Bolu Grand Kartal Otel'deki yangında yakınlarını kaybeden aileler Bolu'dan Ankara'ya '78 Can İçin Adalet Yürüyüşü' başlattı. Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, 'Bir toplumda insanlar ekmeksiz kalabilir, susuz kalabilir, karanlıkta kalabilirler. Ama adaletsiz kalamazlar, buna dayanamazlar' dedi.
Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, 'Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi' talebiyle bugün Bolu'dan Ankara'ya '78 Can İçin Adalet Yürüyüşü' başlattı.
Bolu Adalet Sarayı önünde bir araya gelen aileler, hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarının yanı sıra, '78 can için buradayız', 'Turizm Bakanı istifa', 'Çalışma Bakanı istifa', 'Gecikmiş adalet, adalet değildir', 'Hiçbir makam hukuktan üstün değildir', 'Grand Kartal Otel kötülük müzesine dönüştürülsün' ve '78 can için adalet' yazılı dövizler taşıdı.
'KİMSE CUMHURBAŞKANI'NIN ARKASINA SIĞINIP SORUŞTURMAYI SAVSAKLAMASIN'
Faciada sekiz yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin yaptığı açıklamada, 'Sivas'ın köyünde 15 sene önce öldürülen bayanı DNA testinden bulan devlet ve Adalet Bakanı, Kahramanmaraş'ın gölünde gölü boşaltarak 20 yıl önce işlenen cinayeti DNA testinden bulan Adalet Bakanlığı maalesef başsavcılığın önünde bu dosya 10 aydan beri var' dedi. Gültekin, sözlerni şöyle sürdürdü:
'Biz devletimize inanıyoruz, adalete güveniyoruz. Sayın Adalet Bakanım, buradan size tekrar çağrıda bulunmak istiyorum, bu savcı, anlaşılmıştır ki sizin talimatınız olmadan bu dosyayı açmayacak. Bu olaydan birinci derecede sorumlu Turizm Bakanlığı personeli, olaydan sonra bugüne kadar orada, devletin çatısı altında oturmaya devam edecekler. Biz onların niye orada oturduğunu biliyoruz. Ey Turizm Bakanı, kapatamadığın koylar, alamadığın devlet arsaları mı var?
Türkiye, hukuk devleti. Sesimiz bundan sonra daha gür çıkacak. Kimse Cumhurbaşkanı'nın arkasına sığınıp bu soruşturmayı savsaklamasın. Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanı'nın gözünün içine baka baka, 'Bu olayda en ufak kusuru olanlar yargı önüne gelecek' demedi mi? Niye bekliyorsunuz? Kimse bizi aldatmasın.
Bu olayda en ufak kusuru olan kamu görevlisi olanlar yargı önüne çıkıncaya kadar bizim sesimiz kesilmez. Hayatta olduğumuz müddetçe, Turizm Bakanı'nın elimiz yakasındadır. Bu makamlar boş makamlar. Bugün, yarın devlet koruması kalkacak. Onu ne sahibi bulunduğu ETS tur firması ne de otelleri kurtarmaz. Hukuk çerçevesinde ölünceye kadar yakasındayız.
Şimdi Ankara'ya seslenmek istiyorum: ETS ve diğer arkadaşları, siz gelemediniz ya buraya, şimdi sizinle tanışmak için Ankara'ya biz geliyoruz. Bekleyin bizi. Biz Ankara'ya geliyoruz. Sizi göreceğiz, sizinle tanışacağız, bakacağız gözlerinizin içine. Hani empati yapamadınız ya hani ifadelerinizde bir kez olsun, vicdansızlar, 'Bu olay sebebiyle üzgünüz. Ailelere başsağlığı diliyoruz' diyemediniz ya. İşte biz şimdi Ankara'ya geliyoruz.'
'YÜRÜYECEĞİMİZ HER KİLOMETRE ADALET MÜCADELEMİZE ADANDI'
Hayatını kaybedenlerin yakınlarından Oktay Akişli, annesini kaybetmiş bir evlat, 11 yaşındaki yeğenini kaybetmiş bir amca, abisini kaybetmiş bir kardeş olarak bulunduğunu belirtti. 78 canlarını toprağa verdiklerini ve o günden bu yana tek taleplerinin yalnızca adalet olduğunu dile getiren Akişli, şöyle konuştu:
'Birinci derece kusurlu oldukları tespit edilen Turizm Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı bürokratlar ile sorumluluğu bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri hakkında yargılama sürecinin hala başlamamış olması vicdanlarımızı derinden yaralamaktadır. Adalet yalnızca bazı sanıklar için değil, ihmali, sorumluluğu ve kusuru bulunan herkes için eşit şekilde işletilmelidir. Hiç kimse makamı, görevi ya da unvanı nedeniyle hukukun üzerinde değildir. Bu nedenle bugün 78 canımız için adalet yürüyüşünü başlatıyoruz. Atacağımız her adım, kaybettiğimiz 78 canımızın anısına, yürüyeceğimiz her kilometre ise adalet mücadelemize adanmıştır.
