Özuğurlu ve Güngör, ABD’nin hem masada hem sahada bir mekanizma işlettiğini; askeri hareketliliğin pazarlık gücünü artırmak için yapıldığını ancak diğer yandan Trump yönetimi nedeniyle “her an bir şey çıkabileceği” kaygısının sürdüğünü söyledi. Programda, bir savaş beklentisinin yaygın olduğunu ancak bunun medya tarafından abartılıyor olabileceğine dair kuşkuların da bulunduğu belirtildi.
Programda, ABD’nin bölgeye F-35, F-22 ve F-16’lar sevk ettiği; uçak gemileri (Abraham Lincoln, Gerald Ford gibi) etkinliğinin arttığı haberlerinin dolaştığı; bazı basın kaynaklarında operasyonun çok geniş ölçekli ve haftalar sürebilecek bir çatışmaya dönüşebileceğine dair iddiaların yer aldığı aktarıldı.
Güngör, "Ön anlaşma sağlandı” açıklamasının büyük olasılıkla nükleer başlıkla (uranyum zenginleştirmesi) sınırlı olduğunu, ABD’nin ise füze kapasitesi, bölgesel vekil güçlere verilen destek ve nükleer program gibi daha geniş maddeleri masaya koymak istediğini aktardı. Uzmanlar, bölgedeki askeri yığınağın hem müzakere baskısı aracı hem de gerçek bir hazırlık olabileceğini vurguladı.
Bölgesel aktörler:
Bölge ülkelerinin büyük ölçüde temkinli ve sessiz olduğu, yalnızca Umman’ın arabuluculuk çabalarının aktif olduğu; Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi aktörlerin daha sınırlı hamleleri olduğu ifade edildi.
İsrail boyutu:
İsrail medyasında ve siyasi çevrelerde savaşa hazırlık çağrıları, savunma tedbirleri uyarıları yapıldığı; Netanyahu’nun da ABD üzerinde baskı unsuru olduğu belirtildi.