<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tele2 Haber - Son Dakika Haberler, Güncel Gelişmeler ve Analiz</title>
    <link>https://www.tele2haber.com</link>
    <description>Tele2 Haber ile Türkiye ve dünyadan en güncel son dakika haberleri, tarafsız analizleri ve özel dosyaları takip edin. Gerçek ve hızlı haberin adresi Tele2 Haber.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 28 Sep 2026 21:26:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Benzine tarihi zam geliyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/benzine-tarihi-zam-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/benzine-tarihi-zam-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Petrol fiyatlarındaki yükseliş, döviz kurlarındaki hareketlilik ve ÖTV oranlarındaki değişiklikler akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkiliyor. 1 Ekim Perşembe günü benzine 12,47 TL, motorine 3,60 TL ve LPG'ye ise 1,48 TL zam bekleniyor. Gelecek zamlarla beraber akaryakıt tabelaları yeniden değişecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler, brent petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir ve döviz kurlarındaki oynaklık, Türkiye’deki akaryakıt fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın kararları ve ÖTV tutarlarındaki değişikliklerle birlikte tabelalar bir kez daha sil baştan değişiyor.</p>

<p>1 Ekim Perşembe günü itibarıyla benzine 12,47 TL, motorine 3,60 TL ve LPG’ye 1,48 TL zam gelmesi beklenirken, akaryakıt grubundaki bu dev artışlar sürücülerin cebini doğrudan etkileyecek.</p>

<p><strong>REKOR ZAMLAR YOLDA</strong><br />
Akaryakıtta fahiş artışların önüne geçebilmek adına ekonomi yönetimi, zamların bir bölümünü ÖTV’den karşılamak ve pompaya daha düşük seviyede artış yansıtmak amacıyla ilki mart ayında olmak üzere farklı tarihlerde üç kez eşelmobil uygulamasını devreye soktu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağustos ayında alınan karar ile motorin için yıl sonuna kadar kademeli eşelmobil tarifesine geçilirken, gözler 1 Ekim 2026 itibarıyla benzinde sonlanacak eşelmobil uygulamasına dönmüştü.</p>

<p>Ekonomi yönetiminin ek bir adım atmaması halinde pompada 12,47 TL'lik artış ile tüm zamanların en büyük zammının gerçekleşecek.</p>

<p>Yalnızca benzin ve motorin değil, LPG kullanan milyonlarca otogazlı araç sahibi de bu zam dalgasından etkilenecek.</p>

<p>Ekonomi yönetiminin ilave bir adım atmaması ve eşelmobilin kaldırılması neticesinde 1 Ekim Perşembe günü itibarıyla tüm akaryakıt ürünlerinde tarihi seviyeler görülecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/benzine-tarihi-zam-geliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/benzin-3.png" type="image/jpeg" length="33992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[88 günlük tutukluluğun ardından Deniz Göktaş için tahliye kararı verildi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/88-gunluk-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-icin-tahliye-karari-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/88-gunluk-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-icin-tahliye-karari-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 aydır tutuklu bulunan ve 12 yıl 2 ay hapis istemiyle hakim karşısına çıkan stand-up’çı Deniz Göktaş, hapis cezaları ve beraat kararıyla birlikte ilk duruşmada mahkeme heyeti tarafından tahliye edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"Ölü Deniz"</strong> isimli stand-up gösterisi nedeniyle 3 Temmuz’dan bu yana Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan komedyen <strong>Deniz Göktaş’ın 88 günlük tutukluluğu sona erdi</strong>. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün ilk kez hakim karşısına çıkan Göktaş hakkında mahkeme heyeti <strong>hükümle birlikte tahliye kararı verdi</strong>.</p>

<p>Adli süreçte dikkat çeken ceza ve beraat dengeleri duruşma sonunda şekillendi. Mahkeme, komedyenin cezaevinden çıkmasını engelleyen son suçlama olan <strong>“suçu ve suçluyu övme” iddiasından beraatine</strong> karar verdi.</p>

<p><strong>HAPİS CEZALARI VERİLDİ, TAHLİYE KAPISI AÇILDI</strong></p>

<p>İddianamede yer alan diğer suçlamaları yeniden nitelendiren mahkeme heyeti; <strong>“halkı kin ve düşmanlığa tahrik”</strong> maddesini <strong>“dini değerleri aşağılama”</strong> kapsamında değerlendirerek Göktaş’a <strong>7 ay 15 gün hapis cezası</strong> verdi. Stand-up’çının gösterisindeki ifadeleri nedeniyle <strong>“Cumhurbaşkanına hakaret”</strong> suçundan ise <strong>11 ay 20 gün hapis cezasıyla</strong> cezalandırılmasına hükmedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Verilen hapis cezalarına rağmen tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulunduran mahkeme, <strong>Göktaş’ın cezaevinden tahliyesini kararlaştırdı</strong>.</p>

<p>Harbiye Açık Hava’da sahnelediği <strong>"Ölü Deniz"</strong> isimli stand-up gösterisi gerekçe gösterilerek hakkında 3 ayrı suçlamadan 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası istenen komedyen <strong>Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluğun ardından ilk duruşmasına çıktı</strong>. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nce İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen davada savunmasını yapan Göktaş, yaşadığı adli sürece ve gözaltı maratonuna ilişkin çarpıcı detaylar paylaştı.</p>

<p>Yurt dışına kaçtığı yönündeki iddiaları yalanlayan Göktaş, hakkındaki yakalama kararını bildiği halde kendi rızasıyla Türkiye’ye döndüğünü belirterek, <strong>"Havalimanında polisler sakin bir şekilde geldi, kelepçe taktılar. Karakoldaki polis memurları bile 'Senin imkanların bende olsa Türkiye'de kalmam' dediler. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye Cumhuriyeti bunu zorlaştırıyor"</strong> dedi.</p>

<p><strong>"KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLEDİM"</strong></p>

<p>Gözaltı ve sevk sürecinde kendisine zorla yön verme çabalarına değinen stand-up’çı, adliye koridorlarında yaşanan sıra dışı bir görüşmeyi aktardı:</p>

<blockquote>
<p><strong>“Savcılık sorgusundan sonra, hâkimliğe çıkarılmayı beklerken aileme, avukatlarıma ve bana üç kez ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?’ diye soruldu. Görüşmek istemediğimi söyledim. Buna rağmen adliye koridorunda bir komiserin yönlendirmesiyle kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu, ‘niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada’ demeyen tek kişiydi. Ben böyle bir görüşme istemiyordum. Bunun üzerinden ayrıca bir görüntü oluşmasını da istemiyordum. Görüşmek istemediğimi söylememe rağmen neden zorla görüştürüldüğümü hâlâ merak ediyorum. Bu nasıl bir muamele?”</strong></p>
</blockquote>

<p>Tahliye edildikten hemen sonra yeni bir suçlamayla cezaevinden çıkmadan tutuklandığına dikkat çeken Göktaş, <strong>"İlk iki suçlamadan tahliye edilmeseydim yeni suçlamayla karşılaşır mıydım bilmiyorum. 88 gündür tutukluyum. Üzerimde, tahliye edilmiş ama ardından yeniden tutuklanmış bir insanın rahatsızlığı var"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"ŞAKA KALDIRAMAYAN YÖNETİCİLERLE KARŞI KARŞIYAYIZ"</strong></p>

<p>Siyasi eleştiri ve hicvin suç sayılamayacağını vurgulayan komedyen, geçmiş dönemin mizah anlayışı ile bugünkü yargı baskısını kıyaslayarak savunmasını sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p><strong>"Eski sanatçılar bu cümleleri izleseler bana ‘korkak’ derlerdi. Levent Kırca televizyonda program yapıyordu, ben kendi YouTube kanalımdaki gösteri nedeniyle yargılanıyorum. Yasalar değişmediyse değişen ne? Şaka ve eleştiri kaldıramayan, kırılgan yöneticilerle karşı karşıyayız. Gösterimin beş dakikası Erdoğan hakkındaydı, oradan tek bir cümle iddianameye konuldu. Çıktığımda yaşadığım bu süreci anlatmaya ve eleştirmeye devam edeceğim."</strong></p>
</blockquote>

<p>4 milyon izlenmeye karşı CİMER'e ilk üç günde sadece 1 şikayet geldiğini, organize trol hesapların hedefi olduğunu dile getiren Deniz Göktaş, delilleri karartma veya kaçma şüphesinin bulunmadığını belirterek mahkeme heyetinden <strong>tahliyesini ve beraatini talep etti</strong>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/88-gunluk-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-icin-tahliye-karari-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/deniz-durusma.png" type="image/jpeg" length="62578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şamil Tayyar’dan fon uyarısı: "Sistem çökerse ülke iflas eder"]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/samil-tayyardan-fon-uyarisi-sistem-cokerse-ulke-iflas-eder</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/samil-tayyardan-fon-uyarisi-sistem-cokerse-ulke-iflas-eder" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP'li Şamil Tayyar, fon operasyonundaki tedbir kararlarının finansal sistemi çökertme riski taşıdığını belirterek "Ülke iflasa sürüklenir" uyarısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Piyasaları sarsan ve 500 bine yakın yatırımcıyı mağdur ettiği ifade edilen dev fon skandalına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü adli süreç, iktidar partisi içinden sert eleştirilere hedef oldu. <strong>AKP eski Milletvekili Şamil Tayyar</strong>, soruşturma kapsamında alınan geniş kapsamlı "tedbir" kararlarının ekonominin geneline yayılacak bir çöküşü tetikleyebileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut sorunu çözmeye çalışırken finansal mekanizmayı tamamen kilitleme riskinin ortaya çıktığını belirten Tayyar, paniğin büyümesi halinde faturanın tüm ülkeye kesileceğini vurgulayarak, <strong>"Sistem çökerse herkes altında kalır, ülke iflasa sürüklenir. 86 milyon mağdur olur"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"DEVLETE AİT SİGORTA ŞİRKETİNE TEDBİR KONDU, FELAKETİN EŞİĞİNDEN DÖNÜLDÜ"</strong></p>

<p>Adli makamların koyduğu tedbir kararlarının sınırlarının kontrolsüzce genişletildiğini savunan Şamil Tayyar, kamusal aktörlerin de bu süreçte zarar gördüğünü dile getirdi. Soruşturma kapsamında <strong>devlete ait bir sigorta şirketinin hesaplarına dahi tedbir konulduğunu</strong> hatırlatan Tayyar, bu kararın daha sonra kaldırılmasıyla devasa bir krizin son anda engellendiğini iddia etti.</p>

<p>Gelişi güzel kararlarla piyasa dengelerinin bozulmaması gerektiğini vurgulayan AKP’li politikacı, adli ve idari adımların tek bir merkezden yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><strong>"OPERASYON İÇİN ANKARA’DA KUMANDA MERKEZİ KURULSUN"</strong></p>

<p>Yargı organlarının tek başına hareket etmesinin sistemik riski artırdığını savunan Tayyar, krizin yönetimi için hükümete ve adli makamlara şu somut adımları önerdi:</p>

<p><strong>"Devlet bir komisyon kursun, bu komisyon operasyonun kumanda merkezi olarak görev yapsın. <strong>Komisyonda ekonomi yönetiminden, Adalet Bakanlığından temsilciler bulunsun. <strong>Komisyon kararları uygulamaya dökülsün."</strong></strong></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Tele2 Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/samil-tayyardan-fon-uyarisi-sistem-cokerse-ulke-iflas-eder</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/samil-t.webp" type="image/jpeg" length="32952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merdan Yanardağ'ın duruşması yarın! İşte savunmasının tamamı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/merdan-yanardagin-durusmasi-yarin-iste-savunmasinin-tamami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/merdan-yanardagin-durusmasi-yarin-iste-savunmasinin-tamami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışman Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması yarın Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah saat 10.00’da başlaması beklenen duruşmada, mahkemenin BTK, Emniyet ve MİT’ten talep ettiği ek dijital delil inceleme raporlarının dosyaya girip girmediği netleşecek.</p>

<p>Siyaset ve basın dünyasından çok sayıda ismin takip etmesi beklenen duruşmada, sanık avukatlarının tahliye ve beraat taleplerini yinelemesi öngörülüyor. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen davada, bir önceki celsede sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti.</p>

<p>Savcılığın hazırladığı 160 sayfalık iddianamede, sanıklar hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Önceki duruşmalarda suçlamaları kesin bir dille reddeden Ekrem İmamoğlu, davanın tamamen "siyasi bir kumpas" olduğunu savunmuş; Merdan Yanardağ ve Necati Özkan ise muhalefeti susturmak amacıyla bu iddiaların ortaya atıldığını belirtmişti.</p>

<p><strong>İŞTE MERDAN YANARDAĞ'IN SAVUNMASININ TAMAMI: CASUS DEMEK ATILABİLECEK EN ALÇAK İFTİRADIR</strong></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>Önceki duruşmada Merdan Yanardağ, şunları söyledi:</strong></span></p>

<p>“Değerli dostlarım, dava izlemeye gelen dün iki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu'ydu. Diğeri, bu davaya temel teşkil eden Sayın Hüseyin Gün. İkisini de dinledik. Ekrem İmamoğlu'nun savunmasından da görüldüğü gibi bu dava esas olarak siyasal niteliğe sahiptir. Özelliği, temeli, siyasal gerekçelere dayalıdır.</p>

<p>[related-posts id="1202032" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>"SÜRECİN SONUNDA SİLİVRİ'DEN TÜRKİYE'YE CUMHURBAŞKANI ÇIKACAKTIR"</strong></p>

<p>Ve umuyorum ki ve bekliyorum ki bu davaların bu sürecin sonunda Silivri'den Türkiye'ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Çünkü ben kendisine de söyledim. “Merdan Bey, biz makam mevkii peşinde değiliz” dedi. Biliyorum dedi. Makam mevkii peşinde olmalıyız ama bu artık bu ülkenin bir haysiyet sorunu haline geldi. Rakiplerini adliye ve kolluğu kullanarak yani daha sosyolojik bir ifadeyle devletin şiddet aygıtlarını kullanarak tırnak içindedir. Devletin zor aygıtlarını kullanarak siyaset alanını düzenlemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız.</p>

<p>Kendi rakiplerini devletin zor aygıtlarıyla paraliz etmeye, imha etmeye, etkisizleştirmeye çalışan, zorlayarak siyasi transferler yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. 15.5 milyon insanın Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği birinin tutuklanması bunun sadece bu olay bile bunu yeterince kanıtlayacak maddi bir delil olarak önümüze duruyor. Onun arkasından bir savunma yapıyorum. Nedeni belli. Siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. Siyasal bir metinle karşı karşıyayız. İdeolojik ön yargılarla donatılmış bir metinle karşı karşıyayız. Neden böyle? Demokrasi, demokratik hak ve özgürlükleri, temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Suç sayıyor. Seçimlere katılmayı, seçimleri kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalışan bir iddianameyle karşı karşıyayız.</p>

<p><strong>"İDDİANAMENİN ALTINDAKİ İMZA KİM?</strong></p>

<p>Kazanmayı daha büyük bir suç sayıyor. İddianamenin ruhu, iddianamenin son sayfasında açık. Dün Sayın Ekrem İmamoğlu'da okudu. Ben bir kez daha okuyacağım. Zaten iddianamenin altındaki imza kim? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Can Tuncay. Nerede şu anda? Bakan Yardımcısı. Bakan Yardımcılığı nedir? Siyasal bir makam. Yani AKP'ye iltica etmiş bir başsavcı vekiliyle karşı karşıyayız ve bu iddianamenin altında imzası var. Bakan Yardımcılığı siyasal bir makamdır. Ve bu iddianamenin altında imzası bulunmaya devam ediyor. Peki ne yazmış Sayın Can Tuncay? Okuyoruz. Son iki paragraf. Şu hale göre casusluk suçları yönünden madde gerekçesi de nazara alındığında niteliği gereği gizli olan bilginin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zararına, yabancı bir devlet yararına temin edilmesi ya da açıklanması gerekmekte ise de casus ile casusluğu talep eden arasında bu bilgi ve belgenin karşı tarafa aktarılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunması şart değildir.</p>

<p>Spor olsun diye casusluk yapmışız yani ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye ya ben 40 yıllık gazeteciyim gazetecilik yapıyorum bu arada pek işim gücüm yok yani ki işimiz gücümüz başımızdan aşkındı biraz da casusluk yapayım diye hobi olsun diye casusluk yapmışız. Peki bu iddianameyi yazanların dayanağı nedir? Dayanağı başta casusluk, devlet sırrı gibi konuların tanımlandığı, daha teorik diyebileceğimiz bölüm. Peki bu bölümde kim var? İki doktorun tezinden alıntı yapılmış. Adın üzerinde bu bir tez. Yani tezi nasıl sunarsınız akademik kurular, jüriye? Ben doktora yapmış biriyim. Siyaset bilimi ve sosyoloji doktorası yaptım. Akademik formatlara göre hazırlarsınız referanslarınız. Format olarak biçimine vesairesi yerindeyse sunarsınız. Bu kabul edilen bir tez. O tezde ileri sürülen görüşler mutlak doğru diye bir şeydir. Bir kural yoktur. Yani o henüz bir paradigma değildir. Yani o dönemde akademi tarafından, entelektüel ortam tarafından, bilim insanları tarafından genel kabul gören bir model değildir. Bir tezdir. Örneğin Newton'un yer şekli, Newton fiziği dönemin bir paradigmasıdır. Akademi kabul eder. Araştırma tekniklerini kabul eder. O dönemdeki bütün akademik ve eğitim sistemi, siyaset dünyası veya toplumu, doğayı ve yeryüzünü Newton fiziğine göre açıklar. O paradigmadır. Einstein gelene kadar da o paradigma devam eder. Bu Newton fiziğinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Onun aşıldığı anlamına gelir. Bu bir paradigma bile değil. Kimmiş bunlar? Bakıyoruz yani bir tanesini söyleyeceğim. Yani isimlere alıntı, iki tane alıntı ama mutlak doğru saymış bunları.</p>

<p><strong>"YUMURTASIZ OMLET YAPILACAĞINI İDDİA EDEN BİR SAVCILIK VAR"</strong></p>

<p>Abdullah Pulat Gözübüyük, Modern Ceza Hukuku Bakımından Casusluk, Adalet Dergisi'nde çıkmış bir makale, bir tanesi bu. Yani kanun değil, bir kanun maddesi yok. Genel kabul gören bir görüş de değil; ne akademik kabul etmiş ne hukuk dünyası kabul etmiş. Yeri nedir? Onu da hemen söyleyeyim. O bir makale de değil zaten, o bir tez. Evet şimdi söyleyeceğim, evet Doçent Doktor Murat Balcı, Siyaset ve Askeri Casusluk Suçu Doktora Tezi. Ankara'da 2018'de yayınlanmış, yeni. Bu iki tez ve bir makaleye dayalı bir biçimde bir casusluk kuramı oluşturuyor ve bu kuramın içine bizi yerleştirmeye çalışıyorlar. Durum da nedir biliyor musunuz? Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş, yabancı bir istihbarat örgütüne de gerek yok savcılara göre çünkü bulamadılar, yok böyle bir örgüt. Yani yumurtasız omlet yapılacağını iddia eden bir savcılık makamı var. Ben onlara iddianame yazmak yerine MasterChef programına katılmalarını öneriyorum. Ancak oraya katılabilirler. Eğer yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, yani Türk Ceza Kanunu'nun 328. maddesi burada okuyalım. Ne diyor? Bizim yargılandığımız madde; devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu; devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok.</p>

<p>Peki bu kanunun gerekçesinde ne diyor? Tam tersi. Şimdi bu bir akademik teze dayanmış ya arkadaşımız, şimdi gerekçesine bakalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi sitesinden aldık bu gerekçeyi, kanun gerekçesi; yabancı bir devletin varlığını şart koşuyor. Avukatlarımız da size verecektir mutlaka ama burada ben size tekrar bir göstermek istiyorum. Buyurun gerekçe, gerekçede diyor ki hemen ikinci paragraf madde 328'e; ilk paragrafı da okuyayım, madde devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge ya da vesika içeriklerindeki bilgilerin siyasi veya askeri casusluk maksadıyla, böyle bir amacınız, böyle bir maksadınız olacak, maksadıyla temin edilmesini cezalandırmaktadır. İkinci paragraf; siyasal casusluktan maksat yabancı bir devlet yararına Türkiye devletinin veya vatandaşlarının veya Türkiye'de oturmakta ikamet etmekte olanların zararına olacak bilgilerin toparlanması, ele geçirilmesi, kamu sağlığına vesaireye ilişkin diye devam ediyor ve aktarılması, yabancı bir devlet yararına diyor. Peki savcının tezinde yabancı devlete gerek yok, neye gerek var, peki yabancı bir örgüt var mı, o da yok. Yumurtasız omlet yapalım diyorlar, ben MasterChef programına katılmalarının uygun olacağını düşünüyorum.</p>

<p><strong>"OPERASYONUN TEMEL AMACI TELE1'E EL KOYMAK"</strong></p>

<p>Bu operasyonun iki temel amacı var. Birincisi Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 çünkü Türkiye'de medya dünyasında önemli bir kurum. Tele1 çok uzun süredir medyada gazetecilerin kurduğu, yönettiği ve çalıştığı televizyon dünyasında tek medya kuruluşu. Tamamı patron kuruluşudur, kimseyi suçlamak ya da aşağılamak için kullanmıyorum, durum tespiti bu; ticari kuruluştur. Tele1 ticari bir kuruluş değildi. Tele1 gazetecilerin bir araya gelerek oluşturduğu bağımsız, tarafsız ve fakat siyasal ve felsefi tercihleri olan bir kanal. Buradan gazetecilik tanımına kısaca değinmek lazım. Gazeteciliğin iki ayağı vardır; birincisi haber, diğeri yorum. Haberde objektif ve tarafsız olmak esastır. Haber, olgu, gerçeklik sizin siyasal ve felsefi tercihlerinize ya da seçimlerinize aykırı olsa bile doğruysa onu haber olarak vereceksiniz. Haberi eğip bükmek, bilgiyi karartmak veya çarpıtmak veya yönlendirmek gazetecilikte en önemli etik sorundur. Fakat yorum özgürdür çünkü gazetecilik siyasal bir aydın mesleğidir, siyasal bir meslek.</p>

<p>Bakın gazetelere haberlerin yüzde 90'ı siyasal konularla ilgilidir, iç ya da dış. Hatta 95'i, bütün dünyada da böyledir. CNN International'ı, Euronews'ü, BBC World'ü, CNN International'ı ya da El Cezire'yi hangisini izlerseniz izleyin, Russia Today; bu yayınların yani haber yayınlarının yüzde 95'i siyasetle ilgilidir. Bakın ben siyasetçilerle gazeteciler, edebiyatçılarla gazeteciler arasında geçişler çok sık olur. Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi'nin en önemli genel başkanlarından biri yani Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir sosyal demokrat parti olarak konumlandıran Bülent Ecevit gazetecilikten siyasete gelme birisidir. Bu sağ siyasette de sol siyasette de böyledir. Yaşar Kemal röportaj yazarlığından, gazetecilikten edebiyata geçmiştir ya da Gabriel Garcia Marquez gazetecilikten edebiyata geçmiştir, Hemingway gazeteci. Dünyada da bunun örnekleri çoktur, gazetecilik yaparken siyasete gelmiş, devlet başkanlığı yapmış, önemli roller üstlenmiş insanlar var. Ünlü Sovyet Kızıl Ordu komutanı, Dışişleri Komiseri ve Sovyet Devrimi'nin liderlerinden Troçki Balkan Savaşlarını savaş muhabiri olarak izlemiş ve Balkan Savaşları eserini yazmıştır haberlerinden oluşan, İş Bankası yayınlarından yakın tarihte çıktı. Dünyada bunun örnekleri çoktur. Dolayısıyla Tele1 haberde objektif yayıncılık yapar ama yorumda siyasal ve felsefi tercihleri olan, dolayısıyla muhalif bir medya kuruluşu. Bu nedenle iktidarın sürekli saldırısıyla karşı karşıya kaldı; mali ambargo, reklam ambargosu, mali soruşturmalar, RTÜK cezaları vesaire. Biz bu reklam ambargolarını, bu mali ambargo ve kuşatmayı, çünkü reklam veren kuruluşlara da bir süre sonra maliye müfettişi gidiyor, SSK müfettişi gidiyor, telefon açılıp tehdit ediliyor; bakın bize ya reklam paramız kalsın da ama reklamımızı yayınlamayın diyen iş insanları oldu, reddettik ahlaki bulmadık ve iade ettik. Parasını ödeyelim ama reklamımızı yayınlamayın diyen. Ne zaman kırdık bu reklam ambargosunu, Tele1 başarılı oldu çünkü. Tele1 Türkiye'de en çok izlenen dört haber kanalının arasına girdi, dört haber kanalından biriydi. Bazı yayın dilimlerinde günün birincisi olarak kapattı Tele1. Onun ötesinde Tele1 medya alanını düzenleyen bir yapıya sahipti. Başkaları nasıl bir yayıncılık yapacaklar, bir haberi nasıl görecekler ya da değerlendirecekler önce bize bakarlardı; biz nasıl o haberi gördük, nasıl değerlendirdik, nasıl işledik, tavrımız ne, muhalif mecralarda sektörü domine eden ama bunu bir entelektüel odak, bir gazetecilik odağı olduğu için bunu başaran bir medya kuruluşuydu. Şimdi geçmişte gazeteler, yani henüz daha televizyonlar yokken gazete sahiplerinin tamamı gazeteciydi.</p>

<p></p>

<p>Karacan ailesi gazeteci bir aile. Hürriyet'in sahipleri Simavi ailesi, Sedat Simavi gazetecidir. Sabah gazetesinin sahipleri Bilgin ailesi Selanik'ten itibaren gazetecidir. Sağda yer alan Tercüman gazetesi hiçbir zaman benim yan yana düşmediğim ama Kemal Ilıcak'ı yakından tanıdım çünkü Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterliği yaptığım dönemde toplu sözleşme görüşmelerine gittik. Diyaloğumuz da gayet iyiydi. Gazeteciydi. Ilıcak ailesi gazeteciydi. Bugün sektörde gazeteci olan televizyon sahibi ve gazete sahibi yok. Bazı gazeteler var; işte Cumhuriyet'i Cumhuriyet Vakfı çıkartıyor. Evrensel gibi, BirGün gibi nitelikli, bağımsız, patronsuz gazetecilerin çıkarttığı gazeteler var ama televizyon dünyasında yok.</p>

<p>Televizyonun tek farkı şuydu: Bağımsız, yurtsever, solda yer alan, Cumhuriyetçi bir grup gazeteci çıktı ve başarılı oldu. Büyük medya kartelleriyle rekabet edecek bir güce ulaştık biz. Arkasından milyonlarca dolar sermaye olan grupların, holdinglerin desteklediği ya da doğrudan bir işletmesi konumundaki televizyon kanallarını biz reytingde, yani izlenme oranlarında geçtik. Hepsi büyük büyük gruplar.</p>

<p>Bir avuç gazeteci çıktı arkadaşlarıyla beraber ve televizyon bunları geçti. Etkili oldu. Bizi sadece CHP'liler, solcular, sosyalistler izlemiyor; bizi ülkücüler izliyor, bizi muhafazakarlar izliyor. Bizim samimiyetimiz topluma geçti. Karar vericiler izliyor bizi. Yani televizyon terminolojisinde AB grubu ve A Plus dediğimiz kesim; sendika başkanları, toplum önderleri, kanaat önderleri, siyasetçiler, akademisyenler ama bizi Bursa'daki metal işçileri de izliyor.</p>

<p>Biz bu ambargoyu nasıl kırdık? Bu ambargoyu ben çıktım canlı yayında ve çağrı yaptım. Dedim ki: "Televizyon eğer devam edecekse başka bir finansman modeli var." İzleyiciler destekleyebilir televizyonu. Çünkü yasal olarak bir firmanın bir programa ya da televizyona sponsor olmasının yanı sıra kişilerin sponsor olmasının önünde yasal bir engel yok. Kayda geçirir, vergilendirirseniz hiçbir sorun yok. Yasal olarak inceledim.</p>

<p>Bu da Türkiye'de yayın yapan Açık Radyo dinleyici desteği diye bir kurumu vardı; yani baktım, bir gün izledim. Bir müzik programını baktım Hicaz Efendi Hacıbaşı desteklemiş. Programın sonunda bunu söyledi. Dünyada başka örnekleri var. Özellikle 68 o büyük, belki 2. Rönesans diyeceğimiz Batı'da o büyük, o devrimci dalganın yükseldiği, o sol, o protest hareketlerin geliştiği, müzik devrimi hatta toplumsal ve siyasal olaylarla geliştiği dönemde birçok gazete okurlarının desteğiyle yayınlandı.</p>

<p>O gazetelerin çoğu yayın hayatına devam ediyor. Libération öyledir, Guardian öyledir; İngiltere'de, Fransa'daki bazı gazeteler, L'Humanité öyle çıkar; okurlarının desteğiyle, sosyalist bir yayın organıdır. İtalya'da böyle gazeteler vardır. Sadece gazetecilikten siyasete geçenler solda değildir. Mesela Mussolini, Avanti gazetesinin baş editörü. Avanti, İtalyan Sosyalist Partisi'nin yayın organı. Yani onun bugünkü ifadeyle genel yayın yönetmenidir Mussolini. Siyasetle bu kadar iç içe. Arkadaşlarımız, avukat arkadaşlarım size sunacaktır fakat ben de burada göstermek istiyorum. İsterseniz size sunarım da. Benim çağrılarım hem sosyal medyada...</p>

