<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tele2 Haber - Son Dakika Haberler, Güncel Gelişmeler ve Analiz</title>
    <link>https://www.tele2haber.com</link>
    <description>Tele2 Haber ile Türkiye ve dünyadan en güncel son dakika haberleri, tarafsız analizleri ve özel dosyaları takip edin. Gerçek ve hızlı haberin adresi Tele2 Haber.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2026 18:34:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akbelen direnişçisi Esra Işık'a 2 yıl 1 ay hapis cezası]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/akbelen-direniscisi-esra-isika-2-yil-1-ay-hapis-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/akbelen-direniscisi-esra-isika-2-yil-1-ay-hapis-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akbelen Ormanı'ndaki acele kamulaştırma keşfi sırasında yaşanan protestolar nedeniyle yargılanan direnişçi Esra Işık hakkında karar çıktı. Mahkeme, Işık'a "görevi yaptırmamak için direnme" suçundan 2 yıl 1 ay hapis, hakaret suçundan ise para cezası verirken hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin bilirkişi keşfini protestolar nedeniyle hakkında dava açılan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık’ın karar duruşması Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşmaya Işık ve avukatlarının yanı sıra çevre örgütleri ve köylüler katıldı.</p>

<p>“Görevi yaptırmamak için direnme” ile suçlanarak 42 gün cezaevinde kalan Işık, Danıştay 6. Ceza Dairesi’nin acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurması sonrası 11 Mayıs’ta yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti. Işık hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı daha sonra kaldırılmıştı.</p>

<p>2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI<br />
Karar duruşmasında hakim, hakaret suçundan para cezası ile direnme suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması karar verildi. Işık’ın istinafa gideceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/akbelen-direniscisi-esra-isika-2-yil-1-ay-hapis-cezasi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/esra-isik-4.png" type="image/jpeg" length="85840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Rutte'den 'Erdoğan' ve 'demokrasi' açıklaması: 'Sadece serbest seçimler yapmak yetmez']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutteden-erdogan-ve-demokrasi-aciklamasi-sadece-serbest-secimler-yapmak-yetmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutteden-erdogan-ve-demokrasi-aciklamasi-sadece-serbest-secimler-yapmak-yetmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, NATO zirvesi için geldiği Ankara'da basın toplantısı düzenledi. "Türkiye'de demokrasiyle ilgili neler düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Rutte, "Demokrasi sadece serbest seçim yapmak değil" diyerek basın özgürlüğünün öncelikli olduğuna vurgu yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenecek olan 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda basın toplantısı düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rutte, Hollandalı bir gazetecinin komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını hatırlatıp sorduğu "Evsahibi ülkeye güzel sözlerle söze başladınız. Bu noktada Türkiye'de yargıyla ilgili gelişmeler var, Türkiye'de demokrasiyle ilgili neler düşünüyorsunuz ve Sayın Erdoğan'ın yönetimini nasıl buluyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:</p>

<p>"Demokrasilerde seçimler önemlidir. Ama seçimlerden daha önemli şeyler vardır. Özgür medya da bunlardan bir tanesidir. Araştırmalarınızı istediğiniz gibi yapabilmelisiniz. Ama insanlar böyle yapmak istiyorsa gösteri de yapabilirler. Dolayısıyla sadece serbest seçimler yapmak değil. Medya sözkonusu olduğunda, medyanın önemli toplantılara katılması da bizim için en büyük öncelik."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutteden-erdogan-ve-demokrasi-aciklamasi-sadece-serbest-secimler-yapmak-yetmez</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/rutte.png" type="image/jpeg" length="94990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu: Hukuk cinayetlerine karşı mücadele ediyorum]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/imamoglu-hukuk-cinayetlerine-karsi-mucadele-ediyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/imamoglu-hukuk-cinayetlerine-karsi-mucadele-ediyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada Ekrem İmamoğlu savunmasını yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı dava, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de görülüyor.. Tutuklu isimlere yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca "siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek." iddianamenin somut delillere dayanmadığını kaydeden tutuklu isimler, davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını vurguluyor. Mütaalasını açıklayan duruşma savcısı tüm isimlerin tutukluluk halinin devamını talep etti.</p>

<h2><span style="color:#c0392b"><strong>EKREM İMAMOĞLU, CASUSLUK DAVASI SAVUNMASI</strong></span></h2>

<h2></h2>

<p><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> Sıranın bir özelliği var mı? Yoksa tercih mi?</p>

<p><strong>Hakim:</strong> Yok, Necati Bey'den sonra sizin söyleyeceklerinizi dinlemek istedim.</p>

<p><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> Sizin talebiniz…</p>

<p><strong>Hakim:</strong> Yani…</p>

<p><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> Tamam. Öğrenmek için söyledim. Evet, bugün ilginç bir günle karşı karşıyayız. Ben tabii hukukçu değilim ama yargıçların bu şekilde değiştiği bir ortamda, yargıçlara haksızlık yapıldığı kuralı konuşturuyor hukukçular arasında. Nedir o? Bir dosyanın tamamlanması ya da dosyanın bir el tarafından yapılabilmesi, sürdürülebilmesi meselesi. Hukuken daha adil bir yargılama olabileceği konusunda bir adil yargı... Kesildi mi burası? Adil, adil yargılama ilkesinin yine ihlal edilmiş olması. Bu ihlalle buradasınız. Ben de bu ihlalle sizin karşınızdayım. Dolayısıyla bu şekilde karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum. Niye kınıyorum? Çünkü sizler, 20. hakim değişimi benim mahkemelerimde. Yani benim mahkemelerimde 20 hakim değişti şu ana kadar. Savcı… Savcıyı saymıyorum. Katrilyonda bir midir, trilyonda bir midir yargılanan kişiler üzerinden nasıl böyle bir, ne diyelim adına, böyle bir ortam yaratılıyor ya da böyle bir denk düşme yaşanıyor bilemem.</p>

<p>Tabii HSK'nın Türkiye'de bağımsız olmadığı, talimatla ısmarlama heyetlerin dizayn edildiği bir ortamda, bunlar sanki doğalmış gibi algılanıyor. Açıkçası bu sabah yine bir dünyanın en saçma davalarından birisinde, diploma davasında, yine değişmiş bir hakimle karşı karşıyaydım. Beşinci duruşmaydı. Beşinci duruşmanın ilk ikisini başka bir hakimle ya da üçünü, karıştırıyorum artık. Diğer ikisini de bu hakimle geçirmiş olduk. O bakımdan ben bugün bu binada, yine saçma binada, yani hapishanenin olduğu bir yerde ısrarla duruşma salonu kuran bir güzel, bir rejim anlayışı içerisinde bir binada, bir duruşma salonundayız. Böylesi bir kötümser bir tabloda bir aradayız. Kötü bir duruşma ortamı. Adliyede değiliz. Korkuyorlar adliyeye götürmeye beni. Çünkü adliyeye giderken en son gidişimde on binlerce polis yine adliye etrafında, tam da bu davayla ilgili ifademi almak için götürdüler. Ne hikmetse on binlerce polis vardı. Neyi kimden, kimi kimden koruyorlar ya da kimi kimden kaçırıyorlar anlaşılır gibi değil.</p>

<p>Benim biraz uzun anlatımım Sayın Hakim, onu söyleyim şimdiden. Korku ya da başka bir şey, onu bilemem. Ama örneğin bir başka duruşma, o daha yakın bir zamanda, yine hakimin talebiyle... Sonuçta ben karar vermiyorum yani. Beni tutuklu olduğum hapishaneden bir araba geliyor, jandarmayla alınıyorum ve götürülüyorum; de daha öncekinde Çağlayan'a gittiğim gibi. Yine bir başka duruşmaya giderken de yine yolda savcılığın kararıyla aracımız "bozuk" bahanesiyle geri döndürüldü ve artık buranın bağlı olduğu savcılık beni yoldan nasıl, hangi kararla ya da hangi yetkiyle geri döndürüyor hala anlayabilmiş değilim.</p>

<p><strong>Böyle bir ortamda bu duruşmadayız. Dediğim gibi, bu kötü anıların ve kötülüklerin yaşandığı bu kampüste, yani Silivri alanında, siz de bir parçası oldunuz bugün buraya gelmekle. Sabahleyin duruşmamın adı "Diploma Evrakta Sahtecilik" duruşması. Yani 32 sene önce almış olduğum diploma... Dava başlarında "31 sene" diye metinlerde yazıyordu, artık 32 sene oldu. 36 sene önce de geçiş yaptığım üniversitedeki geçişte “sahtekarlık” yaptığım üzerine bir iddianame yazıldı ve 18 yaşındaki Ekrem'e bir dava açma kararı verildi. O kararın üzerinden yürütülen davadaydım. Buradayım ve yine aynı zamanda da Türkiye'nin yine gündeminde olan bir başka dava, yani “İBB davası” diye tanımlanan bir davada yine başka bir salonda... Bugün burada hukuk cinayeti işleniyor. Yani ayrı salonlarda hukuk cinayetleri işlenmeye devam ediyor. Ben de hukuksuzluk triatlonuyla bu cinayet kurşunlarından kendimi korumaya çalışıyorum. Bir hukuksuzluk triatlonu içerisinde mücadelemi sürdürüyorum.</strong></p>

<p>Açık söyleyeyim, net olarak ifade edeyim açık söyleyeyim derken, bu kürsüden milletime sesleniyorum: Yüce Türk yargısını bu duruma düşürenleri muhatap almıyorum, onu ifade edeyim. Aziz milletimizin bu yaşananları çok net gördüğünü, duyduğunu ve kanaat getirdiğini, sonuçta benim de onların kararına emanet olduğumu buradan bütün milletime duyuruyorum.</p>

<p>Bu absürt dava burada görülürken şunu diğer duruşma salonunda söyledim, burada da söylemeden geçemeyeceğim: Yurt dışından da katılımlar olduğu için dikkatimi çektiğinden ifade ettim. Bir de bu kampüsün içerisinde bugünün kötü zihniyeti, buraya Avrupa'nın en büyük duruşma salonunu yapmakla gururlanan bir yargı zihniyeti... En büyük duruşma salonunu yaptık, nasıl bir gurursa ya da nasıl gururlanacak bir şeyse, tahmin etmek bile istemiyorum açıkçası. Gerçekten sefil bir bakış açısı. Türkiye'yi düşürdükleri durum ortada.</p>

<p>Tabii Ekrem İmamoğlu mesaisinin yoğun olduğu bugünde yaşanan bu davalarda ve bu duruşmayla birlikte, dünyanın her yerinde güçlü devletler bağımsız yargılarıyla, hukuk güvenliğiyle, demokratik standartlarıyla itibar kazanırken; devletlerin gücünün rakiplerini mahkeme salonlarında çoğaltarak değil, adaleti herkese uygulayarak ortaya koyarken, Türkiye'de de rakibinden korkan kişi, rakibine yönelik yürüttüğü davalarla, rakibiyle mahkeme salonlarında güdümlü yargı eliyle mücadele etme tercihini yürütüyor.</p>

<p>Utanç verici tabii… Korkan zihniyetin; sandıktan korktuğu, sandıktan kaçtığı, hatta kaybettiği seçimi nasıl iptal ettiğini de bu millet huzurunda herkes yaşadı, gördü.</p>

<p></p>

<p>Tabii ben adalete de demokrasiye de Türkiye'nin güzel yarınlarına da güveniyorum ve inanıyorum. Bu yolda da çok kararlı bir kişiyim ve bu kararlılığım 86 milyonun her ferdini kapsıyor. Yani bu kararlılığımın içerisinde 86 milyonu adil olacak bir Türkiye hayali var. Çünkü biz bu ülkeye küsmeden, kırılmadan, korkmadan hizmet etmeye yemin etmiş insanlarız. Nasıl ki İstiklal mücadelesiyle beraber İstiklal Marşı'mızdaki "korkma" kelimesi ilk duyguyu veriyorsa; o duygu bizim hiçbir zaman zihnimizden silinmedi, silinmeyecek. Korkanın insanın da hele hele adaletten korkan, milletin iradesinden korkan, korkarak kaçan bir anlayışın da bu milleti temsil edemeyeceğini düşünüyorum. Bu manada millete karşı sorumluluğum oldukça büyük. Ve o sorumluluk bizi her türlü hesabın, her türlü kötü zihniyetin, kumpasçıların, yalancıların, talancıların, yağmacıların karşısında dimdik ayakta tutmaya devam ediyor. Ve bu konuda kesinlikle ve kesinlikle kararlı olduğumun, bu üç davanın bir arada görüldüğü bugünde yılmadan, tam aksine gücünü devşirerek, büyüterek, tahkim ederek milletten aldığı o kararlılıkla da sonsuz mücadele verdiğimi buradan belirtmek isterim.</p>

<p></p>

<p>Bugün burada görülen dava, bu davaların içindeki en ibret verici olanlardan birisi. Çünkü bugün hayatı boyunca, gerçekten hem evine, yuvasına, ailesine, doğduğu şehirden yaşadığı şehre bu milletin iyi, güzel insanlar olduğuna inançla iyi işler yapmaya gayret eden, hayatını buna adamış bir insan olarak ve İstanbul'un, 16 milyonluk İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş, o yine milyonlarca insanın oyuyla, hem de İstanbul tarihinde en fazla oy alarak seçilmiş bir belediye başkanı olarak 15,5 milyon insanın da… Bugün belki de Avrupa'da bu sayıda ülke nüfusu olan ülke sayısı azdır. 15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin.</p>

<p></p>

<p>Casusluk, ağır bir itham. Yani bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize, casusluk!</p>

<p></p>

<p>Burada ilk celsede, ilk burada bulunduğumuzda hem sanıklar hem avukatları açıklamalar yaptı. Birtakım sunumlar oldu vesaire. Yani iddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Bir özetini okumuştum. Zaten benimle ilgili bir fotoğraftan ibaret bir iddianame. Düşünebiliyor musunuz, bir ziyaretle bir fotoğraflarla ortaya konmuş bir iddianame. Yani beni beş dakikalığına ziyaret eden, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendinin ve manevi oğlu diye kendini tanıtan bir iş insanının, Hüseyin Gün'ün beni ziyareti, beş dakikalık görüntüsü, beş dakikalık ziyaretle bir görüntüsüyle iddianamede benimle ilgili olan kısım.</p>

<p></p>

<p>Bu manada dedim ya milletin vergisiyle hizmetler yapan, millet milyonların gözü önünde yürütülen siyasi mücadele, şeffaflıkla geçen bir kamu hayatı... Bugün bu soyut iddialar ve hayal ürünü senaryolarla sözüm ona bize leke sürmeye çalışan bir zihniyet. Tümüyle menfaat zihniyeti olduğunu da biliyorum bu arada, onu da birazdan değineceğim. Bu menfaat zinciri içerisinde olan ve bu metni kaleme alan bu zihniyet, casusluk gibi ağır bir suç isnadıyla beni burada mahkemeye taşımış oldu. Şu soruyu sormak lazım: Milletin iradesinden korkup siyasete müdahale etmek, canı isteyince seçimi iptal etmek, canı isteyince kurultay iptal etmek, sözde sıkıntı çıkaranı cezaevine yollamak, işte bugün kendini "devlet aklı" diye tanımlayan o vasat zihniyetin bu ülkeye yaşattıklarıdır.</p>

<p></p>

<p>Bugün, yarın itibarıyla NATO toplantısı var Ankara'da. Yani NATO toplantısında, NATO üyesi olan Türkiye ve çok önemli konular konuşulacak. Hem jeopolitik olarak Türkiye'nin bulunduğu coğrafya konuşulacak hem Ukrayna Savaşı konuşulacak, İran konuşulacak, Orta Doğu konuşulacak, birçok konu konuşulacak. Ve bu konuşulurken, mesela emin olun Filistin ve Gazze hiç konuşulmayacak. Çünkü onun yeri değil. Ama bu Filistin ve Gazze hiç konuşulmazken ülkeyi yöneten zihniyet şunu mu diyecek mesela: Amerika'dan, İngiltere'den, Fransa'dan gelen insanlara -ki bu iddianamede bu ülkelerin isimleri de geçiyor- o başkanlara şunu mu diyecek; "Ben korktuğum rakibimi, yenemediğim, dört defa yenildiğim, bir defa daha yenileceğim rakibimi hapse attırdım. Hatta dün, üç tane de duruşmada yargılanıyor ha ha ha" diye bunu mu anlatacak mesela dünyaya? Bununla mı gururlanacak? Böyle mi bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukukunu tarifleyebilecek? Onun için çok vahim bir durumdadır Türkiye bugün, burada yaşananlardan ötürü.</p>

<p></p>

<p>Vatandaşına güvenmeyip başkentini olağanüstü hal psikolojisine sokmak da işte tam da bu zihniyetin yapabileceği bir pozisyon. Bunu milli güvenlik kabul ediyor. Yani vatandaşından korkuyor.</p>

<p>86 milyonun sesinden çekinip, başka bir fotoğraf vermeye çalışmak mı ülkeye sadakat? Bakınız; size milletine sadakat nedir anlatırım, milletinden korkmak nedir de anlatırım. Çünkü bir ülkeye ihanet vatandaşını düşman gibi görmekle başlar. Vatandaşını sevmemekle başlar, vatandaşından korkmakla başlar, vatandaşından şüphe etmekle başlar. Hele hele Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti, özgürlükleri, hakkı, hukuku unutursanız, kendinizi 1150 odalı bir saraya tıkarsanız ve onun dehlizlerinden ülkeyi yöneteceğinizi zannederseniz, tam da işte bu duruma düşersiniz. Vatandaşını düşman gibi görmek değil, vatandaşını sevmektir esas olan. Vatandaşınla hasbihal edebilmektir esas olan. Bir ülkeye ihanet, milletin iradesini bastırmayı devlet yönetmek sanmakla başlar. Bir ülkeye ihanet bu büyük Cumhuriyetin gücünü kendi milletinde değil, başkalarının takdirinde, meşruiyet cümlelerinde aramakla başlar.</p>

<p>Şimdi gelin hep birlikte bakalım; gerçek devlet ciddiyeti nedir, milletine güvenmek nedir? Türkiye'nin onuru ve itibarı nasıl korunur? Bir ülkenin gücü meydanlarını kapatmasından değil, meydanlarında özgürce konuşabilen insanların sayısını arttırmakla başlar ve o şekilde büyür. İşte onun için tüm bunların yerine, NATO zirvesi öncesinde Ankara'da hayatı durdurmak, işte tam da onun bir tezahürüdür bizi Silivri'de, bir cezaevinde hapsedip, uydurma bir duruşma salonunda, uydurma bir davayla, absürt bir davayla muhatap etmek!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mitingler, gösteriler, etkinlikler hatta açlık grevleri bile yasaklanıyor. Yan yana yürümek bile yasaklanıyor, sokaklara arabaların park edilmesi bile yasaklanıyor. Dünyanın küçücük, İstanbul'la Ankara'yla, 6 milyona yakın 6 milyona yakın nüfusu olan Ankara'nın onda biri kadar olan şehirlerde bile NATO zirvesi yapıldı ama hiçbir ülkede böyle bir zulüm o ülkenin insanlarına çektirilmedi. İnsanların günlük yaşamına kadar uzanan kısıtlamalar getiriliyor. Sanki milletin sesinden korkan bir anlayış, dünyaya "Bakın her şeyi kontrol ediyoruz" mesajı verme telaşı içerisinde. Oysa bu ülkenin sahibi seçilmiş bir insan değil, bu ülkenin sahibi 86 milyonun ta kendisidir, tamamıdır. Türkiye Cumhuriyeti'ni Türkiye Cumhuriyeti gücünü kapatan caddelerden, yasaklanan meydanlardan, susturulan seslerden değil; egemenliğini kayıtsız şartsız milletinden almasından gelir.</p>

<p>Devlet ciddiyeti, yabancı liderlere şov yapmakla değil, kendi vatandaşına güven duymakla olur. Devlet ciddiyeti, dünya gözü üzerimizdeyken sergilenen bir dekor değildir. Devlet ciddiyeti, fakirliğin, yoksulluğun önüne çekilen kandırmaca maskelerle toplumun gerçek ortamını gizlemekle olmaz. Devlet ciddiyeti, dünyanın gözü üzerimizde değilken de vatandaşına en üst seviyede özeni gösterebilmektir. Gerçek itibarı, birkaç günlük ziyaretler zaten belirlemesi mümkün değil. Kimse enayi değil. Herkes verilerden, örneğin gazetecilerin fikir özgürlüğünden, gazetecilerin mesleklerini serbest yapabilmesinden, hukuka olan güvenden, bütün bu prensiplerden ölçerler ve gerçek itibarı oradan yakalarlar. Yıllar boyunca inşa edilen bir hukuk düzeni eğer insanlarını, mutlu ve güven içerisinde hissettiriyorsa, sermayeye yatırım yapıp yaptırmasına fırsat tanınıyor tanınıyorsa ancak o şekilde itibar elde edilir. Uluslararası saygınlık, önce kendi vatandaşının devletine ve hukuk sistemine olan güvenle başlar. Bir avuç insanın iktidarı iktidarını korumak için koskoca başkenti olağanüstü hal psikolojisine sokmak, Türkiye'ye ne güç katar ne de milletine güven verir. Günlerdir hepimiz izliyor ve takip ediyoruz. Tabii bütün bu olan bitenlerin milletimiz adına bir şey ifade etmediğini, milletimizin gerçek gündeminin gerçekten yoksulluk, fakirlik, eğitimdeki kalitesizlik, milletin huzursuzluğu, adalete olan güvensizlik olduğunu hepimiz biliyoruz.</p>

<p>Bu manada niye buradan giriş yaptım? Çünkü bugün burada yaşanan da işte iki yüzlü ortamın, aldatmacanın bir başka arka planı. Bu manada az önce ifade ettiğim gibi yargılamanın sürdürülme biçimi, nasıl başladığı, nasıl yürütüldüğü tamamıyla bizim dünyadaki konumumuzu ortaya koyuyor. Ne yazık ki tarihimizde biz bu tür kandırmacaları, bu tür aldatmacaları daha önce de yaşadık. Örneğin; koca Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş zamanından da biliyoruz biz bu tür tavırları ve bu tür anlayışı. Millete ve millete hizmeti de yük olarak görenleri o tarihlerden de biliyoruz; zaten öyle olmasaydı çökmezdi. Ülkeye başka ülkelerden diplomatlar, askerler gelecek diye seferberlik içerisine girenleri, millete yaşattığı hayattan utananları o çöküş döneminden hatırlıyoruz. Tam bir fetret dönemidir. İşte bugün de bir fetret dönemi yaşatılmaktadır.</p>

<p>Bir avuç azınlığın mutluluğuyla milletin mutsuzluğunu unutturmaya çalışanlar... İşgal dönemi İstanbul'un da Türklere ikinci sınıf insan muamelesi çekenleri, "Şuraya gitmek, buraya oturmak yasak" diyenleri tarihimizden rahatlıkla gidip herkes okuyabilir. Atalarımız o günlerden çıkarak kurtardı bu milleti. Bu zorlu mücadeleyle kurdular Cumhuriyeti. Burası koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletidir, burası bir müstemleke memleket değildir. Saygı görmek istiyorsanız…</p>

<p>Saygı görmek istiyorsanız, önce saygının en büyüğünü milletimize gösterirseniz saygı görürsünüz. Hizmet edecekseniz, her yere ve herkese hizmet edecekseniz. Ve her zaman hizmet edecekseniz. Vatandaşın en fazla ihtiyaç duyduğu anda yanında olacaksınız. Çocuğu okulda açken ya da vatandaşın, kadının cinayete uğradığı, öldürüldüğü esnada... Yani bu iş aslında doğasından, sokaktaki canlılara, birçok ortamda insana, doğaya, canlıya, her şeye saygı göstermekle devlet gücünü gösterecek. Milletin ne yaşadığını görecek ve kaçmayacaksınız. İşte bugün az önce ifade ettiğim gibi emeklilerin geçim derdi, gençlerin gelecek kaygısı, çocukların beslenemediği bir ülke, çiftçi üretmekte zorlanırken, esnaf ayakta kalmakta zorlanırken, sorunlar karşısında "Kaynaklarımız sınırlı" deyip ama israftan kaçınmayan bir devlet anlayışını, “devlet ciddiyeti” diye bize yutturacak hiçbir duygusu yoktur.</p>

<p></p>

<p>Tabii sadece fiziksel hazırlıklar vesaire değil, aynı zamanda bütün bu maliyetin sözüm ona itibar kazanmak için yapıldığını da görüyoruz. Az önce ifade ettiğim gibi 1,5 milyar harcayıp Avrupa'nın en büyük duruşma salonunu yaptık diye itibar görme arayışında olan zihniyetle bu zihniyet aynı zihniyet. Zaten birbirini tamamlayan iki zihniyet. Bu yönüyle açık ve net ifade edeyim; Ankara'daki bu tabloda esasen sorgulanacak olan işte Türkiye'nin hukuk yöntemleriyle, hukuksuzluk yöntemleriyle yargıyı bir araç olarak kullanıp rakibine ve istemediği, kabul etmediği herkese çektirilen zulmün ve sıkıntının konuşulacağını ve bunun esasen dikkate alınacağını, itibarın da oradan ölçüleceğini buradan açık bir şekilde milletime duyurmak isterim.</p>

<p></p>

<p>Elbette biz bu güzel ülkenin, cennet vatanın dünyanın en üst düzey kurum ve kuruluşlarıyla irtibatını ve uluslararası itibarını çok önemsiyoruz. Bunun nasıl yapılması gerektiğini de biliyoruz. Ama bunu yapamayan, bunu beceremeyen, beceriksiz, artık bu millete büyük çöküşü yaşatan, 10 yılı tamamlayan ucube Cumhurbaşkanlığı rejiminin, hükümet sisteminin ülkenin birçok alanda büyük maliyete sebep olan tavrına karşı bir kurtuluş mücadelesi verdiğini de bilen ve bu yolu ortaya koyan, cesaretle ortaya koyan bir siyasi hareketin bireyleriyiz. Bu manada güçlü Türkiye'yi bu şekle getiren ve bu şekilde ezen bir anlayışa karşı bizi bu uydurma davalarla, mahkemelerde değişen heyetlerle veya başka usullerle kimsenin korkutamayacağını buradan duyurmak isterim.</p>

