Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı "çıkar amaçlı suç örgütü"nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının üçüncü günü sürüyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'nde bulunan duruşma salonunda görülen duruşmada, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.

Duruşmada, 4 Haziran 2025’te tutuklanarak “rüşvete aracılık etmek” suçlamasıyla yargılanan Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka'nın savunması alındı.

Daka, 31 Mayıs 2025 tarihinde gözaltına alındığını, 3 gün boyunca emniyette bekletildiğini, ifadede kendisine yalnızca irtikap iddialarının yöneltildiğini ve etkin pişmanlıktan yararlanıp yararlanmayacağının sorulduğunu söyledi. Herhangi bir suç işlemediğini, hiçbir şekilde para ilişkisine girmediğini beyan ettiğini hatırlatan Daka, ifadelerini tekrarladı.

Buna rağmen 4 Haziran 2025 tarihinde irtikap suçlamasıyla tutuklandığını ancak bugün "rüşvete aracılık" iddiasıyla yargılandığını aktaran Daka, şöyle konuştu:

"Oysa bana, emniyette ve savcılık aşamasında rüşvetle ilgili tek bir soru dahi sorulmamıştır. Bu iddiayla ilgili kendimi ilk kez huzurunuzda savunma imkânı buluyorum. Akın Kumanlı, Aziz İhsan Aktaş ve dosyada adı geçen, ancak ilginç bir şekilde ifadesi dahi alınmamış olan Yusuf Akın ile hiçbir iş ilişkim yoktur. Benim bugün burada olmamın temel nedeni şudur, Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediyesi’ne olan mali alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla, dönemin Beşiktaş Belediye Başkanı Ali Can Abacı’ın yönlendirmesiyle, CHP adaylarının seçim çalışmaları için 5,5 milyon TL verdiğini iddia etmiştir. Bu iddia üzerine ben dosyaya dahil edildim. Ancak dikkat çekici şekilde, Ali Can Abacı’nın ifadesi alınmamıştır, iddia edilen görüşmelerin hiçbirinde benim adım geçmemektedir. Sadece Aziz İhsan Aktaş’ın sözlü beyanları esas alınarak gözaltına alındım ve tutuklandım."

"Savcılık makamının kişisel varsayımları..."

Hakkındaki iddiaları destekleyen tek bir somut delil bulunmadığını belirten ve üzerine atılı suçlamaları reddeden Daka, "Hayatımın hiçbir döneminde para odaklı bir ilişkim olmamıştır. Kimseyle böyle bir suç ilişkisine girmedim" diye konuştu. Erhan Daka, dosyaya sunulan sözde deliller 5 adet banka dekontunda adının geçmediğini, paranın ne amaçla gönderildiğinin belli olmadığını belirterek, "Bankalara yazı yazılmamış, MASAK incelemesi yapılmamıştır. Bu haliyle, alakasız kişiler arasındaki para transferlerinin benimle ilişkilendirilmesi hukuken mümkün değildir. Tutukluyum ve bu süre boyunca tek bir somut delil dahi bulunamamıştır" dedi.

Kendisine nakit para verildiğinin iddia edildiğini, paraları elden aldığının savunulduğunu söyleyen Daka, "Dosyada tek dayanak, HTS kayıtları ve baz istasyonu eşleşmeleri gösterilmektedir. Dosyada bunların hiçbirine dair tek bir kayıt bulunmamaktadır" ifadesini kullandı.

Erhan Daka, "rüşvete aracılık etmek"le suçlandığını, dosyada buna ilişkin bir somut delil, açık beyan bulunmadığını belirterek, "Rüşvet iddiası yalnızca savcılık makamının kişisel varsayımlarına dayanmaktadır. Tanık beyanları dahi rüşveti değil, iddia edildiği şekliyle irtikap anlatımını içermektedir. Ancak ben kamu görevlisi olmadığım için irtikap suçunun faili olmam da hukuken mümkün değildir. Kısacası bugün karşınızda somut delile dayanmayan, varsayımlarla inşa edilmiş ve hukuki temelden yoksun bir iddianame bulunmaktadır. Bu durumda, tarafıma isnat edilebilecek herhangi bir suçun ne hukuken ne de fiilen mümkün olmadığı açıkça ortadadır" savunmasını yaptı.

“Karşınızda temiz bir vicdanla, başım dik bir şekilde duruyorum”

Tutuklandıktan sonra Ağustos 2025'te babasını kaybettiğini ve babasının cenazesine jandarmalarla gitmesi nedeniyle yaşadığı acıyı anlatan Daka, savunması sırasında yer yer duraksadı ve yutkundu. Daka, savunmasında şöyle konuştu:

"30 yıl boyunca belediyede dürüstlükle görev yapmış bir babanın evladıyım. Babam, hayatı boyunca kamu görevini onuruyla yerine getirmiş, emeğiyle yaşamış bir insandı. Bu görevi kabul etmemdeki en büyük motivasyonum da onun mesleğine duyduğu saygı ve tertemiz geçmişidir. Ne yazık ki babam, benim tutuklu bulunduğum süreçte kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir. Babamın vefatı sırasında onu son kez göremedim, sarılamadım ve yasını dahi tutamadım. Bu acıyı, yaklaşık dokuz aydır tek kişilik bir hücrede, sessizce taşımak zorunda kaldım. Sayın Başkanım, beni suçlayan kişilerin bir gün dahi gözaltında kalmadığını, hatta bir kısmının şüpheli sıfatı bile olmadığını düşündükçe yaşadığım bu kayıp ve acı daha da derinleşmektedir. Buna karşılık ben, yalnızca soyut iddialar, varsayımlara dayalı beyanlar ve somut delilden tamamen yoksun isnatlar nedeniyle yaklaşık dokuz aydır tutuklu bulunmaktayım. Hayatım boyunca görevimi dürüstlükle yerine getirdim, hiçbir suç işlemedim ve kimsenin hakkına el uzatmadım. Bugün de karşınızda temiz bir vicdanla, başım dik bir şekilde duruyorum. Bu nedenlerle, heyetinizin adaletine ve yüce Türk yargısına olan sonsuz güvenimle, öncelikle tahliyeme, ardından da beraatime karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ediyorum."

