Küçüğün rızası var mı? Böyle bir şey olabilir mi?

“Küçüğün rızası olan durumlarda…”

“Bir kereden bir şey olmaz…”

Ve benim yazmaya elimin gitmediği daha da beterlerini duymadık mı?

Önce Diyarbakır’dan Nilay’ın haberi düştü önümüze. O 7 yaşından 25 yaşına kadar öz babasının cinsel saldırılarına uğramış bir genç kadın. Jandarma suçüstü yaptığı hâlde adalet yerini bulsun diye inim inim inliyor.

Baba tarafı ifadesini değiştirsin, şikayetini çeksin diye baskı yapıyor ve nihayetinde onların istediği gibi oluyor. Şimdi Nilay baskı altında ifadesini değiştirdiğini anlatmaya çalışıyor. Çalışıyor dediğim çırpınıyor.

7! Yedi yaşında bir çocuğun rızası olabilir mi?

Madem bu kadar her şeye hâkim bu çocuklar, bırakın okula gidip gitmeyeceklerine 7 yaşında kendileri karar versinler!

Madem bu çocukların rızası olabiliyor, indirin oy verme yaşını 7’ye!

İndirin ehliyet yaşını 7’ye!

İndirin sigara ve alkollü içki alma yaşını 7’ye!

İnmiyor mu?

İstismar zaten tam olarak bu değil mi? Çocuğun anlamamasını, bilmemesini istismar etmiyor mu canavarlar?

Bir çocuk neye rızası olup olmadığını bilemezken…

*

Sonra Sena… Hatay’dan Sena…

Ben önce sosyal medyada videosunu gördüm. O hâlinden, o sakinliğinden bile ne kadar yaralandığını anladım.

Onu tanıyan Kemal Canpolat’a rica ettim.

“Beni bu çocukla görüştürebilir misiniz” dedim.

Birkaç dakika sonra Sena ile telefonda konuşuyorduk.

Videodaki gibi sakindi. Ah o sakinliği yok mu?... Alevlerin içindeyken çığlık atamayan yaralı bir can o…

Söz konusu adam halasının kocasıymış.

“Ben 14 yaşındayken” dedi, “Babamla tartıştık. Ben de küstüm. Eniştem ‘Gel seni bize götüreyim’ dedi. Ben de bizimkilere küstüğümden gittim. Eve gider gitmez hemen üstüme çıktı. Sonra da beni korkuttu. Kimseye söyleme dedi. Ondan sonra da her fırsat bulduğunda beni zorla o eve götürdü. Halamlar Suudi Arabistan’da yaşıyor. Eniştem Türkiye’ye geldiğinde bu evde kalıyor. Beni hep zorla götürdü o eve.”

Çok acı çeken insanlara özgü donukluk hâlinde anlatıyor olan biteni. Ara sıra anlattıklarına ben müdahale ediyorum. Çünkü çocuk daha nasıl anlatacağını bilmiyor. Yaşadığı acının içinde o kadar yanıyor ki ben susturuyorum onu.

Mahkemeye sundukları ses kayıtlarını ve bir videoyu bana ulaştırdı. Tamam hukuk bunlara ‘yasa dışı’ edinilmiş deliller diyecek. Çocuk görüntüyü alabilmek için ses çıkarmıyor, bu videoya bakıp “Rızası var” diyecekler. Tamam anlıyorum. Bunları anlıyorum ama “Ben 14 yaşındayken başladı” diyorsa bu çocuk, biz bu rızayı beş yıl geriye nasıl götüreceğiz? Nasıl? İşte bunu anlamıyorum! İşte bunu aklım almıyor!

Ki ses kayıtlarından Sena olup bitenleri ailesine anlattığından genç kızı suçu üstüne alması için ikna etmeye çalışan eniştenin şu sözlerini dinledim:

“Ben içki içmiştim. Eniştem bunu anladı. Kızdı. O kızınca ben de ona iftira attım, de annene-babana.”

Sena… Künefeci Sena! Ben 19 yaşındaki bu genç kızın videosunu gördüğümde onu erkek sanmıştım.

“Abla ben önce başımı açtım” dedi, “Sonra gittim saçlarımı kısacık kestirdim. Bilmiyorum abla işte hep böyle bol pantolon, büyük kazak filan giyiyorum. Bilmiyorum abla işte, hep böyle giyiniyorum. Ben çalışıyorum abla. Şimdi telefonu kapatmam lazım.”

Bir pedagogla konuşun da bu genç kız neden erkek gibi görünmeye çalışıyor, neden bol kapalı kıyafetler giyiyor bir sorun. Sorun da anlatsınlar size!

Rızası var dediğiniz çocuk, daha yüzünü kapatması gerektiğini bilmiyor.

Rızası var dediğiniz çocuk, daha kendi üstün yararını, geleceğini düşünerek yüzünü kapatması, soyadını ve hatta adını gizlemesi gerektiğini bilmiyor. Bilmiyor ama rızası var; öyle mi hâkim bey?