YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Alman yayın kuruluşu WELT'e 'Almanya'ya Mesajımız Net' başlıklı makale gönderdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

'Avrupa'da, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler kadar köklü çok az ilişki vardır. Ülkelerimiz arasındaki bağlar, günün hükümetlerinin çok ötesine uzanıyor. Birbirimizin en önemli ticaret ortakları arasındayız. Almanya'da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli insan, ülkenin ekonomik, toplumsal ve kültürel hayatına önemli katkılar sağlıyor. On yıllara yayılan göç, aile bağları ve ortak tarih de ülkelerimizi birbirine bağlıyor. Ticaret, enerji, savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliğimiz giderek daha önemli hale gelirken istikrarlı, demokratik ve müreffeh bir Türkiye hem Almanya'nın hem de Avrupa'nın temel çıkarınadır. Çünkü bunları birbirinden ayıramayız.

'YENİ PARTİ MİLLETİN DEĞİŞİM TALEBİNDEN DOĞDU'

Türkiye'nin uzun vadeli istikrarı; güçlü kurumlara, hukukun üstünlüğüne ve yurttaşların kendilerini yönetecek iktidarı özgürce belirleyebilmesine bağlıdır. Türkiye yoruldu. Ekonomik sıkıntılardan, maceracı politikalardan ve yıllardır bedelini ödediği yanlış kararlardan yoruldu. Adaletin önünün kesilmesinden, demokratik değerlerin aşındırılmasından ve yargının siyasetin bir aracı haline getirilmesinden yoruldu. Devlet kurumlarının sürekli küçük bir çevrenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesinden yoruldu. Tarihi ve kimliği üzerinden yürütülen kutuplaştırıcı tartışmalardan, bir o yana bir bu yana savrulan, tutarlılıktan ve stratejik bir hedeften uzak dış politikadan yoruldu. Ama artık yeni bir başlangıç yaklaşıyor. YENİ Parti işte bu değişim talebinden doğdu. Geleceğe umutla bakan, topluma yeni hedefler gösteren bir parti olmak zorundayız. Geleceğin partisi, ilerlemenin itici gücü ve Türkiye'yi geçmişten gelen ayrışmaların ve bugünün otoriter siyasetinin ötesine taşıyacak bir güç olmalıyız.

2024 YEREL SEÇİMLERİ

20 yılı aşkın süredir giderek tek bir kişinin etrafında şekillenen siyasi düzen artık yolun sonuna yaklaşıyor. Bunun ilk açık işareti 2024 yerel seçimlerinde ortaya çıktı. O dönem genel başkanı olduğum CHP, Türkiye'nin birinci partisi oldu. Bu tarihi bir başarıydı ve yaklaşan değişimin de habercisiydi. 2024 yerel seçimlerinin mesajı çok açıktı: Seçmen değişim istiyordu. Türkiye'nin dört bir yanında yeni yüzler ortaya çıktı. Daha genç yöneticiler, daha fazla kadın ve toplumdaki yenilenme talebini temsil eden yeni bir siyasetçi kuşağı göreve geldi. Bu sonuç belli ki iktidar açısından ciddi bir kırılma yarattı. Ardından verilen siyasi tepki giderek demokratik rekabetle bağdaşmaz hale geldi ve siyaset, sandıktan mahkeme salonlarına taşınmaya başladı.

BELEDİYE OPERASYONLARI

2025'ten itibaren başta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere muhalefet belediyelerini hedef alan bir dizi soruşturma başlatıldı. İmamoğlu yüzlerce belediye çalışanıyla birlikte tutuklandı. 30'dan fazla muhalefet belediye başkanı hâlâ gözaltında veya cezaevinde. İmamoğlu'nun üniversite diploması iptal edildi, sosyal medya hesabı erişime kapatıldı ve son olarak kitabının yayımlanması engellendi. Mahkemede kendisini gerektiği gibi savunma imkânları da kısıtlandı. Sandıkta yenilemeyen siyasi rakipleri susturmak için soruşturmalar, davalar ve sansür giderek siyasetin araçları haline geldi. Bu suçlamaların ne ölçüde haklı olduğundan bağımsız olarak ortaya çıkan tablonun siyasi sonucu açıktır: Yargı giderek siyasi rekabetin yürütüldüğü alanlardan biri haline gelmiştir.

Manisa Valiliği: Turgutlu'daki saldırıda yaralanan 6 öğrencinin taburcu edilmesi planlanıyor
Manisa Valiliği: Turgutlu'daki saldırıda yaralanan 6 öğrencinin taburcu edilmesi planlanıyor
İçeriği Görüntüle

MUTLAK BUTLAN KARARI

Bu yalnızca siyasi partiler arasındaki bir kavga değildir. Mesele, Türkiye'de siyasi iktidarın el değiştirmesinin temel aracının seçimler olmaya devam edip edemeyeceğidir. Halkımız buna sessiz kalmadı. 2025 ve 2026 boyunca Türkiye, son yılların en büyük gösterilerinden bazılarına sahne oldu. Yurttaşlarımız ülkenin dört bir yanında sokakları ve meydanları doldurdu. Savundukları şey herhangi bir siyasi partiden çok daha temel bir haktı: Kendilerini kimin yöneteceğine karar verme hakkı. Ardından saldırı doğrudan o dönemki partimiz CHP'ye yöneldi. Genel başkan seçildiğim CHP'nin 2023 kurultayı yargıya taşındı ve benzeri görülmemiş bir yargı müdahalesiyle sonunda iptal edildi. Önceki yönetim yeniden göreve getirildi. Böylece çok daha temel bir kaygı ortaya çıktı: Muhalefetin kendisi de iktidarın çizdiği sınırlar içinde siyaset yapacak şekilde yeniden biçimlendirilmek isteniyordu. Yurttaşlarımız bunu kabul etmedi. Bu direniş önce toplumsal bir harekete dönüştü, ardından YENİ Parti'yi ortaya çıkardı.

