Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sözcü'den Ali Macit'in sorularını yanıtladı.
"Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç ve TBMM'de kabul edilen çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, sürecin "siyasi dizayn" amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Yeni Parti'nin kuruluş sürecini de değerlendiren İmamoğlu, hakkında açılan davalara ilişkin suçlamaların "gerçek dışı ve dayanaksız" olduğunu savundu.
"TÜRKİYE'NİN GELECEĞİNE, BARIŞ VE HUZURUNA 'EVET' DİYORUZ"
Çerçeve yasa ve "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili konuşan İmamoğlu şunları söyledi:
"Genel Başkanımızın Meclis konuşmasını tarihi buluyorum. Ortaya koyduğu duyguya, düşünceye ve devlet sorumluluğuna yürekten katılıyorum. Türkiye’nin onlarca yıldır yaşadığı terör ortamında akan kan bizim kanımızdır. Geçen kırk yılda ülkemiz binlerce şehidini toprağa vermiş, fakat terör ortamı bitirilememiştir. Artık bunun sebebini sorgulamanın, gereğini yapmanın zamanıdır. Biz Türkiye’nin geleceğine, barış ve huzuruna 'evet' diyoruz."
"BU MİLLETİN 40 YILLIK IZDIRABININ 25 YILINDA AK PARTİ İKTİDARI VARDIR"
İmamoğlu, iktidarın geçmişte kullandığı söylemleri eleştirerek şöyle devam etti:
"Milletimize bir gün 'terörist', ertesi gün 'vatan haini' dediler; sonra dönüp masa kurdular. Bu milletin kırk yıllık ızdırabının yirmi beş yılında AK Parti iktidarı vardır. Atılmayan demokratik adımlar da çözümün önüne konulan manipülasyonlar da ortadadır. Şimdi kimse kendisini terörsüzlüğün şampiyonu ilan edip bütün siyaseti peşine dizmeye kalkmasın. Ne Türkün ne Kürdün buna tahammülü vardır."
"SİYASİ DİZAYN SÜRECİNE DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞTI"
İmamoğlu, AYM ve AİHM kararlarına işaret ederek şunları kaydetti:
"Daha evvel meclis çatısı altında bütün partilerin iradesiyle tespit edilen demokratikleşme iradesi hiçe sayılmış, AYM ve AİHM kararları dahi uygulanamamıştır. Barış diyen bizler sürekli olarak sürecin dışına itilmeye çalışılmış, tutuklamalar ve saldırılar ağırlaşmış, Erdoğan bu süreci ısrarla bir “siyasi dizayn sürecine” dönüştürmeye çalışmıştır. Biz onlara asla izin vermeyeceğiz!
Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliğini en büyük güvencemiz olarak kabul ediyoruz. Bu temel duruşla, Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendirecek adımlar atmaktan geri durmayacağız."
"YENİ PARTİ, TÜRKİYE SİYASET TARİHİNİN EN KAPSAYICI DAVETİDİR"
Yeni Parti'ye ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
"Yeni Parti, Türkiye siyaset tarihinin en kapsayıcı davetidir! 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleri sonrasında büyüyen toplumsal itirazın, değişim talebinin ve demokrasi iradesinin yeni siyasal taşıyıcısıdır. Milletimizi, miadı dolmuş bu iktidarı göndermeye, milletin iktidarını kurmaya ve hep birlikte huzurlu bir nefes almaya davet ediyorum."
"DEĞİŞİMİN AYAK SESLERİNİ DUYANLAR, BUNDAN KORKANLAR VE KAÇANLAR..."
İmamoğlu, Yeni Parti'nin neyi değiştireceğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
"Değişimin ayak seslerini duyanlar, bundan korkanlar ve kaçanlar, mutlak butlan isimli darbeyle, genel merkezi polis zoruyla basarak ve neredeyse iki yıldır yol arkadaşlarımızı tutuklayarak bizleri durdurabileceğini zannetmiştir. Karşılarındakinin milletin ta kendisi olduğu gerçeğini görmezden gelecek kadar korkak bir yolu tercih etmişlerdir. Bu yönleriyle Yeni Parti, önemli bir geçmişe sahip olan bu mücadelenin bizzat parçasıdır. Gelin ve bu büyük hikâyenin bir parçası olun, Türkiye’nin geleceği için bir tuğla da siz koyun."
"BU MESELE ÇOKTAN EKREM İMAMOĞLU MESELESİ OLMAKTAN ÇIKTI"
Hakkında açılan davalara ilişkin konuşan İmamoğlu şunları kaydetti:
"Bu mesele çoktan Ekrem İmamoğlu meselesi olmaktan çıkmıştır. Hakkımda açılmış yaklaşık yirmi farklı dosya var. Bu dosyalarda görev yapan hâkim ve savcıların görev yerlerinin sık sık değiştiğini görüyoruz. Bu yargılamalar kendi doğal seyri içerisinde mi ilerliyor? Duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını istememizin nedeni de budur. Millet görsün. İddiaları görsün. Hakkımdaki tüm davalar gerçek dışıdır ve dayanaksızdır, en absürt haliyle karşımıza çıkmaktadır. Diplomadan casusluğa, Ahmak Davası’ndan rüşvet ve irtikaba kadar tamamı uydurmadır. Cumhurbaşkanının siyasi rakibini ve karşısındaki partiyi yargı kolları marifetiyle yok etme operasyonlarıdır."
"BENİMLE YÜZLEŞMEKTEN KORKUYORLAR"
"Adil yargılanma ve savunma hakkınızın güvence altında olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna İmamoğlu şu yanıtı verdi:
"Bırakın güvence altında olmasını, yaşadıklarımız savunma hakkının fiilen kullanılmasının önüne nasıl engeller konulabileceğinin ibretlik bir örneğidir. 6 Temmuz’da bir günde ve aynı saatlerde üç dava planlandı. Ertesi gün, salona getirilmedim. 8 Temmuz’da ise 143 ayrı eylem isnadına karşı ben ve avukatlarımın savunması için yalnızca bir gün ayrıldı. Şimdi soruyorum: Bunun adı savunma hakkı olabilir mi? Savunma hakkı, sanığa mikrofonu uzatıp “Konuş” demek değildir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz sonsuz süre de istemiyoruz. Biz savunma hakkımızı istiyoruz. İddia makamına aylar boyunca hazırlanma imkânı tanınmışsa savunmaya da bu iddialara hakkıyla cevap verebileceği makul koşullar sağlanmak zorundadır."



