Türkiye'nin en büyük baş belası örgüt, NATO'dan başkası değil ki!

Dünya halklarının geleceğine yönelik en büyük tehdidi oluşturan bir örgütün toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti... Bu etkinlik, Türkiye'nin Kuzey Atlantik İttifakı'na (North Atlantic Treaty Organization-NATO) üyeliğinin 74'üncü yıldönümüne denk getirilmiş, ki ülkenin örgüte ve ilkelerine olan uzun süreli bağlılığını simgelesin! Tarihte ezilen uluslara bir umut olan Ulusal Kurtuluş Savaşı ile bağımsızlığını kazanan, anti-emperyalist mücadelelerin esin kaynağı olan bu ülkenin, dünyanın en saldırgan emperyalist örgütüne sadakati simgelenecek!.. Sahi nasıl oldu da, biz eli kanlı, istilacı, darbeler tezgâhlayan bu uluslararası örgüte dahil olduk? Hatırlayanınız var mı? Türkiye, NATO'ya üye olmak için ilk resmî başvurusunu 11 Mayıs 1950'de yaptı. Türkiye ve Yunanistan'ın ittifâka katılmasına onay veren protokol, 17 Ekim 1951 tarihinde Londra'da imzalandı. Türkiye resmî olarak 18 Şubat 1952 tarihinde örgüte katıldı.

ÜLKEYE İHANETİN ADI

Neden böyle bir örgüte katılma gereksinimi doğduğuna ilişkin gerekçeler muhtelif, çok ayrıntıya girmeyeyim, asıl sebebin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş değerlerine en büyük ihanet olduğunu söyleyeyim. Batı medeniyetinin bir unsuru olmak, demokrasinin koruyucusu görevini üstlenmek, özgür dünyayı savunmak gibi gerekçelere bugün kargalar bile kahkahalarla gülüyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB), Türkiye'den Kars'ı, Ardahan'ı istediğine ilişkin iddiaları, "Bu kış Türkiye'ye komünizm gelecek" mavralarını yayanların emperyalizmin işbirlikçisi siyasetçiler, askerler, sözde aydınlar ve kalemi satılık gazeteciler olduğunu söylersem, sanırım pek de şaşırmazsınız. Bunların daha müptezellerini her gün TBMM'de, o dandik gazetelerin köşelerinde, televizyon eikranlarında görüyorsunuz zaten!

TERÖR VE İÇ SAVAŞ ORGANİZATÖRÜ

Peki NATO üyeliğinin hemen sonrasında ne oldu? Kore Yarımadası'nda boşu boşuna askerlerimiz öldü. Bir ara Küba krizi sürecinde, topraklarımıza konuşlandırılan Jupiter füzeleri sebebiyle savaşın eşiğinden döndük. Sonra? Sonra 12 Mart, sonra 12 Eylül askerî darbeleri... Her ikisini yapan işbirlikçi generallerin gerekçesi terördü değil mi? O terörü organize ve finanse eden ise NATO... Bunların yerli maşalarının kimler olduğunu en net anlatan fotoğraflar, ABD savaş gemilerinin Dolmabahçe açıklarında demirlemesini protesto eden yurtseverlere yapılan saldırılardı. Bu saldırgan vatan hainlerini besleyenler de NATO'nun işbirlikçisi sağ siyasî partiler... Faşist ve siyasal islamcı militanları besleyip büyütecek olan NATO'ydu, onların memurları ise sağ partilerin kurmay kadroları... "Bu ülkenin başına gelen ne kadar kötü şey varsa, bunun sebebi NATO'dur" demek inanın ki abartı olmaz!

İşte bu insanlık düşmanı, işgalci, eli kanlı silahlı örgütün zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek. Türkiye halklarına değer verdikleri için değil tabii, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) acil ihtiyaç duydukları için!..

