Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yapılan ve rektör adayı olarak yaklaşık 20 akademisyenin dahil edildiği bir güven oylamasında yüzde 90'ın üzerinde karşı oy alan Mehmet Naci İnci'nin rektör olarak atanması nedeniyle öğrenciler ve akademisyenlerin katılımıyla protesto düzenlendi. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi başvurucu da çeşitli tarihlerde protesto gösterilerine katıldı.
Rektör İnci'nin, 4 Ekim 2021'de, Rektörlük binasından çıktığı sırada bazı öğrencilerin makam aracının önünde durduğu gerekçesiyle güvenlik güçleri öğrencilere müdahale etti. İnci olaylar sonrasında öğrenciler aleyhine şikayet dilekçesi sundu. Başvurucunun da aralarında bulunduğu öğrenciler hakkında ceza davası açıldı, ayrıca disiplin soruşturması başlatıldı.
Rektör İnci, 6284'e dayanarak ısrarlı taciz edildiğini öne sürdü, tedbir istedi
Bunların yanı sıra Naci İnci, Aile Mahkemesi'ne sunduğu dilekçe ile bu öğrencilerle ilgili 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'a dayanarak önleyici tedbir kararı verilmesini talep etti, kendisi aleyhine ısrarlı şekilde taciz boyutuna varan beyanlar sarf edildiğini, kendisine hakaret ve iftira edildiğini öne sürdü.
Aile Mahkemesi, İnci'yi ısrarlı takip mağduru kabul etti
İstanbul Aile Mahkemesi, İnci'nin talebini kabul etti. Gerekçeli kararda, 6284 sayılı kanunun 1. maddesine atıf yapılarak, İnci'nin ısrarlı takip mağduru olduğu değerlendirildi, öğrenciler aleyhine önleyici tedbir uygulanmasına karar verildi.
Kız öğrenci hakkında tedbir verildi
Böylelikle başvurucu kız öğrencinin, İnci'ye karşı bir ay süre ile "şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına" hükmedilerek, 6284 sayılı kanun uyarınca Üniversite Rektörü lehine 1 ay süreli tedbir kararı verildi. Öğrencinin karara yaptığı itiraz, yetkili Aile Mahkemesi tarafından kesin olarak reddedildi.
İtirazın reddi üzerine kız öğrenci, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.
Öğrencinin itirazı: "Tedbir kararı 6284 sayılı kanunun özüne ve ruhuna aykırı"
Türkiye çapında derece yaparak Boğaziçi Üniversitesinde okumaya hak kazanmış bir öğrenci olduğunu, anayasal bir hak olan protesto hakkını öğrenciler ve akademisyenler olarak kullandıklarını belirterek, bir üniversite rektörünün kendisi aleyhine 6284 sayılı kanun uyarınca önleyici tedbir kararı talep etmesinin rektörlük makamının saygınlığına ve ağırlığına yakışmadığını öne sürdü. Aile Mahkemesi'nin aleyhine verdiği tedbir kararının, 6284 sayılı kanunun özüne ve ruhuna aykırı olduğunu belirten öğrenci, adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etti.
AYM ihlale hükmetti, 34 bin lira tazminat verdi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kız öğrencinin, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 34 bin lira manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti.
Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesi: Kanunun asıl amacı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi
Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde, başvurucu aleyhine, 6284 sayılı kanun uyarınca Üniversite Rektörü lehine 1 ay süreli tedbir kararı verildiği belirtilerek, "Öncelikle önemle altı çizilmelidir ki adından da anlaşılacağı üzere kanunun asıl amacı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesidir. Nitekim 6284 sayılı kanunun genel gerekçesine göre, kanunun öncelikli amacı, temel bir insan hakkı olan yaşam hakkının korunması, kadın cinayetlerinin sona ermesi amacıyla devlet kurumlarının kadına karşı şiddetle mücadelenin her safhasında aktif katılım göstermelerini sağlamaktır. Ailenin korunmasından anlaşılması gereken, şüphesiz ki aile içi şiddete maruz kalan kişiyi korumaktır. Bu noktada aile içi şiddete maruz kalan kişinin cinsiyetinin önem arz etmediği açıktır" denildi.
Gerekçede, somut olayda, ilk derece mahkemesinin, bu kanuna dayanarak kız öğrencinin "şiddet uygulayan kişi", Boğaziçi Üniversitesi Rektörü'nün ise "ısrarlı takip mağduru" olduğunu değerlendirdiği aktarıldı.
"Israrlı takip mağduru" kavramının kanunda değil, ilgili yönetmelikte tanımlandığı, buna göre, "bir kimsenin ısrarlı takip mağduru olabilmesi için şiddet uygulayanla arasında aile bağı ya da ilişki bulunmasının aranmadığı" belirtildi.
"Kanunun amacı şiddete uğrayan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olanları korumak"
Gerekçede, kanunun adı, amacı ve yönetmelikteki tanım bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ısrarlı takip mağdurunun "kadın olması" gerektiğinin düşünülebileceği ifade edilen gerekçede, teorik açıdan da kanunun amacının, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olanları korumak şeklinde açıklandığı vurgulandı.
Yüksek Mahkeme'nin gerekçesinde, yargı makamlarının, İnci'nin, "şiddete uğrama tehlikesi bulunan tek taraflı ısrarlı takip mağduru olduğu"nu kabul ettiği, başvurucunun da "Üniversite Rektörü'ne şiddet uyguladığını ya da şiddet uygulama tehlikesi olduğunu" değerlendirdiği hatırlatıldı.
"Bir rektörün kendisini protesto eden öğrenci karşısında nasıl ısrarlı takip mağduru nitelendirildiği gerekçeli kararda yok"
Öğrencinin itirazını reddeden Aile Mahkemesi'nin, "6284 sayılı yasanın amacına, ruhuna ve özüne uygun bir karar olduğundan itirazın reddine" şeklinde karar verdiği aktarılan gerekçede, şu tespitler yapıldı:
"Buna karşın somut olayın şartları gözetildiğinde, bir üniversite rektörünün kendisini protesto eden öğrenci karşısında nasıl ısrarlı takip mağduru olarak nitelendirildiği mahkemelerin gerekçeli kararlarından anlaşılamamaktadır. Gerçekten de Üniversite Rektörü'nün sahip olduğu kamu gücü dikkate alındığında, anılan kanun ışığında rektörün nasıl bir yorum yöntemiyle ısrarlı takip mağduru olarak nitelendirildiği anlaşılamadığından mahkemelerin kanunu yorumlamalarının öngörülemez olduğu değerlendirilmiştir."
"Müdahale kanunilik ölçütünü karşılamıyor"
Bir hakka ya da özgürlüğe müdahale eden kuralın yorumlanmasında, yargı mercilerinin belirli ölçülerde takdir alanı bulunduğu, somut olayda müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varıldığı ifade edilen gerekçede, "Müdahalenin kanunilik ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşıldığından ayrıca meşru amacı ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı yönünden incelenmesine gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir" denildi.





