CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu, 68 kişinin tutuklu yargılandığı 414 sanıklı İBB Davası'nın 54'üncü günü, sanık avukatlarının talepleriyle başladı. Duruşmada, eski İBB Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak ve Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdür Vekili Barış Kılıç savunma yaptı.

İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar alkışlarla duruşma salona girdi. İzleyiciler seslenerek sanıkların Babalar Günü'nü kutladı. İmamoğlu'nun geçen günlerde 'Benim için toplayın' dediği komar çiçeği ise toplanarak salona getirildi. Sanık avukatları, yargılamanın takvimi ile adli kontrol ve delillere erişim konularında çeşitli taleplerde bulundu.

AVUKAT TALEPLERİ ALINDI

Tutuklu sanıklardan Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, esasa ilişkin talepler için avukatlara ayrıca söz verilmesini istedi. Akalın, 'Meslektaşlarla yaptığımız hesaplamaya göre duruşmaların 13 Temmuz haftasına sarkma ihtimali var. 18 Temmuz'dan önce yargılama tamamlanırsa talepler için avukatlara ayrıca söz verilmesini talep ediyoruz' dedi. Duruşma, Ceyda Kıryak'ın savunmasıyla devam etti.

İBB Davası'nın 54'üncü gününde savunma yapan etkinlik organizatörü Ceyda Kıryak, cezaevinde geçirdiği süre boyunca hayatının altüst olduğunu belirterek, 'Ben maaşlı çalışan biriyim. Annem ve oğlumla yaşıyordum. Oğlumun düzeni bozulmasın diye aylarca evimi ayakta tutmaya çalıştım ama kiramı ödeyemedim. Evim tahliye edildi' dedi. Ceyda Kıryak savunmasında, iddianamede mesleğinin ve görev tanımının yanlış değerlendirildiğini belirterek, hakkındaki suçlamaların somut hiçbir delile dayanmadığını söyledi.

'25 YILDIR ETKİNLİK YÖNETİMİ YAPIYORUM'

Yaklaşık 25 yıldır etkinlik organizasyonu alanında çalıştığını anlatan Kıryak, uzun yıllar özel sektörde Coca-Cola, Akbank, Aytemiz ve Yıldız Holding gibi kurumsal şirketlerin etkinlik organizasyonlarını yönettiğini, 2021 yılında Medya A.Ş. bünyesinde çalışmaya başladığını söyledi.

Kıryak, Medya AŞ'deki görevinin yalnızca etkinlik ve saha yönetimi olduğunu belirterek, 'Benim işim açılış, temel atma töreni, özel gün etkinlikleri gibi organizasyonların planlanması ve sahada kusursuz şekilde yürütülmesidir. İhale süreçleri, bütçe, ödeme, fatura, satın alma gibi mali konular hiçbir zaman görev alanımda olmadı' dedi.

Mahkeme heyetine görev tanımını anlatabilmek için duruşma salonundaki işleyişten örnek veren Kıryak, kendisini salonun operasyonel akışını yöneten bir görevliye benzeterek, 'Bir etkinlik yöneticisinin işi operasyonu yürütmektir. Kullanılan malzemenin kaça alındığı, faturanın kime kesildiği, ödemenin nereden yapıldığı onun sorumluluğunda değildir. Benim görevim de birebir budur' ifadelerini kullandı.

İddianamede 16 ayrı ihale dosyası kapsamında suçlandığını söyleyen Kıryak, bu ihalelerin büyük bölümünün görev alanı dışında olduğunu vurguladı.

İlk suçlama konusu eylemin 2020 yılına ait olduğuna dikkati çeken Kıryak, '2020'de ben hala özel sektördeydim, Medya AŞ'de bile çalışmıyordum. Daha ilk eylemden hakkımda hiçbir araştırma yapılmadığı görülüyor' dedi.

Dosyadaki ihalelerin çoğunun Kültür AŞ ihaleleri olduğunu, kendisinin ise burada hiç çalışmadığını belirten Kıryak, bazı ihalelerin de Medya AŞ'den ayrıldıktan sonraki döneme ait olduğunu söyledi.

'HİÇBİR RAPORDA YOKUM AMA SANIK LİSTESİNDE VARIM'

Kıryak, dosyada kendisine yönelik hiçbir somut delil bulunmadığını savunarak, 'Bilirkişi raporunda yokum, MASAK raporunda yokum, itirafçı beyanlarında yokum. Hakkımda suç teşkil eden tek bir ifade yok. Ama cezalandırılması istenen kişiler listesinde varım' dedi.