HEDEF; DAHA DA SALDIRGANLAŞMANIN MALÎ VE ASKERÎ ZEMİNİNİ OLUŞTURMAK

Ankara’daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi'nin temel gündemi ve hedefi; Ukrayna'ya uzun vadeli destek mekanizmaları kurmak, ittifâkın savunma harcamalarını artırmak ve değişen jeopolitik tehditlere karşı caydırıcılığı pekiştirmek... Türkçesi daha fazla gerilim odağı yaratmak ve sıcak savaşları kışkırtmak! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ev sahipliğinde toplanacak olan ve ABD Başkanı Donald Trump dahil 32 üye ülkenin liderini buluşturacak bu tarihi zirvenin öne çıkan başlıklarına bir göz atalım.

Tabii ki 'ortak düşman Rusya'ya yönelik saldırılara devam, gündemin ilk maddesi... 'Ukrayna'ya Sürdürülebilir Destek' konseptiyle kastedilen bu! Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gidişatı doğrultusunda 'Ukrayna Öncelikli İhtiyaç Listesi'nin güncellenmesi, teçhizat tedariki ve uzun vadeli finansman mekanizmaları masaya yatırılacak. E iyi güzel de, Rusya 'dostumuz', Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 'Sayın Putin' değil miydi? Nasıl olacak?.. Türkiye bu komplonun neresinde yer alacak?

Geiçelim ikinci gündem maddesine... 'Savunma Harcamaları ve Yük Paylaşımı' başlığı altında, Lahey'deki bir önceki zirvede kararlaştırılan, üye ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 5'ini temel savunma harcamalarına ayırması yönündeki tarihî taahhütlerin takibi ve savunma sanayii üretiminin hızlandırılmasına yönelik kararlar alınacak.

DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE ANKARA'YI BASKIYLA İKNA ÇABASI

Karadeniz, Akdeniz ve Ortadoğu'daki bölgesel krizlerin yönetilmesiyle terörizmle mücadele stratejileri bir başka gündem maddesi... Artık İran'a yönelik yaptırımlar mı, yoksa Lübnan'ın nasıl yok edileceği mi, veyahut haritaların nasıl yeniden çizileceği mi tartışılır bilinmez. En sıkıntılı meselelerden biri Doğu Akdeniz olacak o kesin! Çünkü Doğu Akdeniz'in enerji rezervlerinin paylaşımı konusunda ABD ve Avrupa Birliği'nin büyük ülkeleriyle onların maşası Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile Türkiye arasındaki çıkar çatışması çok bariz. NATO yönetiminin tercihi, bir şekilde Ankara'yı 'ikna etmek' olacak herhalde... Bol vaatler arasına serpiştirilen tehditlerle! Bu iktidarın başta ABD olmak üzere, AB ülkelerine kafa tutacağını hiç zannetmeyin. Zira rejim geleceğini batılı emparyalistlerin desteğine bel bağlayalı bayağı oldu.

ALIN SİZE 'ÜST AKIL'DAN YAPAY ZEKÂ BAĞIMLILIĞI

Yapay zekâ destekli dezenformasyon saldırıları, siber savunma, psikolojik harp operasyonları ve kitlesel algı yönetimiyle mücadele kapasitesinin artırılması janjanlı bir mesele... Pek trend ya şu yapay zekâ, ABD'nin uzak ara önde olduğu bu alanda, diğer üyeler onun peşinden gidecek. Tüm bu alanlarda teknoloji Made in USA olacağından, aslına bakarsanız, diğer üye ülkelerin ulusal güvenliği ilgilendiren bütün gizli bilgileri büyük olasılıkla, ABD askerî istihbaratının eline geçecek. Günü geldiğinde, herhangi bir üye ülkeyle bir gerilim olduğunda nasıl kullanacaklarını bir düşünün! İstediğiniz kadar 'yerli ve millî savunma sanayii' masalı anlatın, sadece masal olarak kalır!

