CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Aziz İhsan Aktaş davası" ile ilgili açıklamalarda bulundu. İşte Çelik'in açıklamaları;
"Ülke tarihi açısından çok önemli bir süreç. Bugün, Cumhuriyet tarihimizin en büyük kumpas davalarından bir tanesi için Silivri’deyiz. Burada, Silivri Cezaevi yanındaki duruşma salonunda duruşma başladı. Tabii, buraya sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul’un ve Türkiye’nin dört bir yanından çok yoğun yurttaşlarımız geldi. Salonun toplam 700 kişilik kapasitesi var. 200 arkadaşımız yargılanıyor. Her birinin avukatları, aileleri ve basın görevlileri salonu doldurmuş oldu. Yurttaşlarımızın bir bölümü parti otobüsümüzün yanında, bir bölümü ise buranın 700 metre ilerisinde oluşturduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin Silivri Dayanışma Merkezi’ndeler. Duruşma bir, bir buçuk saat gecikmeli başladı. Şu ana kadar sadece avukatların usule yönelik değerlendirmelerini dinledik. Özellikle Adana ve Adıyaman’dan yargılanan arkadaşlarımızın avukatları, bu duruşmaların birbirinden ayrılması gerektiğini; Adana’daki belediye başkanlarının Adana’da, Adıyaman’daki belediye başkanımızın ise Adıyaman’da yargılanması gerektiğini ifade ettiler. Öğleden sonra kimlik kontrolleri başlayacak. 20 gün sürecek bir duruşma süreciyle karşı karşıyayız."
"Baktılar ki finansman baskısıyla da durduramıyorlar, yargı tacizine başladılar"
Özgür Çelik, duruşmada, Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Adana’daki ilçe belediye başkanları Oya Tekin ve Kadir Aydar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve ilçe belediyelerinin bürokratları ile belediye emekçilerinin yargılandığını hatırlattı. Çelik, şunları kaydetti:
"Bu davanın sebebi nedir? Konuşmamın başında Cumhuriyet tarihimizin en büyük kumpas davalarından biri dedim. Bu davanın açık sebebi şudur, Cumhuriyet Halk Partisi, 31 Mart seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi oldu. CHP birinci parti olunca, Ankara’da birileri 'eyvah' dedi. Çünkü uzun yıllar Türkiye’yi muhtaçlaştırma politikasıyla yönettiler. Belediyeler eliyle yaptıkları sosyal yardımlarla, hizmetlerle vatandaşla bir gönül bağı kurdular. CHP belediyelerin büyük kısmını kazanınca, 'Eyvah, CHP şimdi yurttaşla yerel yönetimler eliyle bağ kuracak, vatandaşa hizmet edecek ve ilk genel seçimde iktidardan olacağız' diye düşündüler. Bunun için önce tasarruf tedbirleri genelgesiyle başladılar, 'Şunu yapamazsın, bu hizmeti veremezsin.' Baktılar bu genelge başkanları durdurmadı, finansman baskısına başladılar. İller Bankası’ndan belediyelere gelen payların yüzde 50-60’ını kestiler; vergi ve SGK kesintileri yaptılar. Belediyeleri borçlandıranlar onlardı. CHP birinci parti olunca bu kez İller Bankası paylarını kesmeye başladılar. 'Hizmet edemesin, maaş ödeyemesin' diye düşündüler. Baktılar ki finansman baskısıyla da durduramıyorlar, yargı tacizine başladılar. Belediye başkanlarımıza şafak operasyonları düzenlediler, gözaltına alıp tutukladılar.
Şu anda cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yurdun dört bir yanında 16 belediye başkanımız tutsak vaziyette. Büyükşehir ve ilçe belediyelerimizin liyakatli, birikimli bürokratları cezaevinde. Bu davalarla en temelde CHP’nin vatandaşa hizmet etmesini engellemek ve iktidar yürüyüşünü durdurmak istiyorlar. Bununla birlikte sadece CHP değil, toplumun tamamını 360 derece kuşatan bir süreçle karşı karşıyayız. Gazeteciler tutuklanıyor, gerçekleri yazanlar cezaevine konuluyor. İtiraz eden öğrenciler, iş dünyası temsilcileri, sendika yöneticileri gözaltına alınıyor. Sanat camiasına gözdağı veriliyor. CHP’nin kurumsal kimliğine davalar açılıyor. Bunların hepsi bir bütünün parçası. İddianamelerde ne diyorlar? 'Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmalıdır' diyorlar. Belediye başkanlarımızı ve cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nu neyle suçluyorlar? Seçim kazanmakla, belediye seçimlerini kazanmakla ve CHP kurultayında değişimi gerçekleştirmekle suçluyorlar."
"İktidarlarını kaybetmekten korkuyorlar"
Çelik, Türkiye kamuoyunun "Aziz İhsan Aktaş davası"nı kumpas olarak değerlendirdiğini belirterek, "Türkiye toplumu bu uygulamaların karşısında. Kamuoyu çok net bir biçimde bu davaların kumpas olduğunu biliyor. Operasyonları hâlâ sürdürüyorlar. Kaybettikçe zalimleşiyorlar; ailelere zulmediyor, mal varlıklarına el koyuyor, emekli maaşlarına tedbir koyuyorlar. Bunun tek sebebi var, korkuyorlar, iktidarlarını kaybetmekten korkuyorlar. Ama korkunun ecele faydası yok. Er ya da geç sandık milletin önüne gelecek ve millet gereken cevabı verecek. Nasıl geçmişte kumpas davaları çöktüyse, bu davalar da çökecek ve Türkiye rahat bir nefes alacak" diye konuştu.
Özgür Çelik, tutuksuz iş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın duruşmaya korumalarla gelmesine ilişkin de şunları söyledi:
"Arkadaşlarımızı suç örgütü üyeliğiyle suçluyorlar. Ortada büyük bir çelişki var. Suç örgütü lideri denilen kişi elini kolunu sallayarak dolaşıyor, korumalarla buraya gelebiliyor. Ama milyonlarca insanın oyuyla seçilmiş belediye başkanları gözaltında, kötü koşullarda tutuluyor ve aylarca cezaevinde bekletiliyor. Hâlâ iddianamesi yazılmayan arkadaşlarımız var. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu neredeyse bir yılı buldu; tutuklu olduğu davalardan hâkim karşısına çıkmadı. Rıza Akpolat bir yılı aşkın süredir tutuklu. Adana Belediye Başkanı neden İstanbul’da yargılanıyor? Adıyaman Belediye Başkanı neden Adıyaman’da değil? Gaziosmanpaşa dosyası ayrıldı, iddianame yazılmadı. Büyükçekmece, Bayrampaşa, Şile, Şişli'nin iddianameleri yazılmadı. Arkadaşlarımız 8-10 aydır cezaevinde ama iddianame yok. Buna karşın 'suç örgütü lideri' denilen kişi korumalarla duruşmaya geliyor. Bunu Türk halkının ve ülkemizin vicdanına havale ediyoruz."