<p></p>

<p>Güçlü Türkiye, zaten korkan Türkiye değildir. Güçlü Türkiye; düşünceden korkmayan, eleştiriden korkmayan, mizahtan korkmayan, vatandaşından korkmayan Türkiye'dir. Gencecik 30'lu yaşlarda bir komedyeni söylediği birkaç cümleden dolayı havaalanında tutuklayıp, arkasına ters kelepçe takıp, bir de onu "Kamerayla çekelim" diye beş defa, yani bir film sahnesi gibi oynatan bu aklın, yani bir arpa boyu yol gitme şansı yok. Bu büyük bir çöküştür. Bu rahatsızlık gerçekten milyarlarca, on milyonlarca yurttaşımızı derinden rahatsız etmektedir. Cesaret bulaştırana tahammül edemiyorlar. İnsanların neşesini bile çalmaya çalışıyorlar. Bir kişi korkmadan konuşursa "Yarın başkaları da konuşur" diye endişe ediyorlar. "Herkes sussun, hiçbir kimse konuşmasın" istiyorlar. Ama ben ısrarla konuşmaya devam ediyorum, edeceğim de. Onun için onlara yönelik mesele mizah değil, mesele gözdağıdır. Amaç bir kişiyi susturmak değil, toplumun geri kalanına "Konuşursan bedel ödersin" mesajı vermektir. Ben genç komedyen kardeşimize, beni de eleştiren, benimle de hiciv yapan esprilerini dinledim. Ve buradan suç çıkarmak ve bunu yapıp hemen bir mahkemeyle kuyu tipi bir cezaevine göndermenin neyle bağdaştığını, buna hangi aklın "Evet" dediğini anlamak bile mümkün değil.</p>

<p></p>

<p>Biraz geri döndüğümüzde nice siyasetçiyi, hatta en sağdan en sola, merkezden diğer anlayışlara kadar Bülent Ecevit'inden Erdal İnönü'süne, Turgut Özal'ından Necmettin Erbakan'ına kadar nasıl toleransla bu süreçleri takip ettiklerini yakın tarihten görüp bakabiliriz, hatırlayabiliriz. Ama bu tahammülsüzlüğü bu millete yutturamayacaklar. Bu vesayet anlayışını bu millete yutturamayacaklar. Korku düzenine bu milleti boyun eğdiremeyecekler. Bu ülkenin, bu Cumhuriyetin gerçek sahibi saraylar değil, o sarayın içindeki bir avuç zavallı hiç değil, 86 milyon yurttaşımızdır. Günü gelecek, o gün, onu onlar da görecek, tıpış tıpış evlerine gidecekler ve 86 milyonun iktidarı kurulacak. İnancımız da mücadelemiz de budur. Milletin büyüklüğüne inanıyoruz. Milletin iradesine inanıyoruz. Bütün hesapların üzerinde olduğuna inanıyoruz. Hiçbir güç, hiçbir servet, hiçbir siyasi ilişki ağı ayağa kalkmış bir milletin vicdanından daha büyük olması mümkün değil.</p>

<p></p>

<p>Bugünlerde yanı başımızda küçücük bir Avrupa ülkesi Arnavutluk'ta olanı görüyoruz. Arnavutluk'ta insanlar günlerdir sokakta. Niye? Bir otel projesi değil mesele. Mesele bir ülkenin kıyılarının, ormanlarının, ortak hafızasının iktidarla yakın ilişkileri olan küresel sermayeye teslim edilmemesi adına "Ülkemiz satılık değildir" diye yurdunun topraklarını koruma anlayışıdır. Dünyanın neresinde olsun halkın toprağına, denizine, yaşam alanlarına, yaylalarına, suyuna olan ilgisi ve ona bağlılığı yüksektir. Çünkü o insan için orası yurttur, vatandır.</p>

<p>İşte bu yönüyle bu tepkinin doğması doğaldır. Çünkü demokrasi; birkaç güçlü insanın, birkaç zengin ailenin, birkaç ayrıcalıklı çevrenin çıkarına göre ülke yönetmek asla değildir, olamaz. Birileri soyadına, servetine, dünya siyasetindeki bağlantılarına güvenerek ülkeleri kendilerine ait bir emlak şirketi gibi görebilir ama milletler bunun bir tapu olmadığını, devletler de aile şirketi olmadığını millet bilir. Bizim anlayışımız nettir. 86 milyon bu cennet vatanın, cennet vatanın sahibidir ve o cennet vatan 86 milyonun evidir.</p>

<p></p>

<p>Çok tehlikeli bir süreçteyiz. Mahkemeler yerinde duruyor, cübbeler giyiliyor, duruşmalar yapılıyor, kararlar yazılıyor, her şey “var” gibi görünüyor. Ben İBB davasında nasıl zulüm çektirildiğini, nasıl eziyet yaptırıldığını, nasıl yüzlerce insanın şu anda bu ülkede muhalif diye hapis yatırıldığını biliyor ve görüyoruz, yaşıyoruz. İnsanların nasıl nezaretlere tıkıldığını, 4 gün, 5 gün aç-susuz bekletildiğini, şehri, yollarını, caddelerini kapatarak yargılama yapmaya çalıştıklarını biliyoruz. Ama bütün bunların yargı eliyle bir vesayet altına alma girişimi olduğunu da biliyoruz. Yargılama dediğiniz şey duruşma salonundan ibaret değil; tarafsız hakim gerekir, bağımsız savcı gerekir, hukuka uygun delil gerekir, vicdan gerekir. Bunlar ortadan kalktığında geriye sadece bir mahkeme görüntüsü kalır. Bugün yaşadığımız tam olarak budur.</p>

<p></p>

<p>Kararlar önce veriliyor, gerekçeler sonra aranıyor, deliller gerçeği bulmak için değil, önceden verilmiş kararı desteklemek için toplanıyor, mahkemeler adalet dağıtan kurullar olmaktan çıkıp siyasi iradenin onay makamına dönüştürülmek isteniyor. Yargının bu kadar etkisizleştirildiği, hukukun bu kadar araçsallıştırıldığı bir düzende baskıyla, korkuyla, tahliye umuduyla verilen beyanlara da üzülüyorum. Yani insanlar en üst düzeyde baskıya muhatap kalıyor; aileleriyle, çocuklarıyla, gelinleriyle, malıyla, mülküyle tehdit ediliyor. Ve açık ve net söyleyeyim, bu şekilde uydurulan beyanlar, uydurulan birtakım ifadelerle de dosyalar oluşturuluyor, sanırsınız ki ortada büyük bir şey var.</p>

<p></p>

<p>Ülkeyi kendi malı görenler koltuğu bırakmamak için iftira senaryoları kurgulamaktan kaçınmadığı gibi, siyasi partilere de müdahale etmekten, milletin iradesiyle şekillenmiş yapılara kayyum eli uzatmaktan da imtina etmiyor. Milletin kurduğu partileri mahkeme koridorlarında dizayn edebileceklerini; delegelerin iradesini, üyelerin iradesini, milyonların umudunu birkaç imza ile değiştirebileceklerini sanıyorlar. Ama yanılıyorlar, çünkü millet öyle ya da böyle bir yol bulur ve o yol ile milletin önünü açar, milletin geleceğini kurtarır. O manada vesayet odaklarının bu çalışmalarının da sonucu hüsranla bitecektir.</p>

<p></p>

<p>Buradan rakibinden korkan ile açıkçası ona yancılık yapan insanlar ya da bu ortamdan medet uman kukla kayyum anlayışına şunu ifade etmek isterim: Millet iradesine rağmen kurulan hiçbir hesap, tarihte de başarıya ulaşmamıştır, bugün de ulaşamayacaktır. Siyasi parti mühendisliğine heves edenlere, milletin iradesini mahkeme kararlarıyla dizayn etmeyen- etmeye çalışanlara da şunu söylüyorum: Asla ve asla başarılı olamayacaklar. Bir ülkede adalet sistemi muhalifleri tasfiye etmenin aracı haline gelirse bunun hesabını er ya da geç millet sorulur, soracaktır, sormuştur ve en yakın zamanda tekrar soracaktır.</p>

<p></p>

<p>Bugün adalet sisteminin çok yönlü eleştiri altında olduğu ve ne yazık ki her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda ne AYM kararları, ne AİHM kararları, ne başka unsurların asla en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye yaşıyoruz. Ben de buradayım, Silivri'deyim. Benimle beraber seçilmiş bir milletvekilinin hapis yattığını ve her gün onunla dertleşmek zorunda kaldığım bir ortamdayım. Can Atalay'dan bahsediyorum. Ve tabii birçok arkadaşım var yine Silivri'de, bu şekilde hakkının, hukukunun elinden çalındığı, özgürlüğünün çalındığı bir ortam. Ya da Edirne'de Selahattin Demirtaş. Ve bunun gibi aslında birçok hukuksuzluğun insanları mahkum eden ve özellikle siyasi saiklerle, rakibinden korkarak insanlara zulmeden anlayışın sona erdirilmesi mücadelesinde onun için kendimizi güçlü hissediyoruz ve güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bakınız, bir davadayız. Bu davanın çok enteresan bir bağlantısı da bir başka salonda, İBB davası. Dava ne? Casusluk davası. Başlarken dedim ya, yani 5 dakika görüştüğüm, ve manevi anne- annem diye tariflediğim rahmetli hanımefendiyle beraber fotoğraf çekildiğim kişi o davada da örgüt yöneticisi. Hiç tanımadığım bir insan örgüt yöneticisi o davada. Altı örgüt yöneticisinden bir tanesi. Tanıyor muyum? Tanımıyorum. Kendisiyle bir ilişkim var mı? Yok. Diğer arkadaşlarımın hiçbir ilişkide de olmadığını; yani hem danışmanım Necati Bey'in ya da gazeteci değerli Merdan Bey'in de ilişkisinin ne seviyede olduğunu, ne kadar insani olduğunu geçen duruşmada dinledik, burada da dinlediniz.</p>

<p></p>

<p>Ama o iddianamede şöyle tarifleniyor, yani Sayın Hüseyin Gün'ün örgüt yöneticisi olarak tariflendiği o sayfalar, savcıların "Biz bunu çok önemsiyoruz ve burada bulacağımız şeyle aslında hani turpun büyüğünü, hani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'turpun büyüğü' diye tariflediği şeyi buradan yakalayacaklarını" dile getiriyorlar. Her şeyde olduğu gibi burada da bir safsatayla karşı karşıya kalıyoruz. Bu manada işte tam da o duruşmada yapılan, alınan ifadelerde neredeyse o eylemle ilgili tutuklu kimse kalmadı. Bakın, tutuklu kimse kalmadı. Bu duruşmada orayla bağlantı- yani o kadar ilişki, o kadar saçma bağları kopuk, bağlamları birbirinden uzak konular ki... Ama ona rağmen birbirine bağlayıp buradan iş çıkartmaya çalışan, tımarhanelik bir iddianame olduğunu ifade etmeye çalıştığım biçimi tam da bunun yüzünden.</p>

<p>Düşünün; örgüt yöneticisi ben 5 dakika görüşmüşüm. Bir başka örgüt yöneticisi, bir başka iş insanı -o insanla benim diyaloğum yok ama bu iktidarın her kademesinin diyaloğu var- bir başka örgüt yöneticisi, bir başka iş insanı o da bir örgütten haberdar olmadığını, hatta itirafçı olmasına rağmen, etkin pişmanlıkçı olmasına rağmen, o örgütle ilgili şablonun savcı tarafından önüne koyulup o şekilde imzaladığını söyleyecek seviyede bir duruşmada, bir başka salonda İBB davası olarak yürütülüyor.</p>

<p></p>

<p>Daha önceki sanık arkadaşımıza "Konudan dağılmadan, konuyu anlatmaya çalışın" diye ifade ettiniz. Konuların hepsi biriyle o kadar ilişkili ki dağılmaması mümkün değil. Niye dağılmaması mümkün değil? Mesela iddianameyle ilgili bir tane metin alıntı paylaşıyorum. Diyor ki: "Örgütün ve örgüt lideri şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun asıl ve ilk amacının, maddi zenginleşme olmanın yanı sıra 2019 yerel seçimlerinde yani İstanbul seçimlerini kazanıp sonra ikinci amacın suç gelirleri ve elde edilen sermaye ile Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirmek, daha sonra da Cumhurbaşkanı olup Türkiye'yi ele geçirmek."</p>

<p></p>

<p>Ne iddia ediliyor bu iddianamede? 2019 seçimlerinde 12 gün içerisinde Hüseyin Gün, iş insanı, benim o seçimi kazanmama sebep olmuş. Yani 2019'da 13.600 oyla 31 Mart'ta kazandığımız bir seçimi ve büyük mücadeleyle, yapılan büyük hukuksuzluklara rağmen ilçe ilçe sandıkların tek tek tek sayılmasına rağmen sonra 6 Mayıs'ta bir zarfın içine atılan 4 oyun 3'ünü geçerli, 1'ini geçersiz sayacak sayarak dünyanın en ahlaksız yöntemleriyle bize müdahale eden bir zihniyet sonrası seçimlerin iptaliyle sonuçlanıp 23 Haziran seçimine gidişimizde 10 günde bize Hüseyin Gün iş insanı gelmiş, işte yok mail atmış, mail vermiş ve bize seçim kazandırmış. İddianame bunu anlatıyor. Ve az önce ilişkileri de anlattım. Az önce Necati Özkan'ın avukatı da aslında size seçimin nasıl kazanıldığıyla ilgili anket verilerini de söyledi. Yani bu milletin feraseti, sokaklara dökülen, yapılan hukuksuzluğa karşı toplumun duyarlılığıyla bir anda 806.000 oy farkına çıkan bir seçimi bir saçma sapan konuya bağlayıp bizi casuslukla suçlayacak kadar gözü dönmüşlerin iddiasıyla bu mahkemede bizi sanık ilan ediyorlar. Gerçekten yenilir yutulur bir durum değildir.</p>

<p></p>

<p>Tabii bu tablo açıktır. Bu tablo Türkiye'de yargı eliyle, yani rakibinden korkan kişinin dizayn ettiği, önce İstanbul'a bir siyasetçiyi başsavcı atayıp sonra o siyasetçinin İstanbul'da "Tamam efendim" deyip görevini yerine getirdikten sonra Adalet Bakanı atandığı bir noktada siyasi rakipleriyle mücadele makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı'nı. Siyasi partilere ayar verme makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı'nı. Savcıların, hakimlerin ve mahkemelerin gölgesine sığınarak siyaset yapma makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı'nı. Bir siyasetçi gibi davranıp sonra eleştirildiğinde, "Yargıya saldırılıyor" demek kimseyi inandırmıyor. Ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ne AİHM, ne başka kurumlar, kuruluşlar da bu anlamda ikna edilemiyor.</p>

<p></p>

<p>Kıymetli milletimin huzurunda şunu söylemek isterim: Demokrasilerde siyasi eleştirinin cevabı soruşturmalar, tutuklamalar, tutsak etmeler değildir. Siyasi eleştirinin cevabı yine siyasettir. Ama bu ülkede ne yazık ki ülkeyi yöneten kişi nasıl bir siyasetten anlıyor? İkide bir çıkıp "Dişimize göre muhalefet bulamadık" diyor. Karşısında ne kadar güçlü siyasetçi varsa zorla hapse atıyor. Az önce adını deyip örnek verdiğim Selahattin Demirtaş da onlardan birisidir. Şu anda aynı şeyi bize ve bizim gibi başka siyasiler de düşündüğü de ne yazık ki kamuoyunda sıkça konuşulan ve dehşet verici bir senaryoyu Türkiye'nin önüne koyan bir anlayış dönemindeyiz.</p>

<p></p>

<p>Tabii burada Ekrem İmamoğlu davalarının değişmeyen bir rutini var. Her duruşmada az önce ifade ettim; ya savcı değişiyor ya hakim değişiyor. Ben her seferinde yeniden başlıyorum. Aynı dosyayı, aynı gerçekleri, aynı hukuksuzlukları sil baştan anlatmak zorunda kalıyorum. Galiba dosyalarımın tek değişmeyen tarafı, sanık koltuğunda benim oturmam. Arkadaşlarım sadece ceza davalarını çıkarttılar. Şu anda 15 ceza davasıyla muhatabım. Son 1,5 senede icat edilen 15 ceza davası. Elbette bunların hiçbirisi beni yıldıracak konular değildir. Takip etmekte zorlanıyor muyum? Açıkçası zorlanıyorum. İşte az önce ifade ettiğim gibi, sizlerle beraber 20 hakim değişikliğiyle muhatap oldum. Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor, hiçbir duruşmam. Madem yargı bağımsızdır, madem hakimler hiçbir etki altında kalmadan yalnızca hukuka ve vicdanlarına göre karar verir, o halde bitmek bilmeyen hakim değişikliklerini millete kim açıklayacak?</p>

<p></p>

<p>Bakınız, bu dosyada hiçbir somut adım atılmadı. Bildiğim kadarıyla sorulan sorulara hiçbir cevap verilmedi. Ama bir tek şey yapıldı; daha soruları soran hakimler cevaplarını almadan heyet değiştirildi, savcı da değiştirildi. Bu dosyayla ilgili çarpıcı bir gerçeği de aziz milletimle paylaşmak isterim. Tabii gerçekten utanç verici, yargıyı küçük düşüren bir işlem daha yapıldı. Biz, Necati Bey ve Merdan Bey ile birlikte aynı gün şok olduk tabii. Bir gün önce "casusluk davası" diye manşetler atıldı, "casuslar" diye manşetler atıldı. Bir kardeşimiz daha var; o da Kandıra'dan getirilmişti ki Necati Bey de Kandıra'daydı, Melih Geçek diye bir kardeşimiz. Soruşturma sürecinde de bizimle Çağlayan'daydı. İfadesini verdi. Hakkında bırakın tutuklamayı, adli kontrol tedbiri bile uygulanmadı. Zaten tutuklu başka İBB davasında. Tekrar ediyorum; adli kontrol bile verilmeden Kandıra Cezaevi'ne gönderildi. Yani duruşmaya bile çıkarılmadı. Yetmedi, dosyasını tefrik ettiler ve asıl bundan sonra yaşananlar bu soruşturmanın hukukla mı yoksa başka saiklerle mi yürütüldüğünü de hepimize gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/imamoglu-hukuk-cinayetlerine-karsi-mucadele-ediyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/03/imamoglu-davasi.png" type="image/jpeg" length="61026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Venezuela'da Türk şirketinin yaptığı sitede büyük yıkım]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/venezuelada-turk-sirketinin-yaptigi-sitede-buyuk-yikim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/venezuelada-turk-sirketinin-yaptigi-sitede-buyuk-yikim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Venezuela'daki depremde Türk şirketinin inşa ettiği belirtilen 192 blokluk sitenin yaklaşık 160 bloğu yıkıldı. Mahalle sakinleri Türkiye'den yardım istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Venezuela'nın La Guaira kentinde meydana gelen depremin ardından en ağır yıkımın yaşandığı noktalardan biri, Türk bir şirket tarafından inşa edildiği belirtilen dev konut kompleksi oldu. Depremin ardından 192 bloktan oluşan yerleşim alanındaki yaklaşık 160 bloğun yıkıldığı ya da kullanılamaz hale geldiği belirtilirken, hasar gören yapılar için yıkım kararı alındı.</p>

<p>Bölgeden gelişmeleri aktaran gazeteci <strong>Mustafa Özdemir</strong>'in paylaştığı görüntülerde, blokların büyük bölümünün enkaza dönüştüğü görülürken, arama kurtarma ekiplerinin çalışmaları sürüyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE'YE YARDIM ÇAĞRISI </strong></p>

<p>Depremin ardından kameraların karşısına geçen mahalle sözcüsü Rosmar Gomez, çöken binaları yapan firmanın Türk şirketi olduğunu belirterek Türkiye'ye çağrıda bulundu.</p>

<p>Gomez, <strong>"Altyapı ve hasar tespiti için bize yardım edin. Madem depreme dayanıklıydı, neden dayanmadılar?"</strong> dedi.</p>

<p>Mahalle sakinleri de Sivil Savunma ekiplerinin kendilerine binaların güvenli olmadığı yönünde bilgi verdiğini öne sürerken, yapıların teknik açıdan detaylı şekilde incelenmesini talep etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>800 ÖLÜ, 600 KAYIP İDDİASI </strong></p>

<p>Mustafa Özdemir'in sahadaki görevli ve yerel kaynaklardan aktardığı bilgilere göre, depremin vurduğu komplekste yaklaşık 800 kişinin hayatını kaybettiği, 600 kişinin ise kayıp olduğu ifade ediliyor. </p>

<p>Depremin ardından gözler, söz konusu konut projesinin inşa süreci ile yapı güvenliğine çevrilirken, yıkımın nedenine ilişkin teknik inceleme ve resmi soruşturmaların sürmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/venezuelada-turk-sirketinin-yaptigi-sitede-buyuk-yikim</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/adsiz-4.png" type="image/jpeg" length="66078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den aynı günde üç duruşmaya tepki]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-ayni-gunde-uc-durusmaya-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-ayni-gunde-uc-durusmaya-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı "casusluk", "diploma" ve "İBB" davalarını takip etmek için Silivri'ye geldi. Burada konuşan Özel, ''Bugün burada yapılan şey; rejim adalete meydan okumaktadır, rejim adalete talimat vermektedir. Rejim hakkaniyete, adalet beklentisine, vicdana meydan okumaktadır. Biz de bu haksız rejime meydan okuyoruz'' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı "casusluk", "diploma" ve "İstanbul Büyükşehir Belediyesi" davaları için Silivri'ye geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Silivri Cezaevi'nin önünde bekleyen yurttaşlara seslenen Özel, aynı gün 3 davanın görülmesine ''Burada yapılan gürültüye getirmek, değersizleştirmek, önemsizleştirmek ve aslında çoktan verilmiş kararın buradaki yargılamada kendini savunanın sözünün hiçbir değerinin olmadığını, eşzamanlı olarak bir kişiyi 3 yerde birden yargılamanın aslında bütün gücün, talimatın bir yerde geldiğinin ve buradan hepimize söylenen şey şu; 'Hiç boşuna uğraşmayın, biz kararı çoktan verdik. Bundan sonrası bizim bileceğimiz iştir' demektir" sözleriyle tepki gösterdi.</p>

<p><br />
<strong>''BU REJİME MEYDAN OKUYORUZ''</strong><br />
Özel, konuşmasında "Bugün burada yapılan şey; rejim adalete meydan okumaktadır, rejim adalete talimat vermektedir. Rejim hakkaniyete, adalet beklentisine, vicdana meydan okumaktadır. Biz de bu haksız rejime meydan okuyoruz" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkını size kısıtlatmayacağız, gerçekleri teker teker yüzünüze okuyacağız, attığınız bütün yalanların altında kalacaksınız" ifadelerini kullanan Özel, ''Aynı gün bir kişiyi hem yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle, casuslukla ve diploma sahteciliği ile suçluyorsanız buradan çıkacak bir tek sonuç var; siz bu karşınızdaki kişiden çok korkuyorsunuz" dedi.</p>

<p><strong>''YOL, YOLCUDAN BİLE ULUDUR''</strong><br />
Özgür Özel konuşmasının devamında şunları söyledi:</p>

<p>"Adayın kim olduğundan, genel başkanı kim olduğundan, bu yürüyüşün yolunda kimin durduğundan, kimin döndüğünden, kimin geçtiğinden, kimin içeride yattığından, kimin yolda yürüdüğünden bağımsız olarak şunu söylüyorum; Yol, cümlemizden uludur. Yol, yolcudan bile uludur; çünkü yolun sonu iktidardır. Kimin cumhurbaşkanı olacağının bir önemi yok ama eninde sonunda benim, Ekrem Başkanın ve Mansur Başkanın desteklediği ya içinizden biri ya da bambaşka biri ama bizden biri cumhurbaşkanı olacak, Erdoğan gidecek."</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-ayni-gunde-uc-durusmaya-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-160139.png" type="image/jpeg" length="98347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NATO Genel Sekreteri Rutte Ankara'da! İlk temas başladı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutte-ankarada-ilk-temas-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutte-ankarada-ilk-temas-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Ankara'ya gelen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Esenboğa Havalimanı'nda Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından karşılandı. Rutte'nin gün içinde basın toplantısı düzenlemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere Türkiye'ye geldi.</p>

<p>Rutte, Esenboğa Havalimanı'nda Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve beraberindeki heyet tarafından karşılandı.</p>

<p>Karşılamanın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Görgün, zirve hazırlıkları kapsamında NATO heyetiyle yoğun bir koordinasyon yürütüldüğünü belirtti.</p>

<p>Görgün, "NATO Zirvesi ve Savunma Sanayii Forumu vesilesiyle ülkemizi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte’yi havalimanında karşıladık. Zirve hazırlıkları sürecinde Sayın Rutte ve ekibiyle yakın eşgüdüm içinde yoğun bir mesai yürüttük." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="333" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/07/n-a-t-o-g-e-n-e-l-s-e-k-r-e-t-e-r-i-r-u-t-t-e-a-n-k-a-r-a-d-a-2-1399143-415522.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p><strong>SAVUNMA SANAYİİ FORUMU VURGUSU</strong></p>

<p>Savunma Sanayii Forumu'nun Başkanlık koordinasyonunda gerçekleştirileceğini belirten Görgün, forumun NATO müttefikleri arasındaki iş birliğine katkı sunacağını ifade etti.</p>

<p>Görgün açıklamasında, "Başkanlık olarak koordinasyonunu üstlendiğimiz Savunma Sanayii Forumu’nun sağlayacağı güçlü zeminde, İttifak’ın savunma sanayii alanındaki iş birliğini daha ileri taşıyacak önemli görüşmeler gerçekleştireceğiz. Verimli sonuçlar üreteceğine ve uzun vadeli stratejik ortaklıklara yeni bir ivme kazandıracağına inandığımız tarihi bir zirve bizleri bekliyor." dedi.</p>

