Takoz

Ana muhalefet partisinin bölündürülmesinin yandaş ve muhalif kanallara net yansıması, ekranlarda iki pencere açılmasıydı. Sadece skor KJ’si yoktu. Ancak ne zamanki silahı kamera olan dronlar vızıldamaya başladı, yandaş yorumcular bile gediklisi oldukları yandaş kanalda seçilmiş başkanın mitinginin atanmışınkinden çok daha kalabalık olduğunu teslim etmek zorunda kaldı.

Amasya kararları ve ardından Sivas Kongresi’nde ki 1. Kurultayı sayılır, Anadolu ihtilâli ile başlayan hareket sona yaklaşır ve 9 Eylül 1923’te kabul edilen nizamname ile CHP resmen kurulur. 10 Kasım 1924’t e Cumhuriyet Halk Fırkası, Mayıs 1935’te Cumhuriyet Halk Partisi adını alır. O sırada kimse partinin içinden bir kişinin yıllar sonra işgale girişeceğinden elbette haberdar değildir.

Niye böyle davrandı söz konusu kişi? Türk demokrasisini hak ettiği ana muhalefete kavuşturacak kişi miydi? İsmi, çeşitli çevrelerde adı “Dede”den “Bay Butlan”a değişen atanmışın heyheylenmesi seçimi kaybettiği kurultaya dayanıyor. Rakibinin zafer konuşması ve seçimde diğer partilere verilen 39 sandalyeyi eleştirmesi sadece onu değil, eşini de rahatsız etmişe benziyordu. Özel’e parmağını sallayarak, basına yansıyanlara göre, “Özgür Bey bağırmanız hoş değil” diye tepki göstermiş. O zaman köşesinde gereğini yapmadığı konusunda ekranlarda uyarı alan, iktidardan kendisine iyi bilgiler akan yazar, atanmışın “pes etmeyeceğini” yazmıştı. Bilgisi ve öngörüsü tuttu.

Pes etmediğinin işaretleri görüldü. Kurultaya şaibe karıştığı iddiasıyla iktidarın tezlerini destekleyen açıklamalar geldi. İşgal ettirdiği genel merkezdeki konuşmasında, üretecek bir suçlama bulamayanların silahına sarıldı, fetöcülükle suçlayıverdi. Ama gazeteci Işık Kansu, atanmışın CHP’de genel başkan olduğunda danışmanlarını fetöcülerden seçtiği, fetönün operasyon gazetesinin yöneticileri ile yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatıverdi. Etkin pişmanların yeni “itirafları” belki de fetöcüler kadar tehlikeli. Son iddialar akla sinek ve böcek küçüktür ama mide bulandırır sözünü getiriyor.

Bay Butlan’ın kurultay ve İstanbul il kongresi ile yetineceği sanılmıyor. Sırada il ve ilçe kongreleri var. Zaten görüldüğü kadarıyla bununla ilgili karar almak çok kolay. İhraçla yetinmeyebilir. Ancak atanmışın oraların basılması için valiliklere vereceği dilekçenin Osmanlıca olması gerekecek. Çünkü valiler kursa alınacak. Bu kurstan hangileri muaf olacak, hangileri muafiyet sınavına girecek, o kısım açıklığa kavuşmadı.

Yardımcı olmak için bir örnek vermeye çalışalım: “Vilayetin mukadderat-ı umumiyesini idarede mesul ve methaldar olan valimizin, ifadelerimi hiçbir bedbinliğe ve telaşa hamletmeyerek kemal-i itidal ve ciddiyetle telakki edeceklerine itimadım nâ-mütenâhîdir.” Benden daha iyi yazacağı kesin.

Sağa sola dilekçe yağdırmaktan, parti örgütü üyelerinin, belediye başkanlarının, belediyelerde şöyle ya da böyle görevleri bulunanların, eşlerin, çocukların başına gelenlerle ilgili tepki vermedi adeta. Seçilmişleri iki cephede mücadeleye zorladı. Keza kurultay delegeleri hakkında başlatılan MASAK soruşturmasına da. Bunlarla ilgilenmeyen, Bolu Belediye Başkanı için istenilen 263 yıla mı ses çıkacak? Veya İmamoğlu davasındaki etkin pişmanlıkların hâli pür melâline mi? Ya da seçilmiş başkan ve arkadaşları hakkındaki fezlekeden? Peki, Feti Yıldız Yasası’ndan içeriye alınan gazetecilerden? Saf olmayalım, kendi sözleriyle “Anayasa’ya aykırı olsa da” Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına evet diyen söz konusu atanmış.

