Anadolu Adliyesi önünde bir anne hem kendisi hem de üç yaşındaki çocuğu için adalet mücadelesi veriyor. Anne, 2017 yılında bir vakıfın yöneticisi tarafından tecavüze uğradı, ardından aile ve çevre baskısıyla aynı kişiyle evlendirildi. Bu evlilikten dünyaya gelen kız çocuğu da 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldı.
Çocuğunun davranışlarından şüphelenen anne, kızını doktora götürdü; uzman hekim istismar şüphesi tespit ederek durumu adli makamlara bildirdi. Savcılık tutuklama talep etti ancak mahkeme şüpheliyi adli kontrolle serbest bıraktı; kısa süre sonra bu tedbirler de kaldırıldı. Dosya bir dönem “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla kapatıldı, itirazlar üzerine yaklaşık bir yıl sonra yeniden dava açıldı.
Anne, süreç boyunca baskı gördüğünü, çocuğu üzerinden tehdit edildiğini ve kendisini güvende hissetmediğini ifade ediyor. Tek talebi, çocuğunun korunması ve adaletin sağlanması.
CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka ve Parti Meclisi Üyesi Baran Seyhan İstanbul Anadolu Adliyesi önünde adalet nöbeti tutan anne ile görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede Nazlıaka şunları söyledi:
“Hak arayış mücadelesinde olan bir annenin yanındayız. Bu anne 13 Ocak'tan beri bu soğuk havada, bu yağmurun altında nöbet tutuyor. Tek bir talebi var. Kendisini hayatı zaten cehenneme dönmüş, yaşamı boyunca inanılmaz bir hak ihlaline uğramış. Şimdi 3 yaşından itibaren istismara uğrayan evladının hak mücadelesi için burada, bu adliyede nöbet tutuyor.
Buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a seslenmek istiyorum. Kendisi sanki Bakanlık etkin bir şekilde süreci yürütüyor gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Oysaki kamuoyu baskısı sonrasında, yine “mış” gibi yapıyor. Kovuşturma süreci boyunca karşılaşılan tüm hukuksuz ve keyfi uygulamalara karşı mücadele Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği tarafından yürütülmüştür. Şikayetler, itirazalar ve savunmalar derneğin avukatları tarafından hazırlanmış ve takip edilmiştir. Bakanlık sürece iddia ettiği gibi dahil olsaydı, mağdur çocuk hukuka ve usule aykırı bir yargılama sürecinden geçirilerek yeniden travmatize edilmezdi. Anne Adalet Sarayı’nın önünde nöbet tutmak zorunda kalmazdı. Ölüm tehditlerine rağmen bu kadar savunmasız bırakılmazdı.
Bir anne korunamıyor, bir çocuk korunamıyor ve ne yazık ki Sayın Bakan, algı operasyonu peşinde. Başkalarına çamur atacağınıza lütfen kendi işinizi iyi yapın ve bu annenin sesini duyun. Annenin evladı için hak arayış mücadelesini görün ve bir kez de halkın yanında olun.
Ayrıca buradan Adalet Bakanına da sesleniyorum: Geç gelen adalet, adalet değildir. İçişleri Bakanına da sesleniyorum. Bir kadın tehdit görüyorum diyor.
Eğer öldürülürsem intihar etti derlerse inanmayın diyor. Daha ne yapmak gerekiyor bu kadını korumak için? Niçin kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz?
Adliye önünde adalet arayan anne ise şunları söyledi:
Bunu bizi yapan sapkının farklı suçlardan da kaydı var. Defalarca soruşturulmasına rağmen yine serbest kaldı. Dosyaların hep üzeri kapatıldı. Dosyalara müdahale edildiğini kendileri bana söylediler: “Bizim hâkim, avukat kardeşlerimiz çok. İstediğin yere git, hiçbir şey olmaz” dediler. Elimde ses kayıtları da var.
Geçmişte sesimi duyurmaya çalıştığımda görüntülerim bile mahkeme kararıyla sildirildi. Programları satın alan, susturan insanlar bunlar. Kamuoyu destek oldu ama sesimi kesmek için programlar yayından kaldırıldı. Kaldırılmayanlar ise para teklifleriyle susturuldu. O paralarla umre ziyaretleri yapıldı. Bunlara hakkımı helal etmiyorum. Fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek kolay oldu. Bugün hayatta kimsem yok. Annem, babam, kimse yok yanımda. Tek başıma mücadele ediyorum.
Bu faili kim koruyor? Neden hâlâ dışarıda? Biz öldükten sonra ben adaletin sağlanmasını istemiyorum. Çünkü ben 5 Mayıs'a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Güvenliğimden endişe ediyorum.
Bu karanlık yapı böyle iftiralarla kadınları, çocukları hayattan koparıyorlar. Amaçları da şu an benim kendi intiharımı sağlamak. Çünkü bu aşamada bana bir zarar verirlerse kendileri yargılanacak. Bana zarar da verebilirler, üzeri intiharla örtülebilir.
Kamuoyuna sesleniyorum. Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Zaten öyle bir durum olsaydı bugün burada adalet arayışı içerisinde olmazdım. Başıma bir şey gelirse üzerinin intihar süsüyle örtülmemesini, bunun peşine düşülmesini istiyorum. Ben soruyorum bu kadar doktor görüşü varken, ben anne olarak bu kadar mücadele ediyorken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Neden yanımda olması gereken kişiler benim karşımda duruyor? Benim karşımda durmanız gerekmiyor. Size karşı olan bu yapıya karşı durmanız gerekiyor. Ama biz fakir olduğumuz için, kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek çok daha kolay.