'AMACIMIZ ÖMRÜNÜ TAMAMLAMIŞ BİR SİYASİ DÖNEMİ KAPATMAKTIR'

Amacımız açıktır: Türkiye'yi yoran ve artık ömrünü tamamlamış bir siyasi dönemi kapatmak, ülkemizin tarihinde yeni bir sayfa açmak. Biz yalnızca Türkiye'yi kimin yönettiğini değil, siyasetin nasıl yapıldığını da değiştirmeye kararlıyız. YENİ Parti, mevcut bir siyasi yapının başka bir isim altında devamı değildir. Mesleği siyasetçilik haline gelmiş dar bir kadronun yönettiği kapalı bir yapı da olmayacaktır. Üyelerinin doğrudan söz sahibi olduğu; demokrasi, adalet, refah ve liyakatli yönetim isteyen yurttaşlar için kurulmuş yeni bir siyasi harekettir. İktidar hedefimiz ve yapacaklarımız da aynı ölçüde açıktır. Yargının bağımsızlığını ve güvenilirliğini yeniden tesis edeceğiz. Meclis'i güçlendirecek, denge ve denetleme mekanizmalarını yeniden kuracağız. Devlet kurumlarını kişisel sadakat değil, liyakat temelinde yeniden yapılandıracağız. Ekonomide istikrarı ve öngörülebilirliği sağlayacak; büyümeyi sosyal adalet ve fırsat eşitliğiyle buluşturacağız. Yerel yönetimleri güçlendirecek; sivil toplumun, üniversitelerin, meslek örgütlerinin ve yurttaşların kamusal hayata daha fazla katılmasının önünü açacağız.

'DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE, DAHA GÜÇLÜ BİR AVRUPA DEMEKTİR'

Türkiye'nin ihtiyacı, bütün gücün tek bir makamda toplandığı için değil, kurumları güçlü olduğu için güçlü olan bir devlettir. Aynı ilke dış politika için de geçerlidir. Türkiye bölgesinde ve dünyada etkin bir güç olmalıdır. Ancak bunun yolu tutarlılıktan, güçlü kurumlardan ve stratejik sabırdan geçer. Dış politika kişisel siyasi hesaplarla, kendi elimizle yarattığımız maceralarla veya ani yön değişiklikleriyle değil; milli çıkarlarımız, profesyonel uzmanlık ve uzun vadeli bir strateji doğrultusunda yürütülmelidir. Bunun Almanya açısından da doğrudan sonuçları vardır. Demokratik ve ekonomik olarak istikrarlı bir Türkiye; daha güçlü bir Avrupa, daha güvenilir bir NATO müttefiki ve bölgesel istikrara daha fazla katkı sağlayan bir ülke demektir. Kürt meselesi dahil olmak üzere yıllardır çözülemeyen sorunları daha fazla erteleyemeyiz. Kalıcı çözümler, kapalı kapılar ardında yürütülen ve toplumdan gizlenen süreçlerle değil; demokratik siyaset, şeffaflık ve geniş bir toplumsal mutabakatla mümkündür. Toplumsal barış aynı zamanda gerçek anlamda çoğulcu bir ortam gerektirir.

'MESAJIMIZ AÇIKTIR'

Gazetecilerin, akademisyenlerin, sanatçıların, iş dünyasının, öğrencilerin, siyasetçilerin, gençlerin, sivil toplumun ve toplumun farklı kesimlerinin baskı ve korku olmadan kamusal hayata katılabildiği bir Türkiye kurmalıyız. Barış ve demokrasi birlikte ilerlemelidir. Bu nedenle hedefimiz bir seçim kazanmaktan çok daha büyüktür. Siyasi kurumlarımızı yeniden ayağa kaldırmak, ekonomik büyümeyi sosyal adaletle buluşturmak, yurttaşla devlet arasındaki güveni yeniden kurmak ve yıllardır çözülemeyen sorunlarımızı açıkça, birlikte ve barışçıl biçimde ele alabilecek demokratik bir düzen kurmak istiyoruz. YENİ Parti zor bir dönemde doğdu. Ancak bizim siyasetimizi kırgınlık ya da öfke değil, ülkemize duyduğumuz inanç ve Türkiye'nin geleceğine olan güvenimiz belirleyecek. Almanya'ya ve Avrupa'ya mesajımız açıktır: Türkiye'nin kaderi otoriterlik ve kutuplaşma değildir. Demokratik bir yenilenme mümkündür. Türkiye için yeni bir başlangıcın zamanı gelmiştir.'

Kaynak: ANKA