Yoksa işçi dostu olması gereken atanmış da olsa partinin genel merkezindeki sayıları 27’yi bulan çalışanları tazminatsız işten atmasını mı vicdan yapacak? Tazminatsız işten çıkarmakla kalmıyor Kod 48. İşsizlik maaşı alınmasını da engelliyor. Neyse yerlerine butlanı eleştiren birini sosyal politikalardan sorumlu yardımcısı yapabilmiş. Bir diğeri basın sözcüsü. Zaten yandaş basını solda bırakan guguk kuşu gibi gazetecilere de her zaman bir koltuk bulunur.

Atanmışın hareketleri, Trump’ı bile kıskandıracak kadar hızlı, değişken. İftiracının oğlunun da bulunduğu iddia edilen MYK’yı kuruverdi. Parti Meclisi onayını beklemeden. 111 milletvekilinin çağrısına, delegelerin yeterli oyuna rağmen kurultayın toplanması konusunda yan çizdiği çok açık. Kurultay zamanında toplanamazsa partinin seçimlere giremeyeceği bu yılsonuna kadar belirlenecek. Seçimi değil başkanlık koltuğunu hedeflemiş gözüküyor.

Partilerin iç işleri ile ilgilenmeyen iktidar, muhtemelen bu gelişmeleri gözyaşları içinde üzülerek seyredecek. Seçilmiş mazbatalı başkanın, atanmışın gelmesini sağlayan tedbir kararının kaldırılması için Yargıtay başvurusunun da bu süre içinde sonuçlanıp sonuçlanmayacağı tahmin bile edilemiyor. Zaten adli tatil de kapıda. Suret-i haktan görülen iktidar ortağı atanmış gibi arınma çağrısı yaparken, Yargıtay’ın kararını bir an önce vermesini istedi. Arınma çağırısı, kararın nasıl çıkmasının istenildiği konusunda ipucu veriyor. Büyük ortağın aksine iç işlere karışıyor.

Bir başka iddia da bu gelişmelerin arkasında cumhurbaşkanlığı seçimi için referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliğinin olması. İktidar partisinin çoktan hazırladığı taslak; cumhurbaşkanı adaylığı süresinin değişmesi, seçim için gereken 50 artı 1 çoğunluğunun 40 artı 1’e indirilmesi, daha da düşük tutulabilir iddiası var, cumhurbaşkanının parti başkanı olmaması, DEM’e göz kırpan eşit yurttaşlık gibi maddeleri içeriyor. Taslak onay bekliyor.

Meclis’te AKP, MHP, DEM, DBP, Hüdapar’ın oylarının toplamı 383’te kalıyor. Rozet uğruna kimler bu tarafta olur yakında görülecek. CHP listesinden Meclis’e girmeyi kabullenmeyen partinin liderine göre, koltuk değneği olarak atanmışın çevresinde 27 milletvekili var. Bu gerekli 400 rakamına ulaştırıyor.

Atanmış, salı günü grup toplantısı yapacağını açıklamış. Yasalar umurunda olmayanı iç tüzük engeller mi ki? Valilik olamayacağına göre, Meclis Başkanı’na başvuracak gibi görünüyor. Meclis Başkanı yurt dışında olmazsa, bu haftaki karar geçerli olacak. Yine de ortamı germeye yeterli bir girişim. Seçilmiş, bir kart daha ileri sürdü, çağrı heyeti talebinde bulunacaklarını söyledi. Bu kararı aktaran yandaş neler olabileceğinin ipuçlarını veriverdi: “AKP’nin atayacağı.”

Kurtuluş Savaşı ve ardından kurulan Cumhuriyet bazı çevrelerin arzuladığı, geçmişe duyulan özlemi sona erdirdi. Gelişmeler nasıl olursa olsun, ülkenin ve CHP’nin iptal edilen kurultayının öncesine dönmesi özlemini duyanlar istediklerine ulaşmakta zorlanacaklar. Sadece ülkenin zamanını ve bayramlarını çalmakla kalmayacaklar. Takoz olacaklar.

Not: Ev sahipleri kimin ya da kimlerin kefil olmasını istemez?