<p><img alt="" height="333" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/07/n-a-t-o-g-e-n-e-l-s-e-k-r-e-t-e-r-i-r-u-t-t-e-a-n-k-a-r-a-d-a-2-1399140-415522.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p>Öte yandan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin saat 16.45'te basın toplantısı düzenlemesi, ardından saat 18.00'de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/nato-genel-sekreteri-rutte-ankarada-ilk-temas-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/n-a-t-o-g-e-n-e-l-s-e-k-r-e-t-e-r-i-r-u-t-t-e-a-n-k-a-r-a-d-a-2-1399141-415522.jpg" type="image/jpeg" length="69341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP YDK'sından kritik karar! 8 ismin itirazı reddedildi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/chp-ydksindan-kritik-karar-8-ismin-itirazi-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/chp-ydksindan-kritik-karar-8-ismin-itirazi-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilen 7 il başkanı ile 1 yedek YDK üyesinin tedbir kararına yaptığı itirazı karara bağladı. Kurul, yapılan başvuruları oy çokluğuyla reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), haklarında tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle disiplin süreci başlatılan 8 ismin yaptığı itirazları görüşmek üzere toplandı.</p>

<p>Kurulun gündeminde, eski Ankara Cumhuriyet Savcısı ve CHP Yedek Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Bülent Yücetürk ile Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Eskişehir İl Başkanı Talat Yıldız, Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, Düzce İl Başkanı Özcan Dağıstanlı, Kars İl Başkanı Onur Uludaşdemir ve Tunceli İl Başkanı Berkay Gündoğan'ın tedbir kararına yönelik itirazları yer aldı.</p>

<p>Yapılan değerlendirme sonucunda kurul, sekiz ismin başvurusunu oy çokluğuyla reddetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/chp-ydksindan-kritik-karar-8-ismin-itirazi-reddedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/chp-genel-merkez.png" type="image/jpeg" length="88655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor'dan 'İmamoğlu' açıklaması]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ap-turkiye-raportoru-sanchez-amordan-imamoglu-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ap-turkiye-raportoru-sanchez-amordan-imamoglu-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de görülen davalarını takip etmek üzere geldiği İstanbul'da yaptığı açıklamada, aynı gün üç ayrı davada savunma yapmak zorunda bırakılmasının "bağımsız bir yargı sisteminde mümkün olmadığını" söyledi. Amor, "AK Parti'nin seçimlerde başaramadığını yargıyı kullanarak yapmaya çalıştığını" savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu'nun duruşmalarını takip ettikten sonra yaptığı açıklamada, burada bulunmalarının Türkiye'nin iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Amor, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü olarak görevinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne aday ülke olması nedeniyle katılım sürecini ve demokratik standartları takip etmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu'nun kısa süre önce kabul ettiği Türkiye raporunu hatırlatan Amor, "Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemiyorduk. Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor" dedi.</p>

<p><strong>"ÜÇ DAVANIN AYNI GÜNE DENK GELMESİ TESADÜF DEĞİL"</strong><br />
Ankara'da NATO Zirvesi'nin düzenlendiği gün Ekrem İmamoğlu'nun üç ayrı davada savunma yapmak zorunda bırakılmasının dikkat çekici olduğunu söyleyen Amor, Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştirdi ve şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><br />
“Bugün Ankara'da NATO Zirvesi düzenlenirken aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değildir. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir. Zaten burada bulunmamızın nedenlerinden biri de budur.</p>

<p>Bugün Avrupa Parlamentosu ve Avrupa'daki Sosyal Demokrat aile adına dayanışmamızı göstermek ve Türkiye'de yargı bağımsızlığındaki gerilemenin hangi noktaya ulaştığını yerinde görmek istiyoruz.</p>

<p>Dakikalar önce Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasının gelecek yılın ilk günlerine ertelendiğini öğrendik. Aynı zamanda bugün üç farklı davada savunma yapmak zorunda bırakıldı ve bu davalardan bazılarının 9 Temmuz'a kadar sonuçlandırılması hedefleniyor.</p>

<p>Gerçekten, Türkiye dışında herhangi biri bu yargının bağımsız olduğuna inanabilir mi? Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek'in atanmasının ne anlama geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı. AK Parti'nin seçimlerde başaramadığını yargıyı ve savcıları kullanarak gerçekleştirmeye çalıştılar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AVRUPA KENTLERİ SÜRECİ YAKINDAN İZLİYOR</strong><br />
Basın toplantısında söz alan İzlandalı AP üyesi ve NATO Parlamenterler Asamblesi İzlanda Delegasyonu Başkanı Dagur Eggertson ise İstanbul ve Türkiye'nin dostu olarak yaşanan gelişmelerden endişe duyduklarını belirterek, Eurocities, Özgür Şehirler Paktı ve B40 Balkan Kentleri Ağı'nın da aynı gün ortak açıklama yayımladığını hatırlattı.</p>

<p><br />
İzlandalı milletvekili, "Avrupa'nın ve dünyanın birçok kentinin gözü bugün burada yaşananların üzerinde" dedi.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE İÇİN HÂLÂ UMUT VAR"</strong><br />
Portekizli milletvekili ve AP eski üyesi Rui Tavares de daha önce Avrupa Parlamentosu adına Macaristan raportörlüğü yaptığını belirterek, yıllarca hukukun üstünlüğü ve demokraside yaşanan gerilemeyi takip ettiğini söyledi.</p>

<p>Macaristan'da bugün değişim umudunun yeniden doğduğunu ifade eden Tavares, "Bu nedenle Türkiye için de umut olduğunu düşünüyorum. Bugün duruşma salonunda Ekrem İmamoğlu'nun sergilediği liderliği gördüm. Dayanışmam yalnızca onunla değil; gazetecilerle, sivil toplumla, sendikalarla, kadın hareketiyle, LGBTİ+ hareketiyle ve demokrasi, hukukun üstünlüğü ile temel haklar için mücadele eden herkesledir. Bugün bu adliyede tanık olduğumuz şey, demokrasi ile otokrasi arasındaki mücadeledir. Aynı zamanda Türkiye'nin de parçası olabileceği ortak demokratik Avrupa projesi için verilen bir mücadeledir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ap-turkiye-raportoru-sanchez-amordan-imamoglu-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/amor-imamoglu.png" type="image/jpeg" length="24838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baskında ineğinin öldüğü iddia edilmişti! CHP'nin gölge bakanının çiftliğinin sertifikası iptal edildi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/baskinda-ineginin-oldugu-iddia-edilmisti-chpnin-golge-bakaninin-ciftliginin-sertifikasi-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/baskinda-ineginin-oldugu-iddia-edilmisti-chpnin-golge-bakaninin-ciftliginin-sertifikasi-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel liderliğindeki CHP'de "gölge tarım bakanı" olan Sencer Solakoğlu, geçtiğimiz hafta sahibi olduğu Feyz Çiftliği'ne Tarım ve Orman Bakanlığı ekipleri tarafından 'denetim' adı altında baskın yapıldığını ve bu baskında bir ineğinin bakanlık personeli tarafından ezilerek öldürüldüğünü öne sürmüştü. Bakanlık tarafından Solakoğlu'nun çiftliğinin de arasında yer aldığı 19 işletmenin sertifikası iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığından alınan Özgür Özel'in Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yürüten ve kamuoyunda 'CHP'nin gölge tarım bakanı' olarak tanınan Sencer Solakoğlu, geçtiğimiz hafta paylaştığı duyuru ile gündem olmuştu.</p>

<p>Solakoğlu, sahibi olduğu Feyz Çiftliği'nin bakanlık personelleri tarafından 'basıldığını' iddia etmiş, denetim adı altında yapılan baskında bakanlık personeli tarafından bir ineğinin ezilerek öldürüldüğünü öne sürmüştü.</p>

<p>Denetimdeki kan alma uygulamasına sosyal medyadan tepki gösteren Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı hakkındaki eleştirileri nedeniyle çiftliğine baskın yapıldığını belirterek 26 Haziran'da yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>"BAKANLIK PERSONELİ HAYVANIMI EZEREK ÖLDÜRDÜ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bugün bu hayvan benim işletmemde bakanlık personeli tarafından ezilerek ölmesine sebep verildi. Ben CHP nin seçilmiş başkanının ekibinin gölge tarım Bakanıyım. 20 yıla yakındır İşim çiftçilik ve hiç böyle bir olay olmadı. Değil ezilmesine sebep olmak bizim işletmede hayvana bağırmak yasak! İki gündür bakanlık personeli 14 Kişi ile çiftliğime baskın yaptılar ve tüm hayvanlarından kan alıyorlar. Zaten her yıl yapılan bir şey ama iki personel ve bizim ekip ile. Tek gayeleri baskı yaparak eleştirilerimden vazgeçmemi sağlamak. İlk seçimde gelip o bakanlıkta Türkiye’nin gıda egemenliğini yeniden sağlayacağım ve bunu durduramayacaksınız bunu bilin!"</p>

<p><strong>BAKANLIK YALANLADI, SERTİFİKASI İPTAL EDİLDİ</strong></p>

<p>Senceroğlu'nun açıklamaları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yalanlanırken, Bakanlık iddialara ilişkin yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bursa'da faaliyet gösteren bir hayvancılık işletmesinin sahibi tarafından ortaya atılan "Bakanlığımızın işletmeye 14 kişi ile baskın yaptığı, işletme sahibine bu şekilde baskı yapıldığı, bir hayvanın ezilerek ölümüne sebep olunduğu" şeklindeki iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.</p>

<p>Hastalıktan ari işletmelerin sertifikalandırılması, devam testlerinin takibi, hayvan hareketlerinin kontrolü ve bu statünün sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik idari süreçler, Bakanlığımız Hayvancılık Genel Müdürlüğü uhdesinde yürütülmekte olup, ülke genelinde denetim ve kontrol faaliyetleri aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda bu yıl içinde şu ana kadar 35 ilde 88 arî işletmede, söz konusu faaliyetler gerçekleştirilmiştir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/baskinda-ineginin-oldugu-iddia-edilmisti-chpnin-golge-bakaninin-ciftliginin-sertifikasi-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-142039.png" type="image/jpeg" length="24351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu diploma davasında rektör ile konuşmasını anlattı: 'Zor durumdayım başkanım']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/imamoglu-diploma-davasinda-rektor-ile-konusmasini-anlatti-zor-durumdayim-baskanim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/imamoglu-diploma-davasinda-rektor-ile-konusmasini-anlatti-zor-durumdayim-baskanim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, bugün 3 ayrı davada hakim karşısına çıktı. Bunlardan birisi ise "diploma" davasıydı... Savunma yapan İmamoğlu, "diploma" davasında İstanbul Üniversitesi rektörüyle telefon görüşmesini anlattı. İmamoğlu, diplomasını iptal eden rektörün kendisine telefonda "Çok zor durumdayım başkanım" dediğini söyledi. Diploma davası, 25 Aralık tarihine ertelendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, bugün Silivri'de 3 ayrı davada hakim karşısına çıktı.</p>

<p>İBB ve 'Casusluk' davalarının yanı sıra bugün Silivri’deki bir diğer dava ise “diploma” davasıydı. Son duruşmada İdare Mahkemesi İmamoğlu’nun diplomasının iptal kararına karşı yapılan itirazı reddetmişti. Ceza davasında, idare mahkemesindeki kararının gerekçesinin beklenmesine karar verilmişti.</p>

<p>İşte diploma davasında bugün yaşananlar...</p>

<p><strong> İMAMOĞLU SALONDAN AYRILDI, "ÖZGÜR ÖZEL" MESAJI VERDİ</strong><br />
Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılırken “Ben Özgür Başkanımın yolunda yürümekten onur duyuyorum” dedi.</p>

<p>Gazetecilerin “İBB Davasında savunma yapacak mısınız?” sorusuna ise “Ona söz veremem sırayla gidelim” dedi.</p>

<p>İmamoğlu, "diploma" davasının sona ermesiyle birlikte, "casusluk" davasının görüldüğü salona geçti.</p>

<p><br />
<strong> DİPLOMA DAVASI 25 ARALIK'A ERTELENDİ</strong><br />
Hakim, "Danıştay’dan karar gelmesi uzun süreceği için aralık ayını bekleyelim" dedi.</p>

<p>İmamoğlu ise, "O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verin, millet oyalanmasın" diye konuştu.</p>

<p>İmamoğlu'nun yargılandığı "diploma" davası, 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi.</p>

<p><strong> İMAMOĞLU: "PODYUMA DÖNDÜRÜYORLAR ADLİYE KORİDORLARINI YA!"<br />
İmamoğlu savunmasının son kısmında şunları söyledi:</strong></p>

<p>"Bu insanlar bu şekilde baskı altında tutuklanıyor, tahliye edildiğinde o kopan fırtınalardan eser kalmıyor. Manşetler susuyor, ekranlar sessizleşiyor, bir daha anılmıyor insanlar. O fırtına ne içindi o zaman? Podyuma döndürüyorlar adliye koridorlarını ya. Yazık ya! Yazık!</p>

<p>Hangi bedeller ödendi? Ne yapıldı o arada? Menfaat ne elde edildi? İşte ben bunları sorguluyorum kıymetli halkım. Ben bunları sorgulamaya devam edeceğim. Mahkemelere mahkemeleri anlattım, dosyaları anlattım, diplomamı, kayyumları anlattım, belediyeleri anlattım, şirketleri anlattım, gazetecileri, sanatçıları, akademisyenleri anlattım. Çünkü bunların hepsi tek bir dosya. Bunların hiçbirisi ayrı ayrı dosya değil, hepsi aynı. Hepsini amacı aynı, aynı kişiye hizmet ediyor.</p>

<p>Millet, yalnızca kendisine yapılan haksızlıkları dinleyerek geleceğe yürümez. Milletler nasıl bir ülke kuracaklarına inanırlarsa ayağa kalkarlar ve o inançla ayağa kalkmak zorundayız. İşte ben bugün sizlere yalnızca neden mücadele ettiğimizi değil, neyi yeniden inşa etmek istediğimizi hissettirmeye çalışıyorum. Tam da yerindeyiz aslında. Çünkü hukuk devleti yalnızca mahkeme salonlarında konuşulan soyut bir kavram değildir. Hukuk devleti, dediğim gibi, herkesin yaşamında ihtiyaç duyulan hava gibi, su gibi yaşam kaynağıdır, var olma kaynağıdır, berekettir. Adalet yoksa; bereket yoktur, sefalet vardır. Adalet varsa; yaratıcılık vardır. Adalet varsa; iyi eğitim vardır. Adalet varsa; geçim sıkıntısı yoktur. Adalet varsa; kazanç vardır. Adalet varsa; oraya sermaye gelir, yatırım gelir. Net. Adalet, maaşıyla evini geçindirmeye çalışan bir memurun, bir güvenlik görevlisinin de en büyük ihtiyacı ve güvencesidir. Çocuğunu üniversiteye gönderen annenin de en büyük güvencesidir, huzurudur. Sınav kazanmış öğrencinin de en büyük güvencesidir. Çiftçinin de tapusudur adalet. Emeklinin hakkıdır adalet. İşçinin kıdemidir adalet. Girişimcinin, yatırımcının en büyük güvencesidir adalet."</p>

<p><br />
<strong>İMAMOĞLU'NDAN AKIN GÜRLEK'E SALVOLAR</strong><br />
"İşte biz, bu güveni kurmaya talibiz. Onun mücadelesini veriyoruz. Milletçe ayağa kalkma zamanı dememin sebebi de budur. İşte biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Bir kişinin iki dudakları arasında değil! Hiçbir anne evladının emeğinin bir gecede yok sayılacağının olmadığı bir ülkeyi kurma çabası içerisindeyiz. Hiçbir genç yıllarca çalışıp aldığı diplomanın siyaset konusu olacağını düşünmeyeceği bir ülke hayal ediyoruz. Hiçbir iş insanı yatırım yaparken bir telefonun ya da bir keyfi kararın bütün emeğinin elinden alınabileceği endişesini taşımaması mücadelesini veriyoruz. Hiçbir gazeteci yazdığı haber yüzünden, hiçbir sanatçı söylediği söz yüzünden, hiçbir akademisyen düşündüğü fikir yüzünden, hiçbir siyasetçi milletin verdiği yetki yüzünden korkmayacağı bir ülke var etmek istiyoruz. Yüce Türk milletinin varmak istediği nokta bu olmak zorundadır.</p>

<p>Evet, biz öyle bir Türkiye kurmak istiyoruz ki bir savcı yalnızca delile bakacak. Bir kamu görevlisi yalnızca kanuna bakacak. Bir vatandaş hakkını ararken karşısındaki kimin olduğuna değil, hukukun yanında olduğuna güvenecek. Talimat… Tensipleriyle, talimatlarıyla, onun ona gelen ilhamla değil; kendi birikimiyle, varlığıyla, aklıyla, zekasıyla... Ben bu Cumhuriyet’e niye aşığım biliyor musunuz? Fikri hür, vicdanı hür nesiller istediği için aşığım. Onun için biz bu emaneti hukukla buluşturacağız, adaletle buluşturacağız. Bütün kalbimle inanıyorum; bu büyük millet yeniden birbirine güvenecek, yeniden devletine güvenecek, hukukuna güvenecek. Onun için ben kendimi millete emanet ediyorum diye söylüyorum, milletime güveniyorum çünkü. Aynı zamanda milletime kendimi değil, gerçekten bu ülkenin demokrasisini, adaletini, cumhuriyetini milletimize emanet ediyorum.</p>

<p>Bütün bu anlattıklarımın nedeni çok net; koltuğu terk etmek istemeyen insanın tespitini yapmanız şart. Bu davanın sebebi de o. Çünkü kendi kurduğu partisine de güvenmiyor. Ondan ümidi kesti, siyasetten de ümidi kesti. Milletin gönlünde olması mümkün değil artık. Rakibinden korkuyor, rakip partiden korkuyor, partisinin seçtiği liderinden dahi korkuyor. Yani bir rakip parti liderini seçmiş, ondan korkuyor. Böyle bir şey olur mu ya? Sandıkta heyecan uyandıramayacağını biliyor. Demokratik rekabetten uzaklaşma tek çıkarı, başka bir çıkarı kalmadı. Cumhuriyetin kurumlarını korumak yerine siyasi hesapların aracı haline gelir durumda bir kişiden bahsediyoruz. Çünkü artık hedefi seçim kazandırmak değil; hedef, hedefi iktidarın el değiştirmesini engellemek. Bunun için de rakibi devre dışı bırakmak, rakip siyasi partiyi devre dışı bırakmak, başka birileri varsa onları da devre dışı bırakmak. Başka bir seçeneği yok. Benim diplomamın iptali ya da bu ceza davalarının tamamının sebebi budur. Onun için bu ülkenin sonraki cumhurbaşkanına milletin değil, kendi kurduğu düzenin karar vermesini istiyor.</p>

<p>Millet karar versin istemiyor. Oradan çıkamayacağını biliyor. Onun için bu ülkeye büyük bir zulüm yaşatılıyor 1.5 senedir. Ve İstanbul’da bir siyasetçinin başsavcı olmasıyla başlamıştır bu süreç. Ve görevini yerine getirdi, 19 Mart darbesini yapıldı ve Adalet Bakanı oldu. Yani bir siyasetçi başsavcı oldu, görevini yerine getirdi, ardından bunun ödülü olarak Adalet Bakanı oldu. Bu net."</p>

<p><br />
<strong>İMAMOĞLU: "ÇOK İLGİNÇ TERFİLER VAR, BEN BUNU SÖYLÜYORUM, HERKES DUYSUN"<br />
İmamoğlu şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"Tabii terfiyi sadece onun almadığını söyledim. Çok ilginç terfiler var. Ben bunu söylüyorum, herkes duysun. Yani bu absürt davalara imza atıp bu duruşmadan sebebi olan iddianameleri yazan herkesin nasıl ödüllendirildiğini görüyoruz. Bir başsavcı vekili mesela, onun döneminde bir başsavcı vekili şu anda Bakan Yardımcısı. Bir savcı, hem de İBB soruşturmasının böyle çok önemli soruşturmalarda rol alan savcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili makamına getirildi, şimdi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Bir soruşturma savcısı, üstün başarılarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine getirildi. Mesleğin ilk döneminde kısa bir süre soruşturma savcılığı yapan bir kişi, Adalet Bakanlığında Personel Genel Müdürü oldu.</p>

<p>Bu, bu kişi bana ne dedi biliyor musunuz? Bunu hep ibret olsun diye anlatıyorum, bunu dinleyin lütfen. Beni soruşturdu beni. Yani İBB davasında benim karşıma geçti, benim ifademi aldı. Avukatlarım burada. İfademi aldıktan sonra ayrılırken bana ne dedi biliyor musunuz? "Sayın Başkanım, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, bizi siz yargılarsınız." Kafaya bakar mısınız? Biz kimiz, siz kimiz? Bunu ben duymadım, avukatlarımla beraber duyduk bunu ve şu anda bu Adalet Bakanlığında Personel Genel Müdürü. Akla bakar mısınız? Orada otururken mantığa bakar mısınız? "Siz, biz!" Daha neler! Yine bir başka savcı, yine başsavcı vekili. Yani terfi almayan yok. HSK Genel Sekreter Yardımcılığından tutun, şimdi Ankara’da başsavcı vekili olmuş. Bir başka savcı, hem de ne zulümler, ne sıkıntılar yaratan bir kişi, bir ilçede Cumhuriyet Başsavcı Vekili olmuş. Herkes yani, terfi etmeyen yok. Bunu burada söylemek zorundayım, yanlış anlamasın yargı mensupları ama söylüyorum yani, çekinmeden söylüyorum. Tabii, casusluk iddianamesi var yan tarafta. Onun altına imza atan üç kişi var. O absürt, yalan, saçma, yani Merdan Yanardağ’dan casus çıkaran, Necati Özkan’dan casus çıkaran üç savcı var. Şu anda bir tanesi Bakırköy’de Cumhuriyet Başsavcı Vekili, bir tanesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili, bir tanesi de Bakan Yardımcısı. Ben duruşmada, tutuklandığım İBB davasında 19 Mart operasyondan sonra böyle bir kürsüde, Sayın Hakimin koltuğunda oturan bir hanımefendi, etrafında da güvenlik güçleri, 20-25 tane güvenlik gücü var etrafta. Niye aldıysa yanına, ben böyle bir sahne görmedim, gören varsa beni uyarsın. 20-25 tane güvenlik görevlisi arasında benimle ilgili tutuklama kararını veren hakimin eşi Bakan Yardımcısı oldu. Ne kadar tarafsız değil mi mahkemeler?"</p>

<p><br />
<strong>İMAMOĞLU: "ONLARA GÖRE HAK HUKUKTAN DOĞMAZ, KENDİ İKİ DUDAKLARI ARASINDAN ÇIKARSA HAKTIR"</strong><br />
"Onun için gerçekten siyasi sadakatin kol gezdiği bir ortamda biz adalet arayışı içerisindeyiz. Tehditle, baskıyla, etkin pişmanlık adı altında senaryolardan sonuç alamayınca başka yöntemleri devreye sokan bir anlayışla büyük bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Sandıkta alamadıkları belediyeleri ya mahkeme koridorlarında ya da yargı sopası altında almaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik butlan kararı da bu demokrasi darbesi anlayışının bir ürünüdür. Çünkü bunların hedefi yalnızca belediyeler ya da bir siyasi parti değildir. Hedef; sandığın hükmünün geçersiz kılmak, milletin kararını kendi kararıyla değiştirmektir. "Sandık yok" diyor. "Ben korkuturum, tehdit ederim o şekilde o makamı alırım" diyor. "Öbür türlü hapse atarım, kayyum atarım" diyor. "Başka türlüsünü başka türlü yaparım" diyor. Yani bir korku ikliminde, bir alçakça bir düzende hukuku siyasetin sopasına çeviren bir anlayışla bir süreç yönetmeye çalışıyor ama asla teslim olmayacağız. Sizlere kibri, ukalalığı ve hadsizliği dayatabileceğini sanan, korkan akla karşı mücadelemden bir an bile geri durmayacağımın sözünü veriyorum. Bir an bile geri durmayacağım.</p>

<p>O istiyor ki, insanlar birbirinden nefret etsinler, birbirinin yüzüne bakmasınlar, kutuplaşsınlar, mahalleler ikiye bölünsün. Birbirine yani "ondan, benden." Hep böyle bir kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir dünya olsun istiyorlar. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan edilsin istiyorlar. İstiyor ki bu ülke korkuyla yönetilsin. Çünkü ilk günden beri yolları da yöntemleri de hep böyle oldu. Koltuğa oturdukları gün devleti milletin emaneti değil, kendi şahsi mülkleri gördüler. Milletin iradesini kendilerinden üstün görmediler. Demokrasiye saygıları olmadı. Vicdana, merhamete, adalete inançları olmadı. Alın terinin ne olduğunu bilmezler, esnafın derdini anlamazlar, helal kazancın kıymetini bilmezler. Onlara göre hak hukuktan doğmaz, kendi iki dudakları arasından çıkarsa haktır. Bu yüzden bu ülkenin liyakatini çürüttüler. Bu milletin evlatları umurunda değil. Bunu yaşadık biz.</p>

<p>Yüz binlerce doları 5-6 tane kişiye verip "Kariyer basamaklarını hızla çıksın" diye harcanırken biz 500 bine yakın gencecik pırlanta gibi evladımıza milyarlarca lira burs dağıtmaya başladık. Bu farkı milletimiz görüyor. 10 milyara yakın burs dağıttık. 10 milyar! 5 yılda, 6 yılda yaptık biz bütün bunları. Sadece verdiğimiz bu. "Çalışırsan başarırsın" diyen milyonların umudunu tüketmeye çalıştılar. Adalet duygusunu yaraladılar. Arsızlığı, milletin iradesine el uzatacak noktaya kadar büyüttüler. Sandıkta alamadıklarını yargı eliyle almaya kalktılar. Milletin verdiği yetkiyi gasp etmeye cüret ettiler. Sonra da bütün bu hukuksuzlukları Saray'ın duvarları arasına sıkışmış bir avuç dalkavuktan alkış bekleyerek meşrulaştırmaya çalıştılar. Asıl büyük kötülüğü bu aziz millete yapıyorlar. Çünkü bir ülkeye verilebilecek en büyük zarar, adalet duygusunu yok etmektir. Bugün eğitimde sorun yaşayabiliriz, ekonomide sıkıntı yaşayabiliriz ama adalet çökerse devletin temeli çöker. Devlet çöker, devlet!"</p>

<p><br />
<strong>İMAMOĞLU: "BU ÜLKENİN ONURLU, NAMUSLU, ŞEREFLİ, AHLAKLI BİNLERCE HAKİMİ, SAVCISI VAR..."</strong><br />
"Ne yazık ki bugün Türkiye'de en ağır saldırı adalet düzenine yapılmaktadır. Tarihte böyle bir saldırıyı Türk yargısı görmemiştir. Yargı, millet adına karar veren bağımsız bir güç olmaktan çıkarılmak, siyasi hesapların aracı haline getirilmek istenmektedir. Devletin kurumları millet için değil, bir avuç insanın ikbalini korumak için kullanılmaktadır. Gerçek tehlike, gerçek beka sorunu budur. Asla aldatılmayacağız. Bizi aldatmak isteyen o bir kişiye asla aldanmayan 86 milyon uyanık, fikri hür, vicdanı hür insanlar olmak zorundayız. Onun için kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu ülkenin tarihi bize şunu öğretti: Hiçbir adaletsizlik sonsuza kadar sürmedi. Hiçbir vesayet millet iradesinden büyük olmadı, olmayacak. Hiçbir korku düzeni milletin cesaretini yenemedi. Ben bu ülkenin gençlerine çok güveniyorum. Çok ama çok güveniyorum. Çiftçisine de, işçisine de, emeklisine de, girişimcisine de güveniyorum. Hakimlerine, savcılarına dahi güveniyorum. Çünkü bu ülkenin onurlu, namuslu, şerefli, ahlaklı binlerce hakimi, savcısı var.</p>

<p>Türkiye krizlerden çıkmayı bilen büyük bir ülkedir. Biz bu ülkenin umudunu yeniden ayağa kaldırmak zorundayız ve kaldıracağız. Korkuyu değil güveni, keyfiliği değil hukuku, kutuplaşmayı değil kardeşliği, umutsuzluğu değil geleceği büyüteceğiz. Bu millet yarı yolda asla kalmadı, kalmayacak. Tarihe not düşen bir liderlikle adım adım milletin yanında onlarla yürüyen bir lider varsa ya bir yol yapılır ya da bir yol bulunur. "Bu büyük demokrasi, adalet ve cumhuriyet için yürüyelim arkadaşlar" çağrısının lideri Özgür Özel'le yürümek zamanıdır şimdi. Bu çağrı 86 milyon yurttaşımızadır. Özellikle gençlerimizedir, bu milletin evlatlarınadır. Bu çağrı ve bu yürüyüş sadece bir partinin değil, bütün muhalefetin bu büyük riske karşı bir ve bütün olma zorunda olduğu bu sürecin yürüyüşüdür. Bu yol halkın tertemiz yoludur. Tertemiz yoludur. Kimse merak etmesin bu millet kazanacak. Bu milletin kararının benim başımın üstünde yeri var. Aziz milletime teşekkür ediyorum. Kendimi ve bu milletin en büyük güvencesi olan adaleti onlara emanet ediyorum."</p>

<p><strong> İMAMOĞLU'NDAN "DENİZ GÖKTAŞ" AÇIKLAMASI</strong><br />
Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında da konuşan İmamoğlu, savunmasına şöyle devam etti:</p>

<p>"Kıymetli milletim; artık bu ülkede hiçbir operasyon yalnızca kendi başlığıyla okunmayacak durumdadır. Yani bu ülkede her sabah bir son dakika operasyonuyla uyanıyoruz. Bu ülkede büyük üreticilerin, şirketlerine bir anda el konuluyor. Rekabet hukukunun konusu olabilecek iddialar ceza tehdidine dönüştürülüyor. Şirketlere kayyum atanıyor, yöneticiler gözaltına alınıyor. Birkaç gün sonra tedbirler kalkıyor. İnsanlar serbest kalıyor ama o birkaç günde verilmek istenen mesaj veriliyor. ‘İstersek geliriz, el koyarız’ mesajı. Her gün farklı sektörlerde benzer tablolar yaşanıyor. İnsanların malına, mülküne, şirketine çökülüyor. Yılların emeğine devlet eliyle uzanmaya çalışıyorlar. Daha önce söylemiştim; bugün benim diplomamı yok sayan akıl yarın sizin tapunuza, şirketinize, malınıza, mülkünüze her şeyinize göz koyar. Bugün benim seçilme hakkımı hedef alan yarın sizin mülkiyet hakkınızı da hedef alır. Nitekim öyle oluyor.</p>

<p>Türkiye’nin en önemli medya kuruluşlarının bağlı olduğu holdinglerde, üniversitelerde aynı yöntemi gördük. Bir gecede yönetimler değişti. Bir gecede kayyumlar atandı. Bir gecede ekranların sesi, kampüslerin kapısı, şirketin iradesi değiştirildi. Sonra bazı kayyumlar kaldırıldı. Holding sahipleri, akrabaları, yöneticileri aylarca hapis yattı. Manşetlerden inmediler. TV'lerde, gazetelerde itibar suikastları yapıldı. Sonra bir gecede tahliye ettiler, gündem yok. Kayboldu gitti. Niye yaşandı bunlar? Bu nasıl bir şey? Ama geride büyük bir tahribat kaldı. Hukuka güven duygusu yıkıldı. Bu anlayışla şirketlere el uzatılıyor. Medyaya uzatılıyor, üniversitelere uzatılıyor, sanat dünyasına uzatılıyor. Aylarca insanlar yatıyor, komşuluk yapıyoruz. Yani yan yana avukatlarla görüşürken görüyoruz. Yazık. Bir yapımcı kadın aylarca özgürlüğünden mahrum bırakıldı aylarca. Neler söylendi, neler yapıldı hakkında. Ve mesaj verildi. Konuşan sanatçıya, susmayan gazeteciye, itiraz eden akademisyene, bağımsız duran iş insanına mesaj verildi."</p>

<p><strong>"NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLAR"</strong><br />
"Hatta mizaha bile tahammülleri kalmadı. Deniz Göktaş adında genç bir kardeşimiz. Ben de vallahi ilk kez haberde çıkınca gördüm. Notlarını yolladılar. Bana da hicivler yapmış, güldüm okurken. ‘Ben de’ dedi, ‘gidiyorum. Yanıma sadece bir fanila aldım, bir şey aldım. Zaten fazla kalamam, geri döneceğim ülkeme’ dedi. Adamcağız, genç adam döndü. Adamı tutukladılar. Ters kelepçe yapıp kameranın önünde dört defa, beş defa gezdirdiler delikanlıyı. Niye? ’iyi çekim yapalım’ diye. Ya, ya bu ülkenin kolluk gücü, bu ülkenin yargısı bunu ne zaman yaptı? Ben hatırlamıyorum ya. Bunu bir buçuk senedir yapıyorlar. Bunu ne zaman yaptı? Bu ne zaman bu hale geldi yani? Bu ülkenin yargısı ne zaman bu hale geldi? Ve gencecik adamı tutukladılar ya. Tutukladılar, attılar kuyu tipi hücreye, Çorlu’ya. Milletin iradesini bir çırpıda çalanlar şimdi kahkahadan korkup neşesini çalmaya çalışıyorlar. Böyle bir hırsızlık olur mu ya? Ama neşemizi çalamayacaklar.</p>

<p>Adliye koridorlarını magazin koridorlarına çevirdiler. İsimler değişti, başlıklar değişti, dosya numaraları değişti, yöntem değişmedi. Etkin pişmanlıkçılar, ‘pişmancık’ diyor bir tutsak arkadaşımız bunlara, ‘etkin pişmancıklar.’ Kamuoyu önünde peşinen mahkum edilen insanlar. Beyanlarla.</p>

<p>Bu ülkede korkuyu yaymak istiyorlar ey halkım! İnsanlara ‘Konuşma’ diyorlar. İnsanlara, şirketlere ‘İtaat et’ diyorlar. Sanatçılara ‘Sus’ diyorlar. Gazetecilere ‘Yazma’ diyorlar. Akademisyenlere ‘Düşünme’ diyorlar. Komedyene ‘Güldürme’ diyorlar. Sanatçıya ‘Konuşma’ diyorlar. Millete ise korku ve endişe içinde yaşamasını dayatıyorlar. Halbuki biz hangi terbiye ile büyüdük? ‘Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır.’ Öyle değil mi? Bunu söylemek kolay ama milletine korku aşıla. İstiklal Marşı’mız ne diyor? ‘Korkma!’ ‘Korkma’ diye başlıyor yani ya. Mehmet Akif niye ‘Korkma’ diye başlattı? En zor koşullarda niye ‘Korkma’ diye yazdı? Ben korkmuyorum. 86 milyon yurttaşın da korkmayacağını düşünüyorum, öyle hissediyorum."</p>

<p><strong> İMAMOĞLU: "BİZİM İTİRAZIMIZI YAPTIĞIMIZ İDARE MAHKEMESİNİN DE BÜTÜN ÜYELERİ DEĞİŞTİ"<br />
Ekrem İmamoğlu savunmasını sürdürüyor:</strong></p>

<p>“Burada konuşulan mesele diploma değil ki. Bir devletin verdiği belgenin, bir devletin tanıdığı unvanın, bir devletin tesis ettiği hakkın güvencesi meselesini konuşuyoruz. 35 yıl önce usulüne uygun alenen ilan edilmiş, 3 öğretim üyesinin altında imzası olan, incelemesinden geçen bir işlemin bugün yokluk gerekçesiyle bir çırpıda ortadan kaldırılabiliyorsa, o zaman bu ülkede hiçbir hak, hiçbir unvan, hiçbir karar nihai değildir. Sizin sahip olduğunuz makam, yetki de bir gün birinin canı istediğinde geri alınamaz mı? Vallahi alır. Vallahi alır, billahi alır. Bu soruyu sormak benim hakkım. Çünkü bana uygulanan mantık yarın herkese uygulanabilir ve uyguluyorlar da. Çünkü bana uygulanan mantık, çünkü bana uygulanan mantık artık ona keyif veriyor. Uyguluyorlar. İşte 19 Mart darbesi de o uygulamanın bir parçası, Cumhuriyet Halk Partisi’ne 21 Mayıs’ta yapılan darbe de butlan safsatası da aynı bütüncül operasyonların bir parçasıdır. Onun için artık her şey mümkündür.</p>

<p>Oysa kazanılmış hak diye bir kavram var ve bu kavram herkes için vardır ya da hiç kimse için yoktur. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen diplomamın iptali nedeniyle açtığımız davada, davalı taraf İstanbul Üniversitesi’nin avukatı aslında hem idare davasını hem de huzurdaki ceza davasını aslında tek cümleyle özetledi. Bu arada hatırlatalım; diploma iptaline yaptığımız itirazı değerlendiren bu mahkemenin de bütün üyeleri de yani bunu söyleyeyim, bu mahkemede de değişti. Bizim itirazımızı yaptığımız idare mahkemesinin de bütün üyeleri değişti. Yani ilk itirazımızı yaptığımız 5. İdare Mahkemesi’nin bütün üyeleri değişti, karşımıza bir heyet geldi. Burada mahkemesi yapıldı, yeni bir heyet. Güya bizi dinlediler pürdikkat. Pürdikkat bizi dinlediler güya. Ve o heyet huzurunda İstanbul Üniversitesi’nin avukatları çıktı, aynen şunu söyledi, aynen şunu söyledi iki avukat: ‘Sayın davacının yaptığı bir eylemden bahsetmiyoruz.’ Yani benim geçişte hiçbir yanlış eylemimi bulmadıklarını ifade ettiler. Hiçbir usulsüz eylemimi bulmadıklarını ifade ettiler. Aynen bunu söylediler: ‘Sayın davacının, yani Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı bir eylemden bahsetmiyoruz.’</p>

<p>Tek doğru cümlesi buydu savunmanın. Şimdi soruyorum: O zaman benim diplomam niye iptal edildi? Eylem yok, kast yok, hile yok ama diploma da yok! Sonra da bana resmi belgede sahtecilik isnadı yöneltiliyor ve onun için buradayız. Valla Türk halkı izliyor, millet izliyor, özenle de takip ediyor. Gerçekten insanın aklıyla alay edecek şekilde bir süreç yürütülüyor. Hafızanızı tekrar tazeleyeyim. 24 Mart 2020’de İstanbul Üniversitesi’ne CİMER’den başvuru yapılıyor. İstanbul Üniversitesi ne cevap veriyor biliyor musunuz? ‘Ekrem İmamoğlu kabul koşullarını yerine getirerek kayıt olmuştur. Hiçbir sorun yoktur.’ Madem her şey usulüne uygun, hukuka aykırı bir işlem yok, ben niye sanık kürsüsündeyim? İstanbul Üniversitesi tarafından ’Kabul şartlarını sağlamıştır, kayıt işlemi usulüne göre uygundur, hukuka aykırı herhangi bir durum yoktur’ cevabı veriliyorsa, bu kadar basit, bu kadar açık bir beyan varsa Ekrem İmamoğlu niye sanık sandalyesinde? Çünkü o zaman henüz kirli eller oraya değmemiş. Henüz talimatı alan savcılık, ‘İvedi iptal edin’ diye yazı yazmamış. Üniversite kendi iradesiyle cevap vermiş."</p>

<p><strong>İMAMOĞLU: "BU SON REKTÖRÜN GÖREVDE OLDUĞU 7 EKİM 2024 TARİHLİ YATAY GEÇİŞ BİLGİ NOTU VAR..."</strong><br />
"İstanbul Üniversitesi bu kumpasın sadece uygulayıcısı mı olacak, yoksa bu sürecin hesabını da verecek mi? Verecek" diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bakın bu son rektörün, bu son rektörün görevde olduğu 7 Ekim 2024 tarihli yatay geçiş bilgi notu var. Bu bilgi notunda diyor ki: ‘1982 tarihli yatay geçiş yönetmeliğinde yurt dışındaki üniversitenin YÖK tarafından tanınması diye bir şart bulunmamaktadır’ diyor. ’96 yılına kadar da böyle bir tanıma ve denklik yönetmeliği de yoktur’ diyor. Demek istiyor ki: ‘Ekrem İmamoğlu'nun böyle bir şartı sağlama gerekliliği yok. Biz kabul ettik ve aldık’ diyor. Onun için sorun görülmediğini ifade ediyor. YÖK’ün sonradan aldığı tanıma kararlarının bu olayda uygulanamayacağını anlatıyor. Tek cümleyle özetleyeyim; İstanbul Üniversitesi’nin kendi rektörünün imzasıyla taşıyan, kendi rektörünün, bu şu anki rektörünün imzasını taşıyan bilgi notunda ‘Ekrem İmamoğlu diploması hukuka uygundur’ diyor.</p>

<p>Bitti mi? Hayır. YÖK Denetleme Kurulu, 17 Şubat 2025, operasyona iki ay kala… Raporunda deniliyor ki: ‘Ekrem İmamoğlu eğitim aldığı üniversitede 2 yıl öğrenim görmüş, bütün derslerini başarıyla tamamlamış, not ortalaması şartını sağlamış, yürürlükteki yönetmeliğin aradığı bütün koşulları yerine getirmiştir.’ Bunun da özeti çok açık. Yatay geçişin gerektiği işlemleri, bütün şartları yaptık. İstanbul Üniversitesi avukatı ne diyor? ‘Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı hiçbir usulsüz eylem yok’ diyor. E İstanbul Üniversitesi CİMER'de ‘Usulsüzlük yok’ diyor, Rektör ‘Hukuka uygun’ diyor, YÖK Denetleme Kurulu ‘Bütün şartları taşıyor’ diyor; biz burada neyi yargılıyoruz? Ama bir kirli el korkuyla; terfi, makam, mevki, menfaat diyorum bunların şeyine, yöntemlerine. Makam, mevki, menfaat talimatıyla devreye giriyor ve bu olayları yaşıyoruz. Bu ülkenin resmi kayıtları var; üniversitesi var, arşivi, devlet kurumları var. Hepsini yok sayıp sonra dönüp bana ‘Bunu açıkla’ diyorlar bu kürsüde. Tabii ki açıklamayacağım. Açıklaması gereken ben değilim. Açıklaması gereken kendi kayıtlarını inkar eden ve yok sayan bu zavallı zihniyet.</p>

<p>Tabi şunu söylemek istiyorum; eğer siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir telefon, bir talimat, bir korku sizi bu kürsüde oturduğunuz o sıfattan koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur. Eğer bir gün bir başka mahkeme, bir başka heyet sizin de bu kararı ‘Usulüne uygun değildir’ diyerek 35 yıl sonra eline alıp baksa acaba bugün sorduğunuz soruları kendinize sorar mısınız ‘Bu nasıl oldu?’ diye. Utanç verici bir paradoksu size yaşatır bu durum. Bunları hatırlatmak için söylüyorum sadece.</p>

<p>Bu tabii diplomalar, bu iptallerin sonu nedir? Milletin iradesini yok sayma girişimlerinin aşamasıdır. Sorun milletin iradesini hukuk kavramlarının arkasına saklanarak yok sayma alışkanlığını yaratmaktır. Evet, bu çok gerçek bir tehdittir ve en büyük beka sorunudur. 7 yıl önce ilk denemeyi yaptılar, 6 Mayıs’ta seçimi iptal ettiler, 6 Mayıs 2019’da kazandığımız seçimi iptal ettiler, millet gerekeni yaptı. 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle de milletin kutsal iradesine darbe yapmaya devam ediyorlar."</p>

<p><strong>  İMAMOĞLU: "BIRAKIN GELECEKTE ÇOCUKLARINA ANLATMAYI, YARIN NASIL ANLATACAKLAR?"<br />
“18 yaşındaki Ekrem'i burada yargılıyorsunuz Sayın Hakim” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:</strong></p>

<p>“18 yaşındaki Ekrem, nasıl bir üçkağıt yaptı, nasıl bir evrakta sahtecilik yaptı? Allah'ım ya Rabbim ya Resulullah! Daha da önemlisi devletin kendi verdiği belgeyi 36 yıl sonra yok sayabilecek kadar hukuku eğip bükebileceğine ilişkin çok tehlikeli bir anlayış gözler önüne seriliyor. Bu dava, 4 yıl boyunca ders çalışarak hakkımla kazandığım diplomamın yok sayılıp iptal edilmesi, hem de hayatımın en anlamlı dönemlerinde yani... Herkes bir dönsün bakalım; 17, 18, 19, 20, 21, 22... O yılların emeğini, çabasını bir çırpıda yok etme davası.</p>

<p>İktidar ve koltuk hırsıyla bu korkak zihniyetin… Devletin bütün gücünü kullandılar, bütün gücünü! Savcılığın talimatıyla, operasyondan bir gün önce gitmişler, bulmuşlar benim Kıbrıs'taki üniversitemin genel sekreterini, evine jandarmayı yollamışlar bir gün önce. Adamcağız korkmuştur herhalde, 70 küsur yaşlarında bir beyefendiyi almışlar. Niye? Bana bir gün sonra operasyon yapacaklar ya, işlemi tamamlamaları lazım. Alelacele bir şey konuşsunlar. Adam şoka girmiştir yani. Adama ne dese kabul edecekler. Yani ‘Ekrem'e 5 milyon Euro verdim de’ deseler imza atacak altına. Attı ya bir tanesi! Yazık! Utanç verici! Utanç verici yani, gülüyorum bunlara ya. Utanç verici. Ekrem'e saldırdılar. Kaç yaşında Ekrem? 17 yaşında. 17 yaşındaki Ekrem'e saldırdılar. Yazıklar olsun! Benim ve birçok arkadaşımın, yüzlerce insanın aylardır muhatap olduğu bu absürt davalar işte... Birçok arkadaşım da buna muhatap oldu.</p>

<p>Bu arada söyleyeyim; benim gibi 28 arkadaşımın diploması iptal edildi ama bu ceza davası sadece bana açıldı. Bunların hiçbirine açılmadı. Niye? Ekrem ile ilgili aceleleri var. Ya hukuk tarihinde var mı bu? Benimle beraber 28 kişinin geriye dönük diploması iptal edildi ama bu dava sadece Ekrem'e açıldı. Soruşturma ve operasyon sadece Ekrem'e yapıldı. Hepsi tek merkezden verilen zavallı talimatlar, utanç verici! Ve işte bir insan boyundan büyük işlere girince böyle oluyor, altından çıkamaz hale geliyor. Bu ülkenin insanları yıllar sonra geriye dönüp baktığında ne diyecekler, hiç düşündünüz mü? ’31 sene sonra geçişini iptal ettik, 36 yıl sonra verilen diplomasını iptal ettik’ yani ‘evrakta sahtecilik iddiaları uydurduk.’ Bunu nasıl anlatacak? Şurada bunu dinleyen insanlar nasıl anlatacak, merak ediyorum. Bırakın ya gelecekte çocuklarına anlatmayı, yarın nasıl anlatacaklar?</p>

<p><strong>İMAMOĞLU: "ONLARA KARŞI MÜCADELEMDEN BİR AN OLSUN VAZGEÇMEYECEĞİM"<br />
Ekrem İmamoğlu, şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"Eee... Bu tabii mahkemede tatmin etsin diye bunları söylemiyorum. 5. celsesindeyiz. 4 celse boyunca bunları anlattım zaten. Öyle bir beklentim de yok yani onu söyleyeyim. Ben millete konuşuyorum. Çok net yani. Çok farklı süreçlerden geçtiğim için millet benim muhatabım. Aziz milletime anlatıyorum. Benim Trabzon Akçaabat'ın Cevizli köyündeki 7 yaşındaki çocuğu anlatıyorum şu anda bunları. Hakkari'deki bir vatandaşımıza anlatıyorum. Edirne'deki bir kızımızı anlatıyorum. Balıkesir'deki bir teyzemizi anlatıyorum şu anda. Kızını, oğlunu okula yollayamayan anneye, babaya anlatıyorum.</p>

<p>Bir araştırma yaptı arkadaşlarım; üniversite kızlarla ilgili, üniversiteye giden kızlarımız ayda 5.000 lira ile geçinerek İstanbul'u- İstanbul'da üniversite okuma gayretinde olan insanlar yüzde 15-20 oranında. 5 bin lira! Yani yurdu var, bir iki tane bursu var ve 5 bin lira ailesinden alabiliyor. 10 bin lira, 12 bin lira... Nasıl geçinecek İstanbul'da? Onlara anlatıyorum bunu. Onun için yani evrakları teslim ettim, hepsini dosyaya sundum; bunları anlatmıyorum size. Utanç vesikası bir iddianame ve yazık edilen Türk yargısını anlatmıyorum, milletime anlatıyorum. Bu kumpasın içinde olan herkes bu hukuk cinayetinin faili olacak ve o failler günü geldiğinde hesap verecek, kimse! Tek tek. Onlara karşı mücadelemden bir an olsun vazgeçmeyeceğim. Buralarda söylediğim her günden, bir sonraki sözümde daha güçlü bir iradeyle bunu söylüyorum.</p>

<p>Bu mücadelem şahsi bir mücadele değil, bu ülkenin gençlerinin hak ve özgürlükleri mücadelesidir. Beni ikna edemedikleri her gün, toplumu ikna edemedikleri her an biraz daha gerildiklerini biliyorum. Biraz daha azgın hırs ve ihtiraslara büründüklerini görüyorum. "Bir gerekçe daha icat edelim" diye gece gündüz çalıştıklarını biliyorum. "Bir suçlama daha ekleyelim, aile fertlerine ıstırap, işkence çektirelim" diye nasıl adi kararları aldıklarını görüyorum. Bu bir hakikat arayışı mıymış? Asla değil.</p>

<p>Hapiste unutulan kayınbiraderim var benim, biliyor mu- hapiste unuttular onu. Yargılamasını bile yapamıyorlar şu anda. Adamı uydurdular, hapse attılar ya! Bir beyanla hapse attılar adamı ya! Neymiş? Uyuşturucu kullanmış ve uyuşturucu temin etmiş. Testleri negatif çıktı, bu sefer adamı uyuşturucu tüccarı yaptılar, biliyor musunuz? Sonra tüccar yaptılar, dediler: ‘Konu Bodrum'undur’, mahkemeyi oraya yolladılar. Bodrum Mahkemesi ‘Aman aman’ dedi, ‘biz bunlara bakamayız’, Bakırköy'e yolladılar. O dedi ki: ‘Ben de bakamam’ dedi. Şimdi Yargıtay'da, adam yatıyor! Aileye, aileye saldırıyorlar, aileye! Utanç verici bunlar, utanç!</p>

<p>Çıkacak ne diyecek? ‘Ey devlet başkanları!’ Hani eskiden diyordu ya: ‘Ey Amerika! Ey Avrupa!’ Şimdi diyecek ki: ‘Ey devlet başkanları! Ne derseniz o. Ama bak ben böyle yapıyorum.’ Utanç verici! Tek sebebi var; koltuğu kendine ait zannediyor. Değil! Sana ait değil ya. Milletin oyuyla seçilirsin, seçilmediğin zaman da tıpış tıpış gidersin. Onun için bir adamın verdiği talimatla iptal edilen diplomam hakkında beni sorgularken ben de şunu sorguluyorum, söyleyeyim: Sizin diplomanızı kim koruyacak? Yarın verdiğiniz bu kararları kim koruyacak? Ne kadar geçerli olacak verdiğiniz kararlar? Kalıcı mı olacak zannediyorsunuz?”</p>

