Haber

Silivri'deki mahkemede kritik soru: İhaleyi başlatan bakanlık bürokratları nerede?

"Aziz İhsan Aktaş Davası"nda, duruşmanın 4'üncü günü tutuklu sanıkların savunmalarıyla devam ediyor.

CHP'li bazı belediye başkanlarının tutuklanmasına neden olan ve "Aziz İhsan Aktaş Davası" olarak bilinen, 33’ü tutuklu 200 sanıklı davanın ilk duruşmasının 4. günü tutuklu sanıkların savunmalarıyla Silivri’de devam ediyor.

17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış savunmasında, “İddianamede bahse konu ihale sözleşmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı, o zaman onların da yargılanması lazım. Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız?” dedi.

İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü”nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının dördüncü günü, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülmeye devam ediyor. Duruşmayı takip etmek üzere CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da sabahın erken saatlerinde Silivri’ye geldi.

Sanıklar arasında, “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş ile tutuklu belediye başkanları Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar; tutuksuz Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de bulunuyor.

Belediye başkanları sessizce selamlandı

Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 no’lu salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklar saat 10:05’te getirildi. İzleyiciler belediye başkanlarını isimlerini söyleyip el sallayarak sesizce selamladı. Duruşma saat 10:15’te başladı.

Üç günde günde toplam 12 tutuklu sanığın savunması dinlenen duruşmada bugün ise ilk olarak 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başladı. İbrahim Halil Çalış, savunmasında şunları söyledi:

“İddianamede bahse konu ihale sözleşmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı, o zaman onların da yargılanması lazım. Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız? Ben, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olduğum için tutuklandım.”

Çalış, göreve geldikten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini aradığını, belediyeden daha önce ihale alan bir iş insanı olduğu için bu aramayı da normal karşıladığını söyledi. Çalış, Aktaş ile olan telefon görüşmesinin yalnızca 35 saniye sürdüğünü belirtti.

"Ben tek bir belge dahi imzalamadım"

Görev süresi boyunca sık sık sahada olduğunu ifade eden Çalış, “1 milyon nüfuslu Esenyurt’ta herhangi biriyle aynı baz istasyonunda sinyal vermiş olmam çok normal” dedi. Çalış, imzaladığı sözleşmedeki imza tarihinin düzeltilmesi durumunda tüm iddiaların çökeceğini ve iddianamenin tek dayanak noktasının bu olduğunu savundu. Çalış, ardından şu ifadeleri kullandı:

“Ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İhale süreçleri ile ilgili de altını çizmek isterim ki isterim ki; Destek Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı bir birim değildir. Dolayısıyla, bu birim üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkimin olması söz konusu değildir.

“Tutuklanmama neden olan bilirkişi raporunu S.B. hazırladı”

İddianamede bana yöneltilen suçlamalardan biri ‘ihaleye fesat karıştırma’dır. İddiaya konu ihalelerden biri, çöp toplama hizmetine ilişkindir. Bu hizmetin sözleşmesi 30 Eylül tarihinde sona ermektedir. İlçe belediyelerinde ertelenmesi mümkün olmayan iki temel hizmet vardır: biri sokak hayvanlarının beslenmesi ve korunması, diğeri ise çevre temizliği ve çöp toplama hizmetidir. Bu hizmetlerin aksaması, hem kamu sağlığı hem de kamu düzeni açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle temizlik hizmetlerine ilişkin ihalenin zamanında yapılması hem hukuki hem de idari bir zorunluluktur. Görevimi ihmal etsem halk sağlığını tehlikeye atmaktan karşınızda olacaktım. Hakimlik bana, ‘ihale süreci başlattığı ve sorumluluğu olduğu nedeniyle tutuklanmasına karar verildi’ dedi. Ben o gün sorumluluğum olduğunu söylesem tutuklanacağım ‘sorumluluğum yok desem’ desem tutuklanacağım.

İhalelere ilişkin olarak dosyada iki ayrı bilirkişi rapor bulunmaktadır:
– 3 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu
– 10 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu

İlk raporda sorumluluğum olmamasına rağmen 10 gün sonra hazırlanan ikinci raporda tamamen farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu bilirkişi raporunu ise içinde S.B'ın (Ekrem İmamoğlu'nun Turpun Büyüğü adlı basın toplantısında açıkladığı ve soruşturma gerekçesi olan bilirkişi) da bulunduğu 3 kişi hazırlamış. Ben 13 Ocak 2025 akşamı gözaltına alındığım sırada, dosyada yalnızca ilk bilirkişi raporu bulunmaktadır. İkinci rapor, benim gözaltına alınmamdan sonra dosyaya girmiştir. Nitekim 17 Ocak 2024 tarihli 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından bu ikinci bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek tutuklandım.

“Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir”

Burada tutuklanan sadece ben değilim. Cezaevi kapılarında dolanan 80 yaşındaki annem de etkilendi. Biz burada yalnızca bir ihale dosyasını değil, insanların hayatlarını da konuşuyoruz. Bu süreç sadece benim özgürlüğümü değil; çocuklarımı, ailemi, eşimi, dostlarımı derinden etkilemiştir. Meselenin en ağır tarafı da budur. Çocuklarım için bu yalnızca bir ‘baba yokluğu’ değildir. Bu süreç onların psikolojisini, güven duygusunu, geleceğe bakışını etkilemiştir. Bir çocuğun ‘Babam suçlu mu?’ sorusuyla büyümesi, hiçbir dosya kapağına sığmaz. Geceleri uyuyamadığım çok oldu. Bazen uykuda bile huzur bulamadım. Henüz neyle suçlandığımı tam olarak bilmeden, 'yarın ne olacak' kaygısıyla geçen geceler yaşadım.

“Hakkımızı helal etmiyoruz”

Henüz gözaltında bile uyuyamazken medyalarda benim nasıl ihaleye fesat karıştırdığım konuşuluyordu. Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir. Benim babam ve amcalarım televizyonlarda onuruyla yetiştiği çocuğun ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını izliyor. Hakkımızı helal etmiyoruz.

Ben bugün hâlâ eşimin ve çocuklarımın yüzüne sevgiyle, utanmadan bakabiliyorsam; bunun nedeni vicdanımın rahat olmasıdır. Cezaevine girdiğim süreçte yaşadığım sağlık sorunlarını da mahkemenizin takdirine sunmak isterim. Yaşadığım kalp rahatsızlığı, doktor raporlarıyla sabittir. Göğüs sıkışmaları, nefes darlıkları, ciddi riskler yaşamışımdır. Adli Tıp süreci, hastane sevkleri ve hekim raporları dosyadadır.

“Bugün burada ayakta durabilmek için alma gerekenden 2-3 kat fazla ilaç aldım”

Bir hekimin bana söylediği şu cümleyi asla unutamam: ‘Bu halde her an yoğun bakıma gidebilirsin.’

Bu yargılamanın, bir insanın bedeni ve ruhu üzerinde nasıl ağır bir yük oluşturduğunu anlatmak istiyorum. Bugün burada ayakta durabilmek için alma gerekenden 2-3 kat ilaç aldım. Bir soruşturma sonucunda tutuklanıp hayatı riske edilen biri var karşınızda. Bu kadar kolay olmamalı. Dosyanın tamamı değerlendirildiğinde en doğru ve en adil kararın verileceğine olan inancımı koruyorum. Takdir yüce mahkemenindir.”