Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in jandarma ve savcılıktaki ifadesine ulaşıldı.
'Kasten öldürme' suçundan tutuklanan Mustafa Türkay Sonel, jandarmadaki ifadesinde, soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Uğurcan A'yı, ABD'de bulunan şüpheli Umut Altaş'ı ve babası Celal Altaş'ı tanıdığını söyledi.
Gülistan'ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'u tanımadığını ileri süren Sonel, 'Ben Gülistan Doku'yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde herhangi bir süreyle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku'nun kaybolması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbiri Gülistan Doku'yu tanımazdı.' iddiasında bulundu.
Sonel, 'Umut Altaş ve Uğurcan A'nın 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatlar veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz.' dedi.
Şüpheli Sonel, 'Alınan tanık beyanlarında sizin bir kadını hamile bıraktığınız beyan edilmiştir, bu kadın kimdi ve bahse konu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?' sorusunu 'Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar.' diyerek yanıtladı.
'Celal Altaş'ın alınan ifadesinde, oğlu Umut Altaş ile telefon görüşmesinde sizin Umut Altaş'a 'bir gün silahı çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum' dediğiniz tespit edilmiştir. Bu silah kime aittir ve nerededir? Silah ile vurduğunuz kişi kimdir, bu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?' sorusuna karşılık Sonel, 'Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur.' beyanında bulundu.
Sonel, gençlik merkezine gidip gitmediğini tam olarak hatırlamadığını ancak büyük ihtimalle gitmediğini iddia ederek, şunları kaydetti:
'Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benim de bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Ben de bir üniversite öğrencisiyim benim de çevrem, komşularım, kız ve erkek arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan'ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum. Kesinlikle gerçek bir silah ile hiçbir işim ve hiçbir merakım olmadı. İzah ettiğim gibi benim airsoft (havalı tüfek) merakım vardır ve bu sporda kullanılan silahları kullanırdım hatta bu spora olan ilgim de İstanbul iline yerleştikten sonra kalmadı. Daha çok derslerime ve evcil hayvanlara ilgi duydum.'
Aracında Uzi Akrep veya MP5 tarzı silah bulunmadığını iddia eden Sonel, 'Kesinlikle bana bahsettiğiniz silahlar ne bende ne aracımda asla bulunmamıştır. Yukarıda bahsettiğim gibi bu silahlar airsoft sporunda kullanılan boncuk atan oyuncak silahlardır.' dedi.
'Umut Altaş ile yan yana olmadığınız zamanlarda hemen hemen her gün günde birçok defa telefon ile görüşmenize rağmen Gülistan Doku'nun kaybolduğu gün olan 5 Ocak 2020 günü saat 02.32'den aynı günün akşamı saat 23.04'e kadar Umut Altaş ile hiç görüşmeniz bulunmamaktadır. Umut Altaş ile bu saat aralıklarında yan yana mıydınız? 5 Ocak 2020 günü saat 22.00'den itibaren Şükrü Eroğlu, Umut Altaş ve sizin beraber olduğunuz, Umut Altaş'ın ise saat 19.28'den itibaren olmak üzere, Gülistan Doku'nun telefonunun son baz verdiği ve görüldüğü yer olan Sarı Saltuk Viyadüğü ve Rostan Dinar mevkisi civarından birlikte baz verdiğiniz daraltılmış baz raporuyla tespit edilmiştir ayrıca fotoğraflı plaka tanıma sistemi kayıtlarından da o bölgede olduğunuz tespit edilmiştir. Şükrü Eroğlu ve Umut Altaş ile 5 Ocak 2020 akşamı, o kadar saat o bölgede ne yaptınız, hangi araçla/araçlarla ve ne maksatla gittiniz, yanınızda başka kim/kimler vardı?' sorusu üzerine Mustafa Türkay Sonel, şu beyanlarda bulundu:
'Üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şey hatırlamıyorum. Bana mesela dünü sorsanız size dakika dakika saniye saniye söylerim ancak siz bana 6 yıl önceki saat aralığını soruyorsunuz. Bunu hatırlamam mümkün değildir. Şükrü ile ilgi sorduğunuz soruya bir fikrim yoktur. O gün için özel değil ancak bahsettiğiniz bölgeyi benim anladığım kadarıyla araçlarımıza yakıt almaya gider orada turlardık hatta daha ileride bulunan akaryakıt istasyonuna kadar gider dönerdik. Biz bahsettiğiniz yola farklı farklı araçlarla bazen toplu bazen de Umut ile birlikte giderdik hatta Umut babasından arabayı her zaman alamazdı, bunun sıkıntısını çok yaşardı, gönlü kırılmasın diye Umut'u kendi arabamla gezdirirdim.'
Sonel, 'Gülistan Doku'ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden değerlendirilmektedir. Barajda ele geçen makas, reçete ve el yazılı not ile sizin 5 Ocak 2020 günü akşamı bulunduğunuz bölgenin aynı bölge olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri üçünüzden birinin attığı veya birlikte attığınız ve o bölgede suç delillerini toplayarak yok ettiğiniz değerlendirilmektedir. Bunları baraja kim attı?' sorusunu 'Gülistan Doku'yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Zaten biz o bölgede araçlarda hareket halinde olurduk, yolda durup beklemezdik. Kaldı ki orada araç ile durabilecek bir yer yoktur. Bahsettiğiniz malzemeleri birisi atmış olsa bile ben onu kim olduğunu ve neden atıldığını bilmiyorum.' diyerek yanıtladı.
