Geçtiğimiz yıl bölgesel savaşlar, askerî operasyonlar, iç savaşlar ve ayaklanmalarla geçti. Ancak, hâlâ ötelenmiş ve bir istihbarat örgütünün provokasyonuyla patlamaya hazır o kadar çok saatli bomba var ki!..
Avrupa ile başlayayım. Büyük olasılıkla 2026'nın sonunda Volodimir Zelenskiy, artık Ukrayna'nın devlet başkanı olamayacak. Bu eski komedyenin halk desteği diplerde ve savaşın gidişatı da gösteriyor ki, artık Ukrayna'nın kazanma şansı yok! Bu sebeple, özellikle Ukrayna'nın devlet mekanizmalarına ve orduya hâkim olan nazi unsurlar, Birleşik Krallık ve Almanya istihbarat örgütlerinin desteğiyle büyük provokasyonlara girişebilir. 'Savaşı bölgeye yaygınlaştırmak' en tehlikeli gelişmelerden biri... Doğu Avrupa'da patlamaya hazır dört gerilim noktası var: Moldova'da 'Büyük Romanya' hayaline meyilli Moldova hükûmeti, ülke sınırları içindeki Gagavuzya'ya yönelik hukuk dışı uygulamaları sürdürüyor. Gagavuzya'nın garantörü ise Rusya Federasyonu... Gerilim artarsa Moldova'dan ayrılan Transdinyester Cumhuriyeti de bu çatışmanın bir aktörü olabilir. ABD ve AB'nin uydusu konumundaki Romanya hükûmeti de bu gerilime dahil olursa, savaş Avrupa'ya taşınabilir. Ateş doğrudan Balkanlar ve Karadeniz'e sıçrayabilir.
DOĞU AVRUPA
DİKEN ÜSTÜNDE
Beyaz Rusya ile Polonya arasındaki gerilim de her an yeni bir savaşı ateşleyebilir. Her şey bir provokasyona bakar ki, Avrupa Birliği (AB), ABD'yi Ukrayna savaşına yeniden dahil edebilmek ve NATO'yu stabilize etmek için pek çok girişimde bulunabilir. Eğer ki Polonya ile Beyaz Rusya arasında sıcak çatışmalar başlarsa, ateşe benzin dökmeye hazır üç Baltık ülkesi var; Litvanya, Letonya ve Estonya... Bu üç ülkede sürekli baskı altında tutulan ciddi bir Rus azınlığı da bulunuyor. Böylesi bir durumda Kaliningrad'ın konumu sebebiyle Rusya da doğrudan bu savaşa girmek durumunda kalabilir. Bu savaş, AB ile Rusya'nın fiilen içinde olduğu bir Avrupa savaşının başlamasını tetikleyebilir.
Bir diğer ötelenmiş hesap daha var Balkanlar'da... Sırbistan ile Kosova gerilimi, kaşınabilecek bir diğer mesele. Böylesi bir çatışmaya, Hırvatistan ve Bosna-Hersek'in de dahil olması durumunda, yeni bir Balkan savaşı çıkabilir.
BATI ASYA'DA SAVAŞLAR HİÇBİR ZAMAN BİTMEZ Kİ...
Asya'ya geçeyim... Bu kıtadaki her savaşa ABD, Rusya, Çin ve Hindistan'ın vekil güçleriyle dahil olacağı aşikâr. İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik ABD-İsrail koalisyonunun yaptığı operasyonlar, belki siz bu yazıyı okurken başlamış bile olabilir. İran içerideki protestoları bastırmak için bu kez Körfez'de büyük gösterilere kalkışabilir, bunun için hâlâ yeterli askerî gücü var. İsrail de fırsat bu fırsat İran'a ateş yağdırırken, ülke içinde etnik ayaklanmaların yaygınlaşması için destek verebilir. Belucîler başta olmak üzere, Kürtlerin ayrılıkçı hareketleri güçlenebilir. İran eğer ki bölünürse, Suriye'de olup bitenlerin kat be kat üzerinde, Batı Asya'da onlarca yıl sürecek yeni savaşları ortaya çıkaracaktır. Bu girdaba Pakistan, Afganistan ve hatta başta Tacikistan olmak üzere, Orta Asya cumhuriyetleri de çekilecektir.
Suriye'de Hey'et-i Tahrîrü'ş Şâm (HTŞ) öncülüğünde bir stabilizasyon sağlanmasının mümkün olamayacağı, son saray çatışmasıyla artık netleşti gibi... Bu yıl boyunca kesintili çatışmaların devam etmesini beklemek gerek. Adı konmamış ve istikrarsız de facto bir konfederasyon görünümdeki ülkede, bölgesel ve küresel güçlerin vekalet savaşları sürecek.