<p><strong>"SPONSORLUK İÇİN NUMARALARIMIZ VAR HEPSİ AÇIK KAYNAK"</strong></p>

<p>Değerli izleyicilerimiz, Tele1 TV'ye izleyici sponsoru olmak için detaylı bilgiler tele1.com.tr/destek adresinden erişilebilir yazılmış. Tarihi var; 27 Ağustos 2018. Burada hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Burada bir duyuru var yazılmış, yine 2018. "Tele1'e destek için ne yapabiliriz?" diye bir açıklama var. Sponsorluk için hesap numaralarımız var; bunların hepsi açık kaynaklar, bizim sitelerimizde bunlar.</p>

<p>Burada benim Twitter hesabımdan, yani sosyal medya hesabımdan (şimdi X oldu adı) yaptığım çağrılar; "Tele1'e destek". Ve benim canlı yayında yaptığım çağrı... O bizim sayfamızda, bizim ifademizle sayfaya gömdük onu, yani video sayfada duruyor. Ben tutuklandığım, yani gözaltına alındığım tarihe kadar da sayfadaydı, şu anda hala sayfada mı bilmiyorum; kaldırmıştır kayyum büyük bir ihtimalle. Ve burada çağrılarımız var, avukatlarımız bunu size takdim edecektir, sunacaktır.</p>

<p>Bu davaya konu olan, benim tanıdığım Sayın Seher Alaçam da bu çağrıya cevap veren bizim on binlerce destekçimizden biridir. Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir Tele1 izleyicisi, yaşlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir kadın izleyicimiz. Oraya geleceğim. Ben Hüseyin Bey'i, Sayın Hüseyin Gün'ü çok tanımam. Seher Alaçam'ın yanında ve onun oğlu olarak tanıdım kendisini. Ve telefon kayıtlarım burada zaten iddianamede var; telefonda "Hüseyin Alaçam" diye kayıtlı. Gerçek oğlu zannediyorum. Nasıl bir örgütsel casusluk ilişkisi varsa... Ve "Bu Hüseyin hangi Hüseyin?" diye hatırlayayım diye de slash yapıp "Seher Alaçam" diye ikili, iki isimle kaydetmişim. Yani bir Hüseyin Bey ararsa, ararsa beni "Ya bu hangi Hüseyindi?" diye düşünmeyeyim diye.</p>

<p><strong>"NUMARAMIZI HERKESE DAĞITMIŞLAR"</strong></p>

<p>Çünkü bizim telefonlarımız maalesef milletvekilleri tarafından Türkiye'nin her tarafına dağıtılmış durumda. Bize ulaşmak isteyenleri milletvekillerine soruyorlar, onlar da bizi tanıdığını göstermek için (yani kimseyi suçlamıyorum) herkese dağıtmışlar. Türkiye'nin her yerinden bize telefon gelir. Bilemezsiniz, bizim böyle izleyicilerimiz var. Ve yine bu iddianamede geleceğim; biz her programda, siz de izlediğiniz bazı programlarda karşılaşmışsınızdır, seyircilere çağrı yaparız; "Sorularınız, görüşleriniz, eleştirileriniz varsa şuraya şuraya yazın." İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz. Hiç kimseden talimat alınmaz. Hele benim gibi 40 yıldır bu meslekte olan, belli bir duruşu, belli bir dünya görüşü, belli bir felsefi tercihi olan ve bugüne kadar ilkeleriyle ayakta kalmış birine kimsenin talimat verme haddi yoktur, bunu kimse yapamaz. Buna ancak ben sadece sahip olduğum, inandığım dünya görüşü, felsefi tercihlerim, gazetecilik ilkeleri ve etik değerlerdir beni bağlayıcı olan.</p>

<p><strong>"İKİNCİ AYAĞI CHP'YE YÖNELİK BİR OPERASYON"</strong></p>

<p>Birincisi bu kanala el koymak. Peki neden? İkincisi, ikinci amacı... Ona geleceğim, ikinci amacı da belirttim. Diğeri ise Türkiye'de Sayın Özgür Özel'in ve Ekrem İmamoğlu'nun "19 Mart darbesi" diye değerlendirdiği, bence de öyle, darbe sürecinin bir parçası olarak geliştirilen bir operasyondur. İki ayağı vardır bunun: Bir, belediyelere, CHP'ye yönelik bir operasyon; CHP'yi imha etmek, Türkiye'de muhalefeti etkisizleştirmek. Ve kimdir bu muhalefet? Türkiye'nin birinci partisi, yapılacak ilk seçimde iktidar olması beklenen. Peki, adayı kim? Ekrem İmamoğlu. 15 buçuk milyon insan onu aday olarak göstermiş, sonra bu sayı 25 buçuk milyona çıkmış; yani Türkiye'nin yarısı, yarısından fazlası seçmen sayısı. Herkes T.C. kimlik numarasını, adını, soyadını belirterek ıslak imzasını atmış o derece. Böyle bir Türkiye'den geçiyoruz. Diğeri ise 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek.</p>

<p>Çünkü bu iddianame şunu iddia ediyor: Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması! Yani ben de bunu bir casus olduğu iddia edilen, iddia makamı tarafından ileri sürülen Hüseyin Gün'ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım Tele1 üzerinden ve 2024 seçimlerini ve CHP kurultayını da Özgür Özel'in kazanmasını sağlamışım. Aynen bunu söylüyor. Ve bu nedenle bir saat 39 dakika 6 saniyelik bir programın tam bant çözümü var burada. Vallahi ben dünyanın hiçbir yerinde... Ben polisiye edebiyatı severim, casusluk romanlarını okurum. Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim. Ve az önce kanun maddesini okudum; hangi gizli belge ve bilgi alışverişi olmuş? Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangisi devlet sırrı niteliğinde? Dün söylendi; "Mozaik sırrı" diye bir şey. Soğuk savaş artığı bir kafa Türkiye'de devam ediyor. Avrupa'nın 1950'lerde, 60'larda terk ettiği bir hukuk anlayışı bu. Nedeni de şu: İki blok var; sosyalist bloğa karşı, Sovyet ve sosyalist blok yanlısı olduğunu düşündükleri vatandaşlarını etkisizleştirmek amacıyla casusluk kavramını genişletmeye çalıştılar ama olmadı. 1950'lerden sonra onu kaldırdılar.</p>

<p>Kendi vatandaşlarının bir bölümünü düşman sayan dolaylı savaş doktrininden beslenir. Dolaylı savaş doktrini şudur: NATO'nun kurulmasından sonra Gladio'nun da kontrgerillanın da Türkiye'de gerekçesidir bu. İki blok arasında nükleer silah dengesi olduğu için bir savaşın çıkması mümkün değil, gezegenin çünkü yok olmasıyla sonuçlanabilir Pentagon doktrini.</p>

<p>Bu nedenle diyorlar ki Doğu bloğu, sosyalist blok bize dolaylı bir savaş yürütüyor bize karşı. Bu dolaylı savaşı nasıl yürütüyor? Sendikalar, devrimci gençlik örgütleri, sosyalist partiler, STK'lar bunlar üzerinden yürütüyor, aydınlar. O halde bunlar düşmandır. Bunlara karşı gayrinizami harp yöntemleriyle mücadele edilmelidir. O yüzden bunları imha etmek lazım. Peki bunu nasıl yapacaklar? Kendi vatandaşları, hukuk dışı. Bu yüzden ne yaptılar? Yasadışı bir örgütlenme kurdular.</p>

<p>Yani asıl adı süper NATO olan ya da inter NATO olarak da bilinen, Türkiye'deki adı kontrgerilla, Fransa'daki adı Vatanseverler Birliği, Hollanda'da tuhaf bir adı var Rüzgargülü, İtalya'da da Gladio. Bu bir Gladio kafasıdır. Mozaik de şöyle: Siz açık kaynaklardan bilgileri topluyorsunuz. İddia bu, bunlar bir araya gelince toplam bir bilgi ediyor, bu toplam bilgi devletin aleyhine olabilir. O halde bu casusluk olabilir.</p>

<p>Valla böyle bir cin fikirlilik herhalde yani Avrupa bile bunu çok fazla kaldıramamış. Bu mantıkla Türkiye'deki araştırma yapan bütün akademisyenleri, bütün gazetecileri, bütün yazarları bu mantıkla bir biçimde casus olarak suçlayabilirsiniz mozaik iddiayla. Bu da bir iddia, yani Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında mozaik istihbarat diye bir şey yok. Savcılığın yine birkaç alıntıyla o alıntı da Almanlardan yapılan alıntı, tarih verilmemiş o alıntıda.</p>

<p>Şimdi mesela bir tane daha almışlar, Mehmet Yaylalı doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı 2010'da. Bunlara dayalı bir kuram. Bunun yerine ben yüz tane farklı alıntı getirebilirim. Bu sadece baro dergilerini, hukuk dergilerini ve hukuk fakültelerindeki doktora tezlerini taramakla mümkündür. Bunların tamamı da benim tezim de olduğu gibi tamamı da YÖK'ün sitesinde eğer yazarı izin vermişse açık yayınlanır. Ben izin verdim açık yayınlanıyor. Bazıları intihal olmasın diye kapalı yayınlarlar. Yapılacak basit bir araştırmada tam tersini ileri süren yüzlerce örnek bulabilirsiniz.</p>

<p>Şimdi diğeri bu seçimleri lekelemek dedik. İki tane ayağı var: Biri belediye susturmak, yakın tarihin en önemli medya olayıdır. Diğeri 2019 ve 2024 yani Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı ve CHP'nin Türkiye'de yerel seçimleri kazandığı iki seçimi lekelemek. Seçimleri suç sayıyor çünkü. Hemen belirtiyorum ne diyor peki bu 59. sayfada bana göre, pardon 160. sayfada: "Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında siyasal casusluk suçunun özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etmek suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanmasını sağlayarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır." Anlaşılmıştır, eminler yani.</p>

<p>Ya burada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı suç sayıyor bu iddianame. Seçimlerde bir adayı desteklemek ne zamandan beri suç? Ekrem İmamoğlu'na destek vermiş olmak ya da Ahmet ya da Leyla neyse bu aday, kim ise eğer, hangi siyasal partideyse, hangi felsefi görüşe sahipse bunlardan birini desteklemek nasıl bir casusluk faaliyeti olabiliyor? Bir de Türkiye geneline yayılmış. E Türkiye'de de iktidar oluyorsun bu siyasetin mantığı. İddianame siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor. Peki kime karşı siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor? İktidara karşı.</p>

<p>Siyaset ancak iktidar tarafından yapılırsa serbesttir, iktidara karşı yapılırsa yasaktır demeye çalışıyor. Bu nedenle bir içtihat oluşturarak fiilen bir dikta hukuku yaratmaya çalışıyor bu davalar üzerinden. Mahkemeleri de kötüye kullanarak eğer buralardan bir hüküm ve ceza çıkartırlarsa bunlar bir içtihat oluşturacak ve bu iktidara karşı muhalefet etmek yani demokratik bir hakkı kullanmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gelen bir hukuku kullanmak bu iddianameye göre suç. Niye suç? Bu belli değil, yabancı devletlerin yararına.</p>

<p></p>

<p>Hüseyin beyin şirketleri İngiltere'de olduğu için köken iddianamenin mantığı sanki İngiliz casusluğu gibi duruyor. Fakat ondan emin olamamışlar, ondan emin olamamışlar. Fakat işin ilginç tarafı bu İngiliz casusluğu konusu çok şaibeli. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını kınayamayan tek ülke İngiltere. Üstelik de İngiltere'de bir Sosyal Demokrat Parti iktidar, İşçi Partisi. Keir Starmer hem İngiliz İşçi Partisi'nin Genel Başkanı hem şu anda İngiltere'nin Başbakanı. Kınamadı. 18 Aralık 2025'te Avrupa Birliği Sosyal Demokrat Partiler toplantısında bu nedenle eleştirildi. Eleştirenlerden biri Özgür Özel, bu toplantıya katıldı. Türkiye'de CHP ve geçmiş HDP, şimdi zannediyorum DEM Parti üye.</p>

<p><strong>BREZİLYA ÖRNEĞİ</strong></p>

<p>Cevap vermedi. Sadece CHP değil, Pedro Sanchez eleştirdi. Daha sonra Sosyalist Enternasyonal toplantısında, 2 ay önce yapıldı Brüksel'de. Sosyalist Enternasyonal toplantısında hem Lula yani Brezilya Devlet Başkanı hem Pedro Sanchez bunun bir sorun olduğunu söylediler. Bu arada Bolsonaro'yu devirerek iktidar olan Lula örneği önemlidir. Çünkü Bolsonaro, Trump'ın desteğiyle, Amerikan emperyalistlerinin desteğiyle Türkiye'deki rejime benzer bir düzen kurdu ya da Macaristan'daki rejime benzer bir düzen kurdu. Hapsetti Lula'yı. Bir sendika lideri ve daha geçmişte de bir gerilla lideri. Bir solcu, sosyal demokrat yani sosyalist. Brezilya dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Yani G7'ye alınması bile düşünülüyor. Büyük bir sanayileşmiş ülke, Latin Amerika'nın en güçlü ülkesi, en kalabalık ülkesi. Lula da Silva.</p>

<p>Ve orada kumpası bozdu çıktı, seçime girdi, devlet başkanı oldu. Şimdi Bolsonaro Amerika'ya kaçarken yakalandı. Ama vicdanlılar, ev hapsine aldılar. Yargılama sürecinde ev hapsinde Bolsonaro. Türkiye'de göreceğiz ne olacak, bilmiyorum. Türkiye'de göreceğiz. 1 casusluk davası üzerinden bir dikta hukuku kurulmaya çalışılıyor. İngiltere kınayamayan tek ülke. Çünkü Starmer Türkiye'ye Eurofighter satmaya çalışıyor. Eurofighter'larla beraber selfie çekti. Tam bir soytarı. Ve ağır, geçenlerde yapılan yerel seçimlerde de ağır bir yenilgiye uğradı. Yeşil Parti yükseliyor, sol Yeşil Parti yükseliyor İngiltere'de. İşçi sınıfının tarihi bir partisidir İşçi Partisi, ona rağmen orada ağır bir yenilgiye uğradı.</p>

<p>Peki niye TELE1'e yöneldiler? Ben AKP iktidarının, mevcut iktidarın siyasal ve tarihsel ömrünü doldurduğunu ve bu ömrü uzatmak için çeşitli manevralar yaptığını düşünüyorum. İBB soruşturması da, CHP'ye yönelik kutlan davası da, casusluk davası da bu amaçla açılmıştır. Çünkü TELE1'in yayında olduğu bir medya ortamında siz bu operasyonu kolay kolay yürütemezsiniz. TELE1 boyun eğmeyecektir. TELE1 gazetecilik kurallarına ve etiğine bağlı bir biçimde, bakın haberde objektif olmak en önemli ilke. Ama biz yorumda özgürüz. Batıda da böyledir. Seçimlerden önce Batılı medya kuruluşları kimi desteklediklerini ilan ederler. Bunun gerekçelerini de yayınlarlar. Ama kimse New York Times'ın haberinin taraflı olup olmadığını düşünmez. Çünkü orada o ilke geçerlidir, tarafsız olduğunu varsayar.</p>

<p>Hatırlarsınız Biden orada editörler toplantısına katıldı New York Times'ın ve bir skandal oldu Türkiye hakkında ettiği sözler nedeniyle, epeyce bir tartışmaya yol açtı. Dolayısıyla bir partinin, bir medya organının bir siyasal partiyi desteklemesi, hatta iktidarı desteklemesi normal. Türkiye'de yandaş medya diye bir kavram var. Niye yandaş medya diyoruz? Ama bizim eleştirimiz onların iktidar partisini desteklemesi nedeniyle değil, yalan haber yaydıkları için. Operasyon gazeteciliği yaptıkları için. Bir operasyon bülteni gibi çıktıkları için. Mahkemeler henüz bitmeden mahkeme kararını heyete rağmen yayınladıkları için biz onları eleştiriyoruz. Yoksa hiç kimseyi, işte Abdülkadir Selvi iktidarı destekleyen yazı yazıyor diye... Onla en fazla tartışırsınız. Tezlerinizi yanlış dersiniz, görüşünüz yanlış dersiniz. Ama yalan olmaz. Bilgiyi eğip bükmek olmaz, karartmak olmaz, çarpıtmak olmaz.</p>

<p><strong>"TELE1 DAİRE FİYATINA SATIŞA ÇIKARDILAR"</strong></p>

<p>TELE1 uzunca bir süre sonra medya ortamında bu ahlakı yeniden getiren, ayağa kaldıran bir televizyon kanalı. Albert Camus'ye bir muhabir soruyor: "Neden yazıyorsunuz?" diyor. "İnsanlara yardım etmek için" diyor. "Anlamadım" diyor. O da diyor ki: "Mösyö görmediniz mi, insanlar düştü." 1950, daha 5 yıl önce Avrupa'nın ortasında Almanya'da Naziler, İtalya'da faşistler iktidar olmuş ve milyonlarca insanın kanı dökülmüş. İnsanlık düşmüştü. Türkiye'de de medyayı düşürdüler. Biz onu aldık ayağa kaldırdık. Sebebi budur. O nedenle şimdi haraç mezat satılmaya çalışılıyor. Bize satış teklifleri oldu, ben açıkladım sosyal medya hesabımdan. Bugün orta halli bir semtte ya da hadi iyi bir semtte diyelim, 3+1 daire fiyatına 28.000.000 liraya satışa çıkarttılar. Ne zaman peki? Niye?</p>

<p>Şimdi burada diyor ki casusluk amaçlarıyla kullanıldığı için müsadere... Dava sonuçlanmadı. Belki beraat edeceğiz. Kesin beraat edeceğimizi düşünüyorum ama belki beraat edeceğiz. Peki niye? Daha ben emniyette ifade vermeden kayyum atadılar. Emniyette ben 4. gün ifade verdim. 3 gün tuttular, eziyet ediyorlar. 3 gün tuttular, 4. gün sabaha karşı bitti ifade. Tıpkı burada olduğu gibi. Burada bütün infaz koruma memurları, gardiyanlar hepsi sağ olsunlar bize karşı dikkatli ve saygılılar, hiçbirinden şikayetçi değilim. Ama ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz burada. Haftada 10 dakika telefon görüşme hakkımız var. Ama uyuşturucu kaçakçıları haftada 60 dakika görüntülü konuşuyorlar ve haftanın her günü bu hakka sahipler. 10'ar dakikadan haftanın 6 günü görüşebilirler. Kadın cinayetinden gelseniz, tecavüzden gelseniz, uyuşturucu kaçakçısı olsanız bu haklardan yararlanacaksınız. Ama Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Bey, Necati Özkan ve diğerleri bundan yararlanamıyor. 12 metrekarelik bir hücredesiniz.</p>

<p>Şimdi de Resmi Gazete'de yayınlandı, satışa çıkarıldı. Niye? Dava sonuçlanmadı, niye bu acele? Ve batırdılar kanalı. 28 milyon... Ya bu kanala 10 milyon dolar ödemeye hazır olanlar vardı. Temiz arkasındaki güce, teklif edenlerin kimliğine ve kişiliğine güvenmediğimiz için ve bu kanalın satılık olmadığını düşündüğümüz için, topluma ait olduğunu, çalışanlara ait olduğunu, gazetecilere ait olduğunu düşündüğümüz için reddettik. Ortaklık teklif edenler oldu, onu da uygun bulmadık.</p>

<p>Tele1, 144 kadrolu kişinin çalıştığı, teliflilerle birlikte 160 kişinin çalıştığı büyük bir televizyon kanalı haline gelmişti. Ankara'da, İzmir'de stüdyoları olan, büroları olan bir televizyon kanalı. Bunu yok etmek istediler. Merdan Yanardağ ve arkadaşlarını susturmak istediler. Arkadaşlarımız Tele1 Kitap diye organik bir bağımız yok, internet ortamında bir oluşum gerçekleştirdiler. Oradan devam ediyorlar ama 20 kişi devam ediyor, büyük zorluklar içinde. İyi bir habercilik yaptıklarını tahmin ediyorum, buradan izleyemiyoruz çünkü.</p>

<p>Ben BirGün Gazetesi’nin yazarıyım şu anda. Ama Tele1’in haraç mezat satılmaya kalkışılması; yani "yangından mal kaçırır gibi" bu dava sonuçlanmadan üstelik, davanın sonucunun ne olacağı beklenmeden bunun yapılmaya çalışılması niyeti gösteriyor aslında.</p>

<p>Bir de "aile şirketi" diye bir şey uydurdular. Ben genel yayın yönetmeniyim, doğrudan bir mülkiyet ilişkisine sahip değilim. Ama "senin oğlun yönetim kurulu başkanı, öteki tarafta yeğenin var, e bu bir aile şirketi"... Hukukta böyle bir şey yok. Oğlum 33 yaşında, üniversiteyi bitirmiş, askerliğini yapmış, kendi hayatını kuran birisi ve bunların hepsi kanalda aktif görevlere sahipler ve yönetici görevlerine sahipler. Her şeyiyle hukuku çiğnediler, her şeyiyle!</p>

<p>Bir de buna gerekçe olarak; bakın, neden bu iddianame ideolojik ön yargılara dayanıyor biliyor musunuz? Yalan söylüyor bu iddianame, çarpıtıyor! Savcılık... Duruşma savcısını tenzih ediyorum, tanımıyorum, bilmiyorum kendisini; imzası olanlardan biridir. Savcılık yalan söylüyor.</p>

<p>El koyma gerekçesini göstermek için sonunda -çünkü sonunda Tele1’e bağlamışlar- burada bir sabıka saymışlar. Şimdi, valla benim sabıkalarımı bir saymış; ben yolda böyle biriyle karşılaşsam sokağı değiştiririm! Tehlikeli, kriminal bir vaka! 15 ya da 20-30 tane sabıka kaydım var. Bakıyorsunuz, acaba öyle mi?</p>

<p>Benim Tele1’den tek bir adli kaydım yok. Devam eden davalar var, tamamını kazandık neredeyse. İki tane dava; birisi Yargıtay'da, birisi istinafta. Yargıtay savcısı da lehimize bozulmasını istedi. Diğerleri nereden? Diğerleri daha önce kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğum Yurt Gazetesi’nden. Tamamını kazanmışız. Burada söyleyeceğim, önemli. Adli sicil... Bakın nasıl tehlikeli bir kriminal tipim ben.</p>

<p>Tamamı basın suçları, her şeyden önce. Tamamı! "Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama"... İddianamede bunu belirtiyor. "Sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret", "gizliliğin ihlali", "terör örgütü propagandası yapmak", "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek", "Cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik", "halkın bir kesiminin benimsediği değerleri alenen aşağılama", "iftira", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak" diye devam ediyor... "Suçu ve suçluyu övme"...</p>

<p>Ben bu davaları kazandım sayın yargıç. Mesela burada hassas olunabilecek "halkın bir kesiminin benimsediği değerleri alenen aşağılama"... Onu ben kazandım. Bunların tamamı bana atılmaya çalışılan iftira suçları. Bunlar RTÜK’ün bize kestiği cezaların gerekçeleri. Ama RTÜK kendisini sizin yerinize, mahkeme yerine koyduğu için... RTÜK kararlarınıza, kararlarınıza değiştirme hakkınız yok; önce cezayı ödüyorsunuz sonra dava açıyorsunuz. İki sene sonra kazanırsanız kazanıyorsunuz, o da para cezası. Bunlardan bazıları işte böyle ceza davasına döndü. Diğerlerini okuyorum...</p>

<p>Şimdi, 2013 yılı. Basın Kanunu 21. maddesinin ihlali: 18 yaş altı kişinin adını açık yazma. 2012, yine 18 yaştan küçük kişinin adını yazmak, adını açık yazmak. 2012-13 öyle devam ediyor... Fakat sonra burada bir döküm var, arkadaşlarımız, avukatlarımız vereceklerdir değil mi?</p>

<p>Okuyorum: "Lehimize bozuldu", "Beraat", "Beraat kesinleşti", "Beraat kesinleşti"... Mesela; "Kişinin hatırasına hakaret". Ne olmuş? Bilgi istedim; şikayetçi Abdullah Çatlı ve yakınları... Benim hakkımda dava açmış, bir programda ettiğim laflarla ilgili. Beraat etmişiz, kesinleşmiş. Tunceli'de bir dava açılmış, beraat etmişiz, kesinleşmiş 2024'te. "Kamu görevlisine hakaret", beraat etmişiz, kesinleşmiş. Yani kaç tarih? 23.06.2019, yakın tarihleri okuyorum.</p>

<p>54. Asliye Ceza Anadolu yakası; beraat kesinleşme 2021. Neymiş? Birisi şikayet etmiş sosyal medya paylaşımı nedeniyle. "Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme"; beraat. O da komik tabii. Ankara Cumhuriyet Savcısı'nın evlendikten sonra Cumhurbaşkanı'nı ziyaret ederken eşinin kıyafetinin değiştirilip daha muhafazakar bir kıyafet giymesini haber yaptığımız için yargılandık. Yorumsuz. Kendisini hedef göstermişiz, haber magazin haberi! Beraat ettim.</p>

<p>"Terör örgütü propagandası yapmak"... Buradan ceza aldık ama Yargıtay'da... Yargıtay savcısı bozulmasını talep etti ve tebliğde. O nedenle tutuklandım, burada Silivri'de 3,5 ay kaldım ama Anayasa Mahkemesi "hak ihlali" kararı verdi ve 166 bin lira tazminata mahkum etti devleti. Devlet bana 166 bin lira para ödedi.</p>

<p>O dava da ilginçtir; ben Türkiye'de bir "çözüm süreci"nin hazırlanmak istendiğini gördüm bir yıl önceden. Dedim ki; "İmralı'daki tecrit kaldırılmalıdır. Abdullah Öcalan ne söylüyor bunu Türk halkı duymalıdır. Avukatlarıyla ve ailesiyle görüşmelidir. Çünkü demokrasilerde suçluların da ya da hükümlülerin de, tutukluların da haklarının olduğu rejimlerdir. Diğer hükümlüler hangi haklardan yararlanıyorlarsa, İmralı'da Abdullah Öcalan da o haklardan yararlanmalıdır." dediğim için tutuklandım.</p>

<p>Sonra serbest bırakıldım. Sonra çözüm süreci başladı bir yıl sonra. Yapılması gereken şey şu; gerçi Anayasa Mahkemesi'nin kararı öyle sayılır mı bilmiyorum; devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli'yi tutuklamalıdır. Bahçeli, "Öcalan meclise gelsin konuşsun, umut hakkından yararlansın, serbest bırakılsın." dedi.</p>

<p>Ben o programda biraz da ironi yaparak; "Abdullah Öcalan'ı da kandırmak kolay değil, içeride sürekli kitap okuduğu için neredeyse filozof oldu." demiştim. Bu da "övme" sayıldı. Onu da savcılık bozdu.</p>

<p>Böyle devam ediyor; beraat kesinleşmiş 23 Mayıs 2021, beraat kesinleşmiş... "Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama" diye bir şey var, bir dava var istinafta. Hakaret davası var, beraat kesinleşmiş... Böyle devam ediyor. Ama bu iddianameye bakarsanız, beni yolda görseniz yolunuzu değiştirirsiniz! Sürekli suç işleyen bir "suç makinesi" var karşınızda.</p>

<p>Bu davaların birer basın davası olduğu bu iddianamede belirtilmemiş. İddianameyi hazırlayanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir bölümünü "düşman" sayıyor ve onları mahkum etmek için iftira atıyor, tasfiye etmek için! Hemen iddianamenin başında bunun örneği var, hemen en başında. Yalan!</p>

<p>Şimdi Sayın Hüseyin Gün ifadesinde özetlemiş, iddianame sayfa 11. Diyor ki: "Aron Bar'ın kendisini ortağı olduğu Necati Özkan'ın manevi annesi olan Seher Alaçam aracılığıyla tanıdığını, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı ve seçim kampanyası müdürü olduğu Necati Özkan'ın; Necati Özkan'la da seçim kampanyası hakkında görüştüğünü vesaire vesaire" diyor diyor diyor; "Merdan Yanardağ'ın ise bu suçların basın ayağında görev aldığını söyledi."</p>

<p>Burada Hüseyin Bey'i dinledik. Hüseyin Bey'in ifadesinde böyle bir şey yok. Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır demiyor. Ama öyle bir hava oluşturuldu ki dün dinledik kendisini; etkin pişmanlığın büyük bir ihtimalle tam ne anlama geldiğini de sonradan öğrenmiş olabilirler.</p>

<p>Çünkü etkin pişmanlık ifadesinde de bunu söylemiyor. Ama kamuoyuna öyle yansıtıldı ki yandaş medya tarafından, Türkiye Gazetesi, TGRT, Sabah, Takvim ve diğerleri tarafından; etkin pişmanlık ifadesi verdi Hüseyin Bey, itirafçı oldu, Merdan Yanardağ'ın Necati Özkan'ın ve Ekrem İmamoğlu'nun casusu olduğunu itiraf etti diye yayınlar yaptılar. Hayır, öyle bir şey söylemedi Hüseyin Bey. İfadesinde böyle bir şey yok. Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin savcısı nasıl böyle bir yalanı buraya koyabilir? Var mı ifadesinde böyle bir şey? Hüseyin Bey siz böyle bir şey dediniz mi? Hayır. Peki, kayıtlarda var mı? Yok.</p>

