Salim Şen: Bu dava Cumhuriyet tarihinin en önemli, en kapsamlı, en fazla siyasi sonuçlar üzerine giydirilmiş, siyasi saiklerle yönetilmiş kurgulanmış davasıdır. Salim Şen: Böyle yargılama enginizasyon döneminde vardı diyen Salim Şen şöyle konuştu:
"Şöyle bir bakalım, bu davanın savcısı kim? Akın Gürlek. Şu anda ne? Adalet Bakanı. Adalet Bakanı olması önemli değil, aynı zamanda Hakimler Savcılar Kurulu
Başkanı. Şu anda bu yargılamayı yapan hakimler kime bağlı? HSK'ya. Yarın bir gün bu hakimler görevlerinden alınabilir. Sürgün edilebilirler, Tenzil-i rütbe yapılabilirler. Terfileri engellenebilir. Soruşturmayı yapan savcı, iddianameyi yapan savcı, HSK'nın başına geçen kişi aynı kişi ve bu hakimlerin bağlı olduğu kişi de o. Hangi adil yargılamadan bahsediyoruz? Neyi konuşacağız?"
Programda Şen’in öne çıkardığı noktalar özetle şöyle:
Reddi hâkim ve hâkimin tarafsızlığı: Şen, hâkim hakkında tarafsızlık kuşkusu doğması halinde reddi hâkim talebinin gündeme gelebileceğini belirtti. Tarafsızlık iddialarının somut olgulara dayandırılması gerektiğini, aksi takdirde talebin usûl açısından değerlendirilmesinin zor olacağını ifade etti.
Adil yargılama ilkesi: Sanığın savunma hakkı, delillere erişim ve kamuoyunun etkisinden uzak bir yargılama ortamı sağlanmasının hayati olduğunu söyledi. Tutukluluk tedbirlerinin ölçülülük ilkesine göre değerlendirilmeleri gerektiğini; gerektiğinde tutuksuz yargılanma imkânlarının tartışılabileceğini aktardı.
Delil değerlendirmesi ve iddianamenin niteliği: Şen, iddianamede ileri sürülen iddiaların somut delillerle desteklenmesinin gerektiğini, genel ve soyut ifadelerle suç vasfının belirlenemeyeceğini vurguladı. Mahkemenin delilleri titizlikle inceleyeceğini ve hukuka uygunluk ilkelerine bağlı kalacağını söyledi.
Hukukî savunma yolları: Savunmanın kullanabileceği usulî itiraz ve başvuru yollarına işaret eden Şen, reddi hâkim, delil yoluyla itirazlar ve temyiz süreçlerinin doğru zamanda ve usûlüne uygun olarak işletilmesinin önemini dile getirdi.
Siyasi ve toplumsal boyut: Şen, siyasi içerikli davalarda yargının bağımsızlığının korunmasının toplumsal meşruiyet açısından gerekli olduğunu; yargıya güvenin zedelenmesinin hem bireysel haklar hem de hukuk devletinin temelleri bakımından olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti.