<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tele2 Haber - Son Dakika Haberler, Güncel Gelişmeler ve Analiz</title>
    <link>https://www.tele2haber.com</link>
    <description>Tele2 Haber ile Türkiye ve dünyadan en güncel son dakika haberleri, tarafsız analizleri ve özel dosyaları takip edin. Gerçek ve hızlı haberin adresi Tele2 Haber.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 01:37:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İftiralarıyla gündemdeydi: Tamar Tanrıyar’ın hesabına erişim engeli]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/iftiralariyla-gundemdeydi-tamar-tanriyarin-hesabina-erisim-engeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/iftiralariyla-gundemdeydi-tamar-tanriyarin-hesabina-erisim-engeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyasetçilere, iş insanlarına ve medya patronlarına yönelik hakaret ve iftira içerikli paylaşımlarıyla sık sık gündeme gelen Tamar Tanrıyar’ın X hesabına erişim engeli getirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’ye ve muhalefet cephesinden çok sayıda isme yönelik hakaret içerikli paylaşımlarıyla bilinen <strong>Tamar Tanrıyar</strong>’ın X hesabına erişim engeli getirildi. Uzun süredir sosyal medya üzerinden tartışmalı içerikler paylaşan Tanrıyar hakkında alınan karar kamuoyunda dikkat çekti.</p>

<p>Gazetecilik geçmişi bulunmayan ve magazin dünyasından gelen Tanrıyar, özellikle sosyal medyada doğruluğu teyit edilmemiş iddialar, hedef gösterici ifadeler ve çirkin üslubuyla sık sık gündeme geliyordu. Muhalif siyasetçilerden iş insanlarına, medya patronlarından gazetecilere kadar birçok ismi hedef alan Tanrıyar’ın paylaşımları, sosyal medyada çok sayıda tartışma ve tepkiye neden olmuştu.</p>

<p><strong>BÖCEK AİLESİNE YÖNELİK PAYLAŞIMLAR TEPKİ ÇEKTİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanrıyar’ın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu<strong> Gökhan Böcek</strong>’in özel hayatına ilişkin yaptığı paylaşımlar da kamuoyunda büyük tepki topladı. Sosyal medyada geniş yankı uyandıran paylaşımlar siyasetin de gündemine taşınırken, <strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel</strong> konuyla ilgili sert açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>“AK Partili bütün milletvekillerine söylüyorum. Kendi grubunuzdaki kadın milletvekillerine yapılsa, namusu size emanet çalışma arkadaşlarınıza yapılsa, bunlar yayılsa ve öyle karşıdan ‘kıh, kıh’ bakılsa, AK Parti’de ‘Bunlar normaldir’ diyenler varsa onlar zaten ne AK Parti’de olsun, ne bu Meclis’te olsun, ne bu dünyada olsun, Allah onların belasını versin."</i></p>

<p>Özel açıklamasının devamında ise şu sözleri kaydetti:</p>

<p><i>“Ama ben içinde vicdan kırıntısı olanları söylüyorum: Öyle bazı şeyleri duyunca ‘Ört ki ölem’ diyen Numan Bey’e söylüyorum. Bu milletvekillerinin namusu, haysiyeti size emanet. AK Parti siyasetine söylüyorum. ‘Kadınlar siyasette olsun’ diyenlere söylüyorum. Bu mu yapılır?” </i></p>

<p></p>

<p><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd" jsuid="DSFt3c_l">TAMAR TANRIYAR KİMDİR? </strong><!--TgQPHd|[]--></p>

<p>1982 doğumlu Tamar Tanrıyar, Bahçeşehir Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde okuduğu sırada eğitimini ikinci sınıfta bırakarak iş hayatına atıldı. Kariyerine sinema ve dizi setlerinde kamera arkası işlerle başlayan Tanrıyar, daha sonra Uçankuş TV gibi çeşitli medya projelerinde ve televizyon kanallarında mutfak kısmında görev aldı. Klasik bir gazetecilik geçmişi ve kariyeri olmayan Tanrıyar, son dönemde YouTube ve sosyal medya mecralarında yaptığı açıklamalar, iddialar ve kullandığı seviyesiz üslup nedeniyle sık sık eleştirilerin odağı haline geldi.<!--TgQPHd|[]--></p>

<p>2021 yılında<strong> Can Tanrıyar</strong> ile evlenen ve bir kız çocuğu olan Tamar Tanrıyar, 2024 yılının Ağustos ayında yaptığı açıklamayla eşinden boşanma kararı aldığını ve hukuki süreci başlattığını duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/iftiralariyla-gundemdeydi-tamar-tanriyarin-hesabina-erisim-engeli</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/tamar-tanriyar.jpg" type="image/jpeg" length="84373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burcu Köksal, "İçi çok rahat" olarak AKP’ye katıldı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/burcu-koksal-ici-cok-rahat-olarak-akpye-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/burcu-koksal-ici-cok-rahat-olarak-akpye-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, “Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı”nda AKP’ye katıldı. Köksal’ın rozetini AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir süredir AKP’ye katılacağı iddialarıyla gündeme gelen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, bugün gerçekleştirilen “Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı”nda resmen AK Parti’ye geçti. Köksal’ın rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.</p>

<p>Erdoğan, törende yaptığı konuşmada hem katılımlara değindi hem de yeni isimlere “hoş geldiniz” mesajı verdi. Söz konusu katılımın ardından Köksal’ın parti değişikliği resmileşmiş oldu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KÖKSAL: “İÇİM ÇOK RAHAT”</strong><br />
Köksal, katılım öncesi yaptığı açıklamada, “AK Parti'ye yarın katılıyorum, içim çok rahat. CHP'de siyaset yapma imkanı kalmamıştı” ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Dün akşam yaptığı açıklamada ise “Yarın AK Parti’ye katılıyorum, çok huzurluyum, içim çok rahat” sözleriyle süreci duyurmuştu.</p>

<p>Köksal ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik iddialarına ilişkin olarak, “Kim tehdit etmiş beni önce bunu söylesinler. Ben tehdit edildim evet ama beni Özgür Özel tehdit etti. 5-6 ay önce AK Parti’ye geçme tartışmaları başlayınca bana Özgür Özel ‘5-6 ay sonra iktidara geleceğim ve seni affetmeyeceğim. Seni affetmem için bana yalvaracaksın’ dedi” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sürece ilişkin CHP cephesinden daha önce yapılan açıklamalarda ise Köksal’ın disiplin sürecine sevk edildiği ve istifasının ardından gelişmelerin takip edildiği belirtilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/burcu-koksal-ici-cok-rahat-olarak-akpye-katildi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/burcu-koksal-1.jpg" type="image/jpeg" length="45382"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den çok sert Muhittin Böcek ve Burcu Köksal açıklaması]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-cok-sert-muhittin-bocek-ve-burcu-koksal-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-cok-sert-muhittin-bocek-ve-burcu-koksal-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, AKP’ye geçmesi kesinleşen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile etkin pişmanlık başvurusunda bulunan Muhittin Böcek ile sert açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Böcek ailesine yönelik süreci ve Burcu Köksal'ın AKP'ye geçişini sert sözlerle değerlendirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık süreciyle gündeme gelen iddialara ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını yaptı. Özel, Böcek ve ailesine yönelik sürecin "itirafçı yapılmaya zorlama" örneği olduğunu savundu.</p>

<p>Özel, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AKP'ye geçişi ve "beni tehdit etti" sözlerine de yanıt verdi. Köksal'ın geçmişte AKP'ye yönelik sert sözler kullandığını hatırlatan Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olunca sakın gelip kapımızda yalvarma" dediğini belirtti. Özel, Köksal'a, "Sözlerim tehditse daniskasını ediyorum ulan" dedi.</p>

<p><br />
<strong>BÖCEK'İN ÖNÜNE 6 AY ÖNCE BU BELGE KONULDU İDDİASI</strong></p>

<p>zel, Muhittin Böcek üzerinden yürütülen süreci "örnek vaka" olarak nitelendirdi. Böcek'in açıklama yapmaya zorlandığını savunan Özel, daha önce Akın Gürlek hakkındaki tapu iddialarının ardından Böcek'ten açıklama istendiğini öne sürdü:<br />
"Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün, kendisine ertesi gün 'Bir şey söyle' dediler. Cep telefonuyla, titreyen elleriyle, göz içine bakamayan ruh haliyle 4 tane aktif tapuyu, o an üzerinde olan aktif tapuyu, öbürlerini filtrelemiş gösteriyor. Üçünün de yanında üçgen var. O şu demek, son 3 ayda edinilmiş.”</p>

<p>"Nereden, şimdi laf lafı açıyor, son 3 ayda nereden edinilmiş? Mahal'den. Bir tanesi İzmir'de, ikisi Ankara'da. İzmir'dekilerden birinden bir 'Topuklayan Efe'nin' izi çıkarsa şaşırma. Bunu da bu kenara yazayım."<br />
Özel, Böcek'in daha önce "Manisa'da bir benzin istasyonunda baz çakışması" üzerinden ifade vermeye zorlandığını iler sürdü. Bu iddianın üzerinden Böcek'in şoförleri, korumaları ve yanında bulunanların ifadeye alındığını söyledi.</p>

<p><strong>"ALTI AY ÖNCE..."</strong><br />
Özel, Böcek'in önüne "Özgür Özel'e verilmek üzere 50 milyon Euro içerikli bir ifade konulduğunu, daha sonra bu miktarın 20 milyon avroya indirildiğini öne sürdü:<br />
"O gün söylediği tutar 50 milyon Euro. Yani bir kamyonet para çantayla taşınacak falan gibi anlatılıyor, öyle ifade verilmiş falan. Muhittin Böcek'in de önüne bu ifadeyi, 6 ay önce ben getirdiklerinde söylemişim otobüsün üstünden. Koyup, "Özgür Özel'e verilmek üzere 50 milyon Euro', sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar, 'Benzinlikte verdim diye imza at çık kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor."</p>

<h2><span style="color:#c0392b"><strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel şunları söyledi:</strong></span></h2>

<p>"Perşembe günü SAHA 2024 Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nı ziyaret ettik. Orada yerli teknolojilerimizi inceledik. Firmalarımızı ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN'dan HAVELSAN'a, TUSAŞ'ımızdan TÜBİTAK'ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada.</p>

<p>Ve elbette, savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere karşı, rağmen; 1973'te kurulan TUSAŞ'ı, Cumhuriyetin ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak TUSAŞ'taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği varsa, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.</p>

<h2><strong>"ERGENEKON'DA YANIMIZDAYDINIZ"</strong></h2>

<p>Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk. Şöyle karşılaşmalar oldu 2-3 stantta bir: 'Beni tanıdın mı?', 'Tanıyor gibiyim', 'Ben Balyoz'dan içeride yattım, siz ziyaretimize gelmiştiniz.' 'Beni tanıdın mı?', 'Tanıyor gibiyim', 'İzmir Askeri Casusluk... Siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan Meclis'te siz anlattınız, Veli Ağbaba anlattı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri anlattı. Ergenekon'da siz yanımızdaydınız...'</p>

<h3><strong>"GÜN OLDU O CELLATLAR ERDOĞAN'IN KARŞISINA ÇIKIP DARBEYE KALKIŞTILAR"</strong></h3>

<p>O dönemler, pırıl pırıl, pırıl pırıl, Türkiye için çalışan cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi subayları birileri, özellikle bir başsavcının, Zekeriya Öz'ün patronajında, arkasında 'Ben varım' diyen Tayyip Erdoğan'ın haberi, bilgisi dahilinde, övüne övüne 'Bağırsakları temizliyoruz, darbecileri temizliyoruz' diye... O gün biz bu taraftaydık, doğrusunu söylüyorduk. Sayın Erdoğan öbür taraftaydı ve cellatları savunuyordu.</p>

<p>Biz cellatların elinden, Ergenekon, Balyoz ve çeşitli kumpaslarla katledilmeye çalışılanları savunduk ve kurtardık.</p>

<h3><strong>"AKIN GÜRLEK'İN ÇETESİNE KARŞI DİMDİK AYNI YERDE DURUYORUZ"</strong></h3>

<p>Gün oldu o cellatlar Erdoğan'ın karşısına çıkıp darbeye kalkıştılar. Orada bile parlamentoyu savunduk. Yapılan zulümleri gördük ama sandığa sahip çıktık. Bugün yeni cellatlar, yine Erdoğan arkasında, yine bu ülkenin yarınları için çalışmak isteyen pırıl pırıl insanlar...</p>

<p>O gün, o gün nasıl o günkü Genelkurmay Başkanı'na da, Ali Tatar'a da, Askeri Casusluk'taki pırıl pırıl subaylara da sahip çıkarken ne kadar eminsek, aynı inançla, aynı kararlılıkla, o gün FETÖ'nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak bugün 19 Mart darbesi ve Akın Gürlek'in yargı çetesine karşı dimdik aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz!</p>

<p>Biz, biz o gün doğruları savunurken 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diye bağıranlar, sonra önlerine baktılar, gözlerini kaçırdılar bizden o kürsülerde. Biz 'Bir gün gelecek ve haklılığımız ortaya çıkacak' demiştik.</p>

<h3><strong>"O GÜN İKTİDAR KÜRSÜSÜNDE OLACAĞIZ"</strong></h3>

<p>Bugün bir daha söylüyorum; bu kürsüden değil, çünkü o gün bu kürsüde olmayacağız. Muhalefet kürsüsünden değil ama iktidar kürsüsünden... Bir kez daha sizlerin ve milletimizin karşısına çıkıp, 'Biz yine doğru tarafta durduk, dürüst insanları savunduk, suçsuzları savunduk, iftiracılara karşı baş eğmedik, gerekirse baş verdik ama eğilmedik' diyeceğimiz güne kadar buradan tarihin önüne şerh düşüyorum. Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım.</p>

<p>Ve, ve, ve... Yine iyi insanlar, iyi insanlar... Cezaevinde evladından ayrılmış Tayfun Kahraman'ı, tarihin en büyük iftirasına kurban gitmiş Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret edersin, ta Balyoz'dakiler gibi, o dönemde kendi dertlerine yanmayıp bizimkiler 'İnfaz koruma memurlarının sorunlarını söyleyin' der. İçeride yatmışlar, çıkmışlar...</p>

<h3><strong>ASKERİ HASTANELER İÇİN ÇAĞRI</strong></h3>

<p>Fuarda gezdik. En çok şu mesajı verdiler: 'Özgür Bey siz söyleyince etkili oluyor. Aman söyleyin, aman tekrar edin; askeri sağlık sistemini lağvettiler, askeri hastaneleri kaldırdılar. Asker vuruluyor, harp cerrahisi bilen kimse yok. Boşu boşuna uzuvlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor. Yarın bir savaş olur bedelini ağır öderiz. Aman ha askeri hastaneleri açsınlar, askeri sağlık sistemini kursunlar.' Ne diyeyim, öylesi iyi insanlar ki, içlerinde kin değil yine bu ülke için sorumluluk biriktirmişler.</p>

<p>Hepsine selam olsun, önlerinde saygıyla eğiliyorum.</p>

<p>Cumartesi, Rize tarihinin en büyük mitinglerinden birini gerçekleştirdik. Ve adalet ve demokrasi için 108. eylemde Rize'de bulunduk. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketinde, Rize'de, yıllardır o boyutta dolduramadığı meydanı dolduran kendi hemşehrileri verdi. Teşekkür ediyorum Rizelilere, Karadeniz'in yiğit insanlarına.</p>

<p>Ve şunu söyleyeyim; bugünkü bu karşılamanız, her hafta sonu bir başka şehirde, eski deyimiyle AK Parti'nin ama yeni haliyle milletin kalelerinde, meydan meydan demokrasi büyütenlere, dosta güven, olmayana kaygı verenlere ve Atatürk'ten emanet Cumhuriyetin en önemli kazanımı; sandığa, seçme hakkına ve seçtiklerine sahip çıkanlara helal olsun, selam olsun.</p>

<p>Şimdi ben ne yaptığımı anlattım bir haftada. Siz ne yaptınız Cumhuriyet Halk Partisi grubu? Gittiniz, gördünüz, gezdiniz. Ne gördünüz? Bir bakalım ne görmüşsünüz. Biraz da siz anlatın, siz anlatmayın... Sizi ağırlayanlar ne anlattı, bir onlar anlatsın bakalım. Helal olsun canım grubuma."</p>

<p><strong>ENFLASYON TEPKİSİ</strong><br />
Bugün Kurban Bayramı öncesi son toplantı demiştim. Artık ne yazık ki vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Hatta "Bayram gelmiş neyime?" sözü bayramla ilgili umut söyleyen cümlelerin yerine geçmiş durumda. Yıllık enflasyon yüzde 32.4'e yükseldi. Dört ay önce 30'un biraz altındayken yıl sonunda 16'ya düşecek demişlerdi. 30'dan 16'ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu 4 ayın sonunda yıllık 32.4'e getirdiler. Son dört aydaki enflasyon yüzde 14.6. Geçen sene bir miktar enflasyonda bu seneyle kıyaslandığında daha fazla düşüş olduğu için bir yıllık enflasyona yüzde 2,5 olarak yansıdı. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüzde 14.6'yla, 1 yılda hedeflenen yüzde 16'lık enflasyonu 4 ayda tüketmiş, 4 ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kartopu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek, maaşları daha yetersiz bir hale getirecek. Bir aylık enflasyonumuz, Nisan ayı enflasyonumuz yüzde 4.2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Hani diyorlar ya "Enflasyon bütün dünyada sorun". Dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim 1 ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok.</p>

<p>Kaldı ki, işsizlikte Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede, 28 bin liraya ev geçindirmeye çalışan emekçilerin, 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz. Ve bu enflasyon 4 ay önce verilen emekli aylığından 20 bin liradan 3 bin lirayı aldı götürdü bile. Bu enflasyon 28 bin lira olarak ilan edilen asgari ücretten 4 bin lirayı aldı götürdü bile. Ve iğneden ipliğe her şeye zam geliyor, gelmeye de devam ediyor. En önemli sorunlardan bir tanesi de, birazdan çiftçiler bizden bahsederken bahsedeceğim, gida enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonuyla boğuşmak durumundayız.</p>

<p><strong>"GENÇLERİN ARTIK EV ALABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL"</strong><br />
Eğer bu ülkede... Bunu Rize'de söyledim, gençler hem beğendiler, hem hak verdiler hem de çok tekrar ettiler. Bu ülkede eğer anneden ve babadan miras kalmıyorsa artık kendi emeğiyle çalışan bir gencin mesleği ne olursa olsun, çok istisnai durumlar ya da yurtdışına gidenler hariç, mesleği ne olursa olsun, öğretmen olsun, memur olsun, asgari ücretli olsun, uzman çavuş olsun, özel sektörde çalışan biri olsun, mavi yakalı beyaz yakalı olsun, çalışan birinin çalışarak bir araba alması, bir ev alması mümkün değil. Onların anneleri babaları ikisi de çalışıyorsa 5 yılda arabayı alıyorlardı, 10 yılda bir ev bir araba sahibi oluyorlardı. Hiç olamayan, hiç olamayan emekli ikramiyesiyle alamadığı evi alıyordu, başını sokuyordu. Öyle bir dönemdeyiz ki, öyle bir dönemdeyiz ki, anneden babadan miras değilse ev hayal, araba hayal. Öyle bir dönemdeyiz ki hepimizin, bu salondaki herkesin evlatları kendinden daha uzun boylu, babalardan daha yakışıklı, annelerden daha güzel ama ilk kez yaşıyoruz ki herkesin evladı kendinden daha fakir. Herkesin evladının geleceği kendi geleceğinden daha karanlık.<br />
İşte bu karanlığı yırtıp atmak, bu umutsuzluktan gençleri kurtarmak, dünyadaki gençler nasıl umutla bakıyorsa yarınlarına öyle bir Türkiye inşa etmek, evlatlarına dünyanın öbür ucunda değil öz vatanlarında hayal kurdurmak için bir kez daha iktidara talibiz. 47 yıl sonra bir kez daha ve yüzyıl önce olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi.</p>

<p><strong>AKPDENCOM'UN KAPATILMASINA TEPKİ</strong><br />
Bu kara düzende, bu kara düzende en büyük haksızlıklardan biri vergi sistemi. Geçen hafta tanıtmıştım, bayağı da alkış almıştı, ilgi vardı. akpden.com. Bizim akpden.com'da geçen hafta biliyorsunuz 1.2 milyon liralık bir araç, her şeyiyle yurt dışında üretilmiş, bir sürü masrafı maliyeti var, firmanın acayip karı var, üretildiği ülkenin o işten aldığı vergi var, Türkiye'ye satılıyor ve 1 milyon 200 bin liralık bir araç, maliyet Türkiye'ye geliş 1.200, ama vatandaşın almasına giderken 2 milyon 750 bin lira oluyor. Araç 1,5, vergisi 1 milyon 550 bin lira. Her çeşit vergisi; KDV'si, ÖTV'si, bandrolü. Bu sefer gençler bu renk, hem AK Parti'nin rengi hem o meşhur telefonun lansman rengi. Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye'ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle onla bunla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor, 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. Sepete ekle deyince akpden.com'da, "Dur bakalım" diyor, "Durun bakalım" diyorlar. "Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz. Bu telefonu kullanacaksın, bunda Kültür Bakanlığı'nın payı var yüzde 1, 654 lira ona." "Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var, 7 bin 900 lira." "Ne alaka?" deme, belki açacaksın oradan TRT'yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücretini vereceksin, ondan sonra telefonuna ereceksin. "Yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira." "Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha, 36 bin 990 lira."</p>

<p><br />
<strong>ÖZEL'DEN YENİ SLOGAN</strong><br />
Vergiler toplamı 67 bin 764 lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Ya var ya, var ya dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o elma yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp karını da edip "Yüksek teknoloji" dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira ödüyor. akpden.com. Telefon 65 bin lira, akpden aldığında 133 bin lira. Gönder akp'yi, alırsın bu fiyata! Aha!</p>

<p><strong>İNADINA YENİ AÇILACAK</strong><br />
Tabii siteye, akıl almaz bir şey, Allah onlardan razı olsun. Bu siteye erişim engeli getirdiler. Birazdan hangi sitelere erişim engeli getirmediklerini söyleyeceğim. Bu siteye erişim engeli geldi saatler içinde, bir gün içinde. Ha, halen daha girilebilen bilgisayarlar var çünkü birçok başka başka numaraları varmış bu işin. Girebilenler var, giren için akpden.com, giremeyen için akpden-akp2den.com. Öyle değil mi? akp2den.com. Onu kaparlarsa inadına 3den.com, 4den.com! Hadi engelleyin göreyim!</p>

<p><strong>"YAZIKLAR OLSUN SİZİN MİLLİYETÇİLİĞİNİZE"</strong><br />
Ama bu siteye erişim engeli geldi. Şimdi girseniz, on kişiden dokuzu giremiyor. Yarın onuncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi, "Milli Güvenliğe tehdit," ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar, diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti'nin işine gelmeyen siteyi kaparsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ellemezsiniz. Yok diyorlar bak, gerekçe yazalım. Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bu kadar hızlı davranacağız diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyanı, milli güvenliğe tehdit görüyorlar. Yazıklar olsun sizin gibi milliyetçiliğine de, olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenlik de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı haline getirilirse, daha biz buna ne söyleyelim?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca biraz önce söyledim, bugün Türkiye'de bizi izleyen dinleyen beyaz yakalı, mavi yakalı mühendisler, teknisyenler var. 60 bin, 70 bin, 80 bin lira maaş. Bir asgari ücretliye baktığınızda çok büyük maaş gibi görülüyor. Ama bu kişilerin dünyada emsallerinin, bu kişilerin dünyadaki mevkidaşlarının, meslektaşlarının aldığı maaşa bakınca dörtte bir maaşlara çalışıyorlar ve üç katı fazla çalışıyorlar. Üç katı da pahalı bir ülkede yaşıyorlar. 60 bin lira ücret alan bir işçiden 138 bin lira yıllık vergi kesiliyor. İki maaş oraya gidiyor. 70 bin lira maaş alan bir teknisyenden 180 bin lira, iki buçuk maaş yılda vergi kesiliyor. 80 bin lira maaş alan bir mühendisin 235 bin lirası, üç maaşı yılda üç maaşı vergiye gidiyor.</p>

<p><strong>"VATANDAŞLIK ALAN BARONLAR ZEHİR SAÇIYOR"</strong><br />
Ama AK Parti ne yapıyor? AK Parti yeni bir vergi barışı getiriyor. Yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? Dışarıda paran varsa nasıl kazandın sormadan, uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi? Nasıl kazandıysan kazan, yüzde beşinden biraz azını verirsen bize, parayı getirirsin Türkiye'de istediğini yaparsın. Geçen hafta söyledim, uyuşturucu baronu yakalamışlar, "Varlık barışından yararlandım geldim," diyor. Öbür uyuşturucu baronu, "Önce daire aldım, çünkü varlık barışı Türk vatandaşlarına aitmiş," diyor. Türkçe bilmiyor. "250 bin dolara daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım parayı buraya getirdim," diyor. Sonra, o baron, torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları, o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, on dört on beş yaşındaki yoksul çocuğu Tik-Tok'tan, oradan buradan yakalayıp annesine babasına bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip, ona bir kimlik, bir silah verip, örneğin Adana'nın iş adamlarını sıradan tehdit ettiriyor, sonra birer kurşun ettiriyor, parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra on dört yaşında o çocuk diyor ki, "Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken, bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyorlar," diyor. İşte, AK Parti'nin Türkiye'ye dayattığı kara düzen budur! O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. O Ahmet Minguzzi'yi bıçaklayıp da içeride anasına diklenenlerin, anasını babasını tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti'nin onların önüne açtığı kara düzendedir. AK Parti'nin kara düzeni yıkılmadan, hiçbir sorun çözülmez!</p>

<p><strong>"AK PARTİ GELDİĞİNDE KOÇ 150 LİRA ASGARİ ÜCRET 187 LİRAYDI"</strong><br />
Gelelim kurban bayramına... AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 257 liraydı. En düşük emekli maaşı ve iyi bir koç 150 liraydı, iyi bir koç. Böyle tuttun mu ele gelecek koç 150 lirayı alıyordun, emekli maaşı bir buçuk koç alıyordu. Bugün aynı iyi koç 45 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bir buçuk koç alan emekli, yarım koç alamayan, iki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler. AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret emekli maaşından düşüktü ve 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydi. Bir asgari ücret bir<br />
kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira.</p>

<p>Ve, gelelim emekli ikramiyesine. Niye? Çünkü şöyle, 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi her emekliye bir maaş ikramiye demişti. AK Parti, "Veremezsiniz," dedi. MHP ve o günkü BDP, bugünkü DEM, "Biz de vereceğiz," dedi. 7 Haziran'da emekliler AK Parti'yi iktidardan ettiler. 1 Kasım'a giderken, o kaotik süreçte "Biz de vereceğiz," dediler. 2015'te verilen söz, seçim yok ya 15'te unutuldu, 16, 17 unutuldu, 2018'in seçimden önceki Kurban Bayramı'nda ilk kez tutuldu. Ve biz itiraz ettik, "Bir maaş verin," dedik. Bir maaş vermediler ama 1000 lira verdiler, 1000 lira. O zaman maaşın yüzde 66'sı. Ama, bugün işte o gün, hani dedim ya o iyi bir koç, iyi koç burada aslanım benim, emekli ikramiyesi 1000 liraydı ve bir koç alıyordu. O gün 1000 lira olan emekli ikramiyesini, geçen hafta duydunuz, bakan, "Bu bayramda da artış yok," dedi, ramazanda da vermedikleri gibi. 4000 lira olarak verecekler. 2018'de 1000 liraydı, şimdi 4000 lira ve artmayacak dediler. 2018'de bir koç alan 1000 lira, 2026'da... bir but alıyor. Emekliler alabilirse bir but alıyor. Bu emekli ikramiyesinde... sadece sekiz yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin sayesinde, AK Parti'nin zorla verdiği bir koç parası verdiği ikramiye, 1000 liraydı ikisi de, şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4000 lira.</p>

<p>Buradaki hesap, en basit hesap... 21 kat artarken kesim bedeli, yani koçu gidip de buradan almazsan, Diyanet İşleri'nin sitesine girersen onlar da kesim bedeli kabul ediyorlar ve kurbanı onlara bırakıyorsun. 2018'de Diyanet İşleri'ndeki kurban kesim bedeli 850 lira. İkramiye 1000 lira. Bakın, gidip koçu alıyor ya, Diyanet İşleri'nde de 850 liraya kesiyorlar sana. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanı'nı atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmış. 8 yılda 21 kat artan Diyanet İşleri'nin hesabı, 4 kat artan emeklinin ikramiye hesabı... Bu duruma getirdiler.</p>

<p><strong>"SON 5 YILDA ENFLASYON YÜZDE 652, ET FİYATLARI 1124 ARTTI"</strong><br />
Kırmızı ette elbette bir krizin içindeyiz. Son 5 yılda enflasyon %653 artarken et fiyatları %1124 artmış. Burada ne geliyor akla? Akla hemen Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin protein destekleri, mandıraları, halk etleri ve orada eti %30-40 ucuza sattığı yerler geliyor. Ama yetişebilir mi, yetişemez. Bir kilo veriyor, ayda bilemedin iki kilo veriyor. Kimseye yetişemez. Bitti mi bitiyor.<br />
Onun için ne var devlette? Et ve Süt Kurumu var, güya ucuza satacak. Ama biliyorsunuz et ithalatıyla uğraşan başında genel müdürleri var. Ve 2024 yılı verileri açıklandı. 14.3 milyar lira kar elde etmiş Et ve Süt Kurumu. Biraz ucuz etin, sütün peşine koşan vatandaştan 14 milyar lira kar elde ederek kurumlar vergisinde 15. olmuşlar. Türkiye'nin en çok vergi veren 15. şirketi haline gelmişler, "Millet ucuz et alacağız" diye. Senin işin kar etmek değil, senin işin et ithal edip bilmem ne yapmak değil. Senin işin Türkiye'de ucuza et ürettirmek, ucuza kesmek, ucuza ulaştırmak. Türkiye'nin 15. para kazanan kurumu haline gelenler, bugün görevlerini yapmayanlardır, bugün iktidarın liyakatsiz atamaları sonucunda o kurumun başında olanlardır.</p>

<p>14 Mayıs, biraz önce söyledim, Çiftçiler Günü. Dünyanın en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Ama gida enflasyonunda Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Dünyada beşinci... Bizden kötü 4 ülkenin biri işgal altında, biri Amerikan bombardımanında, bir tanesi yıllardır iç savaşla uğraşıyor, bir tanesi de Arjantin. Arjantin, Güney Sudan, İran dışında gida enflasyonu bizden yüksek olan ülke yok.</p>

<p>Son 20 yılda 23 milyon dönüm tarım arazisini kaybetmiş durumdayız. Tam Trakya kadar. Trakya'yı kaybettik tarımda biz. Trakya kadar tarım arazisini kaybettik. Ortalama çiftçi yaşı 58. AK Parti geldiğinde 37'lerdeydi. Yani gençler topraktan koptular. Üç gençten ikisi "Asgari ücretli bir iş bulursam seneye tarlada çalışmam" diyor. Bu hale geldik. Tehdidin boyutu burada. Ve öyle bir nokta ki, ortalama çiftçi geliri de 19 bin lira, en düşük emekli maaşından da düşük. 19 bin lira bir çiftçinin ortalama geliri. O yüzden 28 bin liraya sanayide çalışmaya razı, toprakta, işte Manisa'da, Adana'da pamuk eken, Trabzon'da çay bahçesinde çalışan, Gaziantep'te fıstıktan ekmeğini çıkarmaya çalışan, Antalya'da güneyde narenciyele uğraşanlar bir asgari ücretle koşa koşa tarladan kaçacaklar. Bir beka sorunundan bahsediliyorsa tam da burada var.</p>

<p>Diğer taraftan, süt-yem meselesi bütün süt hayvanlarını kesime götürecek seviyelere gitti. Büyük kayıplar yaşadık. Ve öyle bir noktaya geldik ki, artık çiftçi bu işin içinden nasıl çıkacağını bilemediği için ekmeyi, dikmeyi, hayvancılığı bırakıp kendini bir büyükşehre bulabildiği ilk işe atmaya çalışıyor. Oysa bu olursa, hem hepimiz gıda sorununu daha da derinden yaşayacağız, hem fiyatlar artacak ve bu işleri asla normale döndüremeyeceğiz.</p>

<p>Yılın ilk 3 ayında bu iktidar faize 876 milyar lira ödedi, çiftçisine 60 milyar lira destekleme verdi. Çiftçiye 60 milyar veriyor, faize 876 milyar lira veriyor. İşte AK Parti'nin kara düzeninin, ve AK Parti'nin Türkiye gemisini karaya oturtmasının, ve daha da bu kafayla yüzdüremeyecek olmasının en temel sebeplerinden bir tanesi bu. Kendi çıkardıkları kanun, "Yüzde bir destekleme" der gayrisafi milli hasiladan, bunlar bütçeye binde iki koyuyorlar, beşte birini koyuyorlar. Vermeyi bırak, niyetine bile girmiyorlar, parayı bütçeye koymuyorlar. Kendi kanunlarına aykırı bütçe yapıyorlar.</p>

<p>Biz elbette öncelikle bu yüzde biri hemen sağlamayı, ayrıca çiftçi mazotunun ÖTV'siz, KDV'siz hale kanunla derhal getirmeyi, çiftçi borçlarının faizlerini silmeyi, anaparayı yapılandırmayı, planlı bir tarıma geçmeyi, çiftçinin ne ekeceğini, ne dikeceğini, kaça satacağını bildiği bir düzeni kurmayı, elektrik ücretlerini aylık değil, hasattan hasata, eskiden olduğu gibi AKP öncesi olduğu gibi tahsilatını mümkün kılmayı ve çiftçinin üretimine ve hayvancının süt üretimine alım garantisi vermeyi partimizin programına koyduk, şimdiden taahhüt ediyoruz. AK Parti parayı İngiltere'den bul getir, "25 yıllık gelirini sana bırakacağım, her geçen arabanın parasını alacaksın, geçmeyeninkini benden alacaksın" diyen bir düzen kurdu. Otoyollara geçiş garantisi, köprülere geçiş garantisi, havaalanına uçuş garantisi, şehir hastanesine hasta garantisi veriyor yandaş'ı beşli çeteye, bilemedin sekiz on tane zengine, kendi zengin ettiklerine. Onlara hiçbir garantimiz yok. Garantim odur ki, bizim garantimiz süt üreticisine, bizim garantimiz Türkiye'nin bütün çiftçilerinedir!</p>

<p>Değerli arkadaşlar, bizim bu yeni siyasi hikayemiz... Yani partinin genel başkanının şahsında, partinin kurumsal kimliğine, enerjisine, direncine, iktidar yürüyüşüne yaptığınız o bitmeyen alkışlar var ya, o bizden güç alan, bize güç veren enerjiniz var ya... O Rize Meydanı'na sığmayan taşanlar, Rize'den "Artık iktidar değişsin" isyanını yükseltenler var ya... İşte bu, yeni bir hikaye. Ve bu iktidarın, değişim umuduyla kendine enerji buluyor.</p>

<p>2023'teki büyük üzüntüden sonra büyük silkinmiş, değişim, onun yarattığı enerji ve beş ay sonra, dört ay sonra gittiğimiz yerel seçimlerde elde edilen büyük zafer... Ege'nin bir tane ilini bile AK Parti'ye bırakmadan kazanan bir zafer. Türkiye'de nüfusun yüzde 65'ini kazanan... Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir siyasi partiye AK Parti dahil nasip olmamış bir zafer. Nüfusun yüzde 65'i, ekonominin yüzde 85'ine Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin hizmet etme imkanı. Ve 47 yıl sonra gelen birincilik... Ve buradan iktidara doğru çıkılan yürüyüş...<br />
1. yıldönümü geldiğinde, daha gelmeden bütün ölçümlerde yüzde 45'le seçilen ortalama belediye başkanlarının yüzde 58-59'luk beğenileri... Kimi illerde; Ankara'da, Mersin'de, Denizli'de, Manisa'da yüzde 70'e varan vatandaş memnuniyetleri...</p>

<p>İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder diyenin, İstanbul'u kazananın Türkiye'yi kazanacağını görmesi ve bu noktada başlayan, Cumhuriyet'in bir sonraki hükümetine mevcut hükümetince, Cumhuriyet'in bir sonraki Cumhurbaşkanı'na mevcut Cumhurbaşkanı'nca girişilen darbe girişimi...</p>

<p>Bir yıldan fazladır her gün saldırı altındayız, her gün. Sonrasında saldırılar adayımızdan, başkanlarımızdan, bürokratlarımızdan yani Türkiye'yi yönetecek kadrolardan partimizin kurumsal kimliğine döndü. Ve partimize kapatma davası açacak hadsizliğe kadar... İBB davasının iddianamesiyle bir CHP'ye kapatma davası yollama, ya da üstüne yapılan üç kurultaya, sıfırdan yapılan bir kurultaya rağmen açılan bir butlan davasına mahkemenin kaale almamasına rağmen istinafta diri tutulmaya çalışılan bir tehditle birlikte partiye yöneltilen bir büyük taarruzla karşı karşıyayız.</p>

<p>Bunlar daha önce yaşanmamış şeyler. Ama öyle bir noktada ki, yaşananlar niçin bunlar yaşanıyor, nasıl yaşanıyor, neler planlanmıştı, neler planlanmıştı da buralara gelinmişti... O açıdan birazdan başka yerlerde başka şeyler söyleyeceğim. Ama bugün ortaya öyle bir şey çıktı ki...</p>

<p><strong>"KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ”</strong><br />
Ankara'ya yeniden yollanan, Ankara'dan yeniden yollanan, hakimken bütün siyasi kararları veren ve hepsi Anayasa Mahkemesi'nde birçoğu oybirliğiyle bozulan birisinin İstanbul'a gittiğindeki planı... Kişi kendinden bilir işi, ona demişler ki, "Billboard varsa yolsuzluk yapıyorlar, hafriyat varsa yolsuzluk yapıyorlar, reklam varsa yolsuzluk yapıyorlar." Nereden bildin? Bilirim ben o işi. Kişi kendinden bilir işi. O yüzden "Para alıyorlar, bu paraları kasalara koyuyorlar, kasaları akrabalarının bahçelerine gömüyorlar." Nereden bildin sen bu işi? Kişi kendinden bilir işi! Geldiler, bahçeleri kazdılar, kuyulara indiler, evleri bastılar. Hiçbir yerde hiçbir şey bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar.<br />
Ama ilk başladıklarında, "560 milyar lira yolsuzluk" diye anlattıklarında, en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. Allah Allah! ilk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki, "Oranın bizle ne ilgisi varmış? Bizle ne ilgisi var?" diyor. Orası Enerji Bakanlığı'nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi, onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor, Bağcılar herhalde, Sultangazi...</p>

<p>Ayrıca bir protokol var, bizim büyükşehir olarak hakkımız var, dökülen hafriyattan bir şey alacağız. Yüzde 10 bize, Enerji Bakanlığı... Yüzde 20 bize olacakken yüzde 10'u valiliğe vermiş. Yüzde 10 da Cebeci Hafriyat'tan valilik alıyor. "Ben anlamadım neler oluyor," diyordu. "Hele bir iddianame çıksın, hele bir çıksın."<br />
İddianame çıktı. Durdu, durdu bugüne geldi. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat'ın ortağı, daha doğrusu Cebeci hafriyat alanına döküm yapan kişi, Murat Gülibrahimoğlu AK Parti'nin önceki il başkanının, seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi, buz gibi AK Partili, buz gibi AK Partili bir arkadaş.</p>

<p><br />
<strong>GÜLİBRAHİMOĞLU: AK PARTİLİYİM</strong><br />
Demişler ki buna, bir plan kurmuşlar; bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz, vermeyiz ama sen Ekrem'e bir yalan uyduracaksın, biz buraya kaçak döküm yapıyorduk. Rakam şöyle çıkıyor, iddia etmeye çalıştıkları vaktiyle şimdi yapamadıkları... Günde 5 bin fazladan kamyon, İstanbul'dan Kocaeli'ne kadar falan uydudan görünür.<br />
Adam bu sırada yurtdışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki, "Benim CHP ile ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim."</p>

<p>Ne yaptıysam Ekrem'e değil, AK Parti'ye yaptım, diyor. Bugün, bugün bu kıymetli Murat Gül İbrahimoğlu, Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret A.Ş.'nin sahibi, cezaevine sokulamadığı, canıyla malıyla evladıyla tehdit edilemediği, yurtdışında olduğu için itirafçı yapılamamış ama kendisi şirketindeki birisini alıp itirafçı yapmaya çalışmışlar ama bakın bugün ne çıktı ortaya. Bakın bugün ne çıktı ortaya.<br />
Ekrem İmamoğlu sayın Torun E.'ye soruyor, o şirkette çalışan bir muhasebeciye, şirketin dökümleri çıkmış güya oradan bize atılacakken Ekrem Başkan yakalamış soruyor, diyor ki: "Vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum." Var ya BİM işte Şok o bu A101 üç harfliler.</p>

<p><strong>"HEPSİNİ AK PARTİ'YE VERDİK"</strong><br />
Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye ağır suçluyor, tutuklu tutuyor, birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. "Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız?" Çünkü bizi suçluyorlar ya rüşvet olarak aldınız diye.<br />
Yener Toruner: "Kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere ve AK Parti teşkilatına verdik." Soru: "AK Parti teşkilatı derken tam kurum söyleyebilir misiniz?" Cevap: "AK Parti İstanbul il Başkanlığı'na teslim ettik." Soru: "CHP'ye verdiniz mi?" Ekrem Başkan soruyor. Cevap: "CHP'li herhalde gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik, hepsini AK Parti'ye verdik."<br />
Bitti sanmayın, bitti sanmayın. Ayrıca elimde bir şey var, ne zaman gitmişti Akın Gürlek, Ekim 2024.</p>

<p><strong>MURAT KURUM'A ÇAĞRI</strong><br />
İşte o yüzden, işte o yüzden... Ben Murat Kurum'a soruyorum ya, Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Aha da burada ID numaraları var. 4'ü aktif diye, yani üstünde, 4'ü... 12'sini elden çıkarmış, aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum, bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya, söyleyemiyor ya. Çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Ekrana gelince "Geç onu, biz onu biliyoruz," diyor. AK Parti olunca dokunmuyorlar. Eğer bir sesli araçtan, ilçeye verilmiş, rüşvet çıkaranlar, buradan... Buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa, daha çok, çok iki yıl edersiniz. İki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını. Çatır çatır!</p>

<p>Ayrıca buradan söyleyeyim, daha önce söyledim, bir de buradan söyleyeyim: Bu tapuların, bu ID'deki tapuların 16'sını da Murat Kurum bildirmiş zaten. Nereye biliyor musunuz? Yanlışlıkla... Maliye Bakanlığı'nın bir genelgesi var. Gelir, vergi kaçakçılığını önleme, kamu kurumlarının vergilerini arttırmak için... Orada diyor ki, birisi tapuda işlem yapar, belediyeye gidip başvurmaz, belediye de ondan vergisini alamaz. Sonra da satar, bilmem ne yapar. O yüzden siz, mutad aralıklarla (üç ay, altı ay), tapudaki değişiklikleri resmi yazıyla ilgili belediyelere bildirin.</p>

<p>Çevre Şehircilik Bakanlığı genelgeye uygun şekilde Sayın Akın Gürlek'in 16 tapusunu da Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki belediyelere bildirmiş zaten. Aha buradan söylüyorum: Murat Kurum, çık ve bu tapular hiçbir zaman Akın Gürlek'in üzerinde olmadı de. Ben de sana şunu söylüyorum: Üzerinde oldu. 19 yıllık hakim savcı (ki başka şeyden gelir elde etmesi yasak), 190 yıl maaş alsa biriktirse alamayacaklarını ve fazlasını... Senfoni'den 98 milyon duruyor, yalanlamadılar. Öbür taraftan Emlak Konut yalanlamadı, duruyor. Onlar da tapusu alınmak üzere, sözleşmesi yapılmışlar. Cumhuriyet tarihinin değil, Anadolu'da devlet kurduğumuz günden bugüne kurduğumuz bütün Türk devletlerinin en büyük zimmet, irtikap ve yolsuzluğunun üstünü kapatamazsınız! Eninde sonunda hesabını vereceksiniz! Eninde sonunda!<br />
Şimdi gelelim, gelelim beylerin nasıl iş gördüğüne bir örnek vaka üzerinden. Ne yapıyorlar ya? Ekrem Başkan'a attılar iftira bugün işte Cebeci hafriyatta çıktığı gibi. Her iftiracının böyle koltuğun altına kaçtığı gibi. Ya da vazgeçip, beyanından vazgeçtiği gibi. Ona da yalan atıyor, 'vazgeçen yok' diyor, tıkır tıkır çıktı vazgeçenlerin listesi.</p>

<p><strong>MUHİTTİN BÖCEK İÇİN İLK AÇIKLAMA</strong><br />
Şimdi gelelim, örnek bir vaka üzerinden bir kişi nasıl alınır, tehdit edilir, zorlanır ve itirafçı yapılır, bunu bir görelim. Örnek, örnek maalesef Muhittin Böcek ve Böcek ailesi.</p>

<p>Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün, kendisine ertesi gün 'Bir şey söyle' dediler. Cep telefonuyla, titreyen elleriyle, göz içine bakamayan ruh haliyle 4 tane aktif tapuyu, o an üzerinde olan aktif tapuyu, öbürlerini filtrelemiş gösteriyor. Üçünün de yanında üçgen var. O şu demek; son 3 ayda edinilmiş. Nereden, şimdi laf lafı açıyor, son 3 ayda nereden edinilmiş? Mahal'den. Bir tanesi İzmir'de, ikisi Ankara'da. İzmir'dekilerden birinden bir 'Topuklayan Efe'nin' izi çıkarsa şaşırma. Bunu da bu kenara yazayım. O söylediğimi anladı. Son 3 ayda edinilmiş. Bunu bana, bunu bana söyleyen o kadar emindi ki İzmir'deki Mahal'in kim tarafından kime verildiğine... O gözle oraya da bakacağız.</p>

<p>Dört tapuyu gösteriyor. Göze bakamadan, basına bakamadan, yere bakarak 4 tapuyu gösteriyor. Ve sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken' diyor 'iki şeyi var: Bir, asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor. Bir de' diyor 'kendisinin bir işi var. Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha vakti var. 15 Ocak tarihinde' tarihi veriyor ağzıyla, videosu var, 'Manisa'da bir benzin istasyonunda baz çakışması var. Muhittin Böcek onu itiraf edecek. Özgür Özel o yüzden bunu yapmaya çalışıyor' diyor.</p>

<p>Sonra ne oldu? Tam bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Beklediği şu: Muhittin Böcek orada baz vermiş, orada biri daha bizden baz verir Manisa'da. O kişiye yüklenirler, 'Bu kişiye para verdi' denirler. Muhittin Böcek'in şoförleri, bulunulan mekanın kamera kaydı, her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Bir şey gösteremiyor.</p>

<p>O gün söylediği tutar 50 milyon Euro. Yani bir kamyonet para çantayla taşınacak falan gibi anlatılıyor, öyle ifade verilmiş falan. Muhittin Böcek'in de önüne bu ifadeyi, 6 ay önce ben getirdiklerinde söylemişim otobüsün üstünden. Koyup, 'Özgür Özel'e verilmek üzere 50 milyon Euro', sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar, 'Benzinlikte verdim diye imza at çık kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor. Bana, Cavit Arı'ya, kendisini ziyaret eden bütün</p>

<p>milletvekillerimize bu belgeyi gösterdi. Altında İstanbul'daki bir savcının ifade imzasından getirmişler. 'Bunu imzala kurtul' diyorlar, atmadı.<br />
Bakın ne oldu biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. O adresi açıp kendileri gittikleri, kimseyle buluşmadıkları çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı."</p>

<p>Muhittin Bey'e konum atip 'Burada bekliyorum abi' deyip, kendi proje ekibiyle yedi kişi, onu getiren ve yanında projeyi anlatacak kişilerle bir danışmanı ve proje anlatacak, mimarlık ofisinde oturdukları, Manisa'nın adayı ya Ferdi, Antalya deneyimlerinden toplu taşıma, hafif raylı sistem, ucuz su, halk ekmek, çalıştıkları... Sonra hep beraber Manisa Kebabı yiyip vedalaştıkları, o kadar şahidin önünde hiçbir yalnız kalma olmadığı gitti... Yolu verse, oraya Ferdi gidiverse, Ferdi'nin şoförü onları almaya gidiverse...<br />
Manisa'nın hiçbirimizin dolduramadığı meydanları, sokakları, cenazesi dolduran Ferdi kardeşimin... ölmüş ya... Ferdi'ye iftira atarak, 'Muhittin Böcek Ferdi'ye verdi paraları'. Nasılsa Ferdi bir şey diyemez, çıkamaz. 'Ferdi de o paraları Özgür'e verdi' ya da 'Şurada kullandı, burada kullandı' deyip Ferdi'ye iftira atacak zihniyet tak diye kaldı.</p>

<p><strong>"DİLİM VARMIYOR DELİNİN KARININ BİR SİTESİ VAR"</strong><br />
Sonra ne oldu biliyor musunuz? Devlete emanet cep telefonundan Muhittin Böcek'in oğlunun ve gelininin, gelininin kaydettiği eşiyle mahrem görüntüleriyle bir tanesini kamuoyuna verdiler. Hatta dilim varmıyor ama bu iftirayı atan siteyi hala engellemiyorlar. Ele geçirilmiş bir deli karının bir sitesi var. Oradan, gelininin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, çocuğun Muhittin Böcek'ten olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftirayla bir video servis ettiler. 'Devamı gelecek' dediler.</p>

<p><strong>"GÖKHAN BÖCEK SİNİR KRİZİ GEÇİRDİĞİ..."</strong><br />
Gökhan, biz de basından okuduk, Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'Tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. O gün gittiler, avukatların tutanağı var. Savcıya demiş ki, 'Getir, ne istiyorsan imzalayacağım'. Savcı demiş ki, bu tabii Antalya Cumhuriyet Başsavcısı, "Bizim böyle bir usulümüz yok, biliyorsan anlatırsın. Sonra 'Git sen bir düşün. Gitmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini ertesi gün... Antalya'da yargılanıyorlar, İstanbul'da bir şey yok daha. Zuhal'i ama İstanbul'a götürmüşlerdi.</p>

<p>Orada bir ifade... Ama Allah şaşırtacak ya, Allah şaşırtacak ya! Bunu namuslu bütün savcılar, hakimler hem dinlesin hem onlara minnetimi bilsin. Uzaktan bağlanıp da operasyon savcıları değil, bağlanamayınca, bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla, hesap edilmedik bir şekilde Gökhan Böcek'e Antalya'dan bir normal savcı soruyor. Diyor ki, bakın Manisa'daydı ya on beşinde. On beş günlük bir tarihlilik aralığı verip yine on beşini hedefleyen... 'Ben gittim bu paraları Cumhuriyet Halk Partisi'nin altıncı katında birinin söylediği birine verdim' diyor. Şimdi, bu kadar ifade verse yetecek, İstanbul'a yeter. Onlar siyaseten kullanacak. CHP'yi kirletecek, milletvekilini kirletecek, partiyi, genel başkanı kirletecek.</p>

<p>Savcı şunu soruyor: 'Parayı nereden çektin?' Ya bu kadar para çektin ya, önce 50 milyonu, 20 milyonu, 1 milyona inmişler. Sırt çantasına sığacak tutar 1 milyon Euro arkadaşlar. Diyor ki, 'Ankara'ya nasıl gittin?', 'Uçakla gittim'. 'Parayı nereden çektin?', 'Para çekmedim. Eşten dosttan topladım'. 'Sonra ne yaptın?', 'Uçakla gittim'. 'Seni uçağa kim bindirdi?' Normal savcı soruları bunlar, doğrulatacak ya yalan atıyorsa. 'Hatırlamıyorum'. 'Ankara'da uçaktan kim aldı?', 'Hatırlamıyorum'. 'Genel Merkeze ne zaman gittin?' Gününü söyle', 'Bilmiyorum'. Uçağı biliyor, gününü bilmiyor. Çünkü o tarihteki kamera kaydına ya da kayıtlara bakılacağını biliyor. On beş günlük bir süre veriyor, o sürede gelmiştir gitmiştir diye hesap ediyor Ankara'ya, baz vermiştir diye hesap ediyor.</p>

<p>'Nasıl gittin 6. kata?', 'Kapıya girdim, adını söyledim, 6. katta dediler'. Bu yazıyor arkadaşlar, ilk ifade. 'Çıktım', 'Kime verdin?', 'Ben o ismi unuttum. 1.70 boylarında erkekti'. Bu kadar. 'Peki senden parayı isteyenle konuştun mu telefonla?', 'Ben konuşmadım, o konuştu'. 'Bu kadar parayı verdiğin kişinin adını bilmiyor musun? Teyit almadın mı?', 'Almadım, uzaklaştım'.</p>

<p>Sonra Muhittin Böcek'in ifadesi alınıyor. Muhittin Böcek, okudunuz; 'Adaylığımla ilgisi yok, partiye maddi, her zaman olan bağışlardır. Oğluma geniş zamanlı, parti bir şey isterse ver demiştim. Genel Başkan, partinize sahip çıkın, maddi manevi arkadaşında olun kampanyanın demişti. Geniş zamanlı talimatım vardı, geniş zamanlı aldı, almış götürmüş benim haberim yok'.</p>

<p>Çünkü Muhittin Bey'e, mal varlığına el konulana kadar... adam otobüs muavinliğiyle başlamış, kamyon muavinliği, otobüs şoförlüğü... Kendi çalışmasıyla dünya kadar servet yapmış, malına çöktüler. Torununa iftira attılar. Büyüyecek o çocuk büyüyecek. Tarih önünde biz bunları ispatlamazsak o çocuk bu iftiralarla büyüyecek. AK Parti'nin bunlara, AK Parti'nin kara düzeninin bunlara iftira attırmak için yapmasından büyüyecek. Devletin kayıtlarına sokuyorlar bunları.</p>

<p>Ve mal varlığına çökünce diyorlar ki Muhittin Bey'e, 'Oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Oğlunun ifadesini doğrulayacak ama, ben Akın Gürlek'in tapularını açıklayıp da 'Akın Gürlek, Muhittin Böcek itirafçı olacak' dediğinde, kendi el yazısıyla yazıp kendi web sayfasından yayınlatmıştı: 'Bakanı kandırıyorlar, bir kuruş verdiysem adi şerefsizim, ispatlamayan namussuz şerefsizdir' diye.</p>

<p>O, o zaman da bunları söylese çıkardı ama, mal varlığına da çöküp, çocuklarını bilmem ne yapıp oğlunu çıldırtıp, gelini yapınca gördüğünüz gibi bir şey söylemiş. Muhittin Böcek'ten Gökhan'ın dediklerinin, işte 'Babamın talimatıyla değil ama geniş zamanlı söylemişti' falan (günü çakıştıramıyorlar ya). Zuhal Böcek'ten ifade alıyorlar, ek iddianame alıyorlar.</p>

<p>'Kocamı uçağa ben bıraktım... pardon, kocamı uçaktan ben aldım. Yahu adam karısından gider... Karısı Ankara'da, kendisi Antalya'da nedense. Eşi onu alır Genel Merkeze götürür de bunu hatırlamaz mı? Tanımıyorum, hatırlamıyorum, kimin aldığını. Biri aldı, hatırlamıyorum. Zuhal Böcek'in ifadesiyle Antalya'daki alınan normal ifadenin eksiklikleri giderilmeye çalışılıyor.</p>

<p><strong>"BÖCEK İÇİN ANKET GELDİ ERTESİ GÜN ADAY GÖSTERİLMİŞ"</strong><br />
Ve bunun üzerinden çıkmışlar, utanmadan sıkılmadan, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine... Efendim aday olmadan önce, aday gösterilmemiş tam gösterilecekken para istenmiş. Muhittin Böcek de bugünkü ifadesinde dahi demiş: "O gün DEM'e bir salon vermedi diye infial oldu, adaylık açıklamasından çekildi. Çünkü Kürt seçmen kırıldıysa seçilemez diye yeni anket yapıldı. Anket gelmiş, 3,5 puan önde çıkmış, ertesi gün aday gösterilmiş."</p>

<p>O kadar salak ki Muhittin Böcek'ten aldığımız parayı onun için anket yaptırmaya harcamış olabilir miyiz?<br />
Böyle bir çirkinlikle karşı karşıyayız. Bu bir örnek. Kişinin nasıl itirafçı, iftiracılığa zorlandığına ilişkin. Diğer taraftan büyük bir haysiyet cellatlığıyla efendim Özkan Yalım'ı ilk gün dedik, affetmeyiz, üstümüze sorumluluk düşüyor ne gerekiyorsa yaparız. İlk toplantıda disipline verdik. Her parti gibi savunma süresinden sonra partiden attık. Kimi attıysan daha kısa süre atamıyorlar. Özkan Yalım'dan korkuyorlar. Attık. Özkan Yalım'a hadi itiraf onun yurt dışında 300 tır, burada 300 tırlık firmasına çöktüler. İtirafçı olursan vereceğiz dediler.<br />
Atılan laflara baksanız utanır insan. 14 yıl önce dayısını gece ameliyat ettirince annesi Özgür'e hediye yapalım deyince Kıbrıs'tan çakma saat almış, takmam ben bunu demişim, ifadesinde var. Yok, Uşak'ta birisi yapıyor fason, al sana bunu getirdim demiş. Bunları söylüyor. Ben Özgür Özel'e 9 yıl önce kadın çantası verdim eşi için.</p>

<p>Arkadaş arkadaşa, eşine bak bunu Türkiye'de benim arkadaş yapıyor diye hediye etmiş. Onu ondan iftira çıkarmaya çalışıyorlar. Dönüyor, dönüyor, en son partinin partiye araç alırken ben çok kamyon alıyorum, indirim yaptırırım. Normal bir filo indirimi. Parti arabanın parasını ödemiş. Önce araba aldı dediler.</p>

<p><br />
Aksesuarların parasını ödemiş, aksesuarları karşıladı dediler. O iç dizaynında en iyi yeri ben biliyorum, ben yaptıracağım demiş. Bizi de ben hediye ettim, partimin içine genel başkan aracını yapıyorum diye kandırmış. Ne zaman öğrendik yazışma yaptık. Kaç paraysa parti koca arabayı alacak da içinin bilmem neyini yaptıracak. Belediyenin üç aracından bir faturayı tek faturaymış gibi de söylüyorlar.<br />
İş ki, iş ki bizim Özkan Yalım'dan almışız, almışız, almışız, almışız. Arabanın iç dizaynını almışız. Onu da parti ödeyecek.<br />
Sanki kendi arabamızı almışız gibi de bir şey söylüyorlar. Bakın şimdi, buradan ben, hani, ben bunları en çirkin, en çirkin video çıktığında nasıl anlatacağım bilemiyorum deyip yazan gazeteci var. Bugün de diyor ki, kendinden bahsettiğimi biliyor. Gazeteci ismi ifşa etmek istemediğim için söylemiyorum. Ailene yazık. Yoksa Devlet Bahçeli soy isminden neler söyledi sana buradan. Onu hiç bir şey yapmazsınız. Ama şunu söyleyeceğim. Diyor ki Özkan Yalım'ın iftiralarını yalanlamadılar. Her birisinin teker teker söyledik, doğru olmadığını ne olduğunu. Şu kadar ar varsa, şu kadar namus, şu kadar şeref kaldıysa birinizde birinizde, bu Adalet Bakanlığı'ndan muhabirlere ayrı, haber müdürlerine ayrı, Ankara temsilcilerine ayrı gruptan ayrı kişilerden atılan, tek yerden yöneltilen, fosforlanan, mosforlanan, baskı yapılan haberimizi girmeyin diye yapılanlara, buradan söylüyorum bak, bir arabanın içi haberimiz olmadan, tek fatura, firmaya biz yazdık. Kardeşim eğer bunu belediyeden ödedilerse söyle, biz Özkan Yalım ödedi biliyorduk diye.</p>

<p></p>

<p>Şimdi burada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı ve AK Parti Genel Merkezi'ne. Bakın, birinci şahidim bu yüce çatının başındaki kişidir, Sayın Numan Kurtulmuş. Opel Insignia. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ertan Kandemir, Opel Insignia ve burada teker teker yazıyor. Sayın Numan Kurtulmuş'a, bunu bizimkiler basına atın arkadaşlar.</p>

<p>Ve örneğin Belma Satır'a, örneğin Gençlik Kolları'na. 56 tane araç sadece AK Parti'nin il başkanlığına ve genel merkezine, Numan Bey genel başkan vekiliyken, bakın burada yazıyor, Genel Başkan Yardımcısı, Genel Başkan Yardımcısı, Vito Mustafa Ataş Genel Başkan Yardımcısı. Insignia Ebubekir Demirkan Genel Başkan Yardımcısı. Nakil verilen, kalıcı verilen, geçici verilen, hepsini yazmışlar. Bu arabaları, arabanın kendiyle, lastiğiyle, benziniyle, şoförünün maaşıyla, bırak içinin dizaynını, her şeyiyle 56 tane arabayı sonra da seçim zamanında verilen makama yeni başkanlık yazıyorlar. Yani ne biliyor musunuz? Adayları, Sayın Başbakan aday oldu ya, kim Erzincan milletvekili? Binali Yıldırım. Binali Yıldırım'a tahsis edilen 20 araca da makam olarak yeni başkanlık, kesin seçimi kazanıyorlar ya, araç tahsis etmişler.<br />
Selvi Boylum Al Yazmalım. Hani içinin bilmem nesine diyorsun ya, bunların hepsine bir gün bir şey dedin mi be? Bir şey diyecek misin? Yarın yazacak mısın? Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerin kör kuruşuna tenezzül etmedik, etmeyiz. Belediyeleri Yağma Hasan'ın böreği gibi yağmalayan AK Parti'den beslenenlere söylüyorum. Ey!</p>

<p>Bunlar, bunlar, oradan bir yalan, buradan adamın malına mülküne çök, oğluna bir yalan, eşine bir bilmem ne. Cumhuriyet Halk Partisi'ni moralini bozacaklar, susturacaklar, bilmem ne yapacaklar. Hiç. Sadece ve sadece, sadece ve sadece, günün güncel Zekeriya Öz'üne diyorum ki, bunu da o yazarın bir öndeki sayfasında yazara.</p>

<p>Şimdi itiraf etti. Devletimizin başıyla diyor, makamımızın iletişimini diyor şey yapıyor. Dediği şu: Başsavcıyken Cumhurbaşkanıyla arasında kriptolu hat var. Kriptolu. Her bir operasyonu kendine söylüyor. Kriptolu telefonun bir özelliği var. Dinleyemiyorsun, kaydedemiyorsun ama bir özelliği daha var. Küçük bir şeyle kişi isterse karşı tarafta da kırmızı ışık yanarak bildirilirse, bu taraf kaydediyor diye kendi kaydedebiliyor. O küçük küçük stikleri toplamış, bir banka kasasına istiflemiş. Bu kadar iş ortaya çıkınca bana bir şey olmaz diyormuş. Görüşmeleri hep kaydettim. Şimdiki telefonundan da her birinden, şimdi kriptolu kullanmıyor, her birinden kaydediyormuş. Bu işten Sayın Erdoğan o kırmızı ışığı fark etmemiş. Şunu yapayım mı yap, bunu yapayım mı yap. Öyle kayıtlar var, Ekrem Başkan'ın bahçesinden 20 kasa altın bulduğu yalanını atmış, Erdoğan'ı inandırmış. Çünkü bu iş sakata gidiyor diyorlar şeyine. Bu işte Türkiye siyaseti tehdit altındadır. Normal bir parti olarak devam edilecekse AK Parti siyaseti tehdit altındadır. Erdoğan ne durumdadır bilmem, Erdoğan'ın ailesi tehdit altındadır. Geçen seferki Zekeriya Öz kaçtı. Kaçmam, uğraşanı pişman ederim diyen bir hadsiz başınızın belasıdır. Size bunu buradan söyleyeyim.</p>