<p>Yalanla başlıyor bakın. Ondan öncesi alıntı, biraz önce dediğim bakın yukarıda var; alıntı doktora tezi Mehmet Yayla bilmem kim var yani akademik formasyonları da tartışmalı olabilecek yani şey yapmak istemem haksızlık yapmak istemem çok tanıdığım kişiler değil benim akademik alanım da değil. İsimler isimler ama 11. sayfada işin esasına girmeye geliyor, yok. Ama zaten 9. sayfadan itibaren casusluk kavramını genişletmeye çalışıyor. Yabancı bir ülkeye gerek yok, yabancı örgüte gerek yok, hatta anlaşmaya da gerek yok. Bir de bilgi teminine de gerek yok oraya kadar geliyor.</p>

<p>Niyet mi okuyorsunuz yahu siz? Bu nasıl bir savcılık makamı? Ben merak ediyorum; Cumhuriyet'in savcıları mı, iktidarın bir siyasal grubun bir ekibin savcıları mı bu iddianameyi hazırladı? Merak ediyorum. Bilgi teminine de ihtiyaç yok. Peki, nasıl belirlediniz casus olduğunu bu insanların? Hah, o halde sizin niyetiniz Tele1'i ve Merdan Yanardağ'ı etkisizleştirmek. Ekrem İmamoğlu'nu etkisizleştirmek. Necati Özkan'ı iş yapamaz hale getirmek. Kazanılmış seçimleri lekelemek. Amacınız o.</p>

<p>Ben tutuklandığım evet 26 Ekim'de tutuklandım, 30 Ekim'de Cumhuriyet Gazetesi'nde bir yazı çıktı ikinci sayfada konuk yazarlar çıkıyor. Çok iyi bir yazı, sonra Ankaralı bir avukat arkadaşımız yazmış: "Casusluk davasının amacı seçimlerin iptali ve lekelenmesi, karalanmasına dönük" diye. Okumuş, hızlı bir şekilde görmüş. Ben sonra fark ettim yazıyı, kestim burada duruyor, gösterebilirim. Avukatımızın adı neydi? Doğan Erkan. Doğan Erkan adlı Ankaralı bir avukat arkadaşımız. İddianame böyle başlıyor. Dolayısıyla daha başından itibaren sakatlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız.</p>

<p>Peki, iktidar bunu niye yapıyor? Kendi siyasi ve tarihsel ömrünü uzatmaya çalışıyor. Tükenmiş bir iktidar. Önümüzdeki bir yıl Türkiye'de her şeyin değişeceği bir dönem olacak ve herkes yaptığının hesabını verecek. Darbeciler de darbeci olarak yargılanacaklar bu ülkede. Çünkü hiç kimse dokunulmaz değil. Hiç kimse. Dokunulmazlığı ancak hukuk sağlar, hukuku ihlal edenlerin hukuku olmaz. Hukuku ihlal ediyorlar. Darbe hukukunu uygulamaya çalışıyorlar, bir dikta hukuku uygulamaya çalışıyorlar.</p>

<p>Bunun için iki şey yaptılar. Bir bu operasyonları yaptılar, iki çözüm sürecini geliştirmeye çalıştılar. Yani Türkiye'de Kürt siyasal muhalefetini yedekleyerek, etkisizleştirerek yanlarına almayı; CHP'yi ve diğer sol sosyalist partileri, diğer muhalefet partilerini etkisizleştirmeyi; medyada Tele1'i susturmayı ve böylece ayarlanmış, kontrol edilecek bir seçimde, zamanından ama altı ay önce kontrollü bir seçime götürerek iktidar ömrünü uzatmaya çalışıyorlar. Yapamayacaklar. Bu mümkün değil. Türkiye'nin bunu kaldırması mümkün değil. Kaldırmayacak.</p>

<p>Bakın ben bir örnek vereceğim; Bursa'nın fethinin 700. yılındayız. 1326'da fethedildi, 6 Nisan 1326'da Bursa fethedildi daha doğrusu Bursa teslim oldu. 23 yıllık bir kuşatmadan sonra teslim oldu. Birçok tarihçi Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun Bursa'nın fethinden sonra bir mahkeme kararıyla açıklandığını söylüyor. Çok önemli. Çünkü Bursa öncesi Karahisar'ı Osman Bey aldığı zaman sikke basmaya ve adına hutbe okutmaya kalktığında başta Şeyh Edebali olmak üzere ulema itiraz ediyor; "Hayır okutamazsın". "Ama ben kağanım!" "Değilsin." İlhanlılar Hakanı Bahadır Han ve Selçuklu Sultanı bu hakka sahip. Sen devlet değilsin; ne divan kuruldu ne mahkemen var bunlar varsa devletsin. Ve vazgeçiyor. Osmanlı Devleti Bursa'da şekilleniyor. Bir devlet haline gelmesinin temel göstergelerinden biri de yargı erkini oluşturmasıdır. Çok güçlü bir yargı erki. Ve o dönemde Bursa, Bursa'nın fethinin İstanbul'un fethinden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü İpek Yolu'nun kavşak ülkesidir Bursa. Halil İnalcık onu yazıyor, onun bir çalışması var; önemli bir çalışma, çok da iyi bir çalışma.</p>

<p>Fethedilen yol Bursa ve Osmangazi. Önemli bir tarih çalışmasıdır, uzun bir kitaptır. Bursa dönemin en önemli ticaret merkezi. Ünlü Floransalı Medici ailesi orada elçilik bulunduruyor. Bütün Avrupa ticaretini elinde tutuyor. Medici ailesi önemlidir. Machiavelli'nin o aile daha sonraki Hükümdar kitabını ya da Prens kitabını finansörü olan, sponsoru olan ailedir. Rönesans’ı destekleyen ailedir, ressamları vesaire. Bugünkü İtalya'nın temelinde Medici ailesi vardır. Bursa'da temsilci bulunduruyor. Venedikli tüccarlar temsilci bulunduruyor. Hintli tüccarlar temsilci bulunduruyor. Büyük bir ticaret merkezidir ve o dönemde 23 yıl muhasara altına alındıktan sonra Bursa teslim oluyor, açlıktan teslim oluyor. Ve Saros, Bursa tekfurunun müşaviridir, orada o dönemde müşavirler ikinci adamdır. Onun çabalarıyla teslim oluyor. Bugünkü Saros Körfezi'nin adı oradan gelir, orada toprak veriliyor çünkü ona. Osmanlı'nın kuruluşunda önemli bir yer Köse Mihal gibi, o da bir Hristiyandır aslında, önemli bir rol oynar.</p>

<p>Ve kadı mahkemesi kuruluyor ve Bursa'dan sonra ve Bursa'nın fethinden sonra ki Osman Gazi'nin ömrü yetişmiyor, Orhan Gazi Bursa'yı teslim alıyor. Orhan Gazi hem sikke bastırıyor hem hutbe okutmaya başlıyor. Esas olarak da 1. Murat döneminde devlet şekilleniyor. Bu mahkemelerden birinde Bizanslı bir tüccarla bir Müslüman tüccar, o zaman kayıtlara Müslüman tüccar olarak geçiyor, arasında bir ihtilaf var. Şer'iyye sicilleri tarihçiler için hazine değerindedir Bursa'daki, çünkü tamamı kayıt altına alınıyor, tamamı. Şer'iyye sicilleri bu yargılamanın sonunda Bizanslı tüccarı haklı ilan ediyor mahkeme, kadı. Bizim Müslüman tüccar itiraz ediyor, bir kâfir nasıl haklı olabilir? Ben Müslümanım diyor, o kâfir ama haklı diyor.</p>

<p>Bu karar o dönemde bir efsane gibi yayılıyor. Bir yanda Bizans çözülüyor çünkü ne ticaret güvenliğini, ne mal güvenliğini, ne can güvenliğini sağlayabilecek bir devlet değil. Osmanlı'nın mahkemesi bir Hristiyanı bile haklı bulabiliyor deniyor. Bağımsız bir yargı var. Bu mahkemenin sonucunda göreceğiz. Arkanızda yazan 'Adalet mülkün temelidir' sözü böyle bir tarihsel referansa dayalıdır. Başka bir örnek daha var. Ünlü kadılar çıkıyor zaten o dönemde. Mesela Molla Gürani Bursalıdır, Molla Fenari Bursalıdır, bunların hepsi kadıdır. Ünlü kadı Çandarlı Halil Bey Bursalıdır, Hızır Bey Bursalıdır bunlar ünlü kadılar. Molla Zeyrek, Emir Sultan bunların tamamı Bursa'dan çıkmış kadılardır, ünlüdür Bursa'nın kadıları.</p>

<p>Bir efsane var, Murat Hüdavendigar ile bir kadı arasında geçtiği inanılan... Bu arada Silivri’nin Kütüphanesi iyi yani siz bulamadınız, kütüphanede buldum ben. Silivri Cezaevi Kütüphanesi fena değil. Bir kadının padişah fermanını yırttığı iddia edilir. Yırtma kesin değil, kayıtlara geçmiş değil. Bu 1. Murat'la bir Bursa kadısı Çandarlı Halil Bey arasında olduğu belirtilir bazı kaynaklara göre. Bazı kaynaklara göre de İstanbul'da Fatih ile Hızır Bey arasında geçtiği, kadı Hızır Bey arasında geçtiği belirtilir. Ama hangisi doğruysa, önemli olan şudur: Mahkemenin gücünü ve yürütmenin, devletin başı olan sultan karşısındaki bağımsızlığının altını çizer. Olay şudur: Mahkeme bir karar veriyor Bursa'da örneği anlatalım, mahkeme bir karar veriyor Çandarlı Hayrettin Bey... Çandarlı ailesi bu arada Osmanlı'nın kuruluşunda önemli rol oynar. Fakat yine bir ticaret davası, bu sefer Tebrizli bir Türk tüccarla, 1. Murat'tan ferman getiriyor birisi. Diyor ki fermana göre işte şu kadar narh alınacak, ticaret yollarından kervansaraydan şu olacak bu olacak vesaire. Bir kervansarayda alınacak vergiyle ilgili bir tartışma. Çünkü o yetki bazılarına, karar verdikten sonra sultanın fermanının hükmü yoktur.</p>

<p>Diğeri de şu; Fatih biriyle ihtilaflı, Hızır'ın huzuruna çıkıyor. Fatih daha yüksek bir yerde oturmak istiyor ya da ayakta durmak istiyor. Hayır, onunla aynı hizada oturacaksın diye itirazlı olunan bir husus oluyor. Fermanım var bu konuda diyor. Mahkeme karar vermeden ferman veremezsin diyor konuda, mahkemeye düşmüş bir konu. İddiaya göre fermanı veriliyor vezirlerden biri tarafından. Fermanı yırttığı iddia ediliyor kadının. Sonra Hızır Bey yani tasfiye ediliyor öyle, Memluklulara gidiyor, küsüyor müsüyor fakat mahkeme kararı değiştirilmiyor. İkincisi bir efsane. Bu mahkemelerde sarayın, sultanın hükmü mü hukukun hükmü mü geçerli oluyor?</p>

<p>Ben inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde hala yargıçların ve savcıların büyük bir bölümü cumhuriyetin değerlerine ve hukukun, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı. Ama diğer yandan görüyorum ki saraya bağlı ya da iktidara bağlı paralel bir yapılanma var. İddianame bunun örneğidir. Bir örgütlenme var. Bu örgütlenmenin olduğunu zaten bize söyleyen de AKP'nin kurucularından biri. Kim o kurucusu? Hüseyin Çelik. AKP hükümetlerinde en çok, en uzun süre bakanlık yapmış Hüseyin Çelik. Van Üniversitesi'nde doçentken Milli Eğitim Bakanlığı yapmış şimdi profesör. 30 Ocak 2025'te diyor ki Hüseyin Çelik; ne yazık ki biz de kendimize bağlı militan yargımızı oluşturduk.</p>

<p>Ben merak ediyorum. Ben militan bir yargıda iktidara bağlı bir yargıda mı yargılanıyorum yoksa hukukun ilkesine, üstünlüğü ilkesine bağlı bir mahkemede mi yargılanıyorum? Bu iddianameye baktığımda, bu iddianamenin içine gireceğim ayrıntılara bakacağız. Bu iddianameye baktığımda hayır burada paralel bir yapılanma var. Çünkü Türkiye'de felsefi tercihleri, siyasal seçimleri farklı ve muhalif olan bir kesimi gazeteci, siyasetçi vesaire onları tasfiye etmeye dönük her yolu mübah gören, yalan söyleyen, belge gizleyen, belge çarpıtan, bilgiyi karartan bir yöntem izlenerek hazırlanmış bir iddianame. Başka türlü olmaz. Kahvede birine yapsanız kavga çıkar. İftira var çünkü. Birine söyleseniz bunu kavga çıkar. Bu bir iddianame olarak değil.</p>

<p>Sulh hukuk şey düzeltiyorum, sulh hakimlikleriyle ağır ceza savcılarının bir bölümünün içinde yer aldığı paralel bir yapılanma olduğuna dair kuvvetli bir şüpheye sahibim. Bir iddiaya sahibim diyeyim şüpheyi kaldıralım, bir iddiaya sahibim. Bu iddianamenin bende oluşturduğu özel durum bu. Neden? Ben yurtsever bir gazeteciyim. Sol görüşlü, sosyalist bir gazeteciyim. Ben bacak kadar çocukken bağımsız Türkiye sloganı atarak yürüyüşlere ve gösterilere katıldım 1973'te. Burada doğum yılım 1961 yazar ama ben 59 doğumluyum, 59'un başı hatta. Bugün Çağlayan Adliyesi'nin olduğu yer eskiden Çağlayan Lisesi vardı. Ben Çağlayan, Çağlayan çocuğuyum.</p>

<p><strong>"VATAN HAİNİ DİYE SUÇLAMAYA ÇALIŞMAK BİZE YÖNELTİLEBİLECEK EN ÇİRKİN İFTİRADIR"</strong></p>

<p>1975-76'da Ariel Şaron Filistin kamplarında katliam yaptığı zaman Çağlayan Lisesi'ni boykota çıkaran, Çağlayan halkını Çağlayan meydanına toplayarak miting düzenleyen ekibin içindeydim ve o mitingin konuşmacısıyım ben 17 yaşında birisi olarak o mitingin konuşmacısıyım. Ama Ariel Şaron bizi yargılayan bu savcıların arkasındaki siyasi iradenin sahiplerini Kudüs'te İsrail milletinin başkenti Kudüs'e hoş geldiniz diye karşılayan bir başbakan oldu. Yurtseverleri casus diye dolayısıyla ben o kavramı hiç kullanmadım ama vatan haini diye suçlamaya çalışmak bize yöneltilebilecek en çirkin iftiradır, en çirkin iftiradır. Şimdi benim iki tane makalem var onu müsaadenizle vereceğim çünkü önem taşıyor. Casusluk ve Amerikancı iktidarın sicili.</p>

<p>Bir, şu kitabı göstermek istiyorum. Benim kitabım ilk baskısı 2007'de yapıldı. Bir ABD projesi olarak AKP. 2017'de genişletilmiş 12. baskısı yapılmış. Şimdi zannediyorum 20. baskısını geçmiştir Kırmızı Kedi yayınlarından. AKP'nin bir Amerikan projesi olarak hazırlandığını ve iktidara taşındığını kanıtlarıyla ve tanıklarıyla ortaya koyduğum bir kitap. Hiçbir dava açılmadı, tekzip yayınlanmadı, itiraz edilemedi. Çünkü verilere dayanıyor, tanıklıklara dayanıyor. Belki bunun özeti gibi görülebilecek bir makalemi ise mahkemeye sunuyorum ama buradan bir bölüm okuyacağım. Niye bir siyasal dava? Niye Amerikancılar yurtseverleri casuslukla suçlayamaz? Bunun önemli bir gerekçesi var. Şimdi örnek vereyim kısaca bir özetleyeyim.</p>

<p><strong>AKP ÖNCESİ ABD VE İSRAİLLİLERLE TOPLANTI</strong></p>

<p>Öncelikle İstanbul'da Çamlıca Tepesi'ndeki çeşitli villalarda toplantılar yapılıyor. Bu toplantılardan bir bir tanesi de Abdurrahim Karslı, Profesör Doktor Hukuk Hocası. Bildiğim kadarıyla Medeni Hukuk hocası. Evet, Medeni Hukuk hocası Abdurrahim Karslı. AKP kurucusu. AKP kurucusu 100 kurucudan biridir. Sonra AKP'den ayrıldı Merkez Parti diye bir parti kurdu ya da Merkez Demokrat Parti. Sonra ciddi bir sağlık sorunu olduğu için bıraktı. Ben kendisini Tele 1 ve daha önce çalıştığım televizyon kanallarında birkaç kere konuk olarak aldım ve konuştum.</p>

<p>Şimdi üç tane dört tane tanıktan söz ediyorum. Birisi Abdurrahman Dilipak herkesin bildiği İslamcı, muhafazakar, dindar, Akit gazetesi yazarı. Diğeri Ali Bulaç. İslamcı çevreleri yakından tanır ama genel olarak entelektüel ortamda da tanınan, çeşitli gazetelerde çalışmış, yazıları olarak çalışmış, en son Zaman Gazetesi'nde çalışmış ama Fethullahçı olmayan yazar kadrosunda çalışmış tıpkı Hüseyin Gülerce gibi. Şimdi Hüseyin Gülerce çok muteber birisi, tövbe ettim dedi. İsimlerden biri diğeri Namık Kemal Zeybek tanıkslardan. Namık Kemal Zeybek iki kere bakanlık yapmış; birisi Devlet Bakanlığı birisi Kültür Bakanlığı. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığı yapmış en son Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanıydı. Bir tanesi de o. Abdurrahman Karslı, Abdurrahim Karslı, Namık Kemal Zeybek, Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç.</p>

<p>Şimdi Ali Bulaç'ın yazdıkları önemli. Diyor ki Ali Bulaç: "Şimdi ben bu kitabı yazdıktan sonra bu tanıklıklar ortaya çıktı. Yani beni doğruladılar. O yüzden önemli. AKP kurulmadan önce Çamlıca'da yapılan toplantılara Amerikalılar ve İsrailliler katılıyordu" diyor. Bir parti projesi hazırlanıyor. Bu parti projesini ilk yapan projeyi yapanlardan biri de Abdurrahman Dilipak. Heyecanlı bir arkadaşımızdı, atak bir arkadaşımızdı. O da gönüllü oldu diyor.</p>

<p>Neler olduğunu okuyorum, bire bir okuyorum. Geçenlerde Ali Bulaç 22 Aralık 2014'te yazmış. Yazılı bunlar, yayınlandı, kanıtlı. Size de sunacağım. Geçenlerde Merkez Partisi Genel Başkanı Abdurrahim Karslı Artı 1 TV'ye verdiği röportajda Abdurrahman Dilipak'ın AK Parti'nin bir proje olarak ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğunu iddia ettiği ve bu kuruluşuna destek veren güçlerin üç şeyi talep ettiğini söyledi. Bir, sizi iktidara taşıyalım. İki, size iktidarda sorun çıkaranları opere edelim, operasyon yapalım. Üç, size gerekli finans desteklerini getirelim. AK Parti'den istenenler de şunlar: Üç şey. A, İsrail'in güvenliğini sağlayacaksınız, önünüzdeki engellerin, önündeki engellerin kaldırılmasına katkıda bulunacaksınız. B, Büyük Ortadoğu Projesi yani sınırların değiştirilmesi operasyonunu destekleyeceksiniz. C, burası da çok önemli. C, İslam'ın yeniden yorumlanmasında bize katkıda bulunacaksınız. Yani ılımlı İslam.</p>

<p>Devam ediyor Ali Bulaç: "Bu konuyu yazmamın bir sebebi var. Bil ki Sayın Karslı beni de şahit gösterdi. Yine yazmayacaktım ama Abdurrahman Dilipak Rota Haber'de, Rota Haber o dönemde yayınlanan bir internet sitesi, Ünal Tanık... Ünal Tanık benim arkadaşımdır. Muhafazakar, sağ görüşlü biridir ama biz Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın yönetiminde beraber görev aldık. Tercüman'da çalışıyordu, sendikanın iş yeri temsilcisiydi. Ünal Tanık... Ünal Tanık'a konuşmaları teyit edince Abdurrahman Dilipak yazmaya karar verdim. İkincisi AK Parti'nin neden Batı ile bozuştuğunu anlamak için o dönemde yani 2014'te bir aralarında Avrupa Birliği üzerinden bir bozuşma çıkmıştı. Anlamak için artık bunları yazmak lazım. Evet, o toplantılarda vardım" diyor Ali Bulaç. "40 senedir tanıdığım Abdurrahman Dilipak bunları ifadelerinde ufak tefek değişiklikler olsa da yani farklılıklar olsa da anlattı. Mesele şu: 1998'lerden başlamak üzere Amerikalılar sıklıkla bizlerle görüşmeye başladılar. Biri gidiyor, üçü geliyordu. Sordukları soru şuydu: Türkiye'de dindar zemini güçlü bir iktidar mümkün mü? Ancak ne aktivist ne de siyasi bir hevesim vardı. Dilipak ise şok hareketli, aktif bir arkadaşımız. Tanıyanlar bilir. Her konuda projesi var. Yeni dönemde Türkiye için mümkün bir siyasi proje hazırladı. Bundan hayli saygın kişilere bahsetti ve onun ifadelerine göre bu proje Ankara'da AK Parti olarak karşımıza çıkıyor." Bunu size takdim ediyorum.</p>

<p>Şimdi bir Amerikan projesi olarak kurulmuş Amerika... Şimdi bu toplantıyı bu savcılar duysa dava açar mı acaba? Ve Amerikalılarla İsraillilerin katıldığı, Ali Bulaç'ın deyimiyle üçü gidiyordu biri gidiyordu üçü geliyordu dediği toplantıların yapıldığı bir siyasal ortamda bu iktidar bizi casuslukla suçlayacak. Hadi oradan be! Emperyalizm işbirlikçileri ne zamandan beri bu ülkenin samimi, bu ülkeye karşılıksız kendilerini adamış yurtseverleri casuslukla suçlamaya kalkıyor? Bizim arkadaşlarımız çıktıkları idam sehpasında kendi sandalyelerini tekmelediler. Attıkları slogan "Bağımsız Türkiye!" Yok öyle bir şey! Aynı dünya görüşüne, aynı felsefi tercihlere sahip olmayabiliriz ama iftira yok. İftira atmayacaksınız.</p>

<p></p>

<p>Bunun arkasındaki siyasi irade budur. Bunu size vereceğim efendim. Tarihi de burada; internet üzerinden orijinalini bulabilirsiniz: "Casusluk ve Amerikancı İktidarın Sicili". Yazım bu.</p>

<p>Bir tane daha var daha eski dönemlere ilişkin; "Casus Kim?" diye yazdığım yazılardan biri. O da daha önceki çeşitli cemaatlerde CIA'ye doğrudan çalıştığı, yine İslamcı camianın içinden gelen kişiler tarafından doğrulanan isimler; onlara değineceğim.</p>

<p>Neden kötü niyetli bu iddianame sahipleri?</p>

<p>Bir, Benimle ilgili bir şey bulamamışlar. Hiçbir şey bulamamışlar.O zaman eşime gitmişler. Bakmışlar ki o bir şirketin ortağı.2008'de kardeşiyle bir şirket kurmuşlar. Bir kamuoyu araştırması mı piyasa araştırma şirketi mi deniyor onlara?</p>

<p>Sosyal medya monitoring şirketi. Şimdi kavramlar önemli. Bunların tamamına "istihbarat firması" diyor savcı. Ya bunlar Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş sosyal medya araştırması yapan firmalar. Yani şunu yapıyor; bir banka bir kredi kartı çıkarttı, bunun kamuoyundaki etkileşimi ne? İnsanlar bunu nasıl karşıladılar? Sosyal medyada hangi tepkileri gösterdiler? Bunu araştırıyorlar, buluyorlar, raporluyorlar; A veya B bankasına bunu veriyorlar. İşleri bu!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ya da bir gıda firması bir çikolata çıkardı diyelim ki; bu çikolata hakkında insanlar ne konuşmuş? Beğenmişler mi beğenmemişler mi, eleştirileri var mı? Hani tatil yapanlar hemen sosyal medyaya girerler, o tesis hakkında kim ne yazmış ona bakarlar; bunun gibi bir şey.</p>

<p>Bu işi yapan bir sosyal medya araştırma firması. 2008'de... Burada MASAK raporu 2008'de bunu kaydediyor. Fakat ortaklıktan ayrıldığı tarih yok. Tarih 2012. Yani Tele1 daha kurulmamış, 5 yıl sonra kurulacak. Ekrem İmamoğlu daha Beylikdüzü Belediye Başkanı bile değil. Ama bu sosyal medya firmasına bir kere "istihbarat firması" dediği için orada bir gizem yaratıyor, bir algı oluşturuyor.</p>

<p>Eşim bir istihbarat firmasının ortağı, bu firmada böyle gizemli bazı işler yapmış. Mesela Lüksemburg'daki bir firmadan bir yazılım satın almış, oraya 65 bin dolar göndermiş." burada yazıyor. Onu da güya benim talimatımla yapmışlar, iyi mi? Haberim bile yok! Lüksemburg'daki firma da güya istihbarat firmasıymış. İstihbarat firması ne demek? Bu tip sosyal medya araştırma yazılımlarını hazırlayan bir firma. Biz araştırdık; Kanadalı bir firma, Lüksemburg'da da temsilciliği var. Buradan da yazılım almış ve Türkiye'de çok sayıdaki firma buradan yazılım alabiliyor, hatta belki de bazı kamu kurumları bile buradan yazılım satın almıştır.</p>

<p>"Dark Web" ve "OSINT"... Yani o karanlık ağ ve OSINT kavramları da buraya yerleştirilmiş. Bakıyorsunuz Angel Apps hiçbir Dark Web araştırması yapmamış bugüne kadar. Ama o orada yok. Fakat bu firmalar Dark Web araştırması da yaparlar. OSINT bir kere "Open" ile başlıyor; "Open" açık demek zaten, "açık kaynak". İyi bir bilgisayar kullanıcısı bunların hepsine girebiliyor. Burada gizli bilgi yok! Ama iddianame burada gizemli ve gizli bilgiler var havası yaratarak bir algı oluşturma çabasında. Yani "Ya burada istihbari faaliyetler var" demeye getiriyor.</p>

<p>Şimdi burada buldum ben, avukatlarımız da verecekti ama burada ticaret sicil gazetelerini ben mahkemeye sunuyorum. Ne Tele1 var, ne Ekrem İmamoğlu var. Ekrem İmamoğlu gibi bu isimde bir siyasetçinin olduğundan haberimiz bile yok 2008. Bizim evliliğimiz 2013. Yani ortaklıktan ayrıldıktan bir yıl sonra. 2008'de belki tanışmıyoruz bile; bakmak lazım tam tarihe.</p>

<p>Şimdi bunun iddianameye konulması iyi niyet olabilir mi ya? Suç ve suçluyla mücadele etmekle açıklanabilir mi? Siz Merdan Yanardağ'da hiçbir şey bulamıyorsunuz, çevresini araştırıyorsunuz; "A bakıyorsunuz ki kayınbiraderinin bir sosyal medya araştırma firması var, ha buradan yürüyebiliriz" diyorsunuz. Onun ticari faaliyetlerine bakıyorsunuz. Bir de bu arada bu şirketin Necati Bey'in (Necati Özkan) şirketiyle de iş yaptığını buluyorsunuz. Ne kadar iş yapmış bu kadar yıl içinde biliyor musunuz? 42 bin lira. Bin liralık, iki bin liralık... Öyle galiba. Ve birbirlerinden haberleri yok, iş almış iş verilmiş, ufak tefek. Aynı sektörde faaliyet gösteriyorlar, değişik sektörlerde.</p>

<p>Peki Angel Apps hiçbir siyasi konuda araştırma yapmış mı? Araştırma firmaları yapar. Sayın yargıç, sayın heyet; akşamları sizin televizyonda gördüğünüz o kamuoyu araştırması yapan firmalar var ya; yani partilerin oy oranlarını açıklayan, işte çeşitli konularda kamuoyu araştırmaları yapıyor, eğilim yokluyorlar; bunların tamamı "istihbarat firmasıdır" savcılığa göre! Onlar çünkü bu taramayı yaparlar. Onlar aynı zamanda sosyal medya araştırması yapar. En eskisi Ajans Press'tir Türkiye'de, öyle galiba; 60 yıllık, yaklaşık 60 yıllık bir firma. Hem sosyal medya araştırması yapar hem gazeteleri tarar, televizyonları tarar; müşterisine kendi hakkında çıkan haberleri toparlar ve verir. Kuruluş ve ortaklık bilgileri burada, siz vereceksiniz...</p>

<p>Avukat: Sunduk efendim.</p>

<p>Merdan Yanardağ: Sundunuz mu? Tamam.</p>

<p>Bunlar yer almıyor. Bu bilgiyi gizlemektir, bilgiyi karartmaktır. Kötü niyet!</p>

<p></p>

<p>Şimdi diğer şeyi nedir savcılığın iddiası? Bir tanesine hemen hızla değineyim. Burada belirttim; biz izleyicilere çağrı yaptık ve bir destek istedik Tele1 olarak.</p>

<p>Seher Hanım da -huzur içinde yatsın- Tele1'in destekçilerinden biri. Yaşlı, Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir kadın. Tele1’i seviyor, bir Tele1 izleyicisi. Zaman zaman gider gelir.</p>

<p>Ben Hüseyin Bey'i (Hüseyin Gün) Seher Hanım'ın yanında tanıdım. Karşılaştığımızda ayaküstü sohbet ederiz ya da kısa süreli sohbet ederiz. Sohbet konularımız da günlük, siyasal, dünyada ve Türkiye'de olan biten konulardır. Bir gazeteci ile bir izleyici arasındaki sohbet çerçevesindedir. Toplam görüşmemiz 7-8 kere ya vardır ya yoktur ve Seher Hanım'ın yanındadır hep, Seher Hanım'ın yanında. Seher Hanım'ın olmadığı koşullarda bir kere görüştüm.</p>

