North Atlantic Trump Organization

Doğum Günü Dört Temmuz. Yönetmenliğini Oliver Stone’un üstlendiği 1989 yapımı film. Amerika’nın savaş karşıtı nadir yapımlarından biri. Tom Cruise’un canlandırdığı Ron Kovic’in biyografisi. Kovic, Trump’ın topuk dikeni nedeniyle katılmadığı Vietnam Savaşı’nda sivilleri ve çocukları katleder. Kör bir kurşunla felç olan vatansever Kovic, artık savaş karşıtıdır. Savaşın Amerikan yönetiminin çıkarı uğruna yapıldığını anlar. Doğum günü aynı zamanda ABD’nin kuruluş günüdür. İstanbul’da Yavuz Sultan Selim köprüsünün Amerikan bayrağının renklerine büründüğü tarih. Trump’ın, Amerikan mandasına sırtını çeviren Türkiye’ye yapacağı ziyaretin birkaç gün öncesinde.

Trump’ın ziyaretinin asıl nedeni davetle de olsa, üyelerine küstüğü NATO zirvesine katılması. NATO 3.0 kavramının kendisini daha net hissettirmesi. NATO 1.0, paktın demokrasinin korunmasını ve komünizme karşı kuruluşunu, soğuk savaş dönemini gösteriyor, 2.0 Doğu Bloku’nun dağıldığı ve Trump’ın ilk seçildiği 2024 yılına dek uzanan süreç. Demokrasi yine ilk amaç olarak ortaya çıkıyor. Son sürüm, ABD Çin’e yoğunlaşırken Avrupa’nın savunma harcamalarını kendisinin üstlenmesini öngörüyor.

Türkiye bu yönde adım atmaya başlamış. Cumhurbaşkanı’nın açıklamasına göre, güvenlik ve dayanıklılık harcamalarında şimdiden yüzde 1,5 oranına ulaştı. 2030 yılından önce savunma harcamalarının oranını yüzde 3,5 yapmak için önlemler alınmış. Aynı tarihlerde yüzde 5 hedefine ulaşılacak. Ancak işaret ettiği bir nokta var: “Müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılması.”

Zirvenin sonuç bildirgesinde müttefiklerin savunma yatırımlarının geçen yıl 139 milyar dolardan daha fazla artırdığı belirtiliyor. Bu yıl için 50 milyar doları aşan tedarik anlaşması yapılıyor. Durun, bitmedi. Ukrayna'ya 70 milyar Euroluk askeri yardım taahhüdü veriliyor. 2027’de de devam etmesi öngörülüyor. Türkiye’deki emekçilerin ve emeklilerin ikinci işte çalışması da yeterli olmayacak sanki. Çekya’nın emekçisi, emeklisi rahat çünkü başbakan “Bana ne” diyebildi.

Aslında, NATO 3.0 yeni bir dünya düzeninin habercisi. İttifakın yeniden yapılanmasının işareti. NATO’yu, “North Atlantic Trump Organization”a iteklemenin yöntemi. Hediye edilen altıpatlara çok sevindiğini sandığım kovboya, Gazze’de, İran’da çocukların öldürülmesine, sağa sola saldırma iştahına vize verir gibi. Amerikan başkanına kısık sesle itiraz eden üye ülkelerin belki de kendi gücünü göstermek için birbirleriyle sıkı rekabete gireceği anlaşılıyor. Mesela atlet ve lejyoner Macron’un zirve öncesi Suriye’de arz-ı endam etmesi.

Türkiye’de hayatı belirleyen rakam sadece 3.0 değil. Bir de 9 Temmuz var. Süper lig fikstür çekimi ile ilgisi yok. Keza başkanlık sisteminin yıldönümüyle de. Silivri’deki ağır ceza mahkemesi başkanının dile getirdiği, davanın bitireceğine dair bir tarih. 9 Temmuz’a CMK 203 de eşlik ediyor. Ekrem İmamoğlu üç oturum arasında koşuştururken. Savunma hakkını kullanabilmek yerine CMK 203’le, salondan çıkarılmakla uğraşıyor. Bakalım yeni açılan kamu görevlisine hakaret davasında da 203’le karşılaşacak mı?