<p><strong> "İMAMOĞLU: BU DAVALAR BENİM ŞAHSİ MESELEM DEĞİL"</strong><br />
“Evet, bu çarpıcı tablo... Bu NATO günlerinde ben buradayım. Umarım benim söylediklerim, NATO mermer NATO kafa pozisyonunda birilerine çarpıp geri dönmüyordur. Bu millet hukuk devletini ve milli iradeyi kolay kazanmadı. Milli Mücadele'den Cumhuriyet'e kolay ulaşmadı. Yaşanan o kadar darbeden sonra yaralarını bir günde sarmadı. Bu millet bugünlere gelene kadar çok acı çekti. Çok acı çekti. Burada çok değerli büyükler, dostlar var. Her nesil bu ülkeye biraz daha fazla hukuk, biraz daha fazla özgürlük bırakmak için bedeller ödedi, ödemeye devam ediyor. Fakat geldiğimiz noktada ne yazık ki elimizde sıfır var" diyen İmamoğlu, savunmasına şöyle devam etti:</p>

<p>"Avrupa'da itibarımızın dip yaptığı yerdeyiz. Biz Avrupa'nın önemli bir parçasıyız. Biz Avrupa'da lider bir ülke olmak zorundayız. Liderlik nasıl olur biliyor musunuz Avrupa'da? Ve dünyanın başka ülkeleriyle... Orta Doğu'da... Orta Doğu'da lider olmalıyız. Uzak Doğu'da... Orada da liderliğimizi göstermeliyiz. Neyle olur biliyor musunuz? Demokrasiyle olur, adaletle olur, yaratıcılıkla olur, üretimle olur, kapasite arttırmakla olur. Gençlere ilham kaynağı olmakla olur. O zaman siz Orta Doğu'da bir kutup yıldızı olursunuz. O zaman siz Avrupa'ya ışık tutarsınız. Avrupa sizinle kol kola olur, yol yürür. Bu mümkün mü? Vallahi mümkün. Yani bu ülkede un var, şeker var, yağ var, her şey var. Kurban olurum bu ülkenin insanına; Türk'üne, Kürt'üne, Laz'ına, Çerkes'ine... Kurban olurum. Biliyorum, çocukluğumdan beri biliyorum, hiç yanıltmadı beni bu ülkenin güzel insanları.</p>

<p>Fakat sıfır noktasına bizi bir kişinin inadı getirdi, bir kişi! Bir kişinin koltuk ısrarı getirdi. ‘Bu koltuk bana aittir, kimseye vermiyorum’ deme huyu getirdi. Onun için bizler yalnızca kendi kuşağımızın değil, 150 yılı aşan anayasal ve demokratik bir dönemin emanetçileriyiz. Büyük emek var burada. Avrupa'da ‘Ben varım’ diyen birçok ülke daha 30-40 yıldır cumhuriyeti, demokrasiyi konuşuyorken biz 150 yıldır sandık mücadelesi veren topraklardayız.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu hakkında türlü kumpas senaryolarıyla kurgulanıp açılan davalar benim şahsi meselem değildir. Benim şahsi davalarım hiç değildir. Bu davalar millet iradesine, demokrasiye, Cumhuriyet'e, hukukun üstünlüğüne karşı açılmış bir savaşın yargıdaki tezahürüdür. Devletin vatandaşına verdiği sözün, sorumluluğun yerle bir edilmesidir. Mücadelemiz; hukukun siyasi iradeden bağımsız kalıp kalmayacağıdır. Sandığın gerçekten milletin iradesini yansıtıp yansıtmayacağıdır. Demokrasiyi, Cumhuriyet'i, sandığı, seçimi koruyup koruyamama meselesidir. Meseleye böyle bakmayan gitsin aynaya, bir yüzleşsin. Mesele büyüktür. Mesele çok büyüktür.</p>

<p>Bugün, işte tam da NATO zirvesi konuşulduğunda, dünyanın gözünün Türkiye'ye çevrildiği günlerde, 6 Temmuz'da Silivri'de 3 absürt kumpas davasının duruşması yapılıyor. Ama aslında duruşma yapılmıyor. Aynı zamanda kara düzenin, iktidarın kuklasına dönüştürülen, talimatla operasyonların her gün yapıldığı bir yargı sisteminin, ne yazık ki bu ülkenin başındaki zihniyetin, Erdoğan'ın gerçek yüzünün tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Ben böyle bir güne bir espri katayım; hukuksuzluk triatlonu var bugün Silivri'de.</p>

<p>İnsan hakkında kaç dava açıldığını saymakta bile zorlanıyor. Bugün burada, aynı anda, aynı binada bu davalarla muhatap olmayı tariflemek zor. Diploma, casusluk... Esas adı konmamış, kimi İBB diyor, İmamoğlu diyor, ben artık ona "Erdoğan'ı niçin 4 kez yendin ve bir kez daha yenebilirsin" davası diyorum. Veya İBB davası... Tabii, bir de burada hapishanelerin içine açıkçası, hemen yanı başımızda şöyle flaşını yaptılar; ‘Avrupa'nın en büyük duruşma salonunu yapıyoruz’ dediler. 1,5 milyar harcadılar. ‘Avrupa'nın en büyük…’ Ya bununla nasıl gurur duyulur, ben bilemedim yani. Çok utanç verici. Avrupa'nın en büyük duruşma salonu... 1,5 milyar harcadılar. Bir insanın gerçekten hakkında bu kadar dosya, bu kadar dava... Niye benimle ilgili böyle bir mesai yapılıyor, yazık değil mi? Tek bir cevabı var: Rakibinden çok korkuyor. Tek bir cevabı... Hakikaten saymakta zorlanıyorum."</p>

<p><strong>  İMAMOĞLU, REKTÖRLE KONUŞMASINI ANLATTI: “ZOR DURUMDAYIM BAŞKANIM”</strong><br />
Ekrem İmamoğlu, savunmasının devamında İstanbul Üniversitesi Rektörü Osman Bülent Zülfikar ile diploma iptalinden önce olan konuşmasını anlattı.</p>

<p>İmamoğlu, rektörün kendisine diploma iptalinden “Zor durumdayım" dediğini aktararak şöyle konuştu:</p>

<p>"Dünyanın demokrasiye inanan, güvenilirliği olan, öngörülebilirliği olan bütün devletleri, bütün itibarlı ülkeleri, o itibarlı ülkelerin başındaki insanlar… Bu yapılanları kesinlikle kabul etmesi mümkün değil. Çünkü kendi ülkesinde bunu kabul ettireceği tek bir yurttaş bulamaz. Utanç verici bir durum! Ne diyecek? "Muşlarla muşlarla İmamoğlu'nu 1,5 senedir hapiste tutuyorum, ben ne büyük liderim. Sen de aynısını yap. Rakibin varsa hemen git hapse at. Bir dahaki seçimde aday olacaksa onu da hapse at. Hatta ikinci olanı tehdit et, üçüncü fırsatı olanı onu da tehdit et, onu da hapse at. Varsa sizde öyle bir imkan bir de diplomasını iptal et. Hatta diploma konusunda ceza davası da aç. 18 yaşındaki Ekrem'i yargıla canım. 17 yaşında Trabzon'dan çıkmış, Kıbrıs'a gitmiş, 2 sene okumuş, derslerini vermiş Ekrem'in ben var ya sınavlarını yok saydım." Rektöre talimat verdim. Zaten rektör de bu hafta sonu dedi ki: "Ya üniversite, sınav şey, üniversiteden mezun oldunuz ama hepinizin elinde bebeklerinizi görmek isterdim. Ya vakit mi bulamadınız falan filan" diyen bir rektöre, diplomalarını iptal ettirdim bu adamın. Bunu anlatacak Erdoğan. İstanbul Üniversitesi'nin başındaki zavallıyı mı anlatacak?</p>

<p>Telefon açtım, dedim ki: "Bu bir namus, namus" dedim. "Bu devletin namusu. Gördüm" dedim, "Savcı ivedi iptal et diye sana talimat yazmış." Telefon açtı, telefonum yoktu, cevap verdi bana. "Çok zor durumdayım, bakıyorum başkanım." Ses tonu aynen böyle, tarif ediyorum size. Yazıklar olsun İstanbul Üniversitesi Rektörü. Bir de kalkmış, tıpta okumuş Türk gençlere diyor ki, okulu da yeni bitirmiş 22-23 yaşında genç kızlarımız, oğullarımız: "Bebekleri, işte yürüyerek ellerinde buraya gelmesini..." Kafayı mı yemiş bunlar, ben anlamadım ya. Sabah bir gazeteci söylüyor: "17 yaşında okula başladı, bunun 18 yaşında evlenmesi lazım. 2 yaşında ancak yürür" dedi bebek. Demek ki 20 yaşında doğsa, 22, şimdi de onu elinden alır getirir. Ha bunu mu demek istedi? Kafayı yemiş ya. Koca İstanbul Üniversitesi'nin Rektörü, 550 yaşında üniversitenin rektörü!</p>

<p>Onun iptal ettiği diplomamın, daha önce de yalan konuşarak iptal ettiği, daha önce de "Hayır, hiçbir şey yoktur" diye rapor verdiği diplomamın iptal edildiği, diplomamın ceza davasını görüyoruz. Ben buradaki yargı mensuplarının, Sayın Hakimin yerinde olmak istemem.”</p>

<p><strong> İMAMOĞLU’NDAN NATO TOPLANTISINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR</strong><br />
NATO Zirvesi'ne dair de konuşan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Beni dünyanın bütün demokratlarının duyduğuna inanıyorum. Bu, bu demokrasinin yok edilmesi mücadelesine karşı verdiğim mücadelenin bir insanlık meselesi olduğunu düşünüyorum. O bakımdan hakkımda verilecek gerçek hükmü kuracak tek vicdan da milletimin vicdanıdır. Tek vicdan! Millet ne derse o olur. Kimse onu aldatamaz. Zanneder ki aldattım. Tarih boyunca aldatamamıştır, er ya da geç… Bu nedenle, bu nedenle milletime konuşuyorum. Son sözü de zaten millet söyleyecek. Çünkü adalet, mahkeme salonlarında aranan bir hak değildir. İnanın adalet, adalet sabah dükkanını açan esnafın, çocuğunu okula gönderen annenin, ömrü boyunca çalışıp ancak karnını doyurabilen emeklinin, alın teriyle sınav kazanıp diploma alan bir gencin her gün farkında olmadan yaslandığı görünmez bir temeldir adalet. Ona yaslanır. Yaşamdır adalet, yaşamaktır. Nefes almaktır. Hayata tutunmaktır, var olmaktır adalet. Adalet, sadece hakimin ağzından çıkacak bir kelime, bir hüküm asla değildir.</p>

<p>Hukuk devleti yalnızca siyasetçiyi korumaz, gücü olmayanı korur. Devlet karşısında tek başına kalan vatandaşı korur. Eğer hukuk yalnızca güçlülerin işine yaradığında uygulanıyorsa artık orada hukuk değil, güç konuşuyor demektir. O asla hukuk olamaz. İşte biz, güçlülerin hukukundan yana değiliz. Sonuna kadar hukukun güçlü olduğu bir toplum, bir devlet varlığının yanındayız. Son nefesime kadar bunun mücadelesini vereceğim. İşte ben bugün yalnızca kendim için değil, bu ülkenin her bir vatandaşının; en doğudan batıya, en kuzeyden güneye her yurttaşımın, yeni doğmuş bebeğinden en yaş almış bireyine kadar herkesin hakkını savunma konusundaki mücadelemi veriyor ve onlar adına konuşuyorum.</p>

<p>Kıymetli ve aziz milletim, bu savunmayı ülkemiz açısından tarihe öneme sahip bir haftada da yaptığımın altını çizeyim. Evet, NATO toplanıyor yarın itibarıyla Ankara'da. Devlet ve hükümet başkanları Avrupa'nın güvenliğini, Ukrayna'daki savaşı, yeni güvenlik mimarisini konuşacaklar. Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının ön seçimde oy verdiği, -bunu zihinlerinize kazıyacaklar-, 15,5 milyon! Rüyasında göremez o 1150 odalı saraydaki insan, rüyasında! Koşarak, 15,5 milyon insanın oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. O insanların adayıyım. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu cumhurbaşkanı adayıyım. Dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden biri İstanbul'un rekor oyla, tarihin en yüksek oyuyla seçtiği Belediye Başkanı olarak burada, NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? "Çok güçlüyüm" mü diyecek? ‘Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım.’ Onlar da ‘Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!’ mi diyecek? Kendini aldatan bir garip."</p>

<p><strong>  İMAMOĞLU'NDAN "9 TEMMUZ" TEPKİSİ</strong><br />
İBB Davasında ilk celsenin 9 Temmuz’da bitirilmesine ilişkin kararı eleştiren İmamoğlu şunları söyledi:</p>

<p>“Yani ben İBB davasında sözüm ona ‘suç örgütü lideri’ olarak yargılanıyorum. Ve 1 kişiyi sıralamada benden sonraya yazmışlar. Önümüze kondu, hatta konmadı. Ben buna itiraz ettim, dedim ki: ‘Beni lütfen ilk dinleyin, ilk. İlk ben konuşmak istiyorum’ dedim, kabul etmediler. O zaman dedim ‘Ben en son konuşmalıyım.’ Kabul etti. Sayın yargıç kabul etti. Daha sonra ara savunma vardı. Aynı talebimi ilettim, kabul etti ve öyle savunma yaptım. Daha sonra arada bunu tekrar ettim, yine kabul etti. En son geçen hafta pazartesi dedim ki: ‘Sayın yargıç, sıra bana geliyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi, burada herkes savunmasını bitirdikten sonra benim savunma yapmam doğrudur. Çünkü ben bütün eylemlerden yargılanıyorum. Dolayısıyla herkesi dinledikten sonra cevap vermem doğrusudur.’ ‘Doğru’ dedi, ‘sorun yok’ dedi. Bir anda, bir anda perşembe sabahı ‘9 Temmuz'da duruşmalar bitecek, ilk celse bitecek ve ben ilk haline dönüyorum. En son kişi işte Fatih Bey olacak. Ondan önce Ekrem Bey'i dinleyeceğim. Zaman kalmasa da Fatih Bey Ağustos'a kalsın’ Allah Allah! 9 Temmuz, milat! Nedir? Bilmiyoruz. Göreceğiz!</p>

<p>Bu, yani bu hukuksuzluğu da yaşıyoruz. Açıkçası kalan sanıkların zamanını kısıtladı. Hatta bir arkadaşımızın avukatı daha savunmasının dörtte birini yapamadan hakkını kesti, attı. Umarım bugün düzeltir. Umarım, umarım. Yani hem Türk yargısı adına hem şahsı adına hem yüce milletimiz adına umarım düzeltir. Temennim o. Umarım o günü yaşanmamış kabul eder ve yine suhuletle bu sürecin bugüne kadar tamamlandığı gibi tamamlanmasına fırsat verir. Şimdi tabii itiraz hakkımı kullanmam sonrası beni salondan çıkardı. Benim avukatım dahil diğer avukatları da salondan çıkarttı. Hatta biz şu anda cezalı durumda görünüyoruz anladığım kadarıyla. Çünkü avukatımı bu sabah salona almama kararını devam ettirdi."</p>

<p><strong>İMAMOĞLU: "BU TELAŞI, BU ACELEYİ BENİM KABUL ETMEM MÜMKÜN DEĞİL"</strong><br />
"Şimdi geri mi aldılar? Ha, tamam. O zaman dualarımız bazen tutuyor işte. İnşallah diğer kararlarını da düzeltir. Temennim bu benim adıma değil. Vallahi benim adıma değil. İnanın her iyi adım, her iyi adım bu kutsal ülke, memleket, Türk yargısı huzurunda her iyi adım beni çok mutlu eder yani. Hani böyle mahcubiyetimi arttırır. Mahcubiyet derken, iyiliğin altyapısını oluşturduğu için memnun olurum, mutlu olurum yani. Görevini yapmış olur. Umarım, umarım.</p>

<p>Tabii bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da insaniyetle açıklanacak bir tarafı yok. Yaklaşık 4 aydır süren bir davanın sonuna gelmişken bu acele ve bu ısrarın da anlamı yok. ‘9 Temmuz'da bitireceğim’ demenin de bir anlamı yok. Gerçekten yok. Ben şimdi 5, 4 gündür dinliyorum. Kendilerini de uyardım. Dedim ki: ‘Bakın, bu mahkeme, huzurda bulunan bu süreçler bu mahkemede dahil, Türkiye'yi ilgilendiriyor, dünyayı ilgilendiriyor, demokrasiyi ilgilendiriyor.’ ‘Ya bize ne canım, bizi bir kişi ilgilendiriyor’ diyorsanız yanılıyorsunuz. O bir kişi çok önemli değil, 86 milyon önemli. O bir kişi keyifle izleyebilir olanı biteni ama 86 milyon keyifle izlemiyor. Ekonomi çakılıyor, millet bu ülkeye yatırım yapmıyor, insanlar bu ülkeye yatırım... Bu insanın, bu ülkenin insanı bile yurt dışına kaçıyor. Rekorlar kırıyorlar. Yani 60 milyar doları geçti yurt dışında yatırım yapan Türk şirketleri, 60 milyar dolar. Kaçıyorlar bu ülkeden. Ve yani 20-30 milyar doları bulmuştu 2000'lerin başı, yine bu iktidarın kurulduğu zamanlar yıllık bu ülkeye yapılan yatırım. Şimdi 100 milyon dolar gelmiyor bu ülkeye yılda. Utanç verici. Gelmez. Onun için sanmayın bu iş sadece o bir kişiyi ilgilendiriyor, sanmayın sadece bu ülkeyi ilgilendiriyor. Dünyayı ilgilendiriyor. Bu iş demokrasi meselesi.</p>

<p>O bakımdan bu telaşı, bu aceleyi benim kabul etmem mümkün değil. Beni saatlere sıkıştırmak değil, tam aksine bu kutsal, kutsalımız adalet, mülkün temeli, devletin temeli olan adalet bir sanığın, bir kendini ifade etmek zorunda olan kişinin sözünü kesmemeli. Yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına çok gölge düşmüş bir dönemde benim artık bu duvarlar arasında anlatacaklarımı dinlemeye niyetli ne yazık ki bağımsız ve tarafsız bir mahkeme göremediğim ve bunu yaşayamadığım için çok üzgünüm. Bu saatten sonra ben bütün savunmamı aziz milletime yapıyorum. Ve yüzüm de ruhum da kalbim de dilim de milletime dönüktür. Beni 86 milyon insanın duyduğuna inanıyorum.”</p>

<p><strong>  İMAMOĞLU: "HAKKIMDA İDDİANAME DÜZENLEYEN SAVCILARIN TAMAMI ÖDÜLLENDİRİLDİ"</strong><br />
“Hakkımda iddianame düzenleyen savcıların tamamı ödüllendirildi” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:</p>

<p>“Bir bakan değişti, ardından adalet mekanizmasının bambaşka bir yere evrilmesi sağlandı. Tarihte var mıdır bilmem? Mesela aynı iktidar döneminde bir bakan gidiyor, başka bir adalet bakanı geliyor, bütün kadrolar değişiyor, bütün kadrolar. Allah Allah! Yani at örneğin, işte AK Parti gitse, CHP gelse veya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı da burada, İYİ Parti gelse e bir bakanlıktaki kadroların değişmesi, yöneticilerin değişmesi normal olur. Şimdi bir bakan geldi, bütün kadrolar değişti, A'dan Z'ye. Bu nasıl bir şey? Bu nasıl bir örgütlenme? Ne için örgütleniyor? Neyin örgütü? Çok merak ediyorum. Mahkemeler artık doğal akışıyla değil, ne yazık ki sipariş usulüyle oluşturuluyor. Ve hiç çekinmeden, hiç imtina etmeden, hiç hesap vermeden... Zaten sistem artık bir otoriter sisteme dönmüş. Yani HSK bütün kadrolarıyla iktidar tarafından atanıyor. Başına bakan geliyor, siyasi bir yapı. Ve orada haftalık, hatta anlık, yani şuradaki diyalogdan bile birileri değişebilir yani. 1 saat sonra, 2 saat sonra değişebilir.</p>

<p>Yani şu uydurma, şu absürt iddianameyi yazan dahil hepsi ödüllendirildi. Hukuka bağlı kalmayı tercih eden -yani öyle düşünüyorum, çünkü sonuçlarını görmedim birçoğunun- 18 hakim değişti. Benim mahkemelerimde 18 hakim değişti, bu mahkemenin sayın hakimi dahil. Yani karşımdaki sayın hakim sonradan görevlendirilen hakim. Ben tabii ne giden hakkında bir fikrim var, ne gelen hakkında bir fikrim var. Giden hakkında da fikrim yok çünkü karar vermemişti, gelen hakkında da bir fikrim yok kararını göreceğiz. Dolayısıyla bu yer değiştirme, bu sürgün... Bu sürgün yer değiştirme şimdi bakıyorum cezaevlerine yansıdı, bazen bakıyorum kolluk güçlerine yansıyor. Üzüntüyle izliyorum bunları yani. Acayip bir durum. Bunlar da beni motive ediyor bu arada.</p>

<p>Bunları niye söylüyorum? Çünkü benim her devletin her kadrosuna saygım yüksek. Yani burada bulunan devleti temsil eden ama iddia makamı, ama yargı, ama kolluk gücü, ama kim olursa olsun içinde hangi vücudun olduğunu olduğuna bakmaksızın yüksek saygı duyan bir devlet terbiyem var benim. Ben öyle bir evladım yani, bu vatan evladıyım ben. Devlet terbiyesiyle büyüdüm. Ona yüksek saygıyla bakarım. Nereye kadar? Kişiliğini belli edene kadar. Ondan sonra onunla sonsuza kadar mücadele azmim de vardır, onu da söyleyeyim. Hiç kimsenin ayak izi kaybolmaz, herkesin ayak izi bellidir. Dolayısıyla böyle bir durumdayız. Hakimler değişti, heyetler değişti, mahkemeler değişti. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nu mutlaka mahkum etme iradesi. ‘Ekrem İmamoğlu'nu mahkum edeceğiz.’ Değişmeyen tek şey. Eee size zarar vermeyecekse su isteyeceğim.”</p>

<p><strong>Ekrem İmamoğlu’nun su istemesi üzerine hakim, “Elbette içebilirsiniz” diye yanıt verdi.</strong></p>

<p><strong>  İMAMOĞLU: "RAPORU GÖRSENİZ AĞLARSINIZ..."</strong><br />
"İki kıymetli Genel Başkanım burada. Tabii ki Sayın Özgür Özel'i saygıyla selamlıyorum. Sayın Karayalçın büyüğümüzün hürmetle ellerinden öpüyorum" diyen İmamoğlu, savunmasına şöyle devam etti:</p>

<p>"Makam aracı davası açıldı hakkımda. İlk defa açıklamak zorunda kalıyorum. Evet, ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve yargılanıyorum. Yani ben belediyenin arabasını kullanmadım, ne Beylikdüzü'nde ne Büyükşehir'de. Evet, açıklıyorum, ben makam aracımın benzinini de ben aldım, bakımını da ben yaptırdım, lastiğini de ben yaptırdım. Yani makam aracı 12 yıl boyunca kendi arabamı kullandım ve benim hakkımda dava açıldı. Niye biliyor musunuz? Makam aracını ne var Beylikdüzü'nde deyince minibüs getirdiler. Fahiş bir fiyatı var aylık kirası. Aynısından benim de var. Yani bugünün parası 300-400 bin lira aylık kirası. Dedim ki yazık günah, benim arabam var, ben arabamı kullanayım. Dediler olmaz, yani firmanın arabası belediye.</p>

<p>E bir protokol yapın, protokol yaptılar. Protokol sadece Ekrem İmamoğlu kendi aracını tahsis ediyor belediyeye. Masraflarını da kendi karşılıyor. Ama çok enteresan bir şekilde şöyle bir aksilik olmuş, arabama iki defa benzin almışlar belediyenin hesabından, bir defa da lastik almışlar. Bu sonradan tespit edilmiş. 2022'de o dönemin İçişleri Bakanı "Ekrem hakkında bir şey bulun" diye 2 ay, 3 ay Beylikdüzü Belediyesi'ne teftiş yolladılar. Burada buldukları para üzerinden benim hakkımda dava açtılar. Ama esasen bunu öğrenince arkadaşlarım faiziyle de 400 küsur bin lirayı geçen sene, 2025 yılında benim firmam yatırmış belediyeye, Beylikdüzü Belediyesi'ne. Ona rağmen dava açtılar. Eylül'de duruşmam var.</p>

<p>Evet, ben kendi adıma makam aracı olarak ne aileme, ne eşime, ne kızıma, ne oğullarıma, ne kendime belediyeden araba tahsis etmedim. Kendi arabamı kullandım. Ailemin şoförü aileme şoförlük yaptı. Ben kendi arabamı kullandım, masrafımı karşıladım. Bundan dolayı dava açıldı. Ve daha da ilerisi geçenlerde şantiyeme, şantiyelerime öyle bir saldırı yapıldı ki, aile şantiyelerime yani aile firmamdan, 8 tane belediye görevlisini tutukladılar biliyor musunuz? Şu an 12 kişi tutuklu. Ailemin firmasının mühendisini tutukladılar. Niye biliyor musunuz? Ne kaçak kat var, ne büyük kurulmuş bir bina var, ne kaçak bir bina var. Bir de bu yandaş terbiyesiz medya 2.2 milyarlık rant diye başlık attı. Ve 6 tane gariban memur hapiste. Dördünün tutuklandıktan 2 gün sonra üniversite sınavına çocuğu girecek. Ne biliyor musunuz? Efendim, 3 sene önce yapıldığında çatı arasındaki oda 3.90 yerine 4.40'a çıkartılmış ölçüsü çatı içinde. Balkona kapı buradanmış da bir de buradan açılmış. Binanın cephesinde gölgelik yapılmış. Raporu görseniz ağlarsınız.</p>

<p>Ve bundan bir, bir bölümü için de kendi raporda da yazıyor. Diyor ki: 'Fahiş bir ceza da kesmiş' diyor, ‘Beylikdüzü Belediyesi Ekrem İmamoğlu'na.’ Ama diyor ‘Olsun, tadilat ruhsatıyla da bunları düzeltmiş firmam.’ Düzeltmiş, bunlar 4 sene önce, 3 sene önce biten işler. Buradan 12 insan tu-tuk-lu! Yaklaşık 1 aydır tutuklu. Ne bir kat bina fazla, ne bir kat, 1 metre daha büyük bir bina var. 7-8 tane memur tutuklu. İktidara yakın bir projeyi çizen mimar serbest, iktidara yakın olmayan bir başka projemi çizen mimar o da tutuklu. Rezalet! Bunları yaşıyoruz. Rezalet! Bu rezaleti şunun için anlatıyorum, bu davanın konusu da rezalet. Bu, tam bir rezalet. Çünkü bu, bu ülkede gerçekten yargı bağımsızlığı yerle bir olmuştur. Adeta yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmamıştır."</p>

