Son dakika… İmralı Süreci kapsamında hazırlanan ve yasal düzenleme önerilerini içeren “nihai rapor”, TBMM'de kurulan Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu tarafından kabul edildi.

Rapor, oy çokluluğu ile geçti. Böylece komisyonun görevi de sona verdi. CHP'li Türkan Elçi, çekimser oy kullandı. TİP'li Ahmet Şık ve EMEP'li İskender Bayhan "ret" oyu verdi

İŞTE NİHAİ RAPOR

"Nihai rapor”un bazı bölümleri de kamuoyuna yansıdı. Raporda, sürecin ilerleyişi için silah bırakmanın tespit ve teyidine dayalı bir yol haritası çizilirken, buna eşlik edecek kapsamlı yasal düzenlemeler önerildi.

SİLAH BIRAKMA SÜRECİN 'KRİTİK EŞİĞİ' OLARAK ANILDI

Raporda, sürecin en belirleyici aşamasının PKK’nın tüm unsurlarıyla silah bırakması olduğu vurgulandı. Silah bırakmanın devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi gerektiği belirtildi. Bu aşamanın yalnızca silahlı tehdidin sona erdiğinin ilanı değil, yeni bir hukukî ve siyasî çerçevenin başlangıcı olacağı ifade edildi:

Orhan Veli'nin doğduğu ev satışa çıkarıldı!
Orhan Veli'nin doğduğu ev satışa çıkarıldı!
İçeriği Görüntüle

“Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir.

Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir.”

Raporda, örgütün tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu, bu konuda genel bir anlayış birliği bulunduğu kaydedildi:

“Örgütün tüm unsurlarıyla tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”

MÜSTAKİL VE GEÇİCİ YASA ÖNERİSİ

Silah bırakma süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla özel bir yasal çerçeve önerildi. Raporda, bu düzenlemenin süreci ve sonrasını yönetecek nitelikte olması gerektiği belirtildi:

“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

“Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir."

“Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.”

“Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı, şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir.”

Söz konusu yasanın demokratik siyaset zeminini güçlendirmesi gerektiği de ifade edildi:

“Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir.”

YASAL GÜVENCE VURGUSU

Raporda, sürecin yürütülmesinde görev alan kişilerin hukuki güvence altına alınması gerektiği ifade edildi:

“Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.”

UMUT HAKKI VE İNFAZ KANUNUNDA DEĞİŞKLİK

Raporda, Umut Hakkı tartışması da insan hakları temelinde yeniden ele alındığı görüldü:

“İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.”

Raporda, hasta ve yaşlı tutuklular için infaz ertelemesi önerisi de yer aldı:

“Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.

Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir.”

ÖRGÜTÜ İZLEYECEK MEKANİZMA ÖNERİSİ

Raporda, sürecin sağlıklı yürütülmesi için yürütme içinde bir izleme ve raporlama mekanizması kurulması gerektiği belirtildi:

Kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek, Yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp ürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin.... Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi sağlanmış olacaktır.

TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ KONUŞTU

Kurtulmuş'un konuşması da şöyle:

Rapor 7 bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde komisyonun temel hedefleri, üçüncü ana başlığımızda kardeşlik hukuku, dördüncü başlığımız mutabakat alanları, beşincisi PKK'nın kendisi feshetmesi, altıncısı yasal düzenlemeler, yedincisi ise demokratik düzenlemelerdir.

Rapor sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Bu ana raporun eki olarak da 5 tane ek yapıldı, bugüne kadar. Bunlardan birisi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi komisyonları komisyonumuzun üyeleri. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışma usul ve esasları.

Bu 21'inci toplantımızda partiler adına söz alacak olan değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da, konuşmalarını da içeren tutanak, tam şekliyle bu 21'inci toplantının, özeti olarak ekin sonunda yayınlanacaktır.

Ben de müsaadenizle şimdi, bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum.

Değerli arkadaşlar Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır, ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.

"TOPLUMSAL FAY HATLARI BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE DERİNLEŞTİRİLDİ"

On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın vekalet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı haline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir.

Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir.