<p>O da Sayın Hüseyin Gün’ün uyuşturucu müptelası dediği, yani işte bahis, yasa dışı bahis oyunlarına takıldığını, onunla uğraştığını söylediği, uyuşturucu bağımlısı olduğunu belirttiği -bilmiyorum bu özelliklerin olup olmadığını- Seher Hanım’ın asıl oğlu... Ümit Alaçam.</p>

<p>Ben Seher Hanım’ın cenazesine gidemedim çünkü, kalp krizi geçirdikten sonra. Ben Covid’dim ve evdeydim, karantinadaydı. Hastaneye gittim sonra eve gönderdiler. O dönemde yapılan programlardan görülecektir; uzaktan bağlantıyla katıldım programlara. Emre Kongar’la yaptığımız programlara uzaktan bağlantıyla katıldım. Ya da Emre Kongar olmadığı zaman "4 Soru 4 Yanıt" programını yapıyoruz, yani saat 20:00 ile 21:00 arası. Gidemedim, çiçek gönderdik.</p>

<p>Sonra birkaç ay sonra telefon açtı, dedi ki; "Ya bir taziye ziyaretine gelmek istiyorum." Gittiğimde evde Ümit Bey de vardı, Hüseyin Bey de vardı. Bir yarım saat oturduk, bir çay kahve içtik ve zaten baz kayıtlarından da anlaşılıyor, vardır burada. Çıktım geldim.</p>

<p>O zaman da Ümit Bey vardı yani ve aralarında gayet iyi... Gazetelere "Anneleri" diye ilan vermişlerdi, ölüm ilanı vermişlerdi Seher Hanım hakkında. Tek görüşmem bu.</p>

<p>Onun dışında zaman zaman mesajlaşmalarımız oldu. Bu mesajlara tek tek baktığımızda hiçbirisi talimat içermiyor. Kimseden talimat almam, kimseye de talimat vermem. Kimseden de bana öyle bir talimat gelmez. Seçmeleriniz de soru gönderir, onu biz takdir ederiz. Soru göndermelerini isteriz. Hüseyin Bey'in burada iddianamede yer alan tek tek sorduğunuzda tek tek açıklayabilirim, tamamı zaten yakınma. 7-8 tane mesaj ya var ya yok. Tabii 12 tane olmuş. Tamamı yakınma; yani CHP ve CHP yönetimine dönük eleştiriler. Bir gazetecilik mesafesini koruyarak benim verdiğim nezaket cevapları var. O cevapların da kalıpları var: "Desteğiniz için teşekkür ederiz", "Soru desteğiniz için teşekkür ederiz" gibi kalıp yanıtlar var.</p>

<p>Çünkü beni ararlar; Diyarbakır'dan Müslim Amca bakkaldır, Giresun'dan Muammer Bey, Ovacık'tan Hatice Hanım, Muğla'dan Muhammet Bey'di galiba, Cuma vardır... Bu telefonlar böyle sürekli beni arayan, hemen programdan hemen sonra arayan insanlar var. Bu da telefon... Zaten mesaj tarihlerine bakarsak, saatlerine; arada 3 saatlik bir zaman farkı var. Belli ki yurt dışında zaten.</p>

<p>Peki soruyu nasıl göndermiş? Madem bu mesajlar talimat; bu mesajlarda soru yok. Soruyu nereden göndermiş? Ancak mesaj yoluyla olabilir yurt dışında olduğuna göre. O mesajlar nerede? Yok. Peki bu mesajlarda soru var mı? Yine yok. "Desteğiniz için teşekkür ederiz" demişim. O herkese söylediğimiz bir nezaket cevabıdır, bundan ibarettir.</p>

<p></p>

<p>İkincisi para meselesi. Ben Sayın Hüseyin Gün'ü yanlış hatırladık kanaatindeyim. Annesi Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Bizim ön muhasebe yapan benim sekreterim Lale Hanım'ı (ki tanık olarak önerdim) Lale Hanım alır ya muhasebeye verir ya da doğrudan muhasebeye yatırılır. Öteki, burada ilan ettiğimiz gibi bizim hesaplarımıza yatırılır zaten.</p>

<p>Zannediyorum, çünkü Hüseyin Bey zaman zaman "Siz anne yadigarısınız" telefonda vesairede ya da mesajlarda "Anne yadigarısınız" dedi. Çünkü gerçekten Seher Hanım’ı çok sevdiği görülüyordu ve anlaşılıyordu ve benim gözlemlerimde gördüğüm kısa süreler içinde de bir anne-evlat ilişkisi vardı aralarında. Saygılı bir ilişki. Hüseyin Bey'i de ben görgülü, bilgili, saygılı bir iş insanı olarak tanıdım. Ne iş yaptığını da tam bilmiyorum. Yani ben Hüseyin Bey’i esas olarak bu dava sırasında ve dünkü ifadelerden tanıdım; verdiği kadarıyla. Tam tanımıyorum.</p>

<p>Dolayısıyla bir de burada bir şoför, Seher Hanım'ın şoförü galiba; adı Berkay'dı, Berkay Yavuz muydu neydi... Güya bana 10 bin Euro getirmiş ya da 10 bin Dolar. Yalan söylüyor! Ve bana doğrudan vermiş. Kimse bana doğrudan para veremez. Önce 15 bin diyor o tarihte... Söyleyelim tarihini...</p>

<p>19 Nisan'da çekmiş, 20'sinde de vermiş. Şimdi benim yazışmalarım var bakın. Ben Hüseyin Bey'e telefon açıyorum, diyorum ki evde mesajlaşıyoruz "20 Nisan saat 14.00'te görüşmek üzere". Şimdi "Merhaba Hüseyin Bey, 20 Nisan 14.30 benim için uygun. Bir taziye ziyaretine gelmek istiyorum" diyorum. 125. sayfa... 125. sayfa. Yurt dışından gelmiş. "Merhaba Hüseyin Bey hoş geldiniz", "Çok teşekkür ederim". "20 Nisan 14.30-17.00 arası sizin için de uygun bir saat diliminde gelmek istiyorum" diyorum. O da diyor ki "Evde bekliyorum sizi, iyi haftalar diliyorum" demiş. "20 Nisan uygundur" demişim ve gelmişim. Güya bu arkadaş bana 19 Nisan'da, Hüseyin Bey kendisine talimat vermiş o da gitmiş bankadan para çekmiş, bana zarf içinde 10 bin dolar getirmiş ve elden vermiş. 15 bin ayrı ayrı, biri 5 bin biri 10 bin. Sonra 5 binin banka dekontu bulunamadığı için savcılık hemen değiştiriyor. Bana sorularda 15 bin dediler, "Hayır" dedim polis sorusunda "Böyle bir para yok", "Böyle bir para gelmedi bana". Savcılıkta hayır dedim, sorgu hâkimliğinde hayır dedim. Sonra iddianamede 10 bin dolara indiriyorlar. Ama Berkay Yağızcı mıydı adı? Berkay Yağcı. Berkay Yağcı 15 bin diyor, 5 bin ve 10 bin olarak getirdim diyor. Bir kere kendi içinde tutarsız ve yalan söylüyor. Muhtemelen ya polis tarafından ya savcılık tarafından yönlendirildiğini değerlendiriyorum.</p>

<p>Her neyse durum şu: 20'sinde görüşeceksek eğer biz Hüseyin Bey'le ki görüştük evine ziyarete gittim, 19'unda şoför günü niye gelmez? Zaten baz örtüşmesi falan da bulunmuş değil. 20'sinde televizyona gelmiş bana vermiş. Yalan söylüyor. Diğer ise tutun ki Hüseyin Bey de annesi gibi yardım etti ufak tefek dediğim gibi bunlar bin, iki bin, üç bin gibi şeyler destekler. Tele1'in aylık gideri ayda 10 milyon liraydı Türk parasıyla. Yarıdan fazlası personel gideri ödemeleriydi, burada vergi ve SGK'yı dahi söylemiyorum. Diğeri de işletme gideri. Bin lira, iki bin, üç bin doların, liranın bu havuz içinde hiçbir önemi ve değeri yok.</p>

<p>Kaldı ki tek başına bir an için düşünün ki gönderdi. Tek başına bu casusluk kanıtı olabilir mi? Kaldı ki bizim finansman modelimiz halkçı, toplumcu bir finansman modeli. Bu iki şeye yol açar. Hem iktidarlardan ve siyasi güç odaklarından -muhalefet partileri dâhildir- hem de piyasadan bizi bağımsızlaştırır. Çünkü medya çok pahalı bir iş. Eğer iktidarın ya da piyasanın desteğine sahip değilseniz sürdürmek mümkün değil. Çok pahalı bir iş. Çok az medya şirketi kâr eder çok başarılı ama Tele1 başarılıydı biz gelir gider dengesini biz kurmuştuk. Bu yüzden önemliydi. Çökertemediler bizi ya güçleri yetmedi. RTÜK cezalarıyla bunu yapamadılar. Biraz önce adli sicil kaydını döktüm orada bunu yapamadılar geri adım atmadılar. En sonunda el koymaya kalktılar.</p>

<p>Dolayısıyla bizim finansman modelinde izleyicilerin desteği var. Maliye incelemelerinin tamamında bunu kabul ettiler. Çünkü bunlar muhasebeleştirildi vergisi ödendi. Dediğim gibi firmalar işte görürsünüz televizyonlarda hava durumunu bilmem ne firması sunuyor sundu diye çıkar. Orada kişi de bunu yapabilir. Yasal bir engel yok firma olması şart değil. Dolayısıyla biz bunu izleyici sponsorluğu diye bir kuruma dönüştürdük. Biz demokratik ve şeffaf bir finansman modeline sahibiz. Tele1'in farkı ve önemi buradaydı. Diğer iddia da bu. Diğer iddia da bu yani para meselesi.</p>

<p>Gelelim, onunla bitiriyorum. Başka kanıt bulamamışlar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı casusluk örgütünün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey'i korumaya çalışıyorlar. Şimdi Kemal Bey'le uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz hatta bir dostluğumuz olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi gelelim nasıl yapmışız bunu? Kemal Bey'i sıkıştırmışız sorularımızla yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ama Ekrem İmamoğlu lehine algı yaratmışız. Niye? Ne demişiz?</p>

<p>Ya bir değişim tartışması var o dönemde CHP'de bir değişim tartışması var. 14 ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bitmiş Kemal Kılıçdaroğlu kaybetmiş ve 29 Mayıs'tan itibaren bir değişim tartışması başlamış. Oraya geleceğim bununla bitireceğim çok çarpıcı çünkü. Biz de 22 Haziran'da Sayın Kılıçdaroğlu ile Ankara'da bir program yapıyoruz. İki arkadaşımız Zeynel Lüle ve Evren Özalkuş ile birlikte Ankara CHP Genel Merkezi'nde canlı yayına konuk olarak aldık. Burada sorduğumuz bütün sorular o dönemde kamuoyunun merak ettiği, gündemde olan sorular. Şimdi savcılığın çok acayip bir şekilde bu aşkı hakikaten çok merak konusu.</p>

<p>Ben daha uzun tam metinden size okuyacağım bunu. Şimdi soru ve yanıtlar burada, tam çözümü var. Benim ifademde de tam çözümü var. Savcılık burada hangi suçu bulduğunu belirtememiş. Başlangıçta şunu söylüyorum, şimdi açılış konuşmasından başlayacağım çünkü öyle başlamışız, niye yapmışız bu programı? Çünkü diğer kanıtı bu benim hakkımda. 22 Haziran 2023 başlıyoruz demişiz. Evet, hoş geldiniz vesaire. Şimdi kamuoyunda başlangıçta bir beklenti vardı, bu beklenti toplumda da var. Çok üst düzeyde yükseldi bu beklenti kazanacağınız yolunda. Kılıçdaroğlu diyor ki, evet bizde de vardı kazanacağımızı zannediyorduk.</p>

<p>Ben devam ediyorum, evet Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezinde yer aldığı Millet İttifakı ya da biraz daha geniş bir ifadeyle demokratik ittifak bloğunun, demokratik ittifakın kazanacağına dair çok yüksek bir inanç vardı fakat sonunda başka bir tabloyla karşılaştık ve hemen ardından aslında deyim yerindeyse tırnak içinde söylüyorum kirli bir kampanyaya tanıklık ettik. Yani yalan, iftira ve devlet baskısı ve kara propaganda, montaj videolar... Hatırlıyorsunuz Kemal Kılıçdaroğlu'nu Kandil'deymiş gibi gösteren videolar yayınladılar. Kastettiğim o, Sayın Tayyip Erdoğan da evet montaj montaj dedi, montaj olsun olmasın dedi ve kabul etti montaj olduğunu. Montaj videolar dönemine tanık olduk.</p>

<p>Bu işe ilk gençlik yıllarından itibaren, çocuk yaşta denecek bir dönemde biz siyasetle ilgilenmeye başladık, kendimden söz ediyorum. Birçok seçim gördüm onu anlatmak için ama bu kadar kirli bir seçim dönemine tanıklık etmedim. Deyim yerindeyse benim değerlendirmem seçimi çaldılar. Şimdi bu tartışılmıyor ama antidemokratik ve adil olmayan koşullarda seçim yapıldı bu da tartışılmıyor. İftira ve kara propaganda bu da tartışılmıyor. Halka karşı suç işlendi bu da tartışılmıyor. Demokrasiye karşı suç işlendi bu da tartışılmıyor. Doğrusunu isterseniz Cumhuriyet Halk Partisi ve siz de bunun peşine düşmediniz.</p>

<p>Şimdi kişilere sıkıştırılmış bir tartışma söz konusu yani Kılıçdaroğlu gitsin başkası gelsin. Daha o zaman Özgür Özel'in de adı yok. Siz bu tartışmaya ister istemez katıldınız ve bir değişim tartışması patladı. Değişim ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin değişimi yani ideolojik, politik ve örgütsel bir yenilenmeden çok bir genel başkan değişimi üzerinde odaklanan bir tartışma var. Programın konusu bu Sayın Yargıç. Ben bu tartışmayı tanıyorum, böyle bir tartışma var ve bu tartışma kişilere odaklanmıştır, bu yanlıştır diye başlıyorum bir kere programa ve sözü de moderatörlüğü de ben yapıyorum söz de bende.</p>

<p>Yanlış bir tartışma gidiyor, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ideolojik, politik, örgütsel bir yenilenme değil genel başkan değişimi tartışması var, bu yanlış. Yine programın devamında göreceksiniz, %48 oy her şeye rağmen çok başarılı bir oran bu orana sahip çıkmadınız, siz de sahip çıkmadınız diyorum Kılıçdaroğlu'na. Yani tam tersine bu program Kılıçdaroğlu'na destek verildiği söylenebilecek bir program ve bir değişimden yana olduğumu söylüyorum ama bu değişimin bir ideolojik olgunun, bir siyasal derinliğinin, bir felsefi arka planının olması gerektiğini, bir programatik yenilenme olmadan kişilere bağlı bir değişimin olamayacağını söylüyorum.</p>

<p>Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok. Hangi suçu bulmuş bu da değil. Burada Kemal Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırdı, biz yandaş mıyız dedi. Evet, burada Kemal Kılıçdaroğlu'nu övmedik ama örtük bir şekilde niye desteklemedin, niye sahip çıkmadınız %48 oya diye eleştiriyorum. Programın tamamına bakıldığında ben burada örnekler verebilirim ama uzatmayacağım uzadı çünkü tamamı görülecektir. Örneğin 150. sayfada açıkça seyirciden ve toplumdan gelen sorular için teşekkür ettiğim bir bölüm var onu da okuyacağım.</p>

<p>Şimdi diyorum ki, peki Zeynel Bey'in sorusunu şöyle tamamlayalım, Zeynel Lüle orada bir soru sormuş benden önce diye devam ediyorum, Evren Hanım'la devam edeceğiz diyorum. Bana gelen mesajlarda da seyircilerimiz çok sayıda soru soruyor. Siz geçen seçimlerde hem 14 hem 28 Mayıs seçimlerinde sandıkları koruma hazırlığı yaptığınızı söylemiştiniz ama sandıkları korumadınız, seyircilerimizden bu yönde sorular geliyor diye gelen soruların ne olduğunu da programda söylüyorum. Oyları koruyacağınızı söylediniz ama oyların yeterince korunmadığına ilişkin yaygın bir kanaat var. Siz yeterince oyları korudunuz mu, seyircilerimiz bunu soruyor diyorum. Seyircilerden gelen soru bu, başkaca soru yok gelen soruyu da ilan ediyorum. Şimdi sıkı durun başka bir şey söyleyeceğim burada.</p>

<p>23 Haziran'da yaptığımız programda Ekrem Bey'le bu arada yok yani arkasından konuşuyor gibi olacak ama Ekrem Bey'i çok sert bir şekilde eleştiriyorum. Çok sert bir şekilde. Şimdi savcılığın gerçeği gizlediği burada çok açık. Bakın 29 Mayıs programını almamış. 29 Mayıs programında sert bir şekilde eleştiriyorum. 7 Haziran programının dökümünü almamış. 19 Haziran programını almamış. 20 Haziran'ı almamış. İki gün önce yapmışız Kılıçdaroğlu programından ve 23 Haziran Kılıçdaroğlu programından bir gün sonraki programı almamışlar. İki tane örnek vereceğim. Biz bunları sunduk mu? Sunduk peki. İki tane örnek vereceğim. Bir tanesi 4x4 diye nitelendirdiğimiz bunu da Evren Hanım koydu 4x4 adını. 4 soru 4 yanıt. Emre Kongar olmadığı zaman 4 soru 4 yanıt programını yapıyorum. Aynı saatler saat 20-21 arası 4 soruyu yanıtlıyorum.</p>

<p>Bir yerde diyorum ki bakın ben lehinde ya da 29 Mayıs, lehinde ya da aleyhinde bir değerlendirme yapmıyorum. Serinkanlı bir analiz yapmaya çalışıyorum ki bilimsel yaklaşım diyelim. Şimdi bir tartışmayı şöyle yürüteyim. Değişim talebinin Türkiye'de neyin değişeceğini, değiştireceğini ortaya atarak bu tezlerle birlikte sürdürmek gerektiği kanaatindeyim. Örneğin bir seçim tartışması yapmak lazım. Bu seçim tartışması yapılmıyor diyorum ve daha da önemlisi ikinci paragrafta değişimin nasıl olması gerektiğini anlatıyorum. Diğer taraftan diyor ki Kılıçdaroğlu'nun başarısızlığının faturası Kılıçdaroğlu'na çıkarılmalı mıdır? Şimdi Kılıçdaroğlu'nun olmadığı bir program. Ben bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum diyor. Eee savcılık niye bunu görmüyor? Çünkü o seçim yenilgisinin bütün faturası bir kişiye çıkartılamaz, bilimsel olarak bu doğru değil. Ben gazeteciliğimin yanı sıra toplumbilimciyim, sosyoloji ve siyaset bilimi doktorası yapmış birisi olarak böyle bir değerlendirmeye itiraz ediyorum zaten. Bunu büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bunu yanlış buluyorum ayrıca. Başka türlü de bakılabilir. 1977'de yüzde 42 oy alınmış, şimdi yüzde 48 oy var. E bu bir başarı diye de yorumlanabilir diyorum. Yani erken başlamış bir değişim tartışmasına savcılığın zannettiğinin aksine ben itiraz ediyorum. E ben şimdi Kılıçdaroğlucu mu oldum? Hayır. Kılıçdaroğlu'nun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Başka bir şey daha söylüyorum, onu daha sonra.</p>

<p>Şimdi 7 Haziran seçimlerinde bir İmamoğlu şey programında, 7 Haziran 2023, 18. dakika programı. Hocam yani Emre Kongar'a hitaben söylüyorum. Şimdi bu CHP'deki değişime gelelim. Ekrem İmamoğlu erken bir genel başkanlık yarışını başlatmış görünüyor. Henüz daha Özgür Özel adı yok. Adaylıkta bir adı geçiyor ama kimin aday olacağı belli değil. Herkes Sayın İmamoğlu'nun aday olabileceğini değerlendiriyoruz. Değişim şart dedi ve ben bu değişime talibim dedi. Şimdi değişime karşı çıkan kimsenin olduğunu zannetmiyorum, genel olarak bir değişim kabul ediliyor. Bu konuda biz bir şey anlatıyoruz günlerdir. Değişimin yönünü ve kapsamını tartışmadan sadece değişim şart deyip ben de buna talibim dediğiniz zaman ben daha yakışıklıyım, daha gencim derseniz. Bunlardan ikisi de tartışmalıdır ayrıca. Kim genç kim yakışıklı orası da çok belli olmaz onu da belirteyim. Yani ben Ekrem İmamoğlu ya da bir başkasının Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki değişim talebini dile getirmesini, ifade etmesini ve savunmasını yanlış bulmuyorum. Onu belirteyim. Ne söylüyorsunuz günlerdir? Ben bu partinin daha sağa çekilerek çekilmek için bir operasyon yürütüldüğü kanaatindeyim. Örneğin sadece kişilerin değiştirilmesi üzerinden bir tartışma yapılamaz. Dün de söyledim CHP tarihinde hiç olmadığı kadar, tarihin hiç olmadığı kadar sağa savruldu CHP. Kendi köklerinden, üzerinde yükseldiği toplumsal tabandan, onların taleplerinden, duyarlılıklarından uzaklaştı Kılıçdaroğlu yönetimine göre eleştirim. Ve devam ediyorum, devam lütfen lütfen. Daha yakışıklıyım daha gencim derseniz benim genel başkan olmam gerekir diyorum. Evren Hanım da eyvah eyvah diye müdahale etmiş, doğru demiş.</p>

<p>Şimdi 19 Haziran programında da aynı şeyi söylüyorum. 20 Haziran'da da yine Ekrem İmamoğlu eleştirisi var. Ya bir gün sonra değişim tartışması başlatılmaz 29 Mayıs'ta diye bir eleştiri var. Ve Kılıçdaroğlu'yla programdan bir gün sonra, oradan da bir bölümle bitireceğim. 23 Haziran yani bir gün sonra Ankara'dan gelmişiz ve bir gün sonra yaptığımız programda diyorum ki; ha onu burada demişim. Bu değişim tartışmasını kişilere ve liderlere indirgeyemeyiz. Kimse indirgeyemez. Kişilere sıkıştırılmış bir değişim tartışması olmaz. Ne diyebilirsiniz en fazla kişilere sıkıştırdığınız zaman? Ben daha yakışıklıyım, daha gencim, daha iyi hatibim, daha çok koşturuyorum. Çok tartışmalı bir şey çok tartışmalı kimin daha yakışıklı, daha genç olduğu. Benim genel başkan olmam lazım diyorum. Eyvah eyvah demiş Evren Hanım. Şaka yapıyorum demişim. Böyle bir tartışma olmaz diye saçmalığını anlatmak için söylüyorum zaten. Yani işin saçmalığını komikliğini anlatmaya çalışıyorum. Ekrem İmamoğlu 81 il başkanı açıklaması diye devam ediyor. Buyurun bu kanıtları da sunmuş olalım. Dün akşam bizim programda çok açık bir şekilde de Sayın Kılıçdaroğlu'nun tutumunu ifade etmesiyle birlikte biraz geri çekilme ihtiyacı da duyuluyor diye devam ediyor. Yani şimdi Kılıçdaroğlu lehine mi ben konuşmuşum? Dolayısıyla bu bizim ancak bağımsız bir medya kuruluşu olduğumuzu gösterir. Peki savcılık ne yapmış?</p>

<p>20-30 sayfa bant çözümünü yayınlamış nasıl işse casusluk belgesidir. Hadi oradan ya! Böyle bir casusluk iddianamesi olabilir mi? Sonuç olarak ortada siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. MASAK raporu çıkmış, bende bir şey bulamadıkları için yakınlarımıza gitmişler. Hiçbir şey bulamamışlar ve MASAK raporundaki gerçeği eğip bükmüşler ve gizlemeye çalışmışlar. Bunların tamamı bir kötü niyet işareti. Ben burada sonlandırıyorum, sabrınız için teşekkür ederim.</p>

<p><strong>Hakim:</strong> Soruşturma aşamasında ben çok kez ifadelerde genel olarak bu minvalde, kabul etmediğiniz bir husus var mı bu ifadelerde?</p>

<p><strong>Merdan Yanardağ:</strong> Soruşturma aşamasında verdiğim ifadelerin tamamı doğrudur. Orada sadece bir şeye değineceğim. Savcılık orada da yine bir çarpıtma yaptı. Savcılık ifadesinde ben 'Hayır, Hüseyin Bey'den bir para almadım' dediğim zaman 'Peki bu çelişkiyi nasıl gidereceğiz?' dedi. Bu arada Hüseyin Bey'in ifadesinden habersiz bir şekilde verdiğim ifadelerim Emniyet'te ve sorgu hakimliğinde hazır gibi birbirini tamamlıyor. Bu arada zaten bugün öğrendiğime göre Hüseyin Bey de Emniyet'e getirilmiş, aynı anda Emniyet'teyiz ama haberimiz yok.</p>

<p>'Peki bu çelişki nasıl?' dedi. Dedim 'Yorumlamak gerekirse ya o yanlış hatırlıyor ya ben yanlış hatırlıyorum.' Onu tutanağa geçirirken 'Hüseyin Bey'in aldığı parayı dolaylı itiraf olarak yerleştirmişler.' Yalan söylüyor savcı. Poliste 'Hayır' dedim, savcılık soruşturmasının aynı paragrafının başında 'Hayır' diyorum, sorgu hakimliğinde 'Hayır' diyorum, burada da 'Hayır' diyorum</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/merdan-yanardagin-durusmasi-yarin-iste-savunmasinin-tamami</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/10/merdan-yanardag7.jpg" type="image/jpeg" length="40607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon skandalında SPK'nin Başsavcılığa yazısı ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/fon-skandalinda-spknin-bassavciliga-yazisi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/fon-skandalinda-spknin-bassavciliga-yazisi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SPK'nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında şirketler ve fonlar üzerindeki adli tedbirlerin yeniden değerlendirilmesine ilişkin yazı gönderdiği öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fon skandalına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında şirketler ve fonlar üzerindeki adli tedbirlerin yeniden değerlendirilmesine ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Başsavcılığa gönderdiği yazı ortaya çıktı.</p>

<p>SPK Başkanı Mahmut Sütcü imzalı yazıda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma kapsamında piyasa dolandırıcılığı yapıldığı ve bu yolla suç geliri elde edildiğine yönelik kuvvetli suç şüphesi bulunduğu yönündeki tespitlerine yer verildi.</p>

<p>Yazıda ayrıca, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Karar Organının 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla 131 fonun Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) alım ve satım işlemlerine kapatıldığı hatırlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TÜZEL KİŞİLER VE FONLAR AÇISINDAN YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN</strong><br />
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Başsavcılığa yaptığı bildirimde soruşturmadaki suç şüphesine yönelik tespitlere itiraz etmezken, 26 Eylül tarihli müzekkerede “sorumlu tüzel kişiler” ve “sorumlu fonlar” listelerinde yer alan şirketler ve fonlar yönünden tedbirlerin yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağını bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/fon-skandalinda-spknin-bassavciliga-yazisi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/01/borsa-7.jpg" type="image/jpeg" length="46226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyasette "isim benzerliği" mesaisi: AYM Özel’in partisini görüşecek]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/siyasette-isim-benzerligi-mesaisi-aym-ozelin-partisini-gorusecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/siyasette-isim-benzerligi-mesaisi-aym-ozelin-partisini-gorusecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti'nin ismi, Yenilik Partisi'nin şikayeti üzerine yarın Anayasa Mahkemesi tarafından Siyasi Partiler Kanunu kapsamında görüşülecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'den ayrılan <strong>Özgür Özel ve çalışma arkadaşlarının kurduğu Yeni Parti</strong>, henüz kuruluş aşamasını tamamlamışken Yüksek Mahkeme'nin gündemine oturdu. Anayasa Mahkemesi (AYM), <strong>Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi’nin yaptığı itiraz başvurusu</strong> üzerine yarın toplanarak partinin adını Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılık yönünden ele alacak.</p>

<p>İki parti arasındaki isim krizinde adli süreç Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden yürüdü. Yenilik Partisi’nin itirazını değerlendiren <strong>Başsavcılık, Özel liderliğindeki yapıya isim değişikliği yapması için 18 Eylül’e kadar süre tanımıştı</strong>. Verilen sürenin dolmasıyla birlikte dosya doğrudan Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi. AYM’nin yarınki kritik oturumun ardından öncelikle <strong>Yeni Parti’den yazılı savunma istemesi</strong> bekleniyor. Yüksek Mahkeme Yenilik Partisi’nin itirazını haklı bulursa, <strong>"Yeni Parti" adının hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden silinmesine</strong> hükmedecek.</p>

<p><strong>AYM KARARINA KADAR "TABELA DEĞİŞMEYECEK" KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özgür Özel ve parti kurucuları, <strong>Anayasa Mahkemesi nihai bir karar verene kadar mevcut ismi aynen muhafaza etme kararı</strong> alırken, partili hukukçular adli itirazların haksız olduğunu savunuyor. Siyasi partiler sicilinde benzer isimlerin halihazırda faaliyet yürüttüğünü belirten kurmaylar, mevzuattaki emsallere dikkat çekiyor.</p>