'BİR TELEFON KONUŞMASIYLA TÜM DOSYALARA EKLENMİŞİM'

Dosyadaki suçlamaların temelinde Emrah Bağdatlı ile yaptığı bir telefon görüşmesinin bulunduğunu öne süren Kıryak, söz konusu görüşmenin yalnızca bir etkinlik prodüksiyonunun daha uygun maliyetle gerçekleştirilmesine yönelik olduğunu anlattı. Kıryak, 'Bu görüşme, Ekrem Başkan'ın 6 yıllık hizmetlerinin anlatılacağı bir etkinliğin prodüksiyon maliyetini düşürmeye yönelikti. Murat Bey maliyeti yüksek buldu ve daha uygun fiyat istenmesini söyledi. Ben de bunun için aradım' diye konuştu. Telefon görüşmesinin içeriğinde suç unsuru bulunmadığını savunan Kıryak, 'Ben burada fiyat pazarlığı sonrası operasyonun nasıl yürütüleceğini soruyorum. Çünkü benim işim sahadaki akış' diye konuştu.

'15 AYDIR NEDEN BURADA OLDUĞUMU ANLAMIYORUM'

Ceyda Kıryak, 19 Mart'ta evinden 'rüşvet ve örgüt üyeliği' suçlamasıyla gözaltına alındığını, süreç içinde suçlamaların değiştiğini söyledi.

Sulh Ceza Hakimliği'nde tutuklandığını ancak neden tutuklandığının yüzüne söylenmediğini ifade eden Kıryak, 'Sonradan öğrendim ki tutuklanma gerekçem, Emrah Bağdatlı ile Medya A.Ş. reklam ihalelerinin alt evraklarını hazırlamakmış. Oysa ben reklam bölümünde hiç çalışmadım' dedi.

'OĞLUMUN MEZUNİYETİNDE DE

ÜNİVERSİTE SINAVINDA DA SİLİVRİ'DEYDİM'

Savunmasının sonunda 15 aydır tutuklu olduğunu hatırlatan Kıryak, yaşadığı mağduriyeti anlatarak tahliye talebinde bulundu.

Cezaevinde geçirdiği süre boyunca hayatının altüst olduğunu belirten Kıryak, 'Ben maaşlı çalışan biriyim. Annem ve oğlumla yaşıyordum. Oğlumun düzeni bozulmasın diye aylarca evimi ayakta tutmaya çalıştım ama kiramı ödeyemedim. Evim tahliye edildi' dedi.

Oğlunun hayatındaki önemli anları kaçırdığını anlatan Kıryak, 'Oğlumun mezuniyetinde Silivri'deydim. Üniversite sınavına girdiğinde Silivri'deydim. Üniversiteye başladı, ben yine buradayım. Bunların vebalini kim ödeyecek?' diye konuştu.

Tahliye talebini yineleyen Kıryak, '1,5 yıldır cezaevindeyim ve artık gerçekten çok yoruldum. Profesyonelce sadece işimi yaptım. Şerefimle, namusumla çalıştım. Tahliyemi ve bu dosyadan adımın aklanmasını talep ediyorum' dedi.

TUTUKLU BARIŞ KILIÇ'IN SAVUNMASI: 13-14 AYDA DÖRT CEZAEVİ DEĞİŞTİRDİM

Kıryak'ın ardından Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdür Vekili Barış Kılıç savunma yaptı. Kılıç, tutuklandıktan sonra Metris, Silivri 4 No'lu, Eskişehir ve Silivri 3 No'lu cezaevlerinde kaldığını belirterek, '13-14 ayda dört cezaevi değiştirdim. Nasıl bir psikolojiyle karşınızda olduğumu anlamanızı istedim' dedi. Kızının kendisini aylar sonra cezaevi görüşünde gördüğünü anlatan Kılıç, 'Görüş biterken bana, 'Babacığım, sen de bizim ailemizdensin sakın unutma' dedi' ifadelerini kullandı. Kılıç, bugün kızının kreş mezuniyeti olduğunu belirterek, 'Hakkımdaki tüm suçlamalardan beraat edeceğime inanıyorum. Tahliyemi ve aileme kavuşmayı talep ediyorum' dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 54'üncü gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.