<p>Bu aziz milletin vicdanına sesleniyorum. Olmayacak işler yapıyorlar. Olmuş insanların namuslarına, Ferdi'nin para alabileceğini, Gülşah'ımızın namusuna laf edecek kadar şuuurunu kaybetmişler. O videoları yayınlayan o kişi Akın Gürlek'in sosyal medya ekran yüzüdür arkadaşlar. Her şey oradan gitmektedir. O kişi, bugün görev meclis başkanıdır. Hepsi bizim namusumuz, arkadaşlarımın namusuna, benim çalışma arkadaşlarımın namusuna, benim aile hayatıma ilişkin bir delik arı çıkariip o videoları çektirmektedirler. AKP'den.com. Cep telefonunun vergisi milli güvenlik sorunu diye siteyi kapatanlar o siteleri kapatmamaktadır. AK Parti bütün milletvekillerine söylüyorum. Kendi grubunuzdaki kadın milletvekillerine yapılsa, namusu size emanet çalışma arkadaşlarınıza yapılsa, bunlar yayıllsa ve öyle karşıdan kın kın kın kın bakılsa. AK Parti'de, AK Parti'nin bunlar normaldir diyenler varsa, onlar zaten ne AK Parti'de olsun, ne bu meclisin altında olsun, ne bir dünyada olsun. Allah onların belasını versin. Ama ben içimde vicdan kırıntısı olanlara söylüyorum. Vicdan kırıntısı olanlara. Öyle bazı şeyleri duyunca ört ki ölem diyen Numan Bey'e söylüyorum. Bu milletvekillerinin namusu, haysiyeti size emanet. AK Parti siyasetine söylüyorum. Kadınlar siyasette olsun diyenlere söylüyorum. Bu mu yapılır? Engelleme verdirtmediğiniz sitelere konuşturttuğunuz her akşam Akın Gürlek'ten övgüyle bahseden, hepimize haysiyet cellatlığı yapanlara söylüyorum bunu yapanlara.</p>

<p>Şimdi sözün sonu. Saat 15 olur, gong çalar. Grup Başkanvekili gider Atatürk'ün partisini temsile geçer orada. O işi yaptım. Ömrümde yaptığım en onur verici görevlerden biriydi. 9 sene yaptım. Tık demeden yaptım. Şu kadar partime laf getirtmeden yaptım. Arkadaşlar o görevleri layıkıyla bütün gayretleriyle yapıyorlar. O koltukta oturmuş birisi. Ve benim bazen ben o koltukta otururken yanımda yıllarca oturmuş birisi. Her televizyonda beni ustam yetiştirdi diyen birisi. AK Parti'ye biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz, siz Trikopis'in askerlerisiniz deyince benim "Dur Burcu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir partisine tamam rakip olabiliriz, düşmanlık görüyor olabiliriz ama Yunan ordusunun partisi denmez." diye susturmaya çalıştım. Her fırsatta siz Fesli Deli Kadir'in Atatürk'ün cenazesine giden şu diyenlerin partisinisiniz, alçaklar. "Yapma Burcu." dedim. İzmir kadın milletvekiline bunu öldürmezsem içime sinmeyecek deyince ya da AK Parti Grup Başkanvekiline küfürlerle saldırınca zor durdurduğumuz...</p>

<p>İskilipli Atıf'ın partisi mi dememiş? Oraya katılan şeye katılirken bir teğmen katılırken sen Atatürk düşmanlarını seçtin, İskilipli'yi seçtin, Fesli Deli Kadir'i seçtin, Trikopis'çileri seçtin. Sana sahip çıkan partini bırakıyoruz demiş.</p>

<p>Şimdi daha önceki Topuklu Efe'deki gibi ya AK Parti'ye katılacaksın ya diğerleri gibi içeri atılacaksın da bir günde, burada belediye başkanlarımızı ziyaret edip en güzel şeyleri söylerken, arıyorum dün size gelmiş diyorum, o kadar mutluydu ki seni öve öve bitiremedi diyor. Çıkmış diyor ki: "Partide siyaset imkanım kalmadı." Seni bu koltuğa oturttum. Oralara oturttuk, buralara oturttuk. Miting yaptık. Üç kere Afyon'da miting yapmışım. Seçimi kazanmış, ilk tebriğe gitmişiz. Yeter ki Afyon'u tutsun diye. Diyor ki: "Geçmişi unutmadılar. Beni koltuğumdan etmek için aday yaptılar." Aday yaparken Afyon'u kazanamam, Grup Başkanvekilliği'ni bırakmayayım demiş. Bırakma, kaybedersen yerin hazır ama sen kazanacaksın demişim. Önce ben inanmışım. Önce ben, sonra o.</p>

<p><br />
Geçenlerde annesi hastalanmış. Annesi şimdi beni izliyordur. Takılıyorum teyzeye. Kumandanın pilleri 6 yıldır bitmiyor diye. Sadece Halk TV açık. Her grubu ağlayarak izleyen, o 2 yaşındayken'den beri MS hastası olan, geçen sefer AK Parti'ye geçiyor söylentilerinde kaskatı katılan, sinir krizi geçiren teyzeme ben 2 ay önce evinde ziyarete gittim. Elini öptüm. Defalarca öptü beni. O anne ve oradan sonra beni yemeğe götürdü. Her seferinde övgüler, övgüler, övgüler, övgüler. Şimdi diyor ki orada siyaset imkanım kalmadı. Son konuşmasında AK Parti grubuna diyor ki: "MS hastası anneme küfrettiniz, alkışladı bu AK Parti grubu." diyor. Bekliyor ki yarın Afyon'a gidince onu Mustafa Kemal'in kurduğu partinin grubu değil, o annesine küfredeni alkışlayanların, bunun da gelin alın beni be, yolsuz dediniz, rüşvetçi dediniz, dolandırıcı dediniz, teslim olmayacağım, alın beni içeri diye meydan okuduğu gruba gidiyor. Ve diyor ki ve diyor ki: "Özgür Özel beni tehdit etti." Ona sadece şunu dedim: 6 ay önceki gidişinde demiştim, şüphen kocandansa ayrılırsın, bu parti ailen olur sana sahip çıkar, senin hırsız olduğuna inanmıyorum, o laf o. Bu sefer de dedim ki: "Ey Burcu Hanim, 2 yıl kolay geçmez ama çabuk geçer. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olunca sakin gelip kapımızda yalvarma." Bu tehditse, daniskasını ediyorum ulan! Daniskasını ediyorum! Bu tehditse, daniskasını ediyorum! Hadi bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi tehditten yılanların, teslim olanların değil, hep birlikte ayağa kalkanların, iktidara yürüyenlerin partisidir. Bu partinin iktidar yürüyüşü süngünün üstüne yürüyerek başladı. Düşman kurşununa açık yüreğiyle, göğüsüyle yürüyenlerle başladı. Yürüyelim arkadaşlar! Karanlar arkada kalsınlar. İktidara yürüyoruz arkadaşlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-cok-sert-muhittin-bocek-ve-burcu-koksal-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/k-a-p-a-k-d-s-d-s.jpg" type="image/jpeg" length="31578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halk TV’de ayrılık zinciri büyüyor: Gökmen Karadağ da veda etti]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/halk-tvde-ayrilik-zinciri-buyuyor-gokmen-karadag-da-veda-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/halk-tvde-ayrilik-zinciri-buyuyor-gokmen-karadag-da-veda-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk TV’de son dönemde peş peşe gelen ayrılıklara bir yenisi daha eklendi. Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nun açıklamalarının ardından Gökmen Karadağ da kanaldan ayrıldığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halk TV’de uzun süredir devam eden istifa ve ayrılık süreci, yayın kadrosunda önemli değişikliklere yol açtı. Kanal bünyesinde farklı programlarda görev yapan birçok isim son aylarda peş peşe ayrılık kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce <strong>Selin Sabit, Seda Selek, Remziye Demirkol, Buket Güler, Gözde Şeker ve Sorel Dağıstanlı’</strong>nın kanalla yollarını ayırması, medya kulislerinde geniş yankı uyandırmıştı.</p>

<p><strong>GÖKMEN KARADAĞ SOSYAL MEDYADAN DUYURDU </strong></p>

<p>Son ayrılık ise <strong>Gökmen Karadağ</strong>’dan geldi. Karadağ, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda kanalın resmi hesabını da etiketleyerek,<i> "Hoşça kal@halktvcomtr" </i>ifadeleriyle ayrılığını duyurdu.</p>

<p>Karadağ’ın açıklaması, Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nun canlı yayında yaptığı değerlendirmelerin hemen ardından geldi. Mahiroğlu, söz konusu yayın sırasında kanaldaki istifalara ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/halk-tvde-ayrilik-zinciri-buyuyor-gokmen-karadag-da-veda-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/gokmen-karadag-1.webp" type="image/jpeg" length="93613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşte Merdan Yanardağ'ın savunmasının tamamı: Casus demek atılabilecek en alçak iftiradır]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/iste-merdan-yanardagin-savunmasinin-tamami-casus-demek-atilabilecek-en-alcak-iftiradir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/iste-merdan-yanardagin-savunmasinin-tamami-casus-demek-atilabilecek-en-alcak-iftiradir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Casusluk’ davasının ikinci duruşması bugün Silivri’de görülüyor. İddianamede; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 20’şer yıl hapis cezası talep ediliyor. Duruşmada savunma yapan ilk isim tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ oldu. Hakkındaki suçları reddeden Yanardağ, "Bizim gibi insanlara 'casus' demek, atılabilecek en alçak iftiradır. Emperyalizmin işbirlikçileri, bizi casuslukla suçluyor" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Duruşma, Merdan Yanardağ'ın savunmasıyla başladı. Yanardağ, şunları söyledi</p>

<p><strong>MERDAN YANARDAĞ SAVUNMASI </strong></p>

<p>“Değerli dostlarım, dava izlemeye gelen dün iki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu'ydu. Diğeri, bu davaya temel teşkil eden Sayın Hüseyin Gün. İkisini de dinledik. Ekrem İmamoğlu'nun savunmasından da görüldüğü gibi bu dava esas olarak siyasal niteliğe sahiptir. Özelliği, temeli, siyasal gerekçelere dayalıdır.</p>

<p><strong>"SÜRECİN SONUNDA SİLİVRİ'DEN TÜRKİYE'YE CUMHURBAŞKANI ÇIKACAKTIR"</strong></p>

<p>Ve umuyorum ki ve bekliyorum ki bu davaların bu sürecin sonunda Silivri'den Türkiye'ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Çünkü ben kendisine de söyledim. “Merdan Bey, biz makam mevkii peşinde değiliz” dedi. Biliyorum dedi. Makam mevkii peşinde olmalıyız ama bu artık bu ülkenin bir haysiyet sorunu haline geldi. Rakiplerini adliye ve kolluğu kullanarak yani daha sosyolojik bir ifadeyle devletin şiddet aygıtlarını kullanarak tırnak içindedir. Devletin zor aygıtlarını kullanarak siyaset alanını düzenlemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız.</p>

<p>Kendi rakiplerini devletin zor aygıtlarıyla paraliz etmeye, imha etmeye, etkisizleştirmeye çalışan, zorlayarak siyasi transferler yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. 15.5 milyon insanın Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği birinin tutuklanması bunun sadece bu olay bile bunu yeterince kanıtlayacak maddi bir delil olarak önümüze duruyor. Onun arkasından bir savunma yapıyorum. Nedeni belli. Siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. Siyasal bir metinle karşı karşıyayız. İdeolojik ön yargılarla donatılmış bir metinle karşı karşıyayız. Neden böyle? Demokrasi, demokratik hak ve özgürlükleri, temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Suç sayıyor. Seçimlere katılmayı, seçimleri kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalışan bir iddianameyle karşı karşıyayız.</p>

<p><strong>"İDDİANAMENİN ALTINDAKİ İMZA KİM?</strong></p>

<p>Kazanmayı daha büyük bir suç sayıyor. İddianamenin ruhu, iddianamenin son sayfasında açık. Dün Sayın Ekrem İmamoğlu'da okudu. Ben bir kez daha okuyacağım. Zaten iddianamenin altındaki imza kim? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Can Tuncay. Nerede şu anda? Bakan Yardımcısı. Bakan Yardımcılığı nedir? Siyasal bir makam. Yani AKP'ye iltica etmiş bir başsavcı vekiliyle karşı karşıyayız ve bu iddianamenin altında imzası var. Bakan Yardımcılığı siyasal bir makamdır. Ve bu iddianamenin altında imzası bulunmaya devam ediyor. Peki ne yazmış Sayın Can Tuncay? Okuyoruz. Son iki paragraf. Şu hale göre casusluk suçları yönünden madde gerekçesi de nazara alındığında niteliği gereği gizli olan bilginin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zararına, yabancı bir devlet yararına temin edilmesi ya da açıklanması gerekmekte ise de casus ile casusluğu talep eden arasında bu bilgi ve belgenin karşı tarafa aktarılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunması şart değildir.</p>

<p>Spor olsun diye casusluk yapmışız yani ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye ya ben 40 yıllık gazeteciyim gazetecilik yapıyorum bu arada pek işim gücüm yok yani ki işimiz gücümüz başımızdan aşkındı biraz da casusluk yapayım diye hobi olsun diye casusluk yapmışız. Peki bu iddianameyi yazanların dayanağı nedir? Dayanağı başta casusluk, devlet sırrı gibi konuların tanımlandığı, daha teorik diyebileceğimiz bölüm. Peki bu bölümde kim var? İki doktorun tezinden alıntı yapılmış. Adın üzerinde bu bir tez. Yani tezi nasıl sunarsınız akademik kurular, jüriye? Ben doktora yapmış biriyim. Siyaset bilimi ve sosyoloji doktorası yaptım. Akademik formatlara göre hazırlarsınız referanslarınız. Format olarak biçimine vesairesi yerindeyse sunarsınız. Bu kabul edilen bir tez. O tezde ileri sürülen görüşler mutlak doğru diye bir şeydir. Bir kural yoktur. Yani o henüz bir paradigma değildir. Yani o dönemde akademi tarafından, entelektüel ortam tarafından, bilim insanları tarafından genel kabul gören bir model değildir. Bir tezdir. Örneğin Newton'un yer şekli, Newton fiziği dönemin bir paradigmasıdır. Akademi kabul eder. Araştırma tekniklerini kabul eder. O dönemdeki bütün akademik ve eğitim sistemi, siyaset dünyası veya toplumu, doğayı ve yeryüzünü Newton fiziğine göre açıklar. O paradigmadır. Einstein gelene kadar da o paradigma devam eder. Bu Newton fiziğinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Onun aşıldığı anlamına gelir. Bu bir paradigma bile değil. Kimmiş bunlar? Bakıyoruz yani bir tanesini söyleyeceğim. Yani isimlere alıntı, iki tane alıntı ama mutlak doğru saymış bunları.</p>

<p><strong>"YUMURTASIZ OMLET YAPILACAĞINI İDDİA EDEN BİR SAVCILIK VAR"</strong></p>

<p>Abdullah Pulat Gözübüyük, Modern Ceza Hukuku Bakımından Casusluk, Adalet Dergisi'nde çıkmış bir makale, bir tanesi bu. Yani kanun değil, bir kanun maddesi yok. Genel kabul gören bir görüş de değil; ne akademik kabul etmiş ne hukuk dünyası kabul etmiş. Yeri nedir? Onu da hemen söyleyeyim. O bir makale de değil zaten, o bir tez. Evet şimdi söyleyeceğim, evet Doçent Doktor Murat Balcı, Siyaset ve Askeri Casusluk Suçu Doktora Tezi. Ankara'da 2018'de yayınlanmış, yeni. Bu iki tez ve bir makaleye dayalı bir biçimde bir casusluk kuramı oluşturuyor ve bu kuramın içine bizi yerleştirmeye çalışıyorlar. Durum da nedir biliyor musunuz? Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş, yabancı bir istihbarat örgütüne de gerek yok savcılara göre çünkü bulamadılar, yok böyle bir örgüt. Yani yumurtasız omlet yapılacağını iddia eden bir savcılık makamı var. Ben onlara iddianame yazmak yerine MasterChef programına katılmalarını öneriyorum. Ancak oraya katılabilirler. Eğer yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, yani Türk Ceza Kanunu'nun 328. maddesi burada okuyalım. Ne diyor? Bizim yargılandığımız madde; devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu; devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok.</p>

<p>Peki bu kanunun gerekçesinde ne diyor? Tam tersi. Şimdi bu bir akademik teze dayanmış ya arkadaşımız, şimdi gerekçesine bakalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi sitesinden aldık bu gerekçeyi, kanun gerekçesi; yabancı bir devletin varlığını şart koşuyor. Avukatlarımız da size verecektir mutlaka ama burada ben size tekrar bir göstermek istiyorum. Buyurun gerekçe, gerekçede diyor ki hemen ikinci paragraf madde 328'e; ilk paragrafı da okuyayım, madde devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge ya da vesika içeriklerindeki bilgilerin siyasi veya askeri casusluk maksadıyla, böyle bir amacınız, böyle bir maksadınız olacak, maksadıyla temin edilmesini cezalandırmaktadır. İkinci paragraf; siyasal casusluktan maksat yabancı bir devlet yararına Türkiye devletinin veya vatandaşlarının veya Türkiye'de oturmakta ikamet etmekte olanların zararına olacak bilgilerin toparlanması, ele geçirilmesi, kamu sağlığına vesaireye ilişkin diye devam ediyor ve aktarılması, yabancı bir devlet yararına diyor. Peki savcının tezinde yabancı devlete gerek yok, neye gerek var, peki yabancı bir örgüt var mı, o da yok. Yumurtasız omlet yapalım diyorlar, ben MasterChef programına katılmalarının uygun olacağını düşünüyorum.</p>

<p><strong>"OPERASYONUN TEMEL AMACI TELE1'E EL KOYMAK"</strong></p>

<p>Bu operasyonun iki temel amacı var. Birincisi Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 çünkü Türkiye'de medya dünyasında önemli bir kurum. Tele1 çok uzun süredir medyada gazetecilerin kurduğu, yönettiği ve çalıştığı televizyon dünyasında tek medya kuruluşu. Tamamı patron kuruluşudur, kimseyi suçlamak ya da aşağılamak için kullanmıyorum, durum tespiti bu; ticari kuruluştur. Tele1 ticari bir kuruluş değildi. Tele1 gazetecilerin bir araya gelerek oluşturduğu bağımsız, tarafsız ve fakat siyasal ve felsefi tercihleri olan bir kanal. Buradan gazetecilik tanımına kısaca değinmek lazım. Gazeteciliğin iki ayağı vardır; birincisi haber, diğeri yorum. Haberde objektif ve tarafsız olmak esastır. Haber, olgu, gerçeklik sizin siyasal ve felsefi tercihlerinize ya da seçimlerinize aykırı olsa bile doğruysa onu haber olarak vereceksiniz. Haberi eğip bükmek, bilgiyi karartmak veya çarpıtmak veya yönlendirmek gazetecilikte en önemli etik sorundur. Fakat yorum özgürdür çünkü gazetecilik siyasal bir aydın mesleğidir, siyasal bir meslek.</p>

<p>Bakın gazetelere haberlerin yüzde 90'ı siyasal konularla ilgilidir, iç ya da dış. Hatta 95'i, bütün dünyada da böyledir. CNN International'ı, Euronews'ü, BBC World'ü, CNN International'ı ya da El Cezire'yi hangisini izlerseniz izleyin, Russia Today; bu yayınların yani haber yayınlarının yüzde 95'i siyasetle ilgilidir. Bakın ben siyasetçilerle gazeteciler, edebiyatçılarla gazeteciler arasında geçişler çok sık olur. Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi'nin en önemli genel başkanlarından biri yani Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir sosyal demokrat parti olarak konumlandıran Bülent Ecevit gazetecilikten siyasete gelme birisidir. Bu sağ siyasette de sol siyasette de böyledir. Yaşar Kemal röportaj yazarlığından, gazetecilikten edebiyata geçmiştir ya da Gabriel Garcia Marquez gazetecilikten edebiyata geçmiştir, Hemingway gazeteci. Dünyada da bunun örnekleri çoktur, gazetecilik yaparken siyasete gelmiş, devlet başkanlığı yapmış, önemli roller üstlenmiş insanlar var. Ünlü Sovyet Kızıl Ordu komutanı, Dışişleri Komiseri ve Sovyet Devrimi'nin liderlerinden Troçki Balkan Savaşlarını savaş muhabiri olarak izlemiş ve Balkan Savaşları eserini yazmıştır haberlerinden oluşan, İş Bankası yayınlarından yakın tarihte çıktı. Dünyada bunun örnekleri çoktur. Dolayısıyla Tele1 haberde objektif yayıncılık yapar ama yorumda siyasal ve felsefi tercihleri olan, dolayısıyla muhalif bir medya kuruluşu. Bu nedenle iktidarın sürekli saldırısıyla karşı karşıya kaldı; mali ambargo, reklam ambargosu, mali soruşturmalar, RTÜK cezaları vesaire. Biz bu reklam ambargolarını, bu mali ambargo ve kuşatmayı, çünkü reklam veren kuruluşlara da bir süre sonra maliye müfettişi gidiyor, SSK müfettişi gidiyor, telefon açılıp tehdit ediliyor; bakın bize ya reklam paramız kalsın da ama reklamımızı yayınlamayın diyen iş insanları oldu, reddettik ahlaki bulmadık ve iade ettik. Parasını ödeyelim ama reklamımızı yayınlamayın diyen. Ne zaman kırdık bu reklam ambargosunu, Tele1 başarılı oldu çünkü. Tele1 Türkiye'de en çok izlenen dört haber kanalının arasına girdi, dört haber kanalından biriydi. Bazı yayın dilimlerinde günün birincisi olarak kapattı Tele1. Onun ötesinde Tele1 medya alanını düzenleyen bir yapıya sahipti. Başkaları nasıl bir yayıncılık yapacaklar, bir haberi nasıl görecekler ya da değerlendirecekler önce bize bakarlardı; biz nasıl o haberi gördük, nasıl değerlendirdik, nasıl işledik, tavrımız ne, muhalif mecralarda sektörü domine eden ama bunu bir entelektüel odak, bir gazetecilik odağı olduğu için bunu başaran bir medya kuruluşuydu. Şimdi geçmişte gazeteler, yani henüz daha televizyonlar yokken gazete sahiplerinin tamamı gazeteciydi.</p>

<p></p>

<p>Karacan ailesi gazeteci bir aile. Hürriyet'in sahipleri Simavi ailesi, Sedat Simavi gazetecidir. Sabah gazetesinin sahipleri Bilgin ailesi Selanik'ten itibaren gazetecidir. Sağda yer alan Tercüman gazetesi hiçbir zaman benim yan yana düşmediğim ama Kemal Ilıcak'ı yakından tanıdım çünkü Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterliği yaptığım dönemde toplu sözleşme görüşmelerine gittik. Diyaloğumuz da gayet iyiydi. Gazeteciydi. Ilıcak ailesi gazeteciydi. Bugün sektörde gazeteci olan televizyon sahibi ve gazete sahibi yok. Bazı gazeteler var; işte Cumhuriyet'i Cumhuriyet Vakfı çıkartıyor. Evrensel gibi, BirGün gibi nitelikli, bağımsız, patronsuz gazetecilerin çıkarttığı gazeteler var ama televizyon dünyasında yok.</p>

<p>Televizyonun tek farkı şuydu: Bağımsız, yurtsever, solda yer alan, Cumhuriyetçi bir grup gazeteci çıktı ve başarılı oldu. Büyük medya kartelleriyle rekabet edecek bir güce ulaştık biz. Arkasından milyonlarca dolar sermaye olan grupların, holdinglerin desteklediği ya da doğrudan bir işletmesi konumundaki televizyon kanallarını biz reytingde, yani izlenme oranlarında geçtik. Hepsi büyük büyük gruplar.</p>

<p>Bir avuç gazeteci çıktı arkadaşlarıyla beraber ve televizyon bunları geçti. Etkili oldu. Bizi sadece CHP'liler, solcular, sosyalistler izlemiyor; bizi ülkücüler izliyor, bizi muhafazakarlar izliyor. Bizim samimiyetimiz topluma geçti. Karar vericiler izliyor bizi. Yani televizyon terminolojisinde AB grubu ve A Plus dediğimiz kesim; sendika başkanları, toplum önderleri, kanaat önderleri, siyasetçiler, akademisyenler ama bizi Bursa'daki metal işçileri de izliyor.</p>

<p>Biz bu ambargoyu nasıl kırdık? Bu ambargoyu ben çıktım canlı yayında ve çağrı yaptım. Dedim ki: "Televizyon eğer devam edecekse başka bir finansman modeli var." İzleyiciler destekleyebilir televizyonu. Çünkü yasal olarak bir firmanın bir programa ya da televizyona sponsor olmasının yanı sıra kişilerin sponsor olmasının önünde yasal bir engel yok. Kayda geçirir, vergilendirirseniz hiçbir sorun yok. Yasal olarak inceledim.</p>

<p>Bu da Türkiye'de yayın yapan Açık Radyo dinleyici desteği diye bir kurumu vardı; yani baktım, bir gün izledim. Bir müzik programını baktım Hicaz Efendi Hacıbaşı desteklemiş. Programın sonunda bunu söyledi. Dünyada başka örnekleri var. Özellikle 68 o büyük, belki 2. Rönesans diyeceğimiz Batı'da o büyük, o devrimci dalganın yükseldiği, o sol, o protest hareketlerin geliştiği, müzik devrimi hatta toplumsal ve siyasal olaylarla geliştiği dönemde birçok gazete okurlarının desteğiyle yayınlandı.</p>

<p>O gazetelerin çoğu yayın hayatına devam ediyor. Libération öyledir, Guardian öyledir; İngiltere'de, Fransa'daki bazı gazeteler, L'Humanité öyle çıkar; okurlarının desteğiyle, sosyalist bir yayın organıdır. İtalya'da böyle gazeteler vardır. Sadece gazetecilikten siyasete geçenler solda değildir. Mesela Mussolini, Avanti gazetesinin baş editörü. Avanti, İtalyan Sosyalist Partisi'nin yayın organı. Yani onun bugünkü ifadeyle genel yayın yönetmenidir Mussolini. Siyasetle bu kadar iç içe. Arkadaşlarımız, avukat arkadaşlarım size sunacaktır fakat ben de burada göstermek istiyorum. İsterseniz size sunarım da. Benim çağrılarım hem sosyal medyada...</p>

<p><strong>"SPONSORLUK İÇİN NUMARALARIMIZ VAR HEPSİ AÇIK KAYNAK"</strong></p>

<p>Değerli izleyicilerimiz, Tele1 TV'ye izleyici sponsoru olmak için detaylı bilgiler tele1.com.tr/destek adresinden erişilebilir yazılmış. Tarihi var; 27 Ağustos 2018. Burada hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Burada bir duyuru var yazılmış, yine 2018. "Tele1'e destek için ne yapabiliriz?" diye bir açıklama var. Sponsorluk için hesap numaralarımız var; bunların hepsi açık kaynaklar, bizim sitelerimizde bunlar.</p>

<p>Burada benim Twitter hesabımdan, yani sosyal medya hesabımdan (şimdi X oldu adı) yaptığım çağrılar; "Tele1'e destek". Ve benim canlı yayında yaptığım çağrı... O bizim sayfamızda, bizim ifademizle sayfaya gömdük onu, yani video sayfada duruyor. Ben tutuklandığım, yani gözaltına alındığım tarihe kadar da sayfadaydı, şu anda hala sayfada mı bilmiyorum; kaldırmıştır kayyum büyük bir ihtimalle. Ve burada çağrılarımız var, avukatlarımız bunu size takdim edecektir, sunacaktır.</p>

<p>Bu davaya konu olan, benim tanıdığım Sayın Seher Alaçam da bu çağrıya cevap veren bizim on binlerce destekçimizden biridir. Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir Tele1 izleyicisi, yaşlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir kadın izleyicimiz. Oraya geleceğim. Ben Hüseyin Bey'i, Sayın Hüseyin Gün'ü çok tanımam. Seher Alaçam'ın yanında ve onun oğlu olarak tanıdım kendisini. Ve telefon kayıtlarım burada zaten iddianamede var; telefonda "Hüseyin Alaçam" diye kayıtlı. Gerçek oğlu zannediyorum. Nasıl bir örgütsel casusluk ilişkisi varsa... Ve "Bu Hüseyin hangi Hüseyin?" diye hatırlayayım diye de slash yapıp "Seher Alaçam" diye ikili, iki isimle kaydetmişim. Yani bir Hüseyin Bey ararsa, ararsa beni "Ya bu hangi Hüseyindi?" diye düşünmeyeyim diye.</p>

<p><strong>"NUMARAMIZI HERKESE DAĞITMIŞLAR"</strong></p>

<p>Çünkü bizim telefonlarımız maalesef milletvekilleri tarafından Türkiye'nin her tarafına dağıtılmış durumda. Bize ulaşmak isteyenleri milletvekillerine soruyorlar, onlar da bizi tanıdığını göstermek için (yani kimseyi suçlamıyorum) herkese dağıtmışlar. Türkiye'nin her yerinden bize telefon gelir. Bilemezsiniz, bizim böyle izleyicilerimiz var. Ve yine bu iddianamede geleceğim; biz her programda, siz de izlediğiniz bazı programlarda karşılaşmışsınızdır, seyircilere çağrı yaparız; "Sorularınız, görüşleriniz, eleştirileriniz varsa şuraya şuraya yazın." İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz. Hiç kimseden talimat alınmaz. Hele benim gibi 40 yıldır bu meslekte olan, belli bir duruşu, belli bir dünya görüşü, belli bir felsefi tercihi olan ve bugüne kadar ilkeleriyle ayakta kalmış birine kimsenin talimat verme haddi yoktur, bunu kimse yapamaz. Buna ancak ben sadece sahip olduğum, inandığım dünya görüşü, felsefi tercihlerim, gazetecilik ilkeleri ve etik değerlerdir beni bağlayıcı olan.</p>

<p><strong>"İKİNCİ AYAĞI CHP'YE YÖNELİK BİR OPERASYON"</strong></p>

<p>Birincisi bu kanala el koymak. Peki neden? İkincisi, ikinci amacı... Ona geleceğim, ikinci amacı da belirttim. Diğeri ise Türkiye'de Sayın Özgür Özel'in ve Ekrem İmamoğlu'nun "19 Mart darbesi" diye değerlendirdiği, bence de öyle, darbe sürecinin bir parçası olarak geliştirilen bir operasyondur. İki ayağı vardır bunun: Bir, belediyelere, CHP'ye yönelik bir operasyon; CHP'yi imha etmek, Türkiye'de muhalefeti etkisizleştirmek. Ve kimdir bu muhalefet? Türkiye'nin birinci partisi, yapılacak ilk seçimde iktidar olması beklenen. Peki, adayı kim? Ekrem İmamoğlu. 15 buçuk milyon insan onu aday olarak göstermiş, sonra bu sayı 25 buçuk milyona çıkmış; yani Türkiye'nin yarısı, yarısından fazlası seçmen sayısı. Herkes T.C. kimlik numarasını, adını, soyadını belirterek ıslak imzasını atmış o derece. Böyle bir Türkiye'den geçiyoruz. Diğeri ise 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek.</p>