<p>Yeni Parti cephesi, <strong>Sağ Parti, Merkez Sağ Parti ve Sağduyu Partisi</strong> örneklerini hatırlatırken; sicil kayıtlarında içinde <strong>"Cumhuriyet"</strong> kelimesi geçen Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Partisi, Cumhuriyet Emek Partisi ile Cumhuriyet ve Adalet Partisi’nin yan yana var olduğunu vurguluyor. Benzer şekilde <strong>Sol Parti, Cumhuriyetçi Sol Parti ve Yeşil Sol Parti</strong>’nin de aynı dönemde hukuki varlığını sürdürdüğünü kaydeden yetkililer, isim benzerliği iddiasının kanuni bir engel oluşturmadığını dile getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/siyasette-isim-benzerligi-mesaisi-aym-ozelin-partisini-gorusecek</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/yeni-ve-yenilik.png" type="image/jpeg" length="12803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’da pompalı alarmı: 7'nci sınıf öğrencisi okula silahla geldi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/vanda-pompali-alarmi-7nci-sinif-ogrencisi-okula-silahla-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/vanda-pompali-alarmi-7nci-sinif-ogrencisi-okula-silahla-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Tuşba'da 7'nci sınıf öğrencisi bir kız çocuğu okula pompalı tüfekle geldi. Çevredeki vatandaşların müdahalesiyle muhtemel bir felaketin önüne geçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van’ın Tuşba ilçesine bağlı İstasyon Mahallesi’nde bulunan <strong>Polatoğlu İlkokulu ve Ortaokulu’nda sabah saatlerinde büyük bir panik</strong> yaşandı. Okul binasına gelen <strong>7’nci sınıf öğrencisi bir kız çocuğunun elinde pompalı tüfek olduğunu gören</strong> çevredeki vatandaşlar derhal harekete geçti.</p>

<p>Çocuğun elindeki tüfeğe müdahale eden vatandaşlar, <strong>silahı güvenli bir şekilde elinden alarak</strong> durumu vakit kaybetmeksizin emniyet güçlerine bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VELİLER OKUL KAPISINA AKIN ETTİ</strong></p>

<p>İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Adrese ulaşan emniyet mensupları <strong>pompalı tüfeği teslim alırken</strong>, okul binası ve çevresinde güvenlik çemberi oluşturuldu. Olayın kısa sürede mahallede duyulması üzerine endişelenen <strong>çok sayıda veli okula akın ederek</strong> çocuklarının durumuna ilişkin yetkililerden bilgi almaya çalıştı.</p>

<p>Yerel kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, şans eseri <strong>herhangi bir yaralanma veya can kaybının yaşanmadığı</strong> olayda; polis ekipleri 13 yaşlarındaki bir çocuğun ateşli silaha nasıl ulaştığını ve tüfeği okula kadar nasıl getirebildiğini çok yönlü olarak incelemeye aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/vanda-pompali-alarmi-7nci-sinif-ogrencisi-okula-silahla-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/van-okul-silah.webp" type="image/jpeg" length="97458"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sedat Peker Türkiye'ye dönüyor mu? MHP'den kritik açıklama]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ismail-ozdemirden-sedat-peker-aciklamasi-allah-izin-verirse-yakinda-kendisi-ve-ailesi-de-vatanimiza-kavusacaktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ismail-ozdemirden-sedat-peker-aciklamasi-allah-izin-verirse-yakinda-kendisi-ve-ailesi-de-vatanimiza-kavusacaktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Sedat Peker için 'Sayın Genel Başkanımızın her defasında 'Ülküdaşımızdır' dediği, değerli bir dava ve gönül adamıdır. Allah izin verirse yakında kendisi ve ailesi de vatanımıza kavuşacaktır' açıklamasını yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, sosyal medyada bir vatandaşın, '<span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Benim yürekten en büyük dileğim, Sayın Reis Sedat Peker Ağabeyimizin vatanına kavuşması, hasretinin sona ermesi. </span><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">İnşallah barışın, kardeşliğin ve huzurun güçlendiği bu günlerde Reisimizin de memleketine dönüş yolu açılır. Rabbim bu hasreti bitirsin' iletisini alıntılayarak, şu açıklamada bulundu:</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">'Sayın Genel Başkanımızın her defasında 'Ülküdaşımızdır' dediği, değerli bir dava ve gönül adamıdır. Allah izin verirse yakında kendisi ve ailesi de vatanımıza kavuşacaktır.'</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Ankara</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ismail-ozdemirden-sedat-peker-aciklamasi-allah-izin-verirse-yakinda-kendisi-ve-ailesi-de-vatanimiza-kavusacaktir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2025/08/sedat-peker-5.jpg" type="image/jpeg" length="77945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon soruşturmasında flaş gelişme! Bakan yardımcısının damadı hakkında yakalama kararı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/fon-sorusturmasinda-flas-gelisme-bakan-yardimcisinin-damadi-hakkinda-yakalama-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/fon-sorusturmasinda-flas-gelisme-bakan-yardimcisinin-damadi-hakkinda-yakalama-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Destek Faktoring ile Özata Denizcilik’in yönetiminde görev alan 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Özata Denizcilik kapsamında 2 şüpheli gözaltına alınırken, 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Aranan isimler arasında, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı ve eski BDDK Kurul Üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı da bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fon soruşturması kapsamında yürütülen incelemede yeni bir gelişme yaşandı. Destek Faktoring ile Özata Denizcilik’in yönetiminde görevli 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Özata Denizcilik kapsamında 2 şüpheli gözaltına alınırken, 3 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.</p>

<p>Aranan isimler arasında, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı ve eski BDDK Kurul Üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı da yer alıyor.</p>

<p>Destek Faktoring tarafında ise Destek Yatırım Bankası Genel Müdürü Özgür Akayoğlu ile Kerim Tosun, Nuray Elmastaş ve Azize Binnur Tosun gözaltına alındı.</p>

<p>Orhan Aksüt’ün ise yakalanması için çalışmalar devam ediyor.</p>

<p><strong>Gözaltına alınanlar:</strong><br />
1)Altuğ KANTARCI - Özata Denizcilik Sanayi Ticaret A.Ş.</p>

<p>2) Özgür AKAYOĞLU- Destek Finans Factoring</p>

<p>3) Kerim TOSUN - Destek Finans Factoring</p>

<p>4) Nuray ELMASTAŞ - Destek Finans Factoring</p>

<p>5) Azize Binnur TOSUN - Destek Finans Factoring</p>

<p>6) Ali ÇİL</p>

<p>7) Tuğba Hicran ATASEVEN</p>

<p>8) Duygu SOMAY ATASEVEN</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Firari isimler:</strong><br />
1) İskender BALCI</p>

<p>2) Orhan AKSÜT</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/fon-sorusturmasinda-flas-gelisme-bakan-yardimcisinin-damadi-hakkinda-yakalama-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/ekran-goruntusu-2026-09-28-103535.png" type="image/jpeg" length="53319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yandaş Abdulkadir Selvi "Sürpriz tutuklamalar ve siyasi tasfiyeler yolda" dedi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/yandas-abdulkadir-selvi-surpriz-tutuklamalar-ve-siyasi-tasfiyeler-yolda-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/yandas-abdulkadir-selvi-surpriz-tutuklamalar-ve-siyasi-tasfiyeler-yolda-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, AKP kulislerinde fon krizine dair büyük infial yaşandığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın radikal tasfiyeler yapabileceğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sermaye piyasalarını sarsan dev fon skandalı derinleşirken, iktidara yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı <strong>Abdulkadir Selvi</strong>, iktidar partisinin kapalı kapılar ardındaki atmosferini köşesine taşıdı. Sürecin başından bu yana AKP milletvekilleriyle görüştüğünü belirten Selvi, parti içinde <strong>büyük bir "infial" yaşandığını</strong> ve vekillerin usulsüzlüğe bulaşan herkesten yargı önünde hesap sorulmasını talep ettiğini aktardı.</p>

<p>Soruşturmada henüz yüzeyin tarandığını ve dipteki ilişki ağlarına inilmediğini savunan Selvi, ilerleyen safhalarda <strong>sürpriz tutuklama dalgalarının ve siyasi faturanın</strong> kesilebileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"HERKES YER İÇER HESABI DİLBER ÖDER DURUMU OLMAMALI"</strong></p>

<p>Parti içindeki huzursuzluğun boyutuna değinen Selvi, fon krizindeki faturanın borsadan habersiz küçük yatırımcıya kesilemeyeceğini belirterek kulislerdeki havayı şu sözlerle kaleme aldı:</p>

<blockquote>
<p><strong>"Fon krizi patlak verdiği andan itibaren AK Parti milletvekilleriyle konuşuyorum. İnfial halindeler. Kim en ufak bir usulsüzlük yaptıysa hesabının sorulmasını istiyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tavrı ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bu konuda yaptığı açıklamalar umut verici. Fon krizinin faturası borsanın yolunu bile bilmeyen gariban vatandaşa ödetilmemeli. Kimler haksız kazanç elde ettiyse faturayı da onlar ödemeli. 'Herkes yer içer hesabı Dilber öder' durumu olmamalı. Bu millet İnci Taneleri dizindeki Dilber değil."</strong></p>
</blockquote>

<p>Geçmişteki banker ve batan bankalar krizlerinde faturanın vatandaşa çıktığını ancak bu kez yöntemin farklı olması gerektiğini vurgulayan Hürriyet yazarı, <strong>"Fon krizinin faturası da yüksek kazanç elde edenlerden tahsil edilmeli"</strong> çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>MECLİS'TE ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VE KELLE UÇURMA ÇIKIŞI</strong></p>

<p>Soruşturmanın siyasi ayağına ilişkin de kritik bir kulis bilgisini paylaşan Selvi, AKP grubunun yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte <strong>Meclis'e araştırma önergesi verebileceğini</strong> öne sürdü. İktidarın bu hamleyle hem muhalefetin önünü keseceğini hem de şeffaflık mesajı vereceğini belirten Selvi, yazısını şu çarpıcı öngörüyle noktaladı:</p>

<blockquote>
<p><strong>"Pandoranın kutusu yeni açıldı. Soruşturma derinleştikçe sürpriz tutuklamalara tanık olabiliriz. Çünkü henüz işin köpüğüyle uğraşılıyor. Derine inilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı kelleleri uçurabilir."</strong></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/yandas-abdulkadir-selvi-surpriz-tutuklamalar-ve-siyasi-tasfiyeler-yolda-dedi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/erdogan-selvi.png" type="image/jpeg" length="15270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekonomist Özgür Demirtaş "Türkiye hakkında son tweetim" diyerek fon mağdurlarına seslendi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ekonomist-ozgur-demirtas-turkiye-hakkinda-son-tweetim-diyerek-fon-magdurlarina-seslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ekonomist-ozgur-demirtas-turkiye-hakkinda-son-tweetim-diyerek-fon-magdurlarina-seslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin konuştuğu "fon soruşturmasına" değinen Prof. Dr. Özgür Demirtaş, "Devlet yetkililerinin bu işin dibine ineceğine inanmak istiyorum" demişti. Demirtaş son açıklamasında da fon mağdurlarının açıklamalarını herkese yaymasını ve devletin neler yapması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturması devam ediyor. Son olarak Ekonomist Özgür Demirtaş "Türkiye hakkında son tweetim" diyerek devletin hangi yolları izlemesi gerektiğini açıkladı ve fon mağdurlarının yazdıklarının herkese ulaştırmasını istedi.</p>

<p><strong>Özgür Demirtaş açıklamasında şunları kaydetti:</strong></p>

<p>TÜRKİYE hakkında SON twitim:</p>

<p>Sevgili Fon Mağdurları ve Hisse Mağdurları, bu twiti tüm Türkiye'ye yayarsanız sevinirim.</p>

<p>Biliyorsunuz ben YILLAR önce Türkiye hakkında bir daha asla yazmama ve konuşmama kararı almıştım. Bu kararımdan dolayı bana kızanlar, küsenler çok olmuştu. Bu kararıma saygı duyanlarda oldu. Ama ben bu kararıma uydum.</p>

<p>Sonra tam da UZMANLIK alanımda (hem de yıllar önce ÇOK FAZLA uyardığım bir konuda), YÜZYILIN krizi patlak verdi.</p>

<p>O yüzden bir haftalığına bu konuşmama kararımı bozdum sizler için. Kararımda bir değişiklik yok aslında. O yüzden Paranız Kurtarmamızın yolunu çok detaylı bir şekilde yazarak JÜBİLEMİ yapacağım.</p>

<p>Vatandaşı olduğum ülkeme ve mağdurlara karşı görevimdir bu. Her satırını dikkatlice okuyun lütfen.</p>

<p>Önce bu satırları yazan kişinin yani benim hakkımda bir paragraflık bilgi vermek istiyorum. Bunun da nedeni FİNANSIN F'sinden anlamayan DOLANDIRICI Finansal Teröristlerin ben ve benim gibi alanının uzmanlarını yıllarca hakaret, finanse edilmiş saldırılarla sindirmeye çalışmasıdır. Bu operasyonları yapma sebepleri de sonunda ortaya çıktı: Ben ve benim gibi akademisyen, profesyonel, pratisyen veya uzmanların sizleri UYARMASINI engellemek. Uyarsak bile itibarımızı düşürmek.</p>

<p>Ben bir Finans Profesörüyüm. Lisans derecem Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği. Doktora Derecem ise Finansal Ekonomi. Doktoramı, Yardımcı Doçentliğimi, Doçentliğimi ve TENÜRÜMÜ Amerika Birleşik Devletlerinde elde ettim. 15 yıl orada okudum, yaşadım, çalıştım. Yani Profesörlüğümü BABAMIN veya DAYIMIN bir Üniversitede olması ile ya da adam akıllı akademik yayın yapamadan almadım (Babam Avukattır, Avukatlıktan önce de ÇOBANdı), Kendi Tırnaklarımla kazıyarak aldım. Finans altında 3 tane ANA ALAN vardır. Bunlardan biri Bankacılık (bu benim alanım değil), biri Corporate Finans (bu da benim alanım değil), biri de ASSET PRICING yani Varlık Fiyatlama Modelleri işte bu TAM benim alanım.</p>

<p>Yani Uzmanlığım Finansal Ekonomi, Alt alanım Finansal Varlık Fiyatlamaları. Bu alanda ULUSLARARASI prestijli dergilerde 45 üzerinde akademik yayınım var. Bunlardan bazıları A Seviye dediğimiz en üst düzey dergilerde ( Journal of Financial Economics, Management Science, Journal of Financial and Quantitative Analysis, Journal of Monetary Economics, Review of Finance gibi gibi).</p>

<p>Dolayısı ile TERA ve PUSULA gibi Ponziye karışmış fonların Ponzi ile şişirdikleri hisselerin ne zaman ne kadar ŞİŞİRİLDİĞİNİ hesap etmek benim için çok kolay gözü kapalı yapabileceğim bir olay. Aynı zamanda Kamuoyunun bilmediği şekilde Amerika Birleşik Devletlerinde fon yönetimi alanında Akademi dışı tecrübem var (Bu son cümlem de: Akademisyenler ne anlar bu işten diyecek KIVAMA gelenler içindi).</p>

<p>Yani az sonra yazacaklarım konusunda bilgiliyim ve tecrübeliyim !</p>

<p>Başlıyorum.</p>

<p>Bu yazıyı şöyle planlıyorum:</p>

<p>1)Önce bunu yapanların bu işi NASIL yaptıklarını anlatacağım.</p>

<p>2)Sonra bu işi yapanların hangilerinin ne kadar SUÇLU (Etik veya Cezai) olduğunu düşündüğümü yazacağım.</p>

<p>3)Sonra bu işlerden zarar gören Mağdurların NE KADAR ve NASIL mağdur olduklarını yazacağım.</p>

<p>4)Son olarak da Mağduriyet nasıl giderilir onu yazacağım.</p>

<p>BU İŞİ NASIL YAPTILAR? NASIL BAŞARDILAR?</p>

<p>1)Önce 2021 civarında bu fonları Tefasa kapalı olarak kurdular. TEFAS’a kapalı fon demek herkesin alım satım yapamadığı, herkesin bankadan para göndererek fona giremediği zaman demek. İşte bu zamanı REKLAMLAR olarak düşünebilirsiniz. TEFAS’a kapalı olsalar bile getirileri TEFAS web sitesinden görülebiliyordu. Bu aşamada inanılmaz getiriler elde ederek, küçük (hatta bazen de büyük) yatırımcıya gel gel diyorlardı. TEFAS’a kapalı oldukları dönemde getiriler şişirildikçe, web sitesinden bu inanılmaz getirileri gören Küçük yatırımcı gözlerine inanamadı. Aslında bu dönemde finansal okur yazarlığı olmayan kişiler bu getirilerden etkilenmişti.</p>

<p>2)Bu dönemde halka arz olan küçücük şirketlerin bir kısmını kendi ayrı şirketlerini alıyor ve fona devretmek üzere bekliyorlardı. Hiçbir likiditesi olmayan küçüçük hisse senetleri içeri giren 10 Milyon Dolar gibi küçücük paralar ile ŞİŞİRİLİYOR ve fon getirileri uçuyordu.</p>

<p>3)Sonra TEFAS’a açıldılar. Ilk başta bu getirileri yöneticilerin ZEKASI zannedenler fona para yatırmaya başladılar. Halbuki bu kişilerin ne EĞİTİMİ ne de ZEKASI Dünya çapındaki Hedge Fund yatırımcıları kadardı. Onların yanında SIFIRDI diyebilirim. Ama olayı her zamanki gibi MİLLİYETÇİLİKTEN vurdular. Maalesef Türk halkının en zayıf noktası vatansever olduğunu iddia eden herkese kanması. Dediler ki işte biz Dünyanın en zeki, en eğitimli, en çalışkan Hedge Fund sahiplerinden bile daha iyiyiz. İnananlar ilk paraları yatırdılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4)Olay daha yeni başlıyordu. Bu küçük yatırımcıların parasının yanında bu Dolandırıcıların çevresinden bazı insanlar da buraya para koydular. Onların küçük yatırımcılardan farkı bu olayın nasıl yapıldığını MUHTELEMEN bilmeleriydi. Ama sonunda küçük veya büyük yatırımcılar fonlar TEFAS’a açıldığında paralarını fona soktular.</p>

<p>5)Fon sahiplerinin şimdi yeni şirketler bulması gerekiyordu. Çünkü o getirileri gerçekten Ekonomi ve Finanstan anladıkları için değil, Warren Buffet gibi C. Munger gibi gerçekten bilanço okumayı bildikleri için değil, isimsiz İÇİ BOŞ şirketlerin patronları ile anlaşarak hisselerini şişirdikleri için elde ediyorlardı. Ama bu şişirme için sürekli ve ekstra paraya ihtiyaçları vardı. O parayı da oltaya takılan zavallı balıklar gibi fona para yatıranlardan aldılar (olayın nasıl yapıldığını bilerek yatıranlar da vardı elbette).<br />
<br />
6)Yeni şirketler bulundu, şirket sahipleri ile dışarıda anlaştılar. Olay çok basitti. Şirket sahibine biz senin şirketinin değerinin 100 TL olduğunu biliyoruz ama 15 katına çıkaracağız. Sen de ses etmeyeceksin ve elindeki hisseleri satmayacaksın dediler. Çünkü şirket patronu eğer ses çıkarsa olay ortaya çıkacak, sistem büyümeden çökecekti. Aynı şekilde 100 TL değeri olan şirketin patronu değer saçma sapan 1500 TL’ye çıktığında elindeki ÇOK FAZLA hisseyi satsa bu sefer fonun getirisi düşecekti. O yüzden patronun susması ve satmaması (En azından çok fazla satmaması) gerekiyordu.</p>

<p>7)Bu SUÇUN karşılığında Patronlara ya dışarıdan para verildi. Ya da çok cüzzi de olsa hisse satmalarına izin verildi. Ama 100 TL değerinde olan hisse 1500 TL olup 15 katına çıkınca sadece %1’lik hisse satan patron resmen şirketin %15 değeri kadar parayı sistem dışına çıkarıyordu.</p>

<p>8)Olay böyle devam etti. Daha fazla fon şirketi kurdular. Artık 1 Milyar Dolar geçilmişti. Daha fazla kurban sisteme giriyordu. Ama bu bir SAADET Zinciri idi. Bu bir PONZİYDİ…. Ponzinin devam etmesi için uyaranların olmaması gerekiyordu. Burada ayrı illegal olaylar başladı. Paralı troller (siyasi veya siyasi olmayan) devreye girdi. Para karşılığı bu konuda uyarma kapasitesi olanlar itibarsızlaştırıldı. Uyaranlar gözaltına alınma ile tehdit edildi. Hatta alındı. Bir çok iyi kalpli insana eziyet ettiler. Tehdit ettiler. Bana olan bunlar arasında az olanlardan olsa da çok üzücü idi.</p>

<p>9)Bu fonların sahipleri ayrıca SOSYOLOJİK Terörizm yolları da uyguladılar. Örneğin Emre Tezmen twitter hesabından sürekli YERLİ ve MİLLİ vurgusu yapıyor. Bir çok bu konuda hassas vatandaşı kandırıyordu. Televizyonlar, yayınlar ve videolar yolu ile nasıl tüm Dünyayı geçeceklerini anlatıyordu. Bunlara Türkün gücü dese de bu aslında bir dolandırıcının olayı süslemesi idi.</p>

<p>10)Bu arada gerçekten bu vatanı seven siyasi görüşünden bağımsız gerçek Milli insanlar atak altındaydı. "Eğitim 5 para etmez", "Borsa başka bir şeydir", "Herkes bilemez" şeklinde söylemler ile vasatlık pompalandı.</p>

<p>11)Sosyal medyada bu şirketlerin ödeme yaptığı (belki de komisyon) twitter hesapları her gün bu fonların AKIL ALMAZ getirilerini paylaşıyor. Uyarmaya çalışan herkes Piyasayı bozucu hareketten suçlanıyordu.</p>

<p>12) Olay o kadar büyüdü ki 10 Milyar dolar üzerine çıkan fonlar yüzünden UYDURUK şirketlerin değeri Türkiye’nin DEV Sanayi, Holding ve Bankalarından daha değerli hale geldi.</p>

<p>13)İşte burada olay koptu. Tam bu aşamada Finansal okur yazarlığı olan, bu işin ne olduğunu anlayıp bilen insanlar bile NEFİSLERİNE yenik düştüler ve fona girdiler. Çünkü bunlar buralara kadar gelebildilerse o zaman siyasi bağlantı vardır belki de izin veriliyordur dediler. Halbuki MİLYONLARCA kişinin MAĞDUR olması %100 olan bir hadisede siyasetin BİR KISMI bu işin içinde olsa da TÜMÜNÜN olması imkansızdı. Ama insanlar TÜMÜ diye düşünüp tamamen içeri girdiler.</p>

<p>14)Artık Miktarlar 20-25 Milyar Dolar civarına ulaşmıştı. VE AÇIK yazayım eğer bu yıl sonuna kadar müdahale edilmese Miktar 100 Milyar dolara ulaşırdı. 2027 sonuna kalsa ülkemizde Sermaye Piyasaları kalmazdı.</p>

<p>15)Sonunda SPK’dan düzenleme geldi. Bu fonlara dendi ki tuttuğunuz TEK bir hisse senedi toplam portföyünüzün falanca kısmını GEÇEMEZ… Bu fonlar için bu ölüm demekti. Çünkü getirileri tek bir hisseyi uçurarak elde ediyorlardı. Bu düzenleme ile uçan o hisselerin bazılarını satmaları gerekti.</p>

<p>16)Satışa ilk olarak PUSULA geçti. Fon bu sefer değer kaybetmeye başlamıştı. Yani HER ZAMAN olduğu ve HER ZAMAN olacağı gibi PONZİ çökmeye başlamıştı. Bu çöküş zaten ben ve benzer kişiler tarafından YILLAR önce biliniyordu. Ama sesimiz çıkamıyordu. Bunu bilen yöneticiler son hamle ile yurtdışına kaçmaya başlamıştı.</p>

<p>17)Tera son dakikada PUSULA’yı alacağım derken sadece ZAMAN kazanıyordu. Yani kendi çöküşünü bir parça ertelemek istiyordu. (Unutmayın Tarihte ÇÖKMEYEN Ponzi yoktur)</p>

<p>18)Bu fonların hiçbiri LİKİT değildi, çünkü o getirilerin hepsi 100 TL değerindeki şirketi 2000 3000 5000’e çıkararak ama sadece KAĞIT üzerinde çıkararak elde edilmişti. Hiçbir yabancı yatırımcının ya da AKLI BAŞINDA yerli yatırımcının o hisseleri o fiyattan almayacağı belliydi.</p>

<p>19)Amaç KAFESE sıkışan fon mağdurlarının parası ile kendi çıkışlarını GARANTİ altına almaktı.</p>

<p>20)Yaz aylarında (ve öncesinde) suçlulardan bir çoğu fonlardan çıkış sağladı. Bir nevi 100TL den aldıkları hisseleri 30-40-50 katına zavallı insanların üstüne yıktılar.</p>

<p>21)Çöküş olmuştu. Geri dönüş yoktu. Hapse girdiler.</p>

<p>BU İŞİ YAPANLARIN HANGİSİ NE KADAR SUÇLU?</p>

<p>1)Fonları kuranlar FECİ SUÇLU bir finansal terörizme imza attılar. Bu vatana bu devlete büyük bir darbe indirdiler. Hem Cezai hem Maddi hem Etik hem de Manevi olarak SUÇLULAR</p>

<p>2)Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde ilk yatırımları yapanlar FECİ Suçlu. Yine Hem Cezai hem Maddi hem de Manevi olarak SUÇLULAR.</p>

<p>3)Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde yatırım yapan siyasiler FECİ Suçlu. Yine Hem Cezai hem Maddi hem de Manevi olarak SUÇLULAR.</p>

<p>4)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini FİNANSAL OKUR YAZARLIKLARI ve Matematikleri güçlü olduğu için BİLEREK giren ama fon yönetimi ile bağlantıları olmayanlar sadece SUÇLU ama MANEVİ ve ETİK olarak.</p>

<p>5)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini düşünmeyen ve bilmeyen ama EMRE TEZMEN ve türevlerini gerçekten gerçek fon yöneticisi ve Zeki sananlar SUÇSUZ.</p>

<p>6)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini meslekleri gereği bilen BANKACILAR eğer bu fonları önerdiyse hem ETİK olarak hem Maddi olarak suçlu. Eğer bu önermeler karşığında KOMİSYON aldılarsa FECİ suçlular.</p>

<p>Mağdurların hangisi NE KADAR ve NASIL mağdur?</p>

<p>1)Burada EN MAĞDUR kısım garanti olduklarını düşündükleri için bu fon şirketlerinin PARA PİYASASI fonlarına girenler… Para piyası normalde Mevduat benzeri getiri getiren fonlar olmalı. Ama bu ÇAKAL fon Şirketleri maalesef para piyasası fonu içine riskli varlıkları da koydu. Aynı zamanda riskli varlıkları TEMİNAT olarak gösterdiler. O yüzden EN MAĞDUR kesim bu para piyasası fonlarına yatırım yapanlar.</p>

<p>2)İkinci sıradaki mağdurlar Hisse senedi fonlarına yatırım yapanlar.</p>

<p>3)Üçüncü sıradaki mağdurlar Fon şirketlerinin SANAL olarak ŞİŞİRDİĞİ hisselere bizzat kendileri girenler.</p>

<p>4)Bir de elbette genel olarak piyasa düşüşünden etkilenenler var.</p>

<p>ÇÖZÜM nedir? Gelin ÇÖZÜYORUZ:</p>

<p>1)Devletin elinde bu fonlar ilk kurulduğu günden bu yana kimin içeri ne kadar para koyduğu ve ne kadar para çektiği var.</p>

<p>2)Aynı şekilde Devletin elinde kimin Manipülasyon yapılan hisselere ne kadar para girdiği ne kadar para çektiği var.</p>

<p>3)Devletin elinde her birinin Adı Soyadı, kimlik numarası, banka numaraları, adresleri var.</p>

<p>4)Devletin elinde bu şahısların 1. Derece akrabalarının da bilgileri var.</p>

<p>5)Devletin elinde bu şahısların ne zaman nereye ne akdar para transferi yaptıkları da var.</p>

<p>6)Bu dosyalar toplasanız 50-100 GB büyüklüğündedir. Kolayca STATA veya MATLAB gibi kodlar ile analiz edilir. Tabii bunlar fil tarihinden kalma yazılımlar artık yapay zeka bile diyeceğimi sadece 1-GÜN içinde yapar.</p>

<p>7)Yapılacak şey şu. Para çekenlerin hepsinin çektiği para EKSİ yatırdığı para hesaplanıp bu kişilerden o para istenecektir. Bu kişiler suçludur ASLA diyemeyiz. Suçlu olanlar sadece Fon sahipleri ile ilişkili olanlardır, bunların arasında yetki ve konum sahibi olanlardır. Normal vatandaş suçlu değildir ama yinede suçlu olsun olmasın elde edilen kar SUÇTAN kaynaklanan gelirdir. Bu fark sepete konulmak zorundadır der CLAWBACK kavramı.</p>

<p>8)Bu kişilerin bazıları FAHİŞ karları ile araba, ev almış olabilirler. Farketmez. Haciz yoluna bile gidilmelidir. Bu karlar onların değil parasını buraya kaptıranlarındır.</p>

<p>9)Sepete toplanan para toplanırken: ÇIKAN PARA – GİREN PARA rakamı EN YÜKSEK olanlardan ilk olarak toplanmalıdır.</p>

