Ümit Dikbayır, AKP'ye katılacağı iddialarını doğruladı. İYİ Parti ve CHP'nin ardından bağımsız olarak görev yapan Dikbayır, "Daha önce çağırmışlardı, bekledim" açıklaması yaptı.
Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, 14 Ağustos’ta AKP’ye katılacak. Dikbayır’ın üç hafta önce Recep Tayyip Erdoğan’la Beştepe’de görüştüğü Cumhurbaşkanı tarafından AKP’ye davet edildiği ortaya çıktı.
"Ben Özgür Özel'e güvendim, inandım, onun çalışkanlığına, zekasına, vatan millet sevgisine güvendim" diyerek CHP'ye katıldığını açıklamıştı. Haziran ayınd aCHP'den istifa ederek Bağımsız milletvekili olarak çalışmalarına devam eden Ümit Dikbayır, sosyal medyada, kendi yazdıkları ve söyledikleri üzerinden tepki yağmuruna uğradı.
NELER NELER DEMİŞTİ?
Dikbayır'ın kısa süre önce AKP iktidarını topa tutuyordu. İşte onlardan bazıları:
* "Daha düne kadar ülkede adalet yok,
“Hak, hukuk, adalet” diye yollarda yürüyenler, bugün kendileri mahkemeler kurup adalet dağıtıyorlar…
Siz kendinizi ne zannediyorsunuz ?"
* "2002’de hukukun üstünlüğünde 55. sıradaydık, bugün 118. sıradayız.
2002’de açlık sınırı 120 $, bugün 600 $.
2002’de yüksek enflasyonda 50. sıralardaydık, bugün dünyanın en yüksek enflasyonlu 5 ülkesinden biriyiz.
* "24 yılın özeti: Daha az hukuk, daha fazla YOKSULLUK."
Vatandaş eskiden Et yiyemiyoruz diyordu. Şimdi sebze, meyve yiyemiyoruz diyor !
Ülkeyi getirdiğiniz durum bu !"
* "Türkiye %37 politika faiziyle dünyada 2. sırada.
Zimbabve, Haiti ve Gambiya bizden çok daha iyi durumda. Yıllardır savaşan Rusya ve Ukrayna’da ise politika faizi %15.
Sorun ekonomik değil;
kuralsızlık, keyfilik ve adaletsizliktir."
* Trump’ın bölgemizdeki aparatı Tom Barrack’ın Türkiye’ye biçmeye çalıştığı rol ile CHP’ye yönelik butlan girişimini birlikte okumak gerekir.
• Barrack’ın hayal ettiği bölgesel düzenin ön şartı mevcut iktidarın devamıdır.
• Mevcut iktidarın devamı için ise ana muhalefetin etkisizleştirilmesi ve siyasetin dizayn edilmesi gerekmektedir.
• Bu nedenle CHP’ye yönelik hukuksuz girişim yalnızca bir parti meselesi değil, Türkiye’nin demokrasi ve milli egemenlik meselesidir.
Bugün CHP’ye yapılan haksızlığa sessiz kalmak, yarın Türkiye’nin siyasi geleceğine yapılacak müdahalelere sessiz kalmaktır.
Bu yüzden partili-partisiz herkesin bu sürece karşı çıkması bir tercih değil, demokrasiye sahip çıkma sorumluluğudur."




