18 Mart'ta üniversite diploması iptal edilen ertesi günü de gözaltına alınan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yönelik operasyonun birinci yıl dönümünde üniversite öğrencileri dün akşam bir yürüyüş gerçekleştirmişti.

Öğrenciler bugün öğle saatlerinde de İstanbul Üniversitesi Esnaf Yemekhanesi önünde buluşup, sloganlarla geçen yıl barikatın aşıldığı noktadan geçerek Beyazıt Meydanı'na ulaştı.

"AKP iktidarı, haklarına ve geleceğine sahip çıkan öğrencileri tutuklamalarla, uzaklaştırmalarla, ev hapis cezalarıyla susturmaya çalışıyor"

Beyazıt Meydanı'nda açıklama yapan üniversite öğrencileri, 19 Mart 2025 sürecinde yaşananları verdikleri mücadeleyi anlattı, "Direnişimizin üzerinden bir yıl geçti. Bugün de AKP iktidarı, haklarına ve geleceğine sahip çıkan öğrencileri tutuklamalarla, uzaklaştırmalarla, ev hapis cezalarıyla susturmaya çalışıyor. MESEM’e karşı çıktığı için 16 arkadaşımız dönem başında tutuklanmıştı. Hacettepe’de ülkesine ve üniversitesine sahip çıkan arkadaşlarımız 3 yıla varan uzaklaştırma cezaları aldı. Laikliği savunduğu için üç öğrenci hala ev hapsinde. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’daki 13 arkadaşımıza soruşturmalar açıldı. Beyazıt’ta Rojava’ya yönelik saldırıları protesto eden 4 arkadaşımız ise 66 gündür tutuklu" dedi.

Üniversite öğrencilerinin açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

"AKP iktidarı; geleceksizliğe mahkum ettiği, MESEM’lerde katlettiği, üniversitelerde faşist çeteleri üzerine saldığı, iliklerine kadar sömürdüğü gençliği tamamen teslim almak istiyor. Ama gençlik, buna izin vermeyeceğini ve kendisini savunacağını bir kez gösterdi. Gençler, kendi geleceklerini haklı mücadeleleriyle yaratacaklar! Mücadelemiz kurmak istediğiniz düzenden büyüktür. Barikatları aşıp koca bir ülkeye umut olduğumuz meydandan bir kez daha haykırıyoruz: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz!

"Rejim, oturduğu koltuktan kalkmamak için baskı ve zorbalığı artırmayı tek yol olarak görüyor"

Baskıcı pratiklerin yoğun bir şekilde yaşandığı, saldırıların gençlik üzerinde de arttığı bir dönemden geçiyoruz. Karşımızda halkın gözünde meşruiyetini tümüyle yitirmiş bir rejim duruyor. Oturduğu koltuktan kalkmamak için baskı ve zorbalığı artırmayı tek yol olarak görüyor. Daha fazla baskı, daha fazla operasyon ve daha fazla saldırı, rejimin karakteri oldu. Türkiye bugün, sermaye ve iktidar iş birliğiyle topyekûn bir sömürü alanına dönüştürülmüştür. İşçi sınıfının kazanılmış haklarının gasp edildiği, kayyım rejiminin bir yönetim mekanizması haline geldiği bu düzende; halkın nefes alabileceği tüm alanlar sermayenin kuşatması altındadır. Rejim; medyasıyla, yargısıyla ve paramiliter çeteleriyle toplumu esir almaya çalışmaktadır.

"Üniversiteler şirketiniz değil, bizim yaşam alanımızdır"

Ancak görmezden gelemeyecekleri bir şey var: Bu toprakların mayasında direniş vardır; devrimciler, bu topraklarda silinmeyecek izler bırakmıştır! Kısıtlamalar ve baskılarla iktidarın hedef aldığı kitlelerden yalnızca biri olarak gençlik, kayyım rektörlerin keyfi saldırılarına maruz bırakılıyor. Amfilerimiz tarikatların ve sermayedarların arka bahçesi haline getirilmeye çalışılıyor. Bilimsel düşünce 'makbul vatandaş' yaratma projelerine kurban ediliyor. Polis ve ÖGB kuşatması altındaki kampüslerde; özgürce konuşmak, tartışmak, en demokratik örgütlenme araçları suç sayılmaktadır. Ama Beyazıt’tan bir kez daha haykırıyoruz: Bu böyle gitmez. Üniversiteler şirketiniz değil, bizim yaşam alanımızdır!