<p>10)Sepetten ödeme yapılırken ana parasını kaybedenlere ödeme küçük meblağlardan başlanarak yapılmalıdır. AMA Bir Milyon TL gibi sınır koymak haksızlık olacaktır. Sadece parayı sepete alırken BÜYÜKTEN KÜÇÜĞE, parayı fon mağdurlarına dağıtırken KÜÇÜKTEN BÜYÜĞE yapılabilir. Ama Küçükten büyüğe yapılırken Toplam ÜÇ liste yapılmalıdır. Önce Para Piyasası fonlarında sıkışanlar küçükten büyüğe ondan sonra hisse fonlarında sıkışanlar küçükten büyüğe, sonra manipülasyon yapılan hisselerdekilerin ana paraları (elbette bu da küçükten büyüğe).</p>

<p>11)BÜYÜKTEN-KÜÇÜĞE fahiş karlar elde edenlerden bu karlar geri çağrılırken YASAL Devlet faizi uygulanmalıdır diye düşünebilirsiniz. Örneğin bu fona 14 ay önce 10 Milyon TL sokup 13 ay önce 34 Milyon TL çeken bir kişiden 34-10=24 Milyon değil, 24 Milyon TL artı 13 ayın yasal faizi alınmalıdır diyebilirsiniz. AMA BEN BÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM. Çünkü bu sefer de bu o karları alanlara HAKSIZLIK olur. Karları alan herkes bu suçun içinde değil. Sadece ŞANSLI oldukları için orada olanlar da var ve bazıları bu karlara faiz geliri elde ETMEMİŞ olabilir o yüzden bunu yapmamak lazım.</p>

<p>12)Bu söylediklerim olayın sadece Finansal kısmı için geçerlidir. Hukuki ve Cezai kısmını Devlet ayrıca halleder diye düşünüyorum. Yani kar edenlerden ŞANS ESERİ bu fonlarda kar edenler sadece karları geri öderken, Fon sahipleri ike komünikasyon halinde bu karları edenler hem karları sepete geri ödeyip hem de cezai işlem görebilir.</p>

<p>13)Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti bazı şirketlerden DANIŞMANLIK alabilir. Bu konuda dünyada bilinen danışmanlık şirketlerini yazmak isterim:</p>

<p>FTI Consulting - Forensic &amp; Litigation<br />
AlixPartners<br />
Alvarez &amp; Marsal (A&amp;M)<br />
Kroll (daha önceden adı Duff &amp; Phelps)</p>

<p>Bunlar arasında benim en fazla okuma yaptığım ve bildiğim KROLL adlı firmadır. Bu firma aynı zamanda FTX borsası çöküşünde de yer almıştır.</p>

<p>Elbette Devlet olarak bunlar ile çalışırsak indirim de almalıyız diyeyim !!</p>

<p>Çünkü bunlar pahalı şirketler. Ama işin güzel kısmı yukarıda anlattığım CLAWBACK uygulamasında en fazla parayı maalesef HUKUK şirketleri yer. Ama bizim durumumuzda ülkemizdeki hukukçular bu işi devralacağı için masrafı çok az olur.</p>

<p>Bunlara MASRAF diyorum çünkü bu firmalara verilen paralar Mağdurlara verilen paradan düşer.</p>

<p>14) Sepete konulan paralar sadece eski giriş çıkış yapan kişilerin KARlarından OLUŞMAZ.</p>

<p>15)Aynı zamanda bu fonların ŞİŞİRMEKTE kullandığı tüm hisse senetlerinin geçmiş 5 yıllık işlemleri geri sarılmalıdır. Buradan elde edilen karlar da sepete konur. 2 tane ŞUBESİ olup da değeri Türkiye’nin MİLLİ SANAYİ şirketlerinin değerini aşan hisselerde KAR edenler heralde bunu kendi ZEKA ve BİLANÇO okuma kabiliyetlerine bağlamıyorlardır. Bağlıyorlarsa da bağlamasınlar ….</p>

<p>16) Sepete aynı amanda Fon şirketlerinin topladığı %2’lik TÜM işletim ücretleri geri konulmalıdır.</p>

<p>17) Son olarak Sepete eğer Maliyemiz bu işlemlerden geçmişte alınan stopajları koyarsa büyük bir iyi niyet göstergesi olur.</p>

<p>Bu işlemler yurtdışında HUKUK firmalarının büyük ayak diremesi nedeni ile ÇOK uzun sürer. Ama Türkiye’de çok daha kısa sürebilir.</p>

<p>18) Sepete Konan paraların Mağdurların tam zararını karşılamaması durumunda fon gelecek yıllarda açık kalabilir. Devlet bankaları açığı kredi olarak kapatır. Sepete zamanında para atmayanlar, Devlet bankalarının ipoteği ve HACZİ altında olur. Ben bu açığın eğer işlemi doğru yaparsak düşük olacağını düşünüyorum.</p>

<p>Tüm Devlet yetkililerini son 1 hafta içinde yaptıkları tutuklamalar ve mal dondurmalar için tebrik ederim. Eğer bu işi temiz bir şekilde ülke olarak çözersek BORSAYA ciddi yabancı yatırımcı da çekeriz. Dünya basınında pozitif olarak da yer alırız.</p>

<p>Ben bu sefer sonsuza kadar Türkiye ile ilgili siyasi, ekonomik, finansal konularda konuşmayı bırakıyorum. Tüm ülkeye geçmiş olsun.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">TÜRKİYE hakkında SON twitim:<br />
<br />
Sevgili Fon Mağdurları ve Hisse Mağdurları, bu twiti tüm Türkiye'ye yayarsanız sevinirim.<br />
<br />
Biliyorsunuz ben YILLAR önce Türkiye hakkında bir daha asla yazmama ve konuşmama kararı almıştım. Bu kararımdan dolayı bana kızanlar, küsenler çok olmuştu. Bu…</p>
— Özgür Demirtaş (@ProfDemirtas) <a href="https://x.com/ProfDemirtas/status/2104322591968424383?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">September 27, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ekonomist-ozgur-demirtas-turkiye-hakkinda-son-tweetim-diyerek-fon-magdurlarina-seslendi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2024/12/raw-34prof-ozgur-demirtas-erdogan-icin-cildirtici-bir-aday-olabilir-dikkat34-405957267.jpg" type="image/jpeg" length="22263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şimşek'ten piyasaya mesaj: Masum şirketlere dokunulmayacak]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/simsekten-piyasaya-mesaj-masum-sirketlere-dokunulmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/simsekten-piyasaya-mesaj-masum-sirketlere-dokunulmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Şimşek, fon soruşturmasında suça karışmayan şirketlere işlem yapılmayacağını belirterek piyasaya likidite tedbirlerinin süreceği mesajını verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sermaye piyasalarında milyarca liralık çöküşe ve gözaltılara yol açan dev fon soruşturmasına ilişkin ekonomi yönetiminin üst kademesinden ilk resmi değerlendirme geldi.</p>

<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek</strong>, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada hem adli sürecin sınırlarını çizdi hem de finansal piyasalar ile reel sektöre güvence vermeye çalıştı.</p>

<p>Piyasa bozucu işlemlere bulaşanlara yönelik hukuki takibatın kararlılıkla sürdüğünü vurgulayan Şimşek, <strong>bu usulsüzlüklerle hiçbir bağı bulunmayan kişi ve ticari işletmelere yönelik herhangi bir adli veya idari işlem uygulanmayacağını</strong> net bir dille ifade etti.</p>

<p><strong>"SÜREÇ REEL EKONOMİYE VE FİNANSAL SİSTEME YANSIMAYACAK"</strong></p>

<p>Soruşturmanın makroekonomik dengeler ve üretim çarkları üzerinde bir türbülans yaratmaması için teyakkuzda olduklarını belirten Şimşek, <strong>Adalet Bakanlığı ile tam koordinasyon halinde hareket ettiklerini</strong> bildirdi. Önceliklerinin reel sektörün yatırım, istihdam, üretim ve ihracat kapasitesini korumak olduğunun altını çizen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><strong>"Piyasa bozucu işlemlere karışanlara yönelik hukuki süreç devam etmekte olup bu faaliyetlerle ilgisi bulunmayan kişi ve şirketlere yönelik herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Adalet Bakanlığımız ile koordinasyon içinde fon yatırımcılarımızın meşru haklarını gözetiyoruz. Gelişmelerin finansal sisteme ve reel ekonomiye olumsuz yansımaması için başta piyasanın ihtiyaç duyduğu likidite olmak üzere gereken tedbirleri almaya devam edeceğiz."</strong></p>
</blockquote>

<p>Sermaye piyasalarındaki çalkantı devam ederken bilgi kirliliğine karşı da uyarıda bulunan Bakan Şimşek, kamuoyunun ve piyasa aktörlerinin yalnızca yetkili kurumlar tarafından yapılacak resmi açıklamaları baz almasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/simsekten-piyasaya-mesaj-masum-sirketlere-dokunulmayacak</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/msimsek.jpg" type="image/jpeg" length="15260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den "Kabinedeki bir bakanın fonlarda 200 milyon eurosu var" iddiası]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-kabinedeki-bir-bakanin-fonlarda-200-milyon-eurosu-var-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-kabinedeki-bir-bakanin-fonlarda-200-milyon-eurosu-var-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin 'Özata Denizcilik' hisselerinde manipülatif işlemler yaptığı ve 5 ayda 2 milyar TL'nin üzerinde kazanç sağladığı ortaya çıkmış, skandalın ardından Kaya partideki tüm görevlerinden istifa etmişti. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon skandalında gizlenen isimlerin olduğunu söyleyerek, şu anda bakanlık yapan bir ismin aracılar üzerinden tasfiye edilen fonlarda 200 milyon euroya yakın işlem yaptığını öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 şirkete ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı verilmesinin ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın 'Özata Denizcilik' hisselerine 160 milyon TL yatırdığı ve 5 aylık bir sürede 2 milyar TL'nin üzerinde kazanç sağlayarak 'fon operasyonu' öncesinde paralarını çektikleri ortaya çıkmıştı.</p>

<p>Skandalın ortaya çıkmasının ardından Kaya, AKP'deki tüm görevlerinden istifa ederken, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, iktidara yakın birçok ismin fon skandalına karıştığını ve bu kişilerin korunmaması çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KABİNEDEKİ BAKAN İÇİN 200 MİLYON EURO İDDİASI</strong></p>

<p>Özel, halihazırda bakan olarak görev yapan bir isim adına üçüncü bir şahıs tarafından fonlarda 200 milyon euronun üzerinde işlem yapıldığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bu skandalı dün Parti Sözcümüz Zeynel Emre açıkladı. Bütün gün sustular. Fatma Hanım garibanın 2 milyar lirasını vereceksin, kocandaki paraları vereceksin, bu yaptığın yolsuzluğun hesabını vereceksin. Yetmez. Daha kim varsa, A’dan Z’ye açılacak. Milletvekillerinden komisyon kurulur, Devlet Denetleme Kurulu devreye sokulur. Milletin önünde açılacak. İlk günden beri ‘Kim almış?’</p>

<p><strong>"BAKANIN ÇANTACISI 200 MİLYON EURO TAŞIMIŞ"</strong></p>

<p>‘Ha orada birisi varmış. 200 milyon Euro işlem yapmış.’ Kim bu adam? Adına bakarsan tanıdık değil. Ama diyorlar ki ‘Filanca bakanın eskiden beri çantacısıdır.’ Dönülecek; o paralar ilk önce hangi evlere konmuş, hangi tapular satılmış, para hangi hesaba geçmiş, TERA’ya bu parayı ki normalde bu paranın milyonda birini göremeyecek adam nereden yatırmış? Bu bütün ilişkiler teker teker incelenecek.</p>

<p>Bu işin içerisindeki bütün AK Partililer asrın yolsuzluğunun, asrın dolandırıcılığının hesabını verecek. Haydi bakalım, 19 Mart’tan beri bütün televizyonlarda 50 çeşit yalan… ‘İBB‘de parkeler kalktı. Altından 2 milyon Euro bulundu. Videosu var, göstereceğiz.’ İddianamede yok. Nerede bu? Diyor ki gazeteci, ‘Öyle duymuştum, öyle konuştum. İddianamede yokmuş. Ben de şaşırdım.’ Diyor ki ‘KİPTAŞ‘tan daire verdiler bilmem kaç tane.’ Bir tanesi iddianamede yok. ‘Cep telefonu dağıttılar.’ Yok. Bakın dediler ki ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasasından dolarlar çıktı.’ Bir tane demir mühür çıktı, yalan görüntü kullanmışlar. ‘Ekrem İmamoğlu’nun korumasının dağ evinde kasadan Euro’lar çıktı.’ İçinden 24 tek beylik silahın mermisi çıktı, dandik bir kasanın içinden. Bu kadar yalan, iftira attılar ama bir kör kuruş bulamadılar, bir kör kuruş. Sadece Fatma Betül Sayan Kaya’nın üzerinden 2 milyar lira çıktı, 2 milyar lira. Neden bahsediyorsunuz siz?<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ozgur-ozelden-kabinedeki-bir-bakanin-fonlarda-200-milyon-eurosu-var-iddiasi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/ozgur-ozel-6.jpg" type="image/jpeg" length="88043"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon operasyonunda banka patronu dahil 7 yeni gözaltı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/fon-operasyonunda-banka-patronu-dahil-7-yeni-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/fon-operasyonunda-banka-patronu-dahil-7-yeni-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Destek Yatırım Bankası ve Özata Denizcilik merkezli fon soruşturmasında Genel Müdür Özgür Akayoğlu'nun da aralarında olduğu 7 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sermaye piyasalarını sarsan dev fon ve manipülasyon soruşturmasında dalga genişliyor. <strong>Destek Yatırım Bankası ve Özata Denizcilik (OZATD)</strong> hisse hareketlerine ilişkin yürütülen adli süreçte sabah saatlerinde yeni bir operasyonun düğmesine basıldı. Polis ekiplerince düzenlenen baskınlarda aralarında <strong>Destek Yatırım Bankası Genel Müdürü ve kurucu ortağı Özgür Akayoğlu</strong>’nun da bulunduğu <strong>7 şüpheli gözaltına alındı</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2021 yılında 300 milyon TL sermaye ile kurulan bankanın yönetim kademesindeki Akayoğlu’nun gözaltına alınması, finans sektöründeki depremin boyutunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p><strong>PATRON HAPİSTE: "1,3 TRİLYON LİRALIK ANORMALLİĞİ FARK ETTİM AMA..."</strong></p>

<p>Operasyonun ilk ayağında, bankanın sahibi <strong>Altunç Kumova 17 Eylül’de gözaltına alınmış</strong> ve çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince <strong>tutuklanarak cezaevine gönderilmişti</strong>. Kumova’nın savcılık sorgusunda verdiği ifadesinde soruşturma dosyasına giren çarpıcı itiraflar dikkat çekmişti. Fonlardaki olağan dışı hareketliliği gördüğünü belirten Kumova, <strong>şirket değerinin 1 trilyon 300 milyar liraya fırlamasındaki anormalliği fark ettiğini ancak bu durum karşısında ne yapacağını bilemediğini</strong> beyan etmişti.</p>

<p><strong>SPK’DAN PİŞMANLIK ŞARTI: ELDE EDİLEN KÂRIN İKİ KATI HAZİNE'YE</strong></p>

<p>Öte yandan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da Özata Denizcilik (OZATD) pay piyasasında yürütülen manipülatif işlemlere dair incelemesini tamamlayarak adli makamlara başvurdu. Kurul; aralarında tutuklu isimlerden <strong>Emre Tezmen ve Kerem Alkin’in de yer aldığı 11 kişi hakkında</strong> Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/1 maddesi uyarınca <strong>suç duyurusunda bulundu</strong>.</p>

<p>SPK ayrıca piyasayı sarsan isimlere kapıyı tamamen kapatmadı. Kurul açıklamasında, hakkında suç duyurusu yapılan kişilerin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmeleri için <strong>500 bin TL’den az olmamak kaydıyla, elde ettikleri ya da elde edilmesine sebep oldukları haksız menfaatin iki katı tutarındaki parayı Hazine’ye yatırmaları gerektiğini</strong> şart koştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/fon-operasyonunda-banka-patronu-dahil-7-yeni-gozalti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/destekbank.jpg" type="image/jpeg" length="13266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 aylık tutukluluğun ardından Deniz Göktaş bugün hakim karşısına çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/3-aylik-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-bugun-hakim-karsisina-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/3-aylik-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-bugun-hakim-karsisina-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Ölü Deniz" gösterisi nedeniyle 3 aydır tutuklu olan stand-up’çı Deniz Göktaş, 12 yıl 2 ay hapis istemiyle Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YouTube üzerinden 24 Haziran’da yayımlanan <strong>“Ölü Deniz”</strong> başlıklı stand-up gösterisindeki mizahi unsurlar gerekçe gösterilerek 3 Temmuz’dan bu yana cezaevinde tutulan komedyen <strong>Deniz Göktaş, 88 günlük tutukluluğun ardından ilk kez savunma yapacak</strong>. Kamuoyunda "kuyu tipi" olarak bilinen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da başlayacak duruşma için <strong>Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getiriliyor</strong>.</p>

<p>Hakkındaki adli süreç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29 Haziran’da başlattığı soruşturmayla ivme kazandı. O günlerde tatil amacıyla yurt dışında bulunan komedyen, kaçtığı yönündeki iddiaları yalanlayarak Türkiye’ye döneceğini ilan etmişti. <strong>2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınan</strong> ve emniyetteki kelepçeli görüntüleri basına yansıyan Göktaş, sevk edildiği hakimlikçe <strong>3 Temmuz sabahı tutuklanarak</strong> Tekirdağ’a gönderilmişti.</p>

<p><strong>TAHLİYE EDİLDİ AMA CEZAEVİ KAPISI AÇILMADI</strong></p>

<p>Soruşturma maratonunda en dikkat çeken adli kırılma noktası ise 28 Ağustos’ta yaşandı. Avukatlarının itirazı üzerine mahkeme Göktaş hakkında <strong>tahliye kararı verdi</strong>. Ancak komedyen henüz cezaevi kapısından çıkamadan, gösterisindeki "Daltonlar" esprisi gerekçe gösterilerek <strong>“suçu ve suçluyu övme”</strong> iddiasıyla SEGBİS üzerinden İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin karşısına çıkarıldı. Hakimlik, "kaçma ve delilleri karartma şüphesi" iddiasıyla <strong>ikinci kez tutuklama kararı</strong> verdi.</p>

<p>Ardından savcılığın ilk tahliye kararına yaptığı itirazı kabul eden İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi de 31 Ağustos’ta tutukluluk kararını yineledi. Böylece Göktaş’ın cezaevi süreci <strong>üç ayrı suçlama dosyasından birden</strong> pekiştirilmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>12 YILA KADAR HAPİS İSTEMİYLE İLK DURUŞMA</strong></p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede; gösteride yer alan ifadeler <strong>“Cumhurbaşkanına hakaret”</strong>, <strong>“halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”</strong> ve <strong>“suçu ve suçluyu övme”</strong> maddelerine dayanak yapıldı. Göktaş hakkında <strong>2 yıl 8 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası</strong> talep edildi.</p>

<p>İddianameyi kabul eden İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi, tutukluluğun devamına karar vererek duruşma gününü 28 Eylül olarak belirlemişti. Günler süren bekleyişin ardından hakim karşısına çıkacak olan Göktaş'ın yapacağı savunmanın ardından mahkemenin tutukluluk durumuna ilişkin <strong>ara kararını açıklaması bekleniyor</strong>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/3-aylik-tutuklulugun-ardindan-deniz-goktas-bugun-hakim-karsisina-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/deniz-goktas-3.jpg" type="image/jpeg" length="94725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şimdi de İzmir-Çeşme Otoyolu! özelleştirilirse yüzde 352 zam...]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/deniz-yavuzyilmaz-izmir-cesme-otoyolu-ozellestirilirse-gecis-ucreti-240-tlye-cikacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/deniz-yavuzyilmaz-izmir-cesme-otoyolu-ozellestirilirse-gecis-ucreti-240-tlye-cikacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, köprü ve otoyolların özelleştirilmesi planının fon soruşturmasıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü. İzmir-Çeşme Otoyolu'nu örnek gösteren Yavuzyılmaz, 53 lira olan geçiş ücretinin özelleştirme sonrasında kademeli olarak 240 liraya kadar çıkabileceğini savundu. Böyle bir fiyat artışı gerçekleşirse bu yüzde 352'lik bir zam anlamına da geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Yavuzyılmaz, köprü ve otoyolların 30 yıllığına özelleştirilmesi planına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yavuzyılmaz, şunları kaydetti:</p>

<p>'AKP'nin, fon vurgununun faturasını, vatandaşa ödetme planını ortaya çıkardık! Kamunun yüksek karla işlettiği; 2 boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolunun 30 yıllığına özelleştirme planının altından; AKP'li siyasilerin ve bürokratların karıştığı fon vurgununun faturası çıktı. Zira bu kişiler, manipülasyonla elde ettikleri astronomik kârı, büyük ölçüde yurtdışına kaçırmış durumdalar. Peki para çoktan yurt dışına çıktıysa, bu rezilliğin faturasını şimdi kim ödeyecek? AKP tabii ki faturayı vatandaşa çıkaracak.</p>

<p>Peki nasıl? Devlete ait varlıkları hızla özelleştirerek! Önce, özelleştirmeyle kelepir şekilde köprü ve otoyolların işletmesi yandaş şirketlere devredilecek. Ardından özelleştirmelerin peşinatı, AKP'nin kendi yaptığı vurgunun Hazine'de açtığı deliğin kapatılmasında kullanılacak. Tabii ki delik yine kapanmayacak! Ancak vatandaşlarımız özelleşen otoyollarda 30 yıl boyunca yandaş şirketlerin insafına bırakılmış olacak. Araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapılacak!</p>

<p>Örnek: Özelleştirme kapsamına alınan KGM İzmir-Çeşme Otoyolu, Güzergahı: İzmir-Çeşme Uzunluğu: 56 km. Geçiş ücreti: 53 TL. Bu özelleştirme gerçekleşirse, araç geçiş ücretine yapılması beklenen zam oranı yüzde 350. Karayolları 2.Bölge'de, kamunun işlettiği, KGM İzmir-Çeşme Otoyolu'ndaki araç geçiş ücreti kilometre başına 0,95 TL. Aynı karayolları bölgesinde bulunan, aynı uzunluktaki, Yap-İşlet-Devret modeliyle yandaş şirketlerin işlettiği; Menemen-Çandarlı-Aliağa Otoyolu'nun araç geçiş ücreti kilometre başına 4,29 TL. Aradaki fark 3,5 kat.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç: KGM İzmir-Çeşme Otoyolu özelleştirilirse şu anda 53 TL olan araç geçiş ücreti kademe kademe 240 TL'ye çıkacak. Bu da araç geçiş ücretlerine yüzde 350'ye kadar zam demek! Bunun adı, AKP'li siyasilerin ve bürokratların yaptığı fon vurgunu faturasını, devasa zamlarla vatandaşa ödetmektir! Bu özelleştirme, vatandaşın vergileriyle maliyetini defalarca kez ödediği yollarda, yandaş şirketlere soydurulmasıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Ankara, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/deniz-yavuzyilmaz-izmir-cesme-otoyolu-ozellestirilirse-gecis-ucreti-240-tlye-cikacak</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/izmir-cesme-otoyolu.png" type="image/jpeg" length="12770"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Sandal’dan eşinin fon krizine ilişkin ilk yorum: "Tek gelirim müzik" dedi, sınır çizdi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/mustafa-sandaldan-esinin-fon-krizine-iliskin-ilk-yorum-tek-gelirim-muzik-dedi-sinir-cizdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/mustafa-sandaldan-esinin-fon-krizine-iliskin-ilk-yorum-tek-gelirim-muzik-dedi-sinir-cizdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fon soruşturmasında eşi Melis Sandal’ın mal varlığına tedbir konmasının ardından konuşan Mustafa Sandal, "Benim alnım ak, tek gelirim müziktir" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Piyasaları sarsan dev fon soruşturmasında sular durulmuyor. Şarkıcı <strong>Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sandal’ın da aralarında yer aldığı 42 kişinin mal varlığına mahkeme kararıyla tedbir konulmasının</strong> ardından şarkıcıdan ilk resmi hamle geldi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran gelişmenin hemen akabinde sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayan Mustafa Sandal, yürütülen soruşturmayla ve finansal organizasyonlarla hiçbir kişisel bağının bulunmadığını vurguladı.</p>

<p>Halkın gösterdiği tepkiyi ve hassasiyeti anladığını belirten Sandal, sahne kariyerine atıfta bulunarak finansal süreçlerden kendisini soyutladı.</p>

<p><strong>"32 YILDIR TEK GELİRİM MÜZİKTİR"</strong></p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuna seslenen ünlü popçu, finansal işlemlere dahil olmadığını belirterek şu ifadeleri kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><strong>“Sevgili dostlar; Benim alnım ak! Bugüne kadar herhangi bir fon alma, satma ya da böyle bir organizasyona dahil olma gibi bir durumum asla söz konusu olmamıştır. Halkımızın bu konudaki hassasiyetini saygıyla ve aynı hislerle paylaşıyorum. 32 yıldır tek gelirim sizlerin takdiriyle müziktir. Eşim ve avukatı, konuyla ilgili gerekli açıklamayı yapmıştır.”</strong></p>
</blockquote>

<p>Sandal, paylaşımının son bölümünde topu eşine ve hukuk ekibine atarak, iddiaların hukuki muhatabının kendisi olmadığını bir kez daha hatırlattı.</p>

<p>Melis Sandal ve babasının avukatı tarafından konuya ilişkin hazırlanan detaylı hukuki açıklama metni ise şu şekilde paylaşıldı: </p>

<p></p>

<p><img alt="" height="697" src="https://tele2habercom.teimg.com/tele2haber-com/uploads/2026/09/aciklama-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/mustafa-sandaldan-esinin-fon-krizine-iliskin-ilk-yorum-tek-gelirim-muzik-dedi-sinir-cizdi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/sandal-2.webp" type="image/jpeg" length="18350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DİSK Basın-İş'ten sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine tepki: 'Sistematik X sansürünü kabul etmiyoruz']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/disk-basin-isten-sosyal-medya-hesaplarina-yonelik-erisim-engellerine-tepki-sistematik-x-sansurunu-kabul-etmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/disk-basin-isten-sosyal-medya-hesaplarina-yonelik-erisim-engellerine-tepki-sistematik-x-sansurunu-kabul-etmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK Basın-İş, gazeteciler, basın kuruluşları, akademisyenler, sendikacılar ve sivil toplum örgütlerine ait sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin son dönemde yaygınlaştığını belirterek, uygulamaların basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü zedelediğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DİSK Basın-İş, X ve Instagram'daki bazı hesaplara getirilen erişim engellerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>'Sistematik X sansürünü kabul etmiyoruz. Demokratik bir hukuk devletinde kamuoyunun bilgi alma hakkı, basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü Anayasal güvence altındadır. Ancak son dönemde sosyal medya hesaplarına yönelik artan erişim engelleri, bu ilkelerin dijital alanda sistematik biçimde aşındırıldığını göstermektedir. Bir süredir gazeteciler, basın kuruluşları, akademisyenler, sendikacılar ve sivil toplum örgütlerinin hesapları 'milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması' gerekçesiyle erişime engellenmekte; üstelik bu kararlar çoğu zaman ilgililere tebliğ dahi edilmemektedir. Son günlerde çok sayıda X ve Instagram hesabına getirilen erişim engellerinin sansür pratiğinin kurumsallaşmış bir boyuta ulaştığını tespit ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaos GL, Kısa Dalga, ANF, Jinnews, Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gibi farklı alanlarda faaliyet yürüten kurumların hesaplarının 'jet hızıyla' görünmez kılınması, keyfi ve denetimsiz bir müdahale görüntüsü vermektedir. 12 Eylül'de LGBTİ+ dernek ve aktivistlerine yönelik başlayan engellemeler, kısa sürede gazetecilere, sendikalara ve hak temelli çalışma yürüten sivil toplum kuruluşlarına yayılmıştır. Söz konusu sansür ve operasyon, yalnızca belirli hesapların erişilebilirliğini ortadan kaldırmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumun haber alma, örgütlenme ve hak arama özgürlüğünü hedef almaktadır. Bir yandan hak ihlallerini raporlayan, diğer yandan kamusal tartışmaya katkı sunan aktörlerin sessizleştirilmesi, çoğulcu demokrasinin temel taşlarına yönelik doğrudan bir saldırıdır.</p>

