21 Mayıs tarihli "mutlak butlan" kararı ile yeniden CHP Genel Başkanlığı makamına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, hukuki sürecin ardından ilk kez canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sözcü TV’de yayınlanan programda Kılıçdaroğlu; mevcut CHP yönetimi, belediye soruşturmaları, rüşvet iddiaları ve tutuklu gazeteci ve siyasilere yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sorular karşısında zaman zaman duraksayan zor anlar yaşayan Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları, kamuoyunda ve sosyal medyada çok büyük bir tepki dalgasına yol açtı.
"KARARI KABUL ETMESEYDİM PARTİYE KAYYUM ATANACAKTI"
Programın açılış bölümünde mahkeme sürecine değinen Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararından önceden haberdar olduğu iddialarını yalanladı. Kararı kabul etmeme gibi bir lüksünün olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, aksi halde valilik tarafından CHP’ye bir kaymakamın kayyum olarak atanacağını ileri sürdü. Bu kararla birlikte eski Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi’nin de görevine döndüğünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, temel amacının şaibesiz bir kurultay organize ederek partiyi kirlilikten arındırmak olduğunu vurguladı.
ÖZGÜR ÖZEL VE "ARKA KAPI DİPLOMASİSİ" HEDEFTE
Mevcut CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yürüttüğü diyalog zeminini sert sözlerle eleştiren Kılıçdaroğlu, siyasette "müzakere" ve "arka kapı diplomasisi" yöntemlerini reddettiğini belirtti. Özel’i hedef alan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?"
Kendi döneminde yerel seçimlerin ardından belediye başkanlarını toplayarak emekli Sayıştay denetçileri, İçişleri Bakanlığı yetkilileri ve yeminli mali müşavirler eşliğinde harcamalar konusunda eğitime tabi tuttuklarını ve 7 maddelik bildiri yayımladıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu mekanizmaların artık işletilmediğini savundu.
"BELEDİYE DAVALARI SİYASİ DEĞİL, SOMUT KANITLAR VAR"
Yargının bağımsızlığına inanmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu; Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala dosyalarını "siyasi dava" olarak nitelendirirken, CHP’li belediyelere yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını bu kapsamın dışında tuttu. İki durum arasında büyük farklar olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, belediye dosyalarında iş yapılan kişilerin somut itirafları, banka havaleleri ve para transferi kayıtları bulunduğunu açıkladı.
Seferihisar ve İzmir Büyükşehir Belediyesi örneklerini veren Kılıçdaroğlu, kişisel çıkara dayalı usulsüzlüklerin CHP çatısı altında savunulmayacağını vurguladı. Gazetecilerin bu soruları mevcut yönetime yöneltmediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bu adam diyor ki 'Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim' diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor? Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e 'Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır' demiyor" ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU’NUN DURUMU VE "PSİKOLOJİK DURUM" ÇIKIŞI
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi girişimlerini yanlış bulduğunu ve kararlar kesinleşene kadar belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun kendisine yönelik "kayyum" eleştirilerine ise yanıt vermeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok" dedi. İBB iddianamesinin tamamını hukukçu olmadığı için okumadığını ancak parti içinde kurulan komisyonun kendisine özet çıkardığını sözlerine ekledi.
YANARDAĞ’IN SORUSU KARŞISINDA CANLI YAYINDA DURAKSADI
Programda Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, Kılıçdaroğlu’na yönelik hazırladığı soru da yöneltildi. Yanardağ sorusunda, "Niyetiniz ne olursa olsun iktidar ile paralel bir görüntü sergiliyorsunuz. Öyle ki benim iddianamemde sizinle yaptığım röportaj tutuklanmama sebep olarak gösterilirken bu konuda tek bir yorum yapmadınız. İddianamemi okudunuz mu? Sizinle yaptığım programda bir suç işledim mi?" eleştirisinde bulundu.
Bu soru karşısında kısa süreli bir sessizlik yaşayan ve hemen cevap veremeyen Kılıçdaroğlu, Yanardağ’ın tutuklanma gerekçesini canlı yayında öğrendiğini itiraf ederek şu yanıtı verdi:
"Hayır bu konuda suç işlediğine inanmıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse bununla suçlandığını yeni öğreniyorum. İddianamelerin tamamını okumadığımı söyledim. Komisyon tarafından inceleniyor ve haksızlık varsa tüm belediye başkanlarının dosyalarına bakıyoruz, bakmıyor değiliz. Kimseyi de peşinen suçlamıyoruz."
SOSYAL MEDYADA İNFİLAK: "İŞBİRLİKÇİ VE HAİN" SUÇLAMALARI
Kılıçdaroğlu’nun canlı yayındaki bu açıklamaları, özellikle de bazı CHP'li belediyeleri hedef alan rüşvet iddiaları ve Merdan Yanardağ sorusuna verdiği yanıtlar, program devam ederken sosyal medyada çok sert bir tepki dalgasına dönüştü. Binlerce kullanıcı, Kılıçdaroğlu’nu doğrudan iktidarla birlikte hareket etmekle suçladı.
Yapılan paylaşımlarda Kılıçdaroğlu’na yönelik "işbirlikçi" ve "hainlik" ithamları ağır basarken, kritik bir siyasi süreçte partiyi bölmeye çalıştığı ve iktidarın argümanlarına zemin hazırladığı iddia edildi. Kılıçdaroğlu'nun "arınma" adı altında muhalefete zarar verdiğini savunan çok sayıda kullanıcı, canlı yayın boyunca tepkilerini dile getirmeye devam ediyor.
MECLİS'TE "SİYAH POŞETTE 250 BİN DOLAR" TARTIŞMASI
TBMM’de siyah poşet içinde unutulduğu iddia edilen 250 bin dolar tartışmasına da değinen Kılıçdaroğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un yalanlamasına rağmen olayla ilgili tutanak tutulduğunu iddia etti. Bu haberi yapan gazetecilere dava açılmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız" dedi.
"40’IN ÜZERİNDE BELEDİYE BAŞKANI AKP’YE GEÇTİ"
CHP’nin yerel seçimlerin ardından birinci parti kalmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, buna karşın kendi döneminden sonra 40’ın üzerinde belediye başkanının istifa ederek AK Parti’ye geçmesini parti ahlakı açısından eleştirdi. Siyasette en çok soruşturulan lider olduğunu ve yüzlerce davasının bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, her yöneticinin denetime açık olması ve halka hesap vermesi gerektiğini hatırlattı.