İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada ikinci celse başladı. 9 Mart'ta başlayan ve 8 Temmuz'a kadar 64 duruşma günü süren ilk celsenin ardından ikinci celsede yeni bir tartışma başlığı ortaya çıktı: Duruşmanın yapıldığı yeni salonun fiziki koşulları ve teknik altyapısı.

İlk celse boyunca savunma hakkı, mikrofonların kapatılması, avukatların söz talepleri, duruşma tutanaklarına erişim ve duruşmanın aleniyeti konusunda çok sayıda tartışma yaşanmıştı. Avukat Hüseyin Ersöz de daha önce yargılamanın yürütüldüğü salonla ilgili olarak adil yargılanma hakkına dikkat çekmişti.

İBB Davası 65.Gün! İmamoğlu'nun savunma talebi kabul edildi
İBB Davası 65.Gün! İmamoğlu'nun savunma talebi kabul edildi
İçeriği Görüntüle

“Mikrofonlar kayıt yapıyor mu?”

İkinci celsede avukatların talepleri alınırken dikkat çeken çıkışlardan biri Hüseyin Ersöz'den geldi.

Aykut Erdoğdu ve Ramazan Gülten'in avukatı Ersöz, salonda bulunan ve tavandan sarkan mikrofonların teknik işlevine ilişkin mahkeme heyetine soru yöneltti.

Ersöz, mikrofonların yalnızca söz verilen avukat ve sanıkların konuşmalarını aktarmak için mi kullanıldığını, yoksa salon içerisindeki konuşmaların tamamının ses kaydına alınıp alınmadığını sordu.

Benzer bir tartışma daha önce Aziz İhsan Aktaş davasında da yaşanmıştı. Ersöz, o duruşmada tavandan sarkan mikrofonların savunma dışındaki konuşmaları da kaydedip kaydetmediğini sormuş, mahkeme başkanı ise mikrofonların aktif olup olmadığını bilmediğini belirtmişti.

Yeni salonun fiziki yapısı da eleştirildi

Avukatların itirazları yalnızca mikrofonlarla sınırlı kalmadı. Savunma tarafı, duruşma salonunun fiziki yapısına ve yargılamanın yürütülme biçimine ilişkin çeşitli itirazlarını da mahkeme heyetine iletti.

Salonun büyüklüğü, kürsünün konumu, ses sisteminin yapısı ve avukatlarla mahkeme heyeti arasındaki fiziksel düzenlemeler, savunma makamının adil yargılanma ve etkili savunma hakkı açısından değerlendirdiği başlıklar arasında yer aldı.

Ersöz, daha önce yeni salonla ilgili yaptığı değerlendirmelerde, salonun olağanüstü büyük ve yüksek bir yapıya sahip olduğunu, tavandan sarkan mikrofonlar ile yüksek ses sistemlerinin kullanıldığını belirtmişti. Avukat, böylesine büyük bir salonun sanıkların kendilerini “küçük” hissetmesine yol açabilecek bir fiziki düzen oluşturduğunu savunmuştu.

Silivri tartışması yeniden başladı

İBB davası için Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde yeni bir duruşma salonunun inşa edilmesi de daha dava başlamadan tartışma konusu olmuştu.

Salonun, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki alanda, cezaevi kampüsü içerisinde inşa edilmesi savunma avukatlarının tepkisini çekmişti.

Ersöz, daha önce yeni salonun yapıldığı alanın cezaevinin güvenlik kapısından geçilerek ulaşılabilen bir bölüm olduğunu belirterek, bu durumun duruşmaların açıklığı ve aleniyeti açısından tartışılması gerektiğini söylemişti.

Avukata göre Silivri'de, kent merkezinden uzak bir noktada yargılama yapılması geçmişten bu yana adalete erişim ve duruşmaların kamuoyu tarafından izlenebilmesi bakımından tartışmalı bir konu.

Bu nedenle yeni salonun yalnızca bir “mekân” olmadığı, yargılamanın nasıl ve hangi koşullarda yapılacağına ilişkin daha geniş bir hukuk tartışmasının parçası olduğu savunuluyor.

“Adil yargılanma” tartışmasının yeni başlığı

İBB davasının ilk celsesinden bu yana savunma makamı, yargılamanın çeşitli aşamalarında adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, duruşmanın aleniyeti ve tutukluluk kararlarının gerekçelendirilmesi konularında itirazlarda bulundu.

Hüseyin Ersöz, önceki duruşmalarda mahkemenin bazı kararlarının sanıklara ve müdafilerine söz verilmeden alındığını, tutukluluk incelemelerinin yeterli gerekçeyle açıklanmadığını ve duruşma tutanaklarına erişim konusunda sorun yaşandığını savunmuştu. Ersöz ayrıca UYAP'ta duruşma tutanaklarını göremediklerini ve hangi kararların alındığı konusunda savunma makamının yeterince bilgilendirilmediğini dile getirmişti. Bu kez tartışmaya duruşma salonunun teknik altyapısı da eklendi.