Duruşmada, tutuklu Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdür Vekili Barış Kılıç, savunma yaptı.

İstanbul Aydın Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümü mezunu olduğunu, mesleğe prodüksiyon firmalarında başladığını ve görüntü yönetmeni olarak çalıştığını anlatan Kılıç, 2015 yılında Serdal Taşkın'ın şirketinde işe başladığını, 2019 yılında Taşkın'ın Kültür A.Ş. Genel Müdürü olmasının ardından Kültür A.Ş.'ye geçtiğini belirten Kılıç, kurumda önce halkla ilişkiler personeli olarak çalıştığını, daha sonra sanat yönetmenliğine yükseldiğini söyledi.

2020 yılı Mart ayında Plan ve Organizasyon Müdürlüğü'ne vekalet etmeye başladığını aktaran Kılıç, iddianamede kendisinin 'reklam şefi' gibi gösterildiğini ancak reklam ihaleleriyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtti. Kılıç, 'Benim görev alanım reklam değil, etkinlik ve organizasyondur. Reklam mecralarıyla ilgili ihalelere davet edilmedim, katılmadım, firmalarıyla ilgilenmedim' dedi.

'FİRMALARI BEN BELİRLEMEM, FİYATLARI GÖRMEM BİLE MÜMKÜN DEĞİL'

Kılıç, görev yaptığı müdürlüğün İBB daire başkanlıklarından gelen iş talimatları doğrultusunda organizasyonların sahadaki teknik uygunluğunu denetlediğini söyledi. Kültür A.Ş.'nin kazandığı üst ihalelerden sonra alt yüklenici ihalelerinde teknik üye ya da yedek üye olarak görev alabildiğini belirten Kılıç, bunun da yalnızca faaliyet alanıyla ilgili işlerde olduğunu anlattı.

İddianamedeki 'firma kayırma' ve 'örgüte müzahir firmalara iş verme' iddialarını reddeden Kılıç, ihaleye davet edilecek firmaları kendisinin belirlemediğini söyledi. Kılıç, 'Alınacak ihalelere ben karar vermem. Kültür A.Ş. içerisindeki satın alma ve ihale yöntemine ben karar vermem. İhaleye girecek firmalara da ben karar vermem. Fiyatları ihale öncesinde görmem bile mümkün değildir' ifadelerini kullandı.

'TEKNİK ŞARTNAME YAZMAM MÜMKÜN DEĞİL'

İddianamede alt yüklenici ihalelerinin teknik şartnameleri üzerinden sorumluluk yüklendiğini belirten Kılıç, bu iddiayı da reddetti. İBB daire başkanlıklarının üst ihalelerde belirlediği teknik şartnamelerin alt yüklenici süreçlerine aynen aktarıldığını anlatan Kılıç, 'Benim teknik şartname oluşturmam mümkün değildir. İBB'den alınan şartnameleri noktasına virgülüne kadar alt yüklenici ihalelerine uygulamak zorundayız' dedi.

Kılıç, kendi görevlerinden birinin yalnızca İBB'den alınan ihale kapsamındaki organizasyon kalemlerini niteliklerine göre sınıflandırmak olduğunu, bunun da geçmiş dönemlerden gelen kurumsal teamülle yapıldığını söyledi.

'İŞLER LİMİT ALTINA DÜŞÜRÜLMEK İÇİN DEĞİL, NİTELİĞİNE GÖRE BÖLÜNDÜ'

İddianamenin temel dayanaklarından biri olan bilirkişi raporunda, iş kalemlerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3/G istisnası kapsamına sokulmak için bölündüğünün iddia edildiğini belirten Kılıç, bu değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kılıç, 'Planlanan ihtiyaçlar, parasal limit için değil, iş kalemlerinin niteliği ve muhteviyatına göre ayrılmıştır. Bu bölümlemeler 2019'dan sonra ortaya çıkmadı. Geçmiş dönemin yerleşik uygulaması aynı şekilde sürdürüldü' dedi.

Kültür A.Ş.'nin yıllardır İBB'nin etkinlik ve organizasyon ihalelerine katıldığını, alt yüklenici sözleşmelerini de benzer usullerle yaptığını söyleyen Kılıç, iddianamenin bu prosedür ilk kez 2019'dan sonra uygulanmış gibi bir izlenim yaratmaya çalıştığını savundu.