Silivri’deki bir diğer dava da casusluk davası. Yine rakamlı, TELE1. Sanıklardan TELE1 televizyonuna el konulan, gazeteci Merdan Yanardağ, son oturumda var olmayan kanıtlar ve varsayımsal ithamlarla özgürlüklerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını söyledi. Yanardağ'ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna da üç kamu tanığının aylardır getirilmediğine işaret etti. Tüm bu davalar adli tatil sonrasını bekliyor. Ankara makyajının arasında önceden ya da eylemler sırasında gözaltına alınanların bazılarının durumu da adli tatil sonrasına kalabilir gözüküyor.

Bir başka rakam 21. Blackjack oyunundan bahsetmiyorum. Mazbatasızın, 21 il başkanının yerine atayacak isim bulamamasından bahsediyorum. İl başkanlığına isim bulmak çilingir çağırmak kadar kolay değil. Kurultay lafını duyunca tüyleri diken diken olduğu tahmin edilen Atanmış, NATO kırmızı bölge yasağını bile lehine kullanıp sokağa çıkamıyor. Gazeteci Fatih Altaylı’nın iddiasına göre, Trump’ın kaldığı otel ile büyükelçilik arasında gizli bir tünel bulunuyor. Dikkate almakta yarar var. Butlancılar bir de muhalif televizyonlara kafayı takmış. İftira kusuluyor. RTÜKcülük oynanıyor. Atanmışın dilinden arınma da düşmüyor. Kendisi ada çayını deneyebilir.

Gelecek hafta sonu, rakamla devam edelim, 19 Temmuz’da Dünya Kupası’nın finali oynanacak. Türkiye’nin hani elendiği ve kusuru kendisinde bulmayan teknik direktörün “kader” deyip istifa etmediği kupa. Ne de olsa bir istifayı korkudan haber veremeyen televizyonların yayın yaptığı bir ülkedeyiz. Almanya, Tunus, İskoçya, Güney Kore, Uruguay, Hollanda, Ekvador, Portekiz , Gana, Ürdün ve Çekya teknik direktörlerinin yenilgi üzerine istifayı tercih ettikleri kupa. Maalesef kupada bile Trump’tan kurtulmak mümkün değil. Amerikalı futbolcu Balogu’nun gördüğü kırmızı kartı geçersiz saydırmış.

Trump’ın ve diğer ülke yöneticilerinin Temmuz 2026’daki karşılama töreninde yeniçerilerin ve mehter takımının yer alması sadece Osmanlı özlemi ile açıklanabilir mi bilinmez. Ancak, 1919-1922 yıllarındaki, Atatürk’ün deyimiyle Kurtuluş Savaşı sonrasında 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilanıyla taçlanan Türkiye tarihinin yeniden yazılmak istendiğine dair ipuçları kendini gösteriyor. İlk ipucu, Osmanlı hatırlatılarak Kurtuluş Savaşı kavramının Milli Mücadele kavramı ile değiştirilmesi. Gazeteci Saygı Öztürk’e göre, iktidara yakın sendikanın talepleri sonucunda ilerleyen günlerde Atatürk İlke ve İnkılapları dersi kaldırılacak. Kız ve erkek öğrenciler, ayrı sınıflarda değil ayrı okullarda okutulacak. Bu düşünceden, öğrenci gelişim raporundan kaldırılan İstiklal Marşı ve Atatürk fotoğrafının tepkiler sonucu yeniden yer alması gibi vazgeçilebilir duruyor.

Bugünler, Atatürk isminin çizildiği, bağımsızlığın bir slogana dönüştüğü, NATO’nun savunmasını güçlendirdiği ama sanıkların savunma hakkının görmezden gelindiği günleri işaret ediyor ne yazık ki.

Not: Bir sonraki NATO zirvesi Arnavutluk’ta. Tanrı Arnavutları korusun.