Mustafa Türkay Sonel, kendisine yöneltilen '5 Ocak 2020 akşamı üçünüzün birlikte aynı anda baz verdiği ve Gülistan Doku'nun da son baz verdiği ve görüldüğü yer olan Sarı Saltuk Viyadüğü ve Rostan Dinar mevkisi civarında bulunan alanda Gülistan Doku'yu öldürdüğünüz veya cesedini teslim aldığınız, Şükrü Eroğlu'nun da bu cesedi alarak bir başka yere gömmeye götürdüğü gizli tanık beyanından anlaşılmaktadır?' sorusu üzerine, 'Gizli tanığın bu beyanı tamamen asılsızdır. Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Benim ve aileme karşı yapılmış olan bu itibar suikastıdır. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasıdır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversitede vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor.' ifadelerini kullandı.
- Mustafa Türkay Sonel'in savcılık ifadesi
Mustafa Türkay Sonel, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde ise şunları söyledi:
'Gizli tanık 'Şubat'ın beyanlarında geçen aleyhimde olan hususların hiçbirini kabul etmiyorum. 5 Ocak 2020 tarihinde 06 SNL 10 plaka sayılı araç ile Elazığ istikametinden Tunceli'ye gelişimin görüldüğü ancak öncesinden Tunceli ilinden Elazığ istikametine çıkışımın görülmediği hususuyla bir diyeceğim yoktur. Ben hep aynı yol üzerinden gidip gelirim. Herhangi bir kırsal yolu kullanmış değilim. Ben bu zamana kadar herhangi bir silaha ya da tabancaya sahip olmadım. Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu benim ilgim olan bir spor dalıdır. Celal Altaş'ın ifadesinde geçen oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde benim Umut'a söylediğim iddia edilen 'Ben bu tabancayla birisini vurdum' şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Şahsın neden benimle ilgili böyle bir beyanda bulunduğunu bilmiyorum.'
Sonel, 'Bu duruma çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur hatta bu spora ait evin bahçesinde oynadığımıza dair birçok fotoğraf ve video telefonumda mevcuttur, bu sporda kullanılan silahların hepsinin faturası mevcuttur. Bu silahlarda kullanılan boncuklar, pahalı olduğu için bir sonraki için kullandığımız zamanlarda tekrar yerden toplardık.' ifadelerini kullandı.
- Savcılığın sevk yazısı
Savcılığın Mustafa Türkay Sonel'in tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında ise 'Dosyada mevcut gizli tanık beyanına göre, şüphelinin maktuleyi yanında diğer şüpheli Umut Altaş da olduğu halde öldürdüğü, olay yerine koruma polisi Şükrü Eroğlu'nu çağırdığı, Şükrü'nün cesedi alarak Tunceli ili Pertek ilçesi Koçpınar köyünde bulunan mezarlığın yanındaki ağacın altına gömdüğü ancak yaklaşık 1-2 yıl önce cesedinin yerinin değiştirildiği, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı yer altı görüntüleme cihazı uzman kullanıcısı ile birlikte gizli tanığın tarif ettiği bölgeye 12 Ocak 2025'te JASAT ekipleri ile gidildiği' belirtildi.
Yazıda, şunlar kaydedildi:
'Gizli tanığın beyanında geçen yer gösterilmeksizin geniş alanın taranmasının istendiği, gizli tanığın beyanında geçen mezarlığın yanında bulunan büyük ağacın altındaki noktada daha önceden kazı yapıldığı ve boş olduğu, cesedin gömüldükten sonra tekrar çıkartılarak başka yere nakil yapılmış olabileceği yönünde değerlendirme yapılması üzerine cihazla bu bölgenin tarandığı, uzman kullanıcının tarama sonucunda gizli tanığın tarif ettiği bölgede bir şahsın gömülerek belli bir süre sonra çıkarıldığı, bu sürenin yaklaşık 1-2 yıl içerisinde olduğu, tespit edilen boşluğun ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silahın gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği, bu tespit üzerine Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekiplerinin bölgeye çağrıldığı, ilgili alanın kazıldığı ancak herhangi bir insan cesedine veya kemik parçasına rastlanmadığı, YGC (yer altı görüntüleme cihazı) uzman kullanıcının bu tespitlerine dair 12 Ocak 2025 tarihli yer altı görüntüleme cihazı arama sonuç raporu tanzim ettiği, belirtilen hususların iş bu raporda da yer aldığı, YGC ile yapılan arama faaliyeti sonucu düzenlenen uzmanlık raporu ile gizli tanık beyanının uyumlu olduğu ve bu açıdan gizli tanık beyanına itibar edilebileceği, dosyada mevcut bilgi, belgelerden şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nin 100. ve diğer maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep olunur.'




