Neoliberalizmden neomerkantilizme: Dönülmez akşamın ufkunda kalakalmak

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF) tek kutuplu neoliberal dünya düzeninin resmî halkla ilişkiler ajansı gibi bir şeydir. Davos'taki zirveler de belli güncel temalar üzerinden küresel iş dünyasının geleceği üzerine bir istişare platformudur sonuç itibarıyla... Ve bu zirvelerde, bazı konuşmacılar eğip bükmeden sorunları masaya yatırır. İnsanlığın hayrı için değil tabii ki, uluslarötesi sermayenin çıkarlarını korumak için, gerçekleri açık açık konuşmak zorunda olduklarından... Bu toplantıları yakından izlemek, küresel ekonomi ve siyasetle igilenenlere önemli ipuçları da verir. Gerçi bu kez biraz seri günah çıkarma seansı gibi bir şeyler oldu ama o kadar çok birikmiş yapısal sorun var ki, hırsızlar ve dolandırıcılar bile günah çıkarma gereksinimi hissetmiş olsa gerek!

SİSTEMİN KİRLİ ÇAMAŞIRLARINI KİRLETENLER ORTAYA SERİYOR
Bunlardan biri, yıllardır benzer uyarıları tekrarlayan, dünyanın önde gelen varlık yönetimi şirketlerinden Bridgewater'ın kurucusu Ray Dalio. Dalio, Davos’ta Fortune’a yaptığı açıklamada, 500 yılda belli başlı imparatorluklarda rezerv paraların yükselişini ve inişini inceledikten sonra, aynı döngülerin 'film gibi' tekrarladığını saptadığını bir kez daha tekrarlamış. Dalio’ya göre, para ve borç, iç politika, dünya düzeni, doğa ve teknolojiden oluşan beş spesifik gücün birbiriyle etkileşimi gidişatı belirliyor. Borç gelirden daha hızlı büyüdüğünde, hükûmetler borç krizleri ya da para basma seçenekleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyorlar ve bu da mevcut para düzenini aşındırıyor. Bu durumda, servet ve değerler arasındaki fark büyüdüğünde ve demokratik kurumlara olan inanç sarsıldığında, ülke içinde siyasî kaoslar ortaya çıkıyor. Bunu diyen, finans piyasalarının kurtlarından biri!

Bir siyasî figürün, hele ki G7 üyesi bir ülkenin başbakanının ağzından benzer itiraflar duymak da oldukça manidâr. Kanada Başbakanı Mark Carney, "...Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız... Entegrasyonun bizzat kendisi boyun eğdirilmenizin kaynağı haline gelmişken, 'entegrasyon yoluyla karşılıklı fayda' yalanı içinde yaşamaya devam edemezsiniz" sözleriyle, son nesil kapitalizmin iflasını özetlemiş, ardından da bu konuşmasından pişman olup lafı çevirmeye çalışmış Carney. Herhalde sermaye çevrelerinden bir zılgıt yemiş!

BLACKROCK CEO'SU KAPİTALİZMİ BÖYLE SERT ELEŞTİRİYORSA!..
Bu açıklamalar çok çarpıcı... Bence en önemli açıklama başka birinden geliyor. 11 trilyon doların üzerinde bir varlığı yöneten BlackRock'ın CEO'su Larry Fink'ten... Uzun uzun Fink'in durum analizini aktarmayacağım, ancak çözüm önerisi manidar. "Burada, Davos’ta toplanmış bir grup elit, herkesin dünyasını şekillendirmeye çalışıyor. Ama esas darbeyi yiyecek olan halkın bu masada sandalyesi bile yok. Sistemin tamamen çökmemesi için tek bir yol var: Halkı büyümenin kurbanı veya sadece izleyicisi olmaktan çıkarıp, bu yeni zenginliğin ortağı haline getirmek zorundayız. Aksi halde, adaletsizliğin yarattığı öfke tüm dünyayı saracak" diyor.
Larry Fink'in bir anda ABD'deki demoratik sosyalizm esintisinden etkilenmiş ya da bunca yıl sonra sosyal demokrasinin fikir babası Karl Kautsky'yi yeniden keşfetmiş olması söz konusu olmadığına göre, nedir bu küresel sermayenin sözcülerinin kalbini hoplatan panik?

DEVRAN DÖNÜYOR MU?
Aslına bakarsanız, ilk ipucunu Ray Dalio veriyor. Sorunun kökenlerinden biri döngüsellik, yani tarihsel yinelemelerin önemli bir etkisi var. İmparatorluklar doğar, egemen olur, bir sistemi dayatır, sistem bir süre yürür, sonra teklemeye başlar ve çöker! Roma İmparatorluğu için de geçerlidir bu, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu için de, Büyük Britanya için de... Sebepleri salt ekonomik değildir, ancak siyasî ve askerî etmenler büyük rol oynasa da son sözü ekonomi söyler. Kabaca, dünya ekonomisinin dolardan arındırılma sürecinin başında olduğumuz bugünlerde, 'Pax Americana' için de geri sayım başlamış görünüyor. Dalio'nun sözleri bunu işaret ediyor. Donald Trump yönetiminde ABD'nin 'savaş lordu' üniformasını giymesinin sebebi de bu. Sonuçta Trump ekranlarda boy göstermesi gereken bir 'soytarı mareşal', sistemin efendilerinin sahneye çıkması doğru olmayacağından bu görev ona düşüyor.
Ancak, meseleyi salt ABD'nin efendisi olduğu bir tek kutuplu dünyanın sonu üzerinden okumaya kalkmak da doğru değil. Bu sistem; 26.5 milyon nüfuslu, otarşik bir ekonomiye sahip Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve 800 bin insanın yaşadığı Bhutan gibi kendi isteğiyle uhrevî izolasyonu tercih etmiş bir ülkenin haricinde kalan milyarlarca insanın gündelik yaşamını her an etkileyen sorunlar yumağıyla, enfarktüs geçirme riski taşıyor.

