organize edebilen, diğer muhalefet partileriyle ilişkilerini 'pazarlık yapmadan' sürdürebilen bir ana muhalefet partisinin genel başkanı da, Merkez Yürütme Kurulu da, Parti Meclisi de, aktif üyeleri de tabii ki pek çok açıdan eleştirilebilir ama 'son tahlil'de başarılıdır kanımca... Zaten bu yüzden AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) kurmayları çok gergin. Daha da saldırganlaşmalarınınr sebebi bu... İktidara yamanmaya çalışan, oy oranları sıfırla başlayan ondalık sayılarla ifade edilen, bir önceki CHP yönetiminin iç sıkıntılarından faydalanarak on-on beş milletvekili kazanabilmiş iki küçük partinin liderleri de sinirden saçmalıyor. Malûm sözünü ettiklerim Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi'nin liderleri... Cumhur İttifakı'nı oluşturan partilerin saldırganlığının sebebi belli, iktidarı kaybetme korkusu... Siyasal islamcı gelenekten gelen diğer iki küçük partinin derdi ise CHP'den bundan böyle celep pazarlığıyla milletvekili kopartamayacaklarını bilmeleri! CHP'yi babasının malı sanan başarısız ve şaibeli grupların derdine gelince; siyasal ikbâl ve nemalanma imkânlarının kalmamasından kaynaklı kuyruk acısı... Öyle derin ideolojik ya da politik sebepler aramayın, yok! Bir bölümü emin olun, zamanında manevra yapıp yeni yönetime eklemlenmedikleri için pişman, bu kadar bel altından vurmalarının sebebi bu. Eklemlenen benzer tipler ise umarım süreç içerisinde ayıklanır, çünkü sayıları hiç az değil ve mutlak butlan kararı çıkarsa, fırsat buldular mı taraf değiştirmeye şimdiden teşneler.

ÇOKLU HAMLE, BELKİ DE BİR YIL ÖNCE YAPILMALIYDI AMA OLSUN

O sebeple CHP Genel Başkanı'nın açıkladığı yeni stratejiye ilişkin bu sözünü ettiğim grupların eleştirilerini kaale bile almayacağım. Zaten bir bölümü uzun süredir demokrasiyi hiçe sayan iktidar partileri, diğerleri ise saçmalıyor.
Özel'in dile getirdiği 'çoklu hamle'yi biraz tartışıp, ardından da ciddiye alınması gereken diğer muhalefet partilerinin tepkilerine değinmek sanırım daha anlamlı olur. Parti yönetimi önce milletvekili ara seçimini zorlayacak. Bu girişimin iktidar partisinde karşılık bulmaması durumunda, ki asla bulmayacak, CHP'nin güçlü olduğu il ve ilçelerde, belediye meclisinden istifalarla yerel seçim kapısını açıp, iktidar üzerinde erken seçim baskısı oluşturulmasının zemini hazırlanacak.

CHP'nin bu çıkışı, Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonun hemen ardından geldi. Stratejisinde değişikliğe gitme kararı alan parti yönetimi, cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı 19 Mart sürecinden sonra parti içinde 'en son seçenek' olarak tartışılan 'ara seçim' formülünü devreye sokuyor şimdi. Bu karara ilişkin tek eleştirinin, "Belki de daha önce bu hamle yapılmalıydı" cümlesi olabileceğini düşünüyorum.

HEM ÇÜRÜYEN REJİMİ ZORA SOKACAK HEM MUHALEFETTE SİLKİNME YARATACAK
Öncelikle şunu belirteyim; iktidar bu çoklu hamleyi hukuksuz bir biçimde engelleyecek. Bundan hemen hiç şüphem yok. İki seçenekli planın ilk ayağının boş sekiz koltuk için Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'ın kararıyla seçim yapılmasını zorlamak var. Kurtulmuş bir süre sesini çıkarmayacak sonra da hiçbir yasal dayanağı olmayan bahaneler üretecektir. Ne de olsa utanmadıkları için sınırsız saçmalayabilirler, hukuku hiçe sayabilirler! Hele ki AK Parti Genel Başkanı savaş ve küresel çalkantılar gerekçesiyle ara seçime karşı olduğunu belirttikten sonra...
Bu durumda AK Parti ve MHP'li gazetecilerin ve CHP küskünlerinin atıp tuttuğu 'AK Parti birinci parti' iddiası çöpe gidecektir. Sandıktan kaçanın kim olduğu netlik kazanacaktır. Başta ekonomi olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin (CHS) bu ülkenin önünü tıkadığı da açıklık kazanacak ve AK Parti liderinin zaten düşüşte olan 'karizması' daha da yıpranacaktır. Bu hamleye başından beri çamur atmaya çalışan küskün CHP'lilerin de aslında zerre kadar kitle tabanı olmadığı görülecektir. Zira ara seçim bile olsa birkaç puanlık oy oranına mahkûm kalırlar, aslına bakarsanız aday bile çıkarmakta zorlanırlar. Gürsel Tekin beş kişiyi bile toparlamayı becerememişti değil mi!..

