İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan (İBB) uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107'si tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB davası 9 Mart'ta başladı.
Silivri'deki cezaevi yerleşkesindeki ilk duruşmanın hemen başında söz almak isteyen Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı tartıştı. İmamoğlu'nun salondakileri selamlamak için söz istemesi üzerine başlayan tartışmada, mahkeme başkanının uyarısına rağmen yerine geçmeyen İmamoğlu'nun mikrofonu kapatıldı.
Avukatlardan reddi hâkim talebi
Duruşmanın devamında avukatlar usule ilişkin taleplerini dile getirdi. Başta Ekrem İmamoğlu’nun avukatları olmak üzere birçok avukat reddi hâkim talebinde bulundu.
İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir şunları söyledi:
“Bu iddianame bir ihtimaller antolojisi, bir kağıt yığınıdır. Bir davada anlamlı savunma yapabilmek, yargılamadaki rasyonaliteyle mümkündür. Olmayanı varmış gibi gösteren, mantık hatalarıyla dolu, soyut iftiraları temel alan bir evrak yığınıyla savunma etkisizleştirilmeye çalışılıyor.”
Demir ayrıca, hüküm alsa bile infaz süresi dolmuş birçok sanık bulunduğunu belirterek tutukluluk incelemelerinin reddedildiğini söyledi.
Savcılık ara mütalaasında, reddi hakim ve tefrik taleplerinin reddine karar verilmesini istedi. Mahkeme Başkanı, "duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu" iddiasıyla sanık avukatlarının reddi hakim ve tefrik taleplerini reddetti.
Hakimin erteleme kararının ardından Ekrem İmamoğlu, tepki göstermek için mahkeme heyetinin bulunduğunu alana geldi.
- İmamoğlu: (Söz hakkı verilmemesi üzerine…) Aksi takdirde kaçarak çıkarsınız. Olmaz. Yazık ediyorsunuz.
- Mahkeme Başkanı: Alalım neyi bekliyorsunuz? Alalım.
- İmamoğlu: Yüce Türk yargısına yazık ediyorsunuz. Sayın Hakim, görevinizi yapacaksanız, on dakika söz hakkı verirsiniz, rahatlarsınız. Sizi uyarıyorum.
- Mahkeme Başkanı: Sanığı alalım.
- İmamoğlu: Peki. Teşekkür ederim. Açar mısınız?
- Mahkeme Başkanı: Yoo, söz hakkı vermedim. Alalım sanığı.
- İmamoğlu: Ne yapıyorsunuz? 86 milyon insanın yükünü taşıyabilir misin? 86 milyonun sahibini taşıyabilir misin? Bir kişinin yükünü taşıyabilir misin?
Avukatlar ve Mahkeme Başkanı arasında karşılıklı ağız dalaşı yaşandı…
- Mahkeme Başkanı: Avukat hanım, bu bağırışın sebebi nedir? Niye oyalayacağım ben sizi? Neden dolayı oyalayacağım ben sizi? Redde ilişkin bir talebinin olup olmadığını sordum, redde ilişkin bir talebinin olmadığını söyledin. Söz hakkını yarın kaldığım yerden veririm. Ya bunda neyi bu kadar abarttınız, benim anlamadığım? Yani ne yapacağız? Sana savunma hakkı vermeden yargılamayı sona mı erdireceğiz. Yani böyle bir şey var mı ya? Bu yaygaraya ne gerek var bu kadar ya?
- İmamoğlu: Sayın Hakim, Sayın Hakim sizden, bakın sizden söz hakkı isteyen, burada ‘örgüt lideri’ diye tariflene iddianamedeki kişiye söz hakkı vermiyorsanız, siz yargılamaya değil, buraya başka bir şey için geldiniz.
- Mahkeme Başkanı: Bu alkışlar devam etmesin. Bu alkışlar devam ederse sabahki yaptırımı uygulayacağım. Boşaltın.
- İmamoğlu: Söz hakkı vermek zorundasınız. Aksi halde buradan kaçarak gidersiniz…
- Mahkeme Başkanı: Benim kaçtığım yok.
- İmamoğlu: Kaçarak gidersin… Kaçarak gidersiniz… El kol hareketi yapmayacaksın. Hesabını vereceksin.
- Duruşma savcısı: Elini indir. Elini indir.
- İmamoğlu: Sevgili arkadaşlar… Burası, 86 milyon için kahramanlık yapan arkadaşlarımla doludur. Kadın arkadaşlarımın o güzel ellerinden öpüyorum. Dik duranlar buradadır. Bu işi yöneten kişinin biraz mertliği varsa, bu insanları bırakır, tek başıma benimle burada mücadele eder. Onun için bu mücadele büyüktür. Sizlerin tahliyesine karar vermemek bile korkaklıktır. İşte bu şekilde kaçarak gider. Bu şekilde hakimlik olmaz. Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete, bu görev yapan jandarmalara. Burada kişi başına iki tane, üç tane jandarma düşüyor. Böyle bir şey olmaz. Beni iterek… Bakın, sevgilim komutanım… Bir saniye. Buraya bu sabah, binbir sıkıntıyla gelen arkadaşlar var. Bu sabah. Bu acımasızlık nedir yahu? Bak kalp pilini gördüm adamın, kolunu gördüm, kalp pilini. Kalp piliyle gelen kişinin avukatı diyor ki, ‘Dilekçe verdim. İlgileniyorum.’ Ama 8 milyon dolar kaptırdım diye suç duyurusunda bulunan adamı şirketinin başına geçiriyorlar. Suç duyurusunda bulunan adama. Şimdi bu şekilde hakimlik yapılamaz. Bu şekilde yargılama olmaz. Olamaz. Korkaklar. Diyorum; kardeşim. derdiniz benimle. Bu insanları yollayın evine. Benimle mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim. 5 değil, 7 defa yeneceğim.
İmamoğlu daha sonra "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganlarıyla beraber, jandarma eşliğinde salondan çıkarıldı.