Gazze'de her an her şey olabileceğini zaten biliyoruz. Yemen'deki ateşi bundan böyle harlayacak güçler daha da aktifleşmiş görünüyor. ABD, İsrail, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gövde gösterisi yapmaya devam edecek ve bu yıl da on binlerce Yemenli ölecek!
GÜNEY ASYA'NIN KAYNAYAN KAZANLARI
O zaman artık Güney Asya'ya bir bakmanın zamanı geldi. İki nükleer güç, iki düşman kardeş... Geçtiğimiz yıl, Hindistan ile Pakistan arasındaki kısa süreli sınır çatışmaları ve hava savaşı tüm dünyanın yüreğini ağzına getirmişti. Savaşa vesile olan Keşmir'deki terör saldırısı olsa da, asıl mesele küresel ticaret yollarının nasıl şekilleneceği... Her an gerek Hindistan'da müslüman azınlığa yönelik saldırılar veya köktendinci terör yeni bir savaşı tetikleyebilir. Hindistan küresel bir güç olma yolunda ilerlerken, Pakistan ise Çin ile ABD arasında 'salıncak ülke' olarak durumu idare etmeye çalışıyor ve her ikisi de yeni dünya düzeninin belirlenmesi sürecinde büyük belalarla karşı karşıya...
Pakistan'ın derdi Hindistan ile sınırlı değil. ABD'nin ve Körfez ülkelerinin desteğiyle, İslamabad'ın besleyip büyüttüğü Taliban şimdi başının belası... Pakistan'daki Paştunların desteklediği Tehrik Taliban Pakistan (TTP), Afganistan'dan yönetiliyor. Kabil, İslamabad'ın bu örgütün bitirilmesine yönelik talebini reddediyor. Bu sebeple geçtiğimiz yıl olduğu gibi Pakistan ordusu yine sınır ötesi operasyonlar yapabilir. Bu da iki ülke arasında adı konmamış bir savaşı alevlendirebilir.
TAYLAND, KAMBOÇYA, MYANMAR VE GERİSİ...
Yine geçtiğimiz yıl iki kez savaşan Tayland ile Kamboçya arasında geçici barış her an bozulabilir. Tayland içinde bir başka çekişme sürüyor. Tayland ordusu savaş istemezken, ABD yanlısı hükûmet yeni bir çatışmayı tetikleyebilir. Kamboçya daha güçsüz görünse de arkasında her zaman Çin'in desteği var.
Uzun yıllardır iç savaşın sürdüğü Myanmar'da bu yıl da bir şey değişmeyecek gibi... Budist milliyetçiliği ve anti-emperyalist söylemleriyle halkın desteğini bir ölçede alan generaller, bu yılın ilk çeyreğinde destek verdikleri Birlik Dayanışma ve Kalkınma Partisi'nin seçimleri kazanması amacıyla diğer muhalefet partilerini devre dışı bıraktı. Gerçi sözde demokrat muhalif lider, Ang San Su Çi'nin de geçmişte iktidardayken, Rohingya'da yaptıkları ortada! Bu sebeple müslüman Arakanlar'ın toprakları olan Rohingya'da savaş sürecek. Bu arada bir diğer mesele de ülkenin bir bölümüne hâkim olan eroin baronları... Düşük bir ihtimal ama ABD ve Asya'daki bağlaşıkları bu meseleyi bahane ederek ülkeye sınırlı müdahaleler yapmaya kalkışabilir. Başarılı olmaları pek mümkün değil, çünkü orası Çin'in arka bahçesi ve Pekin, Myanmar ordusunun arkasında.
EN BÜYÜK MESELE: TAYVAN'DA NE OLACAK?
Hint ve Pasifik okyanuslarında suları kaynatacak asıl mesele Tayvan tabii... Hemen herkes Üçüncü Dünya Savaşı'nın oradan başlayacağını bekliyor. Belki de öyle değildir! ABD'nin Maduro operasyonu sonrasında Pekin'in mutedil açıklaması, sanki başka bir olasılığı göz ardı etmememiz gerektiğinin işaretidir. Dikkatle izlenmesi gereken bazı gelişmeler var. Söz gelimi Tayvan'daki bazı çip üretim tesisleri İsrail'e taşınıyor. Kimileri, Tayvan meselesinin masada çözülebileceğini söylüyor. Nasıl mı? Mesela Hong Kong ya da Makao benzeri bir geçiş modeliyle... Yani görece özerk, serbest bölge gibi faaliyet gösterecek ama Çin toprağı sayılan bir Formoza... Aslına bakarsanız, kısa vadede küresel sermayenin işine gelebilir. Yine de Çin'e yönelik kuşatma harekâtı devam eder. Japonya'dan Filipinler'e, güneyde Avustralya ve Yeni Zelanda'ya kadar... Günü gelince hesap yeniden açılır. Zira öyle ya da böyle, Çin, Tayvan'ı topraklarına katacak. Savaş çıkarsa da alır, zira ABD'nin şu anda böyle bir savaşa doğrudan katılacak performansa ulaşması için zamana ihtiyacı var. Japonya ve Filipinler'in mi gücü yetecek Halk Kurtuluş Ordusu'na! Ve Tayvan'ın neredeyse yarısı Çin yanlısı partilere oy veriyor. Yani Çin'in adadaki desteği de hiç yabana atılacak türden değil.
