Aile Dayanışma Ağı, 40. buluşmasını Büyükada'da düzenledi. Etkinlikte konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu ve tutuklu bulunan belediye başkanlarının yargılanma süreçlerine dair açıklamalarda bulunurken, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılma kararlarını ve Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti hakkında açıklamalarda bulundu.

Programda ayrıca gazeteci Merdan Yanardağ'ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ ile tutuklu Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Fırat Durağan’ın eşi Ayşegül Kamalı Durağan da söz aldı.
ADA'NIN KIRIK TERAZİSİ
Sevim Kahraman, yeni kitabı Ada’nın Kırık Terazisi – Aile Dayanışma Ağı’nın Adalet Mücadelesi ile son yılların en tartışmalı siyasal ve hukuksal süreçlerinden olan İBB operasyonunu, bu kez mahkeme salonları ya da siyasi kürsülerin aksine, cezaevi kapılarında bekleyen ailelerin gözünden anlatıyor. Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle yayımlanan eser, adalet arayışının, dayanışmanın ve toplumsal hafızanın belgesi niteliğini taşıyor.
Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı siyasal gerilimler, tutuklamalar ve uzun yargı süreçleri üzerine çok sayıda değerlendirme yapıldı. Ancak bu kez söz sırası, yaşananların en ağır yükünü omuzlayan ailelerde. Ada’nın Kırık Terazisi, Aile Dayanışma Ağı (ADA) çatısı altında bir araya gelen isimlerin tanıklıkları üzerinden ortak bir toplumsal mücadeleyi kayıt altına alıyor.
Kitabın merkezinde; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer'in kızı ve avukatı Seraf Özer, Murat Ongun'un eşi Gözdem Ongun, Buğra Gökce'nin eşi Filiz Kahveci Gökce, Aykut Aydoğdu’nun eşi Tuba Torun Erdoğdu, Cem Akyüz'ün annesi Seher Akyüz, Elif Atayman'ın oğlu Efe Çakır ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe'nin eşi Gözde Bahçetepe bulunuyor. Her biri, farklı yaşam öykülerinden gelse de aynı sorunun etrafında birleşiyor: Hukuk mücadelesi aileleri nasıl dönüştürüyor?
Sevim Kahraman'ın kitabı, klasik röportaj kitaplarının sınırlarını aşan bir yapıya sahip. Sorular kadar, verilen yanıtların arka planı da önem kazanıyor. Cezaevi görüşleri, on dakikalık telefon konuşmaları, çocukların yaşadığı psikolojik yük, eşlerin omuzlarına binen sorumluluklar ve kamuoyu önünde sürdürülen mücadele, her anlatıda farklı yönleriyle ortaya çıkıyor.

Ada’nın Kırık Terazisi, ailelerin gözünden yazılmış bir toplumsal hafıza çalışması olarak öne çıkıyor.
Kitabın önsözü de bu atmosferi güçlü bir biçimde kuruyor. Kahraman, gazeteci-yazar ve eşi Merdan Yanardağ ile yaşadığı süreci kişisel bir tanıklık olarak anlatırken, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve adalet kavramlarını geniş bir toplumsal çerçeve içinde ele alıyor. Önsöz boyunca, gazetecilerin, siyasetçilerin ve muhalif isimlerin tutukluluk süreçlerinin sadece bireyleri değil, ailelerini ve toplumun haber alma hakkını da etkilediği vurgulanıyor. Aynı zamanda umudun ve dayanışmanın bu mücadelenin temel gücü olduğu fikri öne çıkıyor. Kahraman, bu mücadeleyi desteklemek ve çoğaltmak adına kitabın telif gelirinin Aile Dayanışma Ağı için kullanılacağını belirtiyor.