AB'NİN YOLU NATO'DAN GEÇER KANDIRMACASI

Transatlantik ilişkilerin geleceği, ABD'nin ittifâktaki rolü ve Avrupa'nın savunma ayağının güçlendirilmesi, Avrupalı üyeleri tir tir titreten bir konu... Beştepe rejimi ne yaparsa yapsın, hangi antidemokratik icraatı hayata geçirirse geçirsin, Brüksel'in görmeze, duymaza, bilmeze yatmasının bir sebebi de ABD'nin AB'ye NATO resti... O günden bu yana TSK'yı öve öve bitiremiyorlar ya, Ukrayna üzerinden Rusya'ya yaptıkları provokasyonda tokat manyağına döndüklerinden! Şimdi onlara yüzbinlerce askeri ve yüksek teknoloji ürünü olmasa da bolca silahı olan bir ordu lazım. Öyle tek bir ordu var; TSK... Hayalleri, bu orduyu önce NATO, ardından eğer kurulabilirse Ortak Avrupa Ordusu bünyesine katıp cephelere sürmek! Ankara'ya atılan olta, 'NATO'nun askerî kanadında etkin olursanız, ileride AB üyesi olursunuz'... Eğer ki bu hükûmet bu oltayı yutarsa belalardan bela beğeneceğiz!

'BİRLİĞİ SIKILAŞTIRMA'NIN TERCÜMESİ TÜRKİYE'Yİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK

'Birlik ve Dayanışmayı Sıkılaştırmak' başlığında Ankara'nın örgüte biatı hedeflenecek gibi görünüyor. Millî Savunma Bakanlığı'nın açıklamalarına göre, müttefikler arasında özellikle savunma yatırımları ve stratejik yaklaşımlarda oluşan görüş ayrılıklarını gidererek ortak bir akıl ve kararlılık vurgusu yapılacakmış. Yani daha fazla askerî harcama ve daha fazla batının çıkarlarına uygun bir dış politika hattına girilmesi istenecek Ankara'dan... Karşılığında rejime destek ve belki bir-iki de ekonomik fayda sağlayacak anlaşma verilir bonus olarak. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgeyecek halleri yok ya... Ne de olsa bedelini kat be kat ödeyecek olan bu ülkenin yurttaşları olacak!

'360 DERECE GÜVENLİK' DEDİKLERİ SINIRLARDA UÇ BEYLERİNİ SEÇMEK!

'Caydırıcılık Planlamasını Güçlendirmek' başlığıyla kastedilen ise üye ülkeleri dış tehditlere karşı korumak... Yani NATO böyle tarif ediyor. Düşmanlar Rusya, Beyaz Rusya ve İran olunca, doğal olarak söz konusu ülkeler de doğu ve güney sınırındaki üye ülkeler oluyor. Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Bulgaristan ve Türkiye... Bu ülkelerin pek çoğunda Rusya ile savaşa can atan iktidarlar var. Hem korkuyorlar hem de her fırsatta boylarını aşan bir provokasyona girişmeye çalışıyorlar. Türkiye hem Rusya hem de İran ile sınırı olan tek NATO üyesi olmasıyla, şimdi olmasa bile gelecekte en fazla riskle karşı karşıya kalması muhtemel ülke! NATO'nun doğu ve güney kanatlarındaki askerî hazırlık seviyesini yükselterek, üye ülkelere yönelik olası saldırılara karşı '360 derecelik güvenlik' vizyonunu sahada işler kılmak diye tarif edilen ise, Türkiye'yi bu emperyalist örgütün 'uç beyi' yapma isteğinden başka bir şey değil. Uç beyi dediğiniz şey, 'savaşta mayın tarlasına ilk gidecek olan' demek!

DÜNYANIN GELECEĞİNİ KARATMANIN YOL HARİTASINI ÇİZMEK DE GÜNDEMDE

Ve son olarak 'Geleceğin Yol Haritasını Çizmek' başlığı altında, ittifâkı önümüzdeki yılların öngörülemez güvenlik ortamına ve asimetrik tehditlerine daha hazır hale getirecek stratejik dönüşümü tamamlamanın yolları belirlenmeye çalışılacak. Afrika'da ve Asya'da batı emperyalizminin çıkarları doğrultusunda dostları ve düşmanları belirlemek diyelim hadi buna! Doğu Asya'da Tayvan'dan Afrika'da Sahel'e kadar yolu var!

Yani 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde yine binlerce insanın canına mâl olacak şer tohumlarının nerelere ve nasıl serpileceği üzerine bir tartışma yaşanacak. Sonuçlarını hep birlikte yaşayacağız ve hiçbiri de hayra alâmet olmayacak!