İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam edildi.
Davanın 72. gününde tutuklu sanıkların tahliye talepleri alındı. Tahliye talebinde bulunması için sırası gelen Mehmet Murat Çalık'ın kendisi söz almadı, avukatı konuştu.
'BU KONUNUN ÖNE ÇIKMAMASI KONUSUNDA DİKKATLİ OLDUK'
Avukat Fatih Selami Mahmutoğlu, müvekkilinin Silivri'den İzmir'e nakledilmesinin ardından hızlı şekilde kilo kaybettiğini ve bunun üzerine hastaneye sevk edildiğini anlattı. Çalık'ın geçmişte kanser tedavisi gördüğünü belirten Mahmutoğlu, müvekkilinin başlangıçta kanser geçmişinin savunmada öne çıkarılmasını özellikle istemediğini söyledi. 'Biz de bu konunun öne çıkmaması konusunda dikkatli olduk' diyen Mahmutoğlu, daha sonra yaşanan kilo kaybı ve hastane raporları nedeniyle sağlık durumunun farklı bir boyuta ulaştığını ifade etti.
DEVLET HASTANESİ RAPORU: LÖSEMİ ŞÜPHESİ AÇISINDAN NÜKS RİSKİ MEVCUTTUR
Mahmutoğlu, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen rapordaki 'Hastada lösemi şüphesi açısından nüks riski mevcuttur' bölümünü mahkeme heyetine okudu. Bunun devlet hastanesindeki hekimler tarafından yapılan bir tespit olduğunu vurgulayan Mahmutoğlu, tedbir talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) de başvurduklarını kaydetti. Mahmutoğlu, AYM'nin mevcut tedbirin devam edebileceğini ancak Çalık'ın sağlık durumundaki riskin yakından izlenmesi gerektiğini bildirdiğini aktardı.
'MURAT ÇALIK ŞU ANDA KANSER HASTASI DEĞİL'
Çalık'ın mevcut sağlık durumuna ilişkin yanlış bir algı oluşmasını istemediğini özellikle vurgulayan Mahmutoğlu, 'Sayın Murat Çalık şu anda kanser hastası değil. Çok açıklıkla söylüyoruz; kanser özgeçmişi olan bir kişi. Sayın Çalık şu anda tedavi de görmüyor. Çok şükür sağlığı da iyi. Gördünüz, biz konuşamadık, altı buçuk saat kendisi konuştu' dedi.
Mahmutoğlu, buna karşın lösemi ve lenfoma geçmişi bulunan bir kişinin cezaevi koşullarında tutulmasının yaratacağı riskin tutuklamanın ölçülülüğü açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
'ALLAH KORUSUN, TEKRAR KANSER HASTASI OLSA BUNUN CEVABINI HEPİMİZ NASIL VERİRİZ?'
Mahmutoğlu, sağlık durumunun bir 'ajitasyon' unsuru olarak kullanılmadığını belirterek, tartışmanın temel insan hakları ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğü açısından yapılması gerektiğini söyledi.
Mahmutoğlu, 'Lösemi ve lenfoma özgeçmişi olan bir kişinin cezaevi koşullarında, çok açıkça 'Bu koşullarda risk mevcuttur' denildiği yerde, Allah korusun, tekrar kanser hastası olsa bunun cevabını hepimiz nasıl veririz? Bu hükümlü değil; hükümlüye bile olmaz bu. Burada gerçekten ölçülülük ilkesi dediğimiz kavram bakımından baktığınızda bir ölçüsüzlük yok mu?' diye sordu.
Çalık'ın konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasının kamu güvenliği bakımından nasıl bir sakınca yaratacağının da değerlendirilmesini isteyen Mahmutoğlu, 'Bu kişi söz gelimi konutu terk etmeme adli kontrolü içerisinde olsa kamu güvenliği bakımından nasıl bir sıkıntı doğabilir?' dedi.
Sağlık meselesini özellikle savunmasının sonuna bıraktığını belirten Mahmutoğlu, 'Asla böyle konuları müvekkil de bizler de meslek etiği bakımından bir ajitasyon konusu yapmayız. Evrak üzerinden size olanı söylüyorum' ifadelerini kullanarak, Çalık'ın tahliyesini talep etti.
