Gazeteci Hüsnü Mahalli, Merdan Yanardağ hakkındaki 'casusluk' iddianamesini yorumlayarak, iddianamenin içeriğini ve hukuki süreci eleştirdi. Mahalli, iddianamenin henüz mahkeme tarafından kabul edilmediğini hatırlatarak, bu sürecin "güler misin ağlar mısın" dedirten enteresan bir iddianame olduğunu söyledi.
İddianamede tele1'in neden kapsam içine alındığını anlamakta güçlük çektiğini belirten Mahalli, tele1'in ticari bir faaliyet olduğunu ve bu nedenle kişisel casusluk iddiaları kapsamına alınmasının hukuki ve mantıksal bir dayanağı olmadığını belirtti. İddianame ile "Tele1'e çökmenin yasal çerçevesinin hazırlandığını söyledi.
Mahalli, özellikle Merdan Yanardağ ile ilgili iddiaların ciddiyetten uzak olduğunu belirterek, "Topu topu bir 10 bin dolardan bahsediliyor. Bugün Murat da söyledi. Merdan'la cezaevindeki görüşmelerde öyle bir 10 bin dolarlık bir ödemenin de olmadığı söylendi. Çok ilginç bir safahatı olacak bu yargılamanın." dedi.
İddianamede yer alan ve casuslukla ilişkilendirilen faaliyetlerin aslında gazetecilik mesleğinin doğası gereği yapılan haber toplama, soru sorma ve araştırma eylemleri olduğunu vurgulayan Mahalli, "Habercilik o zaman casus sayılacak herhalde. Çünkü soru sormak, merak etmek, araştırmak gazetecinin görevidir. Bunları yaparken bu yaptığımız iş, mesleğimizle ilgili yaptığımız uğraş casusluk mudur? Halkı bilgilendirme adına yapıyoruz biz bunları." diye konuştu.
Mahalli, özellikle Merdan Yanardağ ile ilgili iddiaların ciddiyetten uzak olduğunu belirterek, "Topu topu bir 10 bin dolardan bahsediliyor. Bugün Murat da söyledi. Merdan'la cezaevindeki görüşmelerde öyle bir 10 bin dolarlık bir ödemenin de olmadığı söylendi. Çok ilginç bir safahatı olacak bu yargılamanın." dedi.
GOOGLE'DAN ALINMIŞ BİLGİLER GİBİ DURUYOR
iddianamenin uzun bir bölümünün 'casusluk' kelimesinin ne anlama geldiğini, nasıl yapıldığını ve kimlerin casus olabileceğini akademik bir dille açıkladığını belirterek, bu durumun bir üniversite tezi gibi hazırlandığı izlenimini verdiğini ifade etti. Mahalli, iddianamede yer alan bazı bilgilerin Google'dan alınmış gibi durduğunu ve tanımının dahi yapılmadan kişilerin casuslukla suçlandığını savundu.
"bana da hem Türkiye hem Suriye ajanı dediler..."
Kendi geçmişinde de benzer suçlamalara maruz kaldığını anlatan Mahalli, 2011'li yıllarda Esad'ın ajanı olarak suçlandığını ve o dönemde Türkiye-Suriye ilişkilerinin en iyi olduğu zamanlarda bile bu tür yaftalamalara uğradığını söyledi. Mahalli, "Ben Türk ilişkilerinin en iyi olduğu yıllarda da en kötü olduğu zaman sustum. Yine en başta yine çok kötü olduğu zamanlarda anlamadım gitti. Arap ülkelerinde bana Türkiye'nin, burada Suriye'nin casusu, İran'ın casusu, Rusya'nın casusu. Bir ara İngiliz oldum" diyerek yaşadığı süreci aktardı.