<p>Çünkü bu iddianame şunu iddia ediyor: Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması! Yani ben de bunu bir casus olduğu iddia edilen, iddia makamı tarafından ileri sürülen Hüseyin Gün'ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım Tele1 üzerinden ve 2024 seçimlerini ve CHP kurultayını da Özgür Özel'in kazanmasını sağlamışım. Aynen bunu söylüyor. Ve bu nedenle bir saat 39 dakika 6 saniyelik bir programın tam bant çözümü var burada. Vallahi ben dünyanın hiçbir yerinde... Ben polisiye edebiyatı severim, casusluk romanlarını okurum. Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim. Ve az önce kanun maddesini okudum; hangi gizli belge ve bilgi alışverişi olmuş? Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangisi devlet sırrı niteliğinde? Dün söylendi; "Mozaik sırrı" diye bir şey. Soğuk savaş artığı bir kafa Türkiye'de devam ediyor. Avrupa'nın 1950'lerde, 60'larda terk ettiği bir hukuk anlayışı bu. Nedeni de şu: İki blok var; sosyalist bloğa karşı, Sovyet ve sosyalist blok yanlısı olduğunu düşündükleri vatandaşlarını etkisizleştirmek amacıyla casusluk kavramını genişletmeye çalıştılar ama olmadı. 1950'lerden sonra onu kaldırdılar.</p>

<p>Kendi vatandaşlarının bir bölümünü düşman sayan dolaylı savaş doktrininden beslenir. Dolaylı savaş doktrini şudur: NATO'nun kurulmasından sonra Gladio'nun da kontrgerillanın da Türkiye'de gerekçesidir bu. İki blok arasında nükleer silah dengesi olduğu için bir savaşın çıkması mümkün değil, gezegenin çünkü yok olmasıyla sonuçlanabilir Pentagon doktrini.</p>

<p>Bu nedenle diyorlar ki Doğu bloğu, sosyalist blok bize dolaylı bir savaş yürütüyor bize karşı. Bu dolaylı savaşı nasıl yürütüyor? Sendikalar, devrimci gençlik örgütleri, sosyalist partiler, STK'lar bunlar üzerinden yürütüyor, aydınlar. O halde bunlar düşmandır. Bunlara karşı gayrinizami harp yöntemleriyle mücadele edilmelidir. O yüzden bunları imha etmek lazım. Peki bunu nasıl yapacaklar? Kendi vatandaşları, hukuk dışı. Bu yüzden ne yaptılar? Yasadışı bir örgütlenme kurdular.</p>

<p>Yani asıl adı süper NATO olan ya da inter NATO olarak da bilinen, Türkiye'deki adı kontrgerilla, Fransa'daki adı Vatanseverler Birliği, Hollanda'da tuhaf bir adı var Rüzgargülü, İtalya'da da Gladio. Bu bir Gladio kafasıdır. Mozaik de şöyle: Siz açık kaynaklardan bilgileri topluyorsunuz. İddia bu, bunlar bir araya gelince toplam bir bilgi ediyor, bu toplam bilgi devletin aleyhine olabilir. O halde bu casusluk olabilir.</p>

<p>Valla böyle bir cin fikirlilik herhalde yani Avrupa bile bunu çok fazla kaldıramamış. Bu mantıkla Türkiye'deki araştırma yapan bütün akademisyenleri, bütün gazetecileri, bütün yazarları bu mantıkla bir biçimde casus olarak suçlayabilirsiniz mozaik iddiayla. Bu da bir iddia, yani Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında mozaik istihbarat diye bir şey yok. Savcılığın yine birkaç alıntıyla o alıntı da Almanlardan yapılan alıntı, tarih verilmemiş o alıntıda.</p>

<p>Şimdi mesela bir tane daha almışlar, Mehmet Yaylalı doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı 2010'da. Bunlara dayalı bir kuram. Bunun yerine ben yüz tane farklı alıntı getirebilirim. Bu sadece baro dergilerini, hukuk dergilerini ve hukuk fakültelerindeki doktora tezlerini taramakla mümkündür. Bunların tamamı da benim tezim de olduğu gibi tamamı da YÖK'ün sitesinde eğer yazarı izin vermişse açık yayınlanır. Ben izin verdim açık yayınlanıyor. Bazıları intihal olmasın diye kapalı yayınlarlar. Yapılacak basit bir araştırmada tam tersini ileri süren yüzlerce örnek bulabilirsiniz.</p>

<p>Şimdi diğeri bu seçimleri lekelemek dedik. İki tane ayağı var: Biri belediye susturmak, yakın tarihin en önemli medya olayıdır. Diğeri 2019 ve 2024 yani Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı ve CHP'nin Türkiye'de yerel seçimleri kazandığı iki seçimi lekelemek. Seçimleri suç sayıyor çünkü. Hemen belirtiyorum ne diyor peki bu 59. sayfada bana göre, pardon 160. sayfada: "Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında siyasal casusluk suçunun özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etmek suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanmasını sağlayarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır." Anlaşılmıştır, eminler yani.</p>

<p>Ya burada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı suç sayıyor bu iddianame. Seçimlerde bir adayı desteklemek ne zamandan beri suç? Ekrem İmamoğlu'na destek vermiş olmak ya da Ahmet ya da Leyla neyse bu aday, kim ise eğer, hangi siyasal partideyse, hangi felsefi görüşe sahipse bunlardan birini desteklemek nasıl bir casusluk faaliyeti olabiliyor? Bir de Türkiye geneline yayılmış. E Türkiye'de de iktidar oluyorsun bu siyasetin mantığı. İddianame siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor. Peki kime karşı siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor? İktidara karşı.</p>

<p>Siyaset ancak iktidar tarafından yapılırsa serbesttir, iktidara karşı yapılırsa yasaktır demeye çalışıyor. Bu nedenle bir içtihat oluşturarak fiilen bir dikta hukuku yaratmaya çalışıyor bu davalar üzerinden. Mahkemeleri de kötüye kullanarak eğer buralardan bir hüküm ve ceza çıkartırlarsa bunlar bir içtihat oluşturacak ve bu iktidara karşı muhalefet etmek yani demokratik bir hakkı kullanmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gelen bir hukuku kullanmak bu iddianameye göre suç. Niye suç? Bu belli değil, yabancı devletlerin yararına.</p>

<p></p>

<p>Hüseyin beyin şirketleri İngiltere'de olduğu için köken iddianamenin mantığı sanki İngiliz casusluğu gibi duruyor. Fakat ondan emin olamamışlar, ondan emin olamamışlar. Fakat işin ilginç tarafı bu İngiliz casusluğu konusu çok şaibeli. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını kınayamayan tek ülke İngiltere. Üstelik de İngiltere'de bir Sosyal Demokrat Parti iktidar, İşçi Partisi. Keir Starmer hem İngiliz İşçi Partisi'nin Genel Başkanı hem şu anda İngiltere'nin Başbakanı. Kınamadı. 18 Aralık 2025'te Avrupa Birliği Sosyal Demokrat Partiler toplantısında bu nedenle eleştirildi. Eleştirenlerden biri Özgür Özel, bu toplantıya katıldı. Türkiye'de CHP ve geçmiş HDP, şimdi zannediyorum DEM Parti üye.</p>

<p><strong>BREZİLYA ÖRNEĞİ</strong></p>

<p>Cevap vermedi. Sadece CHP değil, Pedro Sanchez eleştirdi. Daha sonra Sosyalist Enternasyonal toplantısında, 2 ay önce yapıldı Brüksel'de. Sosyalist Enternasyonal toplantısında hem Lula yani Brezilya Devlet Başkanı hem Pedro Sanchez bunun bir sorun olduğunu söylediler. Bu arada Bolsonaro'yu devirerek iktidar olan Lula örneği önemlidir. Çünkü Bolsonaro, Trump'ın desteğiyle, Amerikan emperyalistlerinin desteğiyle Türkiye'deki rejime benzer bir düzen kurdu ya da Macaristan'daki rejime benzer bir düzen kurdu. Hapsetti Lula'yı. Bir sendika lideri ve daha geçmişte de bir gerilla lideri. Bir solcu, sosyal demokrat yani sosyalist. Brezilya dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Yani G7'ye alınması bile düşünülüyor. Büyük bir sanayileşmiş ülke, Latin Amerika'nın en güçlü ülkesi, en kalabalık ülkesi. Lula da Silva.</p>

<p>Ve orada kumpası bozdu çıktı, seçime girdi, devlet başkanı oldu. Şimdi Bolsonaro Amerika'ya kaçarken yakalandı. Ama vicdanlılar, ev hapsine aldılar. Yargılama sürecinde ev hapsinde Bolsonaro. Türkiye'de göreceğiz ne olacak, bilmiyorum. Türkiye'de göreceğiz. 1 casusluk davası üzerinden bir dikta hukuku kurulmaya çalışılıyor. İngiltere kınayamayan tek ülke. Çünkü Starmer Türkiye'ye Eurofighter satmaya çalışıyor. Eurofighter'larla beraber selfie çekti. Tam bir soytarı. Ve ağır, geçenlerde yapılan yerel seçimlerde de ağır bir yenilgiye uğradı. Yeşil Parti yükseliyor, sol Yeşil Parti yükseliyor İngiltere'de. İşçi sınıfının tarihi bir partisidir İşçi Partisi, ona rağmen orada ağır bir yenilgiye uğradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki niye TELE1'e yöneldiler? Ben AKP iktidarının, mevcut iktidarın siyasal ve tarihsel ömrünü doldurduğunu ve bu ömrü uzatmak için çeşitli manevralar yaptığını düşünüyorum. İBB soruşturması da, CHP'ye yönelik kutlan davası da, casusluk davası da bu amaçla açılmıştır. Çünkü TELE1'in yayında olduğu bir medya ortamında siz bu operasyonu kolay kolay yürütemezsiniz. TELE1 boyun eğmeyecektir. TELE1 gazetecilik kurallarına ve etiğine bağlı bir biçimde, bakın haberde objektif olmak en önemli ilke. Ama biz yorumda özgürüz. Batıda da böyledir. Seçimlerden önce Batılı medya kuruluşları kimi desteklediklerini ilan ederler. Bunun gerekçelerini de yayınlarlar. Ama kimse New York Times'ın haberinin taraflı olup olmadığını düşünmez. Çünkü orada o ilke geçerlidir, tarafsız olduğunu varsayar.</p>

<p>Hatırlarsınız Biden orada editörler toplantısına katıldı New York Times'ın ve bir skandal oldu Türkiye hakkında ettiği sözler nedeniyle, epeyce bir tartışmaya yol açtı. Dolayısıyla bir partinin, bir medya organının bir siyasal partiyi desteklemesi, hatta iktidarı desteklemesi normal. Türkiye'de yandaş medya diye bir kavram var. Niye yandaş medya diyoruz? Ama bizim eleştirimiz onların iktidar partisini desteklemesi nedeniyle değil, yalan haber yaydıkları için. Operasyon gazeteciliği yaptıkları için. Bir operasyon bülteni gibi çıktıkları için. Mahkemeler henüz bitmeden mahkeme kararını heyete rağmen yayınladıkları için biz onları eleştiriyoruz. Yoksa hiç kimseyi, işte Abdülkadir Selvi iktidarı destekleyen yazı yazıyor diye... Onla en fazla tartışırsınız. Tezlerinizi yanlış dersiniz, görüşünüz yanlış dersiniz. Ama yalan olmaz. Bilgiyi eğip bükmek olmaz, karartmak olmaz, çarpıtmak olmaz.</p>

<p><strong>"TELE1 DAİRE FİYATINA SATIŞA ÇIKARDILAR"</strong></p>

<p>TELE1 uzunca bir süre sonra medya ortamında bu ahlakı yeniden getiren, ayağa kaldıran bir televizyon kanalı. Albert Camus'ye bir muhabir soruyor: "Neden yazıyorsunuz?" diyor. "İnsanlara yardım etmek için" diyor. "Anlamadım" diyor. O da diyor ki: "Mösyö görmediniz mi, insanlar düştü." 1950, daha 5 yıl önce Avrupa'nın ortasında Almanya'da Naziler, İtalya'da faşistler iktidar olmuş ve milyonlarca insanın kanı dökülmüş. İnsanlık düşmüştü. Türkiye'de de medyayı düşürdüler. Biz onu aldık ayağa kaldırdık. Sebebi budur. O nedenle şimdi haraç mezat satılmaya çalışılıyor. Bize satış teklifleri oldu, ben açıkladım sosyal medya hesabımdan. Bugün orta halli bir semtte ya da hadi iyi bir semtte diyelim, 3+1 daire fiyatına 28.000.000 liraya satışa çıkarttılar. Ne zaman peki? Niye?</p>

<p>Şimdi burada diyor ki casusluk amaçlarıyla kullanıldığı için müsadere... Dava sonuçlanmadı. Belki beraat edeceğiz. Kesin beraat edeceğimizi düşünüyorum ama belki beraat edeceğiz. Peki niye? Daha ben emniyette ifade vermeden kayyum atadılar. Emniyette ben 4. gün ifade verdim. 3 gün tuttular, eziyet ediyorlar. 3 gün tuttular, 4. gün sabaha karşı bitti ifade. Tıpkı burada olduğu gibi. Burada bütün infaz koruma memurları, gardiyanlar hepsi sağ olsunlar bize karşı dikkatli ve saygılılar, hiçbirinden şikayetçi değilim. Ama ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz burada. Haftada 10 dakika telefon görüşme hakkımız var. Ama uyuşturucu kaçakçıları haftada 60 dakika görüntülü konuşuyorlar ve haftanın her günü bu hakka sahipler. 10'ar dakikadan haftanın 6 günü görüşebilirler. Kadın cinayetinden gelseniz, tecavüzden gelseniz, uyuşturucu kaçakçısı olsanız bu haklardan yararlanacaksınız. Ama Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Bey, Necati Özkan ve diğerleri bundan yararlanamıyor. 12 metrekarelik bir hücredesiniz.</p>

<p>Şimdi de Resmi Gazete'de yayınlandı, satışa çıkarıldı. Niye? Dava sonuçlanmadı, niye bu acele? Ve batırdılar kanalı. 28 milyon... Ya bu kanala 10 milyon dolar ödemeye hazır olanlar vardı. Temiz arkasındaki güce, teklif edenlerin kimliğine ve kişiliğine güvenmediğimiz için ve bu kanalın satılık olmadığını düşündüğümüz için, topluma ait olduğunu, çalışanlara ait olduğunu, gazetecilere ait olduğunu düşündüğümüz için reddettik. Ortaklık teklif edenler oldu, onu da uygun bulmadık.</p>

<p>Tele1, 144 kadrolu kişinin çalıştığı, teliflilerle birlikte 160 kişinin çalıştığı büyük bir televizyon kanalı haline gelmişti. Ankara'da, İzmir'de stüdyoları olan, büroları olan bir televizyon kanalı. Bunu yok etmek istediler. Merdan Yanardağ ve arkadaşlarını susturmak istediler. Arkadaşlarımız Tele1 Kitap diye organik bir bağımız yok, internet ortamında bir oluşum gerçekleştirdiler. Oradan devam ediyorlar ama 20 kişi devam ediyor, büyük zorluklar içinde. İyi bir habercilik yaptıklarını tahmin ediyorum, buradan izleyemiyoruz çünkü.</p>

<p>Ben BirGün Gazetesi’nin yazarıyım şu anda. Ama Tele1’in haraç mezat satılmaya kalkışılması; yani "yangından mal kaçırır gibi" bu dava sonuçlanmadan üstelik, davanın sonucunun ne olacağı beklenmeden bunun yapılmaya çalışılması niyeti gösteriyor aslında.</p>

<p>Bir de "aile şirketi" diye bir şey uydurdular. Ben genel yayın yönetmeniyim, doğrudan bir mülkiyet ilişkisine sahip değilim. Ama "senin oğlun yönetim kurulu başkanı, öteki tarafta yeğenin var, e bu bir aile şirketi"... Hukukta böyle bir şey yok. Oğlum 33 yaşında, üniversiteyi bitirmiş, askerliğini yapmış, kendi hayatını kuran birisi ve bunların hepsi kanalda aktif görevlere sahipler ve yönetici görevlerine sahipler. Her şeyiyle hukuku çiğnediler, her şeyiyle!</p>

<p>Bir de buna gerekçe olarak; bakın, neden bu iddianame ideolojik ön yargılara dayanıyor biliyor musunuz? Yalan söylüyor bu iddianame, çarpıtıyor! Savcılık... Duruşma savcısını tenzih ediyorum, tanımıyorum, bilmiyorum kendisini; imzası olanlardan biridir. Savcılık yalan söylüyor.</p>

<p>El koyma gerekçesini göstermek için sonunda -çünkü sonunda Tele1’e bağlamışlar- burada bir sabıka saymışlar. Şimdi, valla benim sabıkalarımı bir saymış; ben yolda böyle biriyle karşılaşsam sokağı değiştiririm! Tehlikeli, kriminal bir vaka! 15 ya da 20-30 tane sabıka kaydım var. Bakıyorsunuz, acaba öyle mi?</p>

<p>Benim Tele1’den tek bir adli kaydım yok. Devam eden davalar var, tamamını kazandık neredeyse. İki tane dava; birisi Yargıtay'da, birisi istinafta. Yargıtay savcısı da lehimize bozulmasını istedi. Diğerleri nereden? Diğerleri daha önce kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğum Yurt Gazetesi’nden. Tamamını kazanmışız. Burada söyleyeceğim, önemli. Adli sicil... Bakın nasıl tehlikeli bir kriminal tipim ben.</p>

<p>Tamamı basın suçları, her şeyden önce. Tamamı! "Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama"... İddianamede bunu belirtiyor. "Sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret", "gizliliğin ihlali", "terör örgütü propagandası yapmak", "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek", "Cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik", "halkın bir kesiminin benimsediği değerleri alenen aşağılama", "iftira", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak" diye devam ediyor... "Suçu ve suçluyu övme"...</p>

<p>Ben bu davaları kazandım sayın yargıç. Mesela burada hassas olunabilecek "halkın bir kesiminin benimsediği değerleri alenen aşağılama"... Onu ben kazandım. Bunların tamamı bana atılmaya çalışılan iftira suçları. Bunlar RTÜK’ün bize kestiği cezaların gerekçeleri. Ama RTÜK kendisini sizin yerinize, mahkeme yerine koyduğu için... RTÜK kararlarınıza, kararlarınıza değiştirme hakkınız yok; önce cezayı ödüyorsunuz sonra dava açıyorsunuz. İki sene sonra kazanırsanız kazanıyorsunuz, o da para cezası. Bunlardan bazıları işte böyle ceza davasına döndü. Diğerlerini okuyorum...</p>

<p>Şimdi, 2013 yılı. Basın Kanunu 21. maddesinin ihlali: 18 yaş altı kişinin adını açık yazma. 2012, yine 18 yaştan küçük kişinin adını yazmak, adını açık yazmak. 2012-13 öyle devam ediyor... Fakat sonra burada bir döküm var, arkadaşlarımız, avukatlarımız vereceklerdir değil mi?</p>

<p>Okuyorum: "Lehimize bozuldu", "Beraat", "Beraat kesinleşti", "Beraat kesinleşti"... Mesela; "Kişinin hatırasına hakaret". Ne olmuş? Bilgi istedim; şikayetçi Abdullah Çatlı ve yakınları... Benim hakkımda dava açmış, bir programda ettiğim laflarla ilgili. Beraat etmişiz, kesinleşmiş. Tunceli'de bir dava açılmış, beraat etmişiz, kesinleşmiş 2024'te. "Kamu görevlisine hakaret", beraat etmişiz, kesinleşmiş. Yani kaç tarih? 23.06.2019, yakın tarihleri okuyorum.</p>

<p>54. Asliye Ceza Anadolu yakası; beraat kesinleşme 2021. Neymiş? Birisi şikayet etmiş sosyal medya paylaşımı nedeniyle. "Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme"; beraat. O da komik tabii. Ankara Cumhuriyet Savcısı'nın evlendikten sonra Cumhurbaşkanı'nı ziyaret ederken eşinin kıyafetinin değiştirilip daha muhafazakar bir kıyafet giymesini haber yaptığımız için yargılandık. Yorumsuz. Kendisini hedef göstermişiz, haber magazin haberi! Beraat ettim.</p>

<p>"Terör örgütü propagandası yapmak"... Buradan ceza aldık ama Yargıtay'da... Yargıtay savcısı bozulmasını talep etti ve tebliğde. O nedenle tutuklandım, burada Silivri'de 3,5 ay kaldım ama Anayasa Mahkemesi "hak ihlali" kararı verdi ve 166 bin lira tazminata mahkum etti devleti. Devlet bana 166 bin lira para ödedi.</p>

<p>O dava da ilginçtir; ben Türkiye'de bir "çözüm süreci"nin hazırlanmak istendiğini gördüm bir yıl önceden. Dedim ki; "İmralı'daki tecrit kaldırılmalıdır. Abdullah Öcalan ne söylüyor bunu Türk halkı duymalıdır. Avukatlarıyla ve ailesiyle görüşmelidir. Çünkü demokrasilerde suçluların da ya da hükümlülerin de, tutukluların da haklarının olduğu rejimlerdir. Diğer hükümlüler hangi haklardan yararlanıyorlarsa, İmralı'da Abdullah Öcalan da o haklardan yararlanmalıdır." dediğim için tutuklandım.</p>

<p>Sonra serbest bırakıldım. Sonra çözüm süreci başladı bir yıl sonra. Yapılması gereken şey şu; gerçi Anayasa Mahkemesi'nin kararı öyle sayılır mı bilmiyorum; devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli'yi tutuklamalıdır. Bahçeli, "Öcalan meclise gelsin konuşsun, umut hakkından yararlansın, serbest bırakılsın." dedi.</p>

<p>Ben o programda biraz da ironi yaparak; "Abdullah Öcalan'ı da kandırmak kolay değil, içeride sürekli kitap okuduğu için neredeyse filozof oldu." demiştim. Bu da "övme" sayıldı. Onu da savcılık bozdu.</p>

<p>Böyle devam ediyor; beraat kesinleşmiş 23 Mayıs 2021, beraat kesinleşmiş... "Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama" diye bir şey var, bir dava var istinafta. Hakaret davası var, beraat kesinleşmiş... Böyle devam ediyor. Ama bu iddianameye bakarsanız, beni yolda görseniz yolunuzu değiştirirsiniz! Sürekli suç işleyen bir "suç makinesi" var karşınızda.</p>

<p>Bu davaların birer basın davası olduğu bu iddianamede belirtilmemiş. İddianameyi hazırlayanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir bölümünü "düşman" sayıyor ve onları mahkum etmek için iftira atıyor, tasfiye etmek için! Hemen iddianamenin başında bunun örneği var, hemen en başında. Yalan!</p>

<p>Şimdi Sayın Hüseyin Gün ifadesinde özetlemiş, iddianame sayfa 11. Diyor ki: "Aron Bar'ın kendisini ortağı olduğu Necati Özkan'ın manevi annesi olan Seher Alaçam aracılığıyla tanıdığını, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı ve seçim kampanyası müdürü olduğu Necati Özkan'ın; Necati Özkan'la da seçim kampanyası hakkında görüştüğünü vesaire vesaire" diyor diyor diyor; "Merdan Yanardağ'ın ise bu suçların basın ayağında görev aldığını söyledi."</p>

<p>Burada Hüseyin Bey'i dinledik. Hüseyin Bey'in ifadesinde böyle bir şey yok. Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır demiyor. Ama öyle bir hava oluşturuldu ki dün dinledik kendisini; etkin pişmanlığın büyük bir ihtimalle tam ne anlama geldiğini de sonradan öğrenmiş olabilirler.</p>

<p>Çünkü etkin pişmanlık ifadesinde de bunu söylemiyor. Ama kamuoyuna öyle yansıtıldı ki yandaş medya tarafından, Türkiye Gazetesi, TGRT, Sabah, Takvim ve diğerleri tarafından; etkin pişmanlık ifadesi verdi Hüseyin Bey, itirafçı oldu, Merdan Yanardağ'ın Necati Özkan'ın ve Ekrem İmamoğlu'nun casusu olduğunu itiraf etti diye yayınlar yaptılar. Hayır, öyle bir şey söylemedi Hüseyin Bey. İfadesinde böyle bir şey yok. Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin savcısı nasıl böyle bir yalanı buraya koyabilir? Var mı ifadesinde böyle bir şey? Hüseyin Bey siz böyle bir şey dediniz mi? Hayır. Peki, kayıtlarda var mı? Yok.</p>

<p>Yalanla başlıyor bakın. Ondan öncesi alıntı, biraz önce dediğim bakın yukarıda var; alıntı doktora tezi Mehmet Yayla bilmem kim var yani akademik formasyonları da tartışmalı olabilecek yani şey yapmak istemem haksızlık yapmak istemem çok tanıdığım kişiler değil benim akademik alanım da değil. İsimler isimler ama 11. sayfada işin esasına girmeye geliyor, yok. Ama zaten 9. sayfadan itibaren casusluk kavramını genişletmeye çalışıyor. Yabancı bir ülkeye gerek yok, yabancı örgüte gerek yok, hatta anlaşmaya da gerek yok. Bir de bilgi teminine de gerek yok oraya kadar geliyor.</p>

<p>Niyet mi okuyorsunuz yahu siz? Bu nasıl bir savcılık makamı? Ben merak ediyorum; Cumhuriyet'in savcıları mı, iktidarın bir siyasal grubun bir ekibin savcıları mı bu iddianameyi hazırladı? Merak ediyorum. Bilgi teminine de ihtiyaç yok. Peki, nasıl belirlediniz casus olduğunu bu insanların? Hah, o halde sizin niyetiniz Tele1'i ve Merdan Yanardağ'ı etkisizleştirmek. Ekrem İmamoğlu'nu etkisizleştirmek. Necati Özkan'ı iş yapamaz hale getirmek. Kazanılmış seçimleri lekelemek. Amacınız o.</p>

<p>Ben tutuklandığım evet 26 Ekim'de tutuklandım, 30 Ekim'de Cumhuriyet Gazetesi'nde bir yazı çıktı ikinci sayfada konuk yazarlar çıkıyor. Çok iyi bir yazı, sonra Ankaralı bir avukat arkadaşımız yazmış: "Casusluk davasının amacı seçimlerin iptali ve lekelenmesi, karalanmasına dönük" diye. Okumuş, hızlı bir şekilde görmüş. Ben sonra fark ettim yazıyı, kestim burada duruyor, gösterebilirim. Avukatımızın adı neydi? Doğan Erkan. Doğan Erkan adlı Ankaralı bir avukat arkadaşımız. İddianame böyle başlıyor. Dolayısıyla daha başından itibaren sakatlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız.</p>

<p>Peki, iktidar bunu niye yapıyor? Kendi siyasi ve tarihsel ömrünü uzatmaya çalışıyor. Tükenmiş bir iktidar. Önümüzdeki bir yıl Türkiye'de her şeyin değişeceği bir dönem olacak ve herkes yaptığının hesabını verecek. Darbeciler de darbeci olarak yargılanacaklar bu ülkede. Çünkü hiç kimse dokunulmaz değil. Hiç kimse. Dokunulmazlığı ancak hukuk sağlar, hukuku ihlal edenlerin hukuku olmaz. Hukuku ihlal ediyorlar. Darbe hukukunu uygulamaya çalışıyorlar, bir dikta hukuku uygulamaya çalışıyorlar.</p>

<p>Bunun için iki şey yaptılar. Bir bu operasyonları yaptılar, iki çözüm sürecini geliştirmeye çalıştılar. Yani Türkiye'de Kürt siyasal muhalefetini yedekleyerek, etkisizleştirerek yanlarına almayı; CHP'yi ve diğer sol sosyalist partileri, diğer muhalefet partilerini etkisizleştirmeyi; medyada Tele1'i susturmayı ve böylece ayarlanmış, kontrol edilecek bir seçimde, zamanından ama altı ay önce kontrollü bir seçime götürerek iktidar ömrünü uzatmaya çalışıyorlar. Yapamayacaklar. Bu mümkün değil. Türkiye'nin bunu kaldırması mümkün değil. Kaldırmayacak.</p>

<p>Bakın ben bir örnek vereceğim; Bursa'nın fethinin 700. yılındayız. 1326'da fethedildi, 6 Nisan 1326'da Bursa fethedildi daha doğrusu Bursa teslim oldu. 23 yıllık bir kuşatmadan sonra teslim oldu. Birçok tarihçi Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun Bursa'nın fethinden sonra bir mahkeme kararıyla açıklandığını söylüyor. Çok önemli. Çünkü Bursa öncesi Karahisar'ı Osman Bey aldığı zaman sikke basmaya ve adına hutbe okutmaya kalktığında başta Şeyh Edebali olmak üzere ulema itiraz ediyor; "Hayır okutamazsın". "Ama ben kağanım!" "Değilsin." İlhanlılar Hakanı Bahadır Han ve Selçuklu Sultanı bu hakka sahip. Sen devlet değilsin; ne divan kuruldu ne mahkemen var bunlar varsa devletsin. Ve vazgeçiyor. Osmanlı Devleti Bursa'da şekilleniyor. Bir devlet haline gelmesinin temel göstergelerinden biri de yargı erkini oluşturmasıdır. Çok güçlü bir yargı erki. Ve o dönemde Bursa, Bursa'nın fethinin İstanbul'un fethinden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü İpek Yolu'nun kavşak ülkesidir Bursa. Halil İnalcık onu yazıyor, onun bir çalışması var; önemli bir çalışma, çok da iyi bir çalışma.</p>

<p>Fethedilen yol Bursa ve Osmangazi. Önemli bir tarih çalışmasıdır, uzun bir kitaptır. Bursa dönemin en önemli ticaret merkezi. Ünlü Floransalı Medici ailesi orada elçilik bulunduruyor. Bütün Avrupa ticaretini elinde tutuyor. Medici ailesi önemlidir. Machiavelli'nin o aile daha sonraki Hükümdar kitabını ya da Prens kitabını finansörü olan, sponsoru olan ailedir. Rönesans’ı destekleyen ailedir, ressamları vesaire. Bugünkü İtalya'nın temelinde Medici ailesi vardır. Bursa'da temsilci bulunduruyor. Venedikli tüccarlar temsilci bulunduruyor. Hintli tüccarlar temsilci bulunduruyor. Büyük bir ticaret merkezidir ve o dönemde 23 yıl muhasara altına alındıktan sonra Bursa teslim oluyor, açlıktan teslim oluyor. Ve Saros, Bursa tekfurunun müşaviridir, orada o dönemde müşavirler ikinci adamdır. Onun çabalarıyla teslim oluyor. Bugünkü Saros Körfezi'nin adı oradan gelir, orada toprak veriliyor çünkü ona. Osmanlı'nın kuruluşunda önemli bir yer Köse Mihal gibi, o da bir Hristiyandır aslında, önemli bir rol oynar.</p>

<p>Ve kadı mahkemesi kuruluyor ve Bursa'dan sonra ve Bursa'nın fethinden sonra ki Osman Gazi'nin ömrü yetişmiyor, Orhan Gazi Bursa'yı teslim alıyor. Orhan Gazi hem sikke bastırıyor hem hutbe okutmaya başlıyor. Esas olarak da 1. Murat döneminde devlet şekilleniyor. Bu mahkemelerden birinde Bizanslı bir tüccarla bir Müslüman tüccar, o zaman kayıtlara Müslüman tüccar olarak geçiyor, arasında bir ihtilaf var. Şer'iyye sicilleri tarihçiler için hazine değerindedir Bursa'daki, çünkü tamamı kayıt altına alınıyor, tamamı. Şer'iyye sicilleri bu yargılamanın sonunda Bizanslı tüccarı haklı ilan ediyor mahkeme, kadı. Bizim Müslüman tüccar itiraz ediyor, bir kâfir nasıl haklı olabilir? Ben Müslümanım diyor, o kâfir ama haklı diyor.</p>

<p>Bu karar o dönemde bir efsane gibi yayılıyor. Bir yanda Bizans çözülüyor çünkü ne ticaret güvenliğini, ne mal güvenliğini, ne can güvenliğini sağlayabilecek bir devlet değil. Osmanlı'nın mahkemesi bir Hristiyanı bile haklı bulabiliyor deniyor. Bağımsız bir yargı var. Bu mahkemenin sonucunda göreceğiz. Arkanızda yazan 'Adalet mülkün temelidir' sözü böyle bir tarihsel referansa dayalıdır. Başka bir örnek daha var. Ünlü kadılar çıkıyor zaten o dönemde. Mesela Molla Gürani Bursalıdır, Molla Fenari Bursalıdır, bunların hepsi kadıdır. Ünlü kadı Çandarlı Halil Bey Bursalıdır, Hızır Bey Bursalıdır bunlar ünlü kadılar. Molla Zeyrek, Emir Sultan bunların tamamı Bursa'dan çıkmış kadılardır, ünlüdür Bursa'nın kadıları.</p>