'ÇADIRLA SKAF, VİNİLLE BÜLTEN AYNI İŞ GİBİ GÖSTERİLDİ'

Bilirkişi raporundaki değerlendirmelere tek tek yanıt veren Kılıç, raporda farklı sektörlere ait iş kalemlerinin aynı mahiyetteymiş gibi gösterildiğini anlattı.

Kılıç, raporda podyum hizmeti ile stant hizmetinin, vinil baskı ile bülten basımının, skaf-truss sistemi ile çadır hizmetinin aynı işmiş gibi değerlendirildiğini belirterek, 'Podyum zemin yükseltisidir, stant ahşap ev veya konteyner box'tır. Vinil açık hava baskısıdır, bülten matbaa işidir. Skaf sahne yapısını taşıyan sistemdir, çadır ise vatandaşın güneşten ya da yağmurdan korunması için kurulur. Bunların aynı mahiyette kabul edilmesi mümkün değildir' dedi.

Bilirkişi raporunun temel teknik ayrımları dahi gözetmeden hazırlandığını söyleyen Kılıç, bu nedenle rapora dayalı suçlamaların hukuki ve teknik dayanağının bulunmadığını savundu.

'KÜLTÜR A.Ş.'NİN KARI KAMU ZARARI GİBİ GÖSTERİLİYOR'

Kamu zararı iddialarına da yanıt veren Kılıç, Kültür A.Ş.'nin üst ihalelerde zarar etmediğini, aksine kar ettiğini söyledi. Bilirkişi raporunda Kültür A.Ş.'nin elde ettiği karın kamu zararı gibi gösterildiğini belirten Kılıç, 'Kültür A.Ş. bu işten kar etmiş. Bunun niçin kamu zararı olarak değerlendirildiğini anlamıyorum. Kültür A.Ş. bir kamu iştirakidir. Elde edilen kar da nihayetinde İBB'ye dönen bir kaynaktır' dedi.

Kılıç, alt yüklenici tekliflerinin de Kültür A.Ş.'nin tekliflerinin altında kaldığını, bu nedenle hem idarenin hem de kamu şirketinin zarara uğratılmadığını savundu.

'SAYIŞTAY RAPORLARINDA TEK BİR USULSÜZLÜK YOK'

Yapılan işlerin birden fazla denetimden geçtiğini vurgulayan Kılıç, 'yapılmayan iş' ve 'şişirilmiş fatura' iddialarını reddetti. Kılıç, işlerin önce Kültür A.Ş. kontrol teşkilatı, ardından iş sahibi İBB idaresinin kontrol teşkilatı, daha sonra İBB iç denetimi, meclis komisyonu ve Sayıştay tarafından denetlendiğini söyledi.

Zincirlikuyu'daki bir metrobüs köprüsü panosunun ölçüsüyle ilgili Sayıştay denetçileriyle birlikte sahada ölçüm yaptıklarını anlatan Kılıç, 'Sayıştay denetçileri yaptığımız işleri yerinde denetledi. Beş yılda tek bir eksiklik, yapılmamış iş ya da ihale usulsüzlüğü bulgu konusu olmadı' dedi. Kılıç, bütün işlerin adı, yeri, tarihi, saati, fotoğrafları, teslim kayıtları, varsa numune ve irsaliyeleriyle arşivlerde bulunduğunu belirterek, 'Yapılmadığı iddia edilen her işin fotoğrafını ve belgesini sunabilirim' diye konuştu.

'EMNİYETTEN VALİLİĞE, ÜNİVERSİTEDEN AFAD'A KADAR ÇALIŞTIK'

Kılıç, Kültür A.Ş.'nin yalnızca İBB etkinlikleri için değil, birçok kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu için de teknik destek verdiğini söyledi, Valilik, kaymakamlıklar, emniyet müdürlükleri, ilçe milli eğitim müdürlükleri, İstanbul Ordu Komutanlığı, devlet üniversiteleri ve kamu yararı taşıyan derneklerden gelen talepler doğrultusunda sahne, ses, ışık, çadır, tabela ve yönlendirme hizmetleri yaptıklarını anlattı.

Polis Haftası etkinlikleri, devlet üniversitelerinin mezuniyetleri, bayram törenleri, sanatçı ve şehit cenazeleri, Kurban Bayramı kesim alanları, dini törenler ve Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması sürecindeki organizasyonlarda görev aldıklarını belirten Kılıç, 'Bunlar vatandaşın gözü önünde yapılan işlerdir. Yapılmadı denilen işlerin tamamının kaydı vardır' dedi.

