İstanbul Kağıthane’de günü (24 Aralık 2025) yapılan CHP mitingi/eylemi birçok bakımdan önemliydi. Özellikle 2026 yılının siyasal gelişmelerini belirleyecek ve ülkenin yakın geleceğini şekillendirecek kimi işaretleri veren bu eylemin daha yakından analiz edilmesinde yarar var.
İktidarın, yargı eliyle uyuşturucu, fuhuş, bahis ve şike gibi operasyonlarla gündemi değiştirmeye çalıştığı şu günlerde bu eylemin anlamı karambole gitsin istemedim. Çünkü bazen, daha doğrusu çoğu kez, anı yaşar ama anlamını kaçırırız. Yaşanan toplumsal ve siyasal olayların anlamını yakalamak, size onları etkileme ve yön verme olanağı sunar. Ben de bu miting/eylem özelinde bunu yapmayı deneyeceğim.
ÇAĞLAYAN ÇOCUĞU OLMAK
Kağıthane’nin bir İstanbul ilçesi ve semti olarak benim kişisel tarihimdeki yerinden söz etmek isterim. Ben Çağlayanlıyım. İlk, orta, lise öğrenciliğim ve üniversitenin ilk yıllarında o semtte yaşadım. Sosyalist harekete katılıp devrimci mücadeleye başladığımız yıllarda Şişli, Çağlayan, Hürriyet Mahallesi, Okmeydanı, Gürsel Mahallesi, Kağıthane, Kuştepe, Mecidiyeköy, Beşiktaş ve Kurtuluş benim semt çalışmaları yaptığım bölgelerdi.
Mezun olduğum Çağlayan Lisesi (şimdi yerinde bizi tutuklayan adliye var) bu geniş bölge için devrimci hareketin adeta bir harp okulu gibiydi. Diyebilirim ki her şey bu lisede başladı ve bu geniş bölgeye yayıldı. Öyle ki 1977–78 öğretim yılında üniversiteye girdiğimde bu geniş bölgede girmediğim sokak, adım atmadığım lise ve meslek okulu yoktu.
Zaten İİTİA Siyasal Bilgiler Fakültesi (şimdi Marmara Üniversitesi) o yıllarda Şişli’deydi ve “Şişli Siyasal” denirdi. Ben de bu fakülteye girdim. Yani semtle bağım hiç kesilmedi.
SOLUN KALESİ
İstanbul genelinde devrimci gençlik mücadelesini yürütürken Kağıthane’de de işçi/emekçi çalışması yapıyorduk. Bu bölgedeki bazı semtler bazen Şişli Belediyesi’ne, bazen de Kağıthane Belediyesi’ne bağlanıyordu. Ailemin oturduğu Çağlayan ile Hürriyet Mahallesi arasındaki bölge de bazen Şişli’ye bazen Kağıthane’ye bağlanırdı.
Anılarımda sıcak bir yeri vardır. Dostlarımız, yol arkadaşlarımız, ilk heyecanlarımız ve acılarımız bu semttedir. Çağlayan merkezli bu bölge benim için “evim” diyebileceğim bir değer taşır.
Bu nedenle Kağıthane mitinginin, ya da Özgür Özel’in yerinde kullandığı kavramla eyleminin nasıl geçeceği benim açımdan ayrı bir anlam taşıyordu. Gördüğüm tablo, yani mitinge katılımın düzeyi ve görkemi nedeniyle çok mutlu oldum. Bunun bir nedeni vardı. O nedeni aşağıda maddeler hâlinde belirteceğim.
EMEKÇİ HAVZASI
O hâlde CHP’nin Kağıthane eyleminin kodlarını çözmeye başlayalım.
1- Kağıthane ve çevresindeki semtler (Alibeyköy, Silahtarağa’dan Eyüp ve Gültepe’ye uzanan alan) İstanbul’un en eski ve köklü emekçi havzasıdır. İşçi sınıfının hem yaşadığı hem çalıştığı bir bölgedir. 1960’ların ve 70’lerin bu bölge bakımından karakteristik özelliği bu emekçi niteliğidir. Bu nedenle 1970’ler boyunca solun çok etkin olduğu bir bölgeydi. Öyle ki liselerinde Dev-Lis, fabrikalarında DİSK, üniversitelerinde Dev-Genç; sokaktaki insanın önemli bir kısmı ise en azından CHP’de örgütlüydü. Gençleri devrimci değilse saygı görmez, ciddiye alınmazdı. Bu nedenle eylem, çatışma ve grevler bölgesiydi.
2- Bu sol dalga 12 Eylül 1980’de kesintiye uğrasa da 1987’ye kadar etkisini sürdürdü. O yıl yapılan seçimler dâhil Kağıthane Belediyesi’ni her zaman CHP kazandı. CHP’li son belediye başkanı, 1978 Ecevit Hükûmeti’nde yerel yönetimler bakanlığı yapan Mahmut Özdemir oldu. Özdemir SHP listesinden seçildi. Ancak o dönemde milletvekilliği kurumu henüz çok güçlüydü. Bu nedenle olsa gerek istifa ederek milletvekili adayı oldu ve yine SHP’den seçilerek Meclis’e gitti. Büyük hataydı.
SİYASAL İSLAMIN İSTANBUL’DA İLK ZAFERİ
3- Belediye, başkan yardımcıları tarafından vekâleten yönetildi. İslamcı hareketin yükseldiği, solda liberal rüzgârların estiği yıllardı. Derken yapılan yerel seçimlerde Refah Partisi İstanbul’da ilk kez bir belediye başkanlığını burada, Kağıthane’de kazandı. 1960’lardan beri bu bir ilkti. Tayyip Erdoğan da Beyoğlu’nda aday oldu ve kaybetti. İl başkanıydı. Kağıthane’de Arif Calban kazandı.