"Milyonlarca genç arkadaşımız; geleceğinden umutsuz bir şekilde açlıkla boğuşuyor, okulunu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor, intihara sürükleniyor"

İstanbul için fırtına yaklaşıyor! Valilik sel ve su baskını için uyardı...
İstanbul için fırtına yaklaşıyor! Valilik sel ve su baskını için uyardı...
İçeriği Görüntüle

KYK yurtları hapishaneye dönüşmüş durumda. Öğrencileri niteliksiz yemek, tavanı çöken odaları ile devlet yurtlarıyla, cemaat evleri arasında tercihe zorluyorlar. Bir ay geçinmemiz beklenen KYK bursları, daha karta yatmadan enflasyon yenik düşüyor.
Gençler okumak ya da hayatta kalmak arasına hapsedilmiştir. Liseli kardeşlerimiz, MESEM adı altında sermayenin kanlı çarklarına 'ucuz işçi' olarak peşkeş çekilmektedir. Çocuk yaştaki arkadaşlarımızın fabrikalarda, şantiyelerde can vermesi kaza değil, cinayettir! Bu cinayetlerin azmettiricisi; AKP ve hükümetindeki bakanlardır. Milyonlarca genç arkadaşımız; geleceğinden umutsuz bir şekilde açlıkla boğuşuyor, okulunu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor, intihara sürükleniyor… Ama bir kez daha duyulsun istiyoruz. Hiçbir yere gitmiyoruz! Eşit ve özgür yarınlar için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz!"

"ABD emperyalizminin, bir halkın egemenliğini bombalarla ve darbelerle nasıl yok etmeye çalıştığına şahit oluyoruz"

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına da yer verilen açıklama şöyle sona erdi:

"Emperyalizm, can çekişen sistemini ayakta tutabilmek için dünyayı ateşe vermekte kararlı. ABD ve onun suç ortağı İsrail; Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya halklarının üzerine bomba yağdırıyor. Daha dün Venezuela halkının seçilmiş iradesine karşı yapılan alçakça saldırıyı gördük. Bugün ise aynı durumu İran'da yaşıyoruz. ABD emperyalizminin, bir halkın egemenliğini bombalarla ve darbelerle nasıl yok etmeye çalıştığına şahit oluyoruz. Buradan, Beyazıt Meydanı'ndan ABD emperyalizmine ve İsrail Siyonizm'ine karşı direnen halklara selam gönderiyoruz.

Arkadaşlar, biz bitmeden bu kavga bitmez! Duymayan kulaklar duysun, görmeyenler gözler görsün gençlik Beyazıt'ta ve yeniden ayakta!
Biz, 68’in anti-emperyalist cüretiyiz.
Biz, Gezi’nin o zapt edilemez çocuklarıyız.
Biz, 19 Mart’ın barikatları yıkan iradeyiz!
Biz Ali İsmail’in Berkin Elvan’ın arkadaşlarıyız. Saraylar saltanatlar çöker, tek adamlar gider. Ama halkın ve gençliğin devrimci mücadelesi sonsuza dek sürer. Geriye, direnenler kalır.
Bizlere yoksulluğu, işsizliği reva görenlere, umudumuzu çalanlara, geleceğimizi elimizden almak isteyenlere cevabımız net:
Karanlığınıza teslim olmayacağız!
Gelin, bu ablukayı örgütlü gücümüzle yırtalım. Gelin, 19 Mart’ın ateşini yaymaya devam edelim!"

"Soruşturmalar yaygınlaşmış durumda"

Öğrencilerin basın açıklamasının bir bölümünde üniversitelerde devam eden soruşturmalara ilişkin bilgilere de yer verildi, "Memleketin üzerine
kara bir bulut gibi çökmüş saray rejiminin karşısında duran üniversiteliye bu yüzden dört bir yandan farklı şekillerde saldırılar gerçekleştiriliyor. Saray rejimi ve uzantılarının oyuncağı haline gelmiş soruşturmalar ise isyan bastırma rejiminin sopası olarak fazlaca yaygınlaşmış durumda." denildi.