"İsnat edilen fiillerin hiçbirinin hukuki ya da fiilî bir karşılığı yok"

Tutuklanan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar da savunmasında,"özel belgede sahtecilik” ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılandığını belirterek, "İddiaya konu ihale şartnamesinde hukuka aykırı herhangi bir düzenleme bulunmadığı, rekabeti sınırlayan bir uygulamanın olmadığı, yaklaşık maliyetin ve uygulanan puanlama yönteminin yürürlükteki mevzuata tamamen uygun olduğu açıkça görülmektedir. Buna karşılık ileri sürülen iddialar somut delillere değil, tamamen varsayım ve yoruma dayanmaktadır. Bu nedenle ihale sürecine ilişkin olarak isnat edilen fiillerin hiçbirinin hukuki ya da fiilî bir karşılığı bulunmamaktadır" dedi.

İhaleye konu işin, ticari ve hukuki niteliği itibarıyla bağımsız ve ayrı bir proje olduğunu, tüm işlemlerin, kanuna uygun şekilde ve kamu yararı gözetilerek yürütüldüğünü belirten Acar, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

"Sevk maddesi olmadan yargılandım..."

Duruşmada savunması alınan Esenyurt Belediyesi’nde makine mühendisi olarak çalışan Ali Fırat Baycan da "sevk maddesi olmadan 13 aydır tutuklu olduğunu" söyledi.

Baycan, 2021'den bu yana Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan olarak göreve başladığını, yayımlanan genelgeyle, belediyede yapılacak ihalelerin Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülmesinin kararlaştırıldığını belirterek, "İhale komisyonları, Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli arasından sırayla oluşturulmuştur. Nitekim söz konusu ihalede komisyon üyesi olarak yer almam tamamen tesadüfidir. İddia makamı, söz konusu ihalede usulsüzlük yapıldığı ve ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasında bulunmuş; yapım işine ilişkin teknik şartnamede belirli bir marka ve modelin işaret edildiğini ileri sürmüştür. Ancak bu iddialar tamamen ihale öncesi sürece ilişkindir. Bahsi geçen özel teknik şartname, Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından, o birimin kendi uzman personeli eliyle hazırlanmakta ve daha sonra resmi üst yazıyla Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne gönderilmektedir. Teknik şartnamenin hazırlanması, içeriğinin belirlenmesi ya da değiştirilmesi hususunda şahsımın herhangi bir yetkisi, sorumluluğu veya müdahalesi bulunmamaktadır" savunmasını yaptı.

Donald Trump'tan FED faizleri açıklaması! 'Derhal düşürülmeli'
Donald Trump'tan FED faizleri açıklaması! 'Derhal düşürülmeli'
İçeriği Görüntüle

"Babam akciğer hastasıdır ve haftanın üç günü hastaneye gitmektedir"

Ali Fırat Baycan, cezaevi koşullarının yetersiz olduğunu, normalde 20 kişi kapasiteli koğuşlarda 65–70 kişi kalınan dönemler yaşandığını anlattı. Baycan, şöyle devam etti:

"Yeterli yatak bulunmadığı için yaklaşık 6 ay boyunca koğuş girişinde, beton zeminde yatmak zorunda kaldım. Bunları bir acındırma amacıyla değil, yaşanan gerçeğin bilinmesi için ifade ediyorum. Koğuşlar çoğu zaman havasızdı; sigara içilmesi nedeniyle pencereler yaz kış açık tutulmak zorunda kalıyordu. Ailem de bu süreçten ağır şekilde etkilendi. Babam akciğer hastasıdır ve haftanın üç günü hastaneye gitmektedir. Annem kalp hastasıdır; bu süreçte tansiyon hastalığı da eklenmiştir. Yaşları 60 ve 70 civarında olan bu insanların çalışabilecek durumları yoktur ve başka bir gelirleri de bulunmamaktadır. Üniversite sınavını kazanmış olan kardeşim, aileye destek olabilmek için eğitimini yarıda bırakıp çalışmak zorunda kalmıştır. Bir ağabey olarak bunun ne kadar ağır bir yük olduğunu takdirlerinize bırakıyorum. Ayrıca nişanlıyım. 2025 yılının eylül ayında evlenmeyi planlıyordum. Ancak bu süreçte 13 ay boyunca nişanlımı yalnızca 12 kez görebildim. Eylül ayında evlenecektik. Hayatımın en temel anları, hiçbir yetkim ve sorumluluğum bulunmayan bir dosya nedeniyle elimden alındı. Sayın Başkanım, hiçbir aşamasında dahlim olmayan, yetki ve sorumluluğum bulunmayan bu dosyada, adaletinize sığınarak öncelikle tahliyemi, ardından da beraatimi talep ediyorum."

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.