Sevgililer Günü Kriz Dosyaları

Öyle kolay kolay kapanmaz o yaralar. Unuttuysanız, önemsemediyseniz hele de bunu kapitalizmin bir oyunu olarak gördüyseniz vay halinize… Zira siz “popi insta pisikolok” yorumlarını dinlememişsinizdir. Bu işin romantik idealizasyon -hayalkırıklığı döngüsü vaaar, olmazsa olmazımız kaçıngan bağlanmamız vaaar, kaygılı bağlanmamız vaaar… Vee tabii ki narsistik kırılganlığımız vaaar.

Hatta günün anlam ve önemine binaen hazırlamış olduğumuz soru cevaplara geçmeden önce olası bir ilişki çöküşünden sizi kurtaracak, az magazine düşmüş bir kavramla tanıştırayım: Antisipatuvar hayalkırıklığı. Nasıl olsa istediğim gibi olmayacak (yani müstakbel sevgili beceriksiz) bari benim için önemsiz taklidi yaparak bu kara günü atlatalım. Böylece aslında romantik ilgi isteyen partner durumu değersizleştirerek incinme riskini minimize eder ve kontrol altında tutar. Peki gelelim duyma ihtimalimiz olan ağırlıklı erkek cephesinden gelen 14 Şubat savunmaları ve psikodinamikleri…

Soru-1 : “Sevgililer Günü mü? Ben kapitalizmin oyununa gelmem. Ya sen?”

Cevap (Bilinçdışı tercüme): Kız arkadaşımın yakınlık beklentisi artarsa benim performans kaygım tetiklenebilir. Ding dong alarm zilleri! Ya bana bağlanırsa daha kötüsü ya ben ona bağlanırsam. İyisi mi, beklentiyi yükseltme! Küçümse, geç, konuyu kapat. (Esas mesela oğlumuzun beklentiyi karşılayamama- yetersiz kalma anksiyetesi)

Soru-2 : “Ben özel günleri sevmem. Ayrıca sevgi tek günlük bir gösteriş değildir. Sence? ”

Cevap (İn çocukluğa) : Unutulan doğum günleri, yalnız geçen okuma bayramları, kardeşe alınıp ona alınmayan hediyeler, daha az sevildiğine dair inanç geliştirme… Özel gün eşittir fena bi şey olacak beklentisi… O zaman ya hep ya hiç. Beni sevgililer günü kutlamıyorum diye sevmiyorsan hiç sevme ! Ben bana yeterim, kimsenin sevgisine ihtiyacım yok!

Soru-3:Ben sürü psikolojisine kapılmam. Çiçek mi? Asla. Ya sen?”

Cevap (narsisistik kırılganlık): Şimdi bu bana çiçek almazsa benim sinirlerim iyice tepeme çıkacak. Hem alsa bile zaten zevki şüpheli. Instagram’da çarşaf çarşaf hediyeler paylaşılacak, ben saçma bir çiçekle elimde kalakalacağım. Yok istemiyorum. En güzeli konuya hiç girme! Oyunu iptal et, oyun dışında kalma. Hatta çiçek bile istemiyorum. O gün yok olsun tamamen insanlık tarihinden silinsin. Zaten ne zaman mutlu oldum ki bugün olayım! Sürü mutlu ben değil. Çiçeğiniz de sizin olsun!

Soru-4:Ne zaman sevgililer günü kutlasak ayrıldık! Bence uğursuz bir gün sence ?”

Cevap (sadece patavatsız değil): Nasıl söyleyeyim sorun hediye, çiçek böcek değil. Ben burada duygunun performatifleşmesi haline karşısıyım. Yani sevgiyi görünür kılma ihtiyacı nerden geliyor, ona bakmak lazım. Sen beni seviyorsun ben seni, bitti. Neden bunu ilan edelim ki? Neden herkes bilsin. Aramızda kalsın olsun bitsin işte. (Maalesef oğlumuz immature yani gelişememiş. Duygusal olgunluğu yok. Kuvvetle kaçıngan bağlanması da var. Bu kadar talihsiz laf sonrası bir kere daha kapının önüne koyularak, sevgililer gününü uğursuz olarak anmaya devam edecek gibi duruyor.

Son söz: Sevgililer Gününüz, sorusuz sualsiz güzel güzel geçsin dileriz. Nitekim hiçbirimiz kusursuz değiliz. Kusurlarınızla kabul edildiğiniz, kusurlarıyla kabul ettiğiniz sevdikleriniz daim olsun. Azıcık kara mizah severiz. Ne de olsa kalan sağlar bizimdir. Mutlu sevgililer günleriniz olsun efendim...