AFRİKA: HİÇ BİTMEYEN
SAVAŞLARIN KITASI
Ve Afrika... Büyük olasılıkla en fazla çatışmanın yaşanacağı kıta, geleceğin küresel yıldızı olacak Kara Kıta... Çin kıtanın neredeyse tümünde etkin, Fransa ve diğer Avrupalılar sürekli kaybederken, kıtayı bırakmamak için direniyorlar. Birleşik Krallık her türlü oyuna hazır. ABD, Çin etkisini kırmak için elinden geleni yapmaya çalışacak gibi görünüyor. Bir de Batı Asya'da etkisini kaybeden Rusya, yeniden yapılandırdığı Wagner güçleriyle özellikle Sahel'de çok etkin ve Burkina Faso'dan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kadar halk Rusları seviyor.
Kıtanın en bahtsız ülkelerinden biri Sudan. Önce Güney Sudan ayrıldı, ardından İhvancı diktatör Ömer el-Beşir'in diktatörlüğünde, iktidarın milis gücü Cancavitler ve ordu, Darfur'da katliamlar yaptı. 2019'da ülke genelinde başlayan isyan orduya yaradı. Halen ordu içinden bir grup ve paramilitert güçlerin oluşturduğu 'Hızlı Destek Kuvvetleri' (Rapid Support Forces-RSF) ile merkezî hükûmet güçleri arasında bir savaş sürüyor. Geçtiğimiz yıl RSF el Feşir'de yaptığı katliamlarla dikkat çekti. BAE ve İsrail'in desteğini alan RSF etki alanını genişletme peşinde. Türkiye ise merkezî hükûmetin yanında. Çin bu bölgede en güçlü ülkelerden biri... Karışıklığın bu yıl artarak devam edeceğini söylemek mümkün. Bu arada Güney Sudan'da da başka bir iç savaş sürüyor.
AFRİKA BOYNUZU ATEŞ ÇEMBERİNDE
Afrika Boynuzu, belki de dünyadaki en stratejik bölgelerden biri... 2025'in sonunda Somaliland'ı resmen tanıyan İsrail, bölgede çok önemli askerî bir pozisyon elde etti. Bu, Somali için bu büyük bir tehdit ve Türkiye de Somali'nin en büyük destekçisi. Bu yıl içinde Somali ile Somaliland arasında bir savaş çıkabilir. Bir de Putland var, eğer bu savaş çıkarsa nasıl konumlanacağını göreceğiz
Sudan'ın alevler içinde yanması üzerine, komşuları Etiyopya ve Eritre arasındaki bir çatışma, Afrika Boynuzu'nu topyekûn bir yangına sürükleyebilir. Aylardır karşılıklı atışmalar yaşayan Addis Ababa ve Asmara, savaşa doğru ilerliyor gibi... Bir de yine dünyanın pek ilgilenmediği, bu iki ülke arasında bağımsızlık mücadelesi veren Tigre var. Etiyopya'nın en zayıf olduğu dönemde, 1993'te Eritre bağımsızlığına kavuştu. O günden bu yana Afrika'nen en büyük ülkelerinden biri olan Etiyopya'nın denizle irtibatı kesilmiş durumda. Bu Etiyopyalıların unutamayacağı bir darbe ve bir fırsat buldukları anda denize ulaşmak istiyorlar. Somali ve Sudan'da yaşanacak karışıklıklan sırasında, Etiyopya'dan ayrılmak isteyen Tigre'de başkaldırıyı tetikleyecek her hangi bir gelişme, iki ülkenin savaşa girmesini getirebilir. Öyle ya da böyle, 140 milyon nüfuslu bu ülkenin Kızıldeniz'de bir limana ihtiyacı var. Bu ya Eritre'den bir koridorla, ya Cibuti ya da Somali üzerinden olmak zorunda. Bölgede İsrail ile işbirliği içinde olan Addis Ababa, belki Somaliland üzerinden bir çıkış yolu arayabilir. Bu da Afrika Boynuzu'ndaki dengeleri büyük oranda değiştirecektir.
