Salim Şen: "Eğer siz dindar insanlar olarak Ensar Vakfı'nda 40 çocuğun cinsel saldırıya uğradıkları ortaya çıkınca Meclis araştırması AKP oylarıyla reddedildiğinde şıkıdım şıkıdım oynayarak kutluyorsanız, bakanınız çıkıp 'münferit olay' diyorsa dindar olan iyi insandır algısı elbette çöker."

"Bilal Erdoğan, 'Dindar olan insan iyidir. Algısını güçlendirmek zorundayız yeniden' diyor. Eee siz bozdunuz ama o algıyı yeniden.
Biz dindar olan insan iyidir algısını yeniden güçlendirmek zorundayız. Demek ki dindar olan insan iyidir algısı toplumda zayıflamış durumda.
Yani şimdi bu Bilal Erdoğan'ın bu tespitinden çıkan sonuç bu. İtiraf gibi."

"Yani bunu eğer siz yeniden güçlendirmek zorundaysanız, e bunu bozan, bu algıyı zayıflatan ya da bu algının içini boşaltan bir durum var demektir.
Peki kim yaptı bunu? Yani Bilal Erdoğan bir muhalefet lideri gibi konuşuyor ya da bir muhalif hareketin başı gibi. Bir muhalif alana girmiş iktidara karşı yeni bir
muhalif alan açarak iktidar alternatifi olmaya çalışan sanki muhafazakar.
Ben şimdi bunu duyunca dedim ki hani babasına mı muhalif? Babasından izin almadan onu söyleyebilir mi? Hayır. Ama bak yani çok manidar değil mi? Tabii
biz bu toplumda dindar olan insan iyidir algısını güçlendirmek zorundayız yeniden. Demek ki iyiymiş. Böyle bir algı varmış ki vardı. AKP iktidarından önce yani 2000 Türkiye'si ve daha öncesinde Evet. Çok geniş bir algı vardı bu konuda."

"Dindarlar iyi insanlardır. Dolayısıyla onlara güven duyulurdu. Onların söylediklerine itibar edilirdi ve böyle çok onların ahlaksızlık yapabileceği, kul hakkı yiyebilecekleri, günahtan konusunda böyle bir ortalamada bir ittifak vardı.
Demek ki şimdi bunu bozdunuz. Birileri bozdu ki onun yerine bunu yeniden diriltmemiz gerekiyor diyor. Çünkü çok manidar bir laf."