<p><strong>İMAMOĞLU: 12 YILDIR MAKAM ARACI OLARAK KENDİ ARACIMI KULLANDIM</strong><br />
Hakkında çok sayıda dava açıldığına, bunlardan birinin de makam aracıyla ilgili olduğunu söyleyen İmamoğlu, "Ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım. Ve yargılanıyorum! Yani ben belediyenin arabasını kullanmadım, ne Beylikdüzü'nde ne büyükşehirde. Benzinini de ben aldım, bakımını da lastiğini da ben yaptırdım. 12 yıl boyunca kendi arabamı kullandım ve benim hakkımda dava açıldı" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İmamoğlu şöyle konuştu:</strong></p>

<p>"15 davanın içinde çok ilginç davalar var. Mesela ahmak davası. Şimdi burada bunu dünyada herhangi bir ülkeye gitsek anlatsak, saatler sürse anlatamayız yani. Ahmak davası, casusluk davasını anlatamayız. E içinde bulunduğumuz duruşma salonunda diploma davasını da anlatamayız yani. Kurultay davasını hiç anlatamayız. Yani gerçekten anlaması da mümkün değil. Yani ben ona da muhatabım. Bir defa SEGBİS ile katıldım. E çok ilginç davalar var. Geçenlerde bir belediye başkanına hakaret davası. İki defa hakkımda beraat veriliyor, ısrarla getireceksiniz diyor hakim. Ben giderken 60 kilometre gittik, araba bozuldu. Savcılığın talimatı var geri dönmemiz isteniyor dendi.</p>

<p>60 kilometre gittikten sonra bozuk arabayla 60 kilometre geri geldik. Halbuki 50 kilometre sonra Anadolu Adliyesinde olma imkanımız vardı. Böyle işlerle uğraşıyoruz. ‘Ne oluyor Ekrem, yani canın sıkılıyor mu?’ Elbette üzülüyorum, kızıyorum. Ama nasıl bir şeydir? Kızgınlık, öfke bir gün sonra acayip bir motivasyona dönüyor. Yani tarif edilemez. Yazdığım metinlere bile ben şaşıyorum yani nasıl çıktı bunlar zihnimden diye o anda. Yani topluma aktardığım duyguların, düşüncelerimin bile böyle sıçrama gösteriyor yani kendiliğinden köpürüyor. Çok ilginç bir şey var burada. Yeni bir dava bu da. Beylikdüzü makam aracı davası var. Benim bir tane makam aracı davası açıldı."</p>

<p><strong> İMAMOĞLU: "MAHKEMELER SİPARİŞ ÜZERİNE OLUŞTURULUYOR"</strong><br />
Ekrem İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in göreve gelmesinden sonra tüm kadroların değiştirildiğini söyledi ve "Mahkemeler sipariş üzerine oluşturuluyor. Hukuka bağlı olmayı tercih eden 18 hakim değişti. Bu mahkemenin sayın hakimi de dahil. Karşımdaki hakim sonradan gelen hakim" dedi.</p>

<p><strong> İMAMOĞLU SAVUNMASINA BAŞLADI: BENİM BÜTÜN DAVALARIMA İMAMOĞLU DAVALARI DENEBİLİR</strong><br />
Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu'na uzanıp elini öptü.</p>

<p>Duruşmayı takip eden yabancı heyete, "Thank you for your support" diyerek teşekkür etti. Özgür Özel'e ise "Genel başkanım hoş geldiniz" diyerek seslendi ve savunmasına başladı.</p>

<p>"Aziz milletime sesleniyorum" diyen İmamoğlu, bu sabah başka bir salona uğradığını ve sadece bugün 3 davayla karşı karşıya olduğunu ifade etti. İmamoğlu ayrıca, "Benim bütün davalarıma İmamoğlu Davaları denebilir, demokrasi mücadelesi davaları da denebilir, 20'yi aşkın davam var" dedi.</p>

<p><strong>İmamoğlu savunmasında şunları söyledi:</strong></p>

<p>"Evet, buradan aziz milletime sesleniyorum: Her şeyden önce demokrasi mücadelesi verdiğimin ve demokrasinin yanı sıra aynı zamanda kararlı bir şekilde adalet ve Cumhuriyet mücadelesi verdiğimin altını çizerek sözlerime başlıyorum. Gerçekten bugün burada, bu ortamda, bu binada çok ilginç bir gün yaşıyoruz. Bu sabah bir başka duruşma salonuna kısa bir uğradım, oradan bu salona geldim. Çünkü aynı binada üç duruşmayla karşı karşıyayım. Tabii adım adım çökertilen bir hukuk düzeninin olduğunu, teslim alınan yargıyı ve millet adına karar vermesi gerekirken, ne yazık ki bir avuç siyasi muhterisin iradesine teslim edilmek istenen adalet sistemini milletimizin vicdanına anlatmak için buradayım. Benim bütün duruşmalarım bir bütün halinde yorumlanabilir. Hepsine birden ‘İmamoğlu davaları’ da denebilir, ‘demokrasi mücadelesi davaları’ da denebilir.</p>

<p>1,5 yılda icat edilen, hatta uydurulan 20, belki 20'nin üzeri davaya muhatabım. Arkadaşlarım, sadece ceza davalarını çıkardılar, ceza davası şeklinde tariflenen davalarım 15 adet oldu. Ama dediğim gibi, işte diplomayla ilgili, iptaliyle ilgili benim başvurumla yürüyen dava ve diğerlerini kattığımızda 20'yi aştığını tahmin ediyorum. Yani “tahmin ediyorum” cümlesi kesin kanaat olarak da yorumlanabilir bu mahkemeler tarafından ya da iddia makamı tarafından; çünkü benim 4000 sayfalık İBB davasında ‘tahmin ediyorum’, ‘duymuştum’ şeklinde binlerce kez tekrar edilen kanaatlerle bir iddiayla karşı karşıyayım yine bu binada, bir başka duruşma salonunda. Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Dünyada bir örneği var mıdır? Açıkçası bilmiyorum, herhalde yoktur diye düşünüyorum."</p>

<p>Bu süreçlerin ardından “sağlığım da moralim de çok iyi” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:</p>

<p>“Yani çok çok iyiyim. Allah'a şükürler olsun. Kararlılığımın her geçen gün daha da arttığını ifade edeyim. Yani bugün bu sabah buraya gelişimin içerisindeki maceralar bile beni güçlendiriyor. Yani cezaevinden çıkarken yanıma yedek bir fanila ve yedek bir gömlek almak için mücadele vermek de beni diri tutuyor. Onları almak için bir saat onun kavgasını vermek de diri tutuyor. E buraya geldikten sonra o duruşma salonuna mı bu duruşma salonuna mı ya da avukatımla bir 10 dakika görüşeyim derken ayaküstü 5 dakika görüşmeme fırsat verilme mücadelesi içinde olmak da beni çok diri tutuyor. Rabbime şükürler olsun. Herhalde öyle doğdum, dünyaya öyle geldim, bilmiyorum nasıl bir genetiktir. Belki doğduğum yöreden, belki anacığımdan, babacığımdan bir şekilde hayatta beslendiklerimden böyle bir dünya, böyle bir yaşamın içerisindeyim.”</p>

<p><strong> "CUMHURBAŞKANI İMAMOĞLU" SLOGANLARI</strong><br />
Ekrem İmamoğlu ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başlıyor. İmamoğlu, salona girerken "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganlarıyla karşılandı.</p>

<p><strong> İMAMOĞLU, DİPLOMA DAVASININ GÖRÜLECEĞİ SALONDA</strong><br />
Ekrem İmamoğlu, ilk olarak "casusluk" davası için Silivri’deki 4 no’lu duruşma salonuna geldi.</p>

<p>İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan, Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün de salona getirildi.</p>

<p>Mahkeme Heyeti’nin de gelmesiyle duruşma başladı. Savunmalara geçilmeden önce İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir söz aldı.</p>

<p>Demir, “Ekrem Bey’in 2 davası daha var. Saatler çakıştı” dedi ve İmamoğlu’nun öncelikli olarak diğer salonda görülecek olan “diploma” davasına katılma talebini iletti.</p>

<p>Mahkeme Başkanı talebi kabul etti. İmamoğlu duruşma salonundan ayrıldı, “diploma” davasının görüleceği salona geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cumhuriyet</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/imamoglu-diploma-davasinda-rektor-ile-konusmasini-anlatti-zor-durumdayim-baskanim</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/imamoglu-diploma-2.jpg" type="image/jpeg" length="72306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NATO Zirvesi'ne özel 5 TL basıldı!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/nato-zirvesine-ozel-5-tl-basildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/nato-zirvesine-ozel-5-tl-basildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi anısına özel tasarlanan 5 liralık madeni parayı tedavüle çıkardı. İlk etapta 100 bin adet basılan paranın üretiminin zirve süresince 500 bine ulaşması planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen 36. NATO Liderler Zirvesi için Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından özel tasarımlı 5 liralık hatıra madeni para hazırlandı.</p>

<p>Günlük hayatta kullanılabilecek şekilde üretilen para, mevcut iki metalli (bimetal) 5 liralık madeni para formatında basıldı.</p>

<p>Paranın ön yüzünde NATO logosunun yanı sıra zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin grafik çizimi ile etkinliğin tarihi ve düzenlendiği yer bilgileri yer alıyor. Arka yüzünde ise halen tedavülde bulunan 5 liralık madeni paranın tasarımı aynen korundu.</p>

<p><strong>500 BİN ADET ÜRETİLECEK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darphane'nin planlamasına göre özel tasarımlı paradan ilk etapta 100 bin adet üretildi. Zirve boyunca yapılacak ilave basımlarla birlikte toplam üretim miktarının 500 bine çıkarılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu özel basımla hem 36. NATO Liderler Zirvesi'nin anısının yaşatılması hem de vatandaşların günlük alışverişlerinde kullanabilecekleri hatıra niteliğinde bir madeni paranın dolaşıma kazandırılması amaçlanıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/nato-zirvesine-ozel-5-tl-basildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/nato-hatira-parasi.png" type="image/jpeg" length="28964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump, Anıtkabir'e gitmiyor!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/trump-anitkabire-gitmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/trump-anitkabire-gitmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO zirvesine katılacak olan ABD Başkanı Donald Trump'ın resmi programı açıklandı. Başkent'i ziyaret eden devlet başkanlarının Anıtkabir'e ziyaret gerçekleştirmesi köklü bir diplomatik teamül olsa da paylaşılan programa göre Trump, son anda bir değişiklik yapılmaması halinde Ata'nın huzuruna çıkmayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da aylardır devam eden hazırlıkların ardından merakla beklenen 36. NATO zirvesi yarın başlayacak.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın beraberinde bini aşkın kişi ile Ankara'ya yapacağı ziyaret sırasında uygulanacak resmi programı da kesinlik kazanırken, Trump'ın Anıtkabir'e ziyaret gerçekleştirmeyeceği öğrenildi.</p>

<p>Diplomatik nezaket gereği Türkiye'ye resmi ziyaret düzenleyen devlet başkanları, ilk olarak Anıtkabir'e giderek Ulu Önder Atatürk'ü ziyaret etmekte.</p>

<p>Bugüne kadar söz konusu diplomatik protokolün yalnızca Suudi Arabistan ve İran gibi devletler tarafından ihlal edilmesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'ın da Ankara'ya iniş yapmasının ardından ilk iş olarak Anıtkabir'e ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyordu.</p>

<p><strong>DEVLET BAŞKANLARI ANITKABİR'E GİTMEYECEK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump'ın paylaşılan resmi programında Ankara'da geçireceği iki gün boyunca saat saat yapacağı görüşmelerin detaylarına yer verilirken, programda Anıtkabir ziyaretinin olmaması dikkatlerden kaçmadı.</p>

<p>Öte yandan diğer devlet başkanlarının da Anıtkabir'e götürülmeyeceği öğrenildi. Yalnızca NATO üyesi ülkelerin daimi temsilcileri ve NATO Genel Sekreterliği'nin üst düzey yetkililerinden oluşan heyet bugün Anıtkabir'e ziyaret gerçekleştirecek.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 07 06 124643" class="detail-photo img-fluid" height="855" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-124643.png" width="707" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/trump-anitkabire-gitmiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-124654.png" type="image/jpeg" length="10648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz basını NATO Zirvesi için bu kareyi seçti!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ingiliz-basini-nato-zirvesi-icin-bu-kareyi-secti-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ingiliz-basini-nato-zirvesi-icin-bu-kareyi-secti-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi uluslararası basının ilgisi Türkiye'ye çevrildi. İngiliz gazetesi Financial Times, zirve haberinde kullandığı fotoğrafla sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne hazırlanırken, dünyanın önde gelen medya kuruluşları da zirveye ilişkin haberlerini yayımlamaya başladı.</p>

<p>İngiltere'nin saygın gazetelerinden <i>Financial Times</i>, gelişmeyi "NATO liderleri Ankara'da kritik bir toplantı için bir araya geliyor" başlığıyla okurlarına duyurdu.</p>

<p>Ancak haberde kullanılan fotoğraf, zirvenin içeriğinden çok seçilen kare nedeniyle dikkat çekti.</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYADA GENİŞ YANKI UYANDIRDI</strong></p>

<p>Gazete, haberinde Ankara'da zirve güvenliği kapsamında yerleştirilen NATO bariyerlerinin önünden yürüyen çarşaflı kadınların yer aldığı fotoğrafı tercih etti.</p>

<p>Söz konusu kare, haberin yayımlanmasının ardından sosyal medya platformlarında kısa sürede gündem olurken, <i>Financial Times</i>'ın Türkiye'yi bu görüntüyle uluslararası kamuoyuna sunması farklı değerlendirmelere neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fotoğrafın paylaşılmasıyla birlikte çok sayıda kullanıcı seçilen kare üzerinden görüşlerini dile getirirken, haber uluslararası basının Türkiye'ye bakışını yeniden tartışmaya açtı.</p>

<p><img alt="" height="408" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/07/financial-times.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ingiliz-basini-nato-zirvesi-icin-bu-kareyi-secti-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/u8-ea3-f-b-l.jpg" type="image/jpeg" length="75062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Japon uzmandan Çanakkale uyarısı! "Deprem riski var"]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/japon-uzmandan-canakkale-uyarisi-deprem-riski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/japon-uzmandan-canakkale-uyarisi-deprem-riski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin aktif deprem kuşağında yer aldığını belirterek Çanakkale için dikkat çeken uyarılarda bulundu. Moriwaki, "Hemen şimdi olacak diyemeyiz ama risk var. Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem gerçeğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, özellikle Çanakkale'nin bulunduğu bölgenin sismik açıdan dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Moriwaki, alınacak önlemlerin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çanakkale'nin geçmişte büyük depremler yaşadığına dikkat çeken Moriwaki,<i> "Çanakkale 1912'de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabii hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var. Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi." </i>dedi.</p>

<p>Son dönemde yeni fay hatlarına ilişkin yapılan açıklamaların kamuoyunda endişe oluşturduğunu belirten Moriwaki, bunun deprem riskinin arttığı anlamına gelmediğini söyledi.</p>

<p><i>"Hocalar yeni keşifleriyle fay hatlarının fazla olduğunu söylüyor. Evet böyle ama Japonya'da bakıldığında da mutlaka fay hattı sayıları artıyor. Bunlar yeni de olabiliyor, önceki fay hatlarının bölünmüş kolları da olabilir. Bu hocaların bu konuları bulup haberleştirmesiyle deprem riski arttı mı diye sorarsanız hayır derim. Teknolojinin gelişmesiyle görebildiğimiz fay oranları arttı."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"BİNANIN YÖNÜ DEĞİL, SAĞLAMLIĞI ÖNEMLİ"</strong></p>

<p>Kentsel dönüşüm çalışmalarına da değinen Moriwaki, deprem güvenliğinde en önemli unsurun yapıların dayanıklılığı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Türkiye'deki uygulamalarla Japonya'daki sistemi karşılaştıran Moriwaki, riskli yapıların dönüştürülmesi konusunda daha hızlı adımlar atılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p><i>"Kentsel dönüşüm devlet ve belediye tarafından yapılmaya çalışılıyor. Ama Japonya'ya baktığımızda depremde zarar gören bir bina hemen mühürleniyor. Japonya'da tek tarafın kararı ile mühürlenirken Türkiye'de 2 tarafın yüzde 50 yüzde 50 imkanı var. Kentsel dönüşüm için sadece devlet ve belediye değil vatandaşlara da yardım yapmak lazım."</i></p>

<p>Vatandaşların bina tercihinde önceliği güvenli yapılara vermesi gerektiğini dile getiren Moriwaki, <i>"Ben de Japonya'da eski bir evde yaşadım. Eskiden güney tarafa bakıyordu şimdi doğu tarafına bakıyor ya da metrekare küçülebiliyor. İleride büyük deprem geldiğinde sıkıntı var ama bina sağlam; bunu herkesin kabul etmesi gerekiyor."</i> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/japon-uzmandan-canakkale-uyarisi-deprem-riski-var</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/moriwaki-2.webp" type="image/jpeg" length="39294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Casusluk davasında tutukluluğa devam talebi! İşte Merdan Yanardağ'ın savunması]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-imamoglu-dahil-tum-saniklar-hakkinda-tutukluluga-devam-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-imamoglu-dahil-tum-saniklar-hakkinda-tutukluluga-devam-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün Silivri'de üç ayrı salonda hakim karşısında olacak. Casusluk davasında İmamoğlu dahil tüm sanıklar hakkında tutukluluğa devam talep edildi. Aynı davada TELE1'in eski Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ da yargılanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de üç farklı davanın duruşmasına katılıyor. İmamoğlu; "siyasal casusluk suçlamasıyla açılan dava, diploma davası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik ana davada hakim karşısına çıkıyor. Bugün İBB davasında 62., casusluk davasında 2. gün. Diploma davasında ise 5. duruşma görülüyor.</p>

<p><strong>"DEMOKRASİYİ SAVUNUYORUM"</strong><br />
Yoğun yargı süreci öncesinde sosyal medya hesabından paylaşım yapan İmamoğlu, "3 dava tek cümle... Demokrasiyi savunuyorum" ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p><strong>CASUSLUK DAVASINDA TUTUKLULUĞA DEVAM TALEBİ</strong><br />
Mahkeme başkanının tanık beyanına ilişkin görüşünü sorduğu savcı, bir diyeceği olmadığını belirtti. Ardından dosyaya dair görüşü sorulan savcı, delil toplama işlemlerinin tamamlanmadığını vurgulayarak tutukluluk halinin devamını ve kuvvetli suç şüphesi nedeniyle müzekkere cevaplarının beklenmesini talep etti.</p>

<p><strong>MERDAN YANARDAĞ’IN ASİSTANI TANIK LALE UĞUZAY BEYANI - MERDAN YANARDAĞ SORUYOR</strong></p>

<p><strong>Hâkim:</strong> (Kimlik tespiti ardından) Sanıklardan hangisini tanıyorsunuz? Dört tane sanık var.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Merdan Yanardağ'ı.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Diğer sanıkları da şahsen tanımıyorsunuz.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Evet.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Bir akrabalık var mıdır Merdan Yanardağ ya da diğerleriyle?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Yok.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Doğru söyleyeceğinize namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin eder misiniz?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Yemin ederim.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Şimdi konuyla ilgili olarak soruşturma safhasında verdiğiniz herhangi bir ifade yok. Sanık Merdan Yanardağ müdafi hazır etti sizi. Konuyla ilgili bilginizi, görgünüzü alacağız. Beyanınızı buyurun.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Merdan Yanardağ'ın asistanlığını yaptığım için, ona en yakın kişi ben olduğum için tanık gösterilmişim, o yüzden buradayım.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Ne iş yapıyorum dediniz, Merdan Yanardağ'a?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Asistanıyım.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Evet, devam edebilirsiniz.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Şimdi bu, Hüseyin Bey tarafından para aldığı iddia ediliyor. Şimdi bizim işleyişimiz şöyle: Merdan Bey zaten sürekli telefon aldığı için basından ve telefonlardan, biz bu böyle şeylere çok dikkat ediyorduk. Binanın dışında bir güvenlik görevlimiz var. O zaten çalışanların haricinde yabancı birisi geldiği zaman asansörle kendisi yukarıya çıkartıyor. Yukarıda da iki tane güvenlik görevlimiz var. Oradan benim odamın mesafesi bayağı uzun. Önce bana gelmeleri gerekiyor Merdan Bey'e ulaşmaları için. Yani böyle bir şeyin olduğu mümkün değil. Yani randevusuz kimse giremez oraya yani.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Kimse sizden, bilginiz dışınızda Merdan Yanardağ'a ulaşamaz mı diyorsunuz?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Ulaşamaz. Randevuyla gelirse ben bilgi veririm, almak isterse kendisi alır içeriye.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Bağış işlemlerinde nasıl bir yol izleniyor, varsa?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Bağış işlemleri şöyle: İzleyici, sponsorluk adı altında zaten şirketin bir IBAN numarası var. Yatırmak isteyenler oraya yatırıyorlar açıklamayı yazarak. Daha sonra elden vermek isteyen çok nadir kişiler oluyor şöyle; kitap satışlarımız oluyor bir içeride, Merdan Bey'e gelen misafirlerden bazıları kitap imzalattırmak istiyorlardı, biz onları bile makbuz karşılığında muhasebeye yönlendiriyorduk.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Ekleyeceğiniz başka bir şey var mı beyanınıza?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Ekleyeceğim bir şey yok. Ben Merdan Bey'in 8 yıldır yanında çalışıyorum, herhangi bir böyle bir şeye şahit olmadım. Böyle bir şey yaptığını da düşünmüyorum.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Bu ismi geçen Berkay Yağlıcı, onu tanır mısınız?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Onun ismini duydum. İsim kim olduğunu bilmiyordum. Pandemiden önce Seher Hanım'la birlikte gelmiş ama ben kim olduğunu bilmiyorum. Onlar zaten içeriye giremezler, aşağıda beklerler. Yukarıda asansörün oraya kadar bırakırlar, sonra aşağıda bir güvenlik görevlisinin orada beklerler.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Tamamladıysanız, ekleyeceğiniz bir husus yoksa beyanınızda...</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Ekleyeceğim bir şey yok, hayır.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Tanığa sorusu olan varsa alabiliriz. Belki Merdan Yanardağ müdafileri ya da Merdan Yanardağ... Mikrofon açık mı avukat bey?</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ Müdafii Bilgütay Hakkı Durna:</strong> Şimdi sonuçta savunma tanığı olarak göstermemiz, esasen oradaki işleyişi mahkeme nezdinde de netleşmesi açısındandı. O açıdan ek katkı sağlaması açısından şöyle bir sorumuz var: Merdan Bey'in günlük çalışma programına dair; gelme saati, o geldikten sonraki yaptığı faaliyetler vesaireye yoğunluk, seyreklik, buna dair bir şahitliğiniz dair sorumuz var.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Genel olarak diyorsunuz avukat bey?</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ Müdafii Bilgütay Hakkı Durna:</strong> Evet, yani günlük rutini nasıldır Merdan Bey'in kanaldaki, anladınız mı soruyu?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Anladım. Merdan Bey zaten öğleden sonra gelir, evden çalışıyor çünkü bazı işlerini. Geldikten kısa bir süre sonra zaten haber toplantısı başlar. Çok yoğun bir haber merkezinden girip çıkanlar falan oluyor. İşte konuklar geliyor, konuklar konuk odasında bekliyorlar. Görüşmek isteyen, 5 dakika bir selam vermek isteyen gelirse selam verir, gider. Ama çok yoğun, öğleden sonra çok yoğun gerçekten. Yani bir dışarıdan bir konuk falan ya da konukların haricinde bir misafir alamıyoruz, çok nadir.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ Müdafii Bilgütay Hakkı Durna:</strong> Her öğleden sonra çok yoğun geçiyor.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Çok yoğun geçiyor. Tüm akşam haberlerine falan hazırlanılıyor, bayağı bir yoğun geçiyor.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Başka sorunuz var mı?</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ Müdafii Bilgütay Hakkı Durna:</strong> Teşekkür ederim.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Merdan Yanardağ'ın sorusu var.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Bu Berkay Yağlıcı. Ben zaten adını bu dosyada öğrendim. Sen Seher Hanım'ın şoförü olduğu için gördüğünü söylüyorsun. Onun iddiası şu; elden getirip bana kendisi elden iki kere zarfla para verdiğini iddia ediyor. Böyle bir şey mümkün mü?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Hayır, ben sadece Seher Hanım'ı bir kere geldiğini görmüştüm o da pandemiden önce.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Yani benim odama birine refakat eden bir şoförün ya da bir başka birinin girmesi mümkün değil. Peki, bana bu tip kitap ya da evrak getirenler doğrudan veriyor mu?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Hayır. Önce danışmaya geliyor.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Güvenlik için o araştırılıyor, bakılıyor. Zarf olursa açılıyor.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Evet, ben açıyorum.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Yani dolayısıyla danışmayı, güvenliği ve seni aşarak bana gelmesi mümkün değil.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Mümkün değil.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Berkay böyle bir şey getirdi mi?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Yani net tam o ismi hatırlamıyorum. Getirdiyse bile böyle para olarak bir şey görmedim ben. Zarf getirdiyse de onun da içinden öyle para falan çıkmamış. Olsa söylerdim ya da muhasebeye yönlendirirdim.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Yani sen böyle bir şeyi teslim almadın.</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Hayır.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Birinin doğrudan bana verme imkânı var mı böyle bir şeyi?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Hayır yok. Hatta şöyle bir şey diyebilirim. Merdan Bey'e işte bazen emekli öğretmen ya da çok yurt dışından gelen birileri kitaplarına ulaşamadığı için kitap imzalatmak isterler. Para vermek ister, o zaman bile beni çağırır muhasebeye yönlendir ve makbuz keseriz onunla mutlaka.</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Kitap parası için. Tamam.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Sizin yokluğunuzda? Mesela siz izindesiniz mesela?</p>