Türkiye küresel emperyal güçlerin hilafına bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin iç kalesini tahkim etmek ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır.

"SADECE GÜVENLİK BOYUTU İLE SINIRLI OLMAYAN..."

Türklerin, Kürtlerin, Arapların, bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.

Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmakta. Siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir.

Öte yandan dünyamız uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine sadece güçlülerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir.

Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleriyle toplumsal bütünlüğü aynı anda aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir.

"MECLİS'İN DENETİMİ VE TOPLUMSAL MEŞRUİYETLE İLERLEYECEK"

Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride milli dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar refahın arttırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesi ile birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır.

Bu konu varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir. Kalıcı sükunetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir.

Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu salihî sorumluluğunun meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve kararlılık karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, ön yargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir.

"ORTAK AKIL VE ASGARİ MÜŞTEREK" VURGUSU

Ortak akıl ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimseyerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılabilmiş, ele alınabilmiştir. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

Elinizdeki rapor komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan raporlarında okunması okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır.

Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyu ile paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri milli iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte. Kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi ve demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır.

"AF MAHİYETİNDE ALGI ÜRETECEK BAŞLIKLARDAN UZAK DURULDU"

Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım örgütsel yapının fesih ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.

Rapor af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde hareket etmesi gerektiğinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir.

Terörizm Türkiye hedefi daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye'nin gücünü artırmaktadır.

Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirme iradesini rapor haline getirmiştir.

Raporun giriş bölümü ve değerlendir değerlendirmeler kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.

Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir.

Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye'sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur.

Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır.

YENİ ANAYASA MESAJI VERDİ

Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.

Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyu ile paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikardır.

Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de yüce meclisimizin sorumluluklar arasındadır.

Komisyonumuz adını oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların da atılması ile birlikte nihayete erecektir.

GENEL BAŞKANLARA TEŞEKKÜR ETTİ

Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen ve benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli'ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlar Sayın Özgür Özel, Sayın Tuncer Bakıran, Sayın Tülay Hatimoğulları Oruç, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Sayın Muhammed Ali Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Seyyit Aslan ve Sayın Önder Aksakal ve Sayın Gültekin Uysal'a da hassaten teşekkürlerimi ifade ediyorum.

Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, Baro Başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, Akademi Camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri, gençlik, kadın, sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş ve bu dinlemeler her birisi rapora büyük katkı sunmuş raporun ufkunu genişletmiştir.

Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren Komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine fedakar gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran İdari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihi görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum.

Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canı yürekten temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir. Son olarak komisyonumuz teşekkür etmeden hemen önce aramızdan ayrılan sürecin sükunetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan vekilimiz değerli dostum Sırrı Süreyya Önder'i rahmet ve minnetle yad ediyorum. Komisyon çalışmalarımız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz sahada insan hayatına dokunmayı kendisi için vazife bilmiş, insani yardım gönüllüsü, eğitimci Vahdettin Kağyan kardeşimi de rahmetle anıyorum.

Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yad ediyorum. Aziz hatıraları atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir. Değerli milletvekilleri bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. Müsaadenizle esasında partilerin temsilcilerle yaptığımız görüşmelerde ortak olarak hepimizin üzerinde ortaklaştığı somut öneriler kısmının burada tekrar kamuoyu ile paylaşılmasını istiyorum.

Bu çerçevede Genel Sekreter Yardımcımız Ahmet Bozkurt Bey 6. ve 7. bölümleri kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacaktır.

OYLAMADA YÖNTEM TARTIŞMASI

Raporda yasal düzenleme önerileri içerse de nasıl onaylayacağı tartışma yarattı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, sunulacak rapor için "nitelikli çoğunluk" vurgusu yapsa da AKP'li kaynaklarından, "Bu bir kanun teklifi değil, o yüzden nitelikli çoğunluk aranmak zorunda değil" açıklaması geldi.

Raporun nasıl kabul edileceği böylecek tartışma konusu oldu. MHP de bu toplantının 'son ' olduğunu söylemişti.

AKP kaynaklarının dediği kabul olursa Cumhur İttifakı’nın oyu ile rapor kabul edilebilir.