<p>Bir efsane var, Murat Hüdavendigar ile bir kadı arasında geçtiği inanılan... Bu arada Silivri’nin Kütüphanesi iyi yani siz bulamadınız, kütüphanede buldum ben. Silivri Cezaevi Kütüphanesi fena değil. Bir kadının padişah fermanını yırttığı iddia edilir. Yırtma kesin değil, kayıtlara geçmiş değil. Bu 1. Murat'la bir Bursa kadısı Çandarlı Halil Bey arasında olduğu belirtilir bazı kaynaklara göre. Bazı kaynaklara göre de İstanbul'da Fatih ile Hızır Bey arasında geçtiği, kadı Hızır Bey arasında geçtiği belirtilir. Ama hangisi doğruysa, önemli olan şudur: Mahkemenin gücünü ve yürütmenin, devletin başı olan sultan karşısındaki bağımsızlığının altını çizer. Olay şudur: Mahkeme bir karar veriyor Bursa'da örneği anlatalım, mahkeme bir karar veriyor Çandarlı Hayrettin Bey... Çandarlı ailesi bu arada Osmanlı'nın kuruluşunda önemli rol oynar. Fakat yine bir ticaret davası, bu sefer Tebrizli bir Türk tüccarla, 1. Murat'tan ferman getiriyor birisi. Diyor ki fermana göre işte şu kadar narh alınacak, ticaret yollarından kervansaraydan şu olacak bu olacak vesaire. Bir kervansarayda alınacak vergiyle ilgili bir tartışma. Çünkü o yetki bazılarına, karar verdikten sonra sultanın fermanının hükmü yoktur.</p>

<p>Diğeri de şu; Fatih biriyle ihtilaflı, Hızır'ın huzuruna çıkıyor. Fatih daha yüksek bir yerde oturmak istiyor ya da ayakta durmak istiyor. Hayır, onunla aynı hizada oturacaksın diye itirazlı olunan bir husus oluyor. Fermanım var bu konuda diyor. Mahkeme karar vermeden ferman veremezsin diyor konuda, mahkemeye düşmüş bir konu. İddiaya göre fermanı veriliyor vezirlerden biri tarafından. Fermanı yırttığı iddia ediliyor kadının. Sonra Hızır Bey yani tasfiye ediliyor öyle, Memluklulara gidiyor, küsüyor müsüyor fakat mahkeme kararı değiştirilmiyor. İkincisi bir efsane. Bu mahkemelerde sarayın, sultanın hükmü mü hukukun hükmü mü geçerli oluyor?</p>

<p>Ben inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde hala yargıçların ve savcıların büyük bir bölümü cumhuriyetin değerlerine ve hukukun, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı. Ama diğer yandan görüyorum ki saraya bağlı ya da iktidara bağlı paralel bir yapılanma var. İddianame bunun örneğidir. Bir örgütlenme var. Bu örgütlenmenin olduğunu zaten bize söyleyen de AKP'nin kurucularından biri. Kim o kurucusu? Hüseyin Çelik. AKP hükümetlerinde en çok, en uzun süre bakanlık yapmış Hüseyin Çelik. Van Üniversitesi'nde doçentken Milli Eğitim Bakanlığı yapmış şimdi profesör. 30 Ocak 2025'te diyor ki Hüseyin Çelik; ne yazık ki biz de kendimize bağlı militan yargımızı oluşturduk.</p>

<p>Ben merak ediyorum. Ben militan bir yargıda iktidara bağlı bir yargıda mı yargılanıyorum yoksa hukukun ilkesine, üstünlüğü ilkesine bağlı bir mahkemede mi yargılanıyorum? Bu iddianameye baktığımda, bu iddianamenin içine gireceğim ayrıntılara bakacağız. Bu iddianameye baktığımda hayır burada paralel bir yapılanma var. Çünkü Türkiye'de felsefi tercihleri, siyasal seçimleri farklı ve muhalif olan bir kesimi gazeteci, siyasetçi vesaire onları tasfiye etmeye dönük her yolu mübah gören, yalan söyleyen, belge gizleyen, belge çarpıtan, bilgiyi karartan bir yöntem izlenerek hazırlanmış bir iddianame. Başka türlü olmaz. Kahvede birine yapsanız kavga çıkar. İftira var çünkü. Birine söyleseniz bunu kavga çıkar. Bu bir iddianame olarak değil.</p>

<p>Sulh hukuk şey düzeltiyorum, sulh hakimlikleriyle ağır ceza savcılarının bir bölümünün içinde yer aldığı paralel bir yapılanma olduğuna dair kuvvetli bir şüpheye sahibim. Bir iddiaya sahibim diyeyim şüpheyi kaldıralım, bir iddiaya sahibim. Bu iddianamenin bende oluşturduğu özel durum bu. Neden? Ben yurtsever bir gazeteciyim. Sol görüşlü, sosyalist bir gazeteciyim. Ben bacak kadar çocukken bağımsız Türkiye sloganı atarak yürüyüşlere ve gösterilere katıldım 1973'te. Burada doğum yılım 1961 yazar ama ben 59 doğumluyum, 59'un başı hatta. Bugün Çağlayan Adliyesi'nin olduğu yer eskiden Çağlayan Lisesi vardı. Ben Çağlayan, Çağlayan çocuğuyum.</p>

<p><strong>"VATAN HAİNİ DİYE SUÇLAMAYA ÇALIŞMAK BİZE YÖNELTİLEBİLECEK EN ÇİRKİN İFTİRADIR"</strong></p>

<p>1975-76'da Ariel Şaron Filistin kamplarında katliam yaptığı zaman Çağlayan Lisesi'ni boykota çıkaran, Çağlayan halkını Çağlayan meydanına toplayarak miting düzenleyen ekibin içindeydim ve o mitingin konuşmacısıyım ben 17 yaşında birisi olarak o mitingin konuşmacısıyım. Ama Ariel Şaron bizi yargılayan bu savcıların arkasındaki siyasi iradenin sahiplerini Kudüs'te İsrail milletinin başkenti Kudüs'e hoş geldiniz diye karşılayan bir başbakan oldu. Yurtseverleri casus diye dolayısıyla ben o kavramı hiç kullanmadım ama vatan haini diye suçlamaya çalışmak bize yöneltilebilecek en çirkin iftiradır, en çirkin iftiradır. Şimdi benim iki tane makalem var onu müsaadenizle vereceğim çünkü önem taşıyor. Casusluk ve Amerikancı iktidarın sicili.</p>

<p>Bir, şu kitabı göstermek istiyorum. Benim kitabım ilk baskısı 2007'de yapıldı. Bir ABD projesi olarak AKP. 2017'de genişletilmiş 12. baskısı yapılmış. Şimdi zannediyorum 20. baskısını geçmiştir Kırmızı Kedi yayınlarından. AKP'nin bir Amerikan projesi olarak hazırlandığını ve iktidara taşındığını kanıtlarıyla ve tanıklarıyla ortaya koyduğum bir kitap. Hiçbir dava açılmadı, tekzip yayınlanmadı, itiraz edilemedi. Çünkü verilere dayanıyor, tanıklıklara dayanıyor. Belki bunun özeti gibi görülebilecek bir makalemi ise mahkemeye sunuyorum ama buradan bir bölüm okuyacağım. Niye bir siyasal dava? Niye Amerikancılar yurtseverleri casuslukla suçlayamaz? Bunun önemli bir gerekçesi var. Şimdi örnek vereyim kısaca bir özetleyeyim.</p>

<p><strong>AKP ÖNCESİ ABD VE İSRAİLLİLERLE TOPLANTI</strong></p>

<p>Öncelikle İstanbul'da Çamlıca Tepesi'ndeki çeşitli villalarda toplantılar yapılıyor. Bu toplantılardan bir bir tanesi de Abdurrahim Karslı, Profesör Doktor Hukuk Hocası. Bildiğim kadarıyla Medeni Hukuk hocası. Evet, Medeni Hukuk hocası Abdurrahim Karslı. AKP kurucusu. AKP kurucusu 100 kurucudan biridir. Sonra AKP'den ayrıldı Merkez Parti diye bir parti kurdu ya da Merkez Demokrat Parti. Sonra ciddi bir sağlık sorunu olduğu için bıraktı. Ben kendisini Tele 1 ve daha önce çalıştığım televizyon kanallarında birkaç kere konuk olarak aldım ve konuştum.</p>

<p>Şimdi üç tane dört tane tanıktan söz ediyorum. Birisi Abdurrahman Dilipak herkesin bildiği İslamcı, muhafazakar, dindar, Akit gazetesi yazarı. Diğeri Ali Bulaç. İslamcı çevreleri yakından tanır ama genel olarak entelektüel ortamda da tanınan, çeşitli gazetelerde çalışmış, yazıları olarak çalışmış, en son Zaman Gazetesi'nde çalışmış ama Fethullahçı olmayan yazar kadrosunda çalışmış tıpkı Hüseyin Gülerce gibi. Şimdi Hüseyin Gülerce çok muteber birisi, tövbe ettim dedi. İsimlerden biri diğeri Namık Kemal Zeybek tanıkslardan. Namık Kemal Zeybek iki kere bakanlık yapmış; birisi Devlet Bakanlığı birisi Kültür Bakanlığı. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığı yapmış en son Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanıydı. Bir tanesi de o. Abdurrahman Karslı, Abdurrahim Karslı, Namık Kemal Zeybek, Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç.</p>

<p>Şimdi Ali Bulaç'ın yazdıkları önemli. Diyor ki Ali Bulaç: "Şimdi ben bu kitabı yazdıktan sonra bu tanıklıklar ortaya çıktı. Yani beni doğruladılar. O yüzden önemli. AKP kurulmadan önce Çamlıca'da yapılan toplantılara Amerikalılar ve İsrailliler katılıyordu" diyor. Bir parti projesi hazırlanıyor. Bu parti projesini ilk yapan projeyi yapanlardan biri de Abdurrahman Dilipak. Heyecanlı bir arkadaşımızdı, atak bir arkadaşımızdı. O da gönüllü oldu diyor.</p>

<p>Neler olduğunu okuyorum, bire bir okuyorum. Geçenlerde Ali Bulaç 22 Aralık 2014'te yazmış. Yazılı bunlar, yayınlandı, kanıtlı. Size de sunacağım. Geçenlerde Merkez Partisi Genel Başkanı Abdurrahim Karslı Artı 1 TV'ye verdiği röportajda Abdurrahman Dilipak'ın AK Parti'nin bir proje olarak ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğunu iddia ettiği ve bu kuruluşuna destek veren güçlerin üç şeyi talep ettiğini söyledi. Bir, sizi iktidara taşıyalım. İki, size iktidarda sorun çıkaranları opere edelim, operasyon yapalım. Üç, size gerekli finans desteklerini getirelim. AK Parti'den istenenler de şunlar: Üç şey. A, İsrail'in güvenliğini sağlayacaksınız, önünüzdeki engellerin, önündeki engellerin kaldırılmasına katkıda bulunacaksınız. B, Büyük Ortadoğu Projesi yani sınırların değiştirilmesi operasyonunu destekleyeceksiniz. C, burası da çok önemli. C, İslam'ın yeniden yorumlanmasında bize katkıda bulunacaksınız. Yani ılımlı İslam.</p>

<p>Devam ediyor Ali Bulaç: "Bu konuyu yazmamın bir sebebi var. Bil ki Sayın Karslı beni de şahit gösterdi. Yine yazmayacaktım ama Abdurrahman Dilipak Rota Haber'de, Rota Haber o dönemde yayınlanan bir internet sitesi, Ünal Tanık... Ünal Tanık benim arkadaşımdır. Muhafazakar, sağ görüşlü biridir ama biz Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın yönetiminde beraber görev aldık. Tercüman'da çalışıyordu, sendikanın iş yeri temsilcisiydi. Ünal Tanık... Ünal Tanık'a konuşmaları teyit edince Abdurrahman Dilipak yazmaya karar verdim. İkincisi AK Parti'nin neden Batı ile bozuştuğunu anlamak için o dönemde yani 2014'te bir aralarında Avrupa Birliği üzerinden bir bozuşma çıkmıştı. Anlamak için artık bunları yazmak lazım. Evet, o toplantılarda vardım" diyor Ali Bulaç. "40 senedir tanıdığım Abdurrahman Dilipak bunları ifadelerinde ufak tefek değişiklikler olsa da yani farklılıklar olsa da anlattı. Mesele şu: 1998'lerden başlamak üzere Amerikalılar sıklıkla bizlerle görüşmeye başladılar. Biri gidiyor, üçü geliyordu. Sordukları soru şuydu: Türkiye'de dindar zemini güçlü bir iktidar mümkün mü? Ancak ne aktivist ne de siyasi bir hevesim vardı. Dilipak ise şok hareketli, aktif bir arkadaşımız. Tanıyanlar bilir. Her konuda projesi var. Yeni dönemde Türkiye için mümkün bir siyasi proje hazırladı. Bundan hayli saygın kişilere bahsetti ve onun ifadelerine göre bu proje Ankara'da AK Parti olarak karşımıza çıkıyor." Bunu size takdim ediyorum.</p>

<p>Şimdi bir Amerikan projesi olarak kurulmuş Amerika... Şimdi bu toplantıyı bu savcılar duysa dava açar mı acaba? Ve Amerikalılarla İsraillilerin katıldığı, Ali Bulaç'ın deyimiyle üçü gidiyordu biri gidiyordu üçü geliyordu dediği toplantıların yapıldığı bir siyasal ortamda bu iktidar bizi casuslukla suçlayacak. Hadi oradan be! Emperyalizm işbirlikçileri ne zamandan beri bu ülkenin samimi, bu ülkeye karşılıksız kendilerini adamış yurtseverleri casuslukla suçlamaya kalkıyor? Bizim arkadaşlarımız çıktıkları idam sehpasında kendi sandalyelerini tekmelediler. Attıkları slogan "Bağımsız Türkiye!" Yok öyle bir şey! Aynı dünya görüşüne, aynı felsefi tercihlere sahip olmayabiliriz ama iftira yok. İftira atmayacaksınız.</p>

<p></p>

<p>Bunun arkasındaki siyasi irade budur. Bunu size vereceğim efendim. Tarihi de burada; internet üzerinden orijinalini bulabilirsiniz: "Casusluk ve Amerikancı İktidarın Sicili". Yazım bu.</p>

<p>Bir tane daha var daha eski dönemlere ilişkin; "Casus Kim?" diye yazdığım yazılardan biri. O da daha önceki çeşitli cemaatlerde CIA'ye doğrudan çalıştığı, yine İslamcı camianın içinden gelen kişiler tarafından doğrulanan isimler; onlara değineceğim.</p>

<p>Neden kötü niyetli bu iddianame sahipleri?</p>

<p>Bir, Benimle ilgili bir şey bulamamışlar. Hiçbir şey bulamamışlar.O zaman eşime gitmişler. Bakmışlar ki o bir şirketin ortağı.2008'de kardeşiyle bir şirket kurmuşlar. Bir kamuoyu araştırması mı piyasa araştırma şirketi mi deniyor onlara?</p>

<p>Sosyal medya monitoring şirketi. Şimdi kavramlar önemli. Bunların tamamına "istihbarat firması" diyor savcı. Ya bunlar Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş sosyal medya araştırması yapan firmalar. Yani şunu yapıyor; bir banka bir kredi kartı çıkarttı, bunun kamuoyundaki etkileşimi ne? İnsanlar bunu nasıl karşıladılar? Sosyal medyada hangi tepkileri gösterdiler? Bunu araştırıyorlar, buluyorlar, raporluyorlar; A veya B bankasına bunu veriyorlar. İşleri bu!</p>

<p>Ya da bir gıda firması bir çikolata çıkardı diyelim ki; bu çikolata hakkında insanlar ne konuşmuş? Beğenmişler mi beğenmemişler mi, eleştirileri var mı? Hani tatil yapanlar hemen sosyal medyaya girerler, o tesis hakkında kim ne yazmış ona bakarlar; bunun gibi bir şey.</p>

<p>Bu işi yapan bir sosyal medya araştırma firması. 2008'de... Burada MASAK raporu 2008'de bunu kaydediyor. Fakat ortaklıktan ayrıldığı tarih yok. Tarih 2012. Yani Tele1 daha kurulmamış, 5 yıl sonra kurulacak. Ekrem İmamoğlu daha Beylikdüzü Belediye Başkanı bile değil. Ama bu sosyal medya firmasına bir kere "istihbarat firması" dediği için orada bir gizem yaratıyor, bir algı oluşturuyor.</p>

<p>Eşim bir istihbarat firmasının ortağı, bu firmada böyle gizemli bazı işler yapmış. Mesela Lüksemburg'daki bir firmadan bir yazılım satın almış, oraya 65 bin dolar göndermiş." burada yazıyor. Onu da güya benim talimatımla yapmışlar, iyi mi? Haberim bile yok! Lüksemburg'daki firma da güya istihbarat firmasıymış. İstihbarat firması ne demek? Bu tip sosyal medya araştırma yazılımlarını hazırlayan bir firma. Biz araştırdık; Kanadalı bir firma, Lüksemburg'da da temsilciliği var. Buradan da yazılım almış ve Türkiye'de çok sayıdaki firma buradan yazılım alabiliyor, hatta belki de bazı kamu kurumları bile buradan yazılım satın almıştır.</p>

<p>"Dark Web" ve "OSINT"... Yani o karanlık ağ ve OSINT kavramları da buraya yerleştirilmiş. Bakıyorsunuz Angel Apps hiçbir Dark Web araştırması yapmamış bugüne kadar. Ama o orada yok. Fakat bu firmalar Dark Web araştırması da yaparlar. OSINT bir kere "Open" ile başlıyor; "Open" açık demek zaten, "açık kaynak". İyi bir bilgisayar kullanıcısı bunların hepsine girebiliyor. Burada gizli bilgi yok! Ama iddianame burada gizemli ve gizli bilgiler var havası yaratarak bir algı oluşturma çabasında. Yani "Ya burada istihbari faaliyetler var" demeye getiriyor.</p>

<p>Şimdi burada buldum ben, avukatlarımız da verecekti ama burada ticaret sicil gazetelerini ben mahkemeye sunuyorum. Ne Tele1 var, ne Ekrem İmamoğlu var. Ekrem İmamoğlu gibi bu isimde bir siyasetçinin olduğundan haberimiz bile yok 2008. Bizim evliliğimiz 2013. Yani ortaklıktan ayrıldıktan bir yıl sonra. 2008'de belki tanışmıyoruz bile; bakmak lazım tam tarihe.</p>

<p>Şimdi bunun iddianameye konulması iyi niyet olabilir mi ya? Suç ve suçluyla mücadele etmekle açıklanabilir mi? Siz Merdan Yanardağ'da hiçbir şey bulamıyorsunuz, çevresini araştırıyorsunuz; "A bakıyorsunuz ki kayınbiraderinin bir sosyal medya araştırma firması var, ha buradan yürüyebiliriz" diyorsunuz. Onun ticari faaliyetlerine bakıyorsunuz. Bir de bu arada bu şirketin Necati Bey'in (Necati Özkan) şirketiyle de iş yaptığını buluyorsunuz. Ne kadar iş yapmış bu kadar yıl içinde biliyor musunuz? 42 bin lira. Bin liralık, iki bin liralık... Öyle galiba. Ve birbirlerinden haberleri yok, iş almış iş verilmiş, ufak tefek. Aynı sektörde faaliyet gösteriyorlar, değişik sektörlerde.</p>

<p>Peki Angel Apps hiçbir siyasi konuda araştırma yapmış mı? Araştırma firmaları yapar. Sayın yargıç, sayın heyet; akşamları sizin televizyonda gördüğünüz o kamuoyu araştırması yapan firmalar var ya; yani partilerin oy oranlarını açıklayan, işte çeşitli konularda kamuoyu araştırmaları yapıyor, eğilim yokluyorlar; bunların tamamı "istihbarat firmasıdır" savcılığa göre! Onlar çünkü bu taramayı yaparlar. Onlar aynı zamanda sosyal medya araştırması yapar. En eskisi Ajans Press'tir Türkiye'de, öyle galiba; 60 yıllık, yaklaşık 60 yıllık bir firma. Hem sosyal medya araştırması yapar hem gazeteleri tarar, televizyonları tarar; müşterisine kendi hakkında çıkan haberleri toparlar ve verir. Kuruluş ve ortaklık bilgileri burada, siz vereceksiniz...</p>

<p>Avukat: Sunduk efendim.</p>

<p>Merdan Yanardağ: Sundunuz mu? Tamam.</p>

<p>Bunlar yer almıyor. Bu bilgiyi gizlemektir, bilgiyi karartmaktır. Kötü niyet!</p>

<p></p>

<p>Şimdi diğer şeyi nedir savcılığın iddiası? Bir tanesine hemen hızla değineyim. Burada belirttim; biz izleyicilere çağrı yaptık ve bir destek istedik Tele1 olarak.</p>

<p>Seher Hanım da -huzur içinde yatsın- Tele1'in destekçilerinden biri. Yaşlı, Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir kadın. Tele1’i seviyor, bir Tele1 izleyicisi. Zaman zaman gider gelir.</p>

<p>Ben Hüseyin Bey'i (Hüseyin Gün) Seher Hanım'ın yanında tanıdım. Karşılaştığımızda ayaküstü sohbet ederiz ya da kısa süreli sohbet ederiz. Sohbet konularımız da günlük, siyasal, dünyada ve Türkiye'de olan biten konulardır. Bir gazeteci ile bir izleyici arasındaki sohbet çerçevesindedir. Toplam görüşmemiz 7-8 kere ya vardır ya yoktur ve Seher Hanım'ın yanındadır hep, Seher Hanım'ın yanında. Seher Hanım'ın olmadığı koşullarda bir kere görüştüm.</p>

<p>O da Sayın Hüseyin Gün’ün uyuşturucu müptelası dediği, yani işte bahis, yasa dışı bahis oyunlarına takıldığını, onunla uğraştığını söylediği, uyuşturucu bağımlısı olduğunu belirttiği -bilmiyorum bu özelliklerin olup olmadığını- Seher Hanım’ın asıl oğlu... Ümit Alaçam.</p>

<p>Ben Seher Hanım’ın cenazesine gidemedim çünkü, kalp krizi geçirdikten sonra. Ben Covid’dim ve evdeydim, karantinadaydı. Hastaneye gittim sonra eve gönderdiler. O dönemde yapılan programlardan görülecektir; uzaktan bağlantıyla katıldım programlara. Emre Kongar’la yaptığımız programlara uzaktan bağlantıyla katıldım. Ya da Emre Kongar olmadığı zaman "4 Soru 4 Yanıt" programını yapıyoruz, yani saat 20:00 ile 21:00 arası. Gidemedim, çiçek gönderdik.</p>

<p>Sonra birkaç ay sonra telefon açtı, dedi ki; "Ya bir taziye ziyaretine gelmek istiyorum." Gittiğimde evde Ümit Bey de vardı, Hüseyin Bey de vardı. Bir yarım saat oturduk, bir çay kahve içtik ve zaten baz kayıtlarından da anlaşılıyor, vardır burada. Çıktım geldim.</p>

<p>O zaman da Ümit Bey vardı yani ve aralarında gayet iyi... Gazetelere "Anneleri" diye ilan vermişlerdi, ölüm ilanı vermişlerdi Seher Hanım hakkında. Tek görüşmem bu.</p>

<p>Onun dışında zaman zaman mesajlaşmalarımız oldu. Bu mesajlara tek tek baktığımızda hiçbirisi talimat içermiyor. Kimseden talimat almam, kimseye de talimat vermem. Kimseden de bana öyle bir talimat gelmez. Seçmeleriniz de soru gönderir, onu biz takdir ederiz. Soru göndermelerini isteriz. Hüseyin Bey'in burada iddianamede yer alan tek tek sorduğunuzda tek tek açıklayabilirim, tamamı zaten yakınma. 7-8 tane mesaj ya var ya yok. Tabii 12 tane olmuş. Tamamı yakınma; yani CHP ve CHP yönetimine dönük eleştiriler. Bir gazetecilik mesafesini koruyarak benim verdiğim nezaket cevapları var. O cevapların da kalıpları var: "Desteğiniz için teşekkür ederiz", "Soru desteğiniz için teşekkür ederiz" gibi kalıp yanıtlar var.</p>

<p>Çünkü beni ararlar; Diyarbakır'dan Müslim Amca bakkaldır, Giresun'dan Muammer Bey, Ovacık'tan Hatice Hanım, Muğla'dan Muhammet Bey'di galiba, Cuma vardır... Bu telefonlar böyle sürekli beni arayan, hemen programdan hemen sonra arayan insanlar var. Bu da telefon... Zaten mesaj tarihlerine bakarsak, saatlerine; arada 3 saatlik bir zaman farkı var. Belli ki yurt dışında zaten.</p>

<p>Peki soruyu nasıl göndermiş? Madem bu mesajlar talimat; bu mesajlarda soru yok. Soruyu nereden göndermiş? Ancak mesaj yoluyla olabilir yurt dışında olduğuna göre. O mesajlar nerede? Yok. Peki bu mesajlarda soru var mı? Yine yok. "Desteğiniz için teşekkür ederiz" demişim. O herkese söylediğimiz bir nezaket cevabıdır, bundan ibarettir.</p>

<p></p>

<p>İkincisi para meselesi. Ben Sayın Hüseyin Gün'ü yanlış hatırladık kanaatindeyim. Annesi Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Bizim ön muhasebe yapan benim sekreterim Lale Hanım'ı (ki tanık olarak önerdim) Lale Hanım alır ya muhasebeye verir ya da doğrudan muhasebeye yatırılır. Öteki, burada ilan ettiğimiz gibi bizim hesaplarımıza yatırılır zaten.</p>

<p>Zannediyorum, çünkü Hüseyin Bey zaman zaman "Siz anne yadigarısınız" telefonda vesairede ya da mesajlarda "Anne yadigarısınız" dedi. Çünkü gerçekten Seher Hanım’ı çok sevdiği görülüyordu ve anlaşılıyordu ve benim gözlemlerimde gördüğüm kısa süreler içinde de bir anne-evlat ilişkisi vardı aralarında. Saygılı bir ilişki. Hüseyin Bey'i de ben görgülü, bilgili, saygılı bir iş insanı olarak tanıdım. Ne iş yaptığını da tam bilmiyorum. Yani ben Hüseyin Bey’i esas olarak bu dava sırasında ve dünkü ifadelerden tanıdım; verdiği kadarıyla. Tam tanımıyorum.</p>

<p>Dolayısıyla bir de burada bir şoför, Seher Hanım'ın şoförü galiba; adı Berkay'dı, Berkay Yavuz muydu neydi... Güya bana 10 bin Euro getirmiş ya da 10 bin Dolar. Yalan söylüyor! Ve bana doğrudan vermiş. Kimse bana doğrudan para veremez. Önce 15 bin diyor o tarihte... Söyleyelim tarihini...</p>

<p>19 Nisan'da çekmiş, 20'sinde de vermiş. Şimdi benim yazışmalarım var bakın. Ben Hüseyin Bey'e telefon açıyorum, diyorum ki evde mesajlaşıyoruz "20 Nisan saat 14.00'te görüşmek üzere". Şimdi "Merhaba Hüseyin Bey, 20 Nisan 14.30 benim için uygun. Bir taziye ziyaretine gelmek istiyorum" diyorum. 125. sayfa... 125. sayfa. Yurt dışından gelmiş. "Merhaba Hüseyin Bey hoş geldiniz", "Çok teşekkür ederim". "20 Nisan 14.30-17.00 arası sizin için de uygun bir saat diliminde gelmek istiyorum" diyorum. O da diyor ki "Evde bekliyorum sizi, iyi haftalar diliyorum" demiş. "20 Nisan uygundur" demişim ve gelmişim. Güya bu arkadaş bana 19 Nisan'da, Hüseyin Bey kendisine talimat vermiş o da gitmiş bankadan para çekmiş, bana zarf içinde 10 bin dolar getirmiş ve elden vermiş. 15 bin ayrı ayrı, biri 5 bin biri 10 bin. Sonra 5 binin banka dekontu bulunamadığı için savcılık hemen değiştiriyor. Bana sorularda 15 bin dediler, "Hayır" dedim polis sorusunda "Böyle bir para yok", "Böyle bir para gelmedi bana". Savcılıkta hayır dedim, sorgu hâkimliğinde hayır dedim. Sonra iddianamede 10 bin dolara indiriyorlar. Ama Berkay Yağızcı mıydı adı? Berkay Yağcı. Berkay Yağcı 15 bin diyor, 5 bin ve 10 bin olarak getirdim diyor. Bir kere kendi içinde tutarsız ve yalan söylüyor. Muhtemelen ya polis tarafından ya savcılık tarafından yönlendirildiğini değerlendiriyorum.</p>

<p>Her neyse durum şu: 20'sinde görüşeceksek eğer biz Hüseyin Bey'le ki görüştük evine ziyarete gittim, 19'unda şoför günü niye gelmez? Zaten baz örtüşmesi falan da bulunmuş değil. 20'sinde televizyona gelmiş bana vermiş. Yalan söylüyor. Diğer ise tutun ki Hüseyin Bey de annesi gibi yardım etti ufak tefek dediğim gibi bunlar bin, iki bin, üç bin gibi şeyler destekler. Tele1'in aylık gideri ayda 10 milyon liraydı Türk parasıyla. Yarıdan fazlası personel gideri ödemeleriydi, burada vergi ve SGK'yı dahi söylemiyorum. Diğeri de işletme gideri. Bin lira, iki bin, üç bin doların, liranın bu havuz içinde hiçbir önemi ve değeri yok.</p>

<p>Kaldı ki tek başına bir an için düşünün ki gönderdi. Tek başına bu casusluk kanıtı olabilir mi? Kaldı ki bizim finansman modelimiz halkçı, toplumcu bir finansman modeli. Bu iki şeye yol açar. Hem iktidarlardan ve siyasi güç odaklarından -muhalefet partileri dâhildir- hem de piyasadan bizi bağımsızlaştırır. Çünkü medya çok pahalı bir iş. Eğer iktidarın ya da piyasanın desteğine sahip değilseniz sürdürmek mümkün değil. Çok pahalı bir iş. Çok az medya şirketi kâr eder çok başarılı ama Tele1 başarılıydı biz gelir gider dengesini biz kurmuştuk. Bu yüzden önemliydi. Çökertemediler bizi ya güçleri yetmedi. RTÜK cezalarıyla bunu yapamadılar. Biraz önce adli sicil kaydını döktüm orada bunu yapamadılar geri adım atmadılar. En sonunda el koymaya kalktılar.</p>

<p>Dolayısıyla bizim finansman modelinde izleyicilerin desteği var. Maliye incelemelerinin tamamında bunu kabul ettiler. Çünkü bunlar muhasebeleştirildi vergisi ödendi. Dediğim gibi firmalar işte görürsünüz televizyonlarda hava durumunu bilmem ne firması sunuyor sundu diye çıkar. Orada kişi de bunu yapabilir. Yasal bir engel yok firma olması şart değil. Dolayısıyla biz bunu izleyici sponsorluğu diye bir kuruma dönüştürdük. Biz demokratik ve şeffaf bir finansman modeline sahibiz. Tele1'in farkı ve önemi buradaydı. Diğer iddia da bu. Diğer iddia da bu yani para meselesi.</p>

<p>Gelelim, onunla bitiriyorum. Başka kanıt bulamamışlar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı casusluk örgütünün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey'i korumaya çalışıyorlar. Şimdi Kemal Bey'le uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz hatta bir dostluğumuz olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi gelelim nasıl yapmışız bunu? Kemal Bey'i sıkıştırmışız sorularımızla yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ama Ekrem İmamoğlu lehine algı yaratmışız. Niye? Ne demişiz?</p>

