Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy, " Türkiye’de bir yüzde 40 sadece iktidarı dinliyor. Başka bir yüzde 40 da sadece muhalefeti dinliyor. Bu iki yüzde 40 kendi dünyasına kapanmış durumda. Aradaki yüzde 20’yi ikna eden kazanıyor" dedi. Yeni Parti lideri Özgür Özel'in dokunulmazlığının kaldırılarak tutuklanmasının seçmende nasıl bir etki yaratacağına ilişkin Aksoy, "Bunun sonucunu hafife almamak gerek. Umarım ki böyle bir şey yaşanmaz. Fakat yaşanması halinde düşünüldüğünden daha fazla etki yaratabilir. Öfkeyi artıracaktır, seçmen daha büyük bir hınçla iktidar değişikliği için çaba sarf edecektir" yorumunu yaptı.
Cumhuriyet'ten İklim Öngel'in sorularını yanıtlayan Aksoy Araştırma Başkanı Aksoy, Yeni Parti'nin kuruluşunun siyasetteki dengeleri nasıl değiştirdiğine yönelik, "İki açıdan değişiklik yarattı. Şu ana kadar yapılan ölçümlere göre bir, muhalefetin içerisinde sınırlı bir bölünme oluşturdu. Çok sınırlı bir kısım CHP’de kaldı, çoğu Yeni Parti’ye geçti. İki, hükümet tarafında büyük bir kopuş şu an için yok. Ama en önemli sonuç, seçmen kendi mahallesinde daha kararlı bir seçmene dönüştü. Yani muhalefetin 2023 öncesinde tutmayı başardığı ama sona doğru tamamını tutamadığı yüzde 60’lık muhalefet bloku bugün çok daha kararlı bir biçimde karşımızda" dedi.
Yeni Parti'ye yönelik ilginin kalıcı olup olmayacağına yönelik bir "garanti" olmadığını kaydeden Aksoy, "Muhalif tabanda seçmen daha dinamik ve kararlı. Öte yandan siyasete yargı kararıyla müdahalenin ardından CHP’den ayrılmak, güçlü bir yeni parti kurmak son derece onurlu ve saygın bir tutum. Ama CHP seçmeninde, başta kurucu lidere olmak üzere, cumhuriyet ve cumhuriyet değerleriyle özdeşleşmesinden kaynaklı çok güçlü bir aidiyet ve bağlılık söz konusu. CHP’den ayrıldığınızda büyük bir konfor alanından da çıkmış oluyorsunuz" dedi.
"YENİ KUŞAKTA GÜÇLÜ BİR AİDİYET YOK"
"Muhafazakâr tabanda anlamlı bir sosyolojik dönüşüm gerçekleşiyor. Özellikle 45 yaş altı muhafazakârlarda koşar adım merkeze doğru gelme durumuyla karşı karşıyayız" ifadelerini kullanan Aksoy, "Bu kuşaklarda eskisi gibi ideolojilere dair güçlü bir aidiyet yok. Çalıştıkları şirketlere, hatta ailelerine dair de eskisi kadar güçlü bir aidiyete sahip değiller" ifadelerini kullandı.
Aksoy, "Siyaset artık önümüzdeki yıllarda daha dinamik olacak. Oy geçişleriyle daha hızlı karşılaşacağız. Yeni kuşakta eski ezberlerin önemli bir kısmı geride kaldı" diye konuştu.
"ÖZEL'İN TUTUKLANMASI ÖFKEYİ ARTIRIR"
"Özel’in dokunulmazlığı kalkar, yargılanır ve tutuklanırsa toplumsal olarak nasıl bir kırılma olur?" sorusunu yanıtlayan Aksoy, şunları söyledi:
"Bunun sonucunu hafife almamak gerek. Umarım ki böyle bir şey yaşanmaz. Fakat yaşanması halinde düşünüldüğünden daha fazla etki yaratabilir. Öfkeyi artıracaktır, seçmen daha büyük bir hınçla iktidar değişikliği için çaba sarf edecektir. Fakat uzun vadede liderlerin etkisini yok sayan bir okuma bizi yanlışa götürür. Çünkü insanın olduğu her yerde insanı harekete geçirebilmek için duygusunu harekete geçirebilmeniz gerekiyor. Duyguları ise idareciler değil, liderler harekete geçirir. O nedenle ki Sayın Özel’in tutuklanması geldiğimiz yer itibariyle en az onu ilgilendiren bir konu artık. Özel’in özgür biçimde siyasi mücadeleye devam edebilmesi Türkiye demokrasisinin konusudur."
"YÜZDE 20'Yİ İKNA EDEN KAZANIYOR"
Seçmen davranışlarıyla ilgili de konuşan Aksoy, "Türkiye’de bir yüzde 40 sadece iktidarı dinliyor. Başka bir yüzde 40 da sadece muhalefeti dinliyor. Bu iki yüzde 40 kendi dünyasına kapanmış durumda. Aradaki yüzde 20’yi ikna eden kazanıyor. Yüzde 20, 30’a çıkmış değil. Yani iktidar bloku 40’tan 30’a gerilemedi ama aradaki asıl sonucu belirleyen yüzde 20, her geçen gün daha kararlı bir şekilde muhalefetten yana tutum alıyor" dedi.
"TOPLUMDA SAHİCİ OLMAYANIN TUTMA İHTİMALİ YOK"
İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürece ilişkin de konuşan Aksoy, "Bu tür konularda kamuoyu desteği oluşturmak kolay değil. Bu dünyada da böyle. Çünkü insanlar 'Terör örgütü direkt silahlı müdahaleyle yok edilsin' ister ama gerçek böyle olmaz, genelde finalde bir müzakereye ihtiyaç duyulur. Türkiye’de de şu an yaşanan bu. Güçlü bir kamuoyu desteğini beklemek gerçekçi değil. Bu nedenle siyasetin birinci önceliği kapsayıcı bir tutumla hareket etmek olmalı. Ama iktidar muhalefeti sürece dahil etmedi. Bu süreç kamuoyunun da mesafeli kalmasına yol açtı" ifadelerini kullandı.
Aksoy, "Siyasiler, akademisyenler, komedyenler tutuklu yargılanırken, 'barış' söylemleri öne çıkarılarak teröristlerin salınması nasıl destek yaratır?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
"Bunun örneğini çoğaltabiliriz. Uzun yıllar barışçıl bir tutum tercih eden Selahattin Demirtaş içeride. Öte yandan geçmişte terör örgütünün faaliyetleri içerisinde bulunmuş isimlerin affedilmesi veya serbest bırakılması meseleyi sahicilikten çıkarıyor. Gencecik çocukların paylaşımları nedeniyle, komedyenlerin işi gereği yaptığı espriler yüzünden tutuklanması, onlarca sivil toplumcunun, düşünce insanının, akademisyenin içeride olması “Toplumsal barışı büyütmeye çalışıyoruz” anlatısını karşılıksız bırakıyor. Toplumda sahici olmayanın tutma ihtimali yok ve toplum bu anlamda kimin samimi veya sahici duygulara sahip olduğunu iyi okuyor."