<p>İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) kurucusu Yaman Akdeniz'in de dikkat çektiği üzere, erişim engelleme kararları dahi ilgili kişilere tebliğ edilmeden hesaplar Türkiye'den görünmez kılınmış, hukuki denetim yolları fiilen kapatılmıştır. Sansürün dijital platformlar aracılığıyla ve 'hız' vurgusuyla meşrulaştırılması, hukuki denetimden yoksun bir müdahale alanı yaratmaktadır. Kamuoyunu bilgilendiren, hak temelli çalışma yürüten aktörlerin susturulması, 'millî güvenlik' veya 'kamu düzeni' gibi soyut gerekçelerle savunulamaz. Zira demokrasiler, en zor konuların bile konuşulabildiği, sorgulanabildiği ve raporlanabildiği rejimlerdir. Susturma operasyonları genişleyerek devam ettiği sürece, demokratik kamusal alan daralmakta; toplumun hakikatle kurduğu bağ zayıflamaktadır. Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil; her yurttaşın özgürlüğüdür. Bu gerçeği bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyor, sansürün her biçimine karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi beyan ediyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Ankara</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/disk-basin-isten-sosyal-medya-hesaplarina-yonelik-erisim-engellerine-tepki-sistematik-x-sansurunu-kabul-etmiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/agency/anka/disk-basin-isten-sosyal-medya-hesaplarina-yonelik-erisim-engellerine-tepki-sistematik-x-sansurunu-kabul-etmiyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="67250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkizköylüler Akbelen'de nöbete devam ediyor: 'Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/ikizkoyluler-akbelende-nobete-devam-ediyor-bu-topraklarda-dogduk-bu-topraklarda-olecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/ikizkoyluler-akbelende-nobete-devam-ediyor-bu-topraklarda-dogduk-bu-topraklarda-olecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de, Akbelen Ormanı çevresindeki yaklaşık 200 parsele yönelik acele kamulaştırma işlemine karşı açılan davanın ardından köylülerin nöbeti sürüyor. İkizköy Muhtarı Nejla Işık, 'Bir şirket daha çok zengin olacak diye köylüleri hiç kimse yerinden yurdundan edemez. Bu mülkiyet hakkımızla birlikte sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi'nde, Akbelen Ormanı çevresindeki yaklaşık 200 parsele yönelik acele kamulaştırma işlemine karşı köylülerin mücadelesi devam ediyor.</p>

<p>Acele kamulaştırma işlemine ilişkin dava 16 Eylül'de Danıştay 6. Dairesi'nde görülürken, Danıştay Savcısı kamulaştırma kararında 'kamu yararı' bulunduğu yönünde mütalaa vererek, köylülerin açtığı iptal davalarının reddedilmesini talep etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davanın ardından Akbelen Ormanı çevresindeki nöbetlerini sürdüren İkizköylüler, bugün akşam saatlerinde yeniden bir araya geldi.</p>

<p>Nöbet alanında açıklama yapan İkizköy Muhtarı Nejla Işık, şöyle konuştu:</p>

<p>'Şu an İkizköy'de ata topraklarımızda, gönülden bağlı olduğumuz topraklarımızda yine nöbetteyiz. Bu kaçıncı nöbet bilmem. Toprağımız için, zeytinlerimiz için, ormanımız için, doğamız için yıllardır mücadele veriyoruz, nöbet tutuyoruz. Onlarca dava açtık ve en önemlisi bizim kaderimizi belirleyecek davamızın duruşması geçtiğimiz hafta görüldü. Orada bütün köylüler şunu haykırdık. Buradaki kamu yararı bu köydür, bu köydeki topraklardır, üstünde akan derelerdir, içindeki kuyumuzdur, zeytinimizdir dedik. Bu haklılığımızla biz bu davayı er ya da geç kazanacağız. O yürütmeyi durdurma da zaten burada acelecilik yok diye Danıştay hakimleri yürütmeyi durdurma kararında belirtmişti. Bugün burada yine açıkça haykırıyoruz. Bu toprakların gerçek sahibi biziz.</p>

<p>Biz buraya bir yerlerden çıkıp gelmedik. Atalarımızın mezarları da burada. Atalarımızın emek verdiği zeytin ağaçları da burada. Ellerimizle yaptığımız evimiz, barkımız, hayvanımız, her şeyimiz burada. şunu açık ve net söylüyoruz. Bir şirketin karı için, bir şirket daha çok zengin olacak diye biz fakir fukara, köylüleri hiç kimse yerinden yurdundan edemez. Bu mülkiyet hakkımızla birlikte sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz ve asla buradan çıkmayacağız. Buradan kamuoyuna tekrar haykırıyoruz. Bu davada er ya da geç kazanacağız. O güne kadar İkizköy'ün, Akbelen'in sesi olmaya devam edin. Gözünüz kulağınız burada olsun. Biz bitti demeden bu davada bu mücadele de bitmedi, bitmeyecek.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yurt, Muğla</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/ikizkoyluler-akbelende-nobete-devam-ediyor-bu-topraklarda-dogduk-bu-topraklarda-olecegiz</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/agency/anka/ikizkoyluler-akbelende-nobete-devam-ediyor-bu-topraklarda-dogduk-bu-topraklarda-olecegiz.jpg" type="image/jpeg" length="76646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SPK tarih vererek duyurdu! Tasfiye edilen fonlar için 'ödeme' açıklaması]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/spkdan-tasfiyedeki-fonlara-iliskin-yeni-aciklama-17-eylulde-iptal-edilen-talimatlar-icin-tasfiye-bakiyesinden-odeme-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/spkdan-tasfiyedeki-fonlara-iliskin-yeni-aciklama-17-eylulde-iptal-edilen-talimatlar-icin-tasfiye-bakiyesinden-odeme-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiyeye konu edilen fonlarda 17 Eylül'de TEFAS'a iletilip platform tarafından iptal edilen alım ve satım talimatlarının sahiplerine, tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını açıkladı. Kurul ayrıca 16 Eylül ve öncesinde verilen ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatların da tasfiye kapsamında olduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>SPK, tasfiye sürecindeki fonlara ilişkin yeni bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:</strong></p>

<p>'Bilindiği üzere, 17.09.2026 tarih ve 2026/60 sayılı Kurul Bülteni'ninde ünvanlarına yer verilen portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu fonların 17.09.2026 tarihi itibarıyla Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) üzerinden alım ve satım işlemlerine kapatıldığı ve ünvanlarına yer verilen fonların tasfiyeye konu edildiği; 2026/61 sayılı Kurul Bülteni ile de tasfiyeye konu fonların güncel listesi ile söz konusu fonların TEFAS dışındaki alım ve satım işlemlerinin durdurulduğu kamuya duyurulmuştur.</p>

<p>Bu kapsamda söz konusu fonlara ilişkin sadece 16.09.2026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilen alım ve satım yönündeki talimatlar işlem valörlerinde platformun olağan işleyişine dahil edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, 16.09.2026 tarihi saat 13.30 sonrası ve 17.09.2026 tarihi saat 13.30 öncesi talimatlar aynı fiyat valörüne tabi olduğundan, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteni'nde 17.09.2026 tarihi 13.30 öncesi sınırı ilan edilmiş olmakla birlikte, daha öncesinde kamuya duyurulan 17.09.2026 tarih ve 2026/60 sayılı Kurul Bülteni ile ilan edilen 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı Kurul kararına uygun olarak, 17.09.2026 tarihinde ilgili fonlar TEFAS platformunda işleme kapatıldığından, anılan fonlar için bu tarihte verilen tüm talimatlar TEFAS tarafından iptal edilmiştir.  </p>

<p>Dolayısıyla 17.09.2026 tarihinde tasfiyeye konu fonların TEFAS üzerinden alım ve satım işlemlerine kapatılması nedeniyle bu tarihte TEFAS'a iletilen ve platform tarafından 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı Kurul kararının gereğini yerine getirmek amacıyla iptal edilen talimatların sahiplerine; tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacaktır.</p>

<p>Diğer taraftan, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteni'nde ilan edilen tasfiye usul ve esaslarının A/6 hükmünün uygulanması bakımından, 16.09.2026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar da tasfiye kapsamındadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem, Ankara</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/spkdan-tasfiyedeki-fonlara-iliskin-yeni-aciklama-17-eylulde-iptal-edilen-talimatlar-icin-tasfiye-bakiyesinden-odeme-yapilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/agency/anka/spkdan-tasfiyedeki-fonlara-iliskin-yeni-aciklama-17-eylulde-iptal-edilen-talimatlar-icin-tasfiye-bakiyesinden-odeme-yapilacak.png" type="image/jpeg" length="60244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Ekrem İmamoğlu kendisini millete emanet ediyor']]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-kendisini-millete-emanet-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-kendisini-millete-emanet-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dilek İmamoğlu'ndan "Hukuksuzluk" Tepkisi. Aile Dayanışma Ağı’nın Saraçhane'deki buluşmasında konuşan Dilek İmamoğlu : Bir ailenin kaybettiği zamanı nasıl telafi edeceksiniz?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aile Dayanışma Ağı’nın 46. buluşmasını Saraçhane'de gerçekleştirdi. Buluşmada konuşan Dilek Kaya İmamoğlu herkes için adalet istediklerini belirtti ve “Milletin iradesi ile seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları 1,5 yıldır özgürlüklerinden mahrumlar. Ekrem İmamoğlu’nun sesi yasak, fotoğrafı yasak! Kaleme aldığı kitabı yayımlanmadan yasaklandı!” dedi. Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Avukat Fırat Durak’ın eşi Ayşegül Kamalı Durak da, eşinin 100 gündür tutuklu olduğunu ifade ederek, “Varsın bugün Ada sokaklarında değil, dört duvar arasında olsun. Çünkü yarın o sokaklara çıktığında başını eğmek zorunda kalmayacak." diye konuştu.</p>

<p>19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 46’ıncı buluşmada Saraçhane Parkı’nda bir araya geldi. Buluşmaya; YENİ Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclis üyeleri, milletvekilleri, İl Başkan Yardımcıları, belediye başkanları, ilçe başkanları, tutuklu yakınları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve gazeteciler katıldı.  Dilek Kaya İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:</p>

<p>"<strong>BİR AİLENİN KAYBETTİĞİ ZAMANI NASIL TELAFİ EDECEKSİNİZ</strong>?”</p>

<p>“Biz, 18 aydır sevdiklerimiz için, ailelerimiz için, tüm Türkiye için mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz hak, hukuk ve adalet mücadelesidir. 18 aydır, adaletin varsayımlarla, söylentilerle, dedikodularla değil; gerçeklerle ve delillerle sağlanması gerektiğini söylüyoruz. ‘Duymuştum’ ‘Öyle düşünmüştüm’, ‘Televizyonda izlemiştim’ Hiçbir gerçekliğe dayanmayan, söylemesi kolay birkaç cümle… Ama bu cümlelerin bedeli çok ağır oldu. Bu içi boş iddialar, sevdiklerimizi 18 aydır bizden ayrı tutuyor. Sadece ‘mış’larla, ‘miş’lerle geçen tam 18 ay. İnsanların ömründen alınan, insanları ailelerinden koparan koca bir zaman… Bir çocuğun annesinden ya da babasından ayrı geçirdiği günleri nasıl geri getireceksiniz? Bir ailenin kaybettiği zamanı nasıl telafi edeceksiniz?</p>

<p><strong>“HEPİMİZİN HAYATI 18 AYDIR SİLİVRİ’DE</strong>”</p>

<p>Bu 18 ayda hukuk güvenliği zedelendiğinde, bunun etkilerinin insanların hayatından başlayarak aileleri, kurumları ve toplumun geleceğe duyduğu güveni nasıl etkilediğini yaşayarak görüyoruz. Ve bugün, bütün yaşananların ardından hala şu sorunun cevabını arıyoruz: İnsanların hayatından ayları, yılları hangi gerekçelerle alıyorsunuz? Biz 45 haftadır bu soruların cevabını istiyoruz. Herkes yargılanabilir. Ama hakkında hüküm verilmemiş bir insanın zamanından ve özgürlüğünden mahrum kalmasını kabul edemeyiz. Bu temel bir insan hakkı ihlalidir, bu bir insanlık suçudur. Şunu bilmelisiniz ki sadece siyasi saiklerle tutsak ettiğiniz insanlar değil; anneler, babalar, evlatlar, eşler olarak hepimiz tam 18 aydır dört duvar arasındayız. Hepimizin hayatı 18 aydır Silivri’de. Silivri’de 18 aydır büyük bir dram yaşanıyor. Hem de hepinizin şahitliğinde Her hafta size cevaplarını alamadığımız sorular sorduk. Biz, ilk gün neredeysek bugün de aynı noktadayız. Alnımız ak, başımız dik. Veremeyeceğimiz bir hesabımız yoktur.</p>

<p>"<strong>GERÇEK NEYSE HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE ORTAYA ÇIKSIN</strong>”</p>

<p>Aylar boyunca çok ağır iddialar Türkiye’nin gündeminde tutuldu, çok kesin cümleler kuruldu. İnsanlar daha hâkim karşısına çıkmadan, savunmalarını yapmadan kamuoyunda haklarında hüküm verildi.İtibar zedeleyici haberler yapıldı, iftiralar atıldı. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı yerle bir edildi. Tutuklu yargılandıkları için dört duvar arasında seslerini duyuramayan sevdiklerimiz, haklarında ortaya atılan iddialara cevap veremedi. Aylarca kamuoyu yalnızca iddiaları, iftiraları dinledi. Şimdi ise o iddiaların, iftiraların karşısında savunmalar, beyanlar, gerçekler var. Her gün mahkeme salonunda dinliyoruz. İddianamede yer alan iddialar burada tek tek konuşuluyor. Savunmaları dinliyoruz. Beyanların nasıl oluştuğunu, hangilerinin doğrudan bilgiye dayandığını, hangilerinin baskı ve yönlendirmeyle hazırlanmış olduğunu duyuyoruz. Kamuoyunda gerçekmiş gibi konuşulan birçok konunun doğru olmadığını tanık beyanlarından anlıyoruz. Sadece birkaç yalan, hiçbir delil olmaksızın insanların hayatından 18 ay almaya yeter mi? Böyle bir ülkede kim, nasıl güvende olabilir? İftiralarla, dedikodularla insanların özgürlüğünün aylarca elinden alınabildiği bir ülkede kim kendini güvende hissedebilir; kim geleceğini planlayabilir, çalışabilir, üretebilir? Belki bu sözleri bizden defalarca duydunuz. Biz bu soruları cevaplanana kadar sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz kimse yargılanmasın demiyoruz. Tam tersine; yargılansın. Delil varsa ortaya konsun. Savunma eksiksiz dinlensin. Gerçek neyse herkesin gözü önünde ortaya çıksın. Ama yargılanmak başka bir şeydir; daha hüküm verilmeden insanlara bedel ödetmek başka bir şeydir.</p>

<p><strong>“EKREM İMAMOĞLU’NUN SESİ YASAK, FOTOĞRAFI YASAK</strong>!”</p>

<p>Biz aileler, adalete inancımızı kaybetmek istemiyoruz. Buradaki ailelerle, ekran başında bizi dinleyenlerle ve haksızlığa karşı sesini yükselten herkesle birlikte yolumuza devam ediyoruz. Milletin iradesi ile seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları 1,5 yıldır özgürlüklerinden mahrumlar. Ekrem İmamoğlu’nun sesi yasak, fotoğrafı yasak! Kaleme aldığı kitabı yayımlanmadan yasaklandı! Milletine seslendiği, kendini ifade ettiği sosyal medya hesapları defalarca engellendi. Bir yandan bir zindanda unutturulmaya çalışılırken diğer yandan hakkında itibar zedeleyici iddialar, iftiralar ortaya saçılmaya devam ediyor. Tüm bunların karşısında hakkını savunmasına, neyin ne olduğunu açıklamasına, hatta savunma yapmasına izin verilmiyor. Hatta bununla birlikte tam 14 ay önce Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan savunma görevini yerine getirdiği için tutuklandı. Böyle bir adalet sisteminin adalet dağıtması mümkün olabilir mi? O, kendini millete emanet ediyor çünkü millet görüyor, inanıyor, biliyor; Ekrem İmamoğlu siyasi tutsaktır; herkes şahit oluyor, bunu herkes biliyor. Tutuksuz yargılamanın esas olduğu, masumiyet karinesinin korunduğu, herkesin bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde adil yargılanma hakkına sahip olduğu bir hukuk düzenine ihtiyacımız var.</p>

<p><strong>“KİM OLURSA OLSUN, HERKES İÇİN ADALET</strong>”</p>

<p>Hukuk devletini güçlendirmek, yargı bağımsızlığını güvence altına almak ve herkes için aynı hukuk güvencesini sağlamak zorundayız. Bugün artık yalnızca geçmişte ne yaşandığını konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Asıl mesele, bundan sonra nasıl bir hukuk düzeninde yaşayacağımızdır. Her insanın kim olduğuna, hangi görevi yaptığına ya da hangi siyasi görüşe sahip olduğuna bakılmadan hukukun güvencesine sahip olduğunu bildiği bir ülke, hepimizin ortak ihtiyacıdır. Devletin gücü, vatandaşının karşısındaki kudretinden değil; hukukunu herkese eşit işletebilmesinden gelir. Kurumlara duyulan güven de ancak bununla güçlenir. Kimse için ayrıcalık istemeyen, kimseyi hukuk güvencesinden mahrum bırakmayan; adaletin herkes için eşit işlediği bir düzen…İhtiyacımız olan budur. Kim olursa olsun, herkes için hukuk. Kim olursa olsun, herkes için adalet. Böyle bir Türkiye’ye olan inancımla; hepinize sevgilerimi sunuyor, mücadelemize verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>FIRAT DURAK'IN EŞİ AYŞEGÜL KAMALI DURAK'TAN 'TECRİT' VURGUSU </strong></p>

<p>Daha sonra Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Fırat Durak’ın eşi Avukat Ayşegül Kamalı Durak konuştu. Durak açıklamasında şunları ifade etti:</p>

<p>“Ben Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Avukat Fırat Durak'ın eşi Avukat Ayşegül Kamalı Durak. 100 gündür Fırat tutuklu. 100 gündür haksız, hukuksuz, ispatsız ve ölçüsüz biçimde ağır tecrit koşulları altında tek başına bir hücrede tutuluyor. Bizlerden, çocuklarından, sevdiklerinden ve Adalar'dan ayrı bırakılıyor. 2 yaşında bir oğlumuz, 5 yaşında bir kızımız var. 100 gündür çocuklarına sarılamıyor; onların büyüdüğü günleri, hayatlarının küçücük ama bir daha geri gelmeyecek anlarını dört duvarın arasında kaçırıyor. Ama bütün bunlara rağmen mücadele azminden, inandığı değerlerden ve kararlılığından bir adım dahi geri atmadı. Bunun son örneğini Adalar'da gerçekleştirilen başkan vekilliği seçimlerinde gördük. Fırat, yerine oy kullanılabilmesi, Adalıların sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunabilmesi ve seçimin en azından 4 - 4 eşitlikle kuraya kalabilmesi için hem Adalar Belediye Meclis Üyeliğinden hem de İBB Meclis Üyeliğinden istifa etti. Hücresinden yapabileceği ne varsa yaptı. Fırat da diğerleri gibi davranabilirdi. Üstelik belki de geri çekilmek, susmak, kendisine ve ailesini düşünmek için herkesten daha fazla gerekçesi vardı. Kendisine teslim edilen iradeden vazgeçebilirdi. Ve 2 yaşındaki bir oğlun, 5 yaşındaki bir kızın babası olarak bunu yapsaydı belki de hiçbirimiz ona tek kelime söyleyemezdik. Ama yapmadı. Kendi özgürlüğü söz konusuyken dahi kendine emanet edilen iradeyi kendi geleceğinin önüne koydu. Çünkü... Çünkü bazı insanlar için siyaset yalnızca makam değildir. Bazı insanlar için kendisine verilen oy, şartlar ağırlaştığında vazgeçilebilecek bir sayı değildir. Namus gibi taşınması gereken bir emanettir. Fırat o emaneti, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı günlerde bile yere bırakmadı. Ancak birlikte mesai yaptığı, aynı masaya oturduğu, aynı mücadeleyi verdiği bazı insanların bugün dışarıda olmanın bedelini içerideki arkadaşlarının iradesinden vazgeçmek olarak ödeyebileceğini hesaba katmadı. Çünkü insan kendisinin dört duvar arasına kapatılmasına dayanabilir belki. Ama birlikte yürüdüğü insanların betona gömülmüş arkadaşını geride bırakabileceğini kolay kolay düşünemez.</p>

<p><strong>“HAYATI BOYUNCA ZORLUKLARLA, EMEĞİYLE, ALIN TERİYLE MÜCADELE ETTİ</strong>”</p>

<p>Fırat bugün içeride olabilir. Ama Adaların sokaklarında başı dik dolaşabilecek kadar özgürdür. Çünkü özgürlük yalnızca sokakta yürüyebilmek değildir. İnsan bazen dışarıdadır ama korkularının esiridir. Bazen de bir hücrenin içindedir ama vicdanı, sözü ve duruşu özgürdür. Fırat bugün bir hücrede. Kapısı demir, duvarları beton. Çocukları dışarıda, sevdikleri dışarıda, Adalar dışarıda. Ama onuru içeride değil. Çünkü onurun kapısına kilit vuramazsınız. Haysiyetin etrafına duvar öremezsiniz. İlkeli bir duruşu betonun içine gömemezsiniz. Bir insanın bedenini dört duvar arasına kapatabilirsiniz ama inandığı değerleri, vicdanını ve kendisine emanet edilen iradeye olan sadakatini hapsedemezsiniz. Onur hücreye sığmaz, haysiyet demir kapıların ardında kalmaz, ilkeli duruş dört duvarla sınırlandırılamaz. Hayat Fırat'a hiçbir zaman altın tepside sunulmadı. Hayatı boyunca zorluklarla, emeğiyle, alın teriyle mücadele etti. Küçük yaşından itibaren hayatın yükünü omuzladı. Hiçbir şeyi kolay elde etmedi. Bugün yaşadığı bu büyük haksızlığın karşısında da aynı şekilde eğilmeden, teslim olmadan, başını öne düşürmeden duruyor. Belki de bugün asıl mesele kimin içeride, kimin dışarıda olduğu değildir. Asıl mesele kimin başının dik olduğu, kimin kendi vicdanıyla baş başa kaldığında gözlerini kaçırmak zorunda olmadığıdır.</p>

<p>"<strong>FIRAT BİZİM İRADEMİZE VE ONA TESLİM ETTİĞİMİZ EMANETE SAHİP ÇIKTI</strong>”</p>

<p>Varsın bugün Ada sokaklarında değil, dört duvar arasında olsun. Çünkü yarın o sokaklara çıktığında başını eğmek zorunda kalmayacak. Kendisine emanet edilen iradeyi satmadı, korkusunu vicdanının önüne koymadı, çocuklarına kavuşma özlemini dahi ilkelerinden vazgeçmenin gerekçesi yapmadı. Ve belki de iki küçük çocuğuna bırakacağı en kıymetli miras budur. Bir gün çocuklarının gözünün içine bakarak anlatabileceği onurlu bir hayat. Fırat bizim irademize ve ona teslim ettiğimiz emanete sahip çıktı. Şimdi sıra bizde. Şimdi başkalarının yalnızca aynı hücrelere düşme ihtimalinden korkarak geri çekildiği bir zamanda, o hücrenin içinde bedel ödemeyi göze alarak onurlu duruşundan vazgeçmeyenlere sahip çıkma zamanıdır. Çünkü bugün mesele yalnızca Fırat değildir. Mesele korkunun mu cesaretin mi, hesabın mı vicdanın mı, makamın mı onurun mu kazanacağıdır. Fırat kendi tercihini yaptı, iradesine sahip çıktı, emanetine sahip çıktı, onuruna sahip çıktı. Şimdi bize düşen, onun ve onurlu davranan tüm yol arkadaşlarının dört duvar arasında yalnız olmadığını göstermektir. Çünkü bugün sahip çıkmamız gereken yalnızca bir insan değil; korkuya rağmen eğilmeyen bir irade, bedeline rağmen terk edilmeyen bir ilke ve dört duvara rağmen hapsedilemeyen bir onurdur. O dört duvarın arasında bizim irademize sahip çıktı, şimdi dışarıda olan bizler onun onuruna, haysiyetine ve mücadelesine sahip çıkacağız. Çünkü bedenleri hapsedebilirsiniz ama onuru asla!</p>

<p>Kısaca sözlerime Fırat'ın istifasını verirken kamuoyuyla paylaştığı mektubunun son satırlarıyla bitirmek istiyorum. Çünkü sanırım onun bugün nerede durduğunu, neye inandığını ve bütün bu yaşananlara rağmen neden hâlâ dimdik olduğunu en iyi yine kendi sözleri anlatıyor:</p>

<p>‘Varsın siyasallaşmış yargıyla, kolluk güçleriyle üzerimize gelsinler; varsın ayda bir saat görebildiğim evlatlarımın hasretiyle bizi sınasınlar. Eninde sonunda yenilecekler! Çünkü biz gücümüzü hakikatten alıyoruz ve hakikati yenemezler. Günü geldiğinde hakikatin ışığı tüm bu karanlıkları boğacak; onurumuzla girdiğimiz bu hücrelerden onurumuzla, boyun eğmeden, daha da güçlü çıkacağız. Çıktığımızda da bugünleri asla unutmayacağız. Ayda bir saat görebildiğim ve her açık görüşte ağlayarak yanımdan ayrılan kızım Dicle'nin gözyaşları, hem bize bu zulmü reva görenlerin hem de bu zulme ortak olup seçme iradesine ihanet edenlerin boyunlarında bir utanç vesikası olarak ömür boyu kalsın. Yarınlar bizimdir.”</p>

<p>Konuşmaların arından çekilen toplu anı fotoğrafıyla 46. buluşma sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/ekrem-imamoglu-kendisini-millete-emanet-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/dilek-imamoglu-aile-dayanisma.jpg" type="image/jpeg" length="23685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çok güzel hareketler bunlar! Amedspor - Beşiktaş maçından yürek ısıtan görüntüler]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/cok-guzel-hareketler-bunlar-amedspor-besiktas-macindan-yurek-isitan-goruntuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/cok-guzel-hareketler-bunlar-amedspor-besiktas-macindan-yurek-isitan-goruntuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amed Sportif Faaliyetler, Diyarbakır'da kendi sahasında oynadığı maçta Beşiktaş'ı 3-2 yenerken tribünlerden dostluk dolu çok güzel kareler yansıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/cok-guzel-hareketler-bunlar-amedspor-besiktas-macindan-yurek-isitan-goruntuler</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 01:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/amd-bjk.jpg" type="image/jpeg" length="64913"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trafikte kornaya sinirlendi üzerine yürüdü: Senin kafanı kırarım]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/trafikte-kornaya-sinirlendi-uzerine-yurudu-senin-kafani-kirarim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/trafikte-kornaya-sinirlendi-uzerine-yurudu-senin-kafani-kirarim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Korna çalan sürücünün üzerine yürüdü,  telefonunu da almaya çalış]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Şişli’de iddiaya göre, AVM girişinde aracın direksiyonunda bulunan kadın yanındaki erkekle yer değiştirdi. Kadın bu sırada korna çalarak duruma tepki gösteren Buket A.'ya (31) saldırdı. Otomobilin camından içeri uzanan kadın, "Beni öyle çekemezsin, senin kafanı kırarım" diyerek tehditte bulundu. Saldırı anı cep telefonu kamerasına yansırken, Buket A. "Sonuna kadar şikayetçiyim. Magandanın cinsiyeti yokmuş. Bunu da bir kez daha gördüm" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, 15 Eylül Salı günü saat 13.30 sıralarında Esentepe Mahallesi’nde bulunan bir AVM’nin girişinde meydana geldi. İddiaya göre, kadın sürücü aracını durdurarak yanındaki erkekle yer değiştirdi. Bu sırada arkada otomobiliyle bekleyen Buket A., diğer yöndeki araçlara yeşil ışık yanınca yolun ortasında kaldı. Buket A.'nın korna çalarak tepki göstermesi üzerine kadın, otomobile yönelerek hakaret ve küfür etti. İkili arasında başlayan tartışma, kadının saldırmasıyla kavgaya dönüştü.</p>

<p><strong>CAMDAN UZANARAK SALDIRDI</strong></p>

<p>Otomobilin camından içeri uzanarak saldıran kadın, "Beni öyle çekemezsin, senin kafanı kırarım" diyerek tehditte bulundu. Kendisini görüntüleyen sürücünün telefonunu da almaya çalışan kadın, "Sen ne yapıyorsun bırak" diye bağırarak duruma tepki gösterdi.Yanındaki erkek kadını uzaklaştırmaya çalışırken kadın, Buket A.'ya "Sen şimdi göreceksin. Kim kimi şikayet ediyor bakalım" diye bağırdı.</p>

<p><strong>KADIN YAYA OLARAK UZAKLAŞTI</strong></p>

<p>Kadın, uzaklaşırken direksiyondaki Buket A.'ya "Sen onu bir yerde yayınla, göreceksin, terbiyesiz" sözleriyle tepki gösterdi. Yaya olarak olay yerinden uzaklaşan kadının yanındaki erkek ise otomobile bindi. Kadının görüntüyü çeken mağdur Buket A.'ya "Görüşürüz seninle" dediği duyulurken, saldırı anı cep telefonu kamerasına yansıdı.</p>

<p><strong>'KORNAYA BASINCA KÜFÜRLER HAKARETLER SAVURDU'</strong></p>

<p>Saldırıya uğrayan Buket A., "Bir kadın şahıs tarafından fiziksel ve sözlü olarak tarafıma saldırıda bulunuldu. Sebebi de tam bir AVM’nin giriş kısmında kadın erkek araç içerisinde şoför değişikliği yapıyorlardı. Kadın şahıs araçtan indi. Ben de trafikte tam ortada kaldığım için karşı tarafın sağ tarafındaki araçların da yeşil ışığı yandı ve yolun ortasında kaldım. Bu yüzden de kornaya basma ihtiyacı duydum. Kornaya basınca da kadın sürücü koltuğundan indi; önce sözlü olarak küfürler hakaretler savurdu. Sonrasında da videoda da gördüğünüz üzere tarafıma saldırıda bulunuldu" dedi.</p>