MİLLETVEKİLLERİNİN İSTİFASI ÇARPICI BİR SİYASÎ AHLÂK DERSİ OLACAKTIR
Çoklu hamle dedim ya, ikinci seçenek bu kez devreye girecek. Yani CHP'den yirmi iki milletvekilinin istifasıyla 'erken seçim' formülü... Bence asıl etkili olacak adım da bu! Bu adımı, sadece carî siyasette gündem belirlemek olarak değil, siyasî ahlâkta seviye atlamak açısından da önemli buluyorum. Siyasetin iyiden iyiye müptezelleştiği bir süreçte, yirmi iki milletvekilinin parti kararıyla istifa etmesi, CHP'nin kurumsal kimliğine çok şey katabilir. Halk nezdinde ise siyasete ve siyasetçiye kalmayan güveni bir ölçüde yeşertebilir. CHP'nin daha da konsolide olmasını sağlamakla kalmaz, genel olarak muhalefete de motivasyon sağlayabilir. Ancak bu otoriter rejim her ne olursa olsun, kısa dönemde erken seçime gitmeyecek yasadışı formüller üretmekten geri durmayacaktır. Ne üretirse üretsin, yine de kitle tabanı biraz daha eriyecektir. Seçim kaçkını yaftası da üzerine yapışacaktır.

İSTANBUL'DA SEÇİM RESTİ DE ÇOK DOĞRU BİR ADIM OLUR
Anladığım kadarıyla, bu süreçte Cumhur İttifâkı'nı köşeye sıkıştıracak başka ara formüller de gündemde... Özel, 'iddialı hamle' deyip pek ayrıntı vermiyor ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yeniden seçime gidilmesine yönelik bu hamle, siyasetin yanı sıra bağımlı yargıyı da çok konuşulur hale getirmesi açısından ayrıca önemli... AK Partili ve MHP'li belediye meclisi üyelerine, "Gelin hep birlikte istifa edelim. Seçime gidelim" teklifi hem İstanbullular'dan hem de tüm ülkeden büyük destek görür. Aday olarak kimi belirlerse belirlesin, CHP'nin son seçimin üzerinde oy alacağı neredeyse çantada keklik. Zaten AK Parti hangi adayı çıkaracak ki, daha önceki iki seçimde gördük, aday gibi adayları bile yok!

DEM PARTİ'Yİ BİRAZCIK ANLAMAK GEREK; MESELE DEMORASİDEN ÖNCE MECBURİYET
Hatırlarsanız bir de çağrısı vardı Özel'in... Kayyım atanan bölgelerde CHP'nin yeterince gücü olmadığı için DEM Parti'ye birlikte hareket etme çağrısı... Gelen yanıt olumsuz oldu, ki zaten benim beklediğim de oydu. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Özgür Özel'in yaptığı çağrı da sıkça soruluyor bize. 'DEM Parti olarak bu çağrıya ilişkin ne dersiniz?' diye... Biliyorsunuz bir ara seçim, yerel seçim çağrısı yaptı. Yalnız bu seçim tartışmaları bizim Merkez Yürütme Kurulumuzun gündeminde değil. Şu anda partimizin en temel gündemlerinden biri, en acil, en ivedi gündemlerinden biri demokratikleşme" dedi. "CHP belediyelerine yapılan bu saldırılar ve 'mutlak butlan' gündemdeyken, 'demokratikleşme' nasıl olacak?" sorusunun cevabı yoktu. Üstelik Özel kayyım atanan DEM Partili belediyeleri de yeniden kazanmayı öneriyordu.
Durumu toparlamak için DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Demirhan bir açıklama daha yapmak zorunda kaldı. Şunu söylemek gerekir ki, onlar çok büyük bedeller öderken, bir önceki CHP yönetiminin pek ses çıkarmadığını dikkate almadan, "DEM Parti Cumhur İttifakı'nın parçası" benzeri eleştiriler çok büyük haksızlık olur. Verecekleri bir hesap varsa bu konuda, tabanlarına vereceklerdir. Zira özellikle büyükşehirlerdeki seçmenlerinin önemli bir bölümünün CHP'nin bu mücadelesini desteklediğini onlar da biliyor!

