Utanç bildirisi

Geçen hafta Suudi Arabistan’ın başkentinde utanç verici bir toplantı ve yüz kızartıcı bir bildiri yayınlandı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu 12 bölge islam ülkesi, İran ile ABD-İsrail savaşının olası bölgesel etkilerini görüşmek üzere toplandılar. AKP iktidarı ve Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı. Resmi adı Riyad Bildirisi olan ve tarihte örneği az görülecek bildiri, hala Türk kamuoyundan gizleniyor.

Riyad Bildirisi’nin tam metni ne Türkçe ne de İngilizce olarak ülkemizde yayınlanmadı. En azından ben Silivri’de ulaşabildiğim yayınlarda göremedim. Çünkü, bildiri tarihe geçecek bir utanç belgesi niteliğinde. Saldırgan ABD ve İsrail değil saldırıya uğrayan İran kınanıyor. İnanılır gibi değil, ama böyle. Bu gerçek, özeti yayınlanan bildirinin temelini oluşturuyor. Efendim neymiş, İran savaşta taraf olmayan Körfez ve Arap Yarımadası ülkelerine saldırmış. Sanki bu ülkelerdeki ABD üsleri İsrail ile koordineli bir şekilde İran’a saldırı için kullanılmıyor? Böyle iki yüzlü ve ahlaki sorun yaratacak olay dünya diplomasi tarihinde yok. Bildiride İsrail sadece Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle yarım ağızla kınanıyor, o kadar. ABD’nin adı bile geçmiyor kınama bahsinde.

Sanki savaşı İran başlatmış, Washington’u ve New York’u vurmuş, ABD Başkanı’na, Temsilciler Meclisi Başkanı’na, Genelkurmay Başkanı’na, CİA Direktörü’ne karşı suikast düzenlemiş gibi bir bildiri yayımlamak, başta AKP iktidarı olmak üzere, toplantıya katılam İslam ülkeleri ve insanlık için utanç vericidir. Kölelerin efendilere bir övgü metni, zalimliğe bir teslimiyet bildirisidir. İslam ülkeleri arasındaki dayanışmanın bir palavradan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır.

Durum böyle gizlenemez bir ayıptır ki, bazı yandaş gazeteler ve yazarlar “Bildiriye İsrail’in kınanması bölümünü Türkiye adına Hakan Fidan koydurttu” diye kulis bilgileri vermeye çalışıyorlar. Oysa İsrail İran’a saldırdığı ve meşru yöneticilerini bir mafya çetesi kafasıyla öldürdüğü, cinayet işlediği için kınanmıyor ki. Lübnan’a saldırdığı için zayıf bir dille kınanıyor.

SAHTE CENNETİN ÇÖKÜŞÜ

İran savaşı Körfez’deki ortaçağ artığı Arap emirlikleri ve sultanlıklarının suni cennetlerini de, ilkelliklerini örten köpük ekonomisine dayalı şaşalı yaşamı da tarihe gömdü. Birer kara para cenneti, mafya mekanı, finans kapitalin kuralsızlık dünyasının limanlarına dönüşen bu ülkelerde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sermaye de hukukun ve kuralların olduğu daha güvenli ülkelere-biraz daha yüksek veriler ödeyerek- dönecek. Böylesinin daha istikrarlı olacağını, başlarının üstünde uçuşan füzeler açıkça göstermiş durumda. Lübnan’ın bile imzası var. Pes!

Sonuç olarak;

İran savaşı ve bu savaşın ABD-İsrail tarafından kaybedilmesinin bazı önemli sonuçları olacaktır. Şöyle sıralayabiliriz:

1-ABD’nin küresel liderliği ve hegemonyasının çöküş süreci hızlanacaktır.

2- İran’ın ayakta kalması, rejimin değişmemesi ve savaş kapasitesini koruması, ABD ve İsrail’in kaybetmesi anlamına gelecektir.

3- Ancak bu savaş İran’daki Şia İslama dayalı dinci rejimi kısa vadede tahkim etse de, orta vadede bastırılan demokratik muhalfetin ayağa kalkmasını sağlayacaktır. İran demokratik muhalefetinin, savaşta iyi bir yurtseverlik sınavı vermesinin olumlu sonuçları olacaktır. Savaştan sonra rejimin yumuşaması ve kimi açılımlar yapması beklenebilir.

4-Körfez ülkelerindeki sahte cennetler çökecek, bölgedeki ve dünyadaki Amerikancı rejimler zor durumda kalacaktır. Bunlardan biri de Suriye’deki islamcı HTŞ terör örgütü yönetimidir.

5-Yurt içinde tükettiği meşruiyeti ve iktidar gücünü Trump yönetiminden almaya çalışan AKP iktidarı da İran savaşının sonuçlarından doğrudan etkilenecektir. Siyasal ve tarihsel ömrünü dolduran AKP’yi Trump yönetimini de kurtaramayacaktır. AKP’nin kurmaya çalıştığı iktidar oyunu bozulacaktır.

Sonuç olarak; zaten Gazze işgal kurulunda yer alarak bir skandala neden olana AKP iktidarı, Riyad Bildirisi’ne de imza koyarak bütün ideolojik, kültürel ve tarihsel iddiaları konusunda büyük bir tutarsızlık örneği verdi. İktidarının sürekliliği için her şeyi yapabileceğini gösterdi.

AKP artık daha fazla Türkiye’yi utandırmamalı ve hem Riyad Bildirisi’nden imzayı çekmeli, hem de Gazze İşgal Kurulundan ayrılmalıdır. Ve artık kimseye “Yerli-Milli olmak” dersi vermeye kalkmamalıdır.