'HATAY'DA LOJİSTİK MERKEZİNİ BEŞİNCİ GÜN KURDUK'

Kılıç, 6 Şubat depremlerinin ardından AFAD tarafından İBB'ye Hatay sorumluluğu verilmesi üzerine Kültür A.Ş. ekiplerinin sahaya gittiğini, depremin ikinci günü Hatay'da olduklarını, beşinci günün sonunda lojistik merkezlerini ve çadır alanlarını kurduklarını belirtti. Barış Kılıç, 'Hatay merkezde yaklaşık 20 bin metrekare lojistik destek merkezi, Samandağ, İskenderun ve Kırıkhan'da yemek çadırları, yardım malzemelerinin tasnif edildiği çadırlar, jeneratör, aydınlatma ve ısıtıcılar kurduk. Bunları yapan ekip bizdik' dedi.

97 numaralı eylem kapsamında suçlama konusu yapılan Dijital Deneyim Müzesi'ne ilişkin de savunma yapan Kılıç, bu işin Kültür A.Ş. Müze Müdürlüğü'nün faaliyet alanında olduğunu söyledi. Kılıç, 'Ne ihalesinde yer aldım ne imza attım ne karar verdim. Müzenin yapıldığı alan çalışma ofisimizin yanında olduğu için girip çıkarken gördüğüm, teknik yapısını bildiğim bir yerdi. Ancak fiyat, ihale, talimat ya da sözleşme sürecinde hiçbir görevim olmadı' dedi.

Cem Çelik'in ifadelerinde kendisiyle ilgili çelişkiler bulunduğunu söyleyen Kılıç, polis ifadesinde tehdidin Murat Abbas üzerinden anlatıldığını, savcılık ifadesinde ise kendi adının eklendiğini savundu. Kılıç, 'Yetkim olmayan bir müze işiyle ilgili kimi, nasıl tehdit edebilirim?' diye sordu.

'2020'DEKİ GELİR GETİRİCİ İŞTE DE İMZAM YOK'

118 numaralı eylem yönünden de suçlamaları reddeden Kılıç, ihale tarihinin 2019 Ekim olduğunu, kendisinin ise 2020 Mart ayında müdürlüğe vekalet etmeye başladığını söyledi. Söz konusu işin Ticaret Müdürlüğü'nün faaliyet alanında gelir getirici bir iş olduğunu belirten Kılıç, 'Bu sözleşmelerde imzam yok. Bu iş kamuyla ilgili bir harcama değil, Kültür A.Ş.'nin müşterilere hizmet vererek gelir elde ettiği ticari bir faaliyetti' dedi.

'MUHİTTİN PALAZOĞLU'NUN 'YASAKLIYDIM' SÖZÜ GERÇEĞİ YANSITMIYOR'

Kılıç, bazı etkin pişmanlık ve tanık beyanlarına da yanıt verdi. Muhittin Palazoğlu'nun kendi firmasının ihalelerden 'yasaklı' olduğu yönündeki anlatımını reddeden Kılıç, Palazoğlu'nun firması S Station'ın 2020'den itibaren Kültür A.Ş. ihalelerine defalarca davet edildiğini söyledi.

KMD, S Station, Michel, ED İletişim ve SYK Rol gibi firmaların Spor A.Ş.'de iş yapmış ve iş bitirme belgelerine sahip firmalar olduğunu belirten Kılıç, 'Bu firmaların nasıl davet edildiği bellidir, resmidir. Yasaklı olduğunu söyleyen bir firmanın ihalelere nasıl katıldığı da evraklardan görülebilir' dedi.

'DENİZ DÖRTYOL'UN ANLATTIĞI OLAY YAŞANMADI'

Deniz Dörtyol'un kendisine proje ilettiği ancak kendisinin kabul etmediği yönündeki beyanını da reddeden Kılıç, proje onaylayan makam olmadığını söyledi. 'Ben İBB Daire Başkanlığı tarafından onaylanan projeleri sahada uygulayan tarafım. Proje sunmak ya da proje kabul etmek benim görevim değil' diyen Kılıç, Dörtyol'un 'fiyatları yarıya indirmemizi istediler' yönündeki beyanının da doğru olmadığını söyledi.