'OLMAYAN ŞEYLER ÜZERİNDEN YARGILANIYORUM'
'Eylem 140' kapsamında iki ihaleye ilişkin 'ihaleye fesat karıştırma' suçlamasıyla tutuklu yargılanan Ceyhun Avşar, yaklaşık 16 aydır cezaevinde olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Hakkındaki '697 milyon liralık kamu zararı' iddiasının, Yapı Merkezi firmasının ihale tarihinde SGK prim borcu bulunduğu varsayımına dayandığını söyleyen Avşar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendisinin tutuklanmasından bir gün sonra SGK'ya yazı yazdığını ve kurumun firmanın ihale tarihinden altı gün önce borçlarını yapılandırdığını, ihale tarihinde kesinleşmiş prim borcu bulunmadığını bildirdiğini anlattı.
Avşar, ilk ihalenin beklenen fiyat indirimi oluşmadığı için iptal edildiğini, 40 gün sonra yenilenen ihalenin ise 651 milyon lira daha düşük bedelle sonuçlandığını belirterek, 'Olmayan bir SGK borcu, olmayan bir noter evrakı ve olmayan bir ihbar üzerinden kamu zararı iddiasıyla yargılanıyorum' dedi.
Kirazlı-Otogar Metro Hattı projesindeki revizyonlarla yaklaşık 14 milyar 858 milyon lira, yenilenen ihaleyle de 651 milyon lira olmak üzere toplam yaklaşık 15,5 milyar liralık tasarruf sağladıklarını söyleyen Avşar, 'Bu tablo benim ve ekip arkadaşlarımın gurur nişanesidir. Ben böyle bir işte kamu zararıyla suçlanıyorum' ifadelerini kullandı.
'NEDEN TUTUKLU OLDUĞUNU HALA BİLMİYORUZ'
Zafer Keleş'in avukatı Yağmur Kavak, müvekkilinin 16 aydır tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Tutukluluğun devamına ilişkin kararların kişiye özgülenmediğini ve yaklaşık 16 ay boyunca neredeyse aynı gerekçelerin tekrarlandığını savunan Kavak, 'Ben ve müvekkilim neden tutuklu olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Mahkeme heyeti müvekkilim hakkında ne düşünüyor, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ne, bunu bilmiyoruz' dedi.
Kavak, Ertan Yıldız'a soru sormalarına izin verilmemesini de eleştirerek, Keleş'in ilk tutuklamasının Yıldız'ın kısa bir beyanına dayandığını, bu beyanın iddianamede ayrı bir eyleme dahi dönüştürülmediğini söyledi. 'Ben Ertan Yıldız'a soru sorarken size zehirli ağacı gösterecektim. Zehirli ağacı gösterince zehirli meyveyi zaten 16 aydır müvekkilim yiyor' ifadelerini kullanan Kavak, soru sorma hakkının engellenmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini savundu.
'488 GÜNDÜR TUTUKLUYUM; BENİ TAHLİYE ETMEK İÇİN NE BEKLİYORSUNUZ?'
Tutuklu sanık Melih Geçek, 488 gündür tutuklu olduğunu belirterek, tahliyesini talep etti. Hakkındaki suçlamaların gizli tanık 'İlker'in bir cümlesinde adının geçmesiyle başladığını söyleyen Geçek, soruşturma ve kovuşturma boyunca Eylem 13, Eylem 16 ve örgüt üyeliği iddialarıyla ilgili kendisine soru yöneltilmediğini savundu.
'17. tutukluluk değerlendirmesinde karşınızdayım' diyen Geçek, mahkeme heyetine, 'Ben neden tutukluyum?' diye sordu. Geçek, 'Beni tahliye etmek için ne bekliyorsunuz? Kararlarınızı Türk milleti adına veriyorsunuz. Tutuklu yargılanmamın Türk milletine ne faydası var? Ben de bu milletin bir ferdi değil miyim?' ifadelerini kullandı.
Duruşma, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan'ın beyanıyla yarın devam edecek.