SAHEL VE BATI AFRİKA: HESAPLAŞMA YENİ BAŞLADI
Kolonyalistlerden en çok çeken bölgelerden biri Batı Afrika ve Sahel... Bu bölgede pek çok ülke yer alıyor ve hemen hepsinde köktendinci terör örgütleri faaliyet gösteriyor. 2020 ila 2023 yılında Sahel ülkelerinde yurtsever askerlerin yaptığı darbeler sonrasında dengeler değişti. Burkina Faso'nun lideri İbrahim Traoré, 'Afrika uyanışı'nın simgesi haline geldi. Gabon'dan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne kadar bu bağımsızlık rüzgârı halkları etkisine almış durumda. Ancak, el Kaide ve IŞİD uzantısı terör örgütleri belasından kurtulabilmiş değiller. Mali bu tehdidi en fazla hisseden ülkelerden... Burkina Faso'da daha geçenlerde bir darbe girişimi yaşandı ama başarılı olamadı. Nijerya, ABD tehdidi altında. Fransa ve Birleşik Krallık her türlü provokasyonu yapmaya hazır bekliyor. Ancak, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu bölgesel blok ve devlet egemenliği çağrıları, özellikle Traoré'yi kıta ölçeğinde gençler için bir tür anti-emperyalist halk kahramanı haline getirdi. Son olarak Orta Afrika Frankı yerine ortak para birimi girişimi, Fransa başta olmak üzere Batı Blokunun hışmını çekmek için yeter de artar bile... Bu uluslar ötesi bağımsızlık hareketinin en büyükt destekçisi Rusya, Çin de açık olmasa da destek veriyor. Wagner'in uzantısı paramiliter güçler, 'Afrika Kolordusu' adıyla bağımsızlıkı hareketleriyle birlikte hareket ediyor. Terör grupları ve işbirlikçileri aracılığıyla ABD ve AB bölgeye müdahil olmak için pusuda... Büyük hesaplaşma bu yıl içinde alevlenebilir.
Maden ve mineral zengini Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, özellikle Kivu'da yoğunlaşan ve on yıllardır süren iç savaşı uzun uzadıya anlatmak için ciltler dolusu kitap yazmak gerek. Ancak, bu savaş hem büyük güçlerin vekillerinin hem de Orta Afrika kabilelerinin kanlı düellosu... 10 milyondan fazla insanın bu savaşta öldüğünü söylemek ve işin içinde Ruanda ve Uganda'nın da parmağı olduğunu hatırlatmakta fayda var. Ruanda savaşını kaybeden Hutular ise başrolde.
MAGA'CILAR VE NEO-CONLAR: KONKİSTADORLAR HORTLAYINCA!
Geçtiğimiz yıl Beyaz Saray tarafından devreye alınan Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Kuzey Kutbu'ndan Antarktika'ya, Atlantik Okyanusu'ndan Pasifik Okyanusu'na kadar Batı Yarımküre'nin eli kamçılı ağasının ABD olacağının özetiydi. Geçtiğimiz yıl Karayipler'de başlayan kuşatma, bu yılın başında Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolás
Maduro'nun kaçırılması, belgenin uygulamaya konulduğunu gösteriyor. ABD, Latin Amerika'da 'pembe dalga' iktidarlarını yok etmek için elinden geleni yapacak. Darbe olur, operasyon olur ve belki de işgal olur! Hedefte ilk sırada Kolombiya var gibi görünüyor. Küba'ya yönelik belki yeni bir Domuzlar Körfezi harekâtı... Marco Rubio dışişleri bakanıyken, hiç şaşırmamak gerekir. Sonra daha dişli ülkeler hedefte olacak, Brezilya ve Meksika... Bence ABD'nin arka bahçesinin ağası olacak güce sahip mi değil mi, bu denemelerde anlayacağız. Orta Amerika'da ultra faşist darbecilerin iktidara geldiğini de görebiliriz.
BİR BAKMIŞSINIZ, GRÖNLAND OLMUŞ SİZE KALAALLİT NUNAAT
Bir de Grönland meselesi var değil mi? Grönland'a yönelik bir askerî operasyon olmayacaktır. Ancak, Washington'ın 'böl ve uydu yap' siyasetini uygulanması mümkün. İnuitlerin Danimarka Krallığı'na kalben bir bağlılığı yok. Özerk yönetim bağımsızlığını ilan ederse, Kopenhag ne yapabilir ki! Orduyu mu gönderecek Nuuk'a? İşte bu noktada artık bu adaya Kalaallit Nunaat demek gerekir! Yerli dilinde adanın adı bu ve bir bakmışsınız, birkaç yıl sonra Birleşmiş Milletler'in 194'üncü üye ülkesi olmuş! ABD ordusunu pek çok üs açmak üzere olduğu, dev bir uçak gemisi gibi Atlantik'teki ABD karakolu...
Hepsi bu değil, daha pek çok irili ufaklı potansiyel çatışma noktası var dünyada... Durum parlak değil, zaten ne zaman parlak oldu ki!