İYİ PARTİ VE YRP NE DEMEK İSTEDİ? ANLAYAN VARSA BERİ GELSİN!..

Gelelim muhalefetin ikinci büyük partisine, İYİ Parti'ye... İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Evet, Türkiye'nin hemen seçime ihtiyacı vardır. Bunu açıkça söylüyoruz. Bu iktidar artık yönetememektedir. Ama siyaset ciddiyet iştir. Sonuç alınamayacak hamlelerle milletin umudunu kabartıp sonra o umutları boşa düşürmek doğru iş değildir. Ayakları yere basmayan çıkışlar, muhalefetin ağırlığını azaltır. Sonuç üretmeyen iddialar, milletin siyasete olan güvenini zedeler. Biz 'Hemen seçim' diyoruz. Ama gösteri için değil, gerçek bir ihtiyaç olduğu için diyoruz. Türkiye'yi seçime götürecek yol, beyhude çıkışların değil, hakikatin yoludur". Ne demek istediğini anlamak pek mümkün değil mi? Öyleyse İYİ Parti olarak ikinci seçeneği destekleyin, birkaç İYİ Partili milletvekili de bassın istifayı! Neyi bekliyorsunuz ki!

Yeniden Refah Partisi (YRP) Sözcüsü Suat Kılıç'tan da benzer bir cevap gelmiş. "Kanaatimiz net: Ara seçime hayır, erken seçime evet diyoruz". E güzel olur da, bunun için ne yapmayı düşünüyor partisi, onu da açıklasa iyi olurdu!

SOSYALİST PARTİLERLE BİR İTTİFÂK UFUKTA GİBİ...
Açık ve net olarak CHP'nin formüllerine destek veren ise Türkiye İşçi Partsi (TİP)... TİP Genel Başkanı Erkan Baş, "Gündemimizde ara seçim yok demek yürütmenin yasamaya müdahalesidir ve en basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir" dedi. TİP ile bu ortak tavrın ilk seçimde bir ittifâka dönüşmesi mümkün görünüyor. Aslına bakarsanız, TİP'in yanı sıra Türkiye Komünist Partisi (TKP), Sol Parti ve Türkiye Komünist Hareketi'nin (TKH) de böylesi bir ittifâkta yer alması en az yüzde 2'lik bir oy demektir. Sosyalist Güç Birliği deneyimi var zaten bu üç partinin, TİP de 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ardından Emek ve Özgürlük İttifâkı yerine böylesi bir ittifâkta daha rahat yer alabilir.

KURUCU PARTİYİ YÜZDE 3.2'YE MAHKÛM EDEBİLECEK BİR KLİK
Son bir söz; hiçbir ankete çok güvenmemekle birlikte, anketlerin ortamalarında CHP'nin birinci parti olduğu görülüyor. İYİ Parti ve Zafer Partisi'nden oluşacak Ülkü İttifâkı da kolayca bararjı aşıyor. Hatta YRP, Yeni Yol Partisi ve Anahtar Parti'den oluşacak Yeniden Diriliş İttifakı da... Bir de mutlak butlan üzerinden, yani CHP'de Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğuna oturması durumunda, kurulacak yeni partinin oy oranını araştıran bir anketin sonucunu paylaşayım: AK Parti yüzde 30, yeni kurulacak parti yüzde 29.8... Bir de babalarının malı sandıkları CHP'yi ele geçirmeyi hayal edenlerin oy oranını vereyim; yüzde 3.2! Yani dört sosyalist partiyi yanına aldığında yeni parti, neredeyse bu 'mutlak butlancılar'a gidecek oy kadar oy ekliyor hanesine! Şimdi anlaşılıyor sanırım, 'mutlak butlan' hayali kuranların Akın Gürlek aşkı ve Özel'in açıkladığı çoklu hamleye AK Partililer'den bile fazla çamur atmaya çalışması!..