BORÇLANSAN DA OLMUYOR BORÇU TEMİZLEMEYE KALKSAN DA!

İşte sistemin başındaki en büyük belalardan biri... Küresel borç hacmi, öylesine bir noktada ki, birkaç kuşağın altından kalkması bile mümkün değil. 2025'in son çeyreği itibarıyla bu borç miktarı 346 trilyon doları aşmıştı. Sadece dört ay sonrasında, yani bugünlerde 350 trilyon doları geçmiş olması çok muhtemel. Bu borcun önemli bir kısmını ise kamu borçlanması oluşturuyor. Kamu borçlarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranına baktığınızda, ilk sıraları ABD ve gelişen ekonomilerin aldığını görüyorsunuz. Tabii ki bir istisna olarak, gelişen ekonomiler kategorisinde yer alan Çin Halk Cumhuriyeti var; ABD'nin ardından ikinci sırada geliyor. Şu sıralar Trump'ın kabûsu ABD'nin 38 trilyon dolarlık borcunu eritmek. Küresel ekonomide ve siyasette ne olup bitiyorsa biraz da işte bununla bağlantılı... Şunu rahatlıkla söylemek mümkün, bu yıl ve bundan sonraki yıllar bir 'zayıf dolar' dönemi yaşayacağız. Washington'ın doları ucuzlatarak borçları eritme taktiği geçerli olacak.
Ancak, bu taktik riskli bir taktik... Hem küresel enflasyonu alevlendirebilir hem de sadece ABD tahvil piyasalarında değil, küresel tahvil piyasalarında çok ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu arada hemen hemen her ülke, kamusal borç stokunu artırmak zorunda, özellikle de bir silahlanma çılgınlığına girmiş olan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri... Yani borç eritmek isterken, bir de bakmışlar ki daha da büyük bir borç batağına gömülmüşler.

SİSTEM KRİZLERİNİ ÇÖZMEK YERİNE ÖTELEMENİN FATURASI AĞIRLAŞIYOR

Peki niye? Birazcık filmi geriye saralım... 17 yıl öncesine gidelim, 2008'deki patlayan mortgage krizine... O kriz geliyorum diye bas bas bağırıyordu. Finans piyasaları tam bir çöplüge dönmüştü. Türev piyasalar denen, kimsenin ne olduğunu bile tam olarak bilmediği bir dalaverenin sonucunda, devasa bir finansal balon patladı. Trilyonlarca dolar uçtu, dev finans şirketleri çöktü. 'Batamayacak kadar büyükler'i ayakta tutabilmek için başta ABD olmak üzere, devletler trilyonlarca dolarlık kurtarma paketleri hazırlandı. Bu kurtarma paketleri kamu borçlanmasını şişirdi. Peki bu toksik finansal enstrümanlar piyasadan temizlendi mi? Hayır! Adları değişti sadece ve şu anda tam hesaplanması mümkün olmasa da bu tezgâhüstü piyasaların hacminin 600 trilyon dolar ila 1 katrilyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Yani küresel finans sistemi patlaması muhtemel bir kalderanın üstündeki gökdelen ormanını andırıyor!

DOLARIN ÖDEME SİSTEMLERİNDEKİ PAYI HAK ETTİĞİNİN ÇOK ÜZERİNDE
Aslına bakarsanız, sadece bu ikisi yeter de artar bile, ancak küresel ticaret, küresel ödeme sistemleri ve finansal işlemlerdeki dolar egemenliği de başka bir mesele olarak duruyor. Üretim hacmiyle ödemeler sistemi ve finansal işlemlerde kullanılan referans para birimlerinin payları arasında irrasyonel bir durum var. ABD Dolarının payı, ekonomik gerçekliklerle hiç uyuşmuyor. Halihazırda son beş yıldır sürekli payı gerilese de doların payı yüzde 59'larda, bu oranın yüzde 40'lara inmesi gerek ki, ekonomik kriterlere göre rasyonel bir noktaya gelinsin. Şu anda Trump'ın bir diğer kabûsu da işte bu!

SİSTEM İÇİNDE ÇÖZÜM İÇİN ÇOK GEÇ KALINMIŞ OLABİLİR

Ancak, para dediğiniz de bir borçlanma senedinden farklı bir şey değil. Ve sadece banknot basarak paradan para kazanmanın yolu 'referans para'yla mümkün. ABD bu hegemonyasını kaybettiği anda, 'Pax Americana' da çökmüş demektir. Bunu kovboyculuk oynayarak çözemeyeceklerinin farkındalar, ancak doları olabildiğince tahtında tutmak için başka bir şansları olmadığını da biliyorlar.
Bu son nesli kapitalizm çöküyor. Şimdilik yerine koyacak bir sistem bulunmuş değil. Aslına bakarsanız, alıntı yaptığım üç isim de bu sancıyı dile getiriyor. Bu finans odaklı, üretimden uzaklaşmış yoz sistem dönülmez akşamın ufkunda ve vaktin çok geç olduğu belli de, göndoğumu olabilecek mi ya da göndoğumuna kadar zifirî karanlık yıllar mı bizi bekler, işte henüz onu bilen kimse yok!