<p>Ya bir değişim tartışması var o dönemde CHP'de bir değişim tartışması var. 14 ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bitmiş Kemal Kılıçdaroğlu kaybetmiş ve 29 Mayıs'tan itibaren bir değişim tartışması başlamış. Oraya geleceğim bununla bitireceğim çok çarpıcı çünkü. Biz de 22 Haziran'da Sayın Kılıçdaroğlu ile Ankara'da bir program yapıyoruz. İki arkadaşımız Zeynel Lüle ve Evren Özalkuş ile birlikte Ankara CHP Genel Merkezi'nde canlı yayına konuk olarak aldık. Burada sorduğumuz bütün sorular o dönemde kamuoyunun merak ettiği, gündemde olan sorular. Şimdi savcılığın çok acayip bir şekilde bu aşkı hakikaten çok merak konusu.</p>

<p>Ben daha uzun tam metinden size okuyacağım bunu. Şimdi soru ve yanıtlar burada, tam çözümü var. Benim ifademde de tam çözümü var. Savcılık burada hangi suçu bulduğunu belirtememiş. Başlangıçta şunu söylüyorum, şimdi açılış konuşmasından başlayacağım çünkü öyle başlamışız, niye yapmışız bu programı? Çünkü diğer kanıtı bu benim hakkımda. 22 Haziran 2023 başlıyoruz demişiz. Evet, hoş geldiniz vesaire. Şimdi kamuoyunda başlangıçta bir beklenti vardı, bu beklenti toplumda da var. Çok üst düzeyde yükseldi bu beklenti kazanacağınız yolunda. Kılıçdaroğlu diyor ki, evet bizde de vardı kazanacağımızı zannediyorduk.</p>

<p>Ben devam ediyorum, evet Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezinde yer aldığı Millet İttifakı ya da biraz daha geniş bir ifadeyle demokratik ittifak bloğunun, demokratik ittifakın kazanacağına dair çok yüksek bir inanç vardı fakat sonunda başka bir tabloyla karşılaştık ve hemen ardından aslında deyim yerindeyse tırnak içinde söylüyorum kirli bir kampanyaya tanıklık ettik. Yani yalan, iftira ve devlet baskısı ve kara propaganda, montaj videolar... Hatırlıyorsunuz Kemal Kılıçdaroğlu'nu Kandil'deymiş gibi gösteren videolar yayınladılar. Kastettiğim o, Sayın Tayyip Erdoğan da evet montaj montaj dedi, montaj olsun olmasın dedi ve kabul etti montaj olduğunu. Montaj videolar dönemine tanık olduk.</p>

<p>Bu işe ilk gençlik yıllarından itibaren, çocuk yaşta denecek bir dönemde biz siyasetle ilgilenmeye başladık, kendimden söz ediyorum. Birçok seçim gördüm onu anlatmak için ama bu kadar kirli bir seçim dönemine tanıklık etmedim. Deyim yerindeyse benim değerlendirmem seçimi çaldılar. Şimdi bu tartışılmıyor ama antidemokratik ve adil olmayan koşullarda seçim yapıldı bu da tartışılmıyor. İftira ve kara propaganda bu da tartışılmıyor. Halka karşı suç işlendi bu da tartışılmıyor. Demokrasiye karşı suç işlendi bu da tartışılmıyor. Doğrusunu isterseniz Cumhuriyet Halk Partisi ve siz de bunun peşine düşmediniz.</p>

<p>Şimdi kişilere sıkıştırılmış bir tartışma söz konusu yani Kılıçdaroğlu gitsin başkası gelsin. Daha o zaman Özgür Özel'in de adı yok. Siz bu tartışmaya ister istemez katıldınız ve bir değişim tartışması patladı. Değişim ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin değişimi yani ideolojik, politik ve örgütsel bir yenilenmeden çok bir genel başkan değişimi üzerinde odaklanan bir tartışma var. Programın konusu bu Sayın Yargıç. Ben bu tartışmayı tanıyorum, böyle bir tartışma var ve bu tartışma kişilere odaklanmıştır, bu yanlıştır diye başlıyorum bir kere programa ve sözü de moderatörlüğü de ben yapıyorum söz de bende.</p>

<p>Yanlış bir tartışma gidiyor, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ideolojik, politik, örgütsel bir yenilenme değil genel başkan değişimi tartışması var, bu yanlış. Yine programın devamında göreceksiniz, %48 oy her şeye rağmen çok başarılı bir oran bu orana sahip çıkmadınız, siz de sahip çıkmadınız diyorum Kılıçdaroğlu'na. Yani tam tersine bu program Kılıçdaroğlu'na destek verildiği söylenebilecek bir program ve bir değişimden yana olduğumu söylüyorum ama bu değişimin bir ideolojik olgunun, bir siyasal derinliğinin, bir felsefi arka planının olması gerektiğini, bir programatik yenilenme olmadan kişilere bağlı bir değişimin olamayacağını söylüyorum.</p>

<p>Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok. Hangi suçu bulmuş bu da değil. Burada Kemal Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırdı, biz yandaş mıyız dedi. Evet, burada Kemal Kılıçdaroğlu'nu övmedik ama örtük bir şekilde niye desteklemedin, niye sahip çıkmadınız %48 oya diye eleştiriyorum. Programın tamamına bakıldığında ben burada örnekler verebilirim ama uzatmayacağım uzadı çünkü tamamı görülecektir. Örneğin 150. sayfada açıkça seyirciden ve toplumdan gelen sorular için teşekkür ettiğim bir bölüm var onu da okuyacağım.</p>

<p>Şimdi diyorum ki, peki Zeynel Bey'in sorusunu şöyle tamamlayalım, Zeynel Lüle orada bir soru sormuş benden önce diye devam ediyorum, Evren Hanım'la devam edeceğiz diyorum. Bana gelen mesajlarda da seyircilerimiz çok sayıda soru soruyor. Siz geçen seçimlerde hem 14 hem 28 Mayıs seçimlerinde sandıkları koruma hazırlığı yaptığınızı söylemiştiniz ama sandıkları korumadınız, seyircilerimizden bu yönde sorular geliyor diye gelen soruların ne olduğunu da programda söylüyorum. Oyları koruyacağınızı söylediniz ama oyların yeterince korunmadığına ilişkin yaygın bir kanaat var. Siz yeterince oyları korudunuz mu, seyircilerimiz bunu soruyor diyorum. Seyircilerden gelen soru bu, başkaca soru yok gelen soruyu da ilan ediyorum. Şimdi sıkı durun başka bir şey söyleyeceğim burada.</p>

<p>23 Haziran'da yaptığımız programda Ekrem Bey'le bu arada yok yani arkasından konuşuyor gibi olacak ama Ekrem Bey'i çok sert bir şekilde eleştiriyorum. Çok sert bir şekilde. Şimdi savcılığın gerçeği gizlediği burada çok açık. Bakın 29 Mayıs programını almamış. 29 Mayıs programında sert bir şekilde eleştiriyorum. 7 Haziran programının dökümünü almamış. 19 Haziran programını almamış. 20 Haziran'ı almamış. İki gün önce yapmışız Kılıçdaroğlu programından ve 23 Haziran Kılıçdaroğlu programından bir gün sonraki programı almamışlar. İki tane örnek vereceğim. Biz bunları sunduk mu? Sunduk peki. İki tane örnek vereceğim. Bir tanesi 4x4 diye nitelendirdiğimiz bunu da Evren Hanım koydu 4x4 adını. 4 soru 4 yanıt. Emre Kongar olmadığı zaman 4 soru 4 yanıt programını yapıyorum. Aynı saatler saat 20-21 arası 4 soruyu yanıtlıyorum.</p>

<p>Bir yerde diyorum ki bakın ben lehinde ya da 29 Mayıs, lehinde ya da aleyhinde bir değerlendirme yapmıyorum. Serinkanlı bir analiz yapmaya çalışıyorum ki bilimsel yaklaşım diyelim. Şimdi bir tartışmayı şöyle yürüteyim. Değişim talebinin Türkiye'de neyin değişeceğini, değiştireceğini ortaya atarak bu tezlerle birlikte sürdürmek gerektiği kanaatindeyim. Örneğin bir seçim tartışması yapmak lazım. Bu seçim tartışması yapılmıyor diyorum ve daha da önemlisi ikinci paragrafta değişimin nasıl olması gerektiğini anlatıyorum. Diğer taraftan diyor ki Kılıçdaroğlu'nun başarısızlığının faturası Kılıçdaroğlu'na çıkarılmalı mıdır? Şimdi Kılıçdaroğlu'nun olmadığı bir program. Ben bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum diyor. Eee savcılık niye bunu görmüyor? Çünkü o seçim yenilgisinin bütün faturası bir kişiye çıkartılamaz, bilimsel olarak bu doğru değil. Ben gazeteciliğimin yanı sıra toplumbilimciyim, sosyoloji ve siyaset bilimi doktorası yapmış birisi olarak böyle bir değerlendirmeye itiraz ediyorum zaten. Bunu büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bunu yanlış buluyorum ayrıca. Başka türlü de bakılabilir. 1977'de yüzde 42 oy alınmış, şimdi yüzde 48 oy var. E bu bir başarı diye de yorumlanabilir diyorum. Yani erken başlamış bir değişim tartışmasına savcılığın zannettiğinin aksine ben itiraz ediyorum. E ben şimdi Kılıçdaroğlucu mu oldum? Hayır. Kılıçdaroğlu'nun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Başka bir şey daha söylüyorum, onu daha sonra.</p>

<p>Şimdi 7 Haziran seçimlerinde bir İmamoğlu şey programında, 7 Haziran 2023, 18. dakika programı. Hocam yani Emre Kongar'a hitaben söylüyorum. Şimdi bu CHP'deki değişime gelelim. Ekrem İmamoğlu erken bir genel başkanlık yarışını başlatmış görünüyor. Henüz daha Özgür Özel adı yok. Adaylıkta bir adı geçiyor ama kimin aday olacağı belli değil. Herkes Sayın İmamoğlu'nun aday olabileceğini değerlendiriyoruz. Değişim şart dedi ve ben bu değişime talibim dedi. Şimdi değişime karşı çıkan kimsenin olduğunu zannetmiyorum, genel olarak bir değişim kabul ediliyor. Bu konuda biz bir şey anlatıyoruz günlerdir. Değişimin yönünü ve kapsamını tartışmadan sadece değişim şart deyip ben de buna talibim dediğiniz zaman ben daha yakışıklıyım, daha gencim derseniz. Bunlardan ikisi de tartışmalıdır ayrıca. Kim genç kim yakışıklı orası da çok belli olmaz onu da belirteyim. Yani ben Ekrem İmamoğlu ya da bir başkasının Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki değişim talebini dile getirmesini, ifade etmesini ve savunmasını yanlış bulmuyorum. Onu belirteyim. Ne söylüyorsunuz günlerdir? Ben bu partinin daha sağa çekilerek çekilmek için bir operasyon yürütüldüğü kanaatindeyim. Örneğin sadece kişilerin değiştirilmesi üzerinden bir tartışma yapılamaz. Dün de söyledim CHP tarihinde hiç olmadığı kadar, tarihin hiç olmadığı kadar sağa savruldu CHP. Kendi köklerinden, üzerinde yükseldiği toplumsal tabandan, onların taleplerinden, duyarlılıklarından uzaklaştı Kılıçdaroğlu yönetimine göre eleştirim. Ve devam ediyorum, devam lütfen lütfen. Daha yakışıklıyım daha gencim derseniz benim genel başkan olmam gerekir diyorum. Evren Hanım da eyvah eyvah diye müdahale etmiş, doğru demiş.</p>

<p>Şimdi 19 Haziran programında da aynı şeyi söylüyorum. 20 Haziran'da da yine Ekrem İmamoğlu eleştirisi var. Ya bir gün sonra değişim tartışması başlatılmaz 29 Mayıs'ta diye bir eleştiri var. Ve Kılıçdaroğlu'yla programdan bir gün sonra, oradan da bir bölümle bitireceğim. 23 Haziran yani bir gün sonra Ankara'dan gelmişiz ve bir gün sonra yaptığımız programda diyorum ki; ha onu burada demişim. Bu değişim tartışmasını kişilere ve liderlere indirgeyemeyiz. Kimse indirgeyemez. Kişilere sıkıştırılmış bir değişim tartışması olmaz. Ne diyebilirsiniz en fazla kişilere sıkıştırdığınız zaman? Ben daha yakışıklıyım, daha gencim, daha iyi hatibim, daha çok koşturuyorum. Çok tartışmalı bir şey çok tartışmalı kimin daha yakışıklı, daha genç olduğu. Benim genel başkan olmam lazım diyorum. Eyvah eyvah demiş Evren Hanım. Şaka yapıyorum demişim. Böyle bir tartışma olmaz diye saçmalığını anlatmak için söylüyorum zaten. Yani işin saçmalığını komikliğini anlatmaya çalışıyorum. Ekrem İmamoğlu 81 il başkanı açıklaması diye devam ediyor. Buyurun bu kanıtları da sunmuş olalım. Dün akşam bizim programda çok açık bir şekilde de Sayın Kılıçdaroğlu'nun tutumunu ifade etmesiyle birlikte biraz geri çekilme ihtiyacı da duyuluyor diye devam ediyor. Yani şimdi Kılıçdaroğlu lehine mi ben konuşmuşum? Dolayısıyla bu bizim ancak bağımsız bir medya kuruluşu olduğumuzu gösterir. Peki savcılık ne yapmış?</p>

<p>20-30 sayfa bant çözümünü yayınlamış nasıl işse casusluk belgesidir. Hadi oradan ya! Böyle bir casusluk iddianamesi olabilir mi? Sonuç olarak ortada siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. MASAK raporu çıkmış, bende bir şey bulamadıkları için yakınlarımıza gitmişler. Hiçbir şey bulamamışlar ve MASAK raporundaki gerçeği eğip bükmüşler ve gizlemeye çalışmışlar. Bunların tamamı bir kötü niyet işareti. Ben burada sonlandırıyorum, sabrınız için teşekkür ederim.</p>

<p><strong>Hakim:</strong> Soruşturma aşamasında ben çok kez ifadelerde genel olarak bu minvalde, kabul etmediğiniz bir husus var mı bu ifadelerde?</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Soruşturma aşamasında verdiğim ifadelerin tamamı doğrudur. Orada sadece bir şeye değineceğim. Savcılık orada da yine bir çarpıtma yaptı. Savcılık ifadesinde ben 'Hayır, Hüseyin Bey'den bir para almadım' dediğim zaman 'Peki bu çelişkiyi nasıl gidereceğiz?' dedi. Bu arada Hüseyin Bey'in ifadesinden habersiz bir şekilde verdiğim ifadelerim Emniyet'te ve sorgu hakimliğinde hazır gibi birbirini tamamlıyor. Bu arada zaten bugün öğrendiğime göre Hüseyin Bey de Emniyet'e getirilmiş, aynı anda Emniyet'teyiz ama haberimiz yok.</p>

<p>'Peki bu çelişki nasıl?' dedi. Dedim 'Yorumlamak gerekirse ya o yanlış hatırlıyor ya ben yanlış hatırlıyorum.' Onu tutanağa geçirirken 'Hüseyin Bey'in aldığı parayı dolaylı itiraf olarak yerleştirmişler.' Yalan söylüyor savcı. Poliste 'Hayır' dedim, savcılık soruşturmasının aynı paragrafının başında 'Hayır' diyorum, sorgu hakimliğinde 'Hayır' diyorum, burada da 'Hayır' diyorum</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/iste-merdan-yanardagin-savunmasinin-tamami-casus-demek-atilabilecek-en-alcak-iftiradir</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/10/merdan-yanardag-25.jpg" type="image/jpeg" length="38044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[33 ilde FETÖ operasyonu: 69 şüpheli yakalandı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/33-ilde-feto-operasyonu-69-supheli-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/33-ilde-feto-operasyonu-69-supheli-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 33 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 69 şüpheliden 43'ünün tutuklandığı, 7'sinin adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldığı, diğerlerinin işlemlerinin ise sürdüğünü bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca FETÖ'ye yönelik 33 ilde yapılan operasyonla ilgili açıklama yaptı.</p>

<p><span data-contrast="none" lang="TR-TR" xml:lang="TR-TR">Adana, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Burdur, Denizli, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Osmaniye, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon, Uşak ve Van olmak üzere 33 ilde gerçekleştirilen operasyonda, şüphelilerin</span> terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları ve yurt dışına kaçma girişiminde bulunduklarının tespit edildiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, 69 kişiden 43'ünün tutuklandığı, 7'si hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı, diğerlerinin ise işlemlerinin sürdüğü bildirildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Ankara, Gündem</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/33-ilde-feto-operasyonu-69-supheli-yakalandi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/agency/anka/33-ilde-feto-operasyonu-69-supheli-yakalandi.jpg" type="image/jpeg" length="60480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'den 'Köksal transferi' açıklaması: 'Kimisi şantaj karşısında hapsi tercih ediyor, kimisi de boyun eğiyor']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/chp-kurmaylarindan-koksal-transferi-degerlendirmesi-kimisi-santaj-karsisinda-hapsi-tercih-ediyor-kimisi-de-boyun-egiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/chp-kurmaylarindan-koksal-transferi-degerlendirmesi-kimisi-santaj-karsisinda-hapsi-tercih-ediyor-kimisi-de-boyun-egiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP MYK'nın 5 saat süren toplantısının ilk gündem maddesi AKP'ye geçmesi beklenen Afyonkrahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal oldu. Köksal hakkında disipline sevk kararı çıkan toplantı sonrasında, konuya ilişkin değerlendirmede bulunan kurmaylar, 'Parti değiştiren toplumun gözünde itibar kaybediyor. Sokakta CHP'ye büyük bir destek var. Kimisi şantaj karşısında hapsi tercih ediyor, kimisi de boyun eğiyor' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP MYK parti genel merkezinde, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Saat 11.30 itibarıyla başlayan toplantı yaklaşık beş saat sürdü. MYK'nın gündem maddeleri arasında AK Parti'ye katılması beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın etkin pişmanlık ifadesi, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek hakkındaki etkin pişmanlık iddiası ve CHP'nin 4 Mayıs'ta başlattığı saha çalışmalarının ilk dönütleri gündeme geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ, İSTİFA ETTİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP MYK'nın ilk gündem maddesi Burcu Köksal'ın AK Parti'ye transferi oldu. CHP MYK, Köksal hakkında tedbiren kesin ihraç talebiyle disipline sevk kararı verdi. Kararın Parti Sözcüsü Zeynel Emre tarafından açıklanmasının ardından Köksal, e-Devlet üzerinden istifa etti. Kurmaylar belediye başkanı transferlerini, 'Parti değiştiren toplumun gözünde itibar kaybediyor. Zaten itibarını kaybetmiş bir iktidar var. Transferlerle bunu toparlamaya çalışıyor. Ama transfer oyları götürmüyor. Tam tersine partiye şehirde olan desteği artırıyor' ifadeleriyle değerlendirdi.</p>

<p><strong>BOZBEY ÖRNEĞİ</strong></p>

<p>Tutuklu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey üzerinden örnek veren kurmaylar, 'Geçen hafta saha çalışmalarında Bursa'ya gittik. Sokakta CHP'ye büyük bir destek var. Ama Aydın ve Afyonkarahisar'da öfke var. Kimisi şantaj karşısında hapsi tercih ediyor, kimisi de boyun eğiyor. Bozbey başı dik yatıyor, onuruyla yatıyor' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>SAHA ÇALIŞMALARININ SONUÇLARI DEĞERLENDİRİLDİ</strong></p>

<p>MYK toplantısında 4 Mayıs'ta başlanan saha çalışmalarının ilk çıktıları da masaya yatırıldı. İlk izlenimlerin gayet olumlu olduğunu belirten kurmaylar, vatandaşın gündeminde yandaş kanallarda saatlerce tartışılan iftiraların olmadığını vurguladı. CHP'li belediyelere yönelik operasyonların amacının partiyi kamoyunda tartıştırmak olduğunu belirterek 'kara propaganda' olarak niteleyen kurmaylar, konuya ilişkin sosyal medya taramasını da başlattıklarını belirtti.</p>

<p>Saha sonuçlarını iki yönlü değerlendirdiklerini belirten kurmaylar, 'Sahada bu tartışmaların karşılığı yok. İnsanlarda kendi meseleleri daha ağır basıyor. Sosyal medya ile sokak birbirinden çok farklı. İnsanlar kendi dertlerinden kafasını doğrultamıyor, yukarı bakamıyor' dedi.</p>

<p><strong>MÜCADELEYE 'TAM GAZ' DEVAM VURGUSU</strong></p>

<p>Mücadeleye 'tam gaz' devam edeceklerini vurgulayan kurmaylar, 'Mücadeleyi bırakmak kendi varlığını inkar etmek demek. Siyasetin kendi rayından ziyade yargı kollarına doğru evrilmesi var. Adalet Bakanı köşeye sıkışınca bu yöntemlere başvurdu. Bu işi yapanlar rahat değiller. Güçlü bir iktidar olsa hukuka döner, toplumda güven veren işler yapar ki oya dönüşsün. Aksine toplumun tüm kesimlerini rahatsız eden uygulamalar, muhalefeti değil iktidarı rahatsız ediyor. Bu devam ettikçe biz de mücadeleyi devam ettireceğiz ama önemli olan bizim sahada ne yapacağımızı anlatmak. Stratejik olarak biz sahaya çıktıkça bu tür müdahaleleri daha çok artırıyorlar. O yüzden daha çok sahada olmaya devam edeceğiz. Seçimlere hazırlığımızı devam ettiriyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Ankara, Gündem</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/chp-kurmaylarindan-koksal-transferi-degerlendirmesi-kimisi-santaj-karsisinda-hapsi-tercih-ediyor-kimisi-de-boyun-egiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/agency/anka/chp-kurmaylarindan-koksal-transferi-degerlendirmesi-kimisi-santaj-karsisinda-hapsi-tercih-ediyor-kimisi-de-boyun-egiyor.jpg" type="image/jpeg" length="38883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahmut Arıkan: 'İktidar sonbaharda baskın seçime gidecek']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/mahmut-arikan-iktidar-sonbaharda-baskin-secime-gidecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/mahmut-arikan-iktidar-sonbaharda-baskin-secime-gidecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidarın varlık barışı düzenlemeleriyle piyasada yapay bir rahatlama oluşturarak 2026 sonbaharında 'baskın seçime' gitmeyi planladığını öne sürdü. Arıkan, varlık barışı düzenlemesine dair ise yurt dışından gelecek kaynağın denetimsiz biçimde sisteme dahil edilmek istendiğini savunarak düzenlemeye tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Ulusal Kanal'da gündeme dair açıklamalarda bulundu. Arıkan, Türkiye'nin 2026 yılının sonbaharında bir 'baskın seçime' gideceğini söyledi, Meclis'e gelecek varlık barışı düzenlemelerin de bu sürecin altyapısını oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>'GİDİŞAT BASKIN SEÇİMİ GÖSTERİYOR'</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilirken verilen 'erken seçim tartışmalarının biteceği' vaadinin gerçekleşmediğini kaydeden Arıkan, Türkiye'de bir yönetim krizi yaşandığını vurguladı. Muhalefetin olası bir seçimden kaçmayacağını ve en güzel şekilde mücadelesini vereceğini belirten Arıkan, iktidarın ısrarla seçime ihtiyaç olmadığını söylemesine rağmen, merceği büyüterek bakıldığında gelişmelerin erken seçimden ziyade bir 'baskın seçimi' işaret ettiğini söyledi.</p>

<p><strong>'KAYIT DIŞI SERMAYE İLE SEÇİM EKONOMİSİ HAZIRLIĞI'</strong></p>

<p>Arıkan, 'Yurt dışından gelecek olan paranın, altının nerden aldın diye sorulmadan kayıt altına alınması ve uzun bir dönem gelir vergisinden muaf tutulması planlanıyor. Bu düzenlemeyle dışarıdan gelecek parayla Türkiye'de bir sıcak para bolluğu oluşacağı ve ülkenin paraya boğulacağı hesabı yapılıyor' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürecin, işaret fişeğinin Larry Fink'in Türkiye ziyaretinde ateşlendiğini savunan Arıkan, Fink'in Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası başladığına dikkati çekti. Yıllardır esnafın, iş adamlarının ve çalışanların taleplerinin yerine getirilmediğini ifade eden Arıkan, Fink'in taleplerinin ise anında yerine getirilerek Meclis'e taşındığını ve çıkacak bu uygulamayla piyasada rahatlama sağlanacağını dile getirdi.</p>

<p>AK Parti'nin her seçim öncesi uyguladığı 'pansuman tedavilerle' ekonomiyi rahatlattığına şahit olduklarını belirten Saadet Partisi lideri, 2018-2023 seçimleri öncesi yüzde 8,5'a düşürülen faizin, seçim sonrasında yüzde 50'lere, enflasyonun ise yüzde 31-32 bandına çıkıp düşürülemediğini hatırlattı.</p>

<p><strong>Aynı senaryonun tekrarlandığını vurgulayan Arıkan, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Madencilerimiz sadece maaşlarını alabilmek için günlerce eylem yapıp Ankara'da gösteri yaptıktan sonra haklarına kavuşurken, kayıt dışı olan ve tırnak içinde 'kara para' girişinin önünü açacak uygulamaların TBMM'ye getirilmesini doğru bulmuyoruz. Yurt dışından para getirmenin kuralları ve uygulanması gereken maddeleri varken, bu maddelerin hepsi bypass edilerek yeni bir yol açılıyor. Önceki uygulamada gelmeyen paranın yeni yasayla Türkiye'ye girmesinin planlanması akıllarda soru işaretleri yaratıyor'</p>

<p>Arıkan, söz konusu metotla piyasada yapay bir parasal rahatlama sağlanarak, Türkiye'nin 2026 senesinin sonbaharında bir baskın seçime hazırlandığını ileri sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Ankara, Gündem</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/mahmut-arikan-iktidar-sonbaharda-baskin-secime-gidecek</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/12/mahmut-arikan-1.jpg" type="image/jpeg" length="44270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Casusluk davasında' 2. gün bitti! Merdan Yanardağ: Yumurtasız omlet yapmaya çalışan bir iddianame var]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-2-gun-merdan-yanardag-savunma-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-2-gun-merdan-yanardag-savunma-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Casusluk’ davasının ikinci duruşması bugün Silivri’de görülecek. İddianamede; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 20’şer yıl hapis cezası talep ediliyor. Dün başlayan davada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren Hüseyin Gün ve tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu savunma yapmıştı. Bugün ise tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ ve Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan savunma yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>‘Casusluk’ davasının ikinci duruşması bugün Silivri’de görüldü. İddianamede; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 20’şer yıl hapis cezası talep ediliyor. Saat 10.00'da başlayan duruşmada savunma yapan ilk isim tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ oldu. Hakkındaki suçları reddeden Yanardağ, İddianamede 'kime casusluk yapıldığının yer almadığını' vurguladı. Yanardağ, "Savcılık makamı yumurtasız omlet yapılabileceğini iddia ediyor. Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum" diye konuştu. Necati Özkan ise mahkeme heyetine, "Devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri sızdırmakla suçlanıyorum. Hangi gizli bilgi söyler misiniz" diye seslendi.</p>

<p>Duruşma yarın devam edecek. Yarın savcının mütalaa vermesi bekleniyor.</p>

<p>[related-posts id="1199348" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<h2><span style="color:#c0392b"><strong>DURUŞMADA YAŞANANLAR</strong></span></h2>

<p><strong>İKİNCİ ARA</strong><br />
Büyükçekmece Başkanvekili Ahmet Şahin’in ve avukatlarının savunmasının ardından İBB Davası’na ikinci ara verildi. Aradan sonra Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevat Kaya’nın savunmasına geçilecek.</p>

<p><strong>NECATİ ÖZKAN SAVUNMASINI TAMAMLADI</strong><br />
Necati Özkan'ın savunmasının ardından avukatı Kazım Yiğit Akalın savunmasına başladı. Akalın; iddianamenin 'düşman ceza hukuku' anlayışıyla yazıldığını öne sürerek 'Eğer karşınızdaki insanı vatandaş olarak değil de düşman olarak görürseniz, işte böyle iddianameler yazarsınız. O zaman görmeniz gereken şeyleri görmez, görmemeniz gereken şeyleri görürsünüz' dedi.</p>

<p>Yiğit Akalın’ın savunmasının ardından Özkan’ın diğer avukatı Erkam Erdem’in savunması başladı.</p>

<p><strong>NECATİ ÖZKAN SAVUNMA YAPIYOR</strong><br />
Duruşma, yaklaşık 1 saatlik aradan sonra tekrar başladı. Merdan Yanardağ'ın savunmasını tamamlamasının ardından Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan'ın savunmasına geçildi.</p>

<p><strong>"DAVA, TÜRKİYE'NİN ZAMANINI BOŞ YERE ÇALIYOR"</strong><br />
Davayı 'başlamadan bitmiş' olarak gördüğünü belirten Necati Özkan, şunları söyledi:</p>

<p>"Eften püften gerekçelerle üretilmiş bir dava bu. Ben bu davayı başlamadan bitmiş bir dava olarak görüyorum. Bu dava Türkiye'nin zamanını boş yere çalıyor. Merdan Yanardağ ile 2 kez bir araya geldim. Biri dün, biri bugün. Bu dava, 42 yıldır çalıştığım şirketi kapatma noktasına getirdi. Türkiye Cumhuriyeti devleti adına yetkilerini bu şekilde kullananlara teşekkür ederim."</p>

<p><strong>DURUŞMAYA ARA VERİLDİ</strong><br />
Yanardağ'ın ve avukatı Selin Nakıpoğlu'nun savunmalarının ardından duruşmaya ara verildi.</p>

<p><strong>YANARDAĞ'IN AVUKATININ SAVUNMASINA GEÇİLDİ</strong><br />
Merdan Yanardağ'ın savunması saat 11.52'te tamamlandı. Yanardağ'ın ardından avukatının savunmasına geçildi.</p>

<p>Yanardağ'ın avukatı Selin Nakıpoğlu, yargılamanın Merdan Yanardağ'ın şahsına yönelik olmaktan çıktığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"Huzurdaki bu davanın bizim için farklı bir yönü de vardır. Zira sadece müvekkil Merdan Yanardağ’ın şahsına yönelik bir yargılama olmaktan çıkmış; doğrudan Anayasal güvence altındaki basın hürriyetini ve bir yayın kuruluşunun varlığını hedef alan bir 'cezalandırma operasyonuna' dönüşmüştür. İddianame ile talep edilen müsadere ve henüz yargılama sürerken atılan satış adımları, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçecek niteliktedir.</p>

<p>Bu dava sadece bir 'casusluk' yargılaması değil, aynı zamanda bir basın özgürlüğü ve mülkiyet hakkı ihlali dosyasıdır. Neden mi? Özellikle Anayasa'nın 30. maddesindeki mutlak korumaya rağmen, daha hüküm kurulmadan kanalın satışa çıkarılması hukuk devletinin can damarına indirilmiş bir darbedir. Anayasa madde 30 hiçbir yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır:</p>

<p>'Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.'</p>

<p><strong>'DOĞRUDAN ANAYASA'YI İHLAL ETMEKTİR'</strong><br />
Kanun koyucu, basını demokratik toplumun 'dördüncü kuvveti' olarak gördüğü için bu zırhı örmüştür. TELE1 TV'nin müsaderesini talep etmek, doğrudan Anayasa'yı ihlal etmektir. Bir televizyon kanalı, savcılığın kurgusal casusluk iddialarına dolgu malzemesi yapılacak bir 'suç aleti' değildir.</p>

<p>İddianame ile hakkında müsadere talep edilen TELE1 TV, suç teşkil ettiği iddia edilen fiillerle illiyeti henüz mahkemenizce sabit görülmemişken ve hakkındaki mülkiyet kısıtlaması kesinleşmiş bir hükme dayanmıyorken; daha yargılama aşamasına geçilmeden satışa çıkarılmıştır.</p>