Bu yürüyüş yalnızca Bolu'dan Ankara'ya uzanan bir yol değildir. Bu yürüyüş vicdana, hukuka ve adalete uzanan bir çağrıdır. Bizler bu yürüyüşü öfkeyle değil, hukuka olan inancımızla gerçekleştiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki gerçek adalet, ihmali bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesiyle sağlanacaktır. Bu yürüyüş kaybettiğimiz sevdiklerimize verdiğimiz sözün yürüyüşüdür. Bir daha hiçbir annenin evladını, hiçbir çocuğun annesini ya da babasını, hiçbir kardeşin kardeşini böylesine önlenebilir ihmaller nedeniyle kaybetmemesi için yürüyoruz. Yarım kalan adalet, adalet değildir. 78 canımız için, ailelerimiz için ve bu ülkenin vicdanı için Ankara'ya yürüyoruz. Herkesi bu haklı adalet mücadelemize destek olmaya davet ediyoruz.'
Adliye önünde yapılan açıklamaların ardından, hayatını kaybedenler anısına gökyüzüne balonlar bırakıldı ve adalet yürüyüşü başladı.
'ÇORLU'DA, İLİÇ'TE SOMA'DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR İÇİN DE ADALET İSTİYORUZ'
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
'Bir toplumda insanlar ekmeksiz kalabilir, susuz kalabilir, karanlıkta kalabilirler. Ama adaletsiz kalamazlar, buna dayanamazlar. Eğer bir toplumda adalet insanlar tarafından talep edilir bir hale gelmişse ve adalet için insanlar yola çıkmış, yollara düşmüşse, o takdirde biraz şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz gerekiyor. Çünkü adalet dediğimiz şey devletin temelidir, mülkün temelidir. Devlet adaleti, halk, millet istemeden sunmak zorundadır, vermek zorundadır. Millet ya da mağdurlar ya da kim olursa olsun adaletin tecellisi için yollara düşmek zorunda olmamalıdır.
Bunun için eğer biz devlete bir kutsiyet atfediyorsak, bu, adaleti bütün yurttaşlarına hızlı, eşit, adil ve tarafsız bir şekilde vereceğine olan inancımızdan dolayıdır. Eğer adalet devletin içinden çekilip alınırsa, o takdirde devlet sadece insanlardan oluşan bir örgüt haline gelir. O nedenle bu yürüyüş çok önemli. Bu yürüyüş toplumda bir farkındalık yaratma adına çok önemli. Keşke insanlar adalet için yollara düşmemiş olsaydı. Keşke buna ihtiyaç olmamış olsaydı.
Bugün Ankara'ya kadar devam edecek olan bu yürüyüşümüzde biz sadece 78 can için adaleti söylemiyoruz. Tekirdağ'daki Sisli Vadisi'ndeki selde canlarını kaybedenler için de adalet istiyoruz. Biz Çorlu'da tren kazasında kaybettiğimiz canlar için de adalet istiyoruz. Biz İliç'te toprağa gömdüğümüz canlar için de adalet istiyoruz. Biz Soma'da 301 kişiyi katleden organize kötülüklere karşı da adalet istiyoruz. Biz sadece 78 canımız için adalet istemiyoruz. Onun için bu yürüyüş çok önemli. Onun için toplumda bunun karşılık bulmasını istiyoruz ve bu nedenle de sonuna kadar yürümeyi düşünüyoruz.
Sonunda neyi bekliyoruz? Bu yargılamanın başında, çok güzel bir yargılama ile mahkemenin vermiş olduğu güzel bir kararla, istinaf mahkemesinden de geçerek Yargıtay'a kadar ulaştı, özellikle çalışanlar, işletme sahipleri, İl Özel İdaresi ve Belediye açısından vicdanlara hitap eden bir karar verilmiş olmasına karşın, başsavcılığın bilirkişi raporunda açıkça birinci derecede sorumlu görülen Turizm Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı kamu görevlilerinin yargılanmasında aynı hassasiyeti göremiyoruz.
'BAŞSAVCILIK NİYE ÇALIŞMA BAKANLIĞI'NIN SORUŞTURMA İZNİ VERMESİNİ BEKLİYOR'
Danıştay 1. Dairesi, Eylül'ün 25'inde Turizm Bakanlığı kamu görevlileriyle ilgili olarak soruşturma izni vermiş ve 'Bunları yargılayın' diye dosyayı Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermiş olmasına karşın, 10 ay geçti hala bir iddianame hazırlanmış değildir. Sorduğumuzda, 'Niye bu kadar gecikiyor' dediğimizde Başsavcılığın vermiş olduğu cevap, 'Çalışma Bakanlığı kamu görevlilerini bekliyoruz'. O zaman insana sormazlar mı, 'İl Özel İdaresi'nin kamu görevlilerini yargılarken, Belediye'nin kamu görevlilerini yargılarken ki aynı benzer sorumluluktan bunlar da yargılandı ve mahkum oldular, o zaman Turizm Bakanlığı'nı, Çalışma Bakanlığı'nı beklemeyen Başsavcılık şimdi niye Çalışma Bakanlığı'nın soruşturma izni vermesini bekliyor?' Çalışma Bakanlığı'nın soruşturma izni verme konusundaki tutum ve davranışı ise bir hukuk devletine asla yakışmayan bir davranış şeklindedir. Danıştay 1. Dairesi ikinci kez dosyayı geri göndermiştir, etkili bir soruşturma yapın diye. İnşallah bu yürüyüşümüz bu haksızlıkların, bu hukuksuzlukların önüne geçmesine vesile olacaktır ve adaletin tecellisine, karınca kararınca bir nebze katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.'