Yunus Göçer ve Gürkan Coşkun'un kendisiyle ilgili iddialarına da yanıt veren Kılıç, hiçbir firma ya da kişiyle ortaklığının bulunmadığını belirtti. Yunus Göçer'i yalnızca bir alt taşeron olarak tanıdığını söyleyen Kılıç, 'Benim veya ailemin bu kişiyle hiçbir ortaklığı yoktur' dedi. Gürkan Coşkun'un kendisinin Beylikdüzü'nde zabıta olduğu yönündeki anlatımını da reddeden Kılıç, 'Hayatımda zabıta olmadım' ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı sözde 'denetim' yaptı soruşturma açıldı
Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı sözde 'denetim' yaptı soruşturma açıldı
İçeriği Görüntüle

'KİMSENİN SAĞ KOLU DEĞİLİM'

Murat Ongun ile ilişkisine ilişkin beyanlara da yanıt veren Kılıç, Ongun'la yalnızca etkinliklerin organizasyonel ihtiyaçları çerçevesinde görüştüğünü söyledi. Kılıç, 'Katılımcı sayısı, sahne düzeni, görsel bütünlük gibi konularda istişare ederiz. Kendisinin bana talimat verme yetkisi yoktur. Kimsenin sağ kolu değilim' dedi.

'TAHLİYE EDEN HÂKİMİN GÖREVDEN ALINDIĞI HABERİ GELDİ'

Kılıç, ilk gözaltı sürecinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, ancak yalnızca üç gün sonra yeniden gözaltına alındığını anlattı. Tahliyesinin ardından pazartesi günü işine döndüğünü belirten Kılıç, 'Üçüncü günün öğle saatlerinde bir haber geldi, bizi serbest bırakan hakim görevden alınmış. İcra hakimliğine mi, iş hakimliğine mi verildiğini söylediler. Aynı zamanda savcılığın tahliyeye itiraz ettiği bilgisi de geldi. Çevremdeki herkes bunun yeniden tutuklanma anlamına geldiğini söyledi' dedi.

Bu gelişmenin ardından evine gittiğini, ailesiyle vedalaştığını anlatan Kılıç, çevresindekilerin bayramı ailesiyle geçirip sonra teslim olmasını önerdiğini söyledi. Ancak kaçmayı düşünmediğini belirten Kılıç, 'Benim herhangi bir suçum yoktu. Neden kaçayım? Kaçıp da çalışma arkadaşlarımı niye zor durumda bırakayım? Tutuklanacağıma da inanmıyordum' ifadelerini kullandı.

Sabah adliyeye gitmeye hazırlanırken gece yarısı polislerin kapıya geldiğini söyleyen Kılıç, 'Babam 'Git çocuklarınla uyu, sabah avukatınla adliyeye gideriz' dedi. Kızım bir kolumda, eşim diğer kolumdaydı. Tam uyumaya hazırlanırken saat 23.30'da kapı çaldı. Eşimin sessiz ağlayışı çığlığa dönüştü. O gece yeniden gözaltına alındım' dedi.

'KIZIMIN KREŞ MEZUNİYETİ BUGÜN'

Savunmasının sonunda tutukluluk sürecinde yaşadıklarını anlatan Kılıç, gözaltına alındığında evde kanser hastası kayınvalidesi, 1,5 yaşındaki oğlu ve 5 yaşındaki kızını bıraktığını söyledi. Tahliye edildikten üç gün sonra yeniden gözaltına alındığını anlatan Kılıç, 'Kaçmadım. Önce kızımı okuldan aldım, ailemle vedalaştım. Sabah adliyeye gitmeye hazırlanırken gece yarısı polis geldi' dedi.

Tutuklandıktan sonra Metris, Silivri 4 No'lu, Eskişehir ve Silivri 3 No'lu cezaevlerinde kaldığını belirten Kılıç, '13-14 ayda dört cezaevi değiştirdim. Nasıl bir psikolojiyle karşınızda olduğumu anlamanızı istedim' dedi.

Kızının kendisini aylar sonra cezaevi görüşünde gördüğünü anlatan Kılıç, 'Görüş biterken bana, 'Babacığım, sen de bizim ailemizdensin sakın unutma' dedi' ifadelerini kullandı. Kılıç, bugün kızının kreş mezuniyeti olduğunu belirterek, 'Hakkımdaki tüm suçlamalardan beraat edeceğime inanıyorum. Tahliyemi ve aileme kavuşmayı talep ediyorum' diye konuştu.