"Hiç kimse siyasi mühendislik hesaplarıyla CHP'nin iktidar yürüyüşünü durdurabileceğini sanmasın"
"Hiç kimse siyasi mühendislik hesaplarıyla CHP'nin iktidar yürüyüşünü durdurabileceğini sanmasın"
İçeriği Görüntüle

Üniversitelerin Anayasa'nın 130. maddesi uyarınca, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlar olduğunun anımsatıldığı İstanbul Barosu açıklamasında, 'Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir' denildi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izninin, eğitim-öğretim yılının sona ermesine bir ay kala Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasına İstanbul Barosu tepki gösterdi. Barodan yapılan açıklamada 'Gece yarısı Resmî Gazete'de yayımlanan, hiçbir gerekçe içermeyen bu tek cümlelik karar; Anayasa'nın güvence altına aldığı üniversite özerkliği, eğitim hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır' denildi. Açıklama şöyle:

'Anayasa Mahkemesi, faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur (AYM, E.2020/55, K.2023/228).

'KARAR, YASAMA YETKİSİNİN YÜRÜTME TARAFINDAN TEK İMZALI İŞLEMLERLE GASP EDİLMESİ PRATİĞİNİN YENİ ÖRNEĞİDİR'

Buna rağmen, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 11. maddesinin üçüncü fıkrası, üniversitelerin varlığını yürütmenin tek taraflı idari tasarrufuna bağlı hale getirmektedir. Oysa Anayasa'nın 130. maddesi uyarınca üniversiteler, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlardır. Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden yine bir Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi devre dışı bırakılarak çekilmesi sürecinde olduğu gibi, anayasal yetki sınırları bir kez daha yok sayılmakta; kamu düzenini ve temel hakları doğrudan ilgilendiren meseleler demokratik meşruiyetten yoksun biçimde tek kişi iradesine tabi kılınmaktadır.

Kararın zamanlaması da ağır sonuçlar doğurmaktadır. Binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademisyenlerin bilimsel üretimi ve üniversite emekçilerinin çalışma güvencesi göz ardı edilmiş; üniversite bileşenleri derin bir belirsizliğe sürüklenmiştir. Üniversiteler, siyasal iktidarın keyfi müdahale alanı değil; demokratik toplumun, düşünce özgürlüğünün ve bilimsel üretimin anayasal güvencesidir.

İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, bilimsel özerklikten ve eğitim hakkından yana olduğumuzu; yasama yetkisinin gasp edilmesine, anayasal kurumların tek kişi iradesine tabi kılınmasına karşı olduğumuzu, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.'

Kaynak: ANKA