<p>Bu durum, mülkiyet hakkına yönelik telafisi imkânsız bir saldırı ve mahkemenizin nihai kararını ve yargı yetkisini etkisiz kılmaya yönelik bir girişimdir. Bu durum, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen Masumiyet Karinesi’nin açıkça katledilmesidir. Daha hüküm verilmeden mülkiyet hakkına el atmak ve kanalı elden çıkarmaya çalışmak, 'biz kararı çoktan verdik' demektir. Bu uygulama, mahkemenizin kuracağı hükmü etkisiz kılmaya yönelik bir idari gasptır.</p>

<p><strong>'BAĞIMSIZ BASIN YOKSA, ADALET DE YOKTUR'</strong><br />
Anayasa'nın 30. maddesiyle korunan bir basın kuruluşunun, henüz yargılama bile sonuçlanmadan haraç mezat satışa çıkarılması, hukuk güvenliğini yok etmiştir. Mahkemenizden beklentimiz, anayasayı askıya alan bu uygulamalara 'dur' demeniz, müsadere talebini derhal reddetmeniz ve müvekkilin gazetecilik faaliyetlerinin casusluk olarak nitelendirilmesine izin vermemenizdir. Çünkü bağımsız basın yoksa, adalet de yoktur."</p>

<p><strong>"İDDİANAME DEĞİL NİYETNAME"</strong><br />
Nakıpoğlu, iddianame ile ilgili eleştirilerini ise şöyle ifade etti:</p>

<p>"Öncelikle ifade etmek gerekir ki bu metin bir iddianame değil adeta bir niyetnamedir. Zira burada deliller maddi gerçeği ortaya koymak için değil, adeta olayların doğal akışı içindeki bağlamından koparılarak; iddia olunan kurgusal çerçeveyi desteklemek amacıyla tek taraflı bir değerlendirmeye konu edilmiştir. Bu haliyle iddianame, maddi gerçeği arayan bir belge olmaktan ziyade, sübjektif bir yorum metni niteliğindedir. Ceza yargılamasında suçun maddi unsuru ve tipiklik kavramları birer lüks değil, hukukun temel şartıdır.</p>

<p>Bu iddianame, müvekkil Merdan Yanardağ’ı madde 328/1 uyarınca siyasal casusluk ile suçlarken hukuk tarihine geçecek bir hukuki imkânsızlığı da beraberinde getirmiştir. Siyasal casusluk suçu, doğası gereği çift taraflı bir fiildir. Bir tarafta bilgiyi sızdıran, diğer tarafta ise bu bilgiden fayda sağlayan bir yabancı devlet bulunmalıdır. 162 sayfalık iddianamenin hiçbir yerinde, müvekkilin hangi yabancı devlet lehine, hangi gizli servis adına çalıştığına dair tek bir somut bilgi yoktur. Çünkü öyle bir şey yok.</p>

<p><strong>'ALENİ OLANIN CASUSLUĞU OLMAZ'</strong><br />
'Birileri lehine' demek ceza hukukunda bir iddia değildir. Hangi devlet? Hangi ajanda? Hangi menfaat? Bu soruların cevabı yoksa siyasal casusluk maksadı unsuru en baştan çökmüştür. İddianameye bakıyoruz; müvekkilin temin ettiği iddia edilen gizli bilgi nedir? Bir kozmik oda bilgisi mi? Hayır. İddianamede gizli ilgi olarak sunulan her şey, müvekkilin televizyon programlarındaki analizleri. Televizyon programında analizin, aleni olanın casusluğu olmaz. Bu iddianame, müvekkile 'Sen casussun ama kime ve neyle yaptığını biz de bilmiyoruz, mahkeme bulsun' demektir. Bu ispat yükünü sanığa yıkmaktır, hukuk devletinde yeri yoktur."</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>MERDAN YANARDAĞ SAVUNMA YAPIYOR: BU DAVA SONRASI ÜLKEYE BİR CUMHURBAŞKANI ÇIKACAKTIR</strong></span></p>

<p><strong>Merdan Yanardağ savunmasında şunları söyledi:</strong></p>

<p>Sayın heyet değerli dostlarım dün 2 savunma izledik biri yakında bu ülkeye cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’ydu. Bu dava siyasi gerekçelerle açılmıştır umuyorum ki bu dava sonrası ülkeye bir cumhurbaşkanı çıkacak</p>

<p>Devletin zor aygıtlarını kullanarak siyaset alanını düzenlemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. 15 milyon kişinin aday gösterdiği birinin tutuklanması bunu delilidir. İdeolojik önyargılarla hazırlanmış bir iddianame. siyaset yapmayı suç sayan bir iddianame</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"YUMURTASIZ OMLET YAPMAYA ÇALIŞAN BİR İDDİANAME VAR"</strong></p>

<p>2 tez, 1 makaleyi kaynak göstererek bizi casus yapıyorlar. Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş! Yabancı bir istihbarat örgütüne gerek yokmuş! Çünkü bulamadılar kime casusluk yaptığımızı. Çünkü yok. Savcılık makamı yumurtasız omlet yapılabileceğini iddia ediyor. Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum."</p>

<p><strong>"BU İDDİANAMENİN KAFASI SOĞUK SAVAŞ KAFASIDIR"</strong><br />
Bu iddianamenin iktidara karşı siyaset yapmayı yasakladığını ve 'bir içtihat oluşturarak bir dikta hukuku oluşturmaya çalıştığını' savunan Yanardağ, iddianame ile ilgili eleştirilerine şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>"Bu iddianamenin kafası Soğuk Savaş kafasıdır. Dolaylı savaş doktrininden besleniyor. Dolaylı savaş doktrini, gayrinizami harp yöntemleriyle mücadele eder. NATO kampı devrimci, sosyalist yapılara karşı o dönemde hukuk dışına çıktı. Türkiye’deki adı kontrgerilla, İtalya’daki adı Gladio’dur. Bu bir Gladio kafasıdır. Brezilya kumpası bozdu. Lula seçime girdi Amerika'nın desteklediği Bolsonaro'yu indirdi. Bolsonaro Amerika'ya kaçarken yakalandı ama insaflılar yargılama sürecinde ev hapsine aldılar. Türkiye'de ne olacak göreceğiz."</p>
</blockquote>

<p><strong>"BU DAVANIN AMACI TELE1’E EL KOYMAK"</strong><br />
Merdan Yanardağ, genel yayın yönetmenliğini üstlendiği ve kendisi tutulandıktan sonra kayyum atanarak satışa çıkarılan TELE1'in patronsuz ve bağımsız bir kanal olduğunu belirtti. Yanardağ, kanalı yaşatmak için destek çağrısı yaptıklarını suçlama konusu olan Seher Alaçam'dan gelen paranın da bu çağrıya cevap veren on binlerce izleyiciden birisi olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Bu davanın amacı TELE1’e el koymak; beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. TELE1, gazetecilerin kurduğu bir medya organı, ticari bir kuruluş değil. BirGün, Evrensel ve Cumhuriyet gibi yazılı basında bunun örnekleri var ama televizyonculukta yoktu. Destek için açık paylaşım yapıyoruz. Seher Alaçam da bu çağrıya kulak veren TELE1 izleyicilerinden biri. Ben Hüseyin Gün’ü, Seher Alaçım’ın oğlu olarak tanıdım. Telefonumda 'Hüseyin Alaçam' olarak kayıtlı çünkü gerçek oğlu zannediyordum. Parantez içinde de hatırlamak için Seher Alaçam’ın oğlu yazmışım. Nasıl bir casusluk örgütüysek artık, birbirimizi bu kadar tanıyoruz!"</p>
</blockquote>

<p><strong>"TELE1'İ İYİ BİR SEMTTE DAİRE PARASINA SATIŞA ÇIKARDILAR"</strong><br />
Genel Yayın Yönetmeni olduğu TELE1'e kendisi cezaevindeyken kayyum atanmasına ve satışa çıkarılmasına tepki gösteren Yanardağ, savunmasına şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>"Bugün TELE1’i İstanbul’da iyi bir semtte 3+1 daire parasına, 28 milyon liraya satışa çıkardılar. Daha dava bitmedi, belki beraat edeceğim! Ki beraat edeceğimden eminim. Niye bu acele? Bu kanala 10 milyon dolar ödemeye hazır olanlar vardı. Bu kanalın satılık olmadığını düşündüğümüz için reddettik. Ortaklık teklif edenler oldu, onu da uygun bulmadık."</p>
</blockquote>

<p><strong>"DEVLET YA BENDEN ÖZÜR DİLEMELİ YA DA BAHÇELİ'Yİ TUTUKLAMALI"</strong></p>

<p>Bu davadan önce 'çözüm süreci' bağlamındaki bir yorumu nedeniyle tutuklandığını da hatırlatan Yanardağ, "Devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli'yi tutuklamalı. Benden ileri gitti ve 'Gelsin Meclis'te konuşsun' dedi. Darbe yapanlar yargılanacak bu ülkede. Kimse dokunulmaz değil. Siyasi darbe yapıyorlar. Bir bu operasyonu yaptılar bir de çözüm sürecini başlattılar. DEM Parti’yi kendi yanlarına çekerek Kürt siyasal hareketini etkisizleştirmek istiyorlar. Kontrollü bir şekilde seçime gidip kazanmayı amaçlıyorlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"BİZE 'CASUS' DEMEK ATILABİLECEK EN ALÇAK İFTİRADIR"</strong><br />
Hakkındaki casusluk suçlamasını reddeden Yanardağ, şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Ben sol görüşlü, sosyalist bir gazeteciyim. Daha bacak kadar çocukken 'Bağımsız Türkiye' sloganı atıp yürüyüşlere katıldım. 17 yaşındayken Ariel Şaron’a (Eski İsrail Başbakanı) karşı düzenlenen mitingde konuştum. Bizim gibi insanlara 'casus' demek, atılabilecek en alçak iftiradır."</p>
</blockquote>

<p>Yurtseverleri casus diye dolayısıyla ben o kavramı hiç kullanmadım ama vatan haini diye suçlamaya çalışmak bize yöneltilebilecek en çirkin iftiradır, en çirkin iftiradır. Şimdi benim iki tane makalem var onu müsaadenizle vereceğim çünkü önem taşıyor. Casusluk ve Amerikancı iktidarın sicili.</p>

<p><strong>"KİMSEDEN DOĞRUDAN PARA ALMAM"</strong><br />
Kimseden doğrudan para almadığını anlatan Yanardağ, savunmasına şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p>"Ben kimseden doğrudan para almam. Bağışları ya ön muhasebe alır ya da direkt muhasebe alır. Diğer bağışlar bizim hesaplarımıza yatırılır. Güya Seher Alaçam’ın şoförü B.Y., Hüseyin Gün’ün talimatıyla bana elden 15 bin dolar vermiş. Sonra dekont bulamadığı için savcılık bunu iddianamede 10 bin dolara indirdi. Yalan, ben kimseden para almam. Kaldı ki diyelim ki para gönderildi, bu casusluğun kanıtı olabilir mi?"</p>
</blockquote>

<p><strong>"SAVCILIĞIN KEMAL KILIÇDAROĞLU TAKINTISI VAR"</strong><br />
Yanardağ, savunmasını şöyle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p>"Savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu takıntısı var. Bunu anlayamadım. Kılıçdaroğlu’nu programda sıkıştırmışım! Gazetecinin görevi sıkıştırmak değil mi? CHP’de bir değişim tartışması var o dönem. 22 Haziran’da Sayın Kılıçdaroğlu’yla program yaptık. Mayıs 2023 seçimlerini iktidarın çaldığını, demokrasiye karşı suç işlendiğini ve CHP’nin de bunu tartışmadığını söyledim. CHP’de kişileri tartışmanın yanlış olduğunu, program tartışılması gerektiğini söylüyorum. Yüzde 48 oy her şeye rağmen iyi bir orandır ama Kılıçdaroğlu’na buna siz de sahip çıkmadınız diyorum. Siz yeterince oyları korudunuz mu diye soruyorum. Daha sonra Kılıçdaroğlu’nun olmadığı 4x4 adlı programda ise seçimin tek faturasının Kılıçdaroğlu’na çıkarılamayacağını söylüyorum. Savcılık bunu neden görmüyor? Ben bunu deyince Kılıçdaroğlucu mu oldum? Emre Kongar’la yaptığımız programda kişiler üzerinden CHP’yi tartışmanın doğru olmayacağını söylüyorum. Ekrem İmamoğlu’nu da eleştiriyorum. Kişilere sıkıştırılmış bir değişim tartışması olmaz diyorum."</p>
</blockquote>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>DURUŞMA BAŞLADI</strong></span><br />
Bugün savunma yapacak olan Merdan Yanardağ ve Necati Özkan salona geldi. İki isim de duruşmayı takip edenler tarafından alkışlarla karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/casusluk-davasinda-2-gun-merdan-yanardag-savunma-yapiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/kapak-69.jpg" type="image/jpeg" length="22291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afyonkarahisar'da bir istifa iddiası daha! Başkan cevap verdi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/karaadilli-belediye-baskani-huseyin-sahinden-istifa-iddialarina-yanit-chpdeyiz-gorevimizin-basindayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/karaadilli-belediye-baskani-huseyin-sahinden-istifa-iddialarina-yanit-chpdeyiz-gorevimizin-basindayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Karaadilli Belde Belediye Başkanı Hüseyin Şahin, CHP'den istifa edeceği yönündeki iddialara yanıt verdi. Şahin, 'Partiden bir yere ayrıldığımız yok, görevimizin başındayız' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonkarahisar Karaadilli Belde Belediye Başkanı Hüseyin Şahin, CHP'den ayrılacağı iddialarına ilişkin ANKA Haber Ajansı'na açıklamada bulundu. CHP'den ayrılmayacağını ifade eden Şahin, şu ifadeleri kullandı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Partiden bir yere ayrıldığımız yok, görevimizin başındayız. Bunun sebebi de herhalde benim Burcu Başkanla aram hala abla kardeş gibi. Bize çok destek olduğundan dolayı zamanında, ondan dolayıdır. 'O geçtiyse Hüseyin Başkan da geçer' diye herkes öyle düşünmüş. Hayır, istifa etmedik zaten. İstifa edenler oldu. Onlar için de haklarında hayırlısı olsun. Yani iki sene çalışma fırsatı bulduk birlikte. Bundan sonraki partilerinde onlara başarılar dileriz. Bizim geçme gibi bir düşüncemiz de yok, tasarrufumuz da yok. Kimseyle de görüşmedik bu konuda. Bu bizim hakkımızda ekim ayında da bir çıkmıştı ara ara herkes hakkında çıkıyor zaten. Ama biz o zaman da aynısını söyledik, hiçbir yere gitmiyoruz, geçmiyoruz diye. Gene aynısını söylüyoruz. 3 yıl daha görev süremiz var. 3 yıl boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'ne hizmet etmek için görevimizin başındayız.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/karaadilli-belediye-baskani-huseyin-sahinden-istifa-iddialarina-yanit-chpdeyiz-gorevimizin-basindayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/agency/anka/karaadilli-belediye-baskani-huseyin-sahinden-istifa-iddialarina-yanit-chpdeyiz-gorevimizin-basindayiz.jpg" type="image/jpeg" length="79026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Askeri Liselere Giriş Sınavı sorularını sızdıran FETÖ üyelerine operasyon]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/askeri-liselere-giris-sinavi-sorularini-sizdiran-feto-uyelerine-operasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/askeri-liselere-giris-sinavi-sorularini-sizdiran-feto-uyelerine-operasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen askeri okulların sınav sorularının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca sızdırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında 7 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca 2014 Askeri Liselere Giriş Sınavı soruşturması kapsamında, sınav sorularına erişerek soruları FETÖ mensuplarına dağıttığı, sınavda usulsüzlük gerçekleştirdiği, soru aldığı ve verdiği tespit edilen 7 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara merkezli 4 ilde şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalara, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince devam ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/askeri-liselere-giris-sinavi-sorularini-sizdiran-feto-uyelerine-operasyon</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/04/gozalti-8.jpg" type="image/jpeg" length="96108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Destici’den Ahmet Türk’e sert çıkış]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/mustafa-desticiden-ahmet-turke-sert-cikis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/mustafa-desticiden-ahmet-turke-sert-cikis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün Amedspor kutlamalarında yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Destici, "Ne Kürdistan’ı lan!" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görevden uzaklaştırılan DEM Partili Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Süper Lig'e yükselen Amedspor kutlamalarında, "Tebrik ediyorum. Çok mutluyum. Kürdistan'ın bir takımı bugün Süper Lig'e çıktı. Umutluyum ve inanıyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türk'ün bu açıklamaları kamuoyunda tepki çekerken bir sert açıklama da Cumhur İttifakı ortağı Büyük Birlik Partisi'nden geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"BEĞENMİYORSAN GİDERSİN"</strong><br />
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Destici, sosyal medya hesabından Ahmet Türk'ün açıklamasını alıntılayarak şunları yazdı:</p>

<p>"Ne Kürdistan’ı lan! Burası 🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti. Beğenmiyorsan defolup gidersin…"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/mustafa-desticiden-ahmet-turke-sert-cikis</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-12-093741.png" type="image/jpeg" length="97012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Dar gelirli" için demişlerdi, Kanal İstanbul'da 2+1 daire 17 milyon TL]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/dar-gelirli-icin-demisleri-kanal-istanbulda-21-daire-17-milyon-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/dar-gelirli-icin-demisleri-kanal-istanbulda-21-daire-17-milyon-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'un içme suyu havzasında başlanılan Kanal İstanbul'da inşaat alanan dönen Sazlıdere bölgesinde 2+1 dairelerin satış fiyatı 17 milyon liradan başlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanal İstanbul Projesi'nin köprülerinden biri olduğu ifade edilen Sazlıdere Köprüsü ve sosyal konut projelerinin inşaatları tepkilere rağmen devam ediyor. Gelen bütün tepkilere, "Sosyal konut yapacağız, halka uygun fiyatlı ev vereceğiz" diyerek yanıtlayan Murat Kurum'un sözleri dairelerin satış fiyatıyla gündemde.</p>

<p>Sözcü'de yer alan habere göre bölgedeki inşaat şirketlerinden MESA, baraj dibime yaptığı Mesa Yenikent'i satışa açtı. Söz konusu projede 2+1 dairelerin fiyatı 17 milyon liradan başlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SOSYAL KONUT : 20 MİLYON 281 BİN LİRA</strong></p>

<p>Yapılan tanıtımlarda yeni dairelerden Levent'e 15 dakikalık mesafe olduğu belirtilirken, proje görüntülerinden Sazlıdere Barajı'na da sık sık yer verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 'sosyal konut yapılacak' diyerek işaret ettiği bölgedeki projelerde peşin olarak 20 milyon 281 bin liralık bir ödeme planı çıkarıldı. Konutlar için 18 ay ve 30 ay vade seçenekleri de sunuluyor.</p>

<p><strong>YEMEDEN İÇMEDEN 614 AY...</strong></p>

<p>Murat Kurum'un “Anlamamakta ısrar edenler için Sazlıdere'deki sosyal konut meselesi...” sözleriyle sosyal medya hesabından paylaştığı bir videoda “Buradaki projelerin tamamı sosyal konuttur. Dar gelirli ailelere konut yapıyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Bölgede satışa sunulan projedeki en ucuz ev ise 17 milyon lira değerinde.</p>

<p>Yani 28 bin lira alan asgari ücretli bir çalışanın bu konutu alabilmesi için yemeden, içmeden 614 ay çalışması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/dar-gelirli-icin-demisleri-kanal-istanbulda-21-daire-17-milyon-tl</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-12-085756.png" type="image/jpeg" length="99648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AKP'den kalan borçları ifşa etmişti, şimdi AKP'ye geçiyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/akpden-kalan-borclari-ifsa-etmisti-simdi-akpye-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/akpden-kalan-borclari-ifsa-etmisti-simdi-akpye-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP oylarıyla belediye başkanı seçilen Topçu’nun, AKP’ye geçeceği iddiaları sonrası; göreve geldikten kısa süre sonra belediye binasına astırdığı afiş sosyal medyada yeniden gündem oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın yarın AKP'ye geçmesi beklenirken, 7 belediye meclis üyesi ve Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun da AKP’ye geçeceği öne sürülüyor.</p>

<p>Köksal’a tepkiler sürerken, Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu’nun daha CHP oylarıyla seçildiği süreçte belediye binası önüne astığı afiş sosyal medyada yeniden gündem oldu.</p>

<p>Makam odasına AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını asan Veysel Topçu’nun geçtiğimiz yıl nisan ayında belediye binasına astırdığı afişte, önceki AKP döneminden kaldığı belirtilen yaklaşık 125 milyon liralık borç kamuoyuna duyurulmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Topçu’nun AKP’ye geçeceği iddialarının ardından, geçmişte yaptığı borç açıklamaları ve belediye binasına astırdığı afiş yeniden sosyal medyada gündem oldu.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 05 12 084746" class="detail-photo img-fluid" height="713" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-12-084746.png" width="620" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/akpden-kalan-borclari-ifsa-etmisti-simdi-akpye-geciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/dinar-belediye-ba.jpg" type="image/jpeg" length="73948"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dilek İmamoğlu’nun yeğeniyle eşi de tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş'ye yönelik son operasyon kapsamında hakimliğe sevk edilen 20 kişiden 12'si tutuklandı, 8 kişi serbest bırakıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş'ye yönelik son operasyon kapsamında hakimliğe sevk edilen 20 kişiden 12'si tutuklandı, 8 kişi serbest bırakıldı. Tutuklanan isimler arasında daha önce iki ağabeyi tutuklanan Dilek Kaya İmamoğlu'nun yeğeni Derya ve eşi Murat Dağdeviren de var. İBB Hukuk Müşaviri Eren Sönmez ise serbest bırakılanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası devam ederken, cuma sabah İBB iştiraki Ağaç A.Ş'ye yönelik yeni bir operasyon yapılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözaltına alınıp önceki gün adliyeye sevk edilen 7 kişiden biri doğrudan savcılıktan serbest bırakılırken, hakimliğe sevk edilen ve arasında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel'in de bulunduğu 5 kişi imza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılmış, bir kişi hakkında ev hapsi kararı verilmişti.</p>

<p>Yurt dışında bulunan bir isim dönüşte havalimanında gözaltına alınırken, emniyette işlemleri tamamlanan 24 kişi bu sabah sağlık kontrolünden sonra Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. İstanbul Barosu da sevk edilen isimler arasında bulunan avukat Eren Sönmez'le ilgili bir açıklama ile serbest bırakılması yönünde çağrı yaptı.</p>

<p><strong>12 İSME TUTUKLAMA KARARI</strong></p>

<p>Savcılık işlemleri akşam saatlerinde biterken, Alkan Başçiftçi, Ekrem Ofluoğlu, Fatih Yağcı ve Yasin Çağatay Seçkin hakkında adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmaları, diğer 20 isim ise tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Hakimlik de 12 kişi hakkında tutuklama kararı verdi. 8 kişi adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı.<br />
Tutuklanan isimler arasında daha önce iki ağabeyi tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun yeğeni Derya ve eşi Murat Dağdeviren de var</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Popüler</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/dilek-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="84582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul merkezli 16 ilde IŞİD operasyonu: 43 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/istanbul-merkezli-16-ilde-deas-operasyonu-43-supheli-yakalandi-goruntu-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/istanbul-merkezli-16-ilde-deas-operasyonu-43-supheli-yakalandi-goruntu-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul merkezli 16 ilde IŞİD terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 43 şüpheli yakalandı. Operasyonda çok sayıda dijital meteryal ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul merkezli olarak bu sabah Ankara, Antalya, Bilecik, Bursa, Hatay, İzmir, Kayseri, Kilis, Konya, Malatya, Mersin, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon ve Van illerini de kapsayan toplam 16 ilde, şüphelilerin yakalanmasına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 43 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, terörizmin finansmanına yönelik faaliyetlerin tespiti ve deşifre edilmesine ilişkin yürütülen çalışmalarda; Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından yapılan incelemede, IŞİD ile iltisaklı olduğu değerlendirilen kripto cüzdan adreslerinin, örgüt bağlantılı Telegram kanalları üzerinden para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, elde edilen fonların soğuk cüzdanlara aktarılarak takibinin zorlaştırıldığı anlaşıldı.</p>

<p>KRİPTO CÜZDANDA 170 BİN DOLAR TOPLANDI</p>

<p>Açık kaynak ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) verilerinde, söz konusu kripto cüzdan adreslerinin terörizmin finansmanı kapsamında kullanıldığı, 2021-2025 yılları arasında yaklaşık 170.000 dolar fon toplandığı ve bu paraların DEAŞ mensuplarına aktarıldığı tespit edildi. Ayrıca şüphelilerin, terör örgütleri kapsamında adli işlem kaydı bulunan kişilerle para transfer ilişkisi olduğu belirlendi.</p>

<p>Şüphelilerin üzerlerinde ve ikametlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. (Kaynak: DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/istanbul-merkezli-16-ilde-deas-operasyonu-43-supheli-yakalandi-goruntu-eklendi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 07:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/agency/dha/istanbul-merkezli-16-ilde-deas-operasyonu-43-supheli-yakalandi-goruntu-eklendi.jpg" type="image/jpeg" length="33573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi İZDOĞA'ya operasyon: 5 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/izmir-buyuksehir-belediyesi-istiraki-izdogaya-operasyon-5-gozalti-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/izmir-buyuksehir-belediyesi-istiraki-izdogaya-operasyon-5-gozalti-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden İZDOĞA'ya yönelik başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İZDOĞA eski yönetim kurulu başkanı Güven Eken, İZBETON davasından tutuklu bulunan İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve İZBETON eski Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek tutuklandı. Diğer iki şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (Kaynak: DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/izmir-buyuksehir-belediyesi-istiraki-izdogaya-operasyon-5-gozalti-2</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 23:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/02/izmir-adalet-sarayi.jpg" type="image/jpeg" length="12026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu’ndan hem özür hem sitem]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/halk-tvnin-sahibi-cafer-mahiroglundan-hem-ozur-hem-sitem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/halk-tvnin-sahibi-cafer-mahiroglundan-hem-ozur-hem-sitem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk TV’de peş peşe yaşanan ayrılıkların ardından kanal sahibi Cafer Mahiroğlu, uzun bir açıklama yaptı. Sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle özür dileyen Mahiroğlu, hem yaşadığı süreci anlattı hem de kanalın ekonomik şartları, editoryal yapı ve çalışanlarla ilişkilerine dair dikkat çeken mesajlar verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Halk TV</strong>’de son dönemde yaşanan ayrılıkların ardından kanal sahibi <strong>Cafer Mahiroğlu</strong> sessizliğini bozdu. Ayrılan isimler, sosyal medyadaki tartışmalar ve kanalın içinde bulunduğu ekonomik tabloyla ilgili kapsamlı açıklamalarda bulunan Mahiroğlu, ilk olarak sosyal medya paylaşımı nedeniyle özür diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşadığı süreçte duygusal davrandığını söyleyen Mahiroğlu, <i>“Şimdi öncelikle ben şunu söylemek istiyorum. Evet, bu arkadaşlarımızın ayrılıklarına gelmeden önce yani sorunların içeriğini konuşmadan önce, öncelikle ben bir insanım, sonuçta duygusal bir hezeyan yaşadım ve o linç kampanyasında belki de hiç göstermemem, soğukkanlı olmam gereken bir durumda bir Tweet paylaştım”</i> dedi.</p>

<p><strong>Mahiroğlu</strong>, <i>“Bütün paydaşlarımdan özür diliyorum”</i> ifadelerini kullanarak, <i>“Ben duygularıma hakim olmak zorundaydım. Çünkü eğer siz bir iş yapıyorsanız ve bu yaptığınız iş toplumun bütün katmanları tarafından izleniyor ve takip ediliyorsa, siz de bu eleştirilere açık olacaksınız”</i> diye konuştu.</p>

<p>Yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye’ye gelemediğini belirten Mahiroğlu, bu süreçte ciddi psikolojik baskı yaşadığını söyledi. Halk TV’ye yönelik baskılar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini kaydeden Mahiroğlu, <i>“Ve her gün başımızda bir giyotin, işte Halk TV kapatılacak mı, Halk TV’ye el mi konulacak gibi psikolojik baskılarla bir süreç yaşıyorum”</i> dedi.</p>

<p><strong>“BEN İLK O PROMPTERI KALDIRDIM”</strong></p>

<p>Kanalın editoryal yapısına ilişkin de konuşan Mahiroğlu, Halk TV ekranlarında prompter kullanımını kaldırdığını söyledi. Bunun editoryal bağımsızlık açısından önemli bir karar olduğunu ifade eden Mahiroğlu, şunları kaydetti:</p>

<p><i>“Ben ilk o prompterı kaldırdım. Dedim ki hayır arkadaş burada arkadaşlarımız çıktığında kendi duygularını, kendi hislerini, kendi yaşadıklarını anlatacaklar. Dolayısıyla biz hiçbir şekilde buraya müdahale etmeyeceğiz yani spontane bir konuşma olacak.”</i></p>

<p>Mahiroğlu, ekran önündeki isimlerle yıllardır birlikte yol yürüdüklerini belirterek, kanalın küçük bir yapıdan bugün 200 kişilik bir kadroya ulaştığını söyledi. Çalışanlarla <i>“abi-kardeş ilişkisi”</i> kurduğunu ifade eden Mahiroğlu, <i>“Hepsinin omzuna dokunmuşum, hepsiyle yemek yemişim, hepsiyle çay içmişim”</i> dedi.</p>

<p>Kendisini <i>“patron”</i> olarak görmediğini de dile getiren Mahiroğlu, <i>“Ben patron da değilim ayrıca. Ben hiçbir çalışanımla çalışan değil yoldaşlarım bunlar benim emekçilerim kardeşlerim”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“HALK TV EKONOMİK TECRİT ALTINDA”</strong></p>

<p>Türkiye’deki ekonomik koşulların medya sektörünü doğrudan etkilediğini söyleyen Mahiroğlu, Halk TV’nin uzun süredir ekonomik baskı altında olduğunu savundu.</p>

<p><i>“Resmen bir ekonomik darboğazın içine itilip hem cezalarla hem de bizim alanımızdaki yayınlarımızın getirisiyle ödeyebileceğimiz giderlerimizin olabileceği reklam alanında ciddi bir şekilde bir darboğaz mücadelesi içerisindeyiz”</i> diyen Mahiroğlu, kamu kurumlarından ve hükümete yakın şirketlerden reklam alamadıklarını söyledi.</p>

<p>Mahiroğlu, <i>“Bizimle diğer kanallar arasında bir adalet ve gelir dengesizliği var”</i> ifadelerini kullanarak, <i>“Ben kamu kaynaklarından hiçbirinden reklam almıyorum”</i> dedi.</p>

<p>Kanalın ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için kişisel kaynaklarını kullandığını da ifade eden Mahiroğlu, <i>“Gelir ve gider dengesini tutturmaya çalışıyorum ve hatta tutturamıyorum cebimden para koyuyorum”</i> diye konuştu.</p>

<p>Ayrılan çalışanlarla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Mahiroğlu, isim vermeden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>“Arkadaşlarımız Halk TV’ye çok büyük katkılar sağladılar, hep birlikte yol aldık. Ben onların çok değerli emeklerinin yanında nasıl saygısızlık yapabilirim? Birlikte yürüdük, birlikte yükseldik bu yolda.”</i></p>

<p>Ayrılıkların doğal olduğunu söyleyen Mahiroğlu, <i>“Bugün burada çalışacaklar, yarın başka yerde çalışacaklar bu çok doğal”</i> dedi.</p>

<p>Kanalın yayın çizgisinde herhangi bir değişiklik olmayacağını da belirten Mahiroğlu, <i>“Bizim yol haritamızda hiçbir değişiklik yok. Bizde sisteme dayalı insan var, insana dayalı bir sistem yok”</i> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Tele2 Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/halk-tvnin-sahibi-cafer-mahiroglundan-hem-ozur-hem-sitem</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/mahiroglu.jpg" type="image/jpeg" length="46261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağaç A.Ş. operasyonunda 20 kişiye tutuklama talebi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/agac-as-operasyonunda-20-kisiye-tutuklama-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/agac-as-operasyonunda-20-kisiye-tutuklama-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye yönelik yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 24 kişiden 20’si hakkında tutuklama talep edildi. Soruşturma kapsamında daha önce bazı isimler adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 24 kişinin savcılık işlemleri tamamlandı.</p>