Ardından bir daha Kağıthane’yi vermedikleri gibi, büyükşehir dâhil İstanbul’daki belediyelerin neredeyse üçte ikisini aldılar. Kağıthane hâlâ İslamcı geleneğin (şimdi AKP) elindedir ve belediye AKP’ye geçtiği günden beri öyle kalmıştır. Bu nedenle Kağıthane, AKP’nin yerel yönetim tarihinde de özel bir önem taşır. Sol açısından da ilk büyük yenilgi bu ilçededir. Emekçilerden ve işçi sınıfından kopuşun sahasıdır. Bu nedenle Kağıthane’nin bugün sosyal bileşimi hayli değişmiş olsa da geri alınması, sol ve cumhuriyetçiler açısından büyük önem taşımaktadır.
ÖZEL’İN KAĞITHANE MİTİNGİ
4- CHP’nin 24 Aralık 2025 Çarşamba akşamı yaptığı mitinge katılımın yüksekliği, katılımcıların coşkusu ve alanın bileşimi —ki bütün sol parti ve sendikaların pankartları vardı— önemli bir değişime işaret ediyor. Havanın döndüğüne, İslamcı hareketi söküp atmanın çok zor olduğu bu ilçede —neredeyse 40 yıldır belediye dincilerin elinde— AKP’nin toplumsal tabanının çözüldüğünü, çelik çekirdeğinin kırıldığını gösteriyor. Silivri’de olmama rağmen aldığım bilgiler bu yönde. Bölgede İslamcı hareketin örgüsü dağılıyor. Bu çözülmenin hemen solda bir örgütlenmeye dönüşmese bile seçmen davranışını temelden etkileyeceğini öngörebiliriz. Miting/eylem meydanı bunu açıkça ortaya koyuyordu.
5- Kağıthane’de AKP ve İslamcı hareketin toplumsal tabanının ve örgütsel bağlarının çözülmesi, başta İstanbul olmak üzere Marmara Havzası’nda daha derin bir dönüşüme işaret ediyor. Öyle ki 31 Mart 2024’te yaşanan CHP’nin yerel seçim zaferinin dönemsel olmadığını gösteriyor. Kağıthane’deki çözülme, Marmara Bölgesi’ndeki bütün emekçi havzalarında benzer bir yönelimin başladığını ortaya koyuyor. Zaten Eyüp geçen seçimde AKP’den koptu. Bunu Ümraniye, Gebze vb. ilçelerin izleyeceğini ve bu eğilimin bütün ülkeye yayılacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.
KONUŞMANIN KODLARI
6- Kağıthane mitinginin/eyleminin diğer bir özelliği de Genel Başkan Özgür Özel’in yaptığı konuşmanın içeriği ve verdiği mesajlardı. Dikkatlerden kaçmasın diye kayda geçirmek isterim. İki önemli vurgusu vardı. Altını çizdi: 2026 seçim yılı olacak ve CHP bütün gücüyle erken seçimi zorlayacak. Bu amaçla eylemlerin dozunu ve yaygınlığını artıracaklarını ilan eden Özel, “19 Mart Darbesi” diye nitelendirdiği iktidarın kumpas operasyonları ve davalarına karşı da tavizsiz bir mücadele yürüteceklerini, geri çekilmeyeceklerini söyledi.
7- Artık cumhuriyetçi solun (sosyal demokrat hareketin) lideri olan; yani klasik bir genel başkan profilini aşarak, tıpkı Bülent Ecevit gibi hareketin siyasal önderi hâline gelen Özgür Özel, kitleleri yönlendiren bir konuma geldi. İmamoğlu ile “sinerji” yaratan bir ikili oluşturdu. Bu gelişme siyasette yeni bir durumdur. Kağıthane mitinginin başarısı bu kimliği pekiştirdi. Vefalı ve güvenilir bir siyasetçi olduğunu gösterdi.
8- Gelelim eylemin en önemli ve yakın gelecekte siyaseti ve ülkeyi etkileyecek yanına: Özgür Özel, 2026’da eğer tutuklu yargılama yapılmaz ve erken seçim kararı alınmazsa artık meydanlara terk etmemek üzere çıkacaklarını, alanları doldurup sonuç alana kadar terk etmeyeceklerini söyledi. Bu çıkış çok önemliydi.
2026 SICAK GEÇECEK
9- Özgür Özel’in bu çıkışı, son dönemde birkaç kez tekrar etse de Kağıthane’de bunu bir zaman aralığına işaret ederek yapması başka bir anlam taşıyor. Mısır’daki Tahrir Meydanı eylemi gibi —ki dünyada başka örnekleri de vardır— toplumsal ve demokratik bir çıkışın ülkeyi ve iktidarı sarsacağı açıktır. Talep son derece demokratiktir: seçim sandığı istenmektedir. Bu istemi başka yerlere çekmeye çalışanlar olacaktır; ancak bunun anayasal bir hakkın kullanımı olduğuna işaret edilmektedir. Bu nedenle çarpıtılması oldukça zordur.
Özetle Özgür Özel, Kağıthane mitinginde radikal ve aynı ölçüde demokratik bir çıkış yaptı. Bu çıkışa bir mim koymak ve 2026 yılının sürprizlere son derece açık bir yıl olacağını görmek gerekiyor. Hukuk içinde ve demokratik bir zeminde ortaya konacak tepki ve taleplerin toplumda her zaman bir karşılığı olacaktır.