<p><strong>'MAGANDANIN CİNSİYETİ YOKMUŞ'</strong></p>

<p>Buket A. ayrıca "Ben araç içerisindeyken çocuğumla beraber de olabilirdim. Bu tür kişilerin trafikte nelere yol açabileceği de ortada. Sonuna kadar şikayetçiyim. Gerekli mecralara da gerekli video göndermelerini yaptım. Sonuna kadar da ceza alması için uğraşacağım. Magandanın cinsiyeti yokmuş. Bunu da bir kez daha gördüm" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/trafikte-kornaya-sinirlendi-uzerine-yurudu-senin-kafani-kirarim</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/korna-kafani-kirarim-sisli-1.jpg" type="image/jpeg" length="81212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kuzey Marmara Otoyolunda yolcu otobüsü yandı: 2 ölü 8 yaralı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/kuzey-marmara-otoyolunda-yolcu-otobusu-yandi-2-olu-8-yarali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/kuzey-marmara-otoyolunda-yolcu-otobusu-yandi-2-olu-8-yarali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır-İstanbul seferini yapan yolcu otobüsü Kuzey Marmara Otoyolu Işıklar Kavşağı gişelerinde bariyerlere çarpması sonucu alev aldı. Kazada 2 kişi hayatını kaybetti. Biri ağır 8 kişi yaralandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Eyüpsultan Kuzey Marmara Otoyolu Işıklar Kavşağı gişelerinde Diyarbakır-İstanbul seferini yapan 23 AFA 634 plakalı yolcu otobüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kaza sonrası araçta yangın çıktı.</p>

<p>İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otobüste çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında 2 kişinin hayatını kaybettiği, biri ağır 8 kişinin ise yaralandığı belirlendi.</p>

<p>Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>Olayla ilgili idari ve adli soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/kuzey-marmara-otoyolunda-yolcu-otobusu-yandi-2-olu-8-yarali</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 02:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/kuzey-marmara-kaza-1.jpg" type="image/jpeg" length="22346"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Chobani Stadı 64 bin kapasiteye çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/fenerbahce-chobani-stadi-64-bin-kapasiteye-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/fenerbahce-chobani-stadi-64-bin-kapasiteye-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe'den Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nin kapasitesinin 64 bin kişiye çıkarılması için hazırlanan projeye ilişkin açıklama şöyle:]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/fenerbahce-chobani-stadi-64-bin-kapasiteye-cikiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 16:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/fenerbahce-stadi-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="90891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar seçmeninden millet iradesinin çalınmasına büyük tepki! Bir yurttaş fenalaştı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/uskudarlilar-millet-iradesinin-calinmasina-buyuk-tepki-bir-yurttas-fenalasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/uskudarlilar-millet-iradesinin-calinmasina-buyuk-tepki-bir-yurttas-fenalasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdarlı seçmenler,  Belediye Başkan Vekili seçiminde millet iradesinin 'çalınmasına' büyük tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Üsküdar Belediyesi Tutuklamalar, Meclis Üyesi transferleri ve tehdit iddiaları sonrası demokrasilerde görülmemiş biçimde CHP'den AKP'ye geçti. Belediye binasının dışında toplanan yurttaşlar, 'Benim oyumu çalıp AKP'ye verdiler', 'Hırsızlar' diye tepki gösterdi. Bir yurttaş fenalaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/uskudarlilar-millet-iradesinin-calinmasina-buyuk-tepki-bir-yurttas-fenalasti</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/uskudar-2.jpg" type="image/jpeg" length="78873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AKP destekçisi Tuğba Ekinci  'Açık giyimiyle' ilgili eleştirilere ateş püskürmüştü]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/akp-destekcisi-tugba-ekinci-acik-giyimiyle-ilgili-elestirilere-ates-puskurmustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/akp-destekcisi-tugba-ekinci-acik-giyimiyle-ilgili-elestirilere-ates-puskurmustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuğba Ekinci 2023 yılında, 'Açık giyimiyle' ilgili eleştirilere ateş püskürmüş, “Koskoca cumhurbaşkanı bunu yapar mı, kim izin verir” diyerek kadınların giyimine baskı uygulanamayacağını savunmuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medya üzerinden “müstehcen içerik” paylaştıkları iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan şarkıcı Tuğba Ekinci, 2023 yılında ‘Açık giyimiyle' ilgili yorumlara, "Sizin aklınız alıyor mu? Türk Cumhuriyeti'nin kadınlarını biri çıkıyor birden acayip bir baskı altına alıyor. Öyle bir eğitimsizlik öyle bir cehalet hangi insanda olabilir ya? Koskoca cumhurbaşkanı bunu yapar mı ya? Yok bundan sonra bilmem ne gelecek. Yok bilmem ne olacak. Kim izin verir ya?" diye yanıt vermişti.</p>

<p><strong>"SİZİN AKLINIZ ALIYOR MU?"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2023 yılında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a desteğini açıklayan şarkıcı Tuğba Ekinci, takipçilerinden gelen eleştirilere, "Kendini istediğin gibi sunamazsın diyorsunuz. Sizin aklınız alıyor mu?" diyerek kendini savunmuştu.</p>

<p>'O şimdi Asker' şarkısıyla tanınan şarkıcı Tuğba Ekinci, fotoğraflarının altına gelen "AKP döneminde böyle giyinemezsin, kendini böyle sunamazsın" yorumlarına üç yıl önce sosyal medya hesabından yayınladığı videoda şöyle yanıt vermişti:</p>

<p>"Ya size çok gülüyorum. Bakıyorum paylaşımımın altına Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili, 'Yok, bir daha kliplerinde güzel çıkamazsın, kendini sunmak istediğin gibi sunamazsın.' Yok ya. Ne alakası var. Sizin aklınız alıyor mu? Türk Cumhuriyeti'nin kadınlarını biri çıkıyor birden acayip bir baskı altına alıyor. Öyle bir eğitimsizlik öyle bir cehalet hangi insanda olabilir ya? Koskoca cumhurbaşkanı bunu yapar mı ya? Yok bundan sonra bilmem ne gelecek. Yok bilmem ne olacak. Kim izin verir ya? Allah aşkına bir kendinize gelin. O kadar acayipsiniz ki. Bize yani bize bunu söylemeyin. Herkese gidin korkutun söyleyin de bana söylemeyin. Ben neyden korkmuşum da benim işimi yapan kadın." diye konuşmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/akp-destekcisi-tugba-ekinci-acik-giyimiyle-ilgili-elestirilere-ates-puskurmustu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/tugba-ekinci-cumhurbaskani-bunu-yapar-mi.jpg" type="image/jpeg" length="31104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Serhat Kılıç’ın evindeki görüntüler ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/serhat-kilicin-olumunde-supheli-detaylar-evinden-goruntuler-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/serhat-kilicin-olumunde-supheli-detaylar-evinden-goruntuler-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncu Serhat Kılıç’ın Kağıthane’deki evinden çıkan görüntüler görüntüler ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/serhat-kilicin-olumunde-supheli-detaylar-evinden-goruntuler-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/serhat-kilic-1.jpg" type="image/jpeg" length="69621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ’de öğrencilerin üzerine belediye aracı sürüldü]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/odtude-ogrencilerin-uzerine-belediye-araci-suruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/odtude-ogrencilerin-uzerine-belediye-araci-suruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Ormanı’ndan geçirilmek istenen “rant yolu”na karşı nöbet tutan öğrencilerin üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait araç sürüldü. Tehlikeye rağmen öğrenciler alanı terk etmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ODTÜ Ormanı’ndan geçirilmek istenen Bilkent-İncek Yolu Projesi’ne karşı başlatılan eylemlerin ikinci gününde, protesto alanında bulunan öğrencilerin üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir araç sürüldü. Öğrenciler, yaşanan tehlikeli anlara rağmen alanı terk etmedi ve yol çalışmasına karşı nöbetlerini sürdürdü.</p>

<p><strong>YOL ÇALIŞMASINA KARŞI NÖBET</strong></p>

<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin yeniden başlattığı Bilkent-İncek Bulvarı Çevre Yolu Bağlantısı Projesi, ODTÜ öğrencilerinin tepkisine neden oldu. Kamuoyunda “ODTÜ Rant Yolu” olarak da anılan projeye karşı öğrenciler, çalışma yapılan alanda nöbet başlattı. Eylemin ikinci gününde öğrenciler basın açıklaması yapmak için yeniden proje alanında toplandı.</p>

<p><strong>BELEDİYE ARACI ÖĞRENCİLERİN ÜZERİNE SÜRÜLDÜ</strong></p>

<p>Protesto sırasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir araç öğrencilerin bulunduğu alana doğru ilerledi.</p>

<p>Öğrencilerin üzerine sürülen araç nedeniyle kısa süreli tehlike yaşandı.</p>

<p>Yaşananlara rağmen öğrenciler bölgeden ayrılmadı. Eylemciler, yol çalışmasının durdurulması için nöbetlerine devam etti.</p>

<p><strong>“ANKARA’NIN EKOLOJİK ALANINI YOK EDECEK”</strong></p>

<p>Öğrenciler yaptıkları açıklamada, yol projesinin Ankara'nın trafik sorununa çözüm olmayacağını savundu. Projenin ODTÜ Ormanı üzerinde ciddi bir ekolojik tehdit oluşturduğunu belirten öğrenciler, çalışmanın bölgedeki yapılaşmayı ve yeni konut projelerini teşvik edeceğini ileri sürdü.</p>

<p>Öğrenciler, projenin başlangıçta 400 dairelik bir rezidansın değerini artırmak amacıyla planlandığını, zaman içinde ise 12 bin daireyi kapsayan bir yapılaşma alanına dönüştüğünü savundu.</p>

<p><strong>YILLARDIR TARTIŞILIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilkent-İncek Yolu Projesi, 2017 yılında Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlatılmıştı.</p>

<p>Proje, açılan davalar ve öğrenci eylemlerinin ardından farklı dönemlerde durduruldu. Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin yol projesine ilişkin planların yürütmesini durdurduğu süreçte çalışmalar rafa kaldırılmıştı.</p>

<p>Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin daha sonra proje için yeniden ihale açmasıyla tartışma yeniden başladı. Belediye ekiplerinin geçen hafta yeniden çalışma başlatması üzerine ODTÜ öğrencileri de protesto ve nöbet eylemine başlattı.</p>

<p>Öğrenciler, yol çalışmasının durdurulmasını ve ODTÜ Ormanı'nın korunmasını istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/odtude-ogrencilerin-uzerine-belediye-araci-suruldu</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 01:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/09/odtu-belediye.jpg" type="image/jpeg" length="68330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi ve şehit yakınlarına polis ablukası]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/gazi-ve-sehit-yakinlarina-polis-ablukasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/gazi-ve-sehit-yakinlarina-polis-ablukasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polis, Ankara Kurtuluş Parkı'ndaki er şehit yakınları ve er gazileri ablukaya aldı. Polis müdahalesi sırasında fenalaşan İYİ Parti milletvekili ambulansla hastaneye kaldırıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Kurtuluş Parkı'ndaki er şehit yakınları ve er gazilere polis müdahalesi sırasında fenalaşarak ambulansla hastaneye kaldırıldı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/gazi-ve-sehit-yakinlarina-polis-ablukasi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/gaziler-polis-abluka.jpg" type="image/jpeg" length="16972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Solakoğlu: Bu meselenin Kürt halkıyla, Türk halkıyla, demokrasiyle hiçbir alakası yok.]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/solakoglu-bu-meselenin-kurt-halkiyla-turk-halkiyla-demokrasiyle-hicbir-alakasi-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/solakoglu-bu-meselenin-kurt-halkiyla-turk-halkiyla-demokrasiyle-hicbir-alakasi-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tele2 Haber YouTube kanalında Mehmet Ali Güller, Haldun Solmaztürk, Ersin Kalaycıoğlu ve Engin Solakoğlu ile Türkiye'nin Yönü programında 'Çerçeve Yasa' ve süreç masaya yatırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'de yaşayan Kürtlerin gerçek, elle tutulur sorunları olduğunu söyleyen Emekli Diplomat Engin Solakoğlu, "Şu anda yaşadığımız sürecin bütün bunlarla hiçbir alakası yok.Bu meselenin Kürt halkıyla, Türk halkıyla, demokrasiyle hiçbir alakası yok." dedi. Engin Solakoğlu, 'Çerçeve Yasa' ile gelinen süreç hakkında şu yorumu yaptı:</p>

<p>"Kürt halkının, Türkiye'de yaşayan Kürtlerin gerçek, elle tutulur sorunları var. Ama şu anda yaşadığımız sürecin bütün bunlarla hiçbir alakası yok. Yani şu anda yaşadığımız süreç demokrasiyle vesaireyle ne kadar alakasızsa, Kürt halkının gerçek sorunlarıyla da o kadar alakasız.</p>

<p><strong>"ÜÇ LİDERİN ORTAK NOKTASI..."</strong></p>

<p>Biz burada 80'lerine yaklaşan üç tane liderin ve üç tane bana göre cumhuriyet düşmanı, Lozan karşıtı üç tane siyasi akımın ortak nokta bulma arayışını aslında da karşımızda görüyoruz. Ortak nokta bulalım, hepimizde kendimize yarayacak şekilde ortaya bir toplam çıksın. Buradan hem dış gündem bağlamında hem içeriği bağlamında bir sonuç elde edelim diyorlar. Bu meselenin Kürt halkıyla, Türk halkıyla, demokrasiyle, şunla bunla hiçbir alakası yok. Yani bu tamamen bizim halkımıza, bu ülkede yaşayan 85 milyonun yabancı bir tartışma yürüyor.</p>

<p>O yüzden de Abdullah Öcalan gün geliyor diyor, işte İmralı'dan geçer demokrasi. Ya şimdi bu ilginç bir yaklaşım aslında. İşte AKP de diyor ki çıkmayacak. Zaten o onu söylemiyor. Ben çıkacağım demiyor zaten. Ama İmralı'yı yazlık başkent yapın diyor. Yani bir anlamda söylediğinin anlamı bu. Yani burası da bir siyasi merkez olacak. Ben buradan kendimce bir şeylere müdahale edeceğim diyor. Ve biz hakikaten de işte DEM'lilerin yaptığı açıklamadan öğreniyoruz ki bir konum alacak, o konumda bir şeyi olacak vesaire.</p>

<p>Ve şimdi AKP de MHP de MHP ne yapıyor? Zaten o çok fazla da anlaşılan bir şey değil. Herhalde gelen talimatlarda karışıklık olmuş. Yani sürekli birbiriyle çelişen hareketler ve şeyler görüyoruz. Ama yani biz şu anda bana göre ülkenin geleceğiyle ilgisi olmayan, sadece birkaç siyasi liderin geleceğiyle bağlantılı bir süreci tartışmak durumunda kalıyoruz. Onun da vardığı nokta esas itibarıyla bir anayasa değişikliği. Artık giderek daha fazla söyleniyor. Anayasa değişikliği hocamız çok güzel söyledi. Yani anayasayı değiştirecekler, oraya bir şeyler koyacaklar falan.</p>

<p><strong>"Kayyım atanmasa tabii iyi olur ama..."</strong></p>

<p>Ya uygulamıyorlar ki zaten. Yani hiçbir şeyini uygulamıyorlar ki. Yani ben şunu şu mantığı tam anlayamıyorum. Yani bunu Kürt siyasi cephesinden duyuyoruz. Ya fena mı olur şu olsa bu olsa kayyım atanmasa falan. Ya tabii iyi olur. Tabii iyi olur. Yani eğer Şişli Deresi ıslahını çıkaracaksa iyi olur. Üsküdar Belediye Başkanının başına gelenler gelecek. Ama bütün bunların olmayacağını siz de biliyorsunuz. Çünkü bugün yapılanlar, yani bir buçuk saattir konuşuyoruz, hiçbiri bir yasada yazmıyor ki. Ya bu tamamen yok, bunları uygulamamakla ilişkili. Dolayısıyla yani burada birkaç tane liderin gündemi var.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/solakoglu-bu-meselenin-kurt-halkiyla-turk-halkiyla-demokrasiyle-hicbir-alakasi-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/engin-solakoglu.jpg" type="image/jpeg" length="88645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kasten öldürmeden dava açıldı! Savcı 'Dur' ihtarına uymayan şüpheliyi öldüren polise, 'meşru müdafaa' talep etti]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/kasten-oldurmeden-dava-acildi-savci-dur-ihtarina-uymayan-supheliyi-olduren-polise-mesru-mudafaa-talep-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/kasten-oldurmeden-dava-acildi-savci-dur-ihtarina-uymayan-supheliyi-olduren-polise-mesru-mudafaa-talep-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da eğlence mekanında çıkan tartışmada bir kişiyi uyarıp ateş açılınca tabancayla öldüren polis memuru  hakkında ‘kasten öldürmek’ suçundan dava açıldı. Savcı, ‘meşru müdafaa’ kapsamında değerlendirilmesini talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa'da gittiği eğlence mekanında çıkan tartışmada bir kişiyi tabancayla yaralayan Berk Keleş’i (35), teslim olması konusunda uyarıp, silahla karşılık verince de tabancayla vurarak öldüren polis memuru M.S. (30) hakkında ‘kasten öldürmek’ suçundan dava açıldı. İddianamede, olay günü izinli olan polis memurunun görevinin gereklerine uygun hareket ettiği gerekçesiyle suçun ‘meşru müdafaa’ kapsamında değerlendirilmesi talep edildi. Bu arada olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.</p>

<p>Olay, 16 Aralık 2025’te saat 03.30 sıralarında Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi, İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence mekanında meydana geldi. Berk Keleş, arkadaşları Ş.G., K.K. ve Y.G. ile birlikte eğlence merkezine gitti. Burada yemek yiyip alkol alan Berk Keleş, iddiaya göre gelen hesaba küfrederek tepki gösterdi. Keleş, iş yerinde görevli Önder Y. ile tartışırken, işletmenin müdürü K.U., olay çıkaran müşteriyi evine götürmesi için taksi çağırdı. O sırada hakaretlere devam eden Keleş, ’Sana hiç yakışmıyor’ diyen Önder Y.’ye tabancayla ateş açarak bacağından yaraladı.</p>

<p>Ardından taksiye binen Keleş, elindeki silahı çevredeki kalabalığa yöneltip, ‘Burayı yakarım’ diye bağırdı. Bu sırada durumu fark eden polis memuru M.S., ‘Dur polis. Teslim ol, silahını at’ diyerek Keleş’e uyarıda bulundu. Keleş ise kendisini uyaran polis memuruna doğru araç içerisinden 2-3 el ateş açtı. İzinde olduğu öğrenilen polis memuru M.S.’nin tabancasıyla karşılık vermesi sonucu mermilerden biri başına isabet eden Berk Keleş, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Bacağından yaralanan Önder Y. ise tedavisinin ardından taburcu edilirken, gözaltına alınan polis memuru M.S. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Olay anı ise, çevre ve takside bulunan kameralara yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘GÖREVİNİN GEREKLERİNE UYGUN HAREKET’</strong></p>

<p>Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili soruşturmayı yaklaşık 6 ayda tamamladı. Tutuksuz sanık hakkında, ağır ceza mahkemesinde, 'Kasten öldürmek' suçundan, dava açıldı. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet savcısı, polis memuru M.S.'nin, hem yaralanan Önder Y. yönünden hem iş yeri önünde toplanan kalabalık yönünden ve son olarak kendisinin yönünden görevinin gereklerine uygun olmak suretiyle hareket ettiğini belirtip, şüphelinin suçunun, TCK'nın 25'inci maddesi gereği, 'Meşru müdafaa' kapsamında değerlendirilmesini talep etti. Dava ile ilgili yargılamaya önümüzdeki günlerde başlanacak</p>

<p><strong>‘POLİS MEMURU MESAİDE OLMADIĞI SAATLERDE DE MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA’</strong></p>

<p>Polisin 7/24 esasında çalıştığını belirten M.S’nin M. S’nin Gülen, şunları söyledi:</p>

<p>''Bir polis memuru, izinli olduğu günde veya mesaide olmadığı saatlerde bir olay gördüğü anda olaya müdahale etmek zorundadır. Kanun bu yetkiyi ve zorunluluğu polis memuruna yüklemiş. Yani burada 7/24 esasına dayanarak da polis müdahale edebiliyor mu? Evet. Zaten kanunda öyle yazıyor. Söz konusu kanunda polis memuru 7/24 saat, yaşanan olaya müdahale etmek zorundadır. Burada polisin yani yaptığı müdahaleden ziyade yaşanan durumda güvenlik kameraları ortaya çıktı. Yani bu görüntü hukuk bazında nasıl değerlendiriliyor? Şimdi polisin burada suç işlememesi için birinci olarak olayı gördüğü anda bir polis kimliğini defaatle belirtmek zorunda. ‘Ben polisim. Dur polis” diye ikazda bulunmak zorundadır'' dedi.</p>

<p><strong>‘POLİS, 5 KEZ UYARIDA BULUNUYOR’</strong></p>

<p>Polis memurunun çok kez ‘dur’ ikazında bulunduğunu söyleyen Avukat Gülen, “Bizim olayımızda da kamera görüntülerine göre polis memurumuz, şahsa beş ya da altı kez ‘Dur polis’ diye ikazda bulunuyor. Taksinin içerisinde maktul şahsın yakını olan kişi de verdiği ifadesinde, söz konusu polisin 5 kez ‘Dur polis’ ve ‘Teslim ol, silahını at’ diye ikazda bulunduğunu belirtmiştir. Kişi de ateş etmeye çalışıyor, belki ateş ettiği için orada, aynı zamanda polis olmasaydı da nefsi müdafaa olarak değerlendirilebilir mi? Şimdi olay şu; ateş eden kişi aslında polisin silahına karşı ateş ediyor. Burada zaten polis memuru müvekkilim, hedef aldığı ilk yer silahı tutan maktul şahsın bacağına nişan almış ve bacağından vurmuş” dedi.</p>

<p>Hakkında hazırlanan iddianame ağır ceza mahkemesince kabul edilen polis memuru M.S.'nin, yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/kasten-oldurmeden-dava-acildi-savci-dur-ihtarina-uymayan-supheliyi-olduren-polise-mesru-mudafaa-talep-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/bursa-polis-oldurme.jpg" type="image/jpeg" length="13851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Murat Taylan'dan savcının savunma sırasında tutuklama istemesine çarpıcı yorum]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/video/murat-taylandan-savcinin-savunma-sirasinda-tutuklama-istemesine-carpici-yorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/video/murat-taylandan-savcinin-savunma-sirasinda-tutuklama-istemesine-carpici-yorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TELE2 Haber Ana Haber sunucusu Murat Taylan, YouTube yayınında, Savcının,  daha önce 'biliyorum' diyenin, mahkemede 'duymuştum' diye ifadesini değiştirince tutuklanmasını istemesini yorumladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'nda bir ilk yaşandı. Savcı, duruşma sırasında tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını talep etti. Murat Taylan, savcının, savunma sırasında tutuklanma istenmesini yorumladı. Taylan, yorumunda şöyle dedi:</p>

<p>"Çok bildiğiniz işler yaşanıyor ama bugün çok ilginç bir şey oldu. Savcı daha önce 'biliyorum' diyenin, 'duymuştum' diye ifadesini değiştirince tutuklanmasını istedi.</p>

<p>Bu bu bu çok değişik bir şey. Yani tutuksuz yargılanıyor. İşte orada yargılanan Ekrem İmamoğlu ve işte diğer isimlerle ilgili ifadesinde çok kritik bir değişiklik yapıyor. Ki başka isimler de geçmişte hatırlayacaksınız. 'Ben pişman oldum, insanları yok yere suçladım' gibi açıklamalarda bulunmuştu.</p>

<p>Savcı, tutuklanmasını istedi. Mahkeme tutuklama kararı vermedi. Tabii, Avukatlar buna tepki gösterdi. 'Böyle bir şey olabilir mi' dediler. Yani 'yargılama sırasında işte savunma sırasında savunması kestiler. Bir kişi hakkında tutuklama istenebilir mi? Yani bu bütün sanıklara, bütün daha sonra bu kürsüye gelecek herkes için bizim istediklerimize uygun konuşursanız konuşursunuz, yoksa tutuksuz yargılanan bundan sonraki 70 kişi sizler de tutuklanabilirsiniz diyerek bir gözdağı verme işidir! diyerek tepki gösterdiler.</p>

<p><strong>"Savunmanın iradesi sakatlanır"</strong></p>

<p>Duruşmanın dünkü bölümünde sanık kürsüsüne ilk gelen isim Beyaz İnşaat isimli şirketin yöneticilerinden Seyfi Beyaz oldu. Beyaz'ın savunması sonrası kürsüye kardeşi mimar Muzaffer Beyaz geldi. Beyaz'ın, mahkemedeki diğer sanık ve avukatlarının sorduğu sorulara verdiği cevaplar, savcılık ifadesiyle farklı oldu. Bunun üzerine, mahkeme tarihinde bir ilk yaşandı. Duruşma savcısı Beyaz'ın savunması sonrası çelişkili beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmasını istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muzaffer Beyaz'ın avukatı talebe tepki gösterip, "Savunma iradesi sakatlanır." dedi. Mahkeme heyeti, talebi değerlendirmek üzere duruşmaya bir saat ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan Mahkeme, Beyaz hakkındaki tutuklama talebini oy çokluğuyla reddetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/video/murat-taylandan-savcinin-savunma-sirasinda-tutuklama-istemesine-carpici-yorum</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/savci-tutuklama-murat-taylan-1.jpg" type="image/jpeg" length="49972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal medya kadınlar liginde oynamak istediğini açıklayan Enes Kanter'i şekilden şekle soktu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sosyal-medya-kadinlar-liginde-oynamak-istedigini-aciklayan-enes-kanter-sekilden-sekle-soktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sosyal-medya-kadinlar-liginde-oynamak-istedigini-aciklayan-enes-kanter-sekilden-sekle-soktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FETÖ'ye bağlılığıyla tanınan basketbolcu Enes Kanter Freedom, WNBA'nın mevcut uygunluk kurallarını incelediğini ve kendisini kadın olarak beyan ederek lige aday olduğunu duyurunca bir anda sosyal medyanın gündemi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Haber, Spor</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/sosyal-medya-kadinlar-liginde-oynamak-istedigini-aciklayan-enes-kanter-sekilden-sekle-soktu</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/enes-kanter-wnba.jpg" type="image/jpeg" length="21963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depremin acı izleri su altında ilk günkü gibi duruyor]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/depremin-aci-izleri-su-altinda-ilk-gunku-gibi-duruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/depremin-aci-izleri-su-altinda-ilk-gunku-gibi-duruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde sulara gömülen yapı ve eşyalar, dalgıçlar tarafından görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/depremin-aci-izleri-su-altinda-ilk-gunku-gibi-duruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/deprem-1.webp" type="image/jpeg" length="66766"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir başka olur Erciyes'de meteor yağmuru]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bir-baska-olur-erceyisde-meteor-yagmuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bir-baska-olur-erceyisde-meteor-yagmuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'de gökyüzü tutkunları, Perseid meteor yağmurunu Erciyes Dağı'nın 2 bin 650 metre yüksekliğinde izledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/bir-baska-olur-erceyisde-meteor-yagmuru</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/e-r-c-i-y-e-s-t-e-2-b-i-n-650-m-e-t-r-e-y-u-k-s-e-k-l-i-k-t-e-m-1455454-433002.jpg" type="image/jpeg" length="16293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Instagram gelirleri dudak uçuklattı! Aylık gelir 478 bin TL]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/instagram-gelirleri-dudak-ucuklatti-aylik-gelir-478-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/instagram-gelirleri-dudak-ucuklatti-aylik-gelir-478-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tanınmış isimlerin Instagram'daki ücretli abonelik gelirleri ortaya çıktı. Listenin zirvesindeki isim aylık 478 bin TL'yi aşan gelir elde ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Peki kim ne kadar kazanıyor? İşte yanıtı:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/instagram-gelirleri-dudak-ucuklatti-aylik-gelir-478-bin-tl</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/08/instagram-unluler-kazanc-2.jpg" type="image/jpeg" length="66454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel sosyal medya hesabını da güncelledi]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/ozgur-ozel-sosyal-medya-hesabini-da-guncelledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/ozgur-ozel-sosyal-medya-hesabini-da-guncelledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel, sosyal medya hesabı X'deki kapak fotoğrafını güncelledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/ozgur-ozel-sosyal-medya-hesabini-da-guncelledi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ozgur-x.jpg" type="image/jpeg" length="13706"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pan Am uçağının enkazı 74 yıl sonra bulundu]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/pan-am-ucaginin-enkazi-74-yil-sonra-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/pan-am-ucaginin-enkazi-74-yil-sonra-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1952 yılında 52 kişinin ölümüne yol açan Pan Am uçak faciasının enkazı, 74 yıl sonra Atlantik Okyanusu'nun 610 metre altında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya, Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/pan-am-ucaginin-enkazi-74-yil-sonra-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/ucak-74.jpg" type="image/jpeg" length="78506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ mezuniyetine Deniz Göktaş ve Butlan pankartları damga vurdu!]]></title>
      <link>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/odtu-mezuniyetine-deniz-goktas-ve-butlan-pankartlari-damga-vurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tele2haber.com/foto-galeri/odtu-mezuniyetine-deniz-goktas-ve-butlan-pankartlari-damga-vurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 yılı ODTÜ mezuniyet törenine rektörün protestosu ve her zaman olduğu gibi açılan pankartlar damga vurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pankartaların hedefinde mahkemenin butlan olarak CHP'nin Genel Başkanlığına atadığı Kemal Kılıçdaroğlu ve ODTÜ mezunu tutuklu komedyen Deniz Göktaş vardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.tele2haber.com/foto-galeri/odtu-mezuniyetine-deniz-goktas-ve-butlan-pankartlari-damga-vurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tele2habercom.teimg.com/crop/1280x720/tele2haber-com/uploads/2026/07/odtu-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="40046"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