<p><strong>Lale Uğuzay:</strong> Şimdi o dönemde benim izinde olmam mümkün değil, zaten seçim dönemi falan, ben 8 yıldır belki 10 gün izin almamışım.</p>

<p><strong>Hâkim:</strong> Başka sorunuz yoksa…</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Hayır, teşekkür ederim.</p>

<p><strong>MERDAN YANARDAĞ'IN SAVUNMASI</strong></p>

<p>Tahliye talebi kapsamında bazı tekrarlar yapmamız gerekiyor. Yarın Ankara'da NATO Zirvesi yapılacak. Kadere bakın ki bu NATO'cular, bu ülkenin yurtseverlerini casuslukla suçluyorlar! NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Varlık gerekçesi ortadan kalktığı hâlde böyle bir örgütün sürdürülmesine gerek yoktur. Böyle bir zirveye Türkiye'nin ev sahipliği yapması bir gurur değil, ancak utanç kaynağı olabilir. Böyle bir iktidar kalkıyor, hayatını emperyalistlere karşı mücadeleyle geçiren insanları casuslukla suçlamaya yelteniyor.</p>

<p>Gazze'deki soykırım suçunun arkasındaki asıl güç Trump ve oligarşi değil midir? İran saldırısının arkasındaki güç ABD ve Trump değil midir? Ali Hamaney'i bir haydutluk girişimiyle katledenlerin bu ülkede büyük bir coşkuyla karşılanması utanç vericidir. Doğu Bloku dağıldığı hâlde NATO neden hâlâ var? NATO’yu Ankara'da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. NATO, kendi varlık gerekçesini Ankara'da yeniden tanımlamak niyetinde ve buna ev sahipliği yapılıyor.</p>

<p>Geçen duruşmada da belirttim; bu davanın iki temel amacı vardı: Birincisi TELE1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmak; ikincisi ise seçimleri lekeleyerek, bu seçimlerin aslında hiç yapılmamış, yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonuç değil, casuslukla elde edilmiş bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bunun iktidarın acizliği olduğunu düşünüyorum çünkü iktidar tarihsel ömrünü tüketmiştir. Bu iddianamenin birer yalandan ibaret olduğunu sizler de görüyorsunuz.</p>

<p>Tamamen siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. Bu, bir suçüstü belgesidir. Bu iddianame tarihe düşülmüş bir nottur ve ileride birilerinin karşısına delil olarak çıkacaktır. Temel yurttaşlık hakları nasıl suç olarak nitelendirilebilir? Ekrem İmamoğlu'nu seçimlerde desteklemek ne zamandan beri suç sayılmaktadır? Oy vermek ne zamandan beri bir suçtur? Yurttaşlık hakları, oy verme hakkı, bir siyasi partiye üye olma yahut onu destekleme hakkı suç diye nitelendiriliyor. İfadeye bakın: <i>"Ekrem İmamoğlu'na seçimi kazandırmak..."</i> Bu nasıl bir suç olabilir?</p>

<p>Bu iddianamenin son paragrafı, iddianamenin kendisini deşifre etmekte ve açık bir yalanla başlamaktadır. Hüseyin Gün'ün ifadesinde yer almayan bir bölümü, sanki ifadesinde varmış gibi göstermişler. Bir casusluk örgütünün medya ayağı olduğumu iddia eden bir ifadeden bahsediliyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef yapmıştır. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yoktur. Soruyorum, var mı Hüseyin Gün? (Yok.)</p>

<p>Bu iddianame somut bilgileri ve belgeleri gizlemektedir. Eşimin kardeşinin şirketi MASAK'a sorulmuş. Burası aslında iki ortaklı bir şirkettir ve 2008 yılında kurulmuştur. 2008 yılında biz evli değiliz, TELE1 kurulmuş değil, Hüseyin Gün'ü tanıyor değiliz ve Ekrem İmamoğlu da henüz ortada yok. 2012'de Sevim Kahraman Yanardağ şirketten ayrılmış; yine TELE1 yok, yine Hüseyin Gün yok, yine İmamoğlu yok. Ama iddianameye bakıyorsunuz, şirket faaliyetine devam ediyor deniyor. Üstelik bu şirkete "istihbarat şirketi" denmiş. Yani kavramlarla oynanarak kamuoyunda bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Anket çalışmaları ve sosyal medya veri analizi yapan tüm şirketlere bu iddianame "istihbarat şirketi" damgası vurmuş. Yalan söylediği gibi her şüpheyi sanık aleyhine yorumlayan, var olmayan kanıtları varmış gibi gösteren, sahte ve uyduruk ifadeler ekleyerek varsayıma dayalı bir suç oluşturan ve böylece yurttaşlarının özgürlüğünü ortadan kaldırmaya çalışan bir savcılık makamıyla karşı karşıyayız.</p>

<p>TELE1'e el konulması sıradan bir medya olayı değildir. TELE1, izleyici desteğiyle ayakta kalan bir kuruluştur. Kurulduğu günden itibaren yoğun bir iktidar baskısı ve piyasa kuşatmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle izleyicilerimize çağrı yaparak "izleyici sponsorluğu" kavramını geliştirdik ve bu uygulamayı başlattık. Bu yöntemin tamamı yasaldır ve muhasebede eksiksiz kayıt altına alınmıştır.</p>

<p>Hüseyin Gün'ü de bu vasıtayla tanıdım. Annesi Seher Alaçam, yaşlı ve Atatürkçü bir TELE1 izleyicisiydi. Ben Hüseyin Gün'ü onun yanında, öz oğlu olarak tanıdım. Telefonuma da "Hüseyin Alaçam - Seher Alaçam" olarak kaydetmişim. Hüseyin Gün ile olan ilişkim bundan ibarettir. 2025 yılına kadar kendisiyle 8-10 mesajla sınırlı bir irtibatımız olmuştur. Bunlar da genellikle günlük gelişmeler ya da televizyondaki programlar üzerinedir. Savcının sunduğu sözde kanıtlardan biri de Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığımız bir programdır.</p>

<p>Savcılığın bu "Kılıçdaroğlu aşkını" anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum; son gelişmeler ve butlan kararıyla Kılıçdaroğlu'nu çok sıkıştırmışız, savcılığın buna canı çok sıkılmış. Oysa durum tam tersidir. Bahsi geçen programdan bir gün sonra, aynı ekranda İmamoğlu'nu çok sert bir biçimde eleştiriyoruz. Heyetinizin 23 Haziran'daki programa bakmasını rica ediyoruz. O yayında neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Bu durum, bizim ancak ve ancak bağımsız bir kanal olduğumuzu kanıtlar; tamamen gazeteciliğin etik kuralları çerçevesinde hareket ettiğimizi gösterir. Haber objektif ve tarafsız olmalı, gerçeği eğip bükmemeli, karartmamalıdır; ama yorum özgürdür.</p>

<p>Biz medyanın bir bölümünü "yandaş medya" olarak nitelendiriyoruz çünkü haberleri objektif ve tarafsız değildir. İçinde yalan ve iftira barındırmıyorsa, yapılan yorumlardan dolayı insanları suçlayamazsınız; en fazla tartışırsınız. Peki, neden TELE1'e el koymak istediler? Çünkü bu darbe sürecini TELE1'in var olduğu bir ortamda rahatça sürdürmeleri mümkün değildi. Bizden korkuyorlar. Siyasal ve tarihsel ömrünü tüketen iktidar, bu ömrü uzatabilmek adına bir kumpas dalgası başlattı ve siyasal şiddet sürecine yöneldi. Biz de bu sürecin bir parçası olarak bugün buradayız. Geçmişte TELE1'i satın alma girişimleriyle de karşılaştık fakat tümünü reddettik. Bu tekliflerden birine olumlu cevap verseydim, emin olun şu an burada olmazdım.</p>

<p>TELE1'in ortadan kaldırılmasıyla medyadaki alternatif bir modeli de yok etmeye çalışıyorlar. Sağda ya da solda, gazetelerin ve televizyonların sahipleri genellikle belirli sermaye grupları ya da ailelerdir. TELE1'in kurduğu finansman modeli ise dünyada da örnekleri görülen, doğrudan toplum tarafından finanse edilen bağımsız bir medya modelidir. TELE1, bu modeli başarıyla hayata geçirmiş bir televizyon kanalıdır.</p>

<p>Burada adeta bir Nazi hukuku oluşturulmaya çalışılmakta, bu iddianame açık yalanlarla buradaki insanları mahkûm etmeye gayret etmektedir.</p>

<p>Hüseyin Gün ile olan mesajlaşmalarımız tam ortadan ikiye bölünmüştür. Hüseyin Bey ile ilişkimiz her zaman profesyonel bir gazeteci mesafesinde olmuştur. Kendisinin CHP'yi eleştirdiği bir mesajı, savcılık makamı tarafından ikiye bölünerek iddianameye eklenmiştir. Mesajın sonundaki <i>"CHP sosyal medyayı daha iyi kullansın"</i> ve benzeri ifadeler, savcı tarafından ne yazık ki şahsıma verilmiş birer "talimat" olarak nitelendirilebilmiştir.</p>

<p>Yusuf Has Hacib, <i>Kutadgu Bilig</i>’i, yani "Kutlu Bilgi"yi yazan büyük bir yazardır. 1070 yılında yazılmış olan bu eser 6645 beyitten oluşur ve bir tür siyasetnamedir. Bu eser, adaleti devlet kavramının bile önüne koyar. Töre, Türk dilinde hukuk demektir; hukuk yoksa devlet de yoktur.</p>

<p>Bu iddianamede hiçbir somut gerekçe bulunmamaktadır. "Hangi devlet için casusluk yapılmış?" sorusunun cevabı iddianamede yoktur. Adeta "spor olsun diye casusluk yapalım" demişiz gibi bir hava yaratılmak istenmektedir. Siz resmen "yumurtasız omlet yapılabilir" diyorsunuz. Peki, nasıl casusluk yapılmış? <i>"Canlı yayında Kemal Kılıçdaroğlu'na soru sorarak..."</i> Anlaşılan savcılık makamı bu sorulara çok alınmış, çok içerlemiştir. Karşımızda algıların yargılandığı bir mahkeme mi vardır? Son derece sübjektif yorumlara ve algılara bağlı suçlamalarla karşı karşıyayız.</p>

<p>Şunu açıkça ifade etmek isterim: Kimsenin bana talimat vermeye ne haddi ne de gücü yeter! Ben 40 yıllık bir gazeteciyim. İnandıklarım, dünya görüşüm ve ahlaki değerlerim doğrultusunda yazar, yine onlara dayanarak soru sorarım. Hüseyin Gün ile olan iletişimimiz, tamamen izleyici yorumuna dayalı kısa mesajlaşmalardan ibarettir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüce mahkemenizin elinde tarihsel bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kamuoyunda yargının siyasallaştığına dair yüzde 80'lik bir algı mevcuttur. Bu iddianamenin altında imzası olan Savcı Can Tuncay, bugün Bakan Yardımcılığı makamındadır. Dolayısıyla bu iddianamenin altında doğrudan AKP iktidarının imzası vardır.</p>

<p>Mahkemeniz ya bağımsız bir irade ortaya koyarak yargının o tarihsel onurunu koruyan bir karar verecek ya da iktidara boyun eğecektir. Ben, mahkemenizin ilkini yapacağına ve adaleti seçeceğine inanıyorum. Unutulmamalıdır ki "Adalet, mülkün temelidir."</p>

<p>Kayınbiraderim 2008 yılında Hüseyin Gün ile çalışmıştır. O tarihte ne TELE1 vardır ne ortada seçimler vardır ne de Sayın İmamoğlu'nun adı geçmektedir.</p>

<p>Bu iddianame, casusluk tanımı konusunda bile yetersizdir, kafası karışıktır ve çelişkilerle doludur. Karşımızda, aceleyle bizleri tasfiye etmeye çalışan uydurma bir iddianame bulunmaktadır. Bu hukuki ayıbın bir an önce sonlandırılmasını ve tahliyemi talep ediyorum. Bu anlamda benim huzurdaki savunmam, iddialara verilmiş bir "cevap iddianamesi" niteliğindedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-imamoglu-dahil-tum-saniklar-hakkinda-tutukluluga-devam-talebi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/02/merdan-ekrem-necati.jpg" type="image/jpeg" length="40268"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni Ana muhalefet partisi geliyor! 73 milletvekili...]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/yeni-ana-muhalefet-partisi-geliyor-73-milletvekili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/yeni-ana-muhalefet-partisi-geliyor-73-milletvekili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulislerde yeni partiye geçecek milletvekili sayısı değişiklik gösteriyor. 45 ila 87 arasında çeşitli yorumlar yapılıyor. Özel ve ekibi bu sayıyı 73 olarak değerlendiriyor. Öte yandan  yeni parti hiç seçime girmediği için Hazine yardımı alamayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’deki mutlak butlan bölünmesi siyasi partilerin güç dağılımını da değiştirecek. Dün CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinde ziyaret etmesinin ardından görüşme sonucu yeni parti sürecinin şekillendiği belirtildi.</p>

<p>Sözcü'de yer alan habere göre, CHP’den ayrılacak milletvekili sayısı yeni ana muhalefet partisinin de kim olacağında belirleyici olacak. Kulislerde yeni partiye geçecek milletvekili sayısı değişiklik gösteriyor. Özel’e yakın isimler 73 ile 87 arasında milletvekilinin kendileriyle birlikte hareket edeceği hesabını yapıyor.</p>

<p><strong>20 TEMMUZ SONRASI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel Merkez kanadı ise 45 ile 67 arasında milletvekilinin ayrılacağını öngörüyor. 73 kadar milletvekili ana muhalefet olmak için yeterli. Ancak yeni parti milletvekili çoğunluğu alsa da hiç seçime girmediği için Hazine yardımı alamayacak.</p>

<p>İmamoğlu’na yakın isimler yeni partinin bir an önce kurulmasını, Özel ve ekibi ise tüm hukuki yollar tükenene kadar mücadeleye devam edilmesini savunuyor. Ancak, 20 Temmuz sonrasında yeni parti için adım atılacağı belirtiliyor. Ayrılacak milletvekili sayısı CHP’yi ana muhalefet koltuğundan indirebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sözcü</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/yeni-ana-muhalefet-partisi-geliyor-73-milletvekili</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/ozgur-ozel-chp-4.png" type="image/jpeg" length="50803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'tan Meloni'ye olay paylaşım! "Uzaklaştırma kararı gerekiyor"]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/trumptan-meloniye-olay-paylasim-uzaklastirma-karari-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/trumptan-meloniye-olay-paylasim-uzaklastirma-karari-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasındaki "fotoğraf" polemiği yeni bir boyut kazandı. Trump, sosyal medya hesabından Meloni ile tokalaştığı bir kareyi paylaşarak, "Uzaklaştırma kararı gerekiyor" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile son haftalarda karşılıklı açıklamalarla büyüyen gerilimi bu kez sosyal medya paylaşımıyla yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Trump, Truth Social hesabından Meloni ile tokalaştığı bir fotoğraf yayımladı. Paylaşımda yer alan görselin üzerine ise "Uzaklaştırma kararı gerekiyor" ifadesini ekledi.</p>

<p>Paylaşım, iki lider arasında daha önce yaşanan "fotoğraf çektirme" tartışmasının ardından geldi.</p>

<p><strong>"FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK İÇİN YALVARDI" TARTIŞMASI</strong></p>

<p>Trump, 19 Haziran'da İtalyan televizyon kanalı La7'e verdiği röportajda, Fransa'da düzenlenen G7 Zirvesi sırasında Giorgia Meloni'nin kendisiyle fotoğraf çektirmek istediğini öne sürmüştü.</p>

<p>ABD Başkanı, "Benimle fotoğraf çektirmek için yalvardı. Fotoğraf çektirmeyi çok istiyordu, çekilmezdim ama ona acıdım." ifadelerini kullanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meloni ise aynı gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Trump'ın iddialarını reddederek, "Şunun unutulmaması gerekiyor ki ben ve İtalya asla yalvarmayız." karşılığını vermişti.</p>

<p>Trump daha sonra yaptığı bir başka paylaşımda da iddialarını yinelemiş, "Şimdi ABD, İran'ı askeri olarak yendikten sonra o (Meloni), puanlarını yükseltmek için yeniden dost olmak istiyor. Teşekkürler, almayayım." ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>İtalya Başbakanı Meloni ise bu açıklamaya, "Başkan Trump, bu sürekli ve sebepsiz saldırılar anlamsızdır. Popülerliğime gelince, senin dostun olmak, bana kesinlikle fayda sağlamadı." sözleriyle yanıt vermişti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/trumptan-meloniye-olay-paylasim-uzaklastirma-karari-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/meloni-trump.jpg" type="image/jpeg" length="62883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel, Deniz Göktaş'la görüşmesini anlattı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozel-deniz-goktasla-gorusmesini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ozgur-ozel-deniz-goktasla-gorusmesini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP lideri Özgür Özel, tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ı cezaevinde ziyaret etti. Özel'in aktardığına göre Göktaş, gözaltı sırasında ters kelepçeli görüntülerinin tekrar tekrar çektirildiğini belirterek, "Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel, 2 Temmuz'da tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ı dün cezaevinde ziyaret etti. Özel,</p>

<p>Halktv.com.tr yazarı İsmail Saymaz'ın aktardığına göre; Özel, pazar sabahı saat 09.00'da yaptığı ziyarette Göktaş'ın kendisini görünce sarıldığını ve "Güç verdiniz, bana da moral oldu" dediğini anlattı. Göktaş'ın ailesiyle de görüştüğünü ifade eden Özel, ziyaretin ardından annesi ve babasını telefonla aradığını belirtti.</p>

<p><br />
Özel'in aktardığına göre Göktaş, tek kişilik koğuşta kaldığını, kısa sürede televizyon verildiğini ve cezaevi personelinin kendisine iyi davrandığını söyledi.</p>

<p><strong>"AYNI SAHNEYİ 4-5 KEZ YÜRÜDÜK"</strong><br />
Özel, gözaltı sırasında servis edilen kelepçeli görüntülerle ilgili de Göktaş'ın, "Beş kez yürüttüler. Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler. Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük" dediğini aktardı.</p>

<p>Özel, gösterisinin ardından hedef gösterilmesi üzerine yaşanabilecekleri öngördüğünü söyleyen Göktaş'ın, "Ne yapacağım, dönmeyeceğim? Ben zaten kaçma niyetiyle gitmediğim için dönmem lazımdı, döndüm hemen" dediğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ONA BORÇLU HISSEDİYORUM"</strong><br />
"Nasıl bir izlenim edindiniz?" sorusuna Özel, şöyle yanıt verdi:</p>

<p>"Bir şey söyleyeyim mi? Zaten kendimi ona borçlu hissediyordum. Politik mizahın yapılamadığı bir ülkeye döndü ülke ve biz ülkenin ana muhalefet partisiyiz sonuçta. Hatta ben grup toplantısında demiştim; Deniz'in özgürce sanatını yapabileceği bir Türkiye için söz veriyorum. O konuda benim inancım, kararlılığım, sorumluluğum arttı, onu hissettim yani. Pırıl pırıl tertemiz bir çocuk."</p>

<p><br />
<strong>"İMAMOĞLU 'HİÇ KAYGISI OLMASIN' DEDİ"</strong><br />
Özel, gösterideki İmamoğlu'na yönelik şakalara ilişkin ise şunları söyledi:</p>

<p>"'Sonradan, acaba cezaevindeki birini eleştirmek Ekrem Başkan'ı üzmüş müdür diye düşündüm' dedi. Ben de, 'Çok yakından tanıyorum, çok keyif almıştır' dedim. Ekrem Başkan'a selam söyledi, Ekrem Başkan da 'Çok hoşuma gitti, müthiş espriler. Hiç kaygısı olmasın' dedi."</p>

<p>Göktaş'ın anne ve babasıyla da görüştüğünü söyleyen Özel, Ankara'ya döndüğünde aileyle görüşeceğini de belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Halk TV</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozel-deniz-goktasla-gorusmesini-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/kapak-gos.jpg" type="image/jpeg" length="12710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu Silivri'de 3 ayrı salonda yargılanıyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ekrem-imamoglu-silivride-3-ayri-salonda-yargilaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ekrem-imamoglu-silivride-3-ayri-salonda-yargilaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün Silivri'de üç ayrı salonda hakim karşısında olacak. İmamoğlu ilk olarak diploma davasında savunma yapacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de üç farklı davanın duruşmasına katılıyor. İmamoğlu; "siyasal casusluk suçlamasıyla açılan dava, diploma davası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik ana davada hakim karşısına çıkacak.</p>

<p>Bugün İBB davasında 62., casusluk davasında 2. gün. Diploma davasında ise 5. duruşma görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"DEMOKRASİYİ SAVUNUYORUM"</strong><br />
Yoğun yargı süreci öncesinde sosyal medya hesabından paylaşım yapan İmamoğlu, "3 dava tek cümle... Demokrasiyi savunuyorum" ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Bugün görülecek duruşmalar kapsamında, "siyasal casusluk" davasında gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün de yargılanıyor.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu ilk olarak "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla yargılandığı diploma davasında savunma yapacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ekrem-imamoglu-silivride-3-ayri-salonda-yargilaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/ibb-davasi-3.jpg" type="image/jpeg" length="41605"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu'ndan belediye başkanlarına: Bu partiyi ben yönetiyorum]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/kilicdaroglundan-belediye-baskanlarina-bu-partiyi-ben-yonetiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/kilicdaroglundan-belediye-baskanlarina-bu-partiyi-ben-yonetiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkeme kararıyla CHP'nin genel başkanlığına atanan Kılıçdaroğlu, görevden almalar konusunda fikrini aktaran seçilmiş belediye başkanlarını tersledi. Kılıçdaroğlu, "Onların fikrini neden alalım" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mutlak butlan kararıyla CHP'ye dönen Kemal Kılıçdaroğlu, il başkanlıklarına yönelik atamaların ardından eleştirilerde bulunan belediye başkanlarına sert mesaj verdi. İktidar medyasında yer alan habere göre Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının görevinin vatandaşa hizmet etmek olduğunu belirterek parti yönetimine ilişkin kararların Genel Merkez tarafından alındığını ifade etti. Kılıçdaroğlu "Belediye başkanlarının fikrini neden alalım, partiyi ben yönetiyorum" dedi.</p>

<p><strong>KILIÇDAROĞLU'NDAN BELEDİYE BAŞKANLARINA SERT UYARI</strong><br />
Türkiye Gazetesi'nden Berat Temiz'in haberine göre, Adana ve İzmir başta olmak üzere bazı illerde yapılan il başkanı atamalarının ardından belediye başkanlarının "Fikrimiz alınmadı" yönündeki eleştirileri butlan yönetimindeki Genel Merkez'de rahatsızlık yarattı.</p>

<p>Bu eleştirilere Kılıçdaroğlu “Belediye başkanlarının fikrini neden alalım? CHP’yi belediye başkanları değil Genel Başkan ve kurullar yönetiyor. Onların temel görevi vatandaşa hizmet etmek, partiyi yönetmek değil” diye tepki gösterdi.</p>

<p>Butlan yönetiminin de belediye başkanlarının parti yönetimine yönelik açıklamalarından rahatsız olduğu aktarıldı. Kurmayların, eleştiriler için bir sınır belirlediği, bu sınırın aşılmasının kabul edilmeyeceğini vurguladığı aktarılıyor. Habere göre Kılıçdaroğlu ekibi belediye başkanlarına “Eleştirebilirsin ama haddin aşılmasına kimse müsaade etmez, edilemez. Parti disiplini ve kurumsal yapı herkes için bağlayıcıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İKTİDAR MEDYASI SON PLANINI DUYURDU</strong><br />
Kılıçdaroğlu'nun ayrıca NATO Zirvesi'nin ardından il başkanlıklarına yönelik yeni görevlendirmeleri tamamlamayı planladığı ileri sürüldü. Şimdiye kadar 36 il başkanını değiştiren Kılıçdaroğlu'nun yaklaşık 20-25 ilde daha değişikliğe gidebileceği, atamaların büyük ölçüde tamamlanmasının ardından ise temmuz sonunda il başkanlarıyla bir araya gelerek yol haritası ve kurultay sürecini değerlendireceği iddia edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/kilicdaroglundan-belediye-baskanlarina-bu-partiyi-ben-yonetiyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/kilicdaroglu-sdw2.png" type="image/jpeg" length="19709"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bekçileri görünce kaçmaya çalıştı, 24 yıl hapisle arandığı ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/corba-icerken-bekcileri-gorunce-kacmaya-calisan-suphelinin-24-yil-hapisle-arandigi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/corba-icerken-bekcileri-gorunce-kacmaya-calisan-suphelinin-24-yil-hapisle-arandigi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da çorba içerken devriye görevindeki çarşı ve mahalle bekçilerini görünce kaçan Hasan Girgin (59), ara sokakta yakalandı. 'Uyuşturucu madde ticareti' suçundan 24 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlenen Girgin, cezaevine gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı çarşı ve mahalle bekçileri, Alidede Mahallesi'nde devriye görevindeyken restoranda çorba içen bir kişi, koşarak kaçmaya başladı. Bunun üzerine bekçiler, şüphelinin peşine düştü. Ara sokağa girerek izini kaybettirmeye çalışan şüpheli, takip sonucu yakalandı. Ekiplerin Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusunda, kimliği tespit edilen Hasan Girgin'in, 'Uyuşturucu madde ticareti' suçundan 24 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Girgin önce adliyeye, ardından da cezaevine gönderildi. (DHA)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Adana, Güvenlik</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/corba-icerken-bekcileri-gorunce-kacmaya-calisan-suphelinin-24-yil-hapisle-arandigi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/agency/dha/corba-icerken-bekcileri-gorunce-kacmaya-calisan-suphelinin-24-yil-hapisle-arandigi-ortaya-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="98848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başarır'dan Trump tepkisi: ABD'de daha rahat protesto ediliyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/basarirdan-trump-tepkisi-abdde-daha-rahat-protesto-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/basarirdan-trump-tepkisi-abdde-daha-rahat-protesto-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, NATO Liderler Zirvesi öncesinde Ankara'da alınan güvenlik önlemleri ve gözaltılara tepki gösterdi. Başarır, "Amerika'da Trump daha rahat protesto ediliyor ama Türkiye'de edilemiyor" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Trabzon'daki Boztepe Volkan Konak Seyir Terası'nda düzenlediği basın toplantısında, Karadeniz programını değerlendirdi ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Karadeniz gezisi boyunca vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını söyleyen Başarır, <i>"Biz insanların, halkın, milletin güvenine layık olmaya çalışıyoruz. Zaten siyaset insanla, milletle, halkla yapılan bir şey. Umarım bunu herkes görebilir. Karadeniz gezisinde toplam 35 kilometre yürümüşüz. İl başkanlarımız da Artvin'de, Rize'de, Giresun'da, Trabzon'da... Siyaset güvense ben bugün partinin yönetiminde görünen arkadaşlara 35 metre Trabzon'da yürümelerini tavsiye ediyorum. Bir yürüsünler."</i> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşların partilerine ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na destek verdiğini ifade eden Başarır, <i>"Bu sefer çok yoğun bir şekilde ilgi vardı partimize, bizlere. Ben çok teşekkür ediyorum. Ekrem Bey'e bir özlem var, bir destek var. Birilerine çok tepki var. Umarım bunu görebilirler. Ben sansürleyerek söylüyorum, çok kısaltarak söylüyorum, 'Lütfen partiyi terk edin. Gerçek sahiplerine teslim edin' diyor Trabzonlular. Bunu her yerde söylüyorlar, her noktada söylüyorlar. Trabzon, Rize, Artvin, Giresun bunu söylüyorsa o koltukta oturmayın beyler."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"TRUMP ABD'DE DAHA RAHAT PROTESTO EDİLİYOR"</strong></p>