<p>CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davası sürerken, cuma sabahı İBB iştiraki Ağaç A.Ş.’ye yönelik yeni operasyon düzenlenmişti. Başsavcılık, soruşturma kapsamında 30 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamıştı.</p>

<p><strong>20 KİŞİ MAHKEMEYE SEVK EDİLDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilen 24 kişi, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılık, Alkan Başçiftçi, Ekrem Ofluoğlu, Fatih Yağcı ve Yasin Çağatay Seçkin’in adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep ederken, diğer 20 kişi tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında daha önce adliyeye sevk edilen 7 kişiden biri savcılıktan serbest bırakılmıştı. Hakimliğe çıkarılan ve aralarında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel’in de bulunduğu 5 kişi imza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılırken, bir kişi hakkında ev hapsi kararı verilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/agac-as-operasyonunda-20-kisiye-tutuklama-talebi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/agac-as.png" type="image/jpeg" length="98002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halk TV'yi birer birer terk ediyorlar! Remziye Demirkol da istifa ettiğini duyurdu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/halk-tvyi-birer-birer-terk-ediyorlar-remziye-demirkol-da-istifa-ettigini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/halk-tvyi-birer-birer-terk-ediyorlar-remziye-demirkol-da-istifa-ettigini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk TV’de yaşanan ayrılıklara bir yenisi daha eklendi. Seda Selek, Sorel Dağıstanlı, Buket Güler ve Gözde Şeker’in ardından deneyimli spiker Remziye Demirkol da kanaldan istifa ettiğini açıkladı. Demirkol, kararı sosyal medya hesabından duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halk TV’de son günlerde yaşanan istifa sürecine bir isim daha eklendi. Daha önce <strong>Seda Selek, Sorel Dağıstanlı, Buket Güler ve Gözde Şeker</strong>’in ayrılığının ardından bu kez <strong>Remziye Demirkol</strong> kanalla yollarını ayırdı.</p>

<p><strong>“İSTİFAMI VERDİM BU SABAH”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demirkol, ayrılığı kişisel sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Yaptığı paylaşımda, <i>“Yayını kapatırken Pazartesi günü görüşürüz demiştim ne yazık ki bu sözü tutamayacağım, buradan vedamı etmiş olayım, istifamı verdim bu sabah itibariyle…”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açıklamasının devamında ise, <i>“Halk TV’de çalışan tüm arkadaşlarıma emekleri ve dostlukları için teşekkür ediyorum ve tabii sizlere de…” </i>sözlerine yer verdi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/halk-tvyi-birer-birer-terk-ediyorlar-remziye-demirkol-da-istifa-ettigini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/remziye-demirkol.webp" type="image/jpeg" length="99197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu Burcu Köksal'ı yerden yere vurmuştu: Kendisine başka parti bulacak]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-burcu-koksali-yerden-yere-vurmustu-kendisine-baska-parti-bulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-burcu-koksali-yerden-yere-vurmustu-kendisine-baska-parti-bulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arşiv unutmaz! AKP’ye geçeceğini açıklayan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal için bakın neler demişti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Imamoğlu Burcu Köksal" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/05/imamoglu-burcu-koksal.jpg" width="859" /></p>

<p>AKP’ye geçeceğini açıklayan <a href="https://www.tele2haber.com/video/burcu-koksala-buyuk-protesto-biz-seni-saraya-degil-afyona-sectik">Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, </a>2024 yerel seçimlerinden önce CHP adayı gösterildiğinde, “Ben olduğum müddetçe bu kapıdan içeri ne HÜDA-PAR ne DEM Parti gidebilir!..” açıklaması yapmış ve büyük tepki toplamıştı. Bu sözler üzerine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim meydanında, "Kendisine başka parti bulacak" diye sert çıkmıştı.</p>

<p>İmamoğlu, ağır sözlerle Burcu Köksal'ı hedef almış, şöyle konuşmuştu:</p>

<p>"Ben CHP'liyim ama ben bu partiye, partilere değil, partilere değil, bu şehrin her insanına hizmet ediyorum. Her insanına, her siyasi görüşten olan insanına. Yani 'ben belediye başkanı olursam şu partileri belediyeye almam. Şu partililer hariç şunlarla görüşürüm' diyen ya kendine başka bir iş bulacak ya da başka parti bulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onu söyleyeyim. Öyle yok. Biz insan ayırt etmeyiz kardeşim. O laf ne biliyor musunuz? O laf nereye gider biliyor musun? Birileri çıkıyor ya 'vatan haini terörist' hani hani hatırlayın ya Büyükşehir Belediyesi terörist doluydu. Hani bunu diyenle bu akıl aynı akıl. Öyle yok. Öyle yağma yok. Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni toplarken herkesi kucakladı çağırdı ya. O kültürü temsil eden Atatürk'ün evlatlarıyla yönetilir kardeşim. Bu kadar net..."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-burcu-koksali-yerden-yere-vurmustu-kendisine-baska-parti-bulacak</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/imamoglu-burcu-koksal.jpg" type="image/jpeg" length="30164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burcu Köksal'a büyük protesto: Biz seni saraya değil Afyon'a seçtik]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/burcu-koksala-buyuk-protesto-biz-seni-saraya-degil-afyona-sectik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/burcu-koksala-buyuk-protesto-biz-seni-saraya-degil-afyona-sectik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP'ye geçeceği iddia edilen Belediye Başkanı Burcu Köksal protesto edildi: Biz seni saraya değil Afyon'a seçtik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Buju Köksal Afyon Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/05/buju-koksal-afyon-jpg.jpg" width="859" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AKP'ye geçeceği iddiaları hakkında açıklama yapmayan Belediye Başkanı Burcu Köksal, Afyonkarahisar Belediyesi önünde protesto edildi. "Başkan korkma Afyon'u satma.", "Biz seni saraya değil Afyon'a seçtik.","Oyumu aldın irademi satamazsın.", "Başkan yapma" pankartları taşıyan Afyonlular, Belediye Başkanı Burcu Köksal’a tepki gösterirken, bir kadın sinir krizi geçirdi, "Yeter bunu hak etmedik biz. Benim çocuğum bunu hak etmedi. Yeter artık" diyerek tepkisini gösterdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/burcu-koksala-buyuk-protesto-biz-seni-saraya-degil-afyona-sectik</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/buju-koksal-afyon-jpg.jpg" type="image/jpeg" length="51623"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul barajlarını es geçti! Son 10 yılın en düşük yağmur miktarı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/yagmur-neredeyse-surekli-yagdi-ama-istanbul-barajlaria-son-10-yilin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/yagmur-neredeyse-surekli-yagdi-ama-istanbul-barajlaria-son-10-yilin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarında kar ve yağmur Türkiye genelinde etkili olurken İstanbul barajlarına düşen yağmur miktarı son 10 yılın gerisinde kaldı. İşte 6 mayıs günü İstanbul barajlarındaki doluluk oranları.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/yagmur-neredeyse-surekli-yagdi-ama-istanbul-barajlaria-son-10-yilin</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/04/iski3-8.jpg" type="image/jpeg" length="31254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Su deposu 23 yaşındaki Nur'u canından etti!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/su-deposu-23-yasindaki-nurun-canindan-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/su-deposu-23-yasindaki-nurun-canindan-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde etkili olan fırtına sırasında su deposunun otomobilin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybeden 23 yaşındaki Nur Çakmak, gözyaşları içinde toprağa verildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/su-deposu-23-yasindaki-nurun-canindan-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/nur-cakmak-sanliurfa.jpg" type="image/jpeg" length="77267"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rize'de asma köprüye kilitli demir kapı!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/rizede-asma-kopruye-kilitli-demir-kapi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/rizede-asma-kopruye-kilitli-demir-kapi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğa Mühendisi Şeyma San, Instagram'daki sayfasında "Sadece Rize'de karşılaşabileceğunuz bir olay. Rize’linun işine akıl sır ermez da" diye köprüye demirden yapılan kapıyı paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rize’nin İkizdere ilçesi Cimil Vadisi’nden geçen Başköy Deresi üzerine kurulu olan asma köprünün girişinde, görenleri şaşkına çeviren bir düzenleme yapıldı. Köprünün girişine arazi sahipleri tarafından demir bir kapı monte edildi ve bu kapıya kilit takıldı.</p>

<p>Doğa Mühendisi Şeyma San, Instagram'daki sayfasında "Sadece Rize'de karşılaşabileceğunuz bir olay. Rize’linun işine akıl sır ermez da" diye, dere üzerindeki asma köprüye erişimin kilitli bir kapıyla engellendiği o anları cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alıp sosyal medyadan paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köprü girişindeki kilitli demir kapıyı görüntüleyen Şeyma San, bölgenin doğal güzelliklerine ve korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. San, vadiye ve köprüye ilişkin, "Buralar çok özel yerler, herkesin görmesi gereken ama aynı zamanda dikkatle korunması gereken alanlar" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/rizede-asma-kopruye-kilitli-demir-kapi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/rize-asma-kopru-kapi.jpg" type="image/jpeg" length="93235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda İmamoğlu'ndan Ferhat Murat tepkisi:]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/ibb-davasinda-imamoglundan-ferhat-murat-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/ibb-davasinda-imamoglundan-ferhat-murat-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yandaş medya gazetecisi Ferhat Murat, 'hakimlerin kapısından İBB Davası duruşmasına girdi, parmak salladı' ortalık karıştı. Avukatlar tutanak tuttu, İmamoğlu tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'nın 31. gününde, duruşmaya ara verildiği sırada "yandaş gazeteci Ferhat Murat'ın, yalnızca hakim ve savcıların kullanımı için ayrıldığı bildirilen giriş-çıkış koridorunu kullandığı ve İBB Davası duruşmasına girip parmak salladığı" iddiası üzerine tartışma yaşandı.</p>

<p>İktidar yandaşı gazeteci Ferhat Murat'ın hakimlerin girdiği kapıdan girdiği, sanıklara kafa salladığı ve tehditvari bir şekilde parmak salladığı iddiaları üzerine avukatlar durumu tutanak altına aldı.<br />
Avukat Tuba Torun, Ferhat Murat’ın kendisini duruşmanın ertelenmesine sebep olarak göstermesi üzerine “sana 217/A’dan dava açacağım. Yanıltıcı bilgiden dava açacağım” diyerek tepki gösterdi.</p>

<p>Duruşmanın ardından Savcı ile görüşmeye geldiğini söyleyen Ferhat Murat, "Ben, nereden girilmesi gerekirse oradan giriş yaptım" diye kendini savundu.</p>

<p><strong>İmamoğlu'ndan "Ferhat Murat" tepkisi...</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken, "Mahkeme heyeti yargılama yapmak istemiyor. Bugün yaptığı şey, yargılama yapmak istememektir. Yandaş bir medya görevlisini kimsenin giremediği yere alıp parmak sallamasını sağlayan akıl yargılama yapmak istemiyor, algı yönetmek istiyor" diye tepki gösterdi.</p>

<p><strong>KORUMA POLİSİ VE ÇAKARLI ARACI OLAN GAZETECİ</strong></p>

<p>Ferhat Murat, duruşma çıkışında gazetecilere hakkındaki iddialar üzerinden açıklama yaptı. Murat “Hâkim odasına girmedim. Gördüğümü yazdım. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Barış Duman ile görüştüm. Başsavcı ziyareti ardından Casperlar davasına gitmek üzere duruşma salonuna girdim. Salona ilk önce izleyici tarafından girdim. Sanıklara parmak sallamadım. Girince mahkemeye duruşmaya ara verildi” dedi.</p>

<p>Ferhat Murat’a koruma polisi tahsis edildiği de ortaya çıktı. Murat’ın koruma polisi, kendisine soru soran basın mensuplarını da engelledi. Murat'ın çakarlı aracı olduğu da ortaya çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/ibb-davasinda-imamoglundan-ferhat-murat-tepkisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/05/ferhat-murat.jpg" type="image/jpeg" length="31240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da sel can aldı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/adanada-sel-can-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/adanada-sel-can-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'nın Kozan ilçesinde sağanak ardından oluşan sel sularına kapılan aracıyla sürüklenerek kaybolan Gamber Ünüvar'ın (22) cansız bedenine ulaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana'nın Kozan ilçesinde sağanak sele yol açtı. Sel sularına kapılan otomobildeki 2 kişiden biri kurtuldu, diğeri akıntıya kapıldı. Bölgeye sevk edilen ekipler 24 yaşındaki gencin cansız bedenine ulaştı. İlçede etkili olan sağanak bir süre sonra yerini dolu yağışına bıraktı.</p>

<p>Yer yer sele yol açan yağış nedeniyle Eski Kabasakal Mahallesi'nde bazı ekili alanlar su altında kaldı, bölgede ulaşım güçlükle sağlandı.Bölgeye AFAD, Türk Kızılay, itfaiye ve iş makineleri sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sel sularından etkilenen otomobilde bulunan iki kişi, panik halinde araçtan atladı. Atlayan kişilerden A.B. bir tele tutunarak kurtulurken, arkadaşı Kamber Ünüvar akıntıya kapılarak gözden kayboldu.</p>

<p>Selde kaybolan Ünüvar için arama çalışması başlatıldı. Çalışmalar sonucu Ünüvar'ın cesedi, kayıp olduğu belirtilen bölgeden yaklaşık 1 kilometre mesafedeki portakal bahçesinde bulundu.</p>

<p>Cenaze, savcının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Kozan Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/adanada-sel-can-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/adana-sel.jpg" type="image/jpeg" length="37524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soylu'dan gazetecinin telefonuna elle müdahale!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/soyludan-gazetecinin-telefonuna-elle-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/soyludan-gazetecinin-telefonuna-elle-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis'te yanına giderek, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili soru sormak isteyen bir gazeteciyi fiziki müdahalede bulunarak engelledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Süleyman Soylu-1" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/04/suleyman-soylu-1.jpg" width="859" /></p>

<p>Eski İçişleri Bakanı ve AKP İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili kendisine soru sormak isteyen Nov TV muhabirinin telefonunu eliyle indirerek engelledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>NOW Haber muhabiri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Süleyman Soylu'nun yanına giderek, 5 Ocak 2020 yılından bu yana kayıp olan "Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili bir sorum olacaktı" dedi. Soylu, önce güldü ardından da “Siz kimsiniz?” diye sordu.</p>

<p>Gazetecinin 'Nov Tv muhabiriyim' demesi üzerine, Süleyman Soylu elini gazetecinin telefonuna uzatarak yere indirdi ve "Kardeş sen bir izin aldın mı?" diyerek, gazetecinin hem soru sormasını, hem de görüntü almasını engelledi.</p>

<p>"KAVGANIN STERİNİ GAZETECİLERDEN ÇIKARMAYIN"</p>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Emir, sosyal medya hesabından Süleyman Soylu'ya tepki göstererek, "Yıllardır karartılan bu dosyanın aydınlatılması ve parti içi kavganın stresini gazetecilerden çıkarmayın" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/soyludan-gazetecinin-telefonuna-elle-mudahale</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/suleyman-soylu-1.jpg" type="image/jpeg" length="54201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya - Fenerbahçe maçında F16 ve helikopter uçuran general görevden alındı!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/konya-fenerbahce-macinda-f16-ve-helikopter-ucuran-general-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/konya-fenerbahce-macinda-f16-ve-helikopter-ucuran-general-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaspor - Fenerbahçe maçında Türkiye kupası maçında stadın üzerinde uçurulan F-16 ve Sikorsky helikopter generali görevden etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Konyaspor - Fenerbahçe maçı, 3’üncü Ana Jet Üs ve Garnizon Komutanlığı’nda görev değişimi yaşanmasına yol açtı.TSK'da 'tenzil-i rütbe' olarak görülen bu atamanın arkasında yatan nedeni gazeteci Barış Terkoğlu, Onlar TV yayınında anlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/konya-fenerbahce-macinda-f16-ve-helikopter-ucuran-general-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/kapak-konya-fenerbahce.jpg" type="image/jpeg" length="96912"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1 milyonluk soruyu açtırdı! İşte o soru]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/1-milyonluk-soruyu-actirdi-iste-o-soru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/1-milyonluk-soruyu-actirdi-iste-o-soru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ATV'de yayınlanan Oktay Kaynarca'nın sunumuyla ekranlara gelen Kim Milyoner Olmak İster programında 18 yaşındaki Ahmet Bera Sevim, 1 milyon liralık soruyu açtırmaya hak kazandı. İşte o soru.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/1-milyonluk-soruyu-actirdi-iste-o-soru</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/milyoner-kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="47084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu'ndan Sakarya çağrısı!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglundan-sakarya-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglundan-sakarya-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sakarya’da düzenlenecek "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi için halka katılım çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Imamoğlu Sakarya" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/04/imamoglu-sakarya.jpg" width="859" /></p>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sakarya’da düzenlenecek "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi için halka katılım çağrısı yaptı. Silivri cezaevinde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi tarafından sosyal medyada paylaşılan mesajında, "Yarın Sakarya’da buluşuyoruz. Ben de ekran başında sizlerleyim" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MİTİNG SAAT 16.30’DA </strong></p>

<p>CHP’nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi, bugün Sakarya’da gerçekleştirilecek. Seçilmiş belediye başkanı ve tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı sıfatıyla mesaj gönderen İmamoğlu, saat 16.30’daki buluşmayı takip edeceğini vurgulayarak tüm vatandaşları meydana davet etti</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglundan-sakarya-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/imamoglu-sakarya.jpg" type="image/jpeg" length="23812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçim sıkıntısı! Beyaz yakalı gece gündüz çalışmaya başladı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/gecim-sikintisi-beyaz-yakali-gece-gunduz-calismaya-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/gecim-sikintisi-beyaz-yakali-gece-gunduz-calismaya-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyaz yakalı diye adlandırılan, üniversite mezunu ofis çalışanlarının dinlenme ve eğlenme vakti olarak görülen akşam saatleri, artık ikinci bir iş gününün başlangıcı haline geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Beyaz yakalılar eriyen maaş ve borçları nedeniyle geceleri de başka işler yapıyor.Ek iş olarak ise ya kuryelik ya da korsan taksicilik yapılıyor. Diplomalı işsiz gençler de daha çok kuryelik ve garsonluk  yaparak para kazanmaya çalışıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/gecim-sikintisi-beyaz-yakali-gece-gunduz-calismaya-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/beyaz-yakali-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="87932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sunucu Serap Peköz'den üzücü haber]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sunucu-serap-pekozden-uzucu-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sunucu-serap-pekozden-uzucu-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk televizyonlarının TRT kökenli başarılı sunucusu Serap Peköz'den üzücü haber. Peköz, kanser olduğunu açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk televizyon tarihine damga vuran sunuculardan Serap Peköz bir süredir ekranlardan uzaktaydı. Paköz, bunun nedenini ilk kez sosyal medya hesabından paylaşarak duyurdu. Sunucu,'Kanser' olduğunu açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Magazin</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sunucu-serap-pekozden-uzucu-haber</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/serap-pekoz-1-sunucu.jpg" type="image/jpeg" length="30986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Onursal Adıgüzel'in tutuklanmasına tepki yağıyor! Peş peşe paylaşımlar geldi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/onursal-adiguzelin-tutuklanmasina-tepki-yagiyor-pes-pese-paylasimlar-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/onursal-adiguzelin-tutuklanmasina-tepki-yagiyor-pes-pese-paylasimlar-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in CHP'li belediyelere yapılan son operasyonda gözaltına alınıp tutuklanmasına CHP'den peş peşe tepkiler geldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’li belediyelere yönelik son operasyonlar kapsamında cuma gece yarısı Ataşehir Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınan, aralarında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu 20 kişi İstanbul Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi. Yaklaşık 11 saat süren savcılık işlemlerinin ardından 19 kişi tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edilirken, avukatlar sevk yazısının gösterilmemesine tepki gösterdi. Gece boyunca süren işlemler sonunda sabah saatlerinde Onursal Adıgüzel’in de aralarında bulunduğu 19 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama kararından sonra muhalefettten peş peşe tepkiler geldi:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/onursal-adiguzelin-tutuklanmasina-tepki-yagiyor-pes-pese-paylasimlar-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/onursal-adiguzel.png" type="image/jpeg" length="27828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Madenci eşleri isyan etti: Kimseden sadaka beklemiyoruz]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/madenci-esleri-isyan-etti-kimseden-sadaka-beklemiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/madenci-esleri-isyan-etti-kimseden-sadaka-beklemiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eşleri, madencilerin yürüyüşüne polisin müdahalesi esnasında yaşanan arbedeye tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doruk Madencilik işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle başlattıkları eylem polis ablukasında sürüyor. Abluka nedeniyle madenci olan eşini göremeyen Şeyma Coşkun, gözyaşlarını tutamayarak, "Eşlerimizi görmeye geldik. Kaç gündür onları göremiyoruz. Biz hakkımızı aramaya geldik buraya. Kimseden sadaka beklemiyoruz; hakkımız olan parayı almaya geldik" dedi.</p>

<p>Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle başlattıkları yürüyüşün 9. gününde Ankara’ya ulaştı.</p>

<p>Ümitköy'de sabahlayan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isterken polis ekiplerinin müdahalesiyle karşılaşan işçilere müdahale sırasında, Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile bazı işçiler gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler daha sonra serbest bırakıldı. Bu sırada yürümelerine izin verilen bir grup işçi, yürüyerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne ulaştı. Madenciler, bakanlık önünde üstlerini çıkararak, açlık grevine başladıklarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Maden İşçileri eylemlerini sürdürürken kolluk kuvvetleri tarafından ablukaya alındı. Madencilerin etrafı araçlarla kapatıldı. Polis, abluka altında grev yapan maden işçilerinin yanına 21.00'dan sonra basın mensuplarının girişine engel oldu.</p>

<p>Polis ablukası nedeniyle madenci eşleri ile görüşemeyen Şeyma Coşkun ve Nuray Yavuz ablukaya tepki gösterdi.</p>

<p>Ev kirasını ödeyemediğini belirten Şeymaz Yavuz, gözyaşlarını tutamayarak, "Eşlerimizin yanındayız. Her zaman da yanında olacağız. İşten çıkıp şu an eşlerimizi görmeye geldik. Kaç gündür onları göremiyoruz. Biz hakkımızı aramaya geldik buraya. Kimseden sadaka beklemiyoruz; hakkımız olan parayı almaya geldik" dedi.</p>

<p><strong>"Madenciler haklarını arıyorlar"</strong></p>

<p>Nuray Yavuz ise madencilerin yürüyüşüne polisin müdahalesi esnasında yaşanan arbedeye tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Madenciler ittirildi, tekme dağıtıldı. Videolar var, kayıtlar var. Eşi hamile olan var. Bu videoları görüp de rahatsız olanlar var. Bunları yapmaya kimsenin hakkı yok. Madenciler haklarını arıyorlar. Bu zulmü onları yaptıkları bu hakaretleri darbeleri bunu reva gösterenlere yapmaları lazım. Onlar bir suç işlemedi. Haklarını arıyorlar. Aylardır çalışıyorlar. Bizim hayırlı cumamız var. Maşallah holdingin hayırlı cumaları bitmiyor. 'Cuma günü yatıracağız' diye diye rezil kepaze ettiler herkesi."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/madenci-esleri-isyan-etti-kimseden-sadaka-beklemiyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/madenci-esleri-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="28405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TMSF Tele1'i satıyor!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/tmsf-tele1i-satiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/tmsf-tele1i-satiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMSF TELE1'İ SATIYOR! Tele2 Haber YouTube kanalında Murat Taylan ile Ana Haber'de günün gelişmeleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TELE1 28 MİLYON LİRA BEDELLE   SATIŞA ÇIKARILDI GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA SON DURUM! ATAŞEHİR BELEDİYESİ'NE OPERASYON! ÖZGÜR ÖZEL'İN NUMAN KURTULMUŞ'LA GÖRÜŞECEĞİ TARİH BELLİ OLDU! CHP MYK TOPLANTISINDAN KRİTİK DETAYLAR...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/tmsf-tele1i-satiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/murat-taylan-ana-haber-tele2haber.jpg" type="image/jpeg" length="79049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hastane odasında şoke eden anlar! Oğlu babasını boğmaya çalıştı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hastane-odasinda-soke-eden-anlar-oglu-babasini-bogmaya-calisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hastane-odasinda-soke-eden-anlar-oglu-babasini-bogmaya-calisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş’ın Elbistan Devlet Hastanesi’nde tedavi gören 80 yaşındaki R.Y., hasta yatağında oğlu H.Y. tarafından darp edilip boğulmaya çalışıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/hastane-odasinda-soke-eden-anlar-oglu-babasini-bogmaya-calisti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/1-kahramanmaras-oglu-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="49660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti'li Koçyiğit, 'Gülistan Doku' dosyasında Süleyman Soylu'yu işaret etti]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/dem-partili-kocyigit-gulistan-doku-dosyasinda-suleyman-soyluyu-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/dem-partili-kocyigit-gulistan-doku-dosyasinda-suleyman-soyluyu-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti'li Gülistan Kılıç Koçyiğit, Gülistan Doku cinayetinde , dönemin savcılarının ve Süleyman Soylu'nun da soruşturulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dem Gülistan Kılıç Koçyiğit" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/04/dem-gulistan-kilic-kocyigit.jpg" width="859" /></p>

<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te basın toplantısında Gülistan Doku soruşturması ve Kahramanmaraş okul saldırısıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, Gülistan Doku olayında dönemin savcılarının ve Süleyman Soylu'nun da soruşturulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Gülistan Doku dosyasındaki yeni gelişmelere değinen Koçyiğit şöyle konuştu:</p>

<p>"6 yıldır neyi gizlediklerini dosyada gördük. Biz de zamanında bu dosyanın ardında devletin koruması olduğunu söylemiştik. Meclis'e verdiğimiz önergeler reddedildi. Tuncay Sonel'in kendi oğlunu korumak için neler yaptığını, çeteleştiğini, devletin makamını kullandığını gördük. Bu meselenin valiyle sınırlı olduğunu da düşünmüyoruz. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da soruşturulmalıdır. Dönemin savcıları hakkında da soruşturma yürütülmelidir. Adalet Bakanlığı yine aynı şekilde. Burada açık ve net kolektif bir sorumluluk var. O dönemin valisini de bakanını da AK Parti atadı. Gülistan Doku dosyası bu ülkede faili belli ama üstü örtülen birçok kadın dosyasında örnek oluşturuyor. İpek Er, Rojin Kabaiş gibi gencecik kadınlar yok ediliyor. Şırnak ve Hakkari'de kamu görevlilerinin içinde olduğu fuhuş çeteleri var ama haberi yapan gazeteciler baskı altına alındı. Yine Rabia Naz cinayetinin üstü kapatıldı. Çünkü buradaki faiiler hep nüfuslu kişiler. Sürecin takipçisi olacağız ve hakikatı savunacağız.</p>

<p><strong>KAHRAMANMARAŞ OKUL SALDIRISI!</strong></p>

<p>Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş'taki saldırıların ardından üzüntüsünü belirten ve öğrencilerin okullara tedirginlikle gittiğini belirten Koçyiğit, "Nerelerde hata yapıldığını derinden düşünmek gerekiyor. Bir çocuk 5 silaha nasıl ulaştı, okula bu silahlarla gitti ve bu yalnızlığa nasıl itildi? O nedenle bu olayla münferit değil sistemler hataların bir sonucu" diyerek çocukların eğitim sistemi içerisinde yaşadığı eşitsizliklere dikkat çekti.</p>

<p>Çocukların gün geçtikçe izole olduğu ve yalnızlaştığını ifade eden Koçyiğit, "Bir çocuğun iç dünyasında ne olup bittiğini anlayacak kamusal destek mekanizmalarına ihtiyaç var. Onun dışında siyaset dahil yaşamın her alanında şiddet dili var. Çocuklar bu dilin içinde ve bireysel silahlanma ortamında büyüyor. Burada sadece aileye sorumluluk yüklenmemeli. Devlet ve siyaset de sorumludur. Sokaklar Teksas'a dönmüş durumda. İnsanlar, adalet saraylarından adalet beklemiyor. Açık ve net söyleyelim. Güvenlik, sadece güvenlik görevlileri yerleştirmek olmaz. Güvenlik kamerayla, okulları demirlere çevirmeyle, personel koymakla olmaz. Güvenlik bilimsel, eşit, özgür eğitim ile olur" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MECLİS'E ÖNERGE</strong></p>

<p>Yarın Meclis'e önerge sunacaklarını ifade eden Koçyiğit, "Bu ülkedeki tek bir çocuğun yaşamı her şeyden önemlidir. Bu bilinçle devam edilmelidir. Kurulacak ortak araştırma komisyonu görevini tam olarak yapmalı. Bugüne kadar biz onlarca önerge verdik. Okulların ve çocukların eğitim koşullarının iyileştirilmesi için birçok soruna değindik ama göz önüne alınmadı. Artık çocukların yaşam hakkı söz konusu. Benim de oğlum bugün okula gitti ve hepimiz tedirginiz" dedi.</p>

<p><strong>'Sosyal devletin tasfiyesini görüyoruz'</strong></p>

<p>İktidarın Meclis'e getirdiği kanun teklifi ile sosyal devletin tasfiye edildiği ve aile ile çocukları koruma sözcükleri adı altında esas sorunlara çözüm üretilmediğini belirten Koçyiğit, "Denetim mekanizması ise toplumun verileri toplanmak isteniyor. Yasakçı anlayış bu yasada da devreye giriyor. Ailede çocuğun bakım yükü kadına yükleniyor. Doğum sonrası izinlerinin arttırılması çok olumlu ancak sadece kadınlar açısından değil, erkekler açısından da artırılmalıdır. Kreşlerde ise özel sektör hakim bu konuda da bir düzenleme yok. Siverek ve Kahramanmaraş'taki saldırılar da bize hükümetin meseleyi nasıl tekil bir şekilde ele aldığını gösterdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/dem-partili-kocyigit-gulistan-doku-dosyasinda-suleyman-soyluyu-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/dem-gulistan-kilic-kocyigit.jpg" type="image/jpeg" length="23734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eritme tuzuyla yapılan yapay kaşar peyniri yedirmişler!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/eritme-tuzuyla-yapilan-yapay-kasar-peyniri-yedirmisler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/eritme-tuzuyla-yapilan-yapay-kasar-peyniri-yedirmisler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Savaştan kaçarak Türkiye’de yeni bir hayat kuran Abdurrahman Zaitoune'nin İstanbul'da açtığı tatlı zinciri Zaitoune Baklava’nın,  kilosunu 2 bin 250 TL'ye sattığı fıstıklı sarma ürününde gıda boyası kullandığı ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaşar peynirini eritme tuzları kullanarak yapay biçimde üretmişler. Zeytinyağında tohum yağı, terayağında düşük yağ oranı tespit edildi. Beş bal ve sucuk markası da taklit veya tağşiş yapılan ürünler listesine ekledi. Savaştan kaçarak Türkiye’ye yerleşen Abdurrahman Zaitoune'nin İstanbul'da açtığı tatlı zinciri Zaitoune Baklava’nın, kilosunu 2 bin 250 TL'ye sattığı fıstıklı sarma ürününde gıda boyası kullandığı ortaya çıktı. İşte, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 16 Nisan 2026 tarihli ‘Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar’ listesi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/eritme-tuzuyla-yapilan-yapay-kasar-peyniri-yedirmisler</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/tahsis-kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="61547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tatlıses'den ziyaretine gelen Kılıçdaroğlu'na 'Tekin' tavsiyesi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/tatlisesden-ziyaretine-gelen-kilicdarogluna-tekin-tavsiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/tatlisesden-ziyaretine-gelen-kilicdarogluna-tekin-tavsiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Safra kesesi iltihabı nedeniyle tedavi gördüğü ve ameliyat olacağı belirtilen İbrahim Tatlıses’i, Gürsel Tekin ile birlikte hastanede ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/tatlisesden-ziyaretine-gelen-kilicdarogluna-tekin-tavsiyesi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/04/kilicdaroglu-tatlises-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="16198"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