<p>Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirleri ile protestolara yönelik gözaltıları da eleştiren Başarır, şunları söyledi:</p>

<p><i>"Bakın iki olay beni çok üzmüştür ve rencide etmiştir. Bir-iki askerimin, Mehmetçiğimin diri diri yakılması. O alçakların, katillerin ülkemizden çıkması, yakalanmaması ve benim askerimin başına çuval geçirilmesi. Şimdi Trump buraya geliyor. Trump, protesto edilmeyi hak etmiyor mu? Bu kadar Filistinli, İranlı, Orta Doğu'da Müslüman öldürülmüş, katledilmiş, İsrail yapmış, İsrail'e en büyük desteği bu vermiş. 176 tane çocuğu İran'da öldürmüş. Neymiş? Onu protesto etmeyeceğiz. Valla kusura bakmasınlar. Amerika'da Trump daha rahat protesto ediliyor. Ama Türkiye'de edilemiyor."</i></p>

<p><i>Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne ABD bayrağı asılmasına da tepki gösteren Başarır, "Kim, ne hakla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne Amerikan bayrağını asıyor? Kim asabilir? Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar kim bunu yapabildi?"</i> diye konuştu.</p>

<p>Başarır, NATO Zirvesi öncesinde protesto hazırlığında olmayan vatandaşlar ile gazetecilerin gözaltına alındığını öne sürerek, <i>"Ama Trump korunsun diye sokağa çıkmamış, ağzını açmamış, adım atmamış yurttaşlarımız, gazeteciler tutuklandı. Neden tutuklandı? Biz NATO'ya ev sahipliği yapıyoruz ama evin sahipleri rahatsız, evin sahipleri taciz ediliyor. Olacak şey değil."</i> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/basarirdan-trump-tepkisi-abdde-daha-rahat-protesto-ediliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ali-mahir-basarir-9.jpg" type="image/jpeg" length="56559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu’nun ’kahroluyorum’ paylaşımına yorum yağdı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-kahroluyorum-paylasimina-yorum-yagdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-kahroluyorum-paylasimina-yorum-yagdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutlak Butlan kararıyla CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, gözaltına alınıp adliyeye sev edilen komedyen Deniz Göktaş için yaptığı paylaşıma vatandaşlardan çok sayıda tepki geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-kahroluyorum-paylasimina-yorum-yagdi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/kilidcarog.jpg" type="image/jpeg" length="16089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamdi Ulukaya Fenerbahçe'den sonra Erzincanspor'a sponsor oldu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hamdi-ulukaya-fenerbahceden-sonra-erzincanspora-sponsor-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hamdi-ulukaya-fenerbahceden-sonra-erzincanspora-sponsor-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin ünlü yoğurt markası Chobani'nin sahibi Hamdi Ulukaya Fenerbahçe Spor Kulübü ile yaptığı sponsorluk anlaşmasının ardından bu kez de memleketinin takımı  TFF 2. Lig ekibi 24 Erzincanspor ile 'işbirliği anlaşması' imzaladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hamdi-ulukaya-fenerbahceden-sonra-erzincanspora-sponsor-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/chobani-hamdi-ulukaya.jpg" type="image/jpeg" length="82445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Cemil bey ile bir sorunumuz yok]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/ozgur-ozel-cemil-bey-ile-bir-sorunumuz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/ozgur-ozel-cemil-bey-ile-bir-sorunumuz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel:  Cemil Bey'le bir sorunumuz yok. Bugün Cemil Tugay'ın buraya gelmesini zaten beklemeyiz. Partiden istifa etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Özgür Özel Izmir (1)" class="detail-photo img-fluid" height="168" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/ozgur-ozel-izmir-1.jpg" width="300" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Grup Başkanı Özgür Özel, İzmir programı kapsamında görevden alınan İl Başkanı Çağatay Güç'ün irtibat ofisini ziyaret etti. CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın programa katılmamasına ilişkin Özel, "Bugün Cemil Beyin buraya gelmesini zaten beklemeyiz. Partiden istifa etti. O diyor ki dönünce ya da yeni parti kurunca oraya geleceğim. Düşüncesine saygılıyım" dedi.</p>

<p>CHP Grup Başkanı Özgür Özel, İzmir programı kapsamında Konak ilçesinde CHP Genel Merkezi tarafından İzmir İl Başkanlığı tarafından görevinden alınan Çağatay Güç'ün irtibat ofisini ziyaret etti.</p>

<p>Ziyaretin ardından basın mensuplarının, CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın programa katılmamasına ilişkin sorusunu yanıtladı. Özel, "Cemil beyle bir sorunumuz yok. Cumhuriyet Halk Partisi'deyiz biz. Bugün Cemil Beyin buraya gelmesini zaten beklemeyiz. Partiden istifa etti. O diyor ki dönünce ya da yeni parti kurunca oraya geleceğim. Düşüncesine saygılıyım ama diğer başkanlarımızdan şimdilik böyle bir şey beklemiyorum" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/ozgur-ozel-cemil-bey-ile-bir-sorunumuz-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/ozgur-ozel-izmir-1.jpg" type="image/jpeg" length="37253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gayrettepe metrosunda telefon çalan hırsız serbest bırakıldı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/gayrettepe-metrosunda-telefon-calan-hirsiz-serbest-birakildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/gayrettepe-metrosunda-telefon-calan-hirsiz-serbest-birakildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Gayrettepe metrosunda yolcunun cep telefonunu çaldığı görüntüler ortaya çıkan A.O. 'yu mahkeme adli kontrol hükmüyle serbest bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Metro İstasyonu'nda cep telefonu hırsızlığı kamerada<br />
İstanbul Gayrettepe metrosunda yolcunun cep telefonunu çaldığı görüntüler ortaya çıkan A.O. 'yu mahkeme adli kontrol hükmüyle serbest bıraktı. <a href="https://t.co/fhdIv0Uqxw" rel="nofollow">pic.twitter.com/fhdIv0Uqxw</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
— Tele2 Haber (@tele2haber) <a href="https://x.com/tele2haber/status/2071526245792104574?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 29, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p>

<p>İstanbul Gayrettepe metrosunda trene binmek üzere olan yolcunun cep telefonunu çaldı. Telefonu çaldığı anlar kameraya yansıyan şüpheli polis tarafından yakalandı.</p>

<p>Olay, Şişli Gayrettepe metrosunda 12 Haziran saat 18.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir yolcunun yanına yanaşan şüpheli, trene biniş sırasında yankesicilik yöntemiyle yolcunun cep telefonunu alarak uzaklaştı. Yolcu telefonunun çalındığını anlayınca polise giderek şikayetçi oldu. İ</p>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri Şube Müdürlüğü’nce yapılan araştırmada ve güvenlik kamera incelemelerinde olayı gerçekleştiren kişinin A.O. olduğu tespit edildi. A.O. yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheli polis merkezindeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkeme, A.O. hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar vererek serbest bıraktı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/gayrettepe-metrosunda-telefon-calan-hirsiz-serbest-birakildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/gayrettepe-metro-hirsiz.jpg" type="image/jpeg" length="64119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Jülide Kural Kadir İnanır’ın vasiyetini gözyaşları içinde okudu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/julide-kural-kadir-inanirin-vasiyetini-gozyaslari-icinde-okudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/julide-kural-kadir-inanirin-vasiyetini-gozyaslari-icinde-okudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeşilçam'ın usta oyuncusu Kadir İnanır 77 yaşında hayata veda ederken, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen anma töreninde duygusal anlar yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Jülide Kural Kadir Inanır" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/julide-kural-kadir-inanir.jpg" width="859" /></p>

<p>Hayat arkadaşı Jülide Kural, Kadir İnanır'ın vasiyetini gözyaşları içinde okudu. Kural, konuşmasında Kadir İnanır'ın hayatı boyunca haksızlıklara karşı durduğunu, adalet ve eşitlik duygusuyla hareket ettiğini anlattı.</p>

<p><strong>VASİYETİNİ AÇIKLADI</strong></p>

<p>Kadir İnanır'ın sadece sinemanın değil, toplumun da önemli bir değeri olduğunu belirten Kural, şöyle dedi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kadir İnanır şöyle bir bakışıyla seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır. Ve herkesin aslında abisidir, oğludur, sevgilisidir. Dayısıdır, babasıdır ve aslında o halktır. Anadolu'dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum'dur, Türk'tür, Ermeni'dir, Çerkez'dir, Boşnak'tır, Türk'tür Arap'tır ve tabii Kürt'tür. Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine. 'O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız' der dünyanın en güzel gülümsemesiyle. Vasiyetin sorumluluğumuzdur. Bir gün mutlaka sevgilim."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/julide-kural-kadir-inanirin-vasiyetini-gozyaslari-icinde-okudu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/julide-kural-kadir-inanir.jpg" type="image/jpeg" length="33014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'ndan 'Silivri’deki avlumda yeni komşularım var' videosu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-silivrideki-avlumda-yeni-komsularim-var-videosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-silivrideki-avlumda-yeni-komsularim-var-videosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri cezaevinde hücresinin avlusundaki yeni komşularını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Imamoğlu Silivri Avlu" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/imamoglu-silivri-avlu.jpg" width="859" /></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesaplarından yapılan video paylaşımda, Ekrem İmamoğlu, Silivri izlenimlerini ve avludaki yeni komşularını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-silivrideki-avlumda-yeni-komsularim-var-videosu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/imamoglu-silivri-avlu.jpg" type="image/jpeg" length="99400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'ın "Ankaralı kızı": Gelince bana da uğra babacığım!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/trumpin-ankarali-kizi-gelince-bana-da-ugra-babacigim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/trumpin-ankarali-kizi-gelince-bana-da-ugra-babacigim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın biyolojik kızı olduğunu iddia ederek açtığı babalık davası mahkemeden dönen 56 yaşındaki Necla Özmen, pes etmedi. Trump’ın NATO Zirvesi için Ankara’ya geleceğini duyan Özmen, ABD Büyükelçiliği’ne postayla mektup göndererek "babacığı" ile 10 dakikalık bir görüşme talep etti, menüye Türk yemeklerini eklemeyi de ihmal etmedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da yaşayan Necla Özmen, geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump'ın biyolojik babası olduğunu ileri sürerek babalık davası açmış ancak Ankara 27'nci Aile Mahkemesi, söz konusu iddianın somut delillere dayanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Trump'a olan benzerliğiyle dikkat çeken Özmen, NATO Zirvesi kapsamında başkente gelmesi beklenen ünlü siyasetçiyle görüşebilmek için kolları sıvadı ve ABD Büyükelçiliği'ne postayla bir mektup gönderdi.</p>

<p>Özmen, elçilik kanalıyla ulaştırmak istediği mektubunda şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Sayın Baba Donald Trump; NATO Zirvesi için Türkiye'ye geleceğinizi öğrendim. Ziyaretiniz sırasında Ankara'da beni kabul ederseniz çok onur duyarım. Sizinle şahsen tanışmak ve konuşmak en içten dileğimdir. Bu isteğimi kabul edip görüşmeyi kabul ederseniz, beni dünyanın en mutlu kızı yaparsınız"</p>
</blockquote>

<p><strong>"GÖRÜŞEMEZSEK ELBETTE ÜZÜLÜRÜM"</strong></p>

<p>Trump ile bir araya gelmeyi çok istediğini belirten Necla Özmen,</p>

<blockquote>
<p>"Türkiye'yi de Amerika'yı da seviyorum. Trump'ın Ankara'ya geleceğini öğrenince elçilik aracılığıyla görüşme talebimi ilettim. Kabul edilirse çok mutlu olacağım. Onunla tanışmak ve konuşmak istiyorum. Görüşemezsek elbette üzülürüm. Haberini aldığımda çok duygulandım, gözyaşlarımı tutamadım. Gördüğümde ne tepki veririm, bilmiyorum. Onu baba olarak görüyorum ve ona 'babacığım' diyorum. Kendisiyle tanışmayı çok istiyorum. Bu süreçten haberi olup olmadığını da kendisine sormak istiyorum"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Görüşmenin gerçekleşmesi halinde Trump'a yaprak sarma gibi Türk mutfağını tanıtmak istediğini söyleyen Özmen,</p>

<blockquote>
<p>"Türkiye'de büyüdüğüm için ona Türk mutfağından lezzetler hazırlamayı düşünüyorum. Ancak güvenlik nedeniyle kendi yemeklerini getirip getirmeyeceğini bilmiyorum. İnşallah gelir, evimi ve yaşantımı görür. Heyecanlıyım. Dört gözle bekliyorum. Daha önce de Beyaz Saray'a mektup göndermiştim. Türkiye'nin parasını ödediği uçakların teslim edilmesini ya da ödenen paranın iade edilmesini de istiyorum. Bu konuda da destek vermesini bekliyorum"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<p><strong>"BANA 5 YA DA 10 DAKİKASINI AYIRSIN"</strong></p>

<p>Mektubun ardından Trump'a doğrudan seslenmeyi de ihmal etmeyen Özmen,</p>

<blockquote>
<p>"Sevgili babacığım inşallah sesimi duyarsın. Elçiliğe görüşme talebimi ilettim. Bana 5 ya da 10 dakikasını ayırmasını istiyorum. Kendisiyle konuşmadan hakkımdaki iddialara inanmak istemiyorum. Eğer görüşebilirsem yaşadığım sıkıntıları aşacağıma inanıyorum. İnşallah sesimi duyar ve görüşme fırsatı buluruz" </p>
</blockquote>

<p>diyerek çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/trumpin-ankarali-kizi-gelince-bana-da-ugra-babacigim</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/b-a-b-a-l-i-k-d-a-v-a-s-i-r-e-d-d-e-d-i-l-e-n-a-n-k-a-r-a-l-i-n-e-c-l-a-1382115-410455.jpg" type="image/jpeg" length="53757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maden suyu şişeleri yeşil olmasının herkesi şaşırtan nedeni!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/maden-suyu-siseleri-yesil-olmasinin-herkesi-sasirtan-nedeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/maden-suyu-siseleri-yesil-olmasinin-herkesi-sasirtan-nedeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de maden suları yeşil şişelerde satılıyor. Peki bu bir zorunluluk mu? Yoksa alışkanlık mı? İşte yanıtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/maden-suyu-siseleri-yesil-olmasinin-herkesi-sasirtan-nedeni</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/maden-suyu-yeil-1.webp" type="image/jpeg" length="48835"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu Ali Mahir Başarır'ın elini sıkmadı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/kilicdaroglu-ali-mahir-basaririn-elini-sikmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/kilicdaroglu-ali-mahir-basaririn-elini-sikmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[21 Mayıs tarihli 'mutlak butlan' kararının ardından ilk kez yan yana gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel, CHP eski milletvekili Orhan Sür için TBMM'de düzenlenen cenaze töreninde tokalaştı. Fakat Kılıçdaroğlu Özgür Özel'in hemen yanında olan Ali Mahir Başarır'ın elini sıkmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel de cenaze törenine katıldı.</p>

<p>Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel'in cenaze töreninde tokalaştıği görüldü. Cenaze törenine CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP'de ihracı istenen eski Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Muharrem İnce de katıldı.</p>

<p><strong>BAŞARIR'IN ELİNİ SIKMADI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mutlak Butlan kararıyla CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiden ihraç ettiği Ali Mahir Başarır'ın elini sıkmadığı görüldü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/kilicdaroglu-ali-mahir-basaririn-elini-sikmadi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/aiiskcjasc.jpg" type="image/jpeg" length="51400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu'nun İstanbul programı erteleme gerekçesine tepki yağdı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-istanbul-programi-erteleme-gerekcesine-tepki-yagdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-istanbul-programi-erteleme-gerekcesine-tepki-yagdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemenin 'Mutlak Butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul programı iptal edildi. Kemal Kılıçdaroğlu, programın iptaliyle ilgili sosyal medya hesabı X'den bir paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu'nun gerekçesine ve kendisine yüzlerce tepki yağdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/kilicdaroglunun-istanbul-programi-erteleme-gerekcesine-tepki-yagdi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/kk-tepki-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="78522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'ndan 23 Haziran mesajı: Sandık kurulacak, millet kazanacak]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-23-haziran-mesaji-sandik-kurulacak-millet-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-23-haziran-mesaji-sandik-kurulacak-millet-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu 23 Haziran 2019 İstanbul seçimlerinin üçüncü yılı dolayısıyla bir video paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Imamoğlu 23 Haziran" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/imamoglu-23-haziran.jpg" width="859" /></p>

<p>CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin sosyal medya hesabı aracılığıyla 23 Haziran 2019 İstanbul seçimlerinin üçüncü yılı dolayısıyla bir video paylaştı. İmamoğlu, “Ne yaparlarsa yapsınlar, millet cevabını yine verecek. Sandık kurulacak, millet kazanacak” dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin sosyal medya hesabından Ekrem İmamoğlu'nun tekrarlanarak 23 Haziran 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yıl dönümü nedeniyle mesajı paylaşıldı. İmamoğlu, seçim sürecine ilişkin görüntülerin yer aldığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“23 Haziran 2019…</p>

<p>Hukuksuzluğa karşı milletin cevabının olduğu gün…</p>

<p>Ne yaparlarsa yapsınlar, millet cevabını yine verecek.</p>

<p>Sandık kurulacak, millet kazanacak!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/imamoglundan-23-haziran-mesaji-sandik-kurulacak-millet-kazanacak</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/imamoglu-23-haziran.jpg" type="image/jpeg" length="58656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milli Takımın 'Milliliği' nerede?]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/milli-takimin-milliligi-nerede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/milli-takimin-milliligi-nerede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sırf Cumhurbaşkanı oğlu olması sıfatıyla, Spor Bakanını, Futbol Federasyonu Başkanını, Milli Takım Teknik Direktörünü yanına dizip açıklama yapan Bilal Erdoğan'a, sporu siyasete alet eden AKP yönetimine tepkiler dinmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir yanda Dünya Kupası maçları öncesi Türkiye Futbol Federasyonu resmi sayfasından "marşlar, İHA'lar, SİHA'lar, savaş klipleri, Erdoğan ve milli futbol takım görüntüleri" ile AKP propagandası yayımlayan İbrahim Hacosmanoğlu, Diğer yanda hiçbir resmi vasfı olmayan Bilal Erdoğan'dan talimat alan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak. Ve ne olduğuna şaşkın şakın bakan İtalyan Teknik Direktör Montella.</p>

<p>AKP’nin kendi gençliğini yaratma hedefiyle kurduğu, başında Bilal Erdoğan’ın bulunduğu vakfa tüm kapılar ardına kadar açılıyor. Liyakatın yok edildiği bir düzende Ömer Faruk Eminağaoğlu, "Milli takımın 'milliliği' nerede? diye soruyor ve şöyle diyor:</p>

<p>"TÜGVA başkanı Bilal Erdoğan bile, Spor Bakanı'na, Federasyon Başkanı'na, Teknik Direktör'e ayar verebiliyorsa,<br />
Milli takım, AKP için reklam malzemesi yapılıyorsa,<br />
Sahada ulusal kimlik yerine, din ve siyaset sergileniyorsa,<br />
Futbolcular, sahada değil, sadece mağaza reklamlarında boy gösteriyorsa,<br />
Milli takımın, "milliliği" nerede...<br />
Yozlaşma her yerde...<br />
Sonuçta da,<br />
İşte iki maçta, iki yenilgi, sıfır gol, sıfır puan ve eve dönüş bileti! "</p>

<p>İşte bu görüntülere tepkilerden bazıları:</p>

<p></p>

<p><img height="431" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1391.png" width="859" /><img height="391" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1393.png" width="667" /><img height="729" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1394.png" width="631" /><img height="418" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1388.png" width="710" /></p>

<p><img height="484" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1389.png" width="678" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="183" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1390.png" width="650" /></p>

<p><img height="258" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/06/image-1392.png" width="659" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/milli-takimin-milliligi-nerede</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/bilal-erdogan-bakan-tff.jpg" type="image/jpeg" length="92845"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Hakemin saatini çaldı' diye Paraguaylı futbolcunun günahını aldılar]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hakemin-saatini-caldi-diye-paraguayli-futbolcunun-gunahini-aldilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hakemin-saatini-caldi-diye-paraguayli-futbolcunun-gunahini-aldilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'ye golü atan Paraguaylı futbolcu Matias Galarza, maçın 45. dakikasında hakemin kolundan düşen saati yerden alıp koluna taktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hakemin-saatini-caldi-diye-paraguayli-futbolcunun-gunahini-aldilar</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/paraguay-kapak-hakem-saat.jpg" type="image/jpeg" length="51971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arınma ekibi! Varan 2: 'Seyyar iftiracı' CHP Genel Merkezi'nde]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan-2-seyyar-iftiraci-chp-genel-merkezinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan-2-seyyar-iftiraci-chp-genel-merkezinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemenin atamasıyla partinin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu sürekli bir 'Arınma' sözü ederken, şaibeli bir isim daha genel merkezde boy gösterdi. CHP ve CHP’liler aleyhine ifade veren isimlerden biri olarak öne çıkan Tolgahan Erdoğan da CHP Genel Merkezi'nde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan-2-seyyar-iftiraci-chp-genel-merkezinde</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/tolgahan-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="97095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arınma ekibi! Varan1: Haluk Kırcı ile aynı masada]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan1-haluk-kirci-ile-ayni-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan1-haluk-kirci-ile-ayni-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Ramazan Kubat'ın genel merkezdeki bozkurtlu fotoğrafında yer alan Ayhan Akgül'ün, 7 TİP'li öğrencinin katillerinden Haluk Kırcı ile aynı masada fotoğrafı ortaya çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/arinma-ekibi-varan1-haluk-kirci-ile-ayni-masada</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/3-butlanci-arinma.jpg" type="image/jpeg" length="56103"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bankalar yeni faizsiz kredi paketi açıkladı! İşte banka banka kredi listesi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bankalar-yeni-faizsiz-kredi-paketi-acikladi-iste-banka-banka-kredi-listesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bankalar-yeni-faizsiz-kredi-paketi-acikladi-iste-banka-banka-kredi-listesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayram sonrası bankalar, sıfır faizli nakit avans ürünlerinden, yüzde 0,99 ve yüzde 1,99'dan başlayan ihtiyaç kredilerine ve 3 ay ertelemeli paketlere kadar pek çok seçeneği devreye soktu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>İşte bankaların faizsiz ve düşük faizli kredi listesi:</h2></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bankalar-yeni-faizsiz-kredi-paketi-acikladi-iste-banka-banka-kredi-listesi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/06/banka-kredi.jpg" type="image/jpeg" length="21922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zeynep Dönmez reklam panosuna takılıp sakatlandı maçtan çekildi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/zeynep-donmez-reklam-panosuna-takilip-sakatlandi-mactan-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/zeynep-donmez-reklam-panosuna-takilip-sakatlandi-mactan-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli tenisçi Zeynep Sönmez, Tatjana Maria ile partnerlik yaptığı Roland Garros çiftler maçında dizinden yaşadığı sakatlık sebebiyle maçtan çekildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/zeynep-donmez-reklam-panosuna-takilip-sakatlandi-mactan-cekildi</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/zeynep-sonmez-3.jpg" type="image/jpeg" length="55111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin kurucu partisi CHP'nin polis zoruyla boşaltılmasından tarihe geçecek kareler]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/turkiyenin-kurucu-partisi-chpnin-polis-zoruyla-bosaltilmasindan-tarihe-gececek-kareler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/turkiyenin-kurucu-partisi-chpnin-polis-zoruyla-bosaltilmasindan-tarihe-gececek-kareler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[13 yıl yıl yönettiği partisine mahkeme kanalıyla kayyım genel başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'ne icra yoluyla polis yolladı.  Polis, Atatürk'ün, Türkiye'nin kurucu partisi  CHP Genel Merkez binasına otopark girişindeki zincirleri, ardından da demir kapıyı kırıp, biber gazı ve plastik mermi kullanarak girdi, binayı zorla boşalttı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin demokrasi tarihine utanç fotoğrafları olarak kazınacak bu kareler kaldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/turkiyenin-kurucu-partisi-chpnin-polis-zoruyla-bosaltilmasindan-tarihe-gececek-kareler</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/kapak-chp-isgali-polis.jpg" type